Yahudi – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Wed, 15 May 2024 22:36:34 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Filistinlilerin “felaketi” 76 yıldır sürüyor https://www.foxtvhaber.com.tr/filistinlilerin-felaketi-76-yildir-suruyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/filistinlilerin-felaketi-76-yildir-suruyor/#respond Wed, 15 May 2024 22:36:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=10709 BARTU EKEN / KANAL7 DIŞ HABERLER SERVİSİ

Tonlarca ağırlığa sahip bombaların yarattığı tahribat, basılan evler, yerlerinden edilen aileler ve kurşuna dizilen bebekler..

Filistinlilerin “felaketi” 1948’den bu yana devam ediyor.

76 yıl önce 600’den fazla Filistinli sivil Deyr Yassin bölgesinde Siyonist teröristlerin saldırısına uğradı.

Olayda 100’den insan hayatını kaybetti.

1948’den bu yana Filistin topraklarında zulüm sona ermedi.

7 Ekim’i ve sonrasında yaşananları anlamak için, 1948’e giderek Nekbe olarak adlandırılan felaket gününe bakmak gerekiyor.

Filistinliler için Nekbe 14 Mayıs tarihinde İsrail’in ilk başbakanı olan David Ben Gurion’un ve beraberindeki 25 kişinin Tel Aviv Müzesi’nde İsrail’in Bağımsızlık Bildirgesi’ni dünya kamuoyuna ilan etmesiyle başladı.

Bu nedenle İsrail Devleti’nin resmen ilan edildiği günün ertesi olan 15 Mayıs, Filistinliler için Büyük Felaket olarak isimlendirildi.

O tarihten itibaren Yahudi çeteleri ve siyonist terör Filistinlileri  hem sistematik göçe zorladı hem de bulundukları yerde katliamlar gerçekleştirdi ve aynı zihniyet bugün Gazze’ye ve işgal altındaki Batı Şeria’ya saldırmaya devam ediyor.

İsrail’in kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği saldırıların ardından, 12 milyon 700 bin Filistinlinin 8 milyon 260 bini dünyanın çeşitli yerlerine mülteci olarak gönderilmiş durumda.

Yurtlarından edilmiş vaziyette hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Vatanlarını terk etmeyenler ise İsrail bombardımanı altında yaşıyor.

Ölüm, yaralanma riski ve açlıkla boğuşuyorlar.

YAHUDİ GÖÇÜ FRANSIZ-İNGİLİZ ORTAKLIĞINA DAYANIYOR!

Nekbe’nin tarihinin 2 yüzyıl öncesine uzandığını söylemek mümkün.

Fransızların ünlü generali Napolyon Bonapart, 1799’da Osmanlı idaresi altındaki Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması fikrini gündeme getirdi.

Sonraki süreçte plan somutlaştırılarak uygulamaya konuldu.

Dünyanın birçok farklı noktasına sürgün edilmiş olan Yahudiler gruplar halinde Filistin topraklarında toplanmaya başladı.

Böylelikle siyonistlerin Filistin’e saldırması için zemin hazırlandı.

Osmanlı Devleti yaklaşan tehlikeyi fark etti.

Kendi topraklarındaki göçü engellemek için tüm diplomatik yolları kullandı.

Ancak güçsüzleşen devlet hükümetin çabaları yetersiz oldu ve Filistin’e Yahudi göçü devam etti.

Napolyon’un planını devam ettiren bir başka isim yine ünlü bir General olan İngiliz Edmund Allenby’dı.

İngilizler, Aralık 1917’de Kudüs’ü işgal ederek, Filistin’in Birinci Dünya Savaşı’nda yenilgiye uğrayan Osmanlı Devleti’ne bağlılığını sonlandırdı ve siyonistlere hareket alanı açmayı sürdürdü.

Bölgenin aynı yıl İngiliz mandasına girmesiyle Filistin’e Yahudi göçü daha da hızlandı.

İngiltere Dışişleri Bakanlığının 1917’de yayımladığı ve Yahudilerin Filistin’de devlet kurmasını öngören “Balfour Deklarasyonu” ile Londra, İsrail’in kurulmasına desteklerini resmen ilan etmiş oldu.

Bölgenin demografik yapısını değişmesinin başlamasıyla Filistinliler yaşananlara karşı çıktı.

İngiliz Ordusuna ve manda hükümetine karşı isyan hareketlerine girişti.

İşgalci İngilizler isyanları bastırmakta zorluk yaşamaya başladı.

Devreye Yahudi terör örgütleri sokulma kararı alındı.

İNGİLİZLER İSYANLARI BASTIRMAK İÇİN TERÖR ÖRGÜTLERİNİ KULLANDI

İngilizler, Siyonist Yahudilerce kurulan, Haganah terör örgütünü kullanarak isyanları bastırmaya çalıştı.

Kurulan bir başka terör örgütü ise Irgun’du.

Irgun’ün başına, Menaham Begin önderliğinde bir soykırımcı getirildi.

O dönemde kurulan örgütler binlerce sivil Filistinliyi canice katletti.

Nitekim, Begin sonraki yıllarda İsrail başbakanlığı da yapmıştır.

Yahudilerin terör örgütleri, zaman içinde İngilizleri de hedef aldı.

Bunun temel sebebi Londra’nın bölgede dengeyi sağlayabilmek için Yahudi göçünü sınırlama kararı almasıydı.

1945 yılında Hagana, Irgun ve Stren terör örgütleri bir araya geldi.

‘Birleşik Direniş Hareketi’ni kurdu.

Bu adımdan sonra terör yoluyla işgal faaliyetleri daha da hızlandı.

İngilizler, kendileri de hedef olmasına rağmen, terörle mücadele konusunda pek de istekli değildi.

Kudüs’te yaşananların kendi dış politikalarının önceliği olmadığı kanaatine sahiplerdi.

Tarihler 29 Kasım 1947’yi gösteriyordu.

BM Genel Kurulu’nda Filistin’in, Yahudi ve Filistin devleti olarak bölünmesini öngören karar onaylandı.

Karara başta Filistinliler olmak üzere Arap ülkeleri karşı çıktı.

Ancak siyonistler ise durumu memnuniyetle karşıladı.

Zira yapacakları yeni saldırıların ve yayılmacı politikalarının sözde meşru zemini oluşmaya başlamıştı.

İSRAİL DEVLETİ’NİN KURULUŞUYLA SALDIRILAR YOĞUNLAŞTI

Filistin’de İngilizlerin manda yönetimi sona erer ermez de İsrail devletinin kurulduğu açıklandı.

Bu tarihten sonra Yahudilerin “kendilerine ayrılmış” bölgelere göçleri büyük ölçüde artışa geçti.

11 Temmuz 1948’de Moşe Dayan’ın komutanlığında kurulan İsrail Ordusu birçok Filistin köyünü bu terör örgütlerini kullanarak işgal etti, katliamlara imza attı.

İsrail, yaklaşık 27 bin kilometrekarelik ve yüzde 85’inden fazlası tarihi Filistin toprakları üzerine kuruldu.

İsrail güçleri, Nekbe’de Filistinlilere ait 774 köy ve kasabayı işgal etti.

531’ini ise tamamen yıkarak yok etti.

Ayrıca bu dönemde Filistinlilere yönelik 70 katliam gerçekleştirildi ve yaklaşık 15 bin kişiyi acımasızca öldürdü.

Birçok tarihi Filistin şehri de Yahudileştirildi.

Ve Büyük Sürgün’den önceki isimleriyle anılmaya başlandı.

Bu süreçte Necef Çölü bölgesinde yaşayan Bedevi kabileler de yerlerinden edildi.

Ayrıca yerleşim bölgelerinin isimleri değiştirildi ve kültürel kimlikleri hedef alındı.

İşgalden yana olan kabileler İsrail tarafından korundu.

Onların iyi bir hayat yaşadığı tiyatrosu da dünyaya yayıldı.

Böylece İsrail hükümetiyle dost olmanın, insanların refahını sağladığı propagandası yapıldı.

Mısır, Suriye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün tarafından oluşturulan Arap orduları bu gelişmeleri dikkatle izledi.

Kısa bir süre sonra da daha aktif bir yol oynadı.

İsrail’e savaş ilan etti.

Çünkü Arap devletlerinin karşısında, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nin de olması, İsrail’i kesin bir zafere ulaştırdı.

Bu savaşlar, 3 Mart 1949’da İsrail’in BM’ye tam üye olarak kabul edilmesiyle sona erdi.

İsrail önce ABD sonrasında ise pek çok ülke tarafından tanındı.

SİYONİSTLERİN KAN DONDURUCU İDDİALARI!

Siyonistlerin bugün de gerçekleştirdiği saldırılara baktığımızda, Filistin topraklarını işgal etmek için bir takım gerekçeler bulunuyor.

İlk iddia,  2 bin 70 yıl önce bu topraklarda İsrail devletinin var olduğuydu.

Babil Sürgünü sebebiyle dünyanın dört bir yanına dağılan Yahudilerin, hiçbir kural tanımadan bölgeye geri dönüşlerinin ve buraları ele geçirmelerinin doğal hakları olduğu inancına sahipler.

Dolayısıyla akan kan, göç ettirilen siviller, umurlarında değil.

Diğer bir iddia ise propaganda içeriyor.

“Filistinlilerin topraklarını satıp gönüllü olarak yurtlarını terk ettikleri” görüşü öne çıkartılıyor.

Siyonistlerin tekrar tekrar öne sürdüğü ve lobi çalışmalarıyla uluslararası kamuoyunda kendisine taraftar bulan bu gerekçeyle, Filistinlilere yapılan katliamlar ve tehcirler hafifletilmeye çalışılıyor.

Oysa bu iddianın aksine İsrail devleti kurulduğunda Yahudilerin bölgede sahip olduğu toprakların oranı yüzde 5’i geçmiyordu.

Sonuç olarak, Filistinlilerin 1948’de başlayan felaket günlerine, her gün bir yenisi ekleniyor.

Savaş zamanlarında şiddetli bombardıman, sağlık hizmetlerine ulaşamama ve gıda kıtlığı…

Ateşkes zamanlarında ise abluka altında bulunan gettolardan çıkamamak.

Sivillerin huzura kavuşması içinse tek bir yol kalıyor.

İki devletli çözümü dünyaya kabul ettirmek.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/filistinlilerin-felaketi-76-yildir-suruyor/feed/ 0
Yahudi aktivist Pinch: Annem İsrail’den utanç duyarak öldü https://www.foxtvhaber.com.tr/yahudi-aktivist-pinch-annem-israilden-utanc-duyarak-oldu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yahudi-aktivist-pinch-annem-israilden-utanc-duyarak-oldu/#respond Sun, 07 Apr 2024 00:36:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=8476 İngiltere’nin başkenti Londra’da İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto amacıyla düzenlenen yürüyüşe katılan Pinch, elinde taşıdığı pankartta Holokost’tan kurtulan annesi Claudia Rosoux’un fotoğrafına yer verdi.

Pinch, annesinin bir Yahudi olarak İsrail’in Filistin topraklarında yaptığı eylemlerinden duyduğu utanç, İsrail karşıtı Yahudilerin maruz kaldıkları muamele ve Gazze’de insani krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yahudi aktivist Pinch, annesi Claudia Rosoux’un Nazi Almanyasının 1938’de ilhak ettiği Çekoslovakya’nın Sudetenland bölgesinden İngiltere’ye mülteci olarak geldiğini ve bir Yahudi olarak Filistinlilere yapılanlardan her zaman utanç ve nefret duyduğunu söyledi.

Annesinin asla kendisini kurban gibi hissetmek istemediğini ve kendisini de öyle yetiştirildiğini belirten Pinch, “Ne yazık ki annem şimdi hayatta değil fakat tamamen insanlıktan çıkarılan Filistinlilere yapılanlar karşısında mezarında ters dönüyordur.” dedi.

“İSRAİL’İ SOYKIRIMCI OLMAKLA SUÇLAMAYA CÜRET ETTİKLERİ İÇİN KÖTÜ MUAMELE GÖREN YAHUDİLER VAR”

Pinch, Yahudilik ile İsrail’i karşılaştırmanın en büyük antisemitizm olduğu, Yahudilik ile İsrail’in asla eş tutulamayacağı değerlendirmesini yaptı.

İngiltere’de kendisiyle aynı fikirde olan pek çok Yahudinin olduğuna işaret eden Pinch, “İsrail’i ırkçı ve aslında soykırımcı olmakla suçlamaya cüret ettikleri için kötü muamele gören, İşçi Partisi’nden ve diğer yerlerden atılan pek çok Yahudi var.” dedi.

Pinch, Gazze’de devam eden soykırımın yanı sıra, Batı Şeria’da da 1948’den bu yana etnik temizliğin devam ettiğinin altını çizerek, Filistin’de yaşananların yeni olmadığını ve 7 Ekim’de de başlamadığını dile getirdi.

Holokost’tan kurtulan Claudia Rosoux’un kızı Pinch, “Annem, bir Yahudi olarak İsrail’in Filistinlilere yaptıklarından utanç duyarak öldü.” ifadesini kullandı.

“İNGİLTERE FİLİSTINLİLERE EN BAŞINDAN BERİ İHANET ETTİ”

Pinch, eşitlik, insan hakları, haysiyet, hareket özgürlüğü ve uluslararası hukukun Filistinlilere de eşit şekilde uygulanmasını talep ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:

Filistinlilere Batı, Amerika ve İngiltere tarafından oynanan bir oyunda piyon muamelesi yapıldı. İngiltere, İsrail’in kurulmasına yardımcı oldu ve Filistinlilere en başından beri ihanet etti. Filistinlilere yapılanlar karşısında dehşete düşen pek çok Yahudi olduğunu göreceksiniz. Hatta İsrail’de de bu yapılanlardan dehşete düşen arkadaşlarım var ve onlar bile şu anda nasıl hissettiklerini açıkça söyleyemiyor.”

Pinch, Gazze’de de arkadaşları olduğunu belirterek, “Hiçbir şeyleri olmadığı için yaşama isteklerini kaybetmiş insanlar var. Her şeyleri ellerinden alındı ve Gazze yok edildi. Ekoloji, tarım arazileri, eğitim, altyapı, her şey yok edildi.” dedi.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının asla meşru gösterilemeyeceğinin altını çizen Pinch, sözlerini şöyle tamamladı: “Sakın bana bunların (İsrail’in saldırılarının) herhangi birinde meşru müdafaa olduğunu söylenmesin. Bu kasıtlı bir etnik temizlik, yıkım ve soykırımdır. Gazze halkına söyleyeceğim şey; size destek çıkan insanlar var, sizin için mücadele eden insanlar var fakat ne yazık ki şu anda sizin için gerçekten endişeleniyorum ama şunu da bilin ki dünyada başınıza gelenler karşısında dehşete düşen pek çok kişi var.”

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yahudi-aktivist-pinch-annem-israilden-utanc-duyarak-oldu/feed/ 0
Almanya’da ‘vatandaşlık testi’ İsrail ve Yahudilikle ilgili soruları da içerecek https://www.foxtvhaber.com.tr/almanyada-vatandaslik-testi-israil-ve-yahudilikle-ilgili-sorulari-da-icerecek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/almanyada-vatandaslik-testi-israil-ve-yahudilikle-ilgili-sorulari-da-icerecek/#respond Wed, 27 Mar 2024 02:24:35 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=7598 Spiegel dergisinin haberinde, Almanya İçişleri Bakanlığının, son aylarda Alman vatandaşlığına geçişlerde yapılan testte yer alabilecek soru listesini güncellediği belirtildi.

YAHUDİ DÜŞMANI OLANLAR ALMAN VATANDAŞLIĞINA GEÇEMEYECEK

Listeye, İsrail, Holokost ve Yahudilikle ilgili yeni soruların eklendiği aktarılan haberde, Bakanlığın bu soru listesini bir yönetmelikle zorunlu hale getirmeyi planladığı ve böylelikle Yahudi düşmanı olanların Alman vatandaşlığına geçmesini engellemeyi hedeflediği kaydedildi.

Haberde, listeye, Yahudi ibadethanelerine ne denildiği, İsrail devletinin ne zaman kurulduğu, Almanya’nın İsrail’e karşı özel sorumluluğunun sebebi, Holokost’u inkar edenlerin ülkede ne kadar ceza alacağı, Almanya’da yaşayan Yahudilerin en fazla hangi ülkelerden geldiği, Almanya’daki Yahudi Makkabi spor kulüplerine kimin üye olacağı, Almanya’da hangi şehirlerin en büyük Yahudi nüfusa sahip olduğu, İsrail’in hangi hukuki temel üzerine kurulduğu ve antisemitist davranışın ne olduğu gibi soruların eklendiği kaydedildi.

“BURADA ÇOK NET BİR KIRMIZI ÇİZGİ ÇİZDİK”

Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, yenilenmiş soru listesini önemli bir adım olarak gördüğünü belirterek, “Değerlerimizi paylaşmayan hiç kimse Alman pasaportu alamaz. Burada çok net bir kırmızı çizgi çizdik.” ifadesini kullandı.

Faeser, antisemitizm, ırkçılık ve diğer insanları aşağılama biçimlerinin Alman vatandaşlığına geçişte engel teşkil ettiğini belirtti.

Almanya’nın Holokost’tan dolayı İsrail’i ve Yahudileri koruma konusunda özel sorumluluğu bulunduğunu dile getiren Faeser, “Bu sorumluluk bugünkü kimliğimizin bir parçasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Faeser, Alman olmak isteyen herkesin bunun ne anlama geldiğini bilmesi ve Almanya’nın sorumluluğunu kabul etmesi gerektiğini kaydetti.

Alman vatandaşlığına geçmenin ön koşulları arasında, vatandaşlık testinden başarıyla geçmek de bulunuyor. Testte, Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeninin yanı sıra ülkedeki yaşam şartlarına ilişkin sorular yer alıyor. Sınavda, 300’ün üzerinde sorunun bulunduğu listeden 33 soru soruluyor. Alman vatandaşlığına geçmek isteyen kişinin, 17 soruyu doğru cevaplaması gerekiyor.

27 HAZİRAN’DA YÜRÜRLÜĞE GİRECEK

Öte yandan, Almanya’da çifte vatandaşlığı kolaylaştıracak “Vatandaşlık Yasası’nın Modernizasyonu Yasası” 27 Haziran’da yürürlüğe girecek.

YASA NELER GETİRİYOR?

Yasaya göre, Alman vatandaşlığına geçmek için istenen yasal ikamet süresi 8 yıldan 5 yıla indirilecek.

Alman vatandaşlığına geçmek isteyen kişinin, ülkedeki yaşam şartlarına uyum sağlama konusunda okul veya mesleki başarısının bulunması, gönüllü çalışmalar yapması veya dil öğrenmek için özel çaba sarf etmesi gibi durumlarda bu süre 3 yıla düşürülecek.

Çifte vatandaşlık imkanı tanındığı için daha önce yürürlükte olan ve gençleri 23 yaşına kadar ebeveynlerinin vatandaşlığı veya Alman vatandaşlığı arasında seçim yapmaya zorlayan “opsiyon modeli” tamamen kaldırılacak.

Almanya’da doğan çocuklar, Alman vatandaşı olmasalar da ebeveynlerinden birinin en az 5 yıl yasal olarak ülkede ikamet etmesi halinde Alman vatandaşlığı alabilecek.

Alman vatandaşlığına geçmek isteyen kişinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini sosyal yardım almadan sağlaması gerekiyor.

İşgücü Anlaşması kapsamında 30 Haziran 1974’e kadar Federal Almanya Cumhuriyeti’ne (Batı Almanya) ve sözleşmeli işçi olarak 13 Haziran 1990’a kadar eski Almanya Demokratik Cumhuriyeti’ne (Doğu Almanya) gelen işçiler için vatandaşlığa girişte yapılan yazılı sınav zorunluluğu da kaldırılacak.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/almanyada-vatandaslik-testi-israil-ve-yahudilikle-ilgili-sorulari-da-icerecek/feed/ 0
30 yıl sonra Harem-i İbrahim katliamı gönülleri hala sızlatıyor https://www.foxtvhaber.com.tr/30-yil-sonra-harem-i-ibrahim-katliami-gonulleri-hala-sizlatiyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/30-yil-sonra-harem-i-ibrahim-katliami-gonulleri-hala-sizlatiyor/#respond Fri, 23 Feb 2024 08:24:05 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=4638 Ramazan ayının 15’inci gününde cuma sabahı fanatik Yahudi doktor Baruch Goldstein’in 30 yıl önce Harem-i İbrahim’de gerçekleştirdiği katliam, hafızalardaki tazeliğini koruyor.

HAREM-İ İBRAHİM KATLİAMI

El-Halil’deki yasa dışı Kiryat Erbaa Yahudi yerleşim birimi sakini olan ve Kach adlı aşırı siyonist terör örgütü mensubu Goldstein tarafından düzenlenen Harem-i İbrahim Camisi’ndeki saldırı, tarihe “El-Halil Camii (Harem-i İbrahim) Katliamı” olarak geçti.

‘KATLİAM ÖNCEDEN PLANLANMIŞ’

Harem-i İbrahim’de 29 Müslüman’ın şehit edildiği katliamdan kurtulan 60 yaşındaki Filistinli Hamis Kaffişe, saldırı öncesi atmosferi ve olay anını anlattı.

Harem-i İbrahim’e komşu bir evde oturan Kaffişe, bu katliamın ani verilmiş bir karar olmadığını, aksine Yahudi işgalciler tarafından daha önce planlandığını belirtti. Kaffişe ayrıca saldırının olduğu gün İsrail askerlerinin de cami yakınındaki kontrol noktasını terk ettiğine dikkati çekti.

KATLİAM ÖNCESİ ATMOSFER

Kaffişe, caminin katliam öncesi de zaman zaman Yahudi işgalcilerin saldırılarına maruz kaldığını hatırlattı. Yahudi işgalciler caminin halılarını ateşe verdiğini, halıların üstüne kimyasal maddeler attıklarını, camiye köpek soktuklarını ve cemaatin üzerine saldıklarını, camiye gelenleri darp ettiklerini dile getirdi.

‘İŞGALCİLER CAMİİYE GİRİŞİ ENGELLEMEYE ÇALIŞTI’

Emekli öğretmen Kaffişe, olaydan bir gün önce Harem-i İbrahim çevresinde Filistinliler ile Yahudi yerleşimciler arasında tartışma yaşandığını ve yerleşimcilerin yatsı namazını engellemeye çalıştığını belirterek, “İsrail askerleri camiye girişimizi 15 dakika kadar erteledi. Yahudi işgalcilerin camide olduklarını belirterek başka bir yerde namaz kılmamızı dahi teklif etti.” dedi.

KATLİAMDAN KIL PAYI KURTULDU

Kaffişe, camiye komşu olduğu için ramazan ayı boyunca sabah namazlarını Harem-i İbrahim’de kılmaya alışkın olduğunu ve her daim birinci safta yer almaya önem verdiğini belirtti. Ancak Kaffişe olayın yaşandığı gün sabah namazına biraz geç kalmıştı ve bu kez imamdan biraz uzak bir safta yer almıştı. Kaffişe, işte böylece katliamdan kurtulduğunu ifade ediyor.

KATLİAM ÖNCESİ SESSİZLİK

Ramazan ayının 15’inci gününün şafağında yaşanan katliamla ilgili Kaffişe, “Sabah namazına giderken, yatsı vakti öncesi cami çevresinde Yahudiler ile Müslümanlar arasında yaşanan atışma ve tartışma nedeniyle çevrede İsrail askerlerinin fazla olacağını düşünmüştüm. Ancak bu kez olağan dışı bir durum vardı ve askerlerin kontrol noktasında olmadıkları dikkatimi çekti.” diye konuştu.

NAMAZ KILARKEN ÜZERLERİNE MERMİ YAĞDIRDILAR

Kaffişe, ramazan ayının 15’inde sabah namazındaki Müslümanların mermi yağmuruna maruz kaldığına dikkati çekerek şunları anlattı:

“Namazın birinci rekâtındaki tilavet secdesi sırasında çok şiddetli bir ses duydum. Bir an deprem oldu sandım. Ancak bu bir bomba ve ateş yağmuruydu. Başımı secdeden kaldırdığımda gözlerim saldırıyı gerçekleştiren Baruch Goldstein’e takıldı. Elinde bir tüfek ve bir tabanca vardı. Her ikisini de cemaatin üzerine boşaltı.”

KAÇMAK İSTEDİ AMA …

Kaffişe, Goldstein’in cephanesi bittikten sonra onu ibadet edenlerin arasından çıkarmak için caminin arka kapılarından birini açmaya çalışan işgalci ortakları olduğunu iddia ederken ancak Goldstein’in kaçamadan öldürüldüğünü kaydetti.

‘CAMİ KAN GÖLÜNE DÖNMÜŞTÜ’

Şehitlerin çoğunun imamın hemen arkasındaki safta bulunanlardan olduğunu ve aralarında çocukların da yer aldığını belirten Kaffişe, “kanlı şafaktan sahneleri” şöyle aktarıyor:

“Caminin halıları üzerinde bir kan gölü gördüm. Orada son nefeslerini veren Müslümanlar oldu. Aralarında henüz 11 yaşında olan bir çocuk da vardı. Yardım çığlıkları atan yaralılar gördüm.”

Kaffişe, tam o sırada ambulans çağırmak ve yardım talebinde bulunmak için camiden hızla çıktığını belirterek, “Şehit cenazelerini ve yaralıları özel araç ve ambulanslara taşıdım. Öyle ki kıyafetlerim kanlar içinde kalmıştı.” dedi.

KURBANLARIN CEZALANDIRILDIĞI KATLİAM

Kaffişe, İsrail makamları tarafından katliamın soruşturulması için bir komisyon kurulduğunu hatırlatarak, “Kurulan bu komisyon zalimce kararlar aldı ve caminin yarısını Yahudilere sinagog olarak tahsis ederek katliamın kurbanlarını (Filistinlileri) cezalandırdı.” ifadelerini kullandı.

CAMİİYE EL KOYDULAR

Olayla ilgili onlarca Filistinlinin tanıklıklarını dinleyen ve en nihayetinde Müslümanların girişine çeşitli kısıtlamalar getiren komisyon, caminin yaklaşık yarısının sinagoga dönüştürülmesine karar verdi.

İsrail ordusu da El-Halil’in Eski Şehir bölgesinin sokaklarına ve cami çevresine onlarca asker konuşlandırdı, bölgeye kontrol noktaları, beton ve demir bariyerler yerleştirdi.

Yine Şehitler Caddesi başta olmak üzere caminin çevresindeki birçok cadde ve sokak ile yüzlerce dükkân İsrail askeri makamlarının emriyle kapatıldı ve bu mekanlar hala kapalı.

EZANA ENGEL OLDULAR

Harem-i İbrahim Camisi Müdürü Hıfzı Ebu Suneyne de AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail makamlarının sadece 2020’de camide 599 defa ezan okunmasını engellediğini belirtti.

MÜEZZİN ODASINA GİRMEK İZNE TABİ TUTULDU

Ebu Suneyne, müezzin odasının caminin sinagoga çevrilen kısmında kaldığını, müezzinin odasına gitmek için izne tabi olduğunu ve İsrail askerlerinin eşliğinde ezan okuyabildiğini kaydetti.

‘İŞGAL DEVLETİ CAMİYİ RAHAT BIRAKMIYOR’

Harem-i İbrahim’de yaşanan katliamın ardından İsrail’in “fırsattan istifade” camide pay sahibi olduğuna dikkati çeken Ebu Suneyne, “işgal devletinin” Filistinlilere yönelik uygulamalarını sıklaştırdığını, camiyi yıl boyunca çeşitli gerekçelerle kapattığını, kontrol noktaları kurduğunu ve caminin yapısını değiştirmeye çalıştığını vurguladı.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/30-yil-sonra-harem-i-ibrahim-katliami-gonulleri-hala-sizlatiyor/feed/ 0
Dünyanın merak ettiği tüneller! Yeni gelişme sır perdesini araladı! Korkunç iddia… https://www.foxtvhaber.com.tr/dunyanin-merak-ettigi-tuneller-yeni-gelisme-sir-perdesini-araladi-korkunc-iddia/ https://www.foxtvhaber.com.tr/dunyanin-merak-ettigi-tuneller-yeni-gelisme-sir-perdesini-araladi-korkunc-iddia/#respond Wed, 10 Jan 2024 00:48:25 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2183
  • HABER 7 – ÖZEL
  • Son dakika sinagog haberleri: Amerikalı milyarder Jeffrey Epstein çocuk istismarı davasının ardından tüm dünyayı sarsan bir olay daha patlak verdi. ABD’nin New York kentinde patlak veren olayda ABD polisi, New York kentindeki bir sinagogun altında yasa dışı şekilde inşa edilmiş tüneller olduğunu ortaya çıkardı.

    ‘ORTODOKS YAHUDİLİĞİ İÇİN KORKUNÇ VE UTANÇ VERİCİ’

    Salı gününün ilk saatlerinde yaşanan gelişmede Brooklyn’de Ortodoks Yahudilere ait gizemli bir sinagog bulundu. İnşaat işçileri tarafından tesadüfen keşfedilen tünelin kapatılmaması için Yahudiler büyük mücadele verdi.

    İhbar üzerine olay yerine gelen polisler 10 kişiyi tutukladı. Sinagogu yöneten haham Yosef Braun yaşananları korkunç olarak nitelendirdi ve Ortodoks Yahudiliği için utanç olarak yorumladı.

    YAHUDİLİĞİN HASİDİ KOLUNA MENSUP OLDUKLARI ÖĞRENİLDİ

    Yahudiliğin Hasidi koluna mensup şahısların aslında uzun yıllardır bu tünelleri kazdığı düşünülüyor, tünellerin amacı ise henüz belirsiz. Aralık ayında bir kısmının tespit edildiği tünellerin birçok girişi de bulunuyor.

    ABD basını ayrıca tünellerin kazılmaya dört yıl önce başlanmış olabileceğini ortaya attı ancak kesin kanıt sunmadı. Öte yandan Hasilere ait bir haber sitesi olan COL Live, tüneldeki erkeklerin çoğunun İsrail’den geldiğini bildirdi.

    SİNAGOGUN ALTINDAN YASA DIŞI YERALTI TÜNELİ ÇIKTI

    İsrail’in Gazze’ye saldırmasından ve Epstein’ın müşteri listesinin yayınlanmasından kısa bir süre sonra Yahudi Chabad Lubavitch grubunun New York Brooklyn’deki Chabad Genel Merkezi’nin altındaki yeraltı tünel ağı baskına uğradı. Polis tünelden çıkardığı Haham’ları tutukladı.

    KOMŞU BİNALARIN YERALTINDAN SESLER GELDİĞİNİ İHBAR ETMESİYLE YAKALANDILAR

    Ortodoks Yahudilere ait ve ne amaçla kullanıldığına yönelik korkunç iddiaların ortaya atıldığı yasa dışı açılan tüneller, ABD’de bir grup inşaat işçisi ve komşu binalarda yaşayanların yerin altından gelen insan seslerini polise bildirmesiyle ortaya çıktı.

    KANLI YATAKLAR, İNSAN DIŞKILARI VE KESİCİ ALETLER…

    Peki New York’taki  Sinagogların altında keşfedilen yeraltı tünelinde neler oluyordu? Tüm dünyanın merakla konuştuğu ve sosyal medyayı çalkalayan sinagog tünellerinde korkunç görüntüler elde edildi.

    Sinagogun altındaki yasa dışı tünelin içinde kanlı yataklar, insan dışkıları, kesici aletler ve çocuk sandalyesi bulundu. ABD polisinin söz konusu tünele yaptığı baskın sonrasında tünelin polis tarafından alelacele betonla kapatılmaya çalışıldığı iddia edildi.

    ORTODOKS YAHUDİLER POLİSLERE ENGEL OLMAK İÇİN TAŞKINLIK ÇIKARDI

    Olayın ardından Ortodoks Yahudilerle, ABD polisi tünel nedeniyle birbirine girdi.  Ortodoks Yahudilerin de polisin gelmesinden hemen önce suntalarla tünellere açılan duvarı gizlemeye çalıştıkları görüldü.

    Sosyal medyada paylaşılan videoda, onlarca polis olay yerine gelerek öfkeli Yahudi gençleri tünelin girişinden uzaklaştırmaya çalıştı.

    Birkaç saat sonra polislerin karşı koyanları tünellerden çıkardıkları görüldü. O anlarda sinagogda tansiyon yükseldi. Polise karşı koyanlar öfkeli hahamlar tünelin girişine ulaşmak için sıraları kaldırıp fırlatarak taşkınlık çıkardı. 

    SİNAGOGUN ALTINDAKİ TÜNELE CADDEDEN GİZLİ BİR GİRİŞ/ÇIKIŞ OLDUĞU TESPİT EDİLDİ

    İddiaya göre sinagog, şehrin altından yan taraftaki binaya bağlandığı ve caddeden gizli bir giriş/çıkışının olduğu tespit edildi.

    Yine sosyal medyada paylaşılan videolarda bir kişinin binanın dışındaki kaldırıma ulaşmak için tünelleri kullandığı görüldü.

    KORKUNÇ İDDİALAR ÖNE SÜRÜLDÜ

    Yahudilerin yasa dışı tünelleri tüm dünyanın gündemine bomba gibi otururken tünellerin ne amaçla kullanıldığı ise henüz öğrenilemese de suç mahalinde ele geçirilen kanıt hükmü taşıyan eşyalarla birlikte korkunç iddialar öne sürülüyor.

    ABD’de bugüne dek yasa dışı olarak ortaya çıkarılan tünellerin büyük bir kısmının perde arkasından çocuk istismarı ve pedofili olayları yer aldığı bilinmekte. 

    Peki sinagogun altına inşa edilen tünelde ne yapılıyordu? Korkunç iddiaların başında pedofili ve çocuk istismarı ihtimali bulunuyor. New York polisinin tünelden çıkardığı kanlı ve dışkılı yataklar ise bu ihtimali oldukça güçlendiriyor.

    TÜNELDEKİ AYİNLERDE ÇOCUKLAR KURBAN OLARAK KATLEDİLMİŞ OLABİLİR

    Elde edilen delil niteliğindeki bir başka bulgu olan kesici aletler ise daha korkunç bir senaryoyu işaret etmekte. New York polisinin, kaçırılarak tünele getirilen çocukların Yahudi ayinlerinde kurban olarak katledilmiş olabileceğinin üzerinde durduğu iddia edildi.

    İSRAİL DIŞINDAKİ EN BÜYÜK YAHUDİ TOPLULUĞU NEW YORK’TA

    Yahudiler, New York City nüfusunun yaklaşık %9’unu oluşturmakta. Bu da New York’taki Yahudi topluluğunu, İsrail toprakları dışındaki dünyanın en büyük Yahudi topluluğu haline getiriyor.

    Buna ek olarak Yahudilik , 2022 itibariyle yaklaşık 1,6 milyon taraftarıyla New York City’de uygulanan ikinci en büyük dindir ve Tel Aviv ve Kudüs’ün toplamından daha büyük, dünyadaki herhangi bir şehirdeki en büyük dindar Yahudi topluluğunu temsil etmektedir . Şehirdeki Yahudilerin neredeyse yarısı Brooklyn’de yaşıyor. Etno-dinsel nüfus şehrin %18,4’ünü, dini demografisi ise %8’ini oluşturuyor.

    New York şehrindeki en büyüğü olmak üzere on Yahudi cemaati bulunmakta. Eyalette yedisi New York şehrinde olmak üzere 12 dernek var.

    Eyalette bulunan 600 sinagogdan 314’ü kendini Ortodoks, 116’sı muhafazakâr, 102’si Reformist ve dokuzu da kalkınmacı (bir tür reformist) olarak nitelendiriyor. Aynı zamanda onlarca bağımsız cemaat ve birçok Habad merkezi eyaletin dört bir tarafına dağılmış bulunuyor.

    New York şehrinde yaşayan Yahudiler ABD’de yaşayan Yahudilerin yüzde 15’ini oluşturuyor. Şehirde her dokuz kişiden biri Yahudi.

    GAZZE’DEKİ OLAĞANÜSTÜ DİRENİŞ İSRAİL VE ABD’Yİ BİRBİRİNE DÜŞÜRDÜ

    Tüm bu veriler ve yaşanılanlar akıllara tek bir soruyu getiriyor. Yıllardır küresel yapılanmanın sac ayaklarından ikisini temsil eden ABD ve Yahudi/Siyonist birlikteliği arasındaki son günlerdeki gerginliğin sebebi ne?

    1948 yılından bu yana dek Filistin’e yönelik işgal ve saldırılarına koşulsuz destek veren ABD 7 Ekim’deki “Aksa Tufanı” operasyonunun ardından da İsrail’den desteğini esirgemedi.

    Fakat Başbakan Binyamin Netanyahu önderliğindeki İsrail’in, Filistin ve Gazze Şeridi’nde uyguladığı soykırım saldırılarına uluslararası kamuoyunda ortak bir tepki gelmesiyle ABD ve İsrail arasında gerilim yaşanmasına sebep oldu.

    ABD’nin orantısız güç kullanımı konusunda İsrail’den istekleri karşısında İsrail cephesinin dik başlı bir duruş sergilemesiyle birlikte halef selef iki ülke arasında krize neden oldu.

    YERALTI TÜNEL AĞI, EPSTEİN DAVASINA MİSİLLEME Mİ?

    Amerikalı milyarder Jeffrey Epstein ve bağlantılı olduğu insanların suçları, kamuoyuna yeni açıklanan dava dosyaları ile ortaya çıkarken, Epstein’in İsrail Dış İstihbarat Teşkilatı Mossad’a çalıştığı iddia edildi.

    En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan ve gözaltında tutulurken hapishanede ölü bulunan Epstein’in dava dosyaları, olaylara ilişkin detayları ortaya koyuyor.

    ABD’deki dehşet veren sinagog altındaki yasa dışı tünellerin bir anda ortaya çıkması da çeşitli iddiaları beraberinde getirdi. Yakın zamanda yeni belgelerin ifşalandığı Epstein davasıyla birlikte dünyaca ünlü birçok kişinin sapıklık ve sapkınlık içeren video ve görüntüleri yayıldı.

    Sporda, sanatta, siyasette, bilim ve teknoloji sektöründe varlık sürdüren ünlü ve önemli insanların Epstein çocuk istismarı ağına dahil olduklarının öğrenilmesi dehşeti fazlasıyla artırdı.

    İğrenç olayların yaşandığı Epstein vakalarının benzerlerinin de New York’ta bulunan sinagog altındaki tünellerde yaşanıp yaşanmadığı sorgulanıyor.

    Tüm yaşananlar ABD’nin, Siyonistlerin Epstein ifşasına New York’ta içerisinden kanlı şiltelerin ortaya çıktığı Sinagog altındaki yeraltı tünel ağı ifşaatı ile misilleme yaptığını işaret ediyor.

    ABD polisinin henüz resmi açıklaması olmadığı olayla ilgili kamuoyunun merakı gün geçtikçe artıyor.

    EPSTEİN DAVASI NEDİR?

    Jeffrey Epstein, 2005’te ABD’nin Florida eyaletinde, 14 yaşında bir kızla cinsel ilişkiye girmek için para verdiği iddiasıyla gözaltına alındı.

    Reşit olmayan birçok kız Epstein’in ve arkadaşlarının kendilerini cinsel istismara maruz bıraktığını iddia etse de mahkeme Epstein’i 2008’de tek bir kişiye cinsel istismar uygulamaktan suçlu buldu.

    Milyarder, suçlu bulunmasının ardından 13 aylık bir ceza aldı.

    New York savcılarının Epstein’i 2019’da fuhuş ağı oluşturmaktan suçlu bulmasının ardından, milyarder gözaltında tutulurken hapishanede ölü bulundu.

    KAYNAK: HABER7
    ]]>
    https://www.foxtvhaber.com.tr/dunyanin-merak-ettigi-tuneller-yeni-gelisme-sir-perdesini-araladi-korkunc-iddia/feed/ 0