Yıldız – Fox Haber https://www.foxtvhaber.com.tr Sun, 29 Sep 2024 18:25:27 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Bu yıldız 80 bin yılda bir görülüyor: O tarihlerde çıplak gözle izlenebilecek! https://www.foxtvhaber.com.tr/bu-yildiz-80-bin-yilda-bir-goruluyor-o-tarihlerde-ciplak-gozle-izlenebilecek/ https://www.foxtvhaber.com.tr/bu-yildiz-80-bin-yilda-bir-goruluyor-o-tarihlerde-ciplak-gozle-izlenebilecek/#respond Sun, 29 Sep 2024 18:25:27 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/bu-yildiz-80-bin-yilda-bir-goruluyor-o-tarihlerde-ciplak-gozle-izlenebilecek/ Bu yıldız 80 bin yılda bir görülüyor: O tarihlerde çıplak gözle izlenebilecek!

Bilim insanları tarafından 2023 yılı Ocak ayında keşfedildiği günden beri gökyüzü meraklılarınca heyecanla beklenen C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızı, Türkiye semalarında görülmeye başlandı. Yaklaşık 80 bin yıllık yörünge periyodu hesaplanan C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızı, Cuma gününden itibaren gün doğumundan önce doğu ufkunda dürbün ve teleskoplarla gözlemlense de Güneş’e çok fazla yakın olması nedeniyle birkaç gün sonra tekrar çıplak gözle izlenebilecek. Ayrıca bazı bilim adamlarının öngörülerine göre 8-13 Ekim tarihinde Güneş’e en yakın konumuna gelecek olan kuyrukluyıldızın Güneş’in sıcaklığı ve Güneş rüzgarları nedeniyle çok fazla ısınıp parçalanma ihtimali de bulunuyor. Şayet kuyruklu yıldız parçalanmaz ise sonrasında Ekim ayı ortasından itibaren günbatımından sonra batı ufkunda tekrar gözlemlenecek.

Bu yıldız 80 bin yılda bir görülüyor: O tarihlerde çıplak gözle izlenebilecek!

Geçen yıl keşfedilen ve dört sabah boyunca gün doğmadan hemen önce gözlemlenen C/2023 A3 kuyruklu yıldızı, hızla Dünya’ya yaklaştığı anlara tanıklık etmek isteyen Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu ve arkadaşı Sinan Kendirci, hayatları boyunca bir kez şahit olacakları bu doğa olayını görüntüleyebilmek için gece boyunca Kastamonu’da nöbet tuttu. Işık kirliliği olmayan bölgelerden dürbün veya küçük bir teleskopla dahi seyredilebilen kuyruklu yıldızı çekebilmek için saatler öncesinde hazırlıklarını yapan Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu ve arkadaşı Sinan Kendirci, verilen koordinatları teleskopa girerek kuyruklu yıldızı incelediler.

GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu yıldız 80 bin yılda bir görülüyor: O tarihlerde çıplak gözle izlenebilecek!

Kastamonu’nun Sapaca köyü yol ayrımında tarla üzerinde hazırlık yapan Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu ve arkadaşı Sinan Kendirci, kuyruklu yıldızın görülmeye başlamasıyla birlikte özel ekipmanlarla çekimlerini yaparak 80 bin yılda bir görülen bu doğa olayına şahitlik ettiler.

Bu yıldız 80 bin yılda bir görülüyor: O tarihlerde çıplak gözle izlenebilecek!

“80 BİN YILDA BİR…”

Kastamonu’dan kuyruklu yıldızı gözlemleyen Astrofotoğrafçı Murat Helvacıoğlu, “Bugün C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızını gözetlemek için buraya geldik. Yaklaşık 80 bin yılda bir gözüken ATLAS kuyruklu yıldızının Güneş’in etrafındaki turunun en büyük açıklık gününde kuyruk yıldızı görüntülemeye çalıştık. Çıplak göz ile göremedik ama teleskop ile görmeyi başardık. Şu anda bu kuyruklu yıldızı ülkemizde ilk çeken astrofotoğrafçılardan birisi olduğumuzu düşünüyorum” dedi.

Bu yıldız 80 bin yılda bir görülüyor: O tarihlerde çıplak gözle izlenebilecek!

Kuyruklu yıldızların Güneş’in çevresinde dönen kaya parçaları olduğunu söyleyen Helvacıoğlu, “Birkaç kilometrelik kaya parçalarıdır. Bu kaya parçaları, Güneş’e yaklaştıkları zaman içerisindeki toz ve gazı püskürterek kuyruk haline geliyor ve bizler bunu kuyruklu yıldızlar olarak adlandırıyoruz. C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldız geçen yıl keşfedildi ve bu yıl Güneş’e yakın konuma geldi. C/2023 A3 (Tsuchinshan-ATLAS) kuyruklu yıldızı, periyodik olmayan bir kuyruklu yıldızdır. Bu nedenle 80 bin yıl gibi uzun bir yörüngeye sahip.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/bu-yildiz-80-bin-yilda-bir-goruluyor-o-tarihlerde-ciplak-gozle-izlenebilecek/feed/ 0
Türkiye’nin uzaya 5 yıl içinde uydu, 10 yıl sonra insan taşıyabilecek potansiyeli var https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-uzaya-5-yil-icinde-uydu-10-yil-sonra-insan-tasiyabilecek-potansiyeli-var/ https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-uzaya-5-yil-icinde-uydu-10-yil-sonra-insan-tasiyabilecek-potansiyeli-var/#respond Sun, 28 Jul 2024 22:00:04 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=16687 Türkiye’ye döndükten sonra özel bir uzay şirketinde araştırmalarını sürdüren, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) de “uzay teknolojileri” dersi veren Umut Yıldız, NASA’daki yıllarını ve uzay teknolojilerinde yaşanan gelişmeleri AA muhabirine değerlendirdi.

Uzay bilimine olan ilgisinin çocuklukta başladığını anlatan Yıldız, “Kendimi ‘bilim hastası’ bir çocuk olarak hatırlıyorum. Ansiklopedileri kuponlarla toplar ve okurdum. Sosyal bilimler hiç ilgimi çekmezdi. İlkokul yıllarımda bilime merakım o şekilde başladı, sonrasında arttı. Kendimi geliştirmem gerekiyordu. Babam neyi gözlemlemek istiyorsam, ‘anlat bakayım bunları’ derdi. Böyle kendimi sürekli kitapların içerisinde buldum. Kendimi bildim bileli bir uzay merakı ve uzay heyecanı içimde var. Çocukken bile tüm yıldızların isimlerini ezberlerdim.” dedi.

NASA’NIN KAPILARINI AÇAN ÇALIŞMA

Türkiye’de astronomi okuduktan sonra Hollanda’da doktora yaptığını belirten Yıldız, bu süreçte dünyadaki oksijen molekülünün nereden geldiğine ilişkin çalışmasının kendisine NASA’nın kapılarını açtığını vurguladı.

Dr. Yıldız, “Nefes aldığımız bir oksijen molekülü var ama bu nereden geliyor? Bu soruyu araştırmak için çalıştık. NASA’dan bir hocanın, Herschel Uzay Teleskobu’ndan yaptığı bir gözlemi vardı. Bu gözlemi bana verdi. Çünkü bu yerleri önceden biliyordum. Hocam, ‘Sen bu yerleri biliyorsun, devam et bakalım oksijen molekülü var mıymış’ dedi. O gözlemde hiçbir oksijen molekülü bulamadık. Bu, büyük bir hayal kırıklığı oldu. Oksijen molekülü yoksa, bu demek oluyor ki oksijen molekülleri yıldızların oluşumu sırasında oluşmamış. Elimizde bir veri var ve bu veriyle makale yazmak istiyorduk. Çünkü böyle bir gözlem bir daha olmayacak. Yeni bir teleskop gönderilmesi gerekiyor ve böyle bir plan henüz yok. Herschel Teleskobu 2013 yılında ölmüştü. Bu yüzden makale haline getirdik.” diye konuştu.

Bu araştırmasının ardından NASA’da astrofizikçi olarak çalışmaya başladığını ve çeşitli projelerde görev aldığını dile getiren Yıldız, şunları kaydetti:

“NASA’daki ilk altı buçuk yılımda Arizona’da bulunan bir teleskopla çalıştım. Bu teleskop, yeni oluşan yıldızların bulunduğu molekül bulutlarını incelemek için kullanılıyordu. Ancak teleskobun teknik sorunları nedeniyle verimli çalışamadık. 64 megapiksel kameranın en az 30 megapikseli arızalıydı. Daha sonra “Sofia” adında bir uçak teleskobunda çalıştım. Bu teleskop, Boeing 737’nin arkasına monte edilmiş, 2,5 metre çapında bir teleskoptu. Sofia yılın farklı zamanlarında kuzey yarımkürede Kaliforniya’da ve güney yarımkürede Yeni Zelanda’da bulunuyordu. Yeni Zelanda’dan Avustralya’ya doğru uçarken gözlemler yaptım. Başka bir projede, yeni uzay araçlarının frekans tahsisleri üzerine çalıştım. Bu, Mars’a veya başka bir yere gönderilen araçlarla iletişim kurmak için belirli frekansların tahsis edilmesini içeriyordu. Eğer frekanslar doğru tahsis edilmezse, diğer misyonların frekanslarıyla karışabilirdi. Bu nedenle, NASA’nın özel bir birimi, bu frekans tahsislerini yapıyordu ve ben de bu birimde çalıştım.”

“TÜRKİYE’DE DE UZAY ALANINDA ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR YAPILABİLECEĞİNİ GÖRDÜM”

Yıldız, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nde 10 yıl çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönme kararında özellikle pandeminin etkili olduğunu dile getirerek, uzaktan çalışma sisteminin oturmasıyla yaptığı işlerin benzer ve rutin hale geldiğini, bu durumun da kendisini rahatsız ettiğini söyledi.

Bu süreçte Türkiye’de kurulan özel bir uzay şirketiyle tanıştığını ve burada çalışma fırsatı bulduğunu anlatan Yıldız, şöyle devam etti:

“Türkiye’de de uzay alanında önemli çalışmalar yapılabileceğini gördüm. Türkiye, uzay konusunda sıfır değil ama çok ileri bir ülke de değil. 1994’ten beri Türksat uyduları fırlatılıyor, TÜBİTAK ve bazı kamu kurumları uzayla ilgili çalışmalar yapıyor. Ancak hala olması gereken düzeyde değiliz. Özel sektörün, özellikle Amerika’daki gibi, işleri hızlandırmada daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, Türkiye’de özel sektörün başarılı olacağına inanarak geri döndüm. Türkiye’de ciddi bir potansiyel var, özellikle gençlerde. Bana yazan, uzayla ilgilenen pek çok öğrenci var. Ancak üniversite seçimleri sırasında çevre baskısıyla karşılaşıp, bu alanda kariyer yapmaktan vazgeçiyorlar. Bu yüzden, uzay konusunda deneyimli insanların gençlere motivasyon sağlaması ve onları bu alanda devam etmeye teşvik etmesi gerekiyor. Böylece potansiyel ve iş olanakları artacak. Ben de Türkiye’ye dönerek bu konuda daha fazla katkıda bulunmayı umuyorum ve bu doğrultuda çalışıyorum.”

Dr. Umut Yıldız, 20 binden fazla kişinin çalıştığı NASA’da Türk bilim insanlarının sayısının diğer ülkelere göre az olduğunu, bu durumun lobi faaliyetlerini de etkilediğini dile getirdi.

Çalıştığı laboratuvarda 7-8 civarında Türk’ün bulunduğunu, bu kişilerden ikisinin yaklaşık 30 yıldır orada çalışan hocalar olduğunu aktaran Yıldız, “Özellikle Asyalılar, İranlılar, İtalyanlar ve İspanyollar çok daha fazlaydı. Bu durum, belirli pozisyonlara daha hızlı ilerleyebilmelerini sağlıyordu. Türk bilim insanları olarak öğle yemeklerinde bir araya gelir, buluşurduk. Ancak, diğer gruplar gibi yoğun bir lobicilik faaliyetimiz yoktu. Hem Amerika’da hem de Avrupa’da çok sayıda başarılı ve yönetici pozisyonuna gelmiş mühendis ve bilim insanımız var. Türkiye’ye dönmeleri gerekmiyor, yurt dışında kalsalar da Türkiye’ye destek verebilirler. Ancak Türkiye’ye dönüp buradaki uzay çalışmalarına katkıda bulunmak benim için önemliydi. Şu anda Amerika’daki ve Avrupa’daki Türk bilim insanlarıyla iletişim kuruyor, onların da Türkiye’ye katkıda bulunmalarını sağlıyorum. Oradaki arkadaşlarımızın başarılı çalışmaları Türkiye için de büyük önem taşıyor.” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE’NİN UZAYDAKİ GELECEĞİ

Türkiye’nin uzay çalışmalarında ciddi bir potansiyele sahip olduğunu, özellikle gençlerin bu alanda önemli işler yapabileceğini vurgulayan Yıldız, “Uzay konusunda Türkiye’de ve dünyada gelecekte inanılmaz projeler göreceğiz. Özellikle Space X ve Falcon 9 roketiyle beraber uzaya erişim zaten ucuzlamıştı. Arkadaşlar testleri takip etsin, özellikle lise çağındakiler… Önümüzdeki 5 sene içerisinde artık yörüngeye uydu gönderebilecek bir pozisyona gelmiş olacağımızı tahmin ediyorum. Belki 10 sene sonra da hep beraber uzaya gideriz. Bizim de aşağıya bakma fırsatımız olur ve bu, hayatın en normal şeylerinden biri haline gelir.” ifadelerini kullandı.

Dr. Yıldız, uzay bilimine ilgi duyan gençlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Uzay sektörü hızla büyüyor ve artık sadece NASA değil, özel şirketler de bu alanda büyük işler yapıyor. Bugünkü gençlerin gelecekte çalışabileceği birçok fırsat olacak. Türkiye’de de benzer bir sistem inşa edilmesini umuyorum. Türk uzay sektörü şu anda küçük bir topluluktan oluşuyor, ancak gelecekte büyüyeceğine inanıyorum. Gençlere somut tavsiyelerim var. Öncelikle İngilizceyi öğrenin. Çeviri araçlarına güvenmek yerine dili iyi bilmek çok önemli. Üniversiteye gidiyorsanız, not ortalamanızın en az 3.0 olmasına özen gösterin. Ayrıca, üniversitede sadece derslere odaklanmayın, kulüplere katılın ve projeler yapın. Kulüplerde ve projelerde aktif olmak, inisiyatif almak ve pratik deneyim kazanmak çok önemli. Anatolian Rover Challenge yarışmasında jüriydim ve finale kalan takımların tümü büyük bir gayretle çalışıyordu. Şirketlerde işe alımlarda ders notlarının yanı sıra projelerdeki deneyimlere de bakılıyor. Bu yüzden, üniversite sırasındayken boş durmayın ve bu tür projelere katılın.”

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/turkiyenin-uzaya-5-yil-icinde-uydu-10-yil-sonra-insan-tasiyabilecek-potansiyeli-var/feed/ 0
Yıldız Sarayı ziyarete açıldı! Yıldız Sarayı’nın tarihsel özellikleri, konumu ve eserleri https://www.foxtvhaber.com.tr/yildiz-sarayi-ziyarete-acildi-yildiz-sarayinin-tarihsel-ozellikleri-konumu-ve-eserleri/ https://www.foxtvhaber.com.tr/yildiz-sarayi-ziyarete-acildi-yildiz-sarayinin-tarihsel-ozellikleri-konumu-ve-eserleri/#respond Fri, 19 Jul 2024 23:12:07 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15978 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 19 Temmuz’da açılacak Yıldız Sarayı, 20 Temmuz’dan itibaren ziyaretçileri kabul edecek. Uzun yıllar devam eden restorasyon, konservasyon ve peyzaj çalışmaları tamamlanan Yıldız Sarayı’nda “Büyük Mabeyn Köşkü”, “Çit Kasrı”, “Küçük Mabeyn Köşkü” ve “Harem Dairesi” başta olmak üzere birçok yapı, tarihinde ilk kez ziyaretçiyle buluşacak.

”ZİYARETLER AY SONUNA KADAR ÜCRETSİZ”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yıldız Sarayı açılış töreninde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihi yapının önümüzdeki ayın sonuna kadar ücretsiz şekilde ziyaret edileceğini duyurdu.

Erdoğan, “Yıldız Sarayı direnişin sembolü, sıradan bir yapı değildir, Osmanlı’nın en sancılı yıllarına tanık oldu” dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabiatla uyumu, mimarisi ve Türk saray bahçeleri geleneğinin son örneği olan Yıldız Sarayı nadide bir eserdir.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca Erdoğan, Yıldız sarayına girişlerin önümüzdeki ayın sonuna kadar ücretsiz olduğunu duyurdu.

YILDIZ SARAYI’NIN ÖNEMİ

Türk Osmanlı saray mimarisinin son örneği olan Yıldız Sarayı, Beşiktaş semtinin Yıldız tepesinde yer alır. Kanuni Sultan  Süleyman Dönemi’nden (1520-1566) itibaren padişahlar tarafından av sahası olarak kullanılan ve Hazine-i Hassa’ya kayıtlı bu araziye ilk kasrı Sultan I. Ahmed yaptırmıştır. 18’inci yüzyıl sonunda Sultan III. Selim, validesi Mihrişah Sultan için Yıldız Kasrı’nı, babası için de bir çeşme yaptırmıştır. Genellikle yaz aylarında Yıldız Köşkü’nde oturan Sultan Abdülaziz ise Büyük Mabeyn Köşkü’nü inşa ettirmiş, daha sonra dış bahçeye Malta ve Çadır Köşklerini, asıl kısmına da Çit Kasrı’nı eklemiştir.

SULTAN II. ABDÜLHAMİD YILDIZ SARAYI’NDA YAŞAMIŞTI

Sultan Murat’ın rahatsızlığı nedeniyle tahtan indirilmesinden sonra, kardeşi Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909) 33 yıllık saltanat devri başlamıştır. Sultan II. Abdülhamid; amcası Sultan Abdülaziz’in ve ağabeyi Sultan V. Murat’ın birbirini takip eden ikametlerine sahne olan Dolmabahçe Sarayı’nın deniz kıyısında bulunması ve bu sarayın denizden kuşatılması ihtimalini göz önünde bulundurarak, 7 Nisan 1877’de Yıldız’a taşınmıştır. Nisan 1877’de Yıldız’da aralıklarla ikâmet etmeye başlayan genç padişah, Ocak 1878’de temelli olarak Yıldız’a yerleşmiştir.

200 yıllık tarihiyle Yıldız Sarayı, Osmanlı’nın en sancılı yıllarına şahitlik etmiştir. Sultan 2. Abdulhamit’le özdeş hale gelmiştir. 2. Mahmut burayı yeni ordunun askerlerinin talimlerini izlemek için kullanmıştır. Yıldız Sarayına asıl hürriyetini kazandıran Abdülhamit Han olmuştur.

YILDIZ SARAYININ TARİHİ

Yıldız Sarayı kompleksi, Osmanlı Devleti’nin son sarayı olması açısından ayrı bir önem taşıyor.

Asıl şeklini Sultan II. Abdülhamid döneminde alan saray, 33 yıl boyunca devletin yönetim merkezi, Sultan’ın ve ailesinin ikametgahı olarak kullanıldı.

Köşkler, yönetim ve koruma yapılarıyla parklar bütününden oluşan Yıldız Sarayı, Sultan II. Abdülhamid’in 1909’da tahttan indirilmesiyle önemini yitirdi.

Son Osmanlı padişahı Sultan VI. Mehmed Vahdeddin döneminde de bir süre kullanılan saray, 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla kapılarını tümüyle dış dünyaya kapattı.

“İSTANBUL’DAKİ 3 BÜYÜK SARAYDAN BİRİ”

Basın toplantısında konuşan Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, “Bu saray İstanbul’daki 3 büyük saraydan bir tanesi. Bugüne kadar ziyaretçisiyle, toplumla buluşamamış bir saraydı. Çeşitli vesilelerle sık sık kamuoyunun gündemine gelmiş bir saray. Yaklaşık 100 yıldır kapalı olan bir sarayın toplumla buluşmasından bahsediyoruz. Bu sebeple tekrardan heyecanımızın altını çizmek istiyorum.

Yıldız Sarayı, 1924 yılından sonra çeşitli devlet kurumları idaresinde farklı misyonlarla ve farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Bu nedenle esas olarak ziyarete açılamamış bir saraydır. Uzun yıllar belli kısımlarında bazı çalışmalar yapıldı fakat takdir edersiniz ki her kurumun, birbirinden farklı işletme düzenleri, restorasyon pratikleri ve imkanları var. Bu sebeple bu çalışmalar bir yeknesaklık kazanamamıştı ve toplumumuzdan uzak kalmıştı” dedi.

SARAYDA HANGİ ESERLER SERGİLENECEK?

İlk defa ziyarete açılacak yapılar arasında “Limonluk”, “Hamam”, “III. Selim Çeşmesi”, “Ada Köşkü” ve “Cihannüma Köşkü” de yer alıyor.

Sultan II. Abdülhamid’in hayatına, kişiliğine ve liderliğine ışık tutan eserler, onunla özdeşleşen, Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyüklerinden olma özelliği taşıyan kütüphane ve marangozhanenin yanı sıra Yıldız Albümleri’nden seçilen fotoğraflar da ilk defa tarih ve sanat meraklılarının ilgisine sunulacak.

Kütüphane kısmında askeriyeden coğrafyaya, felsefeden casusluk romanlarına, astronomiden botanik ve zoolojiye kadar binlerce nadir eser gün yüzüne çıkarıldı.

İlk defa görülecek yazma eserler arasında “Muhibbi” mahlasıyla şiirler yazan Kanuni Sultan Süleyman’a ait divan, Matrakçı Nasuh’un, Kanuni’nin Irak seferini anlattığı kitap, KatipÇelebi’nin “Cihannüma”sı ve ünlü hattatlara ait Kur’an-ı Kerim örnekleri yer alıyor.

]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/yildiz-sarayi-ziyarete-acildi-yildiz-sarayinin-tarihsel-ozellikleri-konumu-ve-eserleri/feed/ 0
Zeynep Yıldız: O gün Aliya’nın arslanları bugün de Gazze’nin mücahitleri direniyor https://www.foxtvhaber.com.tr/zeynep-yildiz-o-gun-aliyanin-arslanlari-bugun-de-gazzenin-mucahitleri-direniyor/ https://www.foxtvhaber.com.tr/zeynep-yildiz-o-gun-aliyanin-arslanlari-bugun-de-gazzenin-mucahitleri-direniyor/#respond Sat, 13 Jul 2024 01:00:06 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=15266 Yıldız, TBMM Genel Kurulunda, Srebrenitsa Soykırımı’nın unutturulmaması, Filistin halkına yönelik benzer saldırıların ve bu türden insan hakları ihlallerinin önlenmesine ilişkin tedbirlerin görüşülmesi amacıyla yapılan Genel Görüşme’de partisi adına söz aldı.

AK Parti Ankara Milletvekili Yıldız, bugünü 11 Temmuz Srebrenitsa Soykırımını Uluslararası Düşünme ve Anma Günü olarak ilan eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve genel görüşme önerisine destek veren tüm milletvekillerine teşekkür ederek konuşmasına başladı.

Küresel aklın; Avrupa’yı tek seslileştirme ve tek tipleştirme, çok kültürlülüğü negatif biçimde anlayarak yeni çatışma alanları oluşturma amaçlarının Balkan savaşlarıyla patlak verdiğini anlatan Yıldız, “Avrupa’yı Müslümansızlaştırmak ve Türksüzleştirmek isteyenler, Srebrenitsa’dan çok daha öncesinde Balkanlar’ın pek çok noktasında katliam ve soykırım yaptılar.” diye konuştu.

– “BM’NIN İLK VE EN ÖNEMLI İŞLEVSELLİK SINAVINDA NASIL SINIFTA KALDIĞININ İSMİDİR SREBRENİTSA”

Bosnalı Müslümanlara karşı kitlesel katliamlar gerçekleştirildiğini belirten Yıldız, “Dünya barışını koruma misyonuyla kurulan Birleşmiş Milletler’in ilk ve en önemli işlevsellik sınavında nasıl sınıfta kaldığının ve tüm insanlığın belleğinden yıllarca silinmeyecek bir güvensizlik duygusunun nasıl oluştuğunun ismidir Srebrenitsa.” değerlendirmesinde bulundu.

Bugün dahi, Srebrenitsa’nın basık atmosferinde Bosnalı Müslümanların ahının en derinden hissedildiğini dile getiren Yıldız, “Srebrenitsa şehitliği, toprağın vahşet kustuğu o yerde, şehitlerin şehadetliğinin mübarekliği eşliğinde beyaz bir lale bahçesi gibi sizi karşılar; ancak biz biliriz ki, o mezar taşlarının her birinin altında her bir kemiği mavi kelebeklerin işaret ettiği farklı toplu mezarlardan çıkan, yıllar süren DNA testleri neticesinde aileleriyle buluşan şehitler vardır.” ifadelerini kullandı.

Yakalarına taktıkları Srebrenitsa çiçeğinin, Srebrenitsa annelerinin evlatlarını simgelediğini aktaran Yıldız, “Yeşil bir tabutun içinde dahi olsa evladı, onu şefkatle çevreleyen anneleri simgeliyor. Bu çiçek, tekrarlanmaması için unutulmaması gereken soykırımları simgeliyor.” dedi.

– “HIRVATLARIN HIRVATİSTAN’I, SIRPLARIN SIRBİSTAN’I VARSA, BOŞNAKLARIN TÜRKİYE’Sİ VARDIR”

AK Parti Ankara Milletvekili Yıldız, Bosna’daki soykırımın, Srebrenitsa’dan ibaret olmadığını, Bosna’nın tamamında Sırp çetniklerin, Bosnalı Müslümanları, Boşnakları sistemli bir biçimde yok etme amacıyla gerçek bir soykırım suçu işlediğini söyledi.

Yıldız, “Srebrenitsa, Bosna soykırımının simgesidir. Srebrenitsa soykırımı, uluslararası kuruluşların ve uluslararası toplumun işlevsizlik simgesidir.” yorumunu yaptı.

Saraybosna nasıl yıllarca kuşatma altında kaldıysa, bugün de Gazze’nin kuşatma altında olduğuna dikkati çeken Yıldız, “O gün Aliya ve arslanları nasıl İgman Dağı’nda kahramanca soykırıma direndiyse, bugün Gazzeli mücahitler Müslümanların izzetini korumakta ve soykırıma kahramanca direnmektedirler.” diye konuştu.

Aliya İzetbegoviç’in Bosna Hersek’i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında Türkiye’ye emanet ettiğini hatırlatan Yıldız, “Ben de 1924 yılında, yüzyıllarca yaşadıkları topraklarını maruz kaldıkları katliamlar dolayısıyla terk etmek durumunda kalan Sancaklı bir ailenin evladı ve Türk Milletinin bir temsilcisi olarak, şu hususu ifade etmek isterim: Hırvatların Hırvatistan’ı, Sırpların Sırbistan’ı varsa, Boşnakların Türkiye’si vardır.” dedi.

– “BU TOPRAKLAR BATI’NIN IRKÇI VE SÖMÜRGECI ZİHNİYETİYLE ADETA KANA BULANMIŞTIR”

AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman, Müslümanların Bosna Hersek yönetiminde söz sahibi olmasını hazmedemeyen Sırpların, Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’te bir insanlık dramının yaşanmasına sebep olduğunu belirtti.

Avrupa’nın göbeğinde bir soykırım gerçekleştiğini anlatan Salman, “Osmanlı devletinin yüzyıllarca adaletle yönetmiş olduğu bu topraklar Batı’nın ırkçı ve sömürgeci zihniyetiyle adeta kana bulanmıştır.” diye konuştu.

Srebrenitsa soykırımının tarihte kapanması mümkün olmayan acılar ve derin izler bıraktığını söyleyen Salman, aradan geçen 29 yıla rağmen yüreklerdeki acısının hala yerini koruduğunu belirtti.

Aliya İzzetbegoviç’in “Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır” sözünü hatırlatan Salman, “Dün etnik kimlikleri ve inançları sebebiyle Srebrenitsa’da yaşanan soykırım, bugün Müslüman oldukları için Gazze’de Filistin’de tekrarlanmakta yüreklerimizi dağlamaktadır.” ifadelerini kullandı.

 

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/zeynep-yildiz-o-gun-aliyanin-arslanlari-bugun-de-gazzenin-mucahitleri-direniyor/feed/ 0
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ne “La ilahe illallah” mahyası asıldı https://www.foxtvhaber.com.tr/ayasofya-i-kebir-cami-i-serifine-la-ilahe-illallah-mahyasi-asildi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/ayasofya-i-kebir-cami-i-serifine-la-ilahe-illallah-mahyasi-asildi/#respond Tue, 05 Mar 2024 01:24:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5605 Ramazan ayına sayılı günler kala Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi minarelerinin arasına “La ilahe illallah” mahyası asıldı.

On bir ayın sultanı ramazanın yüzyıllardır süregelen geleneği mahyalar, İstanbul’daki camilere asılmaya başlandı.

Her ramazanda camileri süsleyen mahyalara ilişkin Eyüpsultan Camisi’nin ardından Ayasoyfa Camii ile devam eden çalışmalar dron ile görüntülendi.

“Ramazanın en önemli işaretlerinden biri de mahyalar”

İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdür Yardımcısı Levent Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü olarak bu sene 7 selatin camisinde, kadim bir Osmanlı ve cami süsleme geleneği olarak mahya asma işlerine başladıklarını söyledi.

Ramazan ayı boyunca 7 farklı selatin camisine beşer farklı mahya asılacağını dile getiren Çetin, “Bu gelenek, Osmanlı padişahları tarafından da önemsenmiş bir cami süsleme sanatı. Dönemin padişahları da camilerin mahyalar ile süslenmesini istemişler.” dedi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak ramazan ayı boyunca bu geleneği sürdürmeye devam ettiklerini vurgulayan Çetin, “Ramazanın geldiğinin en önemli işaretlerinden birisi de bu mahyalar. İnsanlarımız bu mahyaları camilerimizin üzerinde gördüğünde ramazan hissiyatını çok daha iyi hissediyorlar.” şeklinde konuştu.

“Mahya sanatımızı yüzyıllardır devam ettirmeye çalışıyoruz”

Osmanlı’nın son mahyacısı Hacı Ali Ceyhan’ın çırağı mahya ustası Kahraman Yıldız ise mahya yazılarının Diyanet İşleri Başkanlığının belirlediği tema çerçevesinde belirlendiğini belirterek, “Bu senenin teması ramazan ve ahiret bilinci. Bu tema doğrultusunda İstanbul Müftülüğünün vermiş olduğu veciz sözler var. Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğüne bu sözler geldi. Vakıflar Genel Müdürlüğü sayesinde mahya sanatımızı yüzyıllardan beri devam ettirmeye çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.

Mahya asmaya her sene olduğu gibi Eyüp Sultan Camisi’yle başladıklarına işaret eden Yıldız, ilk olarak “Ramazan Kur’an ayıdır” yazısının asıldığını, ramazan boyunca 5 farklı yazının camide yer alacağını kaydetti.

Yıldız, “Eyüp Sultan’da 5 tane yazımız var, diğer camilerde de beşer tane yazımız var. Yalnız Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde ‘La ilahe illallah’, Sultanahmet Camisi’ne ise ‘Muhammedün Resulullah’ yazıları bir ay boyunca kalacak. Diğer 5 caminin yazısı değişecek.” bilgisini verdi.

“En büyük harfler Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde”

Mahya sanatının Osmanlı Devleti zamanına dayanan çok eski bir sanat olduğunu vurgulayan Yıldız, “Ramazan önemli bir olay. Sinemanın, televizyonun, gazetenin olmadığı dönemlerde tek görsel yayın mahyalar vardı. Hala o sıcaklık devam ediyor. Biz de burada belirli mesajları yazarak halkımızı aydınlatıyoruz ve akşamları güzel bir şenlik oluyor, ramazan şenliği oluyor.” şeklinde konuştu.

Mahya ustalığının zevkli fakat zor bir iş olduğunu belirten Yıldız, “Her işin bir zorluğu vardır. Bu işi de Allah’a şükür yıllardan beri yapmaya devam ediyoruz.” dedi.

Meslek hayatı boyunca pek çok hatırası bulunduğunun altını çizen Yıldız, “Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde hiç mahya yoktu, evvelki sene buraya mahya kurduk. Osmanlı döneminde de buraya mahya kurulması girişiminde bulunmuş ama minarelerin arasındaki mesafe çok açık olduğu ve tek şerefesi olduğu için muvaffak olunamamış, birbirine vurarak hepsi kırılmış. Allah’a şükür ampuller arasındaki mesafeyi uzattım, o yüzden çarpışma olmuyor. En büyük harfler de Ayasofya’da. Zorluğu var, üç camiye bedel burası. Aslında işçiliği zor, ağır bir iş ama görüntü olarak çok güzel oldu. Hayırlı uğurlu olsun diyelim.” değerlendirmesini yaptı.

Mahya ustası Yıldız, gençlerin bu ata yadigarı sanatı sürdürmesi gerektiğini vurgulayarak, “Ben de şu anda 69 yaşına geldim, 50 senedir bu işi yapıyorum. Artık birisi gelsin bayrağı alsın devam etsin. Aslında güzel meslek, biraz zorluğu var ama güzel meslek. Sevda işi biraz da yani illaki isteyerek olacak, seveceksiniz mesleği. Biraz da ahlak gerekiyor, camilere güzel güzel sözler yazıyorsunuz.” diye konuştu.

Osmanlı Devleti’nde ilk olarak Sultan 1. Ahmet döneminde Sultanahmet Camisi’ne asılmasıyla başlayan mahya geleneği günümüzde de devam ediyor.

 

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/ayasofya-i-kebir-cami-i-serifine-la-ilahe-illallah-mahyasi-asildi/feed/ 0
Beyoğlu Belediye Başkanı Yıldız yeni projelerini açıkladı https://www.foxtvhaber.com.tr/beyoglu-belediye-baskani-yildiz-yeni-projelerini-acikladi/ https://www.foxtvhaber.com.tr/beyoglu-belediye-baskani-yildiz-yeni-projelerini-acikladi/#respond Sun, 03 Mar 2024 04:12:34 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=5417 AK Parti Beyoğlu Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Ali Haydar Yıldız, AK Parti Beyoğlu İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen proje tanıtım ve belediye meclis üyesi adayları tanıtım toplantısına katıldı. Toplantıya Eski İçişleri Bakanı Ak Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, Ak Parti Beyoğlu İlçe Başkanı Av. Abdullah Enes Özkan, MHP Beyoğlu İlçe Başkanı Halil Orhantepe, Büyükbirlik Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı Hakkı Yeşilay, parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Milletvekili Süleyman Soylu, “Şimdi üzerimizde bir sorumluluk var. Sorumluluk şu; bu programı dinleyeceğiz. Bir yaptıklarımızı anlatacağız, bir yapacaklarımızı anlatacağız. Bir genel seçime gitmiyoruz. Bir yerel seçime gidiyoruz, bir belediye seçimine gidiyoruz. Allah’ın izniyle ve inayetiyle 31 Mart’ta Beyoğlu’na Haydar Ali başkanla beraber bayrağı dikeceğiz Allah’ın izniyle. Beyoğlu’nun başka bir özelliği var. Beyoğlu Recep Tayyip Erdoğan’ın Beyoğlusudur. Farkı, fark ettirecek inşallah” dedi.

Haydar Ali Yıldız, “Türkiye yüzyılı saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın 85 milyona emanet ettiği bir sorumluluk. Beyoğlu’nda da Türkiye yüzyılına yakışır bir hizmet anlayışıyla hizmet ediyoruz. Sayın Devlet Bahçeli’nin Türkiye yüzyılına Türk asrı diye, Türk devletleri teşkilatıyla beraber ifade edilen Türk yüzyılı, inanıyorum ki hep birlikte inşa edeceğimiz bir yüzyıl olacak. Kaan’ın gökyüzünde olduğu bir Türkiye’de biz de Beyoğlu’nda, Beyoğlu’nun bu tarihi kimliğini koruyarak, onu hep genç tutarak hep birlikte Türkiye yüzyılında hep birlikte hazırlayacağız” ifadelerini kullandı.

Çocuklara ve gençlere yönelik projelere verdikleri öneme dikkat çeken Yıldız, “Önceliğimiz çocuklar ve gençlerdir. Çocuklar için, gençler için okullar yaptık. Kütüphaneler yaptık. Her semte bir kütüphane hayalimiz vardı. Hamdolsun gerçekleşti. Önümüzdeki dönemde yine kütüphaneler yapmaya devam edeceğiz. Yine ücretsiz spor sahalarını gençlerimize sunduk ve bugün Beyoğlu’nun bütün farklı noktalarında gençlerimiz ücretsiz bir şekilde top sahalarından, spor sahalarından istifade ediyorlar. Bilim merkezleri, kültür merkezleri, sanat merkezleri, teknoloji merkezleriyle Beyoğlu’na apayrı bir zenginlik kattığımıza inanıyorum. Bir taraftan üniversitelerimizin Beyoğlu’nda giderek artması ve Beyoğlu’nun kültür, tarih, sanat ve bundan sonra da bir akademi şehri ve bir turizm şehri olduğu gerçeğinden hareketle adımlarımızı bu istikamete attık” dedi.

“KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ KOMŞULARIMLA BİRLİKTE BAŞARIYORUZ”

Kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili konuşan Yıldız, “Hepimizin sağlıklı yaşayabilmesi için sağlıklı bir çevre ve afetlere dirençli bir Beyoğlu inşa etme konusunda birlikte gayret gösteriyoruz ve başlattığımız kentsel dönüşüm çalışmaları, hem bugün Beyoğlu’nda, Okmeydanı’nda, Fetihtepe’de yaklaşık bin dairelik 939 konutu ihtiva eden bir şekilde, aynı şekilde dirençli şehirler anlamında burada mülkiyet esaslı kentsel dönüşümü, ada bazlı ve etap bazlı olarak hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Ok meydanında komşularımla birlikte başardım. Aynı şekilde Tarlabaşı’nda Sütlüce’de, Örnektepe’de bu kentsel dönüşümü komşularımla birlikte başarıyoruz” şeklinde konuştu.

“BENİM ÇOK ÖNEMSEDİĞİM BİR PROJE”

Restorasyonunu yapacakları Galata Kadılığı’nın önemini belirten Yıldız, “Şimdi benim çok önemsediğim bir proje. Özellikle basın mensuplarımızın, gazeteci dostların bütün dünyaya anlatacakları bir hikayemiz bu. Galata Kadılığı, İstanbul’daki 3 önemli kadılıktan birincisi olan, Hristiyanlığın kendi dinine göre, Musevi’nin kendi dinine göre, Müslüman’ın kendi dinine, kitabına göre yargılandığı mahkeme; Galata kadılığı, Galata Mahkemesi şimdi gördüğünüz şekilde bunu şimdiki İçişleri Bakanımız ve şimdiki Valimizle görüşmek suretiyle vakıflardan devrini aldık. Restorasyonunu yapıyoruz. Bir adalet müzesi ve bir hukuk kütüphanesi olarak yine sadece Beyoğlu’nun değil, İstanbul’un ve Türkiye’nin hizmetine sunacağız. Türkiye’nin ve Türk milletinin yüzyıllardır bir hukuk devleti olduğunun belgesi olarak bundan sonra tarihe emanet etmiş olacağız” ifadelerini kullandı.

“TEKNOFEST TÜRKİYE AKADEMİSİNİN İLK ŞUBESİ BEYOĞLU’NDA AÇILMIŞ OLACAK”

Türkiye’de ilk defa bir akademi olarak Teknofest Türkiye akademisinin ilk şubesinin Beyoğlu’nda açılacağını belirten Yıldız, “DigiBeyoğlu diye projelerimizden biri gördüğünüz bina Türkiye’nin belki de İstanbul’un en güzel binalarından biri, tarihi Ferah Apartmanı. Şu anda CubeBeyoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Beyoğlu Belediyesi ve İstanbul Teknopark’la beraber Türkiye’nin ilk uydu kuluçka merkezi olarak açtığımız ve şu anda bu fonksiyonu icra eden CubeBeyoğlu önümüzdeki dönemde, Teknofest Türkiye Beyoğlu olarak, Türkiye’de ilk defa bir akademi olarak Teknofest Türkiye akademisinin ilk şubesi Beyoğlu’nda açılmış olacak. Hayırlı olsun” dedi.

KAYNAK: HABER7
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/beyoglu-belediye-baskani-yildiz-yeni-projelerini-acikladi/feed/ 0
NASA çalışanı astrofizikçi “potansiyelini yüksek bulduğu” Türkiye’ye döndü! https://www.foxtvhaber.com.tr/nasa-calisani-astrofizikci-potansiyelini-yuksek-buldugu-turkiyeye-dondu/ https://www.foxtvhaber.com.tr/nasa-calisani-astrofizikci-potansiyelini-yuksek-buldugu-turkiyeye-dondu/#respond Thu, 11 Jan 2024 21:24:31 +0000 https://www.foxtvhaber.com.tr/?p=2251 Yurt dışında 21 yıldır yaşayan Yıldız, Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünde lisans ve Hollanda Groningen Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi alırken, Leiden Üniversitesi Gözlemevi’nde de Molekül Astrofiziği alanında doktorasını tamamladı.

Son 10 yıldır birçok meslektaşının çalışmak isteyeceği NASA’da görev yapan Yıldız, edindiği birikimleri ülkesine aktarmak için uzay teknolojileri üzerine çalışan bir Türk şirketine transfer oldu.

“UZUN YILLAR ÜLKEMDEN AYRI KALDIM VE ÇOK ÖZLEDİM”

Dönüş nedenlerini ve Türkiye’nin uzay macerasındaki son gelişmeleri, AA muhabirine anlatan Yıldız, NASA ile sözleşmesinin 8 Ocak itibarıyla sona erdiğini belirterek, “Uzun yıllar ülkemden ayrı kaldım ve çok özledim. Bu özlemin yanında Türkiye’nin uzay teknolojilerinde büyük fırsatlara açık olduğunu gördüğüm için dönmeyi tercih ettim.” dedi.

Türkiye’de, teknoloji alanında bir çok fırsatın bulunduğunu dile getiren Yıldız, “Ömrümün yarısını Avrupa ve Amerika’da geçirdiğim için biliyorum; buralar biraz daha doymuş ülkeler, sistem oturmuş, bürokrasi büyük yer kaplıyor. Oysa Türkiye, uzay ve birçok teknolojiler konusunda bir şeylerin yeni yeni başladığı bir yer. Bu yüzden edindiğim deneyimleri Türkiye’de devam ettirmenin daha cazip olduğunu gördüm ve dönmeye karar verdim.” diye konuştu.

Yıldız, transfer olduğu şirketin, uzay teknolojilerinin geliştirilmesi, üretilmesi ve uydu servislerinin sağlanması amacıyla kurulduğunu, iki yılda beş IoT (nesnelerin interneti) uydusu inşa edip SpaceX ile uzaya gönderdiğini anlattı.

Şirketin, ileride gönderilecek uydularla toplamda 280 uyduyu uzaya göndermeyi planlandığını, bu yıl 12 uydunun daha uzaya gidip faaliyete başlayacağını aktaran Yıldız, bu uyduların, internetin çekmediği yerlerde, akıllı tarım, lojistik, enerji hatlarının takibi gibi birçok alanda kullanılabildiğini söyledi.

“HAKKARİ’DE BİR BİLİM MERKEZİ YAPMAK İÇİN UĞRAŞIYORUZ”

Türkiye’ye dönmesinin en önemli sebeplerinden birinin de yıllardır gençlere uzay hakkında verdiği eğitimlere devam etmek olduğunu aktaran Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin birçok yerinde hali hazırda bilim merkezleri var. Gençlerin bilime ilgi duymasını ve temas etmesini sağlayan bu merkezlerde onlara bilimi sevdiren birçok deney yapılıyor. Bugüne kadar bu merkezlerde binlerce öğrenciyle bir araya geldim. Bizim gibi bilimi meslek olarak yaşayan insanlarla karşılaşan birçok gencin, hayatını bilime yönlendirdiğine tanık oldum.

Bu nedenle bilim merkezlerinin sayılarının artırılmasını çok istiyorum. Bazı şehirlerde bilim merkezleri hala yok. Örneğin şu anda Hakkari’de bir bilim merkezi yapmak için uğraşıyoruz. Gençlere bilim ve teknolojiye yönelmelerini, trendleri ve teknolojinin oluşturduğu yeni iş imkanlarını takip etmelerini tavsiye ediyorum.”

Türkiye’nin, uzay macerasında önemli bir dönüm noktasına yaklaştığını vurgulayan Yıldız, İnsanlı İlk Uzay Misyonu kapsamında uzaya gidecek olan Alper Gezeravcı’nın, burada 14 gün kalacağını ve 13 farklı bilimsel deneye imza atacağını anlattı.

Bu deneylerin, Türkiye’nin bilim dünyasına önemli katkı sağlayacağını vurgulayan Yıldız, Gezeravcı’nın sağlık, genetik hatta Tuz Gölü ile ilgili birçok deneyi uzayda gerçekleştireceğini dile getirdi.

“YAKIN ZAMANDA UZAYDA OTELLER GÖRECEĞİZ”

Dünyada uzay macerasının bugüne kadar hep devlet eliyle sürdürüldüğüne işaret eden Yıldız, şu ifadeleri kullandı:

“Elon Musk’ın şirketi SpaceX’in, bir özel şirket olarak uzay teknolojilerine girmesi ve maliyetleri düşürmesi birçok şirkete örnek oldu ve bir ekosistem oluşturdu; uzay teknolojileri üzerine çalışmak isteyen özel şirket sayısını artırdı. Bu ekosistemden Türkiye’de birçok şirketin de etkileneceğini düşünüyorum. Günlük hayatımızda uzay teknolojilerinin etkisi daha da artacak, bu da özel şirketleri uzay teknolojilerine yönlendirecek.

Türk şirketlerinin uzay teknolojileri konusundaki trendi yakaladığına inanıyorum. Hala dünyadaki sayılı uzay şirketlerinden birini Türkiye’de kurma şansımız var.”

Umut Yıldız, Türkiye’de uzay teknolojileri alanında kat edilecek çok yol olduğunu, uzay teknolojilerine üniversiteler ve iş dünyasının daha çok bütçe ayırması gerektiğini, uzay teknolojilerinin gelişmesinin gençlere yeni iş sahaları yaratacağını da sözlerine ekledi.

KAYNAK: AA
]]>
https://www.foxtvhaber.com.tr/nasa-calisani-astrofizikci-potansiyelini-yuksek-buldugu-turkiyeye-dondu/feed/ 0