Hem dış hem iç faktörlere dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Diyetisyen Edanur Usta, cildin ultraviyole ışınlar, kimyasallar ve bakteriyel enfeksiyon gibi olumsuz dış faktörlerin etkisine karşı koruyan ilk savunma hattı olduğuna dikkat çekti.
Dyt. Usta, doğru beslenmenin genel cilt sağlığı için önemine değinerek yetersiz beslenmenin olumsuz etkilerine “Yetersiz beslenme ise cildin hem yapısal bütünlüğünü hem de biyolojik fonksiyonunu olumsuz etkileyebilmektedir. Bu olumsuz etki, anormal bir cilt bariyerinin oluşmasına neden olabilmektedir” sözleriyle vurgu yaptı.

RENGÂRENK BESLENEREK CİLDİ GENÇ TUTMAK MÜMKÜN
Akne, dermatit, sedef hastalığı gibi çeşitli yaygın cilt hastalıklarının başlangıcı olduğundan bahsederek klinik seyrin cilt biyolojisi ile ilişkili olduğunu belirten Dyt. Usta, araştırmalara bakıldığında beslenme düzeninin cilt sağlığına etkisinin olduğunu aktardı.
Dengeli bir beslenmenin cildin yaşlanma süreci üzerindeki etkisinin de kanıtlandığını vurgulayan Dyt. Usta, şunları söyledi: “Besinlerdeki fonksiyonel yaşlanma karşıtı bileşenler arasında cilt bileşenlerinin sentezinde ve metabolizmasında yer alan ve cilt bileşenlerinin bozulmasını önleyen ve yapısal bütünlüğünü koruyan maddeler yer almaktadır. Vitaminler, mineraller, yağ asitleri, eser elementler, antiinflamatuar bileşenler sayesinde besinler cilt sağlığını desteklemektedirler.”
Sebze ve meyvelerin yüksek polifenol içermeleri sebebiyle cilt dokusunun korunmasına destek verdiğinin altını çizen Dyt. Usta, “Rengârenk sebze ve meyvelerden günde 5-7 porsiyon (2-3 porsiyon meyve, 3-4 porsiyon sebze) tüketmek, sağlıklı bir cilt için atılabilecek önemli bir adımdır” şeklinde konuştu.

CİLT İÇİN FAYDALI BESİNLER
Dyt. Edanur Usta, sebze ve meyvelerin cilde etkilerini detaylıca anlattı.
Salatalarda, yemeklerde sıkça tercih edilmesi mümkün sebze, maydanozgillerden havuç:
“Göz sağlığına faydaları ile bilinen havuç, cilt sağlığı için de önemli bir rolü olan A vitamininden oldukça zengin besindir. A vitamini, sağlıklı cildin korunmasına yardımcı bir vitamindir. Eksikliği halinde kuru ve pullu bir duruma neden olan ‘hiperkeratoz’ gibi cilt sorunları riskini artırabilir. Havucun içerdiği zengin antioksidanlar, cildin güneş yanığından korunmasına, elastikiyeti, nemi, dokuyu, kırışıklıkları ve yaşlılık lekelerini iyileştirerek cildin yaşlanmasını yavaşlatmaya yardımcı olabilmektedir. Ayrıca domates, yumurta sarısı, ıspanak, organ etleri de zengin A vitamini kaynaklarıdır.”
Yaz aylarında tezgâhlardan yeri eksik olmayan, çilek:
“Çilek, C vitamini, antosiyaninler, fenolik asitler ve flavonoidler gibi cilt sağlığını destekleyen ögeler açısından zengindir. C vitamini, cilt bütünlüğünü ve bariyerini koruyarak cilt yaşlanmasını geciktirmekte, kolajen sentezinde aktif rol oynayarak cilt elastikiyetini sağlamaktadır. Çileğin yanı sıra, kapya biber, kivi, maydanoz, semizotu gibi besinlere de zengin C vitamini içermeleri sebebiyle beslenmede yer verilmelidir.”
Kırışıklıkları önlemek için gözde besin, kuruyemişler:
“Sert kabuklu yemişler cildimizi besleyen önemli maddeler içermektedirler. Cilt yaşlanmasının sebeplerinden biri olan serbest radikal hasarıyla mücadele eden E vitamini açısından zengindirler. Antioksidan bir vitamin olan E vitamini güçlü fotokoruyucu, sıkılaştırıcı, nemlendirici ve yaşlanma karşıtı özellikler gösterir. Ayrıca epidermis ve dermisin elastikiyetini, yapısını ve yumuşaklığını iyileştirdiği gösterilmektedir. Zengin çinko ve selenyum kaynağı olmaları nedeniyle antiinflamatuar özellik göstererek kırışıklıkları önleme, cilt enfeksiyonlarını ve hastalıklarını önlemede etkilidir.”
Omega-3 denildiğinde akla gelmezse olmaz, balık:
“Balığın içerdiği yüksek Omega-3 yağ asitleri cilt fonksiyonunda önemli rol oynamaktadır. Omega-3, ciltteki kızarıklığı, tahrişi ve sivilceyi azaltmaya yardımcı olabilecek antiinflamatuar özelliklere sahiptir. Ayrıca cildin zararlı ultraviyole ışınlarından korunmasına ve genel dokusunun ve neminin iyileştirilmesine yardımcı olabilirler.”
Sağlıklı cilt için vazgeçilmez, su:
“Su vücudun hayati bir bileşenidir, vücutta dengenin ve doku fonksiyonunun korunmasını kolaylaştırır. Vücutta su eksikliği doku dehidrasyonuna ve fonksiyonel bozukluklara (yaşlanma ve iltihaplanma gibi) neden olabilmektedir. Araştırmalar günde en az 2 litre su içmenin cilt fizyolojisini önemli ölçüde etkilediğini ve cildin yüzeysel ve derin nemlenmesini desteklediğini göstermektedir.”
Son olarak Polifenoller:
“Polifenoller, bitki dünyasında yaygın bulunan, çiçeklere ve meyvelere kırmızıdan sarıya ve maviye kadar renk veren bileşiklerdir. Cilt yaşlanmasının önlenmesinde ve cilt hücrelerinin ultraviyole radyasyonuna ve fotoyaşlanmaya karşı korunmasında etkilidir. Zerdeçal, nar, yeşil çay, kekik, yaban mersini, üzüm ve üzüm çekirdeği zengin polifenol kaynaklarıdır.”

PİŞİRME YÖNTEMLERİNE DİKKAT
Cilt sağlığını olumsuz etkileyebilecek durumlara dikkat çeken Dyt. Usta, yetersiz protein alımının cilt kuruluğuna ve cilt hastalıklarına neden olabileceğini belirtti. Proteinlerin vücudun kolajen üretimini desteklediğinden bahseden diyetisyen yumurta, et, balık gibi protein kaynaklarının yetersiz tüketiminin cildin elastikiyetini kaybetmesine sebep olarak cilt yaşlanmasını hızlandırabileceğini ifade etti. Zararlı alışkanlıkların cilt sağlığını etkilediğini, maruz kalma miktarının ve süresinin de önemli olduğunu hatırlatan Dyt. Usta, sigaranın cilt kalınlığını değiştirebildiğini ve cilt pigmentasyonunu hızlandırdığını, alkol alımının ise yüz derisi ve hacminde değişikliklere neden olduğunu söyledi.
Ayrıca pişirme yöntemlerinin önemini hatırlatan Dyt. Usta, “Bunun dışında, yüksek yağlı diyetler ciltte oksidatif stresi ve inflamatuar yanıtları tetikleyerek ve protein sentezini azaltarak cildin iyileşmesini geciktirebilmekte ve cilt hasarına neden olabilmektedir. Kömür ateşinde pişirme, kızartma gibi pişirme yöntemleri ise vücutta serbest radikal üretimini tetikleyerek cilt hasarına sebep olabilmektedir. Bu sebeple buharda haşlama, fırınlama, düşük ısıda pişirme gibi yöntemler uygulanmalıdır. Yüksek şeker alımı da oksidatif hasara sebep olarak cilt yaşlanmasını hızlandırabilmektedir” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
GÖZ SAĞLIĞINA İYİ GELEN YİYECEKLER!
ISPANAK
Ispanak, içerdiği karotenoidler, beta-karoten ve zeaksantin gibi doğal bileşiklerle zengin bir besin kaynağıdır. Bu bileşikler, doğal antibiyotik özellik gösterir ve göz sağlığını destekler. Ispanak, katarakt riskini azaltmada etkilidir. Ayrıca, yaşlılıkla birlikte ortaya çıkan çeşitli göz hastalıklarına karşı koruma sağlar ve güneşten gelen zararlı mavi ışınları filtreleyerek doğal bir güneş gözlüğü görevi görür.

KALE
Yapılan bir araştırmada Amerika’nın dünyanın en sağlıklı sebzesi seçilen kale, içeriğindeki A vitamini sayesinde göz salığına müthiş katkıda bulunur. Sütten daha fazla kalsiyum barındırarak tam bir kalsiyum deposudur. K vitamini ve çeşitli mineraller de bulundurur.
MAYDANOZ
Maydanoz içeriğindeki beta karotensayesinde ileri yaştaki kişilerde retina sağlığını koruyor.A vitaminin iyi kaynağı olan maydanoz göz sağlığını koruyucu etki gösteriyor.

YEŞİL ÇAY
Yeşil çay, güçlü antioksidan özelliklere sahip bir bitkidir. Göz sağlığı için önemli koruma sağlayan bu antioksidanlar, bağışıklık sistemini güçlendirerek retinanın güneşin zararlı UV ışınlarına maruz kalmasından korur. Ayrıca, glokom hastalığı riskini azaltır ve uzun çalışma saatlerinden kaynaklanan göz yorgunluğunu hafifletir.
CEVİZ
Ceviz, omega-3 yağ asitleri açısından zengin bir besindir ve beyin ile göz sinirlerinin gelişimi için önemli bir kaynaktır. Ceviz, göz kuruluğunu azaltmada etkilidir. Ayrıca, içerdiği E vitamini retina dejenerasyonunu önlemeye yardımcı olur.
KABAK
Kabak, yüksek miktarda A vitamini içeren harika bir besindir. Yeterli miktarda tüketildiğinde, gece körlüğü, makula dejenerasyonu ve katarakt gibi göz hastalıklarının oluşumunu geciktirir.

SOMON BALIĞI
Somon balığı, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin bir kaynaktır. Yetişkinlerde makula dejenerasyonu riskini azaltır. Aynı zamanda glokom ve göz kuruluğuna karşı koruma sağlar. Haftada en az 2 kez tüketildiğinde göz sağlığı için faydalıdır.
HAVUÇ
Havuç, içerdiği A, C, E vitaminleri ve beta-karoten sayesinde göz sağlığını destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca, 1 orta boy havuç günlük C vitamini ihtiyacının %7’sini karşılar. C vitamini eksikliği, diş ve diş eti kanaması, saç dökülmesi ve eklem ağrısı gibi sorunlara yol açabilir. Aynı zamanda C vitamini eksikliği, katarakt riskini artırabilir. Havuç ayrıca günlük E vitamini ihtiyacının neredeyse %2’sini karşılar.
ÜZÜM
Üzüm çekirdeğinde güçlü bir antioksidan bulunur. Üzüm, makula dejenerasyonu ve diyabet gibi durumlarla ilişkili olan damar ve sinir hasarından korunmaya yardımcı olur.

KİVİ
Kivi, bol miktarda E vitamini içerir ve retina dejenerasyonunu önlemeye yardımcı olur. Ayrıca, gözdeki kan damarlarını besler ve gözlerin canlı ve parlak olmasını sağlar.
]]>GÖZ SAĞLIĞINA İYİ GELEN YİYECEKLER!
ISPANAK
Ispanak, içerdiği karotenoidler, beta-karoten ve zeaksantin gibi doğal bileşiklerle zengin bir besin kaynağıdır. Bu bileşikler, doğal antibiyotik özellik gösterir ve göz sağlığını destekler. Ispanak, katarakt riskini azaltmada etkilidir. Ayrıca, yaşlılıkla birlikte ortaya çıkan çeşitli göz hastalıklarına karşı koruma sağlar ve güneşten gelen zararlı mavi ışınları filtreleyerek doğal bir güneş gözlüğü görevi görür.

KALE
Yapılan bir araştırmada Amerika’nın dünyanın en sağlıklı sebzesi seçilen kale, içeriğindeki A vitamini sayesinde göz salığına müthiş katkıda bulunur. Sütten daha fazla kalsiyum barındırarak tam bir kalsiyum deposudur. K vitamini ve çeşitli mineraller de bulundurur.
MAYDANOZ
Maydanoz içeriğindeki beta karotensayesinde ileri yaştaki kişilerde retina sağlığını koruyor.A vitaminin iyi kaynağı olan maydanoz göz sağlığını koruyucu etki gösteriyor.
YEŞİL ÇAY
Yeşil çay, güçlü antioksidan özelliklere sahip bir bitkidir. Göz sağlığı için önemli koruma sağlayan bu antioksidanlar, bağışıklık sistemini güçlendirerek retinanın güneşin zararlı UV ışınlarına maruz kalmasından korur. Ayrıca, glokom hastalığı riskini azaltır ve uzun çalışma saatlerinden kaynaklanan göz yorgunluğunu hafifletir.

CEVİZ
Ceviz, omega-3 yağ asitleri açısından zengin bir besindir ve beyin ile göz sinirlerinin gelişimi için önemli bir kaynaktır. Ceviz, göz kuruluğunu azaltmada etkilidir. Ayrıca, içerdiği E vitamini retina dejenerasyonunu önlemeye yardımcı olur.
KABAK
Kabak, yüksek miktarda A vitamini içeren harika bir besindir. Yeterli miktarda tüketildiğinde, gece körlüğü, makula dejenerasyonu ve katarakt gibi göz hastalıklarının oluşumunu geciktirir.
SOMON BALIĞI
Somon balığı, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin bir kaynaktır. Yetişkinlerde makula dejenerasyonu riskini azaltır. Aynı zamanda glokom ve göz kuruluğuna karşı koruma sağlar. Haftada en az 2 kez tüketildiğinde göz sağlığı için faydalıdır.
HAVUÇ
Havuç, içerdiği A, C, E vitaminleri ve beta-karoten sayesinde göz sağlığını destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca, 1 orta boy havuç günlük C vitamini ihtiyacının %7’sini karşılar. C vitamini eksikliği, diş ve diş eti kanaması, saç dökülmesi ve eklem ağrısı gibi sorunlara yol açabilir. Aynı zamanda C vitamini eksikliği, katarakt riskini artırabilir. Havuç ayrıca günlük E vitamini ihtiyacının neredeyse %2’sini karşılar.

ÜZÜM
Üzüm çekirdeğinde güçlü bir antioksidan bulunur. Üzüm, makula dejenerasyonu ve diyabet gibi durumlarla ilişkili olan damar ve sinir hasarından korunmaya yardımcı olur.
KİVİ
Kivi, bol miktarda E vitamini içerir ve retina dejenerasyonunu önlemeye yardımcı olur. Ayrıca, gözdeki kan damarlarını besler ve gözlerin canlı ve parlak olmasını sağlar.
]]>
MANDALİNA KABUĞU NASIL DEĞERLENDİRİLİR?
Şampuana ekleyin!
Mandalina kabuğunu rende veya herhangi bir öğütücü yardımı ile toz haline getirdikten sonra mevcut şampuanınızın içine karıştırın. Şampuanı hemen yıkamayın 10 dakika kadar beklettikten sonra durulayın. Bu işlem saç derisinde biriken yağları ve kirleri temizlemeye yardımcı olacaktır. Mandalina kabuğu, antioksidanlar açısından zengindir. Antioksidanlar, saç derisinin sağlığını olumlu destekler ve kepeklenmeye yol açabilecek hücresel hasarı azaltır.
Çayını demleyin!
Mandalina kabuğunu kaynatarak çayını yapabilirsiniz. Mandalina çayı soğuk algınlığını iyileştirmekte oldukça iyi. Çayını yapmak için mandalina kabuğunu kaynamış suya doğrayın. 10 dakika demlenmesini bekledikten sonra afiyetle tüketin.

Reçelini yapın!
Mandalina kabuğu reçeli yapmak oldukça basit. Bu reçel mandalina kabuğunun bolca mineral ve vitamin içermesinden dolayı kan şekerini yükseltmek yerine dengelemenize yardımcı olacak. Reçeli yaparken mandalina kabuklarını haşlamalısınız. Ardından ocağa alıp şekerini ve suyunu eklemelisiniz. Reçel kıvamını aldıktan sonra ocaktan alabilirsiniz.
Yemeklerinizi tatlandırın!
Mandalina kabuklarını toz haline getirip yemeklerinizin mevcut lezzetini arttırabilirsiniz. Mandalina kabuklarını kuruttuktan sonra mutfak robotunda un kıvamına getirin. Toz haline gelen mandalina kabuklarını yemek, tatlı ve salatalarınızın içerisine hoş bir aroma katmak için ekleyebilirsiniz.

Eviniz mis gibi koksun!
Mandalinanın kabuklarını bir miktar su ile kaynatıp evinizdeki kötü kokulardan arınabilirsiniz. Evinizin tertemiz kokması için mandalina kabukları oldukça kurtarıcı bir seçenek. Özellikle kızartma veya ağır bir yemek yaptığınızda evi kötü kokular basabilir. Bu gibi durumlarda mandalina kabuğunu oda kokusu olarak kullanabilirsiniz.
Nefesinizi açın!
Burun tıkanıklığını önlemek için alternatif bir çözüm yolu olan mandalina kabuklarını bunun için hazırlamak çok kolay. Öncelikle mandalina kabuklarını bir kavanoz içerisine atın. Ardından içerisine sıcak su ekleyin. Hemen içinden çıkan buharı içinize çekin. Bu sayede burun tıkanıklığı probleminden kurtulabilirsiniz.

MANDALİNA KABUĞU FAYDALARI
Bağışıklığı Güçlendirir: Mandalina kabuğu, C vitamini ve flavonoidler açısından zengindir, bu da bağışıklık sistemini destekler.
DNA ve RNA Desteği: Mandalina kabuğu B vitamini açısından zengin bir kaynaktır. Bu vitamin, vücutta DNA ve RNA sentezi için gereklidir, bu da yeni hücrelerin oluşumunu teşvik eder.
Kansere Karşı Koruma: İçerdiği folat, DNA değişikliklerini önler ve bazı kanser türlerinin gelişimini engelleyebilir. Akciğer, meme, kolon, yemek borusu ve mide kanseri gibi kanserlerin riskini azaltır.
Tokluk Hissi Sağlar: Mandalina kabuğundaki çözünür lif olan pektin, tokluk hissini uzatır. Obezite sorunu olan kişilerde iştah kontrolüne yardımcı olur ve kalori alımını azaltabilir.

Kalp Krizi Riskini Azaltır: Mandalina kabuğundaki potasyum yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur, böylece kalp krizi riskini azaltır. Ayrıca içerdiği flavonoidler kolesterol seviyelerini düşürebilir.
Kemik Gelişimini Destekler: Potasyum, kemik sağlığı için gereklidir. Mandalina kabuğundaki potasyum ve A vitamini, sağlıklı kemik gelişimine ve kemik erimesinin önlenmesine yardımcı olur.
Yaraların İyileşmesini Hızlandırır: Mandalina kabuğundaki C vitamini, kolajen sentezi için önemlidir. Bu, yaraların daha hızlı iyileşmesini teşvik edebilir.
Demir Emilimini Artırır: C vitamini, vücuda alınan demirin emilimini artırabilir. Bu, demir eksikliği sorunlarını önlemeye yardımcı olabilir.
Göz Sağlığı İçin Önemli: Mandalina kabuğundaki A vitamini, göz sağlığı için önemlidir. Gece körlüğü, makula dejenerasyonu ve katarakt gibi göz sorunlarını geciktirebilir.
]]>
MANDALİNA KABUĞU NASIL DEĞERLENDİRİLİR?
Şampuana ekleyin!
Mandalina kabuğunu rende veya herhangi bir öğütücü yardımı ile toz haline getirdikten sonra mevcut şampuanınızın içine karıştırın. Şampuanı hemen yıkamayın 10 dakika kadar beklettikten sonra durulayın. Bu işlem saç derisinde biriken yağları ve kirleri temizlemeye yardımcı olacaktır. Mandalina kabuğu, antioksidanlar açısından zengindir. Antioksidanlar, saç derisinin sağlığını olumlu destekler ve kepeklenmeye yol açabilecek hücresel hasarı azaltır.
Çayını demleyin!
Mandalina kabuğunu kaynatarak çayını yapabilirsiniz. Mandalina çayı soğuk algınlığını iyileştirmekte oldukça iyi. Çayını yapmak için mandalina kabuğunu kaynamış suya doğrayın. 10 dakika demlenmesini bekledikten sonra afiyetle tüketin.

Reçelini yapın!
Mandalina kabuğu reçeli yapmak oldukça basit. Bu reçel mandalina kabuğunun bolca mineral ve vitamin içermesinden dolayı kan şekerini yükseltmek yerine dengelemenize yardımcı olacak. Reçeli yaparken mandalina kabuklarını haşlamalısınız. Ardından ocağa alıp şekerini ve suyunu eklemelisiniz. Reçel kıvamını aldıktan sonra ocaktan alabilirsiniz.
Yemeklerinizi tatlandırın!
Mandalina kabuklarını toz haline getirip yemeklerinizin mevcut lezzetini arttırabilirsiniz. Mandalina kabuklarını kuruttuktan sonra mutfak robotunda un kıvamına getirin. Toz haline gelen mandalina kabuklarını yemek, tatlı ve salatalarınızın içerisine hoş bir aroma katmak için ekleyebilirsiniz.

Eviniz mis gibi koksun!
Mandalinanın kabuklarını bir miktar su ile kaynatıp evinizdeki kötü kokulardan arınabilirsiniz. Evinizin tertemiz kokması için mandalina kabukları oldukça kurtarıcı bir seçenek. Özellikle kızartma veya ağır bir yemek yaptığınızda evi kötü kokular basabilir. Bu gibi durumlarda mandalina kabuğunu oda kokusu olarak kullanabilirsiniz.
Nefesinizi açın!
Burun tıkanıklığını önlemek için alternatif bir çözüm yolu olan mandalina kabuklarını bunun için hazırlamak çok kolay. Öncelikle mandalina kabuklarını bir kavanoz içerisine atın. Ardından içerisine sıcak su ekleyin. Hemen içinden çıkan buharı içinize çekin. Bu sayede burun tıkanıklığı probleminden kurtulabilirsiniz.

MANDALİNA KABUĞU FAYDALARI
Bağışıklığı Güçlendirir: Mandalina kabuğu, C vitamini ve flavonoidler açısından zengindir, bu da bağışıklık sistemini destekler.
DNA ve RNA Desteği: Mandalina kabuğu B vitamini açısından zengin bir kaynaktır. Bu vitamin, vücutta DNA ve RNA sentezi için gereklidir, bu da yeni hücrelerin oluşumunu teşvik eder.
Kansere Karşı Koruma: İçerdiği folat, DNA değişikliklerini önler ve bazı kanser türlerinin gelişimini engelleyebilir. Akciğer, meme, kolon, yemek borusu ve mide kanseri gibi kanserlerin riskini azaltır.
Tokluk Hissi Sağlar: Mandalina kabuğundaki çözünür lif olan pektin, tokluk hissini uzatır. Obezite sorunu olan kişilerde iştah kontrolüne yardımcı olur ve kalori alımını azaltabilir.

Kalp Krizi Riskini Azaltır: Mandalina kabuğundaki potasyum yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur, böylece kalp krizi riskini azaltır. Ayrıca içerdiği flavonoidler kolesterol seviyelerini düşürebilir.
Kemik Gelişimini Destekler: Potasyum, kemik sağlığı için gereklidir. Mandalina kabuğundaki potasyum ve A vitamini, sağlıklı kemik gelişimine ve kemik erimesinin önlenmesine yardımcı olur.
Yaraların İyileşmesini Hızlandırır: Mandalina kabuğundaki C vitamini, kolajen sentezi için önemlidir. Bu, yaraların daha hızlı iyileşmesini teşvik edebilir.
Demir Emilimini Artırır: C vitamini, vücuda alınan demirin emilimini artırabilir. Bu, demir eksikliği sorunlarını önlemeye yardımcı olabilir.
Göz Sağlığı İçin Önemli: Mandalina kabuğundaki A vitamini, göz sağlığı için önemlidir. Gece körlüğü, makula dejenerasyonu ve katarakt gibi göz sorunlarını geciktirebilir.
]]>