Üreticiler, verimli bir sezon geçirmek için son hazırlıklarını yavaş yavaş tamamlıyor.
Trabzon Ticaret Borsası (TTB) Yönetim Kurulu Başkanı Eyyüp Ergan, AA muhabirine, hasada kısa bir süre kala bahçelerde fındık altı temizliklerinin yapıldığını söyledi.
Fındık altı otu temizliğinin önemli olduğunu belirten Ergan, “Fındık toplandığı zaman, yere düşen fındıkların kaybolmaması, çürümemesi için bu temizliklerin yapılması gerekiyor.” dedi.
Ergan, fındıktaki verim ve kaliteyi artıracak diğer işlemlerin tamamlandığını, bundan sonra fındığı toplamaya yönelik çalışmaların başlayacağını ifade etti.
“ÜRETİCİLERİMİZE FINDIĞI DÖKÜLDÜKTEN SONRA YERDEN TOPLAMALARINI TAVSİYE EDİYORUZ”
Fındığın yerden toplanmasının önemine işaret eden Ergan, şunları kaydetti:
“Yıllardır söylüyoruz, ‘Fındığı alttan toplayalım” diye. Yani fındık dökülsün, öyle toplayalım. Fındığı erken toplamak randımana zarar veriyor. Yani 50 randıman gelecek fındık erken toplandığında 48 randıman gelebiliyor. Bu da yüzde 2’lik bir fark demektir. Onun için üreticilerimize müsait olan yerlerde, döküldükten sonra fındığı yerden toplamalarını tavsiye ediyoruz.”
Bölgede havanın fındık için uygun koşullarda geçtiğine işaret eden Ergan, “Onun için fındık dallarının güneşten, kuraklıktan yorulmadığı görülüyor. Yağmurun da güneşin de faydası var, çok orantılı hava şartları yaşadık fındık için. İnşallah önümüzdeki zamanlarda fındık toplandığında bunların faydası gözle görülecektir.” diye konuştu.
Ergan, “Üreticilerimize hayırlı bir sezon diliyorum. Sanayicilerimize de hayırlı bir sezon diliyorum çünkü bunu üreteceksin, satacaksın. Hepimiz iç içeyiz, beraberiz.” dedi.
“VERİM GEÇEN SENEYE ORANLA DAHA GÜZEL”
Yomra ilçesinin İkisu Mahallesi’ndeki fındık üreticilerinden Hacı Mehmet Boran da yaklaşık 25 dönümlük fındık bahçesinin bakımıyla ilgilendiğini söyledi.
Hasada kısa süre kaldığını dile getiren Boran, “Şu anda bahçelerimizde alt temizliği yapıyoruz. Biz geç kaldık biraz, bir an önce bu işlemlerin tamamlanması gerekiyor. Bu sene geçen seneye göre daha yüksek bir verim alacağıma inanıyorum. Şu anda gördüğümüz o. Dökülenler olmasına rağmen yine de verim inşallah bu sene iyi olacak.” dedi.
Salih Boran da verimli bir sezon geçirmek için 6 dönümlük fındık bahçelerindeki ot temizliği çalışmalarını tamamlayarak, hasada hazır olduklarını anlattı.
“FINDIKTA ERKEN HASADA BAŞLAMAYALIM”
Ordu’daki fındık üreticileri de hasat öncesi bahçelerinde ot temizliği işlerini tamamlamak için çalışıyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, üreticilerin yeni sezon öncesi gübreleme, dal budama, kireçleme, ilaçlama gibi çalışmalar yaptığını bildirdi.
Hasada kısa bir zaman kaldığını anımsatan Soydan, “Üreticilerimiz şu anda bahçelerinde dip temizleme yani yabancı otları temizleme sürecine girdiler. Fındık toplamadan önce bu bahçelerin tamamıyla temiz olması gerekir. Fındık yere düştüğü zaman bütün fındıkların görülebilmesi lazım. Bu anlamda da üreticilerimiz bu çalışmalarını yapacaklar.” ifadelerini kullandı.
Soydan, fındığın doğru zamanda toplanması gerektiğine dikkati çekerek, “Bir yıl beklediğimiz ve mücadelesini yaptığımız fındıkta erken hasada başlamayalım çünkü erken hasada girdiğimiz zaman fındıkta kalite, verim ve randıman kaybı olacak. Bu da bize ekonomik anlamda olumsuz yansımış olacak.” uyarısında bulundu.
Altınordu ilçesinde fındık üretimi yapan 60 yaşındaki Ali Özkurt da 2 ton civarında olan ürününü 3 çocuğuyla beraber toplayacağını söyledi.
Hasada yönelik bahçedeki ot biçme dışındaki tüm işlemleri yaptıklarını belirten Özkurt, fındığı toplamak için az bir zaman kaldığı için ot temizliğine de yavaş yavaş başladıklarını kaydetti.
“Don ve soğuk havalar buğdaylarda uç boşluklarına, tane boşluklarına neden oldu”
Hasat döneminde buğday rekoltesinde geçtiğimiz dönemlere göre verim kaybı olduğunu kaydeden Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, “Türkiye’nin tahıl ambarı Konya’da arpa hasadından sonra buğday hasadı da şu anda ovada devam ediyor. Hasadın yüzde 80’lik kısmı tamamlandı diyebiliriz. Havaların aşırı sıcak gitmesi, buğday hasadını da hızlandırdı. Hasadın süresinde normalde 15 günlük erkene gelme durumu var. Bu da tabii ki iklimsel kaynaklı nedenlerden dolayı oluyor. Bu yıl buğday hasadında maalesef arpadaki gibi beklediğimiz rekolteyi yakalayamayacağız gibi gözüküyor. Buğday hasadının sonucunda bu dönemlerde, buralarda çok güzel verimler aldığımız tarlalarda maalesef iklimsel kaynaklı nedenlerden dolayı verimde birtakım düşüşler gözlendi. Şu anda Konya yöresinde tabii hasat da devam ediyor ama rekolte beklentimiz 2 milyon ton civarında buğday hasadının olacağını tahmin ediyoruz. Geçen seneye oranla yüzde 5 oranında buğday ekiliş alanlarında artış vardı, biz ona oranla biraz daha rekoltemizde artış olacağını düşünüyorduk ama özellikle bahar yağışları arpadan ziyade buğdaya yaramıştı. Arkasından gelen çiçeklenme dönemindeki don ve soğuk havalar buğdaylarda uç boşluklarına, tane boşluklarına neden oldu. Bu da verimde çok ciddi anlamda düşüşe neden oldu. İnşallah bereketli bir yıl olur” dedi.
“KIRAÇ ALANLARDA 200 KİLODAN 500 KİLOYA KADAR ÜRÜN ÇIKIYOR”
Hasat sonu yeni dönem ekimi yapacak çiftçilere hatırlatmada bulunan Burak Kırkgöz, “Bu yıl da geçtiğimiz yıl gibi çiftçilerin çok erken ekimden kaçınmalarını öneriyoruz. Çünkü erken ekimlerde mahsulleri erken dönemde ekildiği zaman ciddi anlamda strese giriyor ve sulama maliyeti uzatmalarını sürekli meteorolojiden hava tahminlerini takip ederek ona göre ekilişlerini yapmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yıl da geçtiğimiz yıl gibi bir önceki yıl gibi inşallah kurak bir yıl olmaz. İnşallah bu yıl bol yağışlı, bol kar yağışlı, özellikle kar yağışı hububatlar için çok önemli, bol kar yağışlı bir periyot geçiririz. Konya yöresinde tabii kıraç alanlarımız büyük bir alan. Kıraç alanlar bunun yanında sulu alanlarımız da var. Bin metrekarede, kıraç alanlarda 200 kilodan 500 kiloya kadar, sulak alanlarda da 450 – 500 kilodan 850 kiloya kadar verim aldığımız yerler oluyor” şeklinde konuştu.
Çiftçiye sağlanan desteğin arttırılmasına dikkat çeken Kırkgöz, “Çiftçilerimiz desteklemenin biraz daha artmasını yani 75 kuruş olan arpa desteğinin 1 buçuk liraya, 1.25 lira olan buğday desteğinin 2 buçuk liralara kadar çıkmasını bekliyorlar. Tabii desteklemeler çok önemli. Girdi maliyetleri çok yüksek. Özellikle Konya Ovasında sulu tarım yapılan yerlerdeki maliyetlerin yüksek olması, verim alabilmek için çiftçilerin ekstra uyguladıkları gübre maliyetlerinin elektrik maliyetlerinin yüksek olduğu coğrafyada desteklemenin önemi çok yüksek. İnşallah önümüzdeki süreçte bu desteklemeyle ilgili yeniden bir revize etme durumu olur” diye konuştu.

“ÇİLEKTEN BU YIL 400 TON VERİM BEKLİYORUZ”
Ağrı’da başlayan çilek hasadına çiftçilerle beraber katılan Ağrı Valisi Mustafa Koç, Ağrı’nın tarım ve hayvancılık anlamında ön planda olduğunu ve çiftçiye verilen desteklerle yetişmez denilen bir çok meyve sebzemin toprakta hayat bulduğunu ifade ederek, “Yaz mevsiminin gelmesiyle beraber Serhat şehrimizde, Türkiye’nin en yüksek şehirlerinden bir tanesinde, tarım şehrinde, hayvancılık şehrinde çiftçilerimizin el emekleri, alın terlerinin karşılığını alabilecekleri hasat sezonuna başlamış bulunuyoruz. Bugün de çilek hasadındayız. Ağrı’mız bir tarım kenti. Çok güzel, verimli ovaları var. Hububat, şeker pancarı, son zamanlarda ayçiçeği, patates, fasulye, yem bitkileri gibi ürünlerde çok büyük verim ve ekim alanları olmasına karşılık bizler valilik olarak bakanlıklarımızın destekleriyle, İl Özel İdare’mizin katkılarıyla tarımla uğraşan, geçimini, tarımla elde eden çiftçilerimizin hem verimlerini arttırmak hem ürün çeşitlerini arttırmak adına değişik projeler hayata geçiriyoruz. Hem modern tarım teknikleri hem ürün verimini arttırmak bakımından geçtiğimiz günlerde sizler de şahit olduğunuz sadece çilek değil aynı zamanda meyveciliği geliştirmek adına çiftçilerimize meyve fidanları dağıttık.

Yine sebzeciliği geliştirmek adına, sebze fidanları dağıttık. Çilek yetiştiriciliği konusunda Ağrı’da yetişmesi zor deniliyor ama çiftçilerimiz bizim de desteklerimizle, bizim yaptığımız projeye sahip çıkarak hem aromasıyla hem verimiyle Ağrı’da olabileceğini hem bize, hem hemşehrilerimize, hem tüm Türkiye’ye ispat etmiş oldular. “Çileğe Dokunuş Projesi” diyoruz biz bu projemizin adına. Yaklaşık üç yıl önce Ağrı’da başlamış. 170 çiftçimize toplam 100 dekar olmak üzere yüzde 90’ı devletimiz tarafından yüzde 10’uda çiftçi katkısıyla olacak şekilde hayata geçirilmiş ve gün geçtikçe de her yıl hem ekim alanları hem ürün noktasında artarak devam ediyor. Bu yıl yine bir dekara 4 ton olmak üzere toplam 100 dekar gibi bir ekili çilek arazimiz var Ağrı’mızda. 400 ton gibi verim bekliyoruz. Piyasa şartlarındaki fiyatını dikkate aldığımız zaman buradan çiftçilerimizin 16 milyon liralık gibi bir gelir elde etmesini bekliyoruz. Bu Ağrı ölçeğinde hakikaten iyi bir rakam.

Çiftçilerimiz gerçekten son zamanlarda hem kendileri hem bizlerin yaptığı projelere sahip çıkmak, onları sahiplenmek ve geliştirmek adına hakikaten çok büyük bir gayret içerisindeler. Bizler de onların hem başta da ifade ettiğim gibi alın terlerinin emeklerinin karşılığını alabilmeleri bakımından her alanda gerek danışmanlık ücreti, gerek modern tarım yapmaları konusundaki alet, ekipman, gerek fide desteği her alanda gerek sulama olsun, onları desteklemeye devam edeceğiz. Onlar üretmeye devam etsinler. Biz onların her zaman yanlarında olacağız. Araziye çıktığımız zamanlarda da görüyoruz, gayet mutlular. Hep daha iyisini, daha fazlasını talep ediyorlar. Bizler de onların bu taleplerine karşılık vermek için bu tür projelerimizi çeşitlendirerek, arttırarak devam ettirme gayreti içerisindeyiz“ dedi.

“MEYVE YETİŞTİRİCİLİĞİNİ YAYGINLAŞTIRMAK ADINA PROJELERİMİZE DEVAM EDECEĞİZ”
Çiftçilerin “Çileğe Dokunuş Projesi” ile topraktan aldığı verimi gördükten sonra taleplerin arttığını vurgulayan Vali Koç, “Bu çilek olabilirliğini gördükten sonra talep arttı. Bunun alanlarını genişletmek açısından meyvecilik özelliklere elma, armut, vişne, kiraz gibi meyvelerin ilimizde iyi olabileceğini, iyi olduğunu daha önceki örnek bahçelerimizle gördük ve bunu yaygınlaştırmak adına bu tür projelere devam edeceğiz. Bu vesileyle ben Ağrı tüm çiftçilerimize kazasız belasız emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir hasat sezonu diliyorum” ifadelerine yer verdi.

Son zamanlarda Türkiye gündeminde yer alan anız yangınları noktasından da çiftçilerin duyarlı olması gerektiğini belirten Vali Mustafa Koç, “Ben buradan bir uyarıda bulunmak istiyorum. Yaklaşık 1 ay içerisinde hububat hasadı başlayacak. Son zamanlarda ne yazık ki anız yangınları ülkemizin gündeminde. Acı olaylar da yaşadık. Can kayıpları yaşadık. Mal kayıpları yaşadık. Allah rahmet eylesin diyorum ben ölenlere. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Benzer hadiselerin yaşanmaması adına biliyoruz ki anız yapmak toprağın ekolojik yapısını, doğanın dengesini bozan, verimini düşüren bir husus olduğu için çiftçilerimizi bu konuda duyarlı ve hassas olmaya da davet ediyoruz. Ben tekraren kendilerine kazasız, belasız, hayırlı, bereketli bir hasat sezonunu diliyorum” şeklinde konuştu.
Sürdürülebilir ve onarıcı tarımla toprak kalitesini artıracak doğru yöntemlerin uygulanması için “Toprağın sana yeter” adlı bir uygulama geliştiren Yüksek Kimya Mühendisi ve girişimci Nihal Ceren Alıcı, AA muhabirine, tarım topraklarında aşırı kimyasal gübre kullanımı ve iklim krizi nedeniyle toprak canlılığının azaldığını ve bunun da verimi olumsuz etkilediğini söyledi.
Tarım alanlarının son 20 yılda 41 milyon hektardan 38 milyon hektara gerilediğini belirten Alıcı, “Tarımın temeli toprak. Toprak bizim tanımlayabildiğimizin yanında bir de tanımlayamadığımız inanılmaz bir canlılık ve dinamizm içeriyor. Tarımı toprakta yaptığımız için de öncelikle onu tanımalıyız, derinliklerine inmeliyiz. Neye ihtiyacı var, iyi bilmeliyiz ki buna göre işleme yapalım.” dedi.
Proje fikrinin, geçmişten getirdiği öğretilerle çiftçilik yapan babasının istediği verimi elde edememesiyle ortaya çıktığını anlatan Alıcı, öncelikle Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisansa başladığını, ardından sürdürülebilir ve onarıcı tarım yöntemlerini herkese ulaştırmak için bir uygulama geliştirdiğini aktardı.

“YÜZDE 50’YE KADAR VERİM ARTIŞI SAĞLADIĞIMIZ PARSELLERİMİZ VAR”
Sistemi uygulamanın hem toprağı tanımak hem doğru gübrelemeyi doğru zamanda yapmak hem de toprak canlılığını iyileştirmek açısından önemli olduğunu vurgulayan Alıcı, “Hele ki şu zamanda iklim krizi diyoruz, toprak sağlığı bitti diyoruz ama aslında ona iyi bakarsak o da bize hızlıca cevap veriyor ve verim artışıyla bizi ödüllendiriyor.” diye konuştu.
Çiftçilerle beraber omuz omuza verimli tarım yapabilmeleri ve kaliteli ürün yetiştirebilmeleri için sahaya inip çalıştıklarını ve onlara sürdürülebilir tarım için yol haritaları sunduklarını dile getiren Alıcı, uygulama sonrası elde ettikleri sonuçlar hakkında şu bilgileri paylaştı:
“Ankara’da biz bunu 3-4 senedir uyguluyoruz. Kimyasal gübrede yüzde 50’ye varan azalma var çünkü biz sadece gübreleme takviminde önerdiğimiz kimyasal gübreyi değil yanında kompost, vermikompost, mikrobiyal, organik ve organomineral gübreyi de öneriyoruz. Bunlarla beraber uygulandığı zaman yüzde 50’ye kadar verim artışı sağladığımız parsellerimiz var. Verim artışı bir getiri sağlarken kimyasal gübrenin azalması hem girdi maliyetini düşürüyor hem de toprak daha iyi bir duruma geçiyor.”

“YAĞIŞA VE METEOROLOJİK VERİLERE GÖRE GÜBRELEME HARİTASI SUNUYORUZ”
Halihazırda uygulamanın yeni aktiflendiğini ve bu nedenle veri seti toplama aşamasında olduklarını anlatan Alıcı, birebir sahaya inip yaptıkları denemelerin biyolojik, fiziksel ve kimyasal analizlerini ve tarladaki ürünlerden aylık düzenli olarak çektikleri görüntüleri uygulamaya yükleyerek yapay zekanın öğrenmesi üzerinde çalıştığını kaydetti.
Alıcı, “İlerleyen zamanlarda datalarımız çoğaldıkça ve kullanıcı sayımız arttıkça yapay zeka destekli olarak bütün bu bilgiler işlenecek ve artık bir süre sonra yapay zeka onlara ‘Senin tarlanda görünüşe göre bu sene böyle bir gübreleme yapman gerekiyor’, ‘Hasat zamanı şu gibi gözüküyor’ diyecek. Bu, onlara sonraki üretim sezonu için bir programlama çözümü oluşturacak.” ifadelerini kullandı.
Uygulamanın, yabani ot ve hastalıklarla mücadele için önerilerden, ürünün ne zaman hasat edileceğine kadar tüm aşamaların takibini sağladığını bildiren Alıcı, uygulamanın nasıl kullanıldığını şöyle anlattı:
“(Çiftçi) kendi bilgileriyle arayüze giriş yapıyor. Daha sonra buraya verilerini giriyor. ‘Benim şu ada, şu parselde, şu kadar büyüklüğünde tarlam var. Ben bu uygulamayı kullanmak istiyorum.’ dedikten sonra gireceği ada ve parsellerden, kullanacağı tarlalardan toprak örnekleri alıp uygulamasına analiz sonuçlarını yüklüyoruz. O sezonda ne ekeceksiniz, örneğin; 2024 sezonunda ben buraya buğday ekeceğim. Ona göre toprak analizlerini karşılaştırıp buğdayın isteklerine göre, yetiştirildiği ortama göre her yörede farklı istekleri ve farklı gübreleme ihtiyacı var. Biz de toprak analizi ve meteorolojik verilere göre bir gübreleme haritası sunuyoruz.”

“DEKARDA 160-180 KİLOGRAM ALDIKLARI ZAMAN BİZ 230’UN ÜZERİNDE BİR VERİM ALDIK”
Nihal Ceren Alıcı’nın babası Ömer Alıcı, emekli olduktan sonra elindeki toprağı değerlendirmek için çiftçiliğe başladığını fakat ne yaparsa yapsın istediği verimi alamadığını ve kızıyla buna bir çözüm arayışına girerek onarıcı ve sürdürülebilir tarım yöntemleri içeren bir sistem üzerinde birlikte çalışmaya başladıklarını söyledi.
Öncelikle bir deneme alanı kurup ardından o deneme alanına arpa ektiklerini anlatan Alıcı, bu alanlarda farklı şekillerde gübre uygulaması yaptıklarını, bunun sonucunda her alanda her başağın içindeki taneleri tek tek sayarak, başağın uzunluğunu, bitkinin boyunu ve sap kalınlığını, bir metrekarede ne kadar bitkinin oluştuğunu analiz ettikten sonra “Toprağın sana yeter” ekibi tarafından önerilen uygulamaları yaptığını aktardı.
Alıcı, uygulamadan elde ettiği fayda hakkında şunları söyledi:
“Bundan 2-3 yıl önce bölgemizde yüzde 35-40’lara varan bir kuraklık vardı. Kabaca söylüyorum; normalde organik gübre veya vermikompost uygulamasını tarlasında yapmayan çiftçilerimiz o dönemde dekarda 160 ila 180 kilogram ürün aldıkları zaman biz 230 kilogramın üzerinde bir verim aldık. Geçen yıl da şöyle oldu; aynı komşu tarlalarda beraber ekip biçtiğimiz arkadaşlarımız var. Her şeyimiz aynı, beraber, ortak çalışıyoruz, sadece o vermikompost uygulaması yapmadı. O, dekardan 350 kilogram falan alırken biz 500 kilogram aldık.” dedi.

Tüm çiftçilere uygulamayı kullanmaları tavsiyesinde bulunan Alıcı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yabani ot mücadelesi yapmaya başladığımızda satıcılara gidiyor, ‘Bize bir ot ilacı verin.’ diyorduk, veriyorlardı. ‘Ne kadar atacağız?’ diye soruyorduk, ‘Bir kapak.’ diyorlardı. Bu kadar basit olmaması lazım bunun. Neden kullanmamız gerektiğini bilmem anlatabildim mi? Bir kapak değil yani. Belki de kapağın onda biri kadar. İşte o zehirler hep bize geri dönüyordu. Birincisi bunun için, ikincisi az girdili, çok kazançlı ürün elde etmek istiyorlarsa bütün çiftçilerimizin bunu kullanması lazım.”
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), 28 Eylül 2023’te yürürlüğe aldığı yönetmelikle, katılımcıların acil nakit ihtiyacı durumunda BES sözleşmelerini sonlandırmadan hesaplarındaki birikimlerini devlet katkısı hariç şekilde bankalara devrederek kredi kullanmasının önünü açtı.
SEDDK 2. Başkanı Mehmet Verim, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ilk olarak Ocak 2022’de duyurulan ve 28 Eylül 2023’te işleme ilişkin usul ve esasları belirlenen uygulamanın haziran ayı itibarıyla hayata geçtiğini söyledi.
Verim, “BES’te birikimi bulunan katılımcılar, bankalardan kullanacakları krediler için ilgili BES hesaplarındaki birikimlerini kredi süresiyle sınırlı olmak üzere bankaya devredip finansmana daha rahat erişim sağlayabilecek.” dedi.
Sürecin nasıl işleyeceğine ve katkılarına ilişkin açıklamalarda bulunan verim, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bankalar, Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) tarafından geliştirilen merkezi bilgi sistemi aracılığıyla kredi kullanacak katılımcıların BES birikimlerine dair gerekli sorgulamaları yapabilecek. Alacağın devri sözleşmesinin onaylanması halinde bankalar, çekilen kredinin yüzde 20 fazlasına kadar tutarı, örneğin 100 milyar liralık kredi için 120 milyar lirayı teminat olarak isteyecek. Bu tutar kredi yükümlülükleri tamamlanana kadar Kurumumuz tarafından belirlenen ve bankaların seçeceği emeklilik yatırım fonuna (temlik fonu) devredilecek.”
“TEMİNAT OLARAK TUTULACAK BİRİKİMLER TEMLİK FONUNDA DEĞERLENDİRİLECEK”
Mehmet Verim, bankaların kredi borcu ödenmemesi ihtimaline karşı teminat olarak tutacağı birikimin temlik fonunda değerlenmeye devam edeceğini, hesapta kalan tutarın ise sonradan sisteme önedecek katkı payı tutarları ile birlikte katılımcının tercihine göre yatırıma yönlendirileceğini söyledi.
Alacağını bankaya devreden katılımcının devir sözleşmesi tamamlanana kadar birikimlerini başka şirketlere aktaramayacağına dikkati çeken Verim, şunları kaydetti:
“Kredi borcu ödendiğinde alacağın devri sözleşmesi sona erecek ve temlik fonunda yer alan tutarlar bu fondan çıkıp yine katılımcının tercih ettiği fonlara yönlendirilecek. Kredi borcu ödenmediğinde ise banka blokeli şekilde temlik fonunda değerlenen payların satışını talep ediyor. Satılan fon paylarından elde edilen tutarla banka alacağını alıyor, kalan tutar olursa yine katılımcının BES hesabına aktarılıyor”
“ALACAĞIN DEVRİ İÇİN 4 AYRI FON BELİRLENDİ”
SEDDK 2. Başkanı Verim, alacağın devri fonlarını kurmak için, alınan karara uygun olarak teklifte bulunan “Anadolu Hayat ve Emeklilik” ile “Türkiye Hayat ve Emeklilik” şirketlerini yetkilendirdiklerini söyledi.
Verim, “Alacağın devri için faizli ve faizsiz olmak üzere 4 ayrı fon belirlendi. Her iki şirket faizli ve faizsiz fon seçeneği sunacak. Anadolu Hayat ve Emeklilik şirketinin faizli fonu ile Türkiye Hayat ve Emeklilik şirketinin faizsiz fonu devreye alındı. Hacmin artacağı öngörüldüğü için kalan fonlar 1 Ocak 2025’te kullanıma açılacak.” şeklinde konuştu.
KISMEN ÖDEME UYGULAMASI
Mehmet Verim, eğitim, doğal afet, evlilik ve konut alımı gibi durumlarda BES’ten çıkmadan ve sahip olunan haklardan vazgeçmeden hesaplarda biriken tutarların, devlet katkısı dahil, yüzde 50’sini alabilme hakkı sağlayan Kısmen Ödeme Uygulaması’nın da 1 Temmuz’da devreye alınacağını hatırlattı.
EGM ve emeklilik şirketlerinin entegrasyon süreçlerinin tamamlandığını dile getiren Verim, test süreçlerinin başarılı geçtiğini anlattı.
Verim, doğal afet, evlilik ve ev alacakların kısmen ödeme esaslarının belirlendiğini kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Eğitim halini düzenleyen maddeleri sektörün talebi doğrultusunda revize edeceğiz. 18 yaş altı katılımcılar sisteme 2 yıl önce dahil olmaya başladı. Kısmen ödeme uygulamasında 5 yıl şartı arandığı için bu alanda henüz bir başvuru oluşmayacak. Kısmen ödeme alanındaki çekişlerin havuzu yüzde 1 etkileyeceğini öngörüyoruz. Hem kısmen ödeme hem de alacağın devri uygulamalarıyla BES’e olan talep daha da artacaktır.”

Kanola ve buğday gelişimindeki olumsuzlukların yağışlarla ortadan kalktığını belirten Başer, “Buğdayın gelişimi gerçekten iyi gidiyor. Sadece son yağışlarda sık ekilen yerlerde ve rüzgarın fazla alındığı arazilerde buğdayda yatma problemi var. Orada üreticilerimiz dikkat etsin. Çok büyük bir sorun değil, buğday kendini toparlayacaktır. Şu anda buğday gelişiminde önemli bir sorun gözükmüyor, oldukça iyi gidiyor. Bu sene çıkış yapan kanolalarımızın gelişimi özellikle son yağmurlardan sonra oldukça iyi. Bundan sonra da çok büyük bir risk oluşacağını sanmıyorum.” diye konuştu.

Başer, bundan sonraki süreçte üreticilere arazilerini sık sık kontrol etmeleri tavsiyesinde bulundu.
Trakya’da geçen senelere kıyasla bu yıl daha yüksek verim elde edileceğini dile getiren Başer, “Geçen yıla kıyasla hem buğday hem kanolada ortalama verimin üstünde olacak hatta ben bazı alanlarda rekor verimler bekliyorum. Verimimiz geçen yılın üstünde olacak.” dedi.

“ÇİFTÇİ YAĞIŞA SEVİNİR”
Tekirdağ Ziraat Odası Başkanı İmdat Saygı da bu yıl ekili arazilerin güzel yağış aldığını ifade etti.
Kanola ve buğday gelişiminin son derece güzel olduğunu anlatan Saygı, üreticilerin yüzünün son yağışlarla güldüğünü belirtti.
Saygı, “Şu an kanola, buğday, arpa gibi bitkilerin hepsi yağışlardan nasibini aldı. Nisan yağmurları üreticiler için çok önemli. Bu yağışlarla bitki taneyi besleyecek ve verimlerde artış olacak. Çiftçinin zaten olmazsa olmazı yağış. Yağış olduğu zaman çiftçi her zaman mutlu olur. Şu anda bir sıkıntı gözükmüyor.” diye konuştu.

“UZUN ZAMANDIR BÖYLE GÜZEL YAĞIŞLARI BEKLEMİYORDUK”
Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı ise buğday ve kanolanın gelişimine katkı sağlayacak güzel yağışlar olduğunu söyledi.
Kurak geçen kışın ardından üreticilerin endişe yaşadığını belirten Arabacı, son yağışların yüzleri güldürdüğünü dile getirdi.
Yağmurun zamanında geldiğini belirten Arabacı, “Uzun zamandır böyle güzel yağışları bekliyorduk. Yağışlar başak dönemindeki buğdayın gelişimi açısından son derece faydalı oldu. Aynı zamanda çiçek açan kanolaya da büyük katkısı olacak. Kuraklık stresi azalmış oldu. Bu yağışlar inşallah verimi artıracaktır. Üreticilerimize bol ve bereketli bir tarım sezonu diliyorum.” diye konuştu.

“YAĞIŞLAR EKİLİ ALANLARIMIZA ÇOK İYİ GELDİ”
Kırklareli Ziraat Odası Başkanı Ekrem Şaylan da son yağışların özellikle buğday, ayçiçeği, mısır ve kanola gibi ekili alanlara katkı sağladığını belirtti.
Bahar yağışlarıyla çiftçinin rahat bir nefes aldığını söyleyen Şaylan, “Allah’a şükür yağış zamanında geldi. Buğday ve kanola gelişim döneminde ayçiçeği ise topraktan çıkmaya çalışıyor. Bu yağışlar ekili alanlarımıza çok iyi geldi.” ifadelerini kullandı.

ÜRETİCİLER UMUTLU
Tekirdağlı kanola üreticisi Salih Can Dinçer de son yağışlarla verim kaybı korkusundan kurtulduklarını ifade etti.
Son yağışlarla derin nefes aldıklarını belirten Dinçer, geçen seneye göre daha fazla verim beklediklerini dile getirdi.

Kırklarelili buğday üreticisi Tuncay Özalatur ise bu yıl buğdayda kalite ve verimde artış beklediklerini söyledi.
Kasım ayında buğday ekimini gerçekleştirdiklerini anımsatan Özalatur, yağışların etkisiyle çimlenme sürecinin güzel olduğunu belirtti.
Haziran sonlarında hasadın gerçekleşeceğini ifade eden Özalatur, “Geçen yıla göre bu yıl daha fazla verim alacağımızı ümit ediyoruz. İlk çıkış ve çimlenme çok güzel olmuştu.” diye konuştu.

Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı ve Bitki Islahı Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yalçın Kaya, “Ayçiçeği, şu anda ekim nöbetinde. Şu anda ekim zamanı başladı. Artık geçen seneki yediğimiz kurağı da dikkate almamız gerekiyor. Çünkü geçen yıl hem buğdayda çok düşük verim elde ettik hem ayçiçeğinde çok düşük verim vardı. Belki 35-40 yılın en düşük verimleri elde edildi, 70-80 kilo alan yerler vardı.
Bu anlamda üretici çok büyük sıkıntı yaşadı. Burada en büyük faktörlerden bir tanesi, kış yağışlarının yeteri kadar olmaması, topraktaki suyun azalması. Ama bu sene ayçiçeği sezonuna en azından bu anlamda umutlu giriyoruz. Çünkü yeteri kadar kış yağışları yağdı. Bu noktada da en önemli şeylerden bir tanesi, şu anda bayrama kadar bir yağış göstermiyor” dedi.
‘YÜZDE 80-90 ÇOK SICAK OLACAĞINI BİLİYORUZ’
Prof. Dr. Kaya, “Geçen sene aşırı sıcaklar, bitkinin danesini tamamen kuruttu. Çok cılız taneler ve yağ oranlarının da olduğu bir sezon geçirdik. Onun o sıcak periyoda gelmemesi için bizim mümkün mertebe erken ekmemiz lazım. Aslında geçen sene bu çok büyük tecrübe edildi. Edirne’de geçen sene mart ayında ekenler, 200 küsur külahlar aldı. Nisan ve mayıs ayında ekenler 50, 60, 80 kilolarda aldı.
Bu durum, bu açıdan bize güzel bir tecrübe verdi. Mümkün olan, tarlaya girebildiğimiz en erken zamanda ayçiçeğini ekmeliyiz. Şu anda, bayrama kadar 1 hafta, 10 günlük bir hava var. Çiftçilere özellikle tavsiyem; bir an önce tarlalarını hazırlasınlar, bir an önce ekimlerini yapsınlar ki süt alım devresi o sıcak döneme denk gelmesin.
Son zamanlarda iklimler de değişti. Ne zaman yağmur yağacağı, ne zaman sıcak olacağı açıkçası geçtiğimiz yılların tecrübelerine nazaran bir şey söyleyemiyoruz. Ama en azından temmuz ve ağustos ayında yüzde 80-90 çok sıcak olacağını biliyoruz” diye konuştu.
‘TOPRAK TAVI’ VE ‘KÖSE HASTALIĞI’ UYARISI
Prof. Dr. Kaya, “Şu anda tarlalar da yavaş yavaş hazır hale, tava gelmek üzere. Ekerken dikkat edecekleri en önemli şeylerden bir tanesi de çok fazla tavı kaçırmasınlar. Dediğimiz gibi bazen mildiyö ve benzeri problemler havalar soğuk geçtiği zaman olabiliyor. Mildiyö dediğimiz köse hastalığı, ayçiçeğinin en büyük problemlerinden.
O yüzden eğer imkanları varsa, biliyorlarsa da mümkün mertebe mildiyönün yeni ırklarına dayanıklı çeşitleri eksinler. Erken ekimin iki tane problemi var açıkçası. İkincisi de yabancı ot problemi. Yabancı ot problemini ekim sonrası atılan iki tür herbisitle şu anda çözüyoruz. Bu anlamda orada sıkıntı yok. Bu yüzden tek problem, mildiyö ile ilgili. Burada yeni ilaçlar da çıktı. Firmalarına sorsunlar; bunlar gerçekten o yeni ilaçlarla ilaçlanmış mı? Ona dikkat etsinler. Onun haricinde mümkün mertebe, en erken zamanda en azından bayrama kadar eksinler diye söyleyebiliriz” dedi.
‘İYİ BİR SEZON OLACAK, UMUTLUYUZ’
Edirne merkeze bağlı Büyükismailçe köyünde üreticilik yapan Mehmet Üner, “Yeni sezondan beklentimiz, verim. İyi bir yıl geçmesini diliyoruz. Şu anda tav yerinde, toprak hazırlığı güzel oldu, otla mücadelemizi yaptık, ilacımızı attık. Hayırlısıyla iyi bir sezon olacak, umutluyuz. Dönemsel olarak kış ayında yağışlarımızı aldık ama toplamda yine biraz eksiğiz. İnşallah nisan ayıyla birlikte düşecek yağmurlarla umudumuz daha da artacak.
Çünkü yağışın olduğu yerde, her zaman verim artar. Doğal olarak önemli olan yağışları bekleyeceğiz artık” diye konuştu. Değirmenyeni köyü çiftçilerinden Kani Güner de tarlalarını hazırlayıp, ekimlerini yaptıklarını belirterek, “Elimizden geleni yapıyoruz. Hava da yağışlı giderse, emeklerimizin karşılığını alacağız. Bu yıl da biraz yağış aldık ama artık ekimden sonra iyi bir yağış bekliyoruz. Geçen sene biraz verim düşüklüğü olmuştu” dedi.
Bu kapsamda en iyi lityum bataryalardan 3 kata kadar daha yüksek enerji yoğunluğu sunan, tamamen sessiz çalışan ve yüzde 50 verimle elektrik enerjisi elde edilebilen hidrojen yakıt pilleri geliştirildi.
Geliştirilen düzlemsel katı oksit yakıt pillerinin performansı, elektrolit-elektrot ara yüzeyleri artırılarak yaklaşık yüzde 90 yükseltildi.
Fen Bilimleri Enstitüsü Enerji Bilimi ve Teknolojileri Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Timurkutluk, 2007’den beri hidrojen ve yakıt pilleri üzerinde çalıştığını söyledi.
Enerji ihtiyaçlarının çoğunun karşılandığı fosil yakıtların çevreye verdiği geri dönüşümü olmayan zararlar nedeniyle bilim insanlarının yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yöneldiğini belirten Timurkutluk, bu konuda hidrojen enerjisinin ön plana çıktığını anlattı.

VERİM YÜZDE 90 ORANINDA ARTACAK
Timurkutluk, yakıt pili aracılığıyla hidrojen ve oksijenden elektrik enerjisi üretilebildiğini aktararak, şunları kaydetti:
“Bu sistemde atık olarak çevreye sadece ısı ve su veriyorsunuz. Ekip olarak, düzlemsel katı oksit yakıt pillerinde yüzey alanı geliştirme çalışmaları üzerine yoğunlaştık.
Çalışmalarımız neticesinde düzlemsel katı oksit yakıt pillerinde verimi yüzde 90 civarında artırdık. Verimin yüzde 90 civarında artması demek bütün sistem elemanlarının küçülmesi, maliyetin azalması, verimin artması anlamına geliyor. Geliştirdiğimiz katı oksit yakıt pilleri araştırma boyutlarında kalmamakta.

Lentatek şirketinin desteğiyle katı oksit yakıt pilleri ticari boyutlarda üretilebilmektedir. Merkezimiz Türkiye’de katı oksit yakıt pillerini ticari boyutlarda üretebilen tek merkezdir.”
Hidrojen yakıt pillerinin taşınabilir elektronik cihazlarda kullanılabileceğinden bahseden Timurkutluk, uzay araç ve istasyonları, askeri uygulamalarda, ev ve endüstriyel güç sistemlerinde de kullanılabileceğine dikkati çekti.

İHA’LARIN HAVADA KALMA SÜRESİ UZAYACAK
Timurkutluk, doktora çalışmalarında katı oksit yakıt pili çeşidi olan mikro tüpler üzerine araştırma yaptığını ifade ederek, “İkisinin uygulama alanları farklı. Düzlemsel yakıt pillerini daha çok sabit uygulamalarda kullanabiliyoruz ama mikro tüpleri hacimsel olarak daha az yer kapladığı, sistem elemanları daha küçük ve hızlı devreye girme sürelerine sahip oldukları için hareketli cihazlar ve araçlarda da kullanabiliyoruz.” dedi.
Mikro tüplerle Lentatek firmasıyla insansız hava araçlarına güç ünitesi sağlamayı planladıklarını dile getiren Timurkutluk, mikro tüp katı oksit yakıt pilleriyle insansız hava araçlarının havada kalma sürelerini 5 kata kadar arttırmayı hedeflediklerini vurguladı.

Timurkutluk, literatüre kazandırdıkları yeni ve kolay bir metotla ürettikleri düzlemsel katı oksit yakıt pilinin yüzey alanını arttırdıklarını, bunun etkisiyle performansın 2 katına kadar yükseldiğini vurguladı.
Üniversitenin 2023’te YÖK tarafından hidrojen yakıt pilleri üzerine uzmanlaşan üniversite seçildiğini bildiren Timurkutluk, Türkiye’de hidrojen ve yakıt pilleri konusunda uzmanlaşan tek devlet üniversitesi olduklarını aktardı.

Timurkutluk, Lentatek ortaklığında yapılan çalışmalarla 2018’de YÖK tarafından Üniversite Sanayi İş Birliği Üstün Başarı Ödülü aldıklarını belirterek, “Yaptığımız son çalışmalarda 2 ulusal, 2 uluslararası patent başvurusunda bulunduk. Bir tane TÜBİTAK 1001 projemiz hala devam ediyor. 4 farklı ülkenin yer aldığı NATO projemiz var. Bu da farklı bir katı oksit yakıt pili türü olan metal destekli katı oksit yakıt pili geliştirilmesi üzerine olan bir proje.” diye konuştu.