
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Trabzon İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, milletin egemenliği üzerindeki bütün vesayeti kaldıran büyük bir siyasi hareketin temsilcileri olduklarını vurgulayarak, “AK Parti hükümetlerinin hizmet ve eser siyasetiyle hiç kimse ama hiç kimse yarışamaz. Bugün 2002 Türkiye’si ile kıyaslanmayacak bir konuma geldik çok şükür. Ülkemizi geleceğe taşıyan, çağ atlatan birçok projelere imza attık. Yüzyılda yapılabilecek işleri 22 yıla sığdırdık. Türkiye Yüzyıl’ını inşa edecek adımları atmaya da devam ediyoruz. Bu vesileyle bu adımları atarken beraber yol yürüdüğümüz siz değerli dava arkadaşlarımıza yeniden canı gönülden teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
“ZULME UĞRAYAN MİLLETLERİN, GAZZE’NİN, FİLİSTİN’İN, DOĞU TÜRKİSTAN’IN SESİ OLUYORUZ”
Anadolu’nun kapılarını açan Sultan Alpaslan’a kadar uzanan kutlu bir davaya sahip çıktıklarını ifade eden Bakan Uraloğlu, “Zulme uğrayan milletlerin, Gazze’nin, Filistin’in, Doğu Türkistan’ın sesi oluyoruz. Ay yıldızlı bayrağımız sadece bizim bayrağımız değil, dünyanın dört bir köşesindeki mazlumların bayrağıdır. Bu vesileyle İsrail’in çoğu bebek, çocuk ve masum sivillerden oluşan binlerce Filistinli kardeşimizi şehit ederek Gazze’de gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırıları bir kez daha nefretle kınıyorum. 3 gün önce şehit olan Hamas lideri İsmail Haniye’ye Allah’tan rahmet diliyor, Filistin’deki zulmün bir an evvel sona ermesini rabbimden niyaz ediyorum. Yıllardır devam eden ve 7 Ekim’de katliama dönüşen saldırılar sonunda Gazze’deki mazlum Filistin halkına yapılan zulüm hepimizi derinden yaralamaktadır. Bakmaya dayanmayacak seviyelerde bir vahşet yaşanıyor. İnsanlığa bu kadar mı düşmansınız? Kalbinizde merhametin zerresi de mi yok? Masum bebeklerin, masum sivillerin yakılarak öldürülmesini hiçbir inanç, hiçbir ideoloji meşru görmez, gösteremez. Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen gün de belirttiği gibi kalıcı barışa giden yolun açılması için Türkiye üzerine düşen ne varsa yapmaya hazırdır. Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikteyiz ve biz kimsenin tehditlerine boyun eğmeyiz. Bu da böyle bilinsin.” dedi.

-“BAZILARININ HAYAL BİLE EDEMEYECEĞİ PROJELERİ MİLLETİN HİZMETİNE SUNDUK”
AK Parti Hükümetlerinin 22 yılda her alanda büyük atılımlar yaptığını, bazılarının hayal bile edemeyeceği projeleri milletin hizmetine sunduğunun altını çizen Bakan Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Avrasya Tüneli, Marmaray, Yavuz Sultan Selim, Osmangazi ve 1915 Çanakkale Köprüleri, İstanbul Havalimanı, Ordu-Giresun ve Rize-Artvin Havalimanları, İstanbul-İzmir, Kuzey Marmara, Ankara-Niğde Otoyolları gibi küresel ölçekli mega projeleri hayata geçirdiklerini söyledi. Uraloğlu, “2002 yılında 6 bin 101 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 29 bin 434 kilometreye ulaştırdık. Bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayımız 6 iken, 77’ye yükselttik. Türkiye’yi Avrupa’nın 6., dünyanın 8. Yüksek Hızlı Tren işletmecisi yaptık. Ülkemizi hızlı trenle buluşturarak 2 bin 251 kilometre hızlı tren ağı inşa ettik. Havacılıkta çağ atladık. İç hatlardaki aktif havalimanı sayımızı 26’dan 57’ye yükselttik. 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken bugün 131 ülkede 346 noktaya ulaştık. 10 Ağustos’ta da Çukurova Uluslararası Havalimanımızın açılışını da gerçekleştireceğiz inşallah. Genişbant abone sayımız 2002 yılında 20 bin iken bugün 93,3 milyona ulaştı ve fiberoptik kablo uzunluğumuz 561 bin 695 kilometreye yükseldi. Ülkemizin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu olan TÜRKSAT 6A’yı başarıyla fırlattık. Test süreci devam ediyor. İnşallah yıl sonuna doğru da kalıcı yörüngesine ulaşarak hizmete başlayacak” şeklinde konuştu.
“ZİGANA TÜNELİ KALKINMA YOLU PROJESİNİN KARADENİZ’DEKİ ÖNEMLİ BAĞLANTILARINDAN BİRİ OLACAK”
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Trabzon’da da dev yatırımlar ile dört baştan imar etmeye devam ettiklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, son 22 yılda Trabzon’un ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 147,5 milyar lira yatırım gerçekleştirdiklerini belirterek, “Trabzon’un 2003’te 56 kilometre olan bölünmüş yolunu 242 kilometreye çıkardık. Karadeniz Sahil Yolunu tamamladık. Yılan hikayesine dönen Tanjant Yolu’nu da yine biz tamamladık. Zigana tüneli ile iki asra yakın bir süredir yapım, iyileştirme çalışmasının yürütüldüğü güzergaha adeta bir mühür vurduk. Trabzon’u Gümüşhane üzerinden Bayburt, Aşkale ve Erzurum’a bağlayan 14,5 kilometre uzunluğunda Yeni Zigana Tüneli’ni çift tüplü olarak inşa ettik. Açıldığı günden bu yana Yeni Zigana Tünelimizden 2 milyon 200 bin üstünde araç geçti. Zigana Tüneli Trabzon’u, Karadeniz’i sadece Gümüşhane’ye, Bayburt’a veya Erzurum’a bağlamıyor. Bütün doğu ve Güneydoğu’ya bağlıyor. Sadece buraya değil Basra Körfezi’nden başlayıp Ovaköy’den girecek olan demiryolu Kalkınma Yolu Projesi’nin de önemli bağlantılarından biri olacak. Kanuni Bulvarı; Hiç şüphesiz Trabzon şehir içi trafiğinde yaşanan yoğunluğun çözümünü doğrudan ilgilendiren bir projemiz, hamdolsun bu projemizin de sonuna doğru geliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“ŞEHİR HASTANEMİZE ULAŞIMI HIZLANDIRMAK İÇİN HAFİF RAYLI SİSTEM PROJESİNİ HAYATA GEÇİRİYORUZ”
Diğer önemli karayolu projesinin de Güney Çevre Yolu projesi olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, yapımına başladıkları 16,5 kilometre uzunluğundaki 1. kesimin Akçakale’den ayrılıp, mevcut sahil yolunun güneyinden geçerek Sera Gölü Kavşağı’nda son bulduğunu söyledi. Uraloğlu, “Başladığımız hiçbir projeyi yarım bırakmadık, Güney Çevre Yolu’nu da inşallah biz bitireceğiz. Bildiğiniz üzere Trabzon’umuzda Akyazı Stadyumu’nun yanında Türkiye’nin ve dünyanın en modern hastanelerinden biri inşa ediliyor. 280 bin metrekarelik alanda kurulan Trabzon Şehir Hastanemiz; Kentin sağlık hizmetlerinin çok daha iyi ve modern şartlarda sağlanabilmesi amacıyla hayata geçen, Trabzon’un sağlık altyapısının gücüne güç katacak bir proje. Çalışmalar aralıksız sürüyor. Bakanlık olarak biz de şehir hastanemize ulaşımı hızlandırmak için hafif raylı sistem projesini hayata geçiriyoruz. Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü eliyle bu projenin yapımını biz üstlendik.” dedi.
“500 BİN İNSANIMIZA HİZMET EDECEK”
Trabzon’a Akçaabat’tan Yomra Merkeze ulaşan; Şehir Hastanesi, Akyazı Stadyumu, Meydan, Üniversite, otogar ve Havalimanı gibi 56 istasyon içeren kent içi raylı sistemi kazandıracaklarını ifade eden Bakan Uraloğlu, “Yaklaşık 32 kilometre olan proje genel itibariyle 824 bin kişinin yaşadığı şehrimizde özellikle Akçaabat, Yomra ve Ortahisar hattında 500 bin insanımıza hizmet edecek. Özellikle yaz aylarında turizmin artması ile yoğunlaşan trafik rahatlamış olacak. Çalışmaları devam eden uygulama projelerinin tamamlanmasının ardından da en kısa sürede ihale edecek ve yapım çalışmalarına başlayacağız. Bu arada Kırıkkale – Çorum arası hızlı tren yapım ihalesini de Ağustos ayı içerisinde gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Yıl sonuna doğru ya da gelecek senenin başında da Çorum ile Samsun arasının ihalesini gerçekleştireceğiz. Bir taraftan da Samsun’dan Sarp’a sahilden demiryolu götürebilmeyle ilgili proje çalışmalarını başlattık. Bu ne kadar zor olsa da Doğu Karadeniz’de yoğunluklu olarak yerleşim de sahilde olduğu için yük taşırken bir yandan da yolcu taşımacılığı açısından doğru bir planlama yapıyoruz.” şeklinde konuştu.
TRABZON HAVALİMANI 3,5 MİLYON YOLCUYA HİZMET SUNARAK TÜRKİYE HAVALİMANLARI ARASINDA 9. SIRADA YER ALDI”
Trabzon Havalimanının Türkiye’nin en yoğun havalimanlarından biri olduğunu hatırlatan Uraloğlu, 2023 yılında iç ve dış hatlarda yaklaşık 3,5 milyon yolcuya hizmet sunarak Türkiye havalimanları arasında 9.sırada yer aldığını belirtti. Bakan Uraloğlu, “Bu yıl ilk 6 ayında iç ve dış hatlarda 11 bin 360 uçak trafiğiyle 1,5 milyondan fazla yolcu ağırladı. Sürekli artan yolcu sayısı doğrultusunda da mevcut Havalimanını genişletmek ve Trabzon’a yeni bir havalimanı kazandırmak için çalışmalara da başladık. Özellikle yeni dış hatlar gelen yolcu terminali ve CIP binasının aciliyeti vardı. Dış hatlar terminal binasındaki çalışmalarımızı bitirdik, bağlantı yolunu yapıyoruz. İnşallah, Ağustos ayı içerisinde açacağız. CIP binasını da Türk Hava Yolları kendi konseptine göre iç düzenlemeler yaptı ve tamamladı. O da önümüzdeki günlerde açılacak. Bildiğiniz üzere Trabzon için yatırım programına da aldığımız yeni bir havalimanı projemiz var.” ifadelerini kullandı.

Bakan Uraloğlu, tüm bakanlıklar, kurumlar, vekiller, temsilciler ve il yöneticileriyle beraber ildeki çalışmaları takip ettiklerini belirterek, “Hiçbir hizmeti biz Allah’ın izniyle aksatmayacağız. Özellikle batı bölgelerinde, deniz kenarında olan bölgelerde hizmete dayalı siyasetin ne kadar karşılığı var, elbette biz bunu sorguluyoruz. Bölgemize doğru geldiğimizde yaptığımız hizmetlerin vatandaşın nezdinde ne kadar karşılığı var, elbette bununla ilgili de bir terazimiz de var, bunu da tartıyoruz. Ne hizmet yaparsak yapalım, bu bizim görevimiz biz bunu yapmaya devam edeceğiz. Ama en kıymetlisi öncelikle çoluk çocuğumuza, kendimize sahip çıkmamız. Sonrasında apartmanımıza, sokağımıza, mahallemize, ilçemize ve ilimize sahip çıkmamızdır. Nasıl sahip çıkacağız? İlk önce elbette hizmetimizi yapacağız, ama mutlaka ve mutlaka vatandaşa dokunacağız.” dedi.
Sadece hizmetlerle vatandaşların gönlünü almanın mümkün olmadığını söyleyen Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz insanların gönlünü kazanmalıyız, gönüllerinde yer edinmeliyiz, ki liderimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde bu gönüllerde yer ettik, bu gönüllerde kalmaya devam edebilmemiz lazım. Bir seçim dönemi yaşadık, baktığımız zaman sahada sadece Ak Parti teşkilatı var. Vatandaşın bir sitemi varsa biz o sitemi dinleyeceğiz, notlarımızı alacağız, gereğini yapacağız. 31 Mart seçimleriyle ilgili bir tespit yaparak sözlerimi noktalandıracağım; bazen dizlerinizi biraz kırarsınız, birileri sizin diz çöktüğünüzü zanneder. Halbuki siz, daha yukarıya doğru zıplamak için yapmışsınızdır. 31 Mart seçimlerini buna benzetiyorum, inşallah 2028’de, 2029’da daha yukarıya sıçrayacağız. Bu vesileyle sizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.”
]]>
Kaza sırasında kaldırımdaki 2 çocuk olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada yaralanan 6 kişi ise ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı.

Tedavi altına alınan 3 çocuk daha kurtarılamadı.

Hastanede tedavileri süren 3 yaralıdan birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

ŞANLIURFA VALİSİ HASAN ŞILDAK FECİ KAZAYLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI
Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesi Akçakale Caddesi üzerinde yaşanan feci kazada 5 çocuk hayatını kaybederken 3 kişi ise yaralandı. Kazanın yaşandığı bölgeye gelen Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, incelemelerde bulundu. Görevlilerden bilgi alan Vali Şıldak, basın mensuplarına açıklama yaptı.
Şıldak, “Bu akşam il merkezinde Eyyübiye ilçemiz sınırlarında, Akçakale yolu üzerinde maalesef elim bir trafik kazası yaşadık. Kaza seyir halindeki bir aracın bilinmeyen bir sebeple kontrolden çıkıp yol kenarında bulunan yaya vatandaşlarımıza ve park halindeki 2 araca çarpması suretiyle gerçekleşiyor. 21.30 sıralarında kaza vuku buluyor ve maalesef 5 vatandaşımızı kazada kaybetmiş durumdayız. Büyük bir üzüntü yaşıyoruz. Ben hayatını kaybeden vatandaşlarımıza öncelikle başsağlığı diliyorum. Maalesef bunlar çocuk yaşta vatandaşlarımız. Yaş tespiti yapılacak. 2 çocuğumuzu olay yerinde, 3 çocuğumuzu ise hastanede müdahale esnasında kaybettik. Yine 3 yaralımız var. İki yetişkin ve bir çocuk olmak üzere. Bunlardan da 1 yetişkin vatandaşımızın maalesef durumu ağır. Şu an onlar tedavi altında. Yol trafiğe kapalı. Trafik ekiplerimiz ve cumhuriyet savcımız olay yerinde. Olayın oluş sebebini ve bu konudaki sorumlulukları belirleyecekler. Tabi ben öncelikle Şanlıurfa’ya, vatandaşlarımıza başsağlığı dilemek istiyorum. Böylesine üzüntü verici ve anlık bir sebepten dolayı meydana gelen kazanın sonuçları ağır oldu. Her zaman ifade ettiğimiz gibi trafik hata affetmiyor ve 5 çocuğumuzu maalesef kaybetmiş durumdayız. Büyük bir üzüntü içerisindeyiz. Ben ailelerine başsağlığı diliyorum. Bütün ülkemize ve şehrimize başsağlığı diliyorum. Biz de olay yerindeyiz. Hem vatandaşlarımıza başsağlığı dilemek hem de buradaki çalışmaları koordine etmek üzere olay yerindeyiz. Burada bütün birimlerimiz, olayın vahametini gördük. Şimdi de buradan hastaneye geçip yaralılarımızla ilgileneceğiz” diye konuştu.

Büyükşehir Belediye başkanı Mehmet Kasim Gulpinar ile olay yerinde incelemelerde bulunan Vali Hasan Şıldak, gazetecilere, Eyyübiye ilçesi Akçakale yolunda elim bir trafik kazasını yaşandığını söyledi.

Kazanın detaylarına ilişkin bilgiler paylaşan Şıldak, şöyle konuştu:
“Kaza, seyir halindeki bir aracın, bilinmeyen bir nedenle kontrolden çıkıp yolun kenarındaki yaya vatandaşlarımıza ve park halindeki 2 araca çarpması suretiyle meydana geldi. Maalesef 5 vatandaşımızı kazada kaybetmiş bulunuyoruz ve ne yazık ki bunlar çocuk yaştaki vatandaşlarımız. Yaş tespitleri yapılacak. 2 çocuğumuz olay yerinde, 3 çocuğumuzu da hastanede tedavi esnasında kaybettik. 2’si çocuk 3 vatandaşımız da yaralı. Bu yaralılardan birinin daha durumu ağır. Tedavileri sürüyor. Yol ise trafiğe kapalı. Ekiplerimiz olayın oluş sebebini ve sorumluları belirleyecek.”

Kazada hayatını kaybedenlere başsağlığı dileyen Şıldak, yaralılara da şifa dileyerek, tüm sürücülere trafikte dikkatli olmaları yönünde çağrıda bulundu.

“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, itidal çağrısı yaparak, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi. Böylelikle, Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan gelmiş oldu.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in “son 2 günde tehlikeli gerilimi tırmandırma” politikalarını kınadı. Bu tehlikeli tırmanışın bölgede ciddi güvenlik sonuçlarına yol açacak çatışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulunulan açıklamada, suikast politikaları ve ülkelerin egemenliğini ihlal etmenin bölgesel çatışmalara sebep olabileceğine dikkati çekildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve uluslararası etkin güçlere, sorumlulukları gereği, Orta Doğu’da yaşanan bu gerilimin kontrolden çıkmadan önüne geçmeleri çağrısında bulunulan açıklamada, “Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanmadan bölgesel gerilimin artması, durumu daha karmaşık hale getirdiği gibi İsrail’de ateşkes isteyen bir iradenin olmadığına da işaret ediyor. Bu gerilim ayrıca Mısır ve ortaklarının Gazze Şeridi’nde savaşı durdurarak Filistin halkının acılarını hafifletmenin çabalarını da baltalıyor.” ifadeleri kullanıldı.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
“İNTİKAMINI ALMAYI GÖREV OLARAK ADLEDİYORUZ”
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü. Hamaney, hesabından daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, “Sevgili İran halkı! Cesur lider ve önde gelen Filistinli Mücahit Sayın İsmail Haniye’nin yasını tutuyoruz. Suçlu ve terörist Siyonist rejim, evimizdeki değerli misafirimizi şehit etti, bu aynı zamanda kendi başlarına açtıkları ağır bir belanın başlangıcı demektir. Şehit Haniye, Allah yolunda şehit olmaktan korkmuyordu. İran İslam Cumhuriyeti topraklarında yaşanan bu acı olayda onun kanını yerde bırakmamayı görevimiz olarak görüyoruz.” dedi.
“TERÖRİST İŞGALCİLER, EYLEMLERİNDEN DOLAYI PİŞMAN EDİLECEK”
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
ALMANYA, ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN AÇIKLAMA
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin, Hamas lideri Haniye’ye yönelik suikast planından önceden haberdar olmadığını ve hiçbir şekilde olaya müdahil olmadığını söyledi. Gazetecilere konuşan Blinken, Haniye suikastinin bölgeyi nasıl etkileyeceği sorusuna, “Bu (Haniye suikasti) haberdar olmadığımız ve dahil olmadığımız bir şey. Tahmin yürütmek çok zor.” diye cevapladı. Blinken ayrıca, Gazze’de ateşkesin zorunlu bir hal aldığını belirtti.
Haniye’nin suikaste uğramasının ardından Avrupa’dan ilk açıklama Almanya’dan geldi. Alman hükümeti de Hamas lideri Haniye’nin öldürüldüğü ve bir Hizbullah komutanının hedef alındığı ayrı ayrı İsrail saldırılarının ardından Orta Doğu’da itidal çağrısında bulundu. Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sebastian Fischer, “Daha fazla tırmanıştan ve bölgesel bir yangından kaçınmak elzemdir. Tüm aktörleri azami itidal göstermeye çağırıyoruz, kısasa kısas mantığı yanlış yoldur.” dedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Haniye’nin ölümüne neden olan saldırıyı kınadı. Saldırıdan sonra bölgede gerilimin daha da tırmanacağına dikkat çeken Peskov, “Bu tür saldırılar bölgede barışı yeniden inşa etme girişimlerini hedef alıyor ve Orta Doğu’da durumu istikrarsızlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi. Katar Başkanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, X’te yaptığı açıklamada, “Bir taraf diğer taraftaki müzakereciyi öldürdüğünde arabuluculuk nasıl başarılı olabilir? Barışın ciddi ortaklara ve insan hayatının hiçe sayılmasına karşı küresel bir duruşa ihtiyacı var.” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Haniye suikasti kınanarak, İsrail’in “bölgedeki maceraperestliği” sert bir dille eleştirdi. “Pakistan, bölgede artan İsrail maceracılığını ciddi endişeyle izliyor. İsrail’in son eylemleri, zaten istikrarsız bir bölgede tehlikeli bir tırmanışa yol açıyor ve barış çabalarını baltalıyor.” denildi.
Irak Dışişleri Bakanlığı da Haniye’nin öldürülmesini “en güçlü şekilde” kınadı. Yapılan açıklamada, “Saldırgan operasyon, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdittir. Bu zor zamanlarda Filistin halkı ve liderleriyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyor, uluslararası toplumu sorumluluklarını üstlenmeye ve devletlerin egemenliğine yönelik tekrarlanan saldırıları ve ihlalleri durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, “Ürdün, İsrail’in, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi (Allah ona rahmet etsin) İran’ın başkenti Tahran’da uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek suikastle öldürmesini en sert şekilde kınıyor. Bu, bölgede daha fazla gerginlik ve kaosa yol açacak tırmandırıcı bir suçtur” dedi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, açıklamasında, “İsmail Haniye’nin şehadeti İslam ümmeti için önemli bir kayıptır ve suikastı bir suçtur.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İran destekli Hizbullah’tan gelen açıklamada, “Biz Hizbullah olarak Hamas hareketindeki sevgili kardeşlerimizle bu büyük liderin kaybından duyduğumuz acıyı, düşmanın işlediği suçlardan duyduğumuz öfkeyi ve hareketlerimizdeki liderlerin halklarını ve mücahitlerini şehadete götürmelerinden duyduğumuz gururu paylaşıyoruz.” denildi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
Sarıçam ilçesi Cerenli Mahallesi’nde oturan İsmail Babat, iddiaya göre 16 Ocak 2018’de emekli uzman çavuş olan bacanağı Nuri Özdemir’i (49) tabancayla öldürdü. İsmail Babat, denetimli serbestlikle geçen yıl mayıs ayında tahliye oldu. İsmail Babat’in babası Rifat ve üvey annesi Hürü arasında iddiaya göre ailevi nedenlerle husumet oluştu.
İsmail Babat, 21 Kasım 2023’te yanına aldığı tabanca ve av tüfeğiyle babası ve üvey annesini evlerine giden yolda pusu kurarak beklemeye başladı. Babasının otomobilini gören İsmail Babat önce av tüfeğiyle, fişek bitince de tabancayla peş peşe ateş edip, kaçtı. Saldırıda yaralanan Rifat ve Hürü Babat çifti, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılardan Hürü Babat, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.
SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞIM YAPTI
Cinayet şüphelisi İsmail Babat’ın, olaydan bir süre önce sosyal medya hesabından paylaşım yaptığı ortaya çıktı. Babat, yayınladığı görüntüde, “İhanetin bedeli, ölümdür. Kalem kırılırsa, geri yapıştırırsın” dediği görüldü.
Olaydan 2 gün sonra yakalanıp tutuklanan İsmail Babat, birlikte hereket ettiği ileri sürülen amcası Adil Babat (46) ile yeğeni A.B. (17) hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ikinci duruşmasına katılan Rifat Babat, ilk kez ifade verdi.
‘PUSU KURDULAR’
Olay günü eşi ile birlikte dünürlerinin yemek davetine gittiklerini belirten Rifat Babat, “Yemekten sonra saat 15.00 gibi eve gitmek için yola çıktık. Eve yaklaştığımızda yol kenarında yeğenim A.B. bir aracın içinden kafasını çıkartıp sırıttı, kardeşim Adil ise yolun köşesine gizlenmişti. Onları görünce pusuya düştüğümü anlayıp gaza bastım. Bir anda silahlar patlamaya başladı. Kaç silahla kaç kişi ateş etti bilmiyorum. Araçla evin önüne kadar geldim. Arabayı durdurdum, benim ve eşimden kan akıyordu. Sanıyorum okulun oradan sıkan Adil’di, yolda sıkan ise oğlum İsmail’di. Eşim bayıldı, ben de ölmüş numarası yaptım. Öldüğümü sanıp daha fazla ateş etmediler. Bana pusu kuran oğlum İsmail, kardeşim Adil ve yeğenim A.B.’den şikayetçiyim” dedi.
OĞLU SUÇUNU İTİRAF ETTİ
Babası Rifat Babat’ın ifadesi üzerine söz hakkı verilen sanık İsmail Babat, psikolojisinin iyi olmadığını belirterek, “Babam atamdır. Evimi bastı, ölümden döndüm. Ben öksüz büyüdüm. Babam ve üvey annem hayatı bana zindan etti. Olayı yapan benim. Olay anında şuurumu kaybettim. Bana suç işlettiler, infazımı yaktılar, cinnet geçirttiler” diye konuştu. Adil Babat ise iftiraya uğradığını belirterek suçlamaları kabul etmedi.
AKIL HASTANESİNE GÖNDERİN
Sanık İsmail Babat’ın avukatı, müvekkilinin akli melekelerinin yerinde olmadığını iddia ederek tam teşekküllü bir akıl hastanesine sevk edilerek akıl sağlığı ile ilgili rapor alınmasını istedi, ayrıca, olay yerinde keşif yapılmasını talep etti.
Mahkeme heyeti, İsmail Babat ve A.B.’nin tutukluluğunun devamına karar verirken, duruşmayı olay yerinde keşif yapılması ve eksikliklerin giderilmesi için erteledi.
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bir seyyid gider, bir seyyid gelir” mesajını paylaştığı bir video yayınladı. Hamaney, dün İran’da Haniye ile görüşmüştü.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X hesabından, “Bugün İran, acıya ve sevince ortak olan, direniş yolunun daimi ve gururlu yoldaşı, Filistin direnişinin cesur lideri, Kudüs şehidi Hacı İsmail Haniye’nin yasını tutuyor. Dün onun muzaffer elini kaldırdım ve bugün onu omuzlarıma alacağım. İki gururlu millet olan İran ve Filistin arasındaki bağ eskisinden daha güçlü olacak, mazlumların direniş ve savunması kuvvetlenecektir. İran İslam Cumhuriyeti, toprak bütünlüğünü ve şerefini savunacak, terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden dolayı pişman edecektir. Şüphesiz ki Allah çok merhametlidir ve intikam sahibidir”. dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Haniye’nin suikast sonucu öldürülmesini “korkakça bir eylem ve tehlikeli bir gelişme olarak” nitelendirdi ve Filistin için birlik çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi suikasttır ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır.” açıklamasını yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, “Hamas liderinin öldürülmesinin ardından tüm tarafları Orta Doğu’da büyük çaplı bir silahlı çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.” dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından Haniye suikastına ilişkin yapılan açıklamada, suikastın bölgeyi kaosa sürükleyeceği ve barış şansını baltalayacağı ifade edildi.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Haniye’nin İran’da öldürülmesi kınanırken, olayın bölgesel istikrarsızlığın daha da artmasına yol açabileceğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, “Gazze’nin en kısa sürede kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese ulaşması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Malezya Dışişleri Bakanlığı, “Malezya, hedef gözetilerek yapılmış suikastlar da dahil olmak üzere tüm şiddet eylemlerini kati surette kınıyor ve barışsever tüm ulusları bu tür eylemleri kınamaya çağırıyor. Bu olay, tırmanışın azaltılmasına olan acil ihtiyacın altını çiziyor ve tüm tarafların yapıcı bir diyalogda bulunma ve barışçıl çözümler peşinde olma ihtiyacını güçlendiriyor.” dedi.
Lübnan’ın geçici Başbakanı Najib Mikati, “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin suikastını şiddetle kınıyoruz ve bu eylemi, bölgedeki küresel endişe ve tehlikenin kapsamını genişleten ciddi bir tehdit olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı el-Karadaği, “Kayıp ve acı çilesine rağmen Haniye’nin şehadeti her zaman paha biçilmez direniş ve fedakarlığın sembolü olarak kalacaktır.” dedi.
İsrail Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, “Dünyayı bu pislikten temizlemenin doğru yolu budur. Hayali barış anlaşmaları artık yok. Merhamet yok. Haniye’nin ölümü dünyayı biraz daha iyi hale getirecektir.” diye konuştu.
Yemen’deki Husilerin lideri Muhammed Ali el Husi, Haniye’nin öldürülmesini kınadı ve “İsmail Haniye’yi hedef almak iğrenç bir terör suçudur. Bu, kanunların açık bir ihlalidir.” dedi.
İsrail’in Menfaat Konseyi Üyesi ve eski İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Muhsin Rızai, İsrail’in Haniye suikastı nedeniyle “büyük bir bedel ödeyeceğini” söyledi. Rızai, “Bu tür aşağılık güç gösterilerinin, Filistin’in cesur ve yenilmez çocuklarının kahramanca yüzleşmesindeki zayıflıklarını ve çaresizliklerini telafi edebileceğini düşünenler ne kadar aptaldır. İsrail büyük bir bedel ödeyecek.” dedi.
Renault Duster’da 145 hp güç üreten ultra verimli Renault E-Tech full hybrid teknolojisi de dahil olmak üzere farklı motor ve şanzıman kombinasyonları arasından seçim yapılabilecek. Böylece Renault Duster, Renault’nun 2027 yılına kadar Türkiye satışlarının üçte birini elektrikli ve elektrik destekli modellerle oluşturma hedefine aktif bir katkı sağlayacak.
Daha şık ve çekici bir tasarım, daha off-road ve şehirden kaçmaya uygun bir yüzle gelen Duster’ın hibrit versiyonunu kullandım. 145 HP’Lik versiyon en çok tercih edilecek model gibi.
4×4 aktarma da manuel şanzımanla geliyor. Renault MAİS Genel Müdürü Dr. Berk Çağdaş, ”Renault Duster’a ‘Türkiye’nin Duster’ı’ dedik. Türkiye’de üretilecek olan, OYAK ve Renault ortaklığıyla Türkiye’ye yapılacak 400 milyon euroluk yatırımın ilk ve en önemli adımı olan Yeni Renault Duster; bu sıfatı sonuna kadar hak ediyor.
Maceraseverler için 4X4 versiyon ile zorlu yol koşullarını denemek, E-Tech Full Hbyrid versiyonu ile şehir içinde en verimli kullanıma ulaşmak ve Eco-G versiyonu ile bütçe dostu yolculuklar yapmak için Yeni Renault Duster’ı kullanıcılarımızla buluşturuyoruz” dedi.
17 ve 18 inçlik jant opsiyonlarıyla gelen Duster’da geri dönüştürülmüş malzemelerin oranı yüzde 20’leri buluyor. Ben malzeme ve işçilikte biraz daha iyisini beklerdim bunu da not olarak düşelim.
Renault Duster hem uzunlamasına hem de enine kullanım için tasarlanan maksimum 80 kg kapasiteli modüler tavan raylarını da çekim için aracın tepesine sörf tahtası takarak bizzat denemiş oldum. CMF-B Platformu’ndan yükselen Duster; Clio, Captur ve Arkana modellerinde de kullanılan CMF-B platformu ile üretilen yüksek teknolojili bilgi-eğlence donanımlarına sahip yeni nesil bir model.
Hem günlük şehir içi sürüşe hem de uzun mesafeli yolculuklara uygun kompakt bir sunan 4,34 metrelik uzunluğu, 520litreye varan bagaj hacmi ve iç mekânında ise yaklaşık 29 litrelik saklama alanı sunuyor. Özellikle kamp yapan aileleri, şehirden kaçmayı sevenleri mutlu edecektir. En çok sorulan soru olan Dacia Duster’ın 3 yıldızlık Euro NCAP skorunun yeni teknolojilerle gelişeceğini de söylüyor marka yetkilileri.
RENAULT GRUBU REKOR KIRDI
Renault Grubu 2024 ilk yarıyılında rekor kârlılık açıkladı. Grup, Avrupa’da üçüncü , Fransa’da birinci oldu. Dacia Avrupa’nın en çok satan 10 markası arasında yer alırken, Sandero tüm kanallarda en çok satan otomobil oldu. Renault Group’un 2024’ün ilk yarısındaki grup hasılatı, 27 milyar euro olarak açıklandı. Grup’un otomotiv hasılatı 24,372 milyar euro oldu. 2024’ün ilk yarısı itibarıyla Renault Group’un net kârı ise 1,4 milyar euro olarak gerçekleşti.
Grup, Alpin markasında da güçlü ve çift haneli bir büyüme elde etti. Renault Group CEO’su Luca de Meo, “Bu rekor sonuçlar, Renault Group ekiplerinin son yıllarda yaptığı önemli çalışmaların meyvesidir. Maliyetleri düşürme ve ticari politikamızı değer üzerine odaklama çabalarımız, bu şirketin son 30 yılda sahip olduğu en iyi ürün yelpazesine yansıyor. Birkaç aydır Avrupa’nın en ilerici otomotiv şirketi olma yolunda dönüşümümüzü hızlandırıyoruz.
Bu dönüşüm sürecinde 5 odaklı işletme, yatay ve ekosistemsel bir yaklaşım, tedarik zincirimizin güçlendirilmesi, temel süreçlerin optimizasyonu, her seviyede ve tüm değer zincirlerinde yapay zekânın yaygınlaştırılmasına odaklandık” diye konuştu.
]]>Hepatit, en basit anlamıyla karaciğer iltihabı olarak tanımlanırken, viral hepatitler, kronik karaciğer hastalığı, siroz ve karaciğer kanserine yol açabilen, tüm dünyada yaygın olarak görülen önemli halk sağlığı sorunları arasında yer alıyor.
Viral hepatitlere, başta Hepatit A, Hepatit B, Hepatit C, Hepatit D ve Hepatit E virüsleri olmak üzere farklı virüs tiplerinin sebep olabiliyor. Özellikle Hepatit B ve Hepatit C virüsleri, uzun vadede kronik karaciğer hastalığı, siroz veya karaciğer kanserine yol açabiliyor.
Kirlenmiş su ve besinlerle salgınlara yol açabilen, kötü hijyenik koşullarda kolaylıkla bulaşabilen bir hastalık olan Hepatit A enfeksiyonu, çocukluk çağında hafif belirtilerle geçiriliyor, ileri yaşlarda ise daha ağır seyredip şiddetli karaciğer hastalığına sebep olabiliyor.
Bebeklere 18’inci ve 24’üncü aylarda, risk grubundaki kişilere de en az 6 ay ara ile 2 doz halinde sağlık kuruluşlarında Hepatit A aşısı uygulanıyor, bu aşı kapsayılıcılığı yüksek oranlarda sürdürülüyor.
– HEPATİT B VE HEPATİT C’NİN BULAŞMA YOLLARI
Hepatit B’nin bulaşma yolları arasında, kontrol edilmemiş kan ve kan ürünlerinin damar yoluyla vücuda verilmesi, sterilize edilmemiş cerrahi malzemelerin kullanıldığı diş tedavisi ve tıbbi müdahaleler, tıraş bıçağı, diş fırçası gibi eşyaların paylaşımı, sterilize edilmemiş araçlarla dövme, akupunktur veya vücut takılarının uygulanması, Hepatit B ve Hepatit C taşıyıcılarının aile içi teması ve korunmasız cinsel ilişki yer alıyor.
Hepatit C virüsünün bulaşma yolları, Hepatit B virüsü bulaşma yolları ile benzer olmakla birlikte esas yayılma yolu hastalık bulaşmış kan ve kan ürünleri ile doğrudan temas olarak ön plana çıkıyor.
Ancak Hepatit C virüsü bulaşmış kan ile temas etmiş diğer vücut sıvıları da bulaşma açısından kaynak olabiliyor. Hepatit C virüsüne karşı aşı henüz bulunmamakla birlikte kullanılmaya başlanan yeni ilaçlarla tedavide yüzde 95’in üzerinde iyileşme sağlanıyor.

– HEPATİT B HASTALIĞINDAN KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU AŞI
Açıklamada, Hepatit B hastalığından korunmanın en etkili yolunun aşılanma olduğu vurgulanarak, şu bilgilere de yer verildi:
“Ülkemizde Hepatit B aşısı 1998 itibarıyla Sağlık Bakanlığı Çocukluk Dönemi Aşı Takvimi’ne eklenmiştir. 2005-2009 yıllarında okullarda yapılan destek aşılamaları ve risk grubu aşılamaları uygulamaya alınmıştır. Bakanlığımızca yürütülen ‘Genişletilmiş Bağışıklama Programı’ kapsamındaki Hepatit B kontrol programı stratejilerine göre Hepatit B aşılamaları yüksek öncelikli strateji olarak belirlenmiştir. Bağışıklama hizmetleri, Bakanlığımız tarafından yürütülen en önemli ve etkili koruyucu sağlık hizmetlerinden biridir.”
“Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarı göstergelerinden biri 5 yaş altı çocuklarda akut Hepatit B hastalığı görülme sıklığının yüz binde 1’in altına indirilmesidir. Ülkemizde bu hedefe 2009 itibarıyla ulaşılmış ve halen sürdürülmektedir.” ifadelerine yer verilen açıklamada, Hepatit B aşısının, bebeklerde ilk dozunun doğumda, 2. ve 3. dozlarının ise 1 ve 6 aylıkken uygulandığı hatırlatıldı.
Açıklamada, Hepatit B aşısının risk grubundaki kişilere ise 0, 1 ve 6 ay takvimi ile 3 doz olarak uygulandığı ifade edildi.
– HEPATİT B VİRÜSÜ YOKSA HEPATIT D VIRÜSÜ ENFEKSİYON YAPAMIYOR
Hepatit D virüsünün, Hepatit B virüs enfeksiyonu olan kişilerde hastalığa yol açtığı, kişide Hepatit B virüsü yoksa Hepatit D virüsünün de enfeksiyon yapamayacağına dikkatin çekildiği açıklamada, “Hepatit B virüs enfeksiyonu olan kişilerde Hepatit D virüsü, hafif seyreden Hepatit B virüs enfeksiyonunu daha ağır ve hızlı seyreden bir hastalığa dönüştürebilir.” uyarısında bulunuldu.
Hepatit D virüsünün kan ve kan ürünleri temasıyla, kas içi veya damar içi enjeksiyonla, cinsel yolla ve mukoza yoluyla bulaşabildiğine işaret edilen açıklamada, Hepatit E virüsünün ise dışkı ile temas yoluyla bulaştığı, vahşi ve evcil hayvanlarda bulunduğu anlatıldı.
Hepatit E hastalığının gebelikte geçirildiğinde daha ciddi seyredebileceği belirtilen açıklamada, özellikle gebelerde son 3 aylık dönemde düşük, erken doğum, ciddi karaciğer yetmezliği riskinin artmasına sebep olabileceği hatırlatıldı.
Hepatit E virüsünün aşısının olmadığı anımsatılan açıklamada, aşı dışında hepatitlerden korunmanın en etkili yolunun, bulaşma şekline göre gerekli korunma önlemlerinin alınması olduğu bilgisi verildi.

Iğdır Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sait Yıldırım, sosyal medya hesapları Facebook ve TikTok kullanıcılarıyla evlilik konusunda bir araştırma gerçekleştirdi. Yıldırım, yarısı erkek, yarısı kadınlardan oluşan 2 bin sosyal medya kullanıcısının ‘Tekrar dünyaya gelsen eşinle evlenir miydin?’ ve ‘Dünyaya bir daha gelsen yine evlenir miydin?’ sorularına verdiği cevapları inceledi.
‘TEKRAR DÜNYAYA GELSEN EŞİNLE EVLENIR MİYDİN?’
‘Tekrar dünyaya gelsen eşinle evlenir miydin?’ sorusunu cevaplandıran erkeklerin yüzde 46’sı, kadınların ise yüzde 54’ü hayır cevabını verdi. Eşe-evliliğe karşı hissedilen duygulara da yer verilen araştırmada erkeklerin yüzde 32’si evlilikte huzurlu olduğunu, yüzde 30’u ise pişmanlık duygusunu dile getirdi. Yüzde 34’ünün evlilikten duyduğu pişmanlığını ifade ettiği kadınlarda, huzur bulduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 20’de kaldı.
‘Dünyaya bir daha gelsen yine evlenir miydin?’ sorusuna ise büyük çoğunluk tekrar evlenecekleri cevabını verdi. Araştırmaya katılanların yüzde 72’si evlenme kararını yine alacaklarını belirtirken, yüzde 28’i ise evlenmeyeceğini ifade etti.
KADINLAR DAHA ÇOK ZORLUK YAŞIYOR
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Yıldırım, “’Tekrar dünyaya gelsen eşinle evlenir miydin?’ sorusuna katılımcıların yüzde 53’ü evet yanıtını verirken yüzde 47’si hayır cevabını vermiştir. Erkeklerin yüzde 42’si kadınların yüzde 53’ü ise hayır cevabını vermiştir. Genel olarak bakıldığında katılımcılarda kadınların tekrar evlenme isteği erkeklere göre daha azdır. Evlenme süreci ve sonrasında yaşanan zorluklara bakıldığında kadınların erkeklere göre daha çok zorluk yaşaması, tekrar evlenme konusunda kadınları isteksiz kılmıştır. Evlilik ve eşe karşı hissedilen duygular incelendiğinde erkeklerde hissedilen duyguların en yükseği yüzde 32 ile huzur; kadınlarda hissedilen en yüksek duygu yüzde 34 ile pişmanlıktır. Erkeklerde huzur ve sevgi duygusu daha yüksek iken kadınlarda pişmanlık duyguları daha yüksektir” diye konuştu.
‘AMACIMIZ EVLİLİK KURUMUNU KÖTÜLEMEK DEĞİL’
Evlenmelerin azaldığı ve boşanmaların arttığı günümüzde iki farklı sosyal medya hesabı üzerinden 2 bin kişi üzerinde araştırma yaptıklarını belirten Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yıldırım, şunları söyledi:
“Burada tabii ki evlilik kurumunun kötülüğünden bahsetmiyoruz. Ancak evlilik kurumu ile birlikte çıkılan yolun yanlış adamlarla ya da yanlış beklentilerle kurulduğunu, sürdürüldüğünü görüyoruz. Çevremizde de çoğunlukla bu problemlerin yaşandığını görüyoruz. Ben aynı zamanda aile danışmanlığı yapıyorum. Gelen çiftlerimize danışanlarımıza baktığımız zaman denklik noktasında bir sorun görüyoruz. Biz denkliği de yanlış anlıyoruz. İllaki eğitim veya meslek anlamında bir denklik söz konusu değil. Kişilik ve beklenti noktasında denkliğin olması önemli. Yani aynı duyguların paylaşılması, birbirini anlayabilmeleri çok kıymetli. Ancak biz genelde kendimiz, yani kendi duygularımız dışında sosyal çevremiz veya gösteriş unsuru olarak gördüğümüz bazı hususları evliliğimizin, hayatımızın merkezinde oturttuğumuzda çok ciddi problemlere yol açıyor. Dikkat ederseniz evliliklerde birçok basit tartışmalar yaşanıyor. Çoğunlukla bu küçük tartışmaların üzeri örtülerek veya görmezden gelinerek hareket ediliyor. Bu durum çiftlerin en ufak tartışmada geçmiş defterleri aralamalarına yol açıyor. İnsanlar geçmişe dalıyorlar. Çünkü geçmişte problemleri çözmeden hareket ettikleri için en ufak bir şeyde patlamalar yaşıyorlar. Kadın ya da erkek fark etmiyor, problem çözme kapasiteleri olmadığı durumlarda çözülemeyen problemlerin üstü örtülüyor ve devam ediyorlar. Düşünün ki bir yolda gidiyorsunuz ve yol arkadaşınız tarafından hançerleniyorsunuz. Onun yarasını sarmadan yola devam edebilirsiniz ama o her zaman sizin için bir yara olarak kalacak. O yara daha da büyütecektir. Bu noktada problemi çözerken çok ciddi bir yol izlememiz gerekiyor.”
‘HUZURSUZ BİR YUVA, ASLINDA HUZURSUZ BİR TOPLUM DEMEKTİR’
Araştırmaya katılan bir kişinin ‘Tekrar dünyaya gelsen eşinle evlenir miydiniz?’ sorusuna ‘Ben bir kuş olsam bir daha eşimi köyünün üzerinden bile uçmam’ cevabının dikkat çekici olduğunu belirten Yıldırım, “Aslında komik ama ciddi bir bıkmışlık, tükenmişlik görüyoruz. Başlangıçta ciddiye almadığımız sorunlar daha büyüyerek karşımıza çıkabiliyor. Genç olsun, yaşlı olsun, orta yaş olsun, akşam olup eve gideceği zaman ‘Acaba hangi sorunla karşılaşacağım’ ya da ‘Bugün nasıl kavga edeceğiz?’ diye onun endişesini yaşıyor. Böyle bir birey iş hayatında da başarıyı getirmediği gibi çevresinde de arkadaşlık ilişkilerinde de çok verimsiz olmasına sebep olur. Dışarıda her insanda bir gerginlik bir mutsuzluk hakim. Trafikte çok ciddi kavgalar yaşanıyor. Aslında bunların temeli bu huzursuz bir yuvanın dışa yansımış biçimi. Huzursuz bir yuva aslında huzursuz bir toplum demektir” dedi.

‘İKİNCİ ATEŞLEME SÜRECİ DE BAŞARIYLA TAMAMLANDI’
Türkiye’nin ilk yerli ve milli uydusu Türksat 6A’yı Space X’in Florida’daki uzay üssünden yörüngesine fırlatıp Türkiye’ye döndükten sonra ayaklarının tozuyla Yusufeli’ne geldiklerini ifade eden Uraloğlu, şunları söyledi:
“8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece uydumuzu ilk yörüngesine başarıyla fırlattık ve uydumuzdan ilk sinyali planlanan şekilde 67. dakikada başarıyla aldık. Şu anda uydumuz 35 bin 786 kilometre uzaklıktaki yer sabit yörüngesine varmak için kimyasal itki sistemiyle ateşlenerek aşama aşama kalıcı yörüngesine doğru ilerliyor. Yörüngesine varması için planlanan bu ateşlemelerden ilkini 10 Temmuz günü gerçekleştirmiştik. Hamdolsun dün itibarıyla Türkiye saatiyle 20.00 civarında başlayan ve 69 dakika süren 2. ateşleme süreci de başarıyla sonuçlandı. Türksat 6A sorunsuz şekilde uzaydaki yolculuğuna devam ediyor ve bizler de sabırsızlıkla yörüngesinde hizmete başlayacağı anı bekliyoruz.”

Uraloğlu, Türkiye’nin ürettiği en yüksek değere sahip teknoloji projelerinden biri olan, ilk yerli ve milli haberleşme uydusunun Türksat 6A olduğuna işaret ederek, “Maalesef biz geçmişte ‘Siz yapamazsınız.’ nidalarıyla büyüdük. Ama Rabbimizin izniyle her geçen gün gücüne güç katan ülkemizin, her şeyin en iyisini, en güzelini hak eden milletimizin nelere imza atabileceğini, neler başarabileceğini Türksat 6A ile bir kez daha gösterdik.” diye konuştu.

Suyun medeniyet olduğunu vurgulayan Uraloğlu, “Bu noktada 2,3 milyar metreküp su depolama ve yıllık 1 milyar 900 milyon kilovatsaat enerji sağlama kapasitesiyle Cumhuriyet tarihimizin en gurur verici eserlerinden Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santralimizin önemi de ortaya çıkmaktadır. Bir başka medeniyet göstergesi ise hiç şüphesiz yoldur. Su ile yol birleştiği zaman orada hayat binbir rengiyle ortaya çıkmakta, refah ve zenginlik artmaktadır.” ifadelerini kullandı.
‘6BİN 101 KİLOMETRE BÖLÜNMÜŞ YOL UZUNLUĞUNU 29 BİN 434 KİLOMETREYE ULAŞTIRDIK’
Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yol medeniyettir.” sözünden hareketle 2002’de 6 bin 101 kilometre devraldıkları bölünmüş yol uzunluğunu yaklaşık 29 bin 434 kilometreye ulaştırdıklarını, ana aksların tamamına yakınını bölünmüş yol haline getirdiklerini, bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayısını 6’dan 77’ye yükselttiklerini belirtti.

Ülkenin yalçın kayalarını, derin vadilerini tünel ve viyadüklerle aştıklarını kaydeden Uraloğlu, 2002’de 311 kilometre olan toplam köprü uzunluğunu 779 kilometreye, 50 kilometre olan tünel uzunluğunu da 753 kilometreye çıkardıklarını aktardı.
Uraloğlu, başlattıkları otoyol seferberliği çerçevesinde 1714 kilometre olan otoyol ağını ise 3 bin 726 kilometreye çıkardıklarını, Türkiye’nin ulaşım altyapısını güçlendirmek, modernize etmek ve vatandaşlara daha konforlu bir yaşam sunmak hedefiyle önemli adımlar attıklarını ifade etti.

80 YILDA YAPILAN 50 KİLOMETRELİK TÜNEL UZUNLUĞUNDAN FAZLASINI TEK BİR PROJEDE TAMAMLADIK’
Yusufeli Barajı’nın yapımında Türkiye’nin ve milletin geleceği için doğdukları, büyüdükleri evlerini, iş yerlerini, geçmişlerini geride bırakan Yusufeli halkına fedakarlıkları için teşekkür eden Uraloğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın desteğiyle sizler için daha modern evler, iş yerleri ve altyapısıyla yeni bir ilçe inşa ettik. Bu noktada Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak bizler de Yusufeli Barajı kapsamında mevcut yerleşkesi ve kara yolunun bir bölümü sular altında kalan yeni Yusufeli ilçesinin ulaşımını sağlayacak bağlantı yollarını inşa etmenin gururunu yaşıyoruz.” dedi.

Uraloğlu, bu projenin Bakanlığın Karadeniz Bölgesi’ndeki en büyük projeleri arasında yer aldığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Bundan 22 yıl önce Türkiye’nin toplam tünel uzunluğu 50 kilometre iken biz sadece burada 56,7 kilometre uzunluğunda 39 tünel inşa ettik. Yani 80 yılda yapılan 50 kilometrelik tünel uzunluğundan fazlasını tek bir projede tamamladık. 69,2 kilometre uzunluğundaki Yusufeli relokasyon yollarını, Merkez Viyadüğü dışında 22 Kasım 2022’de Yusufeli Barajı ile hizmete açmıştık. Bu projemiz ile Artvin’i Erzurum’a, Kafkasları ve Karadeniz sahil kesimini Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya bağlayan kuzey-güney aksının standardını önemli ölçüde yükselttik. Yüksek dağların ve derin vadilerin bulunduğu bölgede, doğaya meydan okuyan yüksek teknoloji ürünü viyadüklerle ulaşım standardını artırarak daha güvenli ve konforlu seyahat imkanı sunduk.”
‘TABLİYELERİNİN YAPIMINA YAKLAŞIK 7 BİN 100 TON ÇELİK KULLANDIK’
Yusufeli Merkez Viyadüğü’nü vatandaşların bir an önce faydalanması için 11 Haziran’da araç trafiğine açtıklarını anımsatan Uraloğlu, “Viyadüğümüzün tamamlanmasıyla Yusufeli Barajı’nın su tutması sonucunda su altında kalan Artvin-Yusufeli-İspir-Erzurum güzergahında yeniden bütünlük sağladık. Yolun büyük bölümünü tünel, köprü ve viyadüklerle geçerek Artvin’in yüksek turizm potansiyeline sahip eşsiz doğasını koruduk.” diye konuştu.

Çelik ortotropik köprü olarak projelendirilen Yusufeli Merkez Viyadüğü’nü itme-sürme yöntemiyle hayata geçirdiklerini belirten Uraloğlu, “Tabliyelerinin yapımında yaklaşık 7 bin 100 ton çelik kullandık. Fransa’nın simge yapılarından biri olan Paris’in ortasındaki Eyfel Kulesi’nde 7 bin 300 ton çelik kullanıldığını düşündüğümüzde Yusufeli’nde hayata geçen projemizin ne kadar büyük olduğu daha da iyi anlaşılıyor.” dedi.
Uraloğlu, projeyle kış aylarında meydana gelen buzlanma, kaya düşmesi ve heyelan gibi doğa olayları sonucunda yaşanabilecek tehlikelerin önüne geçtiklerini, trafiği güvenli hale getirerek seyahat konforunu artırdıklarını, Yusufeli-Sarıgöl-Öğdem ile Yusufeli-İspir gibi yerel yol ağlarının da konforlu kara yolu bağlantısını sağladıklarını vurguladı.
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, viyadüğe ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Baraj gölünün etrafından dolanan 16,2 kilometrelik yol kesimini 685 metrelik Merkez Viyadüğü ile geçerek mevcutta 91 kilometre olan Yusufeli-Artvin merkez yolu uzunluğunu 75 kilometreye düşürdük, yolu 16 kilometre kısalttık. Bu kısalma sayesinde 25 dakika kazanarak Yusufeli-Artvin arasında ortalama 95 dakika süren yolculuk süresini de 70 dakikaya indirdik. Böylece viyadüğümüzle zamandan 30 milyon lira, akaryakıttan 13 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 43 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 1005 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız.”
‘ARTVİN’DE 22 YILDA BAKANLIK OLARAK 86 MİLYAR LİRALIK YATIRIM GERÇEKLEŞTİRDİK’
Artvin’e son 22 yılda Bakanlık olarak 86 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerinin altını çizen Uraloğlu, yüksek dağların ve derin vadilerin şehri Artvin’e 108’i tek tüp, 4’ü çift tüp olmak üzere toplam 110 bin 380 metre uzunluğunda 112 tünel, 1681 metre uzunluğunda 23 köprü inşa ettiklerini söyledi.
Uraloğlu, dünyanın deniz üzerine inşa edilen sayılı, Türkiye’nin ise Ordu-Giresun Havalimanı’ndan sonra ikinci havalimanı olan Rize-Artvin Havalimanı’nı 2022 yılında hizmete açtıklarını hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Bu iki havalimanımız gibi deniz üzerine inşa edilmiş bir havalimanı Avrupa’da yok ve dünyada da örnekleri çok az. Hatta Rize-Artvin Havalimanımız dünyadaki 5. havalimanı oldu. 3 bin metre uzunluğundaki pisti ve yılda 3 milyon yolcuya hizmet verebilecek kapasitede terminal binası ile bölgenin hava yolu ulaşımı ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamaktadır. Daha bu yılın ilk 6 ayında yaklaşık 530 bin yolcu havalimanımızı kullanarak yolcu sayısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 artış yakaladık. Rize-Artvin Havalimanı’mız açıldığı günden bu yana 15 binin üstünde uçak trafiğiyle 2 milyon 115 bin yolcuya hizmet verdi.”
Açılışa, Artvin Valisi Cengiz Ünsal, AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, ilgili kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Açılış sonrası Bakan Abdulkadir Uraloğlu, kendi kullandığı araçla viyadükten geçiş yaptı.
Uraloğlu, açılışın ardından Sarıgöl grup köy yolunda devam eden çalışmaları yerinde inceleyerek ilgililerden bilgi aldı.
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, konuşmasında, Yusufeli Barajı köprülerinin son halkası olan Yusufeli Merkez Viyadüğü’nün açılış töreni vesilesiyle Yusufelilerle bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu söyleyerek, “Ülkemizin ilk yerli ve milli uydusu TÜRKSAT 6A’yı Space X’in, Florida’daki uzay üssünden yörüngesine fırlatıp Türkiye’ye döndükten sonra ayağımızın tozuyla Yusufeli’ye geldik.

Bildiğiniz üzere 8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece uydumuzu ilk yörüngesine başarıyla fırlattık ve uydumuzdan ilk sinyali planlanan şekilde 67’nci dakikada başarıyla aldık. Şu anda uydumuz 35 bin 786 km uzaklıktaki yer sabit yörüngesine varmak için kimyasal itki sistemiyle ateşlenerek aşama aşama kalıcı yörüngesine doğru ilerliyor.
Yörüngesine varması için planlanan bu ateşlemelerden ilkini 10 Temmuz günü gerçekleştirmiştik. Hamdolsun dün itibarıyla Türkiye saatiyle 20.00 civarında başlayan ve 69 dakika süren 2’nci ateşleme süreci de başarıyla sonuçlandı” dedi.
Türksat 6A’nın uzaydaki yolculuğunu anlatan Bakan Uraloğlu, “Türksat 6A, sorunsuz bir şekilde uzaydaki yolculuğuna devam ediyor ve bizler de sabırsızlıkla yörüngesinde hizmete başlayacağı anı bekliyoruz. Hiç şüphesiz ülkemizin ürettiği en yüksek değere sahip teknoloji projelerinden biri olan ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’dır.
Maalesef biz geçmişte ‘Siz yapamazsınız’ nidalarıyla büyüdük. Ama Rabb’imizin izniyle her geçen gün gücüne güç katan ülkemizin, her şeyin en iyisini, en güzelini hak eden milletimizin nelere imza atabileceğini, neler başarabileceğini TÜRKSAT 6A ile bir kez daha gösterdik. Tekrar hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
‘DERİN VADİLERİNİ TÜNEL VE VİYADÜKLERLE AŞTIK’
Suyun medeniyet olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, 2,3 milyar metreküp su depolama ve yıllık 1 milyar 900 milyon kilovatsaat enerji sağlama kapasitesiyle Cumhuriyet tarihinin en gurur verici eserlerinden Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin öneminin daha da ortaya çıkmakta olduğunu söyledi.
Bakan Uraloğlu, “Bir başka medeniyet göstergesi ise hiç şüphesiz yoldur. Su ile yol birleştiği zaman orada hayat binbir rengiyle ortaya çıkmakta, refah ve zenginlik artmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ‘Yol Medeniyettir’ sözünden hareketle; 2002 yılında 6 bin 101 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu, yaklaşık 29 bin 434 kilometreye ulaştırdık.
Ana akslarımızın tamamına yakınını bölünmüş yol haline getirdik. Bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayımız 6 iken, 77’ye yükselttik. Ülkemizin yalçın kayalarını, derin vadilerini tünel ve viyadüklerle aştık” dedi.

‘TÜNEL UZUNLUĞUMUZU 50’DEN 753 KİLOMETREYE YÜKSELTTİK’
Bakanlığın ortaya koyduğu hizmetlerden bahseden Bakan Uraloğlu, şöyle konuştu:
“Köprü yapım çalışmaları kapsamında; 2002 yılında 311 kilometre olan toplam köprü uzunluğunu 779 kilometreye çıkardık. Tünel yapım çalışmaları kapsamında da 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 753 kilometreye yükselttik. Başlatmış olduğumuz otoyol seferberliği çerçevesinde 1714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye çıkardık.
Türkiye’nin dört bir noktasında; doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi demeden, köyü-kasabası ya da büyükşehri fark etmeden de yeni yol çalışmalarıyla, ülkemizin ulaşım altyapısını güçlendirmek, modernize etmek ve vatandaşlarımıza daha konforlu bir yaşam sunmak hedefiyle önemli adımlar atıyoruz.”
Bakan Uraloğlu, Yusufeli Barajı inşası sürecinde fedakarlıkları için Yusufeli halkına teşekkürlerini sunup, şöyle devam etti:
“Yusufeli Barajı kapsamında mevcut yerleşkesi ve kara yolunun bir bölümü sular altında kalan yeni Yusufeli ilçesinin ulaşımını sağlayacak bağlantı yollarını inşa etmenin gururunu yaşıyoruz. 69,2 kilometre uzunluğundaki Yusufeli Relokasyon Yollarını, Merkez Viyadüğü dışında 22 Kasım 2022 tarihinde Yusufeli Barajı ile birlikte hizmete açmıştık.
Bu projemiz ile Artvin’i Erzurum’a, Kafkasları ve Karadeniz sahil kesimini Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya bağlayan kuzey-güney aksının standardını önemli ölçüde yükselttik. Yüksek dağların ve derin vadilerin bulunduğu bölgede, doğaya meydan okuyan yüksek teknoloji ürünü viyadüklerle ulaşım standardını arttırarak daha güvenli ve konforlu bir seyahat imkanı sunduk.
Şimdi sizlerle birlikte resmi açılışını gerçekleştirdiğimiz Çoruh Nehri üzerinde bir gerdanlık gibi duran Yusufeli Merkez Viyadüğü’nü de aslında insanımız bir an evvel faydalanmaya başlasın diye 11 Haziran’da araç trafiğine açmıştık.”

‘7 BİN 100 TON ÇELİK KULLANDIK’
Yusufeli Merkez Viyadüğü’nün özelliklerini sıralayan Bakan Uraloğlu, “Viyadüğümüzün tamamlanmasıyla, Yusufeli Barajı’nın su tutması sonucunda su altında kalan Artvin-Yusufeli-İspir-Erzurum güzergahında yeniden bütünlük sağladık. Yolun büyük bölümünü tünel, köprü ve viyadüklerle geçerek Artvin’in yüksek turizm potansiyeline sahip eşsiz doğasını koruduk. ‘Çelik Ortotropik Köprü’ olarak projelendirilen Yusufeli Merkez Viyadüğü’nü de itme-sürme yöntemiyle hayata geçirdik.
Tabliyelerinin yapımında yaklaşık 7 bin 100 ton çelik kullandık. Bakın, Fransa’nın simge yapılarından biri olan Paris’in ortasındaki Eyfel Kulesi’nde 7 bin 300 ton çelik kullanıldığını düşündüğümüzde, Yusufeli’de hayata geçen projemizin ne kadar büyük bir proje olduğu daha da iyi anlaşılıyor. Köprümüz 8 orta ayak, 2 de kenar ayak olmak üzere 10 ayaktan oluşuyor.
685 metre uzunluğa ve en yüksek ayağı yaklaşık 150 metre yüksekliğe sahip projemiz sayesinde kış aylarında meydana gelen buzlanma, kaya düşmesi ve heyelan gibi doğa olayları sonucunda yaşanabilecek tehlikelerin önüne geçtik. Trafiği güvenli hale getirerek, seyahat konforunu arttırdık” ifadelerini kullandı.
‘YILLIK TOPLAM 43 MİLYON LİRA TASARRUF EDECEĞİZ’
Viyadükle Yusufeli-Artvin arasında ortalama 95 dakika süren yolculuk süresini de 70 dakikaya indirdiklerini dile getiren Bakan Uraloğlu, “Yusufeli-Sarıgöl-Öğdem ile Yusufeli-İspir gibi yerel yol ağlarının da konforlu kara yolu bağlantısını sağladık. Baraj gölünün etrafından dolanan 16,2 kilometrelik yol kesimini 685 metrelik merkez viyadüğü ile geçerek, mevcutta 90,5 kilometre olan Yusufeli-Artvin merkez yolu uzunluğunu 75 kilometreye düşürdük, yolu 15,5 kilometre kısalttık.
Bu kısalma sayesinde 25 dakika kazanarak Yusufeli-Artvin arasında ortalama 95 dakika süren yolculuk süresini de 70 dakikaya indirdik. Böylece viyadüğümüzle zamandan 30 milyon lira, akaryakıttan 13 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 43 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 1005 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız.”

‘DOĞAYA MEYDAN OKUYAN DEV BİR PROJEYE İMZA ATTIK’
Artvin’e son 22 yıl içerisinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 85 milyar 889 milyon lira yatırım gerçekleştirdiklerini aktaran Bakan Uraloğlu, bölgeye kazandırılan havalimanlarının önemine dikkati çekerek, “Artvinli kardeşlerimizin hava yoluyla seyahat etmeleri için de doğaya meydan okuyan dev bir projeye imza attık. Dünyanın deniz üzerine inşa edilen sayılı, ülkemizin ise Ordu-Giresun Havalimanı’ndan sonra ikinci havalimanı olan Rize-Artvin Havalimanı’nı 2022 yılında hizmete açtık.
Bu 2 havalimanımız gibi deniz üzerine inşa edilmiş bir havalimanı Avrupa’da yok ve dünyada da örnekleri çok az. Hatta, Rize-Artvin Havalimanı’mız dünyadaki 5’inci havalimanı oldu. Daha bu yılın ilk 6 ayında yaklaşık 530 bin yolcu havalimanımızı kullanarak yolcu sayısında geçen yıl aynı döneme göre yüzde 22 artış yakaladık. Rize-Artvin Havalimanı’mız açıldığı günden bu yana 15 binin üstünde uçak trafiğiyle 2 milyon 115 bin yolcuya hizmet verdi” dedi.
‘BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’Yİ İNŞA EDECEĞİZ’
Bakan Uraloğlu, Yusufeli Merkez Viyadüğü inşasında katkı sunanlara teşekkür ederek, “Biliyoruz ki güvenli, hızlı ve kolay ulaşım; ticaretin, üretimin ve ihracatın en önemli bileşenidir. Bakanlık olarak Artvin için planladığımız her bir projemizin bölgenin ticaret, üretim ve turizm faaliyetleri potansiyelini katbekat arttıracağına inanıyoruz. Geçmişte yaptıklarımızdan gelen güvenle, ‘Türkiye Yüzyılı’nın üzerinde yükseleceği büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.
Bakan Uraloğlu’nun konuşmasının ardından katılımcılar kurdele kesip, Yusufeli Merkez Viyadüğü’nü hizmete açtı.
YUSUFELİ MERKEZ VİYADÜĞÜ
Yüzlerce kişinin aralıksız çalıştığı, ‘dengeli konsol’ yöntemiyle yapılan, Karadeniz ile Doğu Anadolu Bölgesi’ni birbirine bağlayan 685 metre uzunluğundaki ‘Yusufeli Merkez Viyadüğü’nün tamamlanmasıyla iki yaka birleşti. İzolasyon, giriş, çıkış dolgu, alt ve üstyapı işlemleriyle asfaltlama çalışmaları tamamlanıp, Kurban Bayramı öncesi ulaşıma açılan viyadükle, mevcut kara yolu 15,5 kilometre kısaldı.
‘Çelik orthotropic köprü’ olarak da projelendirilen, itme-sürme yöntemiyle inşa edilen, en yüksek ayağı zeminden 150 metre yüksekte bulunan Yusufeli Merkez Viyadüğü’nde tabliyelerin yapımında yaklaşık 7 bin 100 ton çelik kullanıldı. 8 orta ayak, 2 de kenar ayak üzerine baraj suları üzerine kurulan viyadük sayesinde; Yusufeli ilçesi ve çevre köyler ile Artvin arası ulaşım süresi de 25 dakika kısaldı.
Astronotlar için uzay uçuşunda bu kadar zaman geçirmek büyük sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Yüksek düzeyde güneş ve kozmik radyasyona, sıfır yerçekiminin zararlı etkilerine ve uzun bir izolasyon süresine maruz kalacaklar.
UZAY RADYASYONU EN BÜYÜK TEHDİT
Uzay radyasyonu tartışmasız en büyük tehdit. NASA’ya göre, uzayda sadece altı ay geçiren astronotlar kabaca 1.000 göğüs röntgeni ile aynı miktarda radyasyona maruz kalıyor ve bu da onları kanser, sinir sistemi hasarı, kemik kaybı ve kalp hastalığı riski altına sokuyor

Sciencealert’in haberine göre, Howe Industries’in başkanı Troy Howe Business Insider’a verdiği demeçte, radyasyona maruz kalmayı ve diğer zararlı sağlık etkilerini azaltmanın en iyi yolunun yolculuk süresini kısaltmak olduğunu söyledi.
Bu nedenle NASA ile birlikte çalışarak Darbeli Plazma Roketini (PPR) geliştirdi: Mars’a gidiş-dönüş yolculuğunu sadece iki aya indirebilecek yeni bir roket sistemi. NASA yaptığı açıklamada, bu teknolojinin “uzay araştırmalarında devrim yaratma potansiyeline sahip olduğunu” ve bir gün insanları Mars’tan bile öteye götürebileceğini belirtti.
BİR ROKET BİZİ 2 AY İÇİNDE MARS’A NASIL GÖTÜRÜP GETİREBİLİR?
PPR, çok verimli bir şekilde çok fazla itme gücü üretmek için aşırı ısıtılmış plazma darbeleri kullanan bir tahrik sistemidir. Şu anda NASA Yenilikçi Gelişmiş Kavramlar (NIAC) Programı tarafından finanse edilen geliştirmenin ikinci aşamasında.

Bu ikinci aşama çalışmasının bu ay başlaması planlanıyor ve motor tasarımını optimize etmeye, kavram kanıtlama deneyleri yapmaya ve Mars’a insan görevleri için PPR ile çalışan, korumalı bir uzay gemisi tasarlamaya odaklanıyor.
PPR’nin en büyük avantajı, bir uzay aracının gerçekten çok hızlı gitmesini sağlayabilmesidir. Hem yüksek itme gücüne hem de yüksek özgül itme gücüne sahiptir.
Özgül itki bir roket motorunun ne kadar hızlı itki ürettiğidir ve itki de uzay aracını hareket ettiren kuvvettir. PPR 5.000 saniyelik bir özgül itkide 10.000 newton itki üretir.
Howe BI’ya e-posta yoluyla yaptığı açıklamada, bunun dört ila altı yolcu taşıyan PPR donanımlı bir uzay aracının saatte yaklaşık 100.000 mil yol alabileceği anlamına geldiğini söyledi. Bu kadar hızlı uçan bir uzay aracının hedefine ulaşmak için eninde sonunda yavaşlaması gerekecektir. Howe, şirketin Mars’a iniş için gerekli olan ek enerji ve itici gücü hesaba kattığını söyledi.

PROJENİN TAMAMLANMASI YILLAR SÜRSE DE İNSANLIK İÇİN BÜYÜK BİR UMUT
İkinci aşama tamamlandıktan sonra bile, PPR’nin astronotları kızıl gezegene fırlatmaya hazır olması için yaklaşık birkaç on yıl geçmesi gerekecek. Ancak Howe, uzay uçuşu için hazır olduğunda, bu teknolojinin insan uzay keşiflerinin kapsamını önemli ölçüde genişleteceğini, hatta belki de bir gün Plüton’a yapılacak görevlere yardımcı olacağını umuyor. “Bu teknolojiyi 20 yıl içinde çalışır hale getirdiğimizde, güneş sisteminde istediğiniz her şeyi elde edebilirsiniz” dedi.
‘GLOBAL DARALMA VAR’
Yarımada genelinde her bütçeye uygun tatil olduğunu söyleyen Dengiz, “Ne kadar çok kötü tarafına bakarsanız iyi tarafı kaçırırsınız. Ben iyi tarafı görmeyi tercih ederim. Bazı plaj işletmelerinde boşluklar olabilir ama bazılarında doluluklar görülmektedir. Dönemsel olarak boşluklar oluşuyor. Bunu inkar edemeyiz ama şu var ki, otellerin bir kısmının dolu bir kısmının da boş olduğu doğrudur. Bu doluluklara etki eden en önemli faktör ise tekrar müşterisidir. Bir otelin tekrar müşterisi sayısında bir artış varsa da bu otel dolu olacak anlamına gelir. Son 10 yıldır aynı otel ve aynı yere geliyorsa tatilci bunun iyi bir başarı olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Sosyal medyada yapılan pahalı algısına da dikkat çeken Ömer Faruk Dengiz, “Edere eder, etmezse etmez ayrımı’ yapılmalıdır. Son 10 yıldır dünyanın en ucuz destinasyonu Türkiye’ydi. Fiyatlarımız biraz daha yukarı çıkınca mı diğer ülkelerle kıyaslamaya başladık. Halbuki bizler en iyi hizmeti verip en uygun tatil avantajlarını sağlıyorduk. Bodrum ve Türkiye aslında edere eder. Dünyanın en iyi 100 oteli arasında Türkiye’deki oteller var. Biz dünyanın en ucuz oteli değiliz, dünyanın en ucuz ülkesi değiliz. Bizler diğer yarışabilir ülkelerle hizmet veriyoruz, otelcilik yapıyoruz. Türkiye hizmet anlamında ilk 3’ün arasına giren bir ülkedir. Turizm Bakanlığı’na ve belediyeye bağlı plajlar var. İyi bir fiyatla tatil yapılabiliyor. Fiyatlar yüksek sezon oluşundan dolayı kişi başı oda kahvaltı 1500 liradan başlıyor ve 10 bin Euro’ya kadar çıkıyor. Her kesime göre uygunluk var. Avrupa şampiyonası turizm hareketliliğini dolaylı olarak etkiledi. Belli bir kesim tatil planını öteledi. 2 ülkenin erken seçime gitmesi, olimpiyatların başlayacak olması ve diğer yandan da Almanya’daki bir acentenin iflas etmesi gibi etkenleri de göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Global bir daralma var. Sadece Türkiye’de daralma varmış gibi bir algı yanlış oluyor” dedi.
‘BODRUM’UN MİKONOS VE RODOS’LA EŞ DEĞER OLMASI GEREKİYOR’
Yunan adalarındaki kapı vizesi uygulamasından olumsuz etkilendiklerin, belirten Dengiz, “Bodrum pahalı algısı devamlı ön planda tutulmaya çalışılmaktadır. Yunan adalarıyla karşılaştırma yapılmasını doğal karşılıyoruz ama bunun iyi bir şekilde irdelenmesi gerekiyor. Bodrum ile Kos’un bir araya getirilmemesi gerekiyor. Bodrum’un Mikonos ve Rodos’la eş değer olması gerekiyor. Adalar bazındaki fiyatlar değişkenlik gösteriyor. Bu da kafa karışıklığına yol açıyor. Yoksa herkes istediği yere gidebilir, seyahat edebilir” diye konuştu.

Hac Umre Seyahat Acentaları Derneği (HURSAD) Başkanı Diyaeddin Şahin’in yazısı şöyle:
2024 YILINDA HAC: NELER YAŞANDI?
2024 yılı hac organizasyonu, Türkiye kamuoyunda geçmiş yıllardan oldukça farklı bir şekilde yankı buldu. Önceki yıllarda haber kanalları genellikle hacıların yaş ortalamaları ve vefat sayıları gibi istatistiklere odaklanırken, bu yıl özellikle sosyal medyada hac ile ilgili bambaşka konular gündeme geldi. Turist vizesiyle hacca giden vatandaşların karşılaştıkları zorluklar üzerine yoğunlaşan tartışmalar daha çok ilgi gördü.

Seyahat acentalarını temsilen Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulunda yer aldığım için, 2024 yılı hac organizasyonuyla ilgili tüm görüşmeleri gerçekleştiren heyetin bir üyesi olarak, yaşananları ve bu sürecin arka planını kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.
TÜRKİYE’DE HAC ORGANİZASYONU: YÖNTEM VE KURALLAR
Türkiye’de hac organizasyonu düzenlenmesiyle ilgili düzenleyici bir kurul olan Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu, Diyanet İşleri Başkanı başkanlığında 7 bakan yardımcısı ve Seyahat Acentalarının temsilcisinden oluşan 9 kişilik bir heyettir. Hac kayıtları, kalınacak süre, konaklanacak otellerle ilgili standartlar ve hac için vatandaşların ödeyeceği tutar gibi tüm konular kurulda görüşülüp karara bağlanır.
Suudi Arabistan, Müslüman ülkelere nüfuslarının binde biri oranında hac kotası tahsis ediyor. Bu yıl nüfusumuz göz önüne alındığında 85,430 kişilik hac kotası aldık. Kanun ve bu kanuna dayanarak çıkarılan Cumhurbaşkanı kararı ve yönetmeliklerle hac kotasının yüzde 40’ı seyahat acentalarına, yüzde 60’ı ise Diyanet İşleri Başkanlığına verilmektedir. Hacca gitmek isteyen vatandaşlarımızın sayısı 2,4 milyon seviyesindedir. Yani ülkemize tanınan hac kotasının otuz katı bir talep var. Hal böyle olunca hacca gideceklerin tespitinde kura yöntemi uygulanmaktadır.
ELEKTRONİK VİZE DÖNEMİ: KOLAYLIKLAR VE SINIRLAR
Suudi Arabistan, 2023 yılı Ekim ayından itibaren Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyanlara yönelik vize kolaylığı getirdi. Online olarak turistik vize veya kapıda turistik vize alma imkanı sağlandı. 1 yıl geçerliliği olan ve 3 ay ülkede kalış süresi tanıyan çok girişli bir vizeden bahsediyoruz. Bu vizelerle Suudi Arabistan’a seyahatleri teşvik etmek istiyorlar. Hem umre için ülkeye gitmek isteyenlere kolaylık sağlamak, hem de ülkenin tarihi ve turistik yerlerine ilgiyi artırmak için bu tür erişimi kolay vize uygulaması başlattılar. Üstelik 100 dolara yakın, çok ucuz bir maliyetle.
Ancak bu vizelerle hac yapmanın mümkün olmadığını özellikle belirttiler. Hac için uygulanan vize, farklı prosedürlere tabi olan ve özel ayrıcalıklar tanıyan bir vize türüdür.
HAC VİZESİ: PROSEDÜRLER VE AVANTAJLAR
Hac vizesi alınmadan önce, her hacı için ciddi miktarlarda bir ödeme yapılmaktadır. Hem Kurul kararıyla hem de Hac ve Umre Bakanlığınca belirlenen nitelikte otellerin kiralanmış olması, yemek ve transfer anlaşmalarının yapılmış olması ve buna ilişkin ödemelerin yapılmış olması gerekir. Tüm bu sözleşmeler elektronik ortamda ve Hac Bakanlığı’nın onayıyla ve garantisiyle yapılır. Çok önemli bir gider olan Arafat, Müzdelife ve Mina çadır, yemek ve transfer sözleşmeleri de yine elektronik ortamda yapılır ve buna göre ödemeler vize sürecinden önce tamamlanır.

Hac vizesi alındığında, hacının kalacağı otel, yiyeceği yemek, hac günlerinde gideceği tüm kutsal mekanlardaki klimalı çadır gibi tüm ihtiyaçları temin edilmiş olmaktadır. Özellikle hac günlerinde Arafat, Müzdelife ve Mina için yapılan ödemeler oldukça yüksektir. Bu kutsal bölgelere her taşıt giremez. Gerekli izinleri alınmış ve sözleşme süreci tamamlanmış otobüsler girebilmekte, hacıları onlar taşımaktadır.
TURİSTİK VİZELERİN EKSİKLİKLERİ
Turistik vizelerle hacca gidenler için durum oldukça farklı. Otel şartı ve standardı olmadığı için insanlar düşük kalitede otellerde konaklatılıyor. Yemek kalitesi de oldukça düşük. Arafat, Mina ve Müzdelife’de çadırları yok. Transfer için akredite otobüsleri bulunmuyor. Sağlık sigortaları olmadığı için herhangi bir sağlık hizmetinden yararlanamıyorlar. Kayıtları olmadığı için Diyanet hastanesinden bile faydalanamıyorlar. Tüm bu eksikliklere rağmen ödedikleri bedel de maalesef oldukça yüksek. Hac kurasında ismi çıkmayan vatandaşlarımızın başka arayışlara girmesini anlıyorum ancak maalesef güvenli bir başka yol da bulunmuyor.
2024 HAC HAZIRLIKLARI VE ÖNEMLİ GÖRÜŞMELER
2024 Yılı Haccı ile ilgili iş ve işlemler çok erken bir tarihte başlatıldı. Ekim ayında ülkemizi ziyaret eden Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı ve heyetiyle yapılan tüm görüşmelerde bulundum. Ardından Ocak ayında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde gerçekleşen Hac protokol görüşmelerinde ve imza töreninde de oradaydım. Tüm bu toplantılarda, Suudi Arabistan tarafı özellikle bir hususu vurguluyorlardı. Hac vizesi dışında, diğer vizelerle hac yapılmasına müsaade edilmeyeceği idi. Bu hususa riayet etmeyen tüm organizatörlere yaptırım uygulanacağı ta ilk andan itibaren söylendi. Mekke ve Medine’nin 15 Zilkade-15 Zilhicce (22 Mayıs-21 Haziran) tarihleri arasında diğer vize türlerini kullanarak ülkeye girecek olanlara kapatılacaktı.

Bu hususun kendileri için kırmızı çizgi olduğunu defalarca söylediler. Biz de Kasım ayının hemen başında kamuoyunu uyarmak gayesiyle açıklamalarda bulunduk. Kurasız hac ilanlarına karşı dikkatli olunmasını, hac vizesi dışında vizeyle hac yapmanın kural olarak mümkün olmadığını ifade ettik. Yine Diyanet İşleri Başkanlığı çeşitli tarihlerde bu hususu kamuoyuyla paylaştı. Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tabiri caizse bangır bangır bağırarak hac vizesi dışında bir vizeyle hac yapılmasına izin verilmeyeceğini ilan etti.
HAC DÖNEMİNDE ALINAN TEDBİRLER
Suudi makamları, gayri nizami (kaçak) hacıların önüne geçmek için yoğun bir çaba gösterdiler. Hatta nizami hacıların hayatını zorlaştıracak tedbirler de aldılar. Sürekli hac izin belgesi (NUSUK kartı) sordular, otobüslere binişlerde bu kartların sistemde kontrol edilmesi gibi hacıların oldukça fazla vaktini alan uygulamalar yaptılar. Yukarıda belirttiğim tarihler arasında Mekke’de adeta olağanüstü hal ilan edildi. Hac vizesi dışında gelenlerin otelleri basılıp, hacılar Mekke dışına çıkarıldılar. Bir kısmının parmak izi alınarak yurda girişleri yasaklandı. Arafat’a çıkma günü yaklaştıkça bu baskı giderek arttı. Artık kaçak hacıların Arafat’a gitmesinin neredeyse imkansız görünmeye başladığı günlerde, durup dururken sosyal medyada ve bazı siyasilerin söylemlerinde “Diyanet, Türk vatandaşlarını Suudililere şikayet ediyor” yaygarası kopartılmaya başlandı.

BU TARTIŞMALAR NEDEN BAŞLADI?
Kaçak yollarla Mekke’ye hacı getirenler, hem hacıların tepkilerini dindirmek hem de kendilerine ait sorumluluktan kurtulmak maksadıyla bu sözleri yaydılar. Özellikle sosyal medyada, Diyanet İşleri Başkanımıza karşı ideolojik tutum sergileyen kullanıcılar bunu köpürtmeye başladılar. Bazı siyasetçiler de süreci bilmeden, bu tartışmalara dahil oldular. Oysa ne Diyanet kimseyi şikayet etmişti, ne de hac organizasyonuna ev sahipliği yapan Suudi Arabistan’ın Türklere karşı özel bir tutumu vardı. Tüm kaçak hacılara karşı harekete geçilmişti. Hac Dairesi Başkanının 2023 yılı haccında yaşananlardan bahseden videosu sanki yeniymiş gibi manipüle edilerek servis edildi. Elbette Diyanet’in benim savunmama ihtiyacı yok. Zaten kendileri defaatle bu konuyu açıkladılar. Tüm süreçlere şahitlik yapmış biri olarak vicdanımı susturmamı kimse beklemesin.
KAÇAK YOLLARLA İNSANLARI HACCA GÖTÜRENLER KİMLER?
Eser miktarda kendi imkanlarıyla ve kişisel planlamalarıyla bu yolla hacca giden vatandaşlarımız elbette var. Ancak büyük bir çoğunluk birileri tarafından organize edildi. Kimdi bunlar? Çok ama çok büyük çoğunluğu seyahat acentası dahi olamayan kişiler vasıtasıyla hacca götürüldüler. Yani kaçak acentacılık faaliyetiyle götürüldüler. Bir kısmı da hac organizasyonu dahi düzenleme yetkisine haiz olmayan acentalarca götürüldü. Yani yetkisiz acentacılık faaliyeti. Ne kadarı yetkili acentalarca götürüldü bilmiyoruz. Aslında kaç vatandaşımız bu yolla hacca gitti bilmiyoruz. Zira elimizde bir kayıt yok. Türkiye’deki herhangi bir kuruma kayıt ettirmedikleri ya da bildirilmedikleri için maalesef bunu bilme şansımız yok. Kimin hangi organizasyonla geldiğini de bilmiyoruz. Bunu maalesef hiçbir kurum bilmiyor. El yordamıyla ulaşıyoruz tüm bu bilgilere. Özellikle Arafat dönüşü yaşanan sıkıntıların çözümü için yaptığımız yoğun çalışmalar sonucu bazı bilgilere ulaştık ancak bunların birçoğu hala teyide muhtaç.

HAC GÜNLERİNDE YAŞANANLAR
Hac, belirli zamanlarda ve belirli günlerde yapılan bir ibadet. Rütüeller ve sembollerden oluşur. 8-13 Zilhicce (14-19 Haziran) tarihleri arasında, Arafat meydanı, Müzdelife vadisi, Mina, Cemarat ve Kabe’de yapılan bir dizi ibadetler zinciridir. Hac vizesiyle hacca gidenler (nizami hacılar) otellerinden kendileri için tahsis edilmiş otobüslerle Arafat’a çıkarlar. Burada klimalı çadırlarda konaklar, 4 öğün yemek ve kumanya hizmeti alırlar. Yaklaşık 24 saat süren Arafat kısmı tamamlandıktan sonra Müzdelife’ye yine otobüslerle geçilir. Müzdelife sonrası ise yürüyerek yani fiziki eforla eda edilir. Yürüyemeyecek durumda olanlar ise, hac bakanlığınca ücreti mukabili tahsis edilen otobüslerle götürülürler. Hem Arafat hem de diğer kutsal mekanlarda hastanelerden yararlanma hakları vardır. Suudi makamlar bu hizmetleri verir ve koordine eder. Yani hac vizeliler; sıcak ve izdiham başta olmak üzere tüm diğer olumsuzluklardan asgari seviyede etkilenirler. Bunu gayri nizami yollarla hacca gidenlerin durumu daha net anlaşılsın diye uzunca izah ettim.
KAÇAK HACILAR VE KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR
Kaçak hacılar ise çok daha farklı şeyler yaşadılar. Bir kısmı yürüyerek, bir kısmı da gayri resmi ve çoğunluğu dinen hoş görülmeyecek yollarla Arafat’a çıkarıldılar. Bir grup Mısırlı kaçak hacının Arafat’a yürüyerek çıkmaya çalışması, polisin sert tepkisiyle bastırıldı. Ancak sosyal medyada vicdan kanatan görüntülerin yayılması ile polis müdahaleden vazgeçti ve Arafat’a gidiş yolundaki tedbirleri uygulamaktan vazgeçtiler. Sonuç olarak, Arafat’ta çadırları yoktu. Yemek ve içecekleri de yoktu. Dışarda güneşin altında, veya resmi hacıların kaldığı çadırların gölgesinde günü geçirdiler. Bazı hacılar da nizami hacıların çadırlarını işgal ettiler. Gün boyu güneşin altında bitap düşen hacılar, güneşin batışından itibaren yürütülerek Müzdelife vadisine götürüldüler. Pek azı otobüs imkanı bulabildi. Ayrıca yürüyemeyecek durumda olanlar için dahi otobüs bulmaları güçtü. Bu şekilde meşakkatli bir yolculuğun ardından haccı eda ettiler. Zor şartlarda yorgun bitap ve hasta olarak otellerine gelebildiler.
Ancak herkes bu kadar şanslı olmadı. Bayramın ikinci gününden itibaren, telefonlarımız ve sosyal medya hesaplarımız, yakınlarına ulaşamayan hacı yakınlarının mesajlarıyla doldu. Nizami hacılardan tek bir tanesi için böyle bir durum oluşmadı. Hiçbir kaydı olmayan, hangi tarihte hangi otele girdikleri bilinmeyen vatandaşlarımıza ulaşmak, milyonlarca insanın olduğu Mekke’de çok zordu. Kaybolan, hastalanan hatta vefat eden vatandaşlarımız oldu. Diyanet, HURSAD ve konsolosluk yetkililerinden oluşan bir kriz masası kurarak vatandaşlarımızın akıbetini araştırdık. Bir kısmını Mekke sokaklarında, bir kısmını hastanelerde bir kısmını da morglarda bulduk. Hala ulaşamadığımız 7-8 vatandaşımız var.
HACCA SADECE HAZ VİZESİ İLE GİDİN
Bu yaşananlar, önümüzdeki yıllar için vatandaşlarımıza örnek olmalıdır. Hac konusunda bizim, Diyanet’in ve HURSAD’ın uyarı ve tavsiyelerinin dikkate alınması gerekir. Hac vizesi dışındaki yollarla hac ibadetini yerine getirmeye çalışmak, maddi ve manevi büyük zorluklara yol açabilir. İnsanlar bazı şeyleri yaşamadan tam olarak idrak edemiyor. Hac ibadeti, manevi bir yolculuk olmasının yanında, fiziksel ve lojistik açıdan da titizlikle planlanması gereken bir süreçtir. Hac vizesiyle yapılan düzenlemeler, hacıların güvenli, rahat ve huzurlu bir ibadet geçirmelerini sağlamayı hedeflemektedir. Bu yüzden, hac organizasyonları sırasında ortaya çıkan tüm kurallara ve prosedürlere uyulması büyük önem taşımaktadır. Vatandaşlarımızın, Diyanet’in ve HURSAD’ın uyarı ve tavsiyelerini dikkate alarak, güvenli ve düzenli bir hac yolculuğu yapmalarını temenni ediyorum. Bunca yaşanan sıkıntıların ders olmasını diliyorum ve gelecek yıllarda bu tür sorunlarla karşılaşmamayı umuyorum. Hac, hayat boyu hatırlanacak bir ibadet olmalı, zorluklar ve sıkıntılarla değil, huzur ve maneviyatla anılmalıdır.
Kastamonu 15. Bölge Müdürlüğü yol ağı bu alanda en fazla ikinci çelik tel ağı uygulanan bölge oldu.” ifadelerini kullandı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) tarafından kaya düşmesi riski bulunan dik ve sarp yamaçlardaki yollarda yürütülen çelik ağ uygulamaları hakkında açıklamalarda bulundu.

Karayollarında kaya düşme riski bulunan dağlar ve sarp yamaçlarda uyguladıkları çelik grid ağ uygulaması ile riskleri en aza indirdiklerini belirten Bakan Uraloğlu, “Türkiye’nin dört bir yanında kuzey, güney, doğu, batı, dağ, bayır demeden çalışıyoruz. Otoyollar, köprüler, tüneller, viyadüklerin yanında farklı coğrafyalarımızdaki dik ve sarp yamaçlarda bulunan yollarımızda emniyetli geçişi sağlamak ve vatandaşlarımızı korumak için yamaçları ve taşları çelik grid ağlarla ile örüyoruz.” dedi.

“4 MİLYON 596 BİN 980 METREKARE ÇELİK AĞ UYGULAMASI YAPILDI”
Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki yol ağında ülke genelinde toplamda 4 milyon 596 bin 980 metrekare çelik ağ uygulaması yapıldığının altını çizen Uraloğlu, bu sayının yaklaşık 640 futbol sahası büyüklüğüne denk olduğunu söyledi. Bakan Uraloğlu, “Çelik grid ağ ile Türkiye’nin yol güvenliğini sağlıyoruz. Bu kapsamda İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki; Sakarya-Mekece Devlet Yolu’nda 4 bin 200 metre uzunluğunda 30 bin metrekare, İzmir 2. Bölge Müdürlüğü ağındaki Denizli, Uşak, Muğla, İzmir, Manisa illerinde toplamda 260 bin metrekare çelik ağ yapımı tamamlandı. 2024 yılı sonuna kadar da yaklaşık 30 bin metrekare çelik ağ sermeyi planlıyoruz.” dedi.
Konya 3. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki; Konya-Beyşehir ve Konya-Hadim-Taşkent yollarında toplam 65 bin metre kare çelik ağ uygulaması bulunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, Ankara 4. Bölge Müdürlüğüne bağlı yol ağında da;toplamda 36 bin 730 metre çelik ağ uygulaması bulunduğunu ifade etti.
Uraloğlu, “Düzce-Gölyaka İl Yolu’nda 11 bin metre kare, Bolu Dokurcun-Mudurnu Devlet Yolu’nda 4 bin 630 metre kare, Mudurnu-Nallıhan Devlet Yolu’nda 5 bin 200 metre kare, Göynük-Nallıhan Devlet Yolu’nda 10 bin 800 metre kare, Ankara-Kırıkkale Devlet Yolu’nda 600 metre kare, Ankara Nallıhan-Beypazarı Yolu’nda 750 metre kare, Çubuk-Şabanözü İl Yolu’nda 3 bin 750 metre kare çelik ağ uygulaması yapılmıştır.” şeklinde konuştu.
Bakan Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı diğer bölge müdürlüklerinin yol ağında bulunan çelik ağ uygulamaları ile ilgili olarak şu bilgileri verdi:
“Mersin 5. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki; Anamur -Aydıncık Devlet Yolu, Aydıncık – Silifke Devlet Yolu, Silifke – Kızkalesi Devlet Yolu, Ermenek – Mut Devlet Yolu, Silifke – Gülnar İl Yolu, Tarsus – Çamlıyayla İl Yolu, Hatay İskenderun – Topboğazı Devlet Yolu ve Kahramanmaraş Elbistan – Nurhak İl Yolu’nda toplam 48 bin 200 metre kare çelik ağ uygulaması yapılmıştır.
Kayseri 6. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Niğde ilinde Ulukışla – Pozantı Devlet Yolu’nda 26 bin metre kare çelik ağ uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Samsun 7. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı yol ağındaki;
Amasya Çevre Yolu’nda 30 bin metre kare, Amasya – Taşova Yolu’nda 20 bin metre kare, Çorum – Sungurlu Yolu’nda 20 bin metre kare, Çorum – Merzifon Yolu’nda 5 bin metre kare, Oğuzlar İl Yolu’nda 55 bin metre kare, Merzifon – Osmancık – Tosya Yolu’nda 30 bin metre kare, Ordu Topçam – Mesudiye Yolu’nda 240 bin metre kare, Bolaman – Perşembe Yolu’nda 10 bin metre kare, Aybastı İl Yolu’nda 8 bin metre kare, Samsun Vezirköprü – Durağan Yolu’nda 15 bin metre kare, Tokat Çevre Yolu’nda 20 bin metre kare olmak üzere toplamda 453 Bin metre kare çelik ağ uygulaması tamamlanmıştır.
Elazığ 8. Bölge Müdürlüğü yol ağında;
Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli illerinde 2020-2023 yılları arasında 282 bin metrekare,
Diyarbakır 9. Bölge yol ağında yer alan; Birecik-Suruç Devlet Yolu’nda bin 800 metre kare, Suruç-Şanlıurfa Devlet Yolu’nda 50 bin metre kare çelik ağ uygulaması yapılmıştır.
Trabzon 10. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane, Giresun ve Bayburt illerinde yaklaşık 15 yıllık süreçte toplam 587 bin metre kare çelik tel ağ ve 693 bin metre kare halka ağ yapımı tamamlanmıştır. 2024 yılı sonuna kadar da yaklaşık 20 bin metre kare daha ağ serilmesi planlanmaktadır.
Erzurum 12. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Erzurum ilinde 360 bin metre kare, Ağrı ilinde 50 bin metrekare olmak üzere toplamda 410 bin metrekare çelik ağ uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Antalya 13. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Antalya, Isparta, Burdur illeri ve Fethiye ilçesinde 15 yılda toplam 450 bin metre kare çelik ağ uygulaması yapılmıştır.
Bursa 14. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Bozüyük-Bilecik-Mekece, Balıkesir-Edremit, Bozüyük-Kütahya, Bursa-Orhaneli, Bilecik-Osmaneli, İnegöl-Bozüyük yollarında da 290 bin metre kare çelik ağ uygulaması tamamlanmıştır.
Kastamonu 15. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
İnebolu-Kastamonu Devlet Yolu, Yenice-Karabük Yolu, Cide-Şenpazar Yolu, Devrek-Mengen Yolu, Ereğli-Zonguldak Yolu, Bartın-Abdipaşa Yolu, Kurşunlu-Korgun Yolu, Çerkeş-Kurşunlu-Ilgaz Yolu ve Çankırı-Şabanözü Yolu’nda toplam 764 bin 250 metre çelik ağ uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Sivas 16. Bölge Müdürlüğü yol ağındaki;
Sivas’ta 40 bin metre kare, Erzincan’da 25 bin metre kare çelik ağ uygulaması yer alırken, 2024 ve 2025 yıllarında bu bölgedeki çeşitli yollarda toplam 50 bin metre kare daha çelik ağ yapılması planlanmaktadır.
Kars 18. Bölge Müdürlüğü’ndeki yol ağında yer alan;
Kağızman’da toplam 85 bin metre kare çelik ağ yapımı tamamlanmıştır. 2024 yılı sonuna kadar da yaklaşık 10 bin metre kare daha çelik ağ yapımı planlanmaktadır.”
Dünya çapında çok sayıda kamu kuruluşu, özel şirket ve sivil toplum örgütünün dahil olduğu değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan Sabancı Holding, şirketlerin başarılarının elmaslarla tanımlandığı etkinlikte toplam 6 elmasa layık görüldü. Sabancı Holding ayrıca, ortaya koyduğu sürdürülebilirlik stratejisi ve yaklaşımıyla küresel ölçekte en iyi örnek gösterilirken, “Sürdürülebilirlikte Üstün Başarı” (Outstanding Achievement for Sustainability) unvanıyla onurlandırıldı.
Küresel EFQM Ödülü, bu yıl İstanbul’da düzenlenen EFQM Gala Yemeği ve Küresel Ödül Töreni’nde, EFQM Yönetim Kurulu Başkanı Dr Paul G.K. Little CBE ve EFQM CEO’su Russell Longmuir tarafından Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper’e takdim edildi.
“SABANCI TOPLULUĞU, KALİTE YOLCULUĞUNDA HER DAİM EN ÖN SAFLARDADIR”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cenk Alper, EFQM ödüllerinin Avrupa’da ilk olarak 1992’de verildiğini hatırlatırken, “Şirketlerin kalite yolculuğunu cesaretlendirmek için başlatılan bu ödüllerde, Sabancı Topluluğu şirketleri ilk günden bu yana her zaman ön saflarda yer almıştır. Türkiye’de ilk kez 1993’te verilen Ulusal Kalite Ödülü’nü kazanan Brisa, 1996’da ise bu kez Avrupa çapında büyük ödülün sahibi olmuş; bu ödüle layık görülen ilk Türk şirketi olmanın gururunu yaşamıştır. Yıllar içinde, Beksa ve Kordsa gibi çok sayıda şirketimiz bu yolculuğun ulusal ve küresel liderleri arasında yer almıştır. Sabancı Topluluğu, EFQM modelinin işaret ettiği kalite anlayışının Türk sanayisine yerleşmesinde her zaman öncü olmuştur. Sabancı’nın açtığı bu yol, Türk sanayi şirketlerine küresel rekabette büyük avantajlar sağlamıştır” dedi.
Küresel EFQM Ödülü’nün, Topluluk çapında EFQM modeline verdikleri önemin en büyük göstergesi olduğunun altını çizen Cenk Alper “Yüksek kalitenin, her zaman daha iyiyi aramanın ve sözden aksiyona geçişin sembollerinden olan bu model, bugün Sabancı’nın açık inovasyon ve iş birliği yaklaşımının da temelini oluşturuyor. Sabancı’nın bu ödüle layık görülmesinde özveriyle çalışan 60 binden fazla çalışanımıza teşekkür ediyorum. Bunun yanında, ‘Sürdürülebilirlikte Üstün Başarı’ unvanıyla, küresel ölçekte örnek olarak gösterilmemiz de bizler için son derece anlamlı. Sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığımızın, bu konudaki gerçekçi ve iddialı yol haritamızın Avrupa’nın simge platformlarından biri tarafından takdir edilmesi Sabancı için olduğu kadar ülkemiz için de büyük bir gurur kaynağı” şeklinde konuştu.
“LİDER SADECE YOLU GÖSTEREN DEĞİL, AYNI ZAMANDA O YOLU YÜRÜYENDİR”
Ödül değerlendirmesinin yanı sıra, EFQM Forum’da “EFQM Modeli Gözünden Dönüşümsel Liderlik” temalı bir konuşma gerçekleştiren Cenk Alper, kariyerinin ilk günlerinden bu yana söz konusu modelin her zaman kendisi için bir pusula niteliğinde olduğunu ifade ederken şöyle devam etti: “Bugün dünyanın içinde bulunduğu bu mutlak belirsizlik süreci, liderlik anlayışını da baştan aşağı değiştirmiş durumda. Liderlerin görevi sadece yolu göstermek değil. Bu yolu, yol gösterdiği kişilerle birlikte yürümek aynı zamanda. İçinde bulunduğu organizasyonu, finansal faydanın çok daha ötesinde, yüksek bir amaca doğru yönlendirmek. Mükemmeliyet ve inovasyon vizyonunu ekip arkadaşlarına aşılarken bu anlayışı güven yaratarak, şeffaflık sağlayarak, yetki vererek güçlendirmek. Sadece kendi organizasyonun değil, dünyanın ve insanlığın da nereye gittiğini önemseyen bir iş kültürü yaratmak. Tüm bunlar aslında EFQM modelinin günümüz dünyasındaki iz düşümleri. Bu model, bugün değişimden korkmayan; aksine değişimin gücünden faydalanmayı seçen, bundan heyecan duyan organizasyonlar yaratabilmenin de en büyük destekçilerinden biri.”
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi’nin daveti üzerine gittiği Pekin’deki “Çin ve Globalleşme Merkezi” adlı düşünce kuruluşunda “Değişen Dünya Düzeninde Türkiye-Çin İlişkileri” konulu konuşma yaptı.
Fidan, Türkiye’nin, Çin gibi proaktif ve sonuç odaklı dış politikasıyla küresel zorluklarla mücadelede giderek artan bir rol oynadığını söyledi.
“ŞU ANDA GAZZE’DE GÜVENLİ SAYILABİLECEK BİR YER YOK”
Filistinlilerin çektiği acıların yeni bir olgu olmadığını ancak 7 Ekim 2023’ten bu yana eşi benzeri görülmemiş seviyeye ulaştığını anlatan Fidan, “Gazze, dünyanın en büyük açık hava hapishanesi olarak anılıyordu. Şimdi, dünyanın en büyük açık hava mezarlığı haline geldi. Şu anda Gazze’de güvenli sayılabilecek bir yer yok. Gözlerimizin önünde yaşanan insanlık trajedisi, İsrail’in Refah’a saldırısıyla daha da kötüleşiyor.” diye konuştu.
Fidan, Türkiye’nin, İsrail’in Ekim 2023’te Gazze’ye saldırmasından bu yana ateşkesi sağlamak, çatışmanın coğrafi olarak yayılmasını önlemek ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların kesintisiz şekilde ulaştırılması için çabaladığını, Çin gibi, iki devletli çözüm kapsamında, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devletinin gerekliliğini vurguladığını söyledi.
Çatışmaların barışçıl çözümü için diplomatik kanalların kullanıldığı başka bir bölgenin de kuzeyde yer aldığını belirten Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı’na işaret etti.
Fidan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, ateşkes, kalıcı ve adil bir barış anlaşması yoluyla sona erdirilmesi dış politika önceliklerimiz arasında.” dedi.
BÖLGEDEKİ TERÖR FAALİYETLERİ VE BARIŞ ÇABALARI
Fidan, bölgede kalıcı barış ve güvenlik için terörizmle mücadelenin ehemmiyetine dikkati çekerek, Türkiye’nin FETÖ, PKK/PYD/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerini bertaraf etmek için askeri, ekonomik, diplomatik ve diğer yolları kullandığını belirtti.
PKK/PYD/PYG’nin bölgedeki en istikrarsızlaştırıcı aktör olduğunu ve Irak ile Suriye topraklarından Türkiye’ye saldırılarına devam ettiğini anlatan Fidan, bu örgütlerin ayrılıkçı gündemine dikkati çekti.
Fidan, Suriye’nin terör örgütlerinin yuvası haline gelmesini önlemek için azami gayreti gösterdiklerinin altını çizerek, “Çatışmanın siyasi bir süreçle, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliği temelinde çözümünü destekliyoruz. Ayrıca Suriyelilerin ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşünü teşvik etmek için çalışıyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin, Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerinin dış politikanın temel yönlerinden birini teşkil ettiğini kaydeden Fidan, bu ülkelerin her biriyle birçok alanda genişletilmiş işbirliği gündemini sürdürdüklerini anlattı.
Bakan Hakan Fidan, Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde yürütülen çok taraflı işbirliğine işaret ederek, “Teşkilat aracılığıyla bölgesel bağlantısallığı güçlendirmek, ekonomik entegrasyonu hızlandırmak ve toplumlarımızdaki siyasi, ekonomik ve sosyal standartları yükseltmek üzerine çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.
TÜRKİYE-ÇİN EKONOMİK İLİŞKİLERİ
Fidan, “iki büyük uygarlık” olan Türkiye ile Çin arasındaki bağların zengin tarihi ve kültürel etkileşimlerle şekillendiğini dile getirerek, bunun güçlü ve kalıcı ortaklığın temelini oluşturduğunu söyledi.
Tarihi İpek Yolu’nun iki medeniyet arasında geniş kültürel ve ticari etkileşime ev sahipliği yaptığı değerlendirmesinde bulunan Fidan, Osmanlıların, Çin’e Osmanlı tüfekleri taşıyan çok sayıda elçi gönderdiğini, bunun da o dönemin “teknoloji transferi” olarak adlandırılabileceğini anlattı.
Fidan, ikili işbirliğinin bu sağlam temel üzerine kurulduğunu söyleyerek, ilişkilerin gelişiminin hızlandığını görmekten memnuniyet duyduklarını kaydetti.
2010’da Türkiye ile Çin’in, ilişkilerini “stratejik ortaklık” olarak tanımladığına işaret eden Fidan, “İki tarafın da bu işbirliğini genişletme niyeti, Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan’ın 2019’da Çin’e yaptığı ziyaret esnasında ve Eylül 2022’de başkanlarımızın, Semerkant’taki toplantısı sırasında vurgulanmıştı.” dedi.
Çin’in, Türkiye’nin Asya’daki en büyük, dünyadaki en büyük 3. ticari ortağı olduğunu hatırlatan Fidan, ikili ticaret hacminin 2023’te rekor kırarak 48 milyar doları aştığına dikkati çekti.
Fidan, ikili ticaret dengesinin Çin’in lehine olduğunu belirterek, “İkili ticaretimizi dengelemek için yeni alanları keşfederek ticari ilişkilerimizin sürdürülebilirliğinden emin olmalıyız.” dedi.
Çin’in doğrudan yatırımlarının ekonomik ilişkilerde kilit rol oynadığına işaret eden Fidan, Türkiye’nin yabancı şirketlere yatırım dostu ortam sağladığını söyledi.
TÜRKİYE’NİN JEOSTRATEJİK KONUMU
Fidan, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki Gümrük Birliği’ne dikkati çekerek, “Türkiye’nin jeostratejik konumuyla beraber geniş ticari bağlarımız, Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’ya ve Orta Asya’ya uzanan, yaklaşık 1,5 milyar nüfusa ve 28 trilyon dolar değerindeki pazara ücretsiz ve kolay erişim sağlıyor. Bunların hepsi 4 saatlik uçuş mesafesinde.” diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Fidan, yine de ekonomik potansiyeli ortaya çıkarma konusunda geride kaldıklarını ifade etti.
DOĞU-BATI ORTA KORİDOR GİRİŞİMİ
Fidan, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne (BRI) paralel olarak Türkiye’den başlayıp Kafkasya, Hazar Denizi ve Orta Asya devletlerini geçerek Çin’e ulaşacak Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor Girişimi’ne de değindi.
Orta Koridor’un, Avrupa ile Asya arasında 2 bin kilometre daha kısa kara yolu bağlantısı sağladığını, deniz yolunu 15 gün kısalttığını belirten Fidan, bu nedenle girişimin, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’yle doğal uyum içinde olduğunu kaydetti.
Fidan, Orta Koridor’un Karadeniz ve Akdeniz havzalarının yanı sıra Avrupa ve Afrika’ya kesintisiz ve daha hızlı ulaşım sağladığını belirterek, bu bağlamda 2015’te Çin ile söz konusu iki girişimi uyumlu hale getirmek ve işbirliğini artırmak için mutabakat zaptının imzalandığını hatırlattı.
Orta Koridor’un, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile uyumlu hale getirilmesinin önemine dikkati çeken Fidan, projenin, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam ettiği ve Gazze’deki savaşın Kızıldeniz’i etkilediği ve jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde daha da önemli hale geldiğini vurguladı.
Fidan, Orta Koridor ile Kuşak ve Yol Girişimi’nin, Kalkınma Yolu Projesi gibi diğer bağlantısallık projeleri ile arasında sinerji oluşturulmasının önemine dikkati çekerek, bunun müreffeh bölgesel entegrasyon için Avrasya’nın ekonomik güç merkezlerini bağlayabileceğini dile getirdi.
Bakan Fidan, G20 ülkeleri olan Türkiye ve Çin’in, “küresel tedarik zincirlerinin” korunmasında önemli rollerinin bulunduğunu belirtti.
Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in, küresel ekonominin büyümesinde ve tedarik zincirinde önemli rol oynamaya devam ettiğini dile getiren Fidan, Türkiye’nin de güçlü üretim kapasitesi, genç ve dinamik nüfusu, gelişmiş altyapısı, siyasi istikrarı ve lojistik imkanları ile öne çıkan bir ülke olduğunu vurguladı.
Fidan, AB ile Gümrük Birliği’ne sahip Türkiye’nin BRICS gibi farklı platformlarda çeşitli ortaklarla yeni işbirliği fırsatlarını aramaya devam ettiğini kaydederek, gelecek hafta Rusya’da düzenlenmesi planlanan BRICS toplantısına katılacağını belirtti.
Dışişleri Bakanı Fidan, Asya’nın yanı sıra Afrika’da da işbirliğini ve çok taraflılığı desteklediklerini sözlerine ekledi.
Bakanlığın X sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda da Fidan’ın, Pekin ziyareti sırasında “Çin ve Globalleşme Merkezi” adlı düşünce kuruluşunda Değişen Dünya Düzeninde Türkiye-Çin İlişkilerini anlattığı bildirildi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi’nin daveti üzerine gittiği Pekin’deki “Çin ve Globalleşme Merkezi” adlı düşünce kuruluşunda “Değişen Dünya Düzeninde Türkiye-Çin İlişkileri” konulu konuşma yaptı.
Fidan, Türkiye’nin, Çin gibi proaktif ve sonuç odaklı dış politikasıyla küresel zorluklarla mücadelede giderek artan bir rol oynadığını söyledi.
“ŞU ANDA GAZZE’DE GÜVENLİ SAYILABİLECEK BİR YER YOK”
Filistinlilerin çektiği acıların yeni bir olgu olmadığını ancak 7 Ekim 2023’ten bu yana eşi benzeri görülmemiş seviyeye ulaştığını anlatan Fidan, “Gazze, dünyanın en büyük açık hava hapishanesi olarak anılıyordu. Şimdi, dünyanın en büyük açık hava mezarlığı haline geldi. Şu anda Gazze’de güvenli sayılabilecek bir yer yok. Gözlerimizin önünde yaşanan insanlık trajedisi, İsrail’in Refah’a saldırısıyla daha da kötüleşiyor.” diye konuştu.
Fidan, Türkiye’nin, İsrail’in Ekim 2023’te Gazze’ye saldırmasından bu yana ateşkesi sağlamak, çatışmanın coğrafi olarak yayılmasını önlemek ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların kesintisiz şekilde ulaştırılması için çabaladığını, Çin gibi, iki devletli çözüm kapsamında, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devletinin gerekliliğini vurguladığını söyledi.
Çatışmaların barışçıl çözümü için diplomatik kanalların kullanıldığı başka bir bölgenin de kuzeyde yer aldığını belirten Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı’na işaret etti.
Fidan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, ateşkes, kalıcı ve adil bir barış anlaşması yoluyla sona erdirilmesi dış politika önceliklerimiz arasında.” dedi.
BÖLGEDEKİ TERÖR FAALİYETLERİ VE BARIŞ ÇABALARI
Fidan, bölgede kalıcı barış ve güvenlik için terörizmle mücadelenin ehemmiyetine dikkati çekerek, Türkiye’nin FETÖ, PKK/PYD/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerini bertaraf etmek için askeri, ekonomik, diplomatik ve diğer yolları kullandığını belirtti.
PKK/PYD/PYG’nin bölgedeki en istikrarsızlaştırıcı aktör olduğunu ve Irak ile Suriye topraklarından Türkiye’ye saldırılarına devam ettiğini anlatan Fidan, bu örgütlerin ayrılıkçı gündemine dikkati çekti.

Fidan, Suriye’nin terör örgütlerinin yuvası haline gelmesini önlemek için azami gayreti gösterdiklerinin altını çizerek, “Çatışmanın siyasi bir süreçle, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliği temelinde çözümünü destekliyoruz. Ayrıca Suriyelilerin ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşünü teşvik etmek için çalışıyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin, Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerinin dış politikanın temel yönlerinden birini teşkil ettiğini kaydeden Fidan, bu ülkelerin her biriyle birçok alanda genişletilmiş işbirliği gündemini sürdürdüklerini anlattı.
Bakan Hakan Fidan, Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde yürütülen çok taraflı işbirliğine işaret ederek, “Teşkilat aracılığıyla bölgesel bağlantısallığı güçlendirmek, ekonomik entegrasyonu hızlandırmak ve toplumlarımızdaki siyasi, ekonomik ve sosyal standartları yükseltmek üzerine çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.
TÜRKİYE-ÇİN EKONOMİK İLİŞKİLERİ
Fidan, “iki büyük uygarlık” olan Türkiye ile Çin arasındaki bağların zengin tarihi ve kültürel etkileşimlerle şekillendiğini dile getirerek, bunun güçlü ve kalıcı ortaklığın temelini oluşturduğunu söyledi.
Tarihi İpek Yolu’nun iki medeniyet arasında geniş kültürel ve ticari etkileşime ev sahipliği yaptığı değerlendirmesinde bulunan Fidan, Osmanlıların, Çin’e Osmanlı tüfekleri taşıyan çok sayıda elçi gönderdiğini, bunun da o dönemin “teknoloji transferi” olarak adlandırılabileceğini anlattı.
Fidan, ikili işbirliğinin bu sağlam temel üzerine kurulduğunu söyleyerek, ilişkilerin gelişiminin hızlandığını görmekten memnuniyet duyduklarını kaydetti.
2010’da Türkiye ile Çin’in, ilişkilerini “stratejik ortaklık” olarak tanımladığına işaret eden Fidan, “İki tarafın da bu işbirliğini genişletme niyeti, Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan’ın 2019’da Çin’e yaptığı ziyaret esnasında ve Eylül 2022’de başkanlarımızın, Semerkant’taki toplantısı sırasında vurgulanmıştı.” dedi.
Çin’in, Türkiye’nin Asya’daki en büyük, dünyadaki en büyük 3. ticari ortağı olduğunu hatırlatan Fidan, ikili ticaret hacminin 2023’te rekor kırarak 48 milyar doları aştığına dikkati çekti.
Fidan, ikili ticaret dengesinin Çin’in lehine olduğunu belirterek, “İkili ticaretimizi dengelemek için yeni alanları keşfederek ticari ilişkilerimizin sürdürülebilirliğinden emin olmalıyız.” dedi.
Çin’in doğrudan yatırımlarının ekonomik ilişkilerde kilit rol oynadığına işaret eden Fidan, Türkiye’nin yabancı şirketlere yatırım dostu ortam sağladığını söyledi.
TÜRKİYE’NİN JEOSTRATEJİK KONUMU
Fidan, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki Gümrük Birliği’ne dikkati çekerek, “Türkiye’nin jeostratejik konumuyla beraber geniş ticari bağlarımız, Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’ya ve Orta Asya’ya uzanan, yaklaşık 1,5 milyar nüfusa ve 28 trilyon dolar değerindeki pazara ücretsiz ve kolay erişim sağlıyor. Bunların hepsi 4 saatlik uçuş mesafesinde.” diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Fidan, yine de ekonomik potansiyeli ortaya çıkarma konusunda geride kaldıklarını ifade etti.

DOĞU-BATI ORTA KORİDOR GİRİŞİMİ
Fidan, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne (BRI) paralel olarak Türkiye’den başlayıp Kafkasya, Hazar Denizi ve Orta Asya devletlerini geçerek Çin’e ulaşacak Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor Girişimi’ne de değindi.
Orta Koridor’un, Avrupa ile Asya arasında 2 bin kilometre daha kısa kara yolu bağlantısı sağladığını, deniz yolunu 15 gün kısalttığını belirten Fidan, bu nedenle girişimin, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’yle doğal uyum içinde olduğunu kaydetti.
Fidan, Orta Koridor’un Karadeniz ve Akdeniz havzalarının yanı sıra Avrupa ve Afrika’ya kesintisiz ve daha hızlı ulaşım sağladığını belirterek, bu bağlamda 2015’te Çin ile söz konusu iki girişimi uyumlu hale getirmek ve işbirliğini artırmak için mutabakat zaptının imzalandığını hatırlattı.
Orta Koridor’un, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile uyumlu hale getirilmesinin önemine dikkati çeken Fidan, projenin, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam ettiği ve Gazze’deki savaşın Kızıldeniz’i etkilediği ve jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde daha da önemli hale geldiğini vurguladı.
Fidan, Orta Koridor ile Kuşak ve Yol Girişimi’nin, Kalkınma Yolu Projesi gibi diğer bağlantısallık projeleri ile arasında sinerji oluşturulmasının önemine dikkati çekerek, bunun müreffeh bölgesel entegrasyon için Avrasya’nın ekonomik güç merkezlerini bağlayabileceğini dile getirdi.
Bakan Fidan, G20 ülkeleri olan Türkiye ve Çin’in, “küresel tedarik zincirlerinin” korunmasında önemli rollerinin bulunduğunu belirtti.
Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in, küresel ekonominin büyümesinde ve tedarik zincirinde önemli rol oynamaya devam ettiğini dile getiren Fidan, Türkiye’nin de güçlü üretim kapasitesi, genç ve dinamik nüfusu, gelişmiş altyapısı, siyasi istikrarı ve lojistik imkanları ile öne çıkan bir ülke olduğunu vurguladı.
Fidan, AB ile Gümrük Birliği’ne sahip Türkiye’nin BRICS gibi farklı platformlarda çeşitli ortaklarla yeni işbirliği fırsatlarını aramaya devam ettiğini kaydederek, gelecek hafta Rusya’da düzenlenmesi planlanan BRICS toplantısına katılacağını belirtti.
Dışişleri Bakanı Fidan, Asya’nın yanı sıra Afrika’da da işbirliğini ve çok taraflılığı desteklediklerini sözlerine ekledi.
Bakanlığın X sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda da Fidan’ın, Pekin ziyareti sırasında “Çin ve Globalleşme Merkezi” adlı düşünce kuruluşunda Değişen Dünya Düzeninde Türkiye-Çin İlişkilerini anlattığı bildirildi.

‘HEDEFİM MÜDÜRLÜK’
Demir yollarının ataerkil bir yapıya sahip olduğunu ve işe ilk başladığında bazı zorluklar yaşadığını söyleyen Demirci, “Biz işe ilk başladığımızda tabii ki ister istemez deneyimli demir yolu ustaları, ‘Bu kız çocuklarının sahada ne işleri var?’ gibi ithamlarda bulunuyorlardı. Tabii ki biz onların bu önyargılarını da anlıyoruz. İlk kez böyle bir durumla karşılaşıyorlar. Biz onlara kadınların da bu işi yapabileceğini hatta daha da iyi yapabileceğini göstermiş olduk. Şu anda da birlik, beraberlik içerisinde takım olarak çalışıyoruz. Bundan sonraki süreçlerde de ilerlemek istiyorum. İlk hedefim sürveyanlık, daha sonraki hedefim kısım şefliği ve son hedefim ise demiryolu bakım müdürlüğü” ifadelerini kullandı.

‘AMACIMIZ GÜVENLİ ULAŞIM’
Önceliklerinin ‘güvenli bir ulaşım’ olduğunu vurgulayan Demirci, “Biz şu an operatörlerimizle birlikte 8 kişilik bir ekipten oluşuyoruz. Marşandiz bir manevra sahası ve bu yüzden Ankara’ya gelen bütün trenler Marşandiz’e girer ve burada bakımları yapılır. O nedenle oldukça yoğun bir yer. Bakım çalışmaları da fazlasıyla yoğun. Biz, demir yolunun mutfağındaki kısımız. Bizim önceliğimiz güvenli ulaşım. Güvenli ulaşımın sağlanabilmesi adına da koruyucu, önleyici ve acil durum dediğimiz müdahalelerimiz var ve elbette acil durum yaşanmadan önce koruyucu ve önleyici bakımlarımızla bunların önüne geçmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

‘BU MEŞALENİN NEFERİ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM’
Demir yolu çalışanı olmanın bir kültür olduğunu dile getiren Demirci, “Demir yolu çalışanı olmak bir gönül işi, sevmeden yapamazsınız. Ailemde hiç demir yolu çalışanı bulunmuyor. Daha önce bana ‘demiryolcu olmak’ deyimini sorsaydınız bunun anlamını bilemezdim. Fakat sistemin içerisine girince bunun bir kültür olduğunu öğrendim ve ister istemez bu işe kalben de bağlanıyorsunuz. Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, ‘Demir yolları bir ülkeyi uygarlık ve refah ışıkları ile aydınlatan kutsal bir meşaledir.’ Ben de bu meşalenin neferi olmaktan gurur duyuyorum” dedi.
Demirci, ‘yol bakım çavuşu’ isiminin nereden geldiğini ilişkin de, “TCDD’nin ilk genel müdürü Behiç Erkin, askeri kökenli olduğu için bu gibi jargonların hakim olduğu bir yapı vardı. ‘Çavuşluk’ kavramı da buradan geliyor. Bizler yol birimi olarak ustalarımız ve işçilerimizle birlikte sahada yol bakımını yaparken yolların genel güvenliği ve genel kontrolünden sorumlu olduğumuz için tıpkı askeriyedeki çavuşlarla benzer bir nitelik taşıdığı için bu ismi almış fakat yeni literatürdeki ismi ‘hat bakım onarım memuru’ oldu” diye konuştu.

Ağır yaralanan Alan, ambulansla çalıştığı hastaneye kaldırıldı. Buradaki müdahale sonrası Konya’daki hastaneye sevk edilen Alan, yolda hayatını kaybetti.

SORUŞTURMADA TAKİPSİZLİK KARARI
Seycan Alan’ın kazadan 1,5 ay önce eş durumundan Ermenek’e atandığı, uzman çavuş olan eşi Mahmut Alan ile Ramazan Bayramı’ndan sonra düğün yapmayı planladıkları belirtildi. Kaza anı da güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Kazadan sonra Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma başlattı. Seycan Alan’ın ailesi ile eşi Mahmut Alan, yol kenarında bariyerlerin olmaması nedeniyle Karayolları 3’üncü Bölge Müdürlüğü’nden şikayetçi oldu.
Hazırlanan dosya, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderildi. Dosyada inceleme yapan bilirkişi heyeti, düzenlediği raporda “Araç sürücüsü Seycan Alan’ın yolun durumunu da göz önünde bulundurmak suretiyle eğimli ve virajlı mahalde aracının hızını azaltıp yavaş seyretmesi gerekirken bu hususlara özen göstermediği, uygun olmayan hızla geldiği olay yerinde sevk ve idare hatası göstererek direksiyon hakimiyetini kaybettiği, dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir.” ifadelerine yer verildi.

BU KEZ TAZMİNAT DAVASI AÇTILAR
Bunun üzerine Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı, takipsizlik kararı vererek dosyayı kapattı. Seycan Alan’ı ailesi, bu kez Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Karayolları Genel Müdürlüğü’ne tazminat davası açtı.
Mahkemenin atadığı uzman bilirkişi heyetinin yeni yazdığı raporda, yol yapım çalışmasını gerçekleştiren yüklenici firmanın yüzde 75 asli kusurlu olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Yola giriş yapan sürücü Seycan Alan sevk ve idaresindeki 41 GP 401 plaka sayılı otomobil ile kontrolünü kaybederek savrulup, korkuluk bulunmayan 15 metre yükseklikten yere düşerek ağır yaralanarak vefat ettiği kazanın oluşumunda; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Karayolu trafik güvenliği 13’üncü maddesine göre, kara yolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, kara yolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür.
RAPOR, DAVANIN SEYRİNİ BELİRLEYECEK
Trafiği düzenlemede kullanılan işaret levhaları, ışıklı ve sesli işaretler, yer işaretlemeleri ile benzeri trafik işaretleri, kara yolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli kuruluşlarca temin ve tesis edilerek sürekliliği ve işlerliği sağlanır maddelerini ihlal ettiği anlaşıldığından yüzde 75 oranında asli kusurlu olduğu.”
Raporda ayrıca Seycan Alan’ın hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle yüzde 25 oranında tali kusurlu olduğu görüşüne varıldı. Yol yapım çalışmasını gerçekleştiren yüklenici firma ise bilirkişi heyeti raporuna itirazda bulundu. Rapor, onanması için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderildi. İhtisas Dairesi’nin kararına göre de tazminat davasının seyri belirlenecek.
Uluslararası düzenin Ukrayna ve Filistin’de cereyan eden çatışmalarla küresel bir karmaşa dönemine girmesiyle mevcut sorunlara çözüm üretme yeteneği de zayıflıyor. Bu durum, küresel ticaret ve tedarik zincirlerinde artan bir dengesizliğe yol açıyor. Kızıldeniz’de yaşanan tıkanma ve Rusya-Ukrayna savaşının derinleşmesiyle beraber ortaya çıkan jeopolitik tablo, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru’nun değerli bir alternatif olarak öne çıkmasını sağladı.
Orta Koridor, Türkiye’den Kafkaslara uzanarak Hazar Denizi’ni aşan, Türkmenistan ve Kazakistan’ı takip ederek Çin’e ulaşan tarihi İpek Yolu’nu yeniden canlandırmayı hedefliyor. Çin’i Avrupa’ya bağlayan bu hat birçok avantajıyla gerek Çin gerekse bölge ülkeleri açısından diğer koridorlara nazaran bir kazan-kazan fırsatı yaratabilir. Çin’den Avrupa’ya giden yıllık yaklaşık 10 milyon konteynerin yüzde 96’sı deniz yolu aracılığıyla taşınıyor. Yüzde 4’ü ise, Kuzey Koridoru olarak adlandırılan Trans-Sibirya Demiryolu hattı üzerinden sevk ediliyor.

Bu bağlamda, Orta Koridor’un daha çok Kuzey Koridoru ile rekabete girebileceğini söylemek mümkün. Orta Koridor burada bazı önemli avantajlarıyla öne çıkıyor. Orta Koridor, Avrupa ile Asya arasında Kuzey Koridoru’na oranla daha hızlı ve 2 bin kilometre daha kısadır. Ayrıca, Orta Koridor’un Kuzey Koridoru’na göre yaklaşık 5 günlük bir avantajı vardır. Öte yandan, Orta Koridor’un ulaşım süresi deniz yoluna kıyasla 15 gün daha kısadır. Son olarak, Orta Koridor iklim koşulları bakımından da diğer koridorlara göre daha elverişlidir.
YENİDEN ASYA GİRİŞİMİ VE TÜRKİYE’NİN ULAŞTIRMA POLİTİKALARI
Türkiye, Orta Koridor çerçevesinde oldukça stratejik ve kilit bir ülkedir. Türkiye, Yeniden Asya Girişimi kapsamında Asya ülkeleriyle ekonomik işbirliğini derinleştirmeyi, çeşitlendirmeyi ve siyasi diyaloğunu ilerletmeyi hedefliyor. Ayrıca, Türkiye Yüzyılı vizyonu da Asya’yla bağların ileri götürülmesini savunuyor. Bu nedenle, Orta Koridor’un realize edilmesi Türkiye’nin Asya yaklaşımında merkezi bir role sahiptir.
Bu bağlamda, Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Demiryolu’nun 2017’de faaliyete geçmesi Orta Koridor’un önemli bir ayağı olarak öne çıktı. Hattın Afganistan’a uzanmasını sağlayacak Lapis Lazuli Koridoru’nun da gündemde olması Orta Koridor’un potansiyeli açısından bir fikir verebilir.
Türkiye, Orta Koridor’da ticaret hacmini 3’e katlamayı ve taşıma sürelerini 2030’a kadar daha da azaltmayı hedefliyor. Ayrıca Türkiye demir yolu üzerinden yük taşıma payını 2053’e kadar yüzde 22’ye çıkarmayı amaçlıyor. Bahse konu ulaşım koridorunda taşınan yüklerin hacmi 3 milyon tona yaklaşırken ileride bunun 10 milyon tona çıkması bekleniyor.

Bu koridor, aynı zamanda Avrupa’ya çıkan ticaret yollarını organize eden Kuşak Yol Girişimi ile de doğal bir sinerji yaratıyor. Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimini “kazan-kazan” ilkesi çerçevesinde destekliyor. Bu bağlamda, Türkiye ile Çin arasında 2015’te Orta Koridor ile Kuşak Yol Girişimini uyumlulaştırmaya yönelik bir mutabakatın imzalandığını da not etmek gerekiyor.
KUŞAK YOL GİRİŞİMİ, ORTA KORİDOR VE ZENGEZUR
Diğer taraftan Zengezur Koridoru’nun açılması ile Orta Koridor’un jeopolitik önemi daha da artacak gibi görünüyor. Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattıyla Orta Koridor üzerinde kesintisiz demir yolu altyapısı zaten sağlandı. Hazar Denizi’ndeki geçişlerin sorunsuz sağlanması ve Zengezur’un da tabloya dahil edilmesiyle sürekliliğin de sağlanması hedefleniyor. Zengezur Koridoru’nun Türkiye tarafında bulunan 224 kilometrelik hattının yapım çalışmalarıyla ilgili atılan adımlar da mevcuttur.
Bunların yanı sıra Orta Koridor’un bazı zorlukları da bulunuyor. Örneğin gümrük sorunları, altyapı yetersizliği, taşıma kapasitesindeki sorunlar, koordinasyon eksikliği, sınır geçişlerindeki gecikmeler ve Hazar Denizi’nde düzenli Ro-Ro adı verilen tırları gemiyle karşıdan karşıya geçirme hizmetinin bulunmaması gibi hususlar ön plana çıkıyor. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), Dünya Bankası ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) gibi kuruluşlar Orta Koridor’a yönelik çalışmalarını derinleştirirken Avrupa Birliği’nin (AB) de Küresel Geçit Projesi kapsamında Orta Koridor ile ilgilendiği biliniyor. Hatta bu konuda AB’nin bazı yatırımları da söz konusudur.
Sonuç olarak, küresel ticaretin jeopolitiği paradigmatik bir değişim sürecindedir. Deniz yolu hala büyük bir taşıma kapasitesi sunsa da süre ve maliyetlerin yüksekliği ülkeleri alternatif yollar aramaya yöneltiyor. Türkiye, Orta Koridor ile Çin’in Avrupa’ya çıkışlar için kullandığı Kuzey Koridoru’na ciddi bir rakip olabilir. Rusya-Ukrayna savaşı başladığından beri Kuzey Koridoru’nun kullanımı yüzde 50’ye varan oranlarda düştü. Kızıldeniz’deki sorunlar ve İsrail’deki çatışmalar ise Süveyş Kanalı’ndan geçen güney hattının güvenliğini sorgulatıyor. Türkiye, Kalkınma Yolu Projesi ile güney hattını Türkiye üzerinden Avrupa’ya çıkarmayı hedefleyen önemli bir girişimi de halihazırda detaylandırıyor.

Küresel ticaretin değişen paradigmasıyla birlikte Orta Koridor jeopolitik ve ekonomik olarak giderek daha önemli hale geliyor. Türkiye, Orta Koridor’u hayata geçirerek, özellikle Orta Asya’daki Türk devletleriyle ekonomik ve siyasi entegrasyonunu güçlendirebilir. Güvenlik ve verimlilik sorunları nedeniyle Orta Koridor’a olan ilgi artarken Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü olan Türkiye’nin bu konudaki girişimleri dikkati çekiyor. Orta Koridor’un Kuşak ve Yol Girişimi ile yaratacağı sinerji ticaret yollarını yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Türkiye, Orta Koridor ile birlikte sadece transit bir ülke değil, aynı zamanda bölgesel ekonomik entegrasyonun önemli bir aktörü olarak da jeopolitik konumunu güçlendiriyor.
Bakan Uraloğlu, ‘Karayollarının Asırlık Yol Çizgileri’ kitabının da Karayolları Genel Müdürlüğünün katkıları ile hazırlandığını belirterek, Osmanlı döneminde yollarla ilgili düzenlemelerden 2021 yılına kadar olan sürecin kitapta ayrıntılı olarak yer aldığını açıkladı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün, Türkiye Yüzyılı’na yakışacak bir vizyonla hayata geçirdiği “Karayolları 100. Yıl Kütüphanesi’nin” açılışı ile Karayolları Genel Müdürlüğü ve Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) işbirliğiyle hazırlanan “Karayolları’nın Asırlık Yol Çizgileri Kitabı’nın” tanıtım töreninde konuştu.

“MEDENİYETİMİZ KİTAPLA, DEFTERLE, KALEMLE KIVAMINI BULMUŞTUR.”
Bakan Uraloğlu, “Bizler, Hazreti Ali’nin (r.a) “Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” ve Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (S.A.V) “İlim Çin’de de ola gidip alınız” sözleriyle yoğrulmuş bir milletin mensuplarıyız. Medeniyetimizin temeli kültürdür. Ve medeniyetimiz kitapla, defterle, kalemle, okumakla, ilimle, irfanla, hikmet ve tefekkürle kıvamını bulmuştur.
Ecdadımız duvarları kitaplarla dolu bir kütüphaneyi en kıymetli hazinelerden daha üstün tutmuştur. Çünkü kütüphaneler bizim köklerimizi, biriktirdiklerimizi, bildiklerimizi, öğrendiklerimizi gelecek nesillere aktaran en önemli araçlarımızdır. Milletlerin ilerlemesini, gelişmesini, kalkınmasını sağlayan en önemli unsurların başında, zengin kütüphanelerin gelmesi de bu nedenledir.” diye konuştu.

“ÜLKEMİZİN TOPYEKUN GELİŞMESİ İÇİN OKUMALIYIZ, OKUTMALIYIZ”
Günün hafızasını, gelecek kuşaklara aktarmak için kütüphaneleri muhafaza etmenin, onları daha da zenginleştirerek modern imkânlarla donatmanın önemine değinen Uraloğlu, “Ülkemizin topyekun gelişmesi için de okumalıyız, okutmalıyız. Ve bizler de geçmişimizi kitaplardan öğrenmeli, geleceğimizi kitapların, bilimin ışığında inşa etmeliyiz. Bu bakımdan Karayolları Genel Müdürlüğümüz tarafından hayata geçirilen bu güzide kütüphane projesi de çok yerinde ve kıymetli bir adımdır.
Genel Müdürlüğümüzce muhafaza edilen kurum arşivinin yanı sıra çeşitli inşaat firmalarının ve Karayolcu arkadaşlarımızın kitap, belge ve çeşitli doküman bağışlarıyla 14 binden fazla kaynağın yer aldığı zengin bir kütüphaneye kavuştuk.” dedi.
Karayollarının hali hazırda çok zengin bir arşivi olduğunun altını çizen Bakan Uraloğlu, “2021 yılında, Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası tarafından derlenen ‘Karayollarının Asırlık Yol Çizgileri’ kitabının hazırlanması için Genel Müdürlüğümüz arşivini açarak, bilgi, belge ve görsel paylaşımıyla büyük destek sağlamıştır. 700 sayfa ve 5 ana bölümden oluşan söz konusu kitabımız; Yolların medeniyetlerin gelişimine katkısından, Osmanlı döneminde yollarla ilgili yapılan düzenlemelere, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin ilk yıllarından, Karayolları Genel Müdürlüğünün kuruluşundan 2000 yılına kadar uzanan 50 yıllık döneme, Son 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirdiğimiz mega karayolu projelerine kadar çok kapsamlı bir çalışmadır. Kitapta ayrıca, önceki yıllarda görev yapmış Ulaştırma Bakanlarımız, Karayolları Genel Müdürlerimiz ve sektör temsilcileri ile yapılan röportajlara da yer verilerek adeta tarihi kaynak niteliği taşıyan bir esere de dönüştürülmüştür.” şeklinde konuştu.

Kıymetli eserin hazırlanmasında emeği geçen Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası Başkanı Celal Koloğlu’na ve İNTES yönetimine teşekkür eden Bakan Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;
“Bu vesileyle de bu kıymetli eserin hazırlanmasında emeği geçen Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası Başkanı Sayın Celal Koloğlu’na ve İNTES yönetimine başta olmak üzere herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Ayrıca inanıyorum ki kütüphanemiz çalışma arkadaşlarımızın kendilerini geliştirmelerine ve daha geniş ufuklara sahip olmalarına vesile olacaktır. Sizlerle birlikte daha büyük bir heyecan ve kararlılıkla milletimizin özlemle beklediği, ülkemizi geleceğe taşıyacak nice dev projelere imza atacağız.
Türkiye sevdasıyla, akıllı, çevreci ve bütünsel kalkınmaya katkı sağlayacak politikalar çerçevesinde yatırım faaliyetlerimizi daha da arttıracağız. Bu düşüncelerle çalışmalarını genel müdürlüğüm döneminde başlattığım Karayolları 100. Yıl Kütüphanesi’nin Türkiye Yüzyılı’nda hayata geçmesinde emeği olan Karayolları Genel Müdürlüğü’müz ve tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyor, Kütüphanemizin başta karayolu camiası olmak üzere tüm ülkemiz adına hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Bakan Uraloğlu konuşmasında ayrıca helikopter kazası sonucu hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’ye Allah’tan rahmet, İran halkına başsağlığı dileklerini iletti. Uraloğlu, açılış kurdelesinin kesimin ardından kütüphaneyi gezdi.

YILLIK 68 MİLYON LİRA TASARRUF
Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu’nun, Avrupa sınırlarından başlayıp İstanbul ve Ankara üzerinden Doğu Akdeniz ile Güneydoğu’ya uzanan otoyol ağının önemli bir kesimini oluşturduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, “Bugün açılışını yaptığımız Osmaniye Batı Kavşağı yapım işinin de bünyesinde yer aldığı Tarsus-Adana-Gaziantep otoyolu ve Toprakkale-İskenderun otoyolunun 213 kilometrelik kesiminin üstyapısını yeniliyoruz. Osmaniye’nin söz konusu otoyolumuzla bağlantısı sadece Osmaniye Doğu Kavşağı ile sağlanıyordu. Ama şehrin hızla genişlemesi, araç sahipliği ve trafiğin artması nedeniyle şehir merkezinden otoyola ikinci bir bağlantı hattına ihtiyaç duyduk ve bu kapsamda Osmaniye Batı Kavşağı’nı hayata geçirdik. Projemiz kapsamında 66 metrelik köprümüzü ve toplam 3,8 kilometrelik bağlantı yollarını inşa ettik. Osmaniye Batı Kavşağı ile hızla büyüyen şehrin batı kesiminin otoyola en kısa ve en hızlı erişim imkanı tesis etmiş olduk. Mersin-Adana yönünden gelen trafiğin şehrin batısına ulaşmak için katettiği mesafeyi 4 kilometre kısalttık. Böylece zamandan 15,9 milyon lira, akaryakıttan 52,1 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 68 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 3,514 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

‘HIZLI TRENLE TANIŞTIRACAĞIZ’
Karayolları Genel Müdürlüğü eliyle Kahramanmaraş, Hatay, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya ve Osmaniye gibi depremden etkilenen illerde 15 ayrı kesimde 38 bin konuta erişim sağlayacak toplam 210 kilometre uzunluğunda bağlantı ve imar yolunun yapım çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Bakan Uraloğlu, “Osmaniye Akyar’da bin 820 kalıcı konutun ulaşımı için 887 milyon liralık proje bedeliyle 7,1 kilometre uzunluğunda yol yapımı gerçekleştiriyoruz. Bu yıl sonuna kadar 6,6 kilometrelik kesimi bitirmeyi hedefliyoruz. Osmaniye’nin ulaşım ağının güçlenmesi için hayata geçirdiğimiz projeler elbette kara yolu ile sınırlı değil. Ülkemizde yapımı devam eden en önemli demir yolu projelerinden biri olan Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Hattı ile Osmaniye’yi de hızlı tren ile tanıştıracağız. Projemizin tamamlanmasıyla; Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep arası mevcutta 361 kilometre olan mesafeyi 312,5 kilometreye ve 6 saat 23 dakika olan seyahat süresini ise 2 saat 15 dakikaya düşüreceğiz. Osmaniye’nin aydınlık geleceği için birlikte planladığımız tüm projeleri birlikte hayata geçireceğiz” dedi.

YILLIK 68 MİLYON LİRA TASARRUF
Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu’nun, Avrupa sınırlarından başlayıp İstanbul ve Ankara üzerinden Doğu Akdeniz ile Güneydoğu’ya uzanan otoyol ağının önemli bir kesimini oluşturduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, “Bugün açılışını yaptığımız Osmaniye Batı Kavşağı yapım işinin de bünyesinde yer aldığı Tarsus-Adana-Gaziantep otoyolu ve Toprakkale-İskenderun otoyolunun 213 kilometrelik kesiminin üstyapısını yeniliyoruz. Osmaniye’nin söz konusu otoyolumuzla bağlantısı sadece Osmaniye Doğu Kavşağı ile sağlanıyordu. Ama şehrin hızla genişlemesi, araç sahipliği ve trafiğin artması nedeniyle şehir merkezinden otoyola ikinci bir bağlantı hattına ihtiyaç duyduk ve bu kapsamda Osmaniye Batı Kavşağı’nı hayata geçirdik. Projemiz kapsamında 66 metrelik köprümüzü ve toplam 3,8 kilometrelik bağlantı yollarını inşa ettik. Osmaniye Batı Kavşağı ile hızla büyüyen şehrin batı kesiminin otoyola en kısa ve en hızlı erişim imkanı tesis etmiş olduk. Mersin-Adana yönünden gelen trafiğin şehrin batısına ulaşmak için katettiği mesafeyi 4 kilometre kısalttık. Böylece zamandan 15,9 milyon lira, akaryakıttan 52,1 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 68 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 3,514 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

‘HIZLI TRENLE TANIŞTIRACAĞIZ’
Karayolları Genel Müdürlüğü eliyle Kahramanmaraş, Hatay, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya ve Osmaniye gibi depremden etkilenen illerde 15 ayrı kesimde 38 bin konuta erişim sağlayacak toplam 210 kilometre uzunluğunda bağlantı ve imar yolunun yapım çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Bakan Uraloğlu, “Osmaniye Akyar’da bin 820 kalıcı konutun ulaşımı için 887 milyon liralık proje bedeliyle 7,1 kilometre uzunluğunda yol yapımı gerçekleştiriyoruz. Bu yıl sonuna kadar 6,6 kilometrelik kesimi bitirmeyi hedefliyoruz. Osmaniye’nin ulaşım ağının güçlenmesi için hayata geçirdiğimiz projeler elbette kara yolu ile sınırlı değil. Ülkemizde yapımı devam eden en önemli demir yolu projelerinden biri olan Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Hattı ile Osmaniye’yi de hızlı tren ile tanıştıracağız. Projemizin tamamlanmasıyla; Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep arası mevcutta 361 kilometre olan mesafeyi 312,5 kilometreye ve 6 saat 23 dakika olan seyahat süresini ise 2 saat 15 dakikaya düşüreceğiz. Osmaniye’nin aydınlık geleceği için birlikte planladığımız tüm projeleri birlikte hayata geçireceğiz” dedi.

Karayolları Antalya 13’üncü Bölge Müdürlüğünce yapımına 2013’te başlanan Demirkapı Tüneli ve 67 kilometrelik yol projesinde dakikalar içinde İçanadolu Bölgesi’ni Akdeniz’e bağlıyor. Antalya-Manavgat ayrımı, Taşağıl-Derebucak yolu güzergâhında inşa edilen 5068 metre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli ve tünelle birlikte 67 kilometre uzunluğundaki yol Antalya’yı Konya’ya ve iç kesimlere bağlayarak Antalya – Konya arası 4 saatten 2.5 saate düşürdü.

4 DAKİKADA İKLİM AKDENİZ ULUYOR
Konya-Beyşehir-Derebucak-Gembos güzergâhında seyahat edenler, doğa harikası Gembos ve Eynif ovalarından geçip tünel ile Antalya’ya erişiyor. Tünelden geçecek vatandaşlar 4 dakika gibi çok kısa bir süre içerisinde İç Anadolu’nun karasal ikliminden Akdeniz iklimine geçişe şahit oluyor.
Çift tüplü inşa edilen tünel, taşıt trafiğine 2×2 şeritli, bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında hizmet veren güzergâh, Antalya-Konya arasındaki mesafeyi 30 kilometre daha kısalttı. Yılda zamandan 30 milyon, akaryakıttan ise 6.5 milyon TL tasarruf sağlıyor.

ADINI ZİRVEDEN ALIYOR
Demirkapı Tüneli, adını zirvesindeki tarihi “Demirkapı” geçidinden alıyor. Bugüne kadar gelen, Roma dönemine ait yaklaşık 4 kilometrelik döşeme yol ve geçit, mil taşı ve sunaklarıyla geçmiş döneme ışık tutuyor. Bin 800 metre yüksekten vadiye inen kıvrımlı döşeme yol, bozulmamış mimarisiyle görenleri etkiliyor.

Antik döşeme yolun güzergahı, yeniden hayat buldu. Ulaştırma Bakını Abdülkadir Uralloğlu, yaptıkları projeler ile yolları kısaltmaya, insanları kavuşturmaya devam ettiklerini söyledi.
Bakın Uraloğlu sosyal medyadan paylaşımında, “Dakikalar içinde, karasal iklimden Akdeniz iklimine ulaştıran tünel 1 yaşında!. Antalya – Konya arasındaki mesafeyi 30 km kısaltan Demirkapı Tüneli… “ diyerek Türkiye’nin en gözde tünel projesinden birini resimlerle paylaştı.

OSMANLI DÖNEMİNDE TERK EDİLMİŞ
Projenin tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle turizm için de önemli. Tünel inşasının yapıldığı Akdağ üzerindeki yaklaşık 4 kilometrelik döşeme yolu Roma, Bizans ve Selçukluların da kullandığını bu yol Anadolu Selçuklular tarafından da ticari yol olarak aktif kullanmış. Doğudan gelen ticari mamul ve malları, Antalya limanına indirilmesi için bu yolun ıslah edilmiş. Konya-Antalya arasında ihya edilen rehabilite edilen yol. Selçuklularca oldukça önemli. Bu yol, Osmanlı döneminde terk edilmiş. Osmanlı döneminde kentleşme hızla yaşandığı için bu yollar önemini kaybetmişti. Demirkapı Tüneli hizmete girmesinin ardından bölgenin sosyoekonomik yapısına büyük katkı sunuyor.

FİKRET ŞAHİN (55) ESNAF: ‘Demirkapı Tüneli’nin hizmete girmesinin ardından Antalya-Konya arası 4 saatten 2.5 saate düştü. Zamandan ve yakıttan büyük tasarruf sağlıyoruz. 5 bin 68 metre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli sayesinde 4 dakikada karasal iklimden Akdeniz iklimine kavuşuyoruz. 4 dakikada önce mont giyerken 4 dakikada tişörtte dönüş yapıyoruz.”
ADEM GÜZEL (49) TIR ŞOFÖRÜ: “Demirkapı Tüneli sayesinde bin 800 rakamından 100 metreye düşüyoruz. Yani 4 dakikada karasal iklimden Akdeniz iklimine geçiyoruz. Zaman tünelinin içinden geçer gibi kendini bir film şeridinin içinde hissediyorsun. Bu tünel ile 2 bin 400 yıllık tarihi yol da turistlik bir öneme sahip oldu. Bunun yanında zaman ve yakıt tasarrufu da sağlıyoruz.”
]]>Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;
“ENGELLERİ SIRT SIRTA VEREREK AŞTIK”
Milletin emanetini taşıyan bir siyasetçi olarak Türk ekonomisinin nabzının attığı TOBB Genel Kurulları’na iştirak etmeye her zaman önem verdim. Sizlerin burada dile getirdiği yapıcı eleştirilerden faydalanmaya gayret ettim. Dünyayı takip eden vizyoner ve ufuk sahibi siz kardeşlerimin katkılarının bizim nazarımızda daima özel bir yeri oldu. Meselelerimizi sizlerle konuştuk. Sorunlarımıza ortak akılla çözüm aradık. Engelleri sırt sırta vererek birlikte aştık. Siz bize yol gösterdiniz, yoldaşlık ettiniz, zor zamanlarımızda yanımızda durdunuz. Özellikle son dönemde oda ve borsalarımızın kapasiteleri müthiş arttı. Dünyanın en iyi ve en çok hizmet üreten ilk 3 oda sisteminden biri haline geldiniz. Biz de bu süreçte size daima destek olduk. Hedeflerinizi ve hayallerinizi gerçekleştirmeniz için önünüzü açtık.
“TOGG İLE ELEKTRİKLİ ARAÇ SEKTÖRÜNDE ‘BİZ DE VARIZ’ DEDİK”
Geçen sene milletimizin 60 yıldır içinde bir ukde olarak kalan Türkiye’nin otomobili TOGG’u birlikte hayata geçirdik. Bugün yollarımızı aşındıran binlerce TOGG’da siz kardeşlerimin desteği ve emeği bulunuyor. Çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen Türkiye’ye kazandırdığımız TOGG’un ne kadar stratejik bir hamle olduğu gün daha iyi anlaşılıyor. Elektrikli araç piyasası son bir sene içerisinde çok büyük bir ivme kazandı. Uzakdoğu ülkelerinin piyasaya agresif bir şekilde girdiklerini görüyoruz. Uzun yıllar sonra bu defa treni ve trendi kaçırmadık. Yerli ve milli markamız TOGG’la hızla gelişen elektrikli araç sektöründe biz de varız dedik.

“BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Biliyorsunuz o dönem sadece mali zorluklarla mücadele etmedik. Daha ziyade zihinlere kazınmış, öğrenilmiş çaresizlikle mücadele ettik. Daha emekleme safhasından itibaren projenin kolunu, bacağını kırmak için çok uğraştılar. Fabrikasından tasarımına kadar her şeyi eleştiri konusu yaparak projeyi itibarsız hale getirmek için her yolu denediler. Bugün milli savaş uçağımız KAAN ile ilgili neler söyleniyorsa, insansız hava araçlarımıza ve üreticilerine hangi iftiralar atılıyorsa Türkiye’yi ekonomide bir üst lige taşıyacak hamleleri baltalamak için kimler devreye giriyorsa, hepsine ve daha fazlasına elektrikli araç imalat sürecinde şahitlik ettik. Ama biz bunların hiçbirine kulak asmadık. Başkaları yapıyorsa biz niçin yapmayalım dedik. Başkaları üretebiliyorsa biz niçin üretmeyelim dedik. Sizlerin de gayretleriyle elektrikli araç teknolojisinde dünyadaki birçok ülkeye göre yerimizi çok önceden aldık. Bundan sonra da ülkemizin diğer projelerinde sizlerle birlikte çalışmaya, birlikte yol yürümeye devam edeceğiz.
Ülkemiz maalesef seçim atmosferinden bir türlü kurtulamadı. Yine bu dönemde başta Gazze krizi olmak üzere bölgemizde ülkemizi de doğrudan tekileyen çatışmalar patlak verdi. Tek başına seçim gündeminin bile bürokrasiyi, yatırımları, iş dünyamızın gelecek planlarını yavaşlattığı hakikattir. 31 Mart seçimlerinin de geride bırakılmasıyla inşallah 4 yıllık seçimsiz bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bundan sonra asıl meselelerimize daha fazla odaklanabilecek, milletimizin gerçek gündemine daha fazla vakit ve kaynak ayırabileceğiz. Küresel ekonominin son 5-6 yıldır fırtınalı sulardan geçtiğini zaten sizler de biliyorsunuz. Salgının çok öncesinde başlayan belirsizlik iklimi Rusya-Ukrayna savaşı ve diğer bölgesel çatışmalarla daha da kesifleşti.

“5 YILA AİT YOL HARİTAMIZI BELİRLEDİK”
28 Mayıs seçimlerinden hemen sonra ekonomide güçlü bir ekip kurduk. Ardından Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Planı ile gelecek 5 yıla ait yol haritamızı belirledik. Son 11 aydır da bu yol haritasını harfiyen uyguluyoruz. Mahali idareler seçimlerinde pek çok eleştiriyi göğüsleme hatta sandıkta bedel ödeme pahasına kararlı duruşumuzu esnetmedik. Vaatlerin havada uçuştuğu bu dönemde popülizme meyil etmedik. Daha önce de söyledim, şahsi ikbalimiz için ülkemize ve milletimize ilave yük oluşturacak hiçbir adım atmadık bundan sonra da atmayacağız. Hükümetimizin 31 Mart seçim sürecinde sergilediği özverili tavrın değeri inanıyoruz ki gelecekte daha iyi anlaşılacaktır. Bugün bize serzenişte bulunanlar inşallah yarın hayır dua edeceklerdir.
“G20’DE DÖRDÜNCÜ OLDUK”
TOBB ile ve iş dünyamızın tüm kesimleriyle geliştirdiğimiz yakın diyaloğun ekonomiye de olumlu yansıdığını görüyoruz. Ekonomi programımızın neticelerini çeşitli alanlarda görmeye başladık. Geçen seneyi yüzde 4,5 gibi tahminlerimizin de üzerinde bir büyüme ile kapattık. Bu oranla Avrupa’da birinci, OECD ülkelerinde ikinci, G20’de ise dördüncü olduk. 2023 yılında milli gelirimiz 1 trilyon 119 milyar dolara, kişi başına gelir ise 13 bin 110 dolara çıktı.

“TARİHİN REKORUNU KIRDIK”
Dış talepteki zayıf görünüme ve depremin etkilerine rağmen ihracatta 255,4 milyar dolara ulaşarak cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. Turizmde de hamdolsun iyi gidiyoruz. Turist sayısı yıllık yüzde 11,1 artışla 57,1 milyonu, turizm geliri ise yüzde 16,9 artışla 54,3 milyar doları buldu. Böylelikle tüm zamanların en iyi turizm performansını elde ettik. 2024 yılında hedefimiz 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar turizm gelirini yakalamaktır. Bu rakamlara ulaşma konusunda ümitvarız. Turizmde yılın ilk 3 ayını rekorlarla tamamladık. 9 milyonu aşan ziyaretçi sayımızla yaklaşık 9 milyar dolar turizm geliri elde ettik. İlk 3 aylık rakamlara baktığımızda 2024 yılı turizm hedeflerimizle uyumlu gittiğimiz görülüyor.
Bizim için hayati önemi haiz bir diğer başlık istihdamdır. Vatandaşımızın işini, aşını koruması temel prensibimizdir. Ekonomimiz istihdam oluşturmaya devam ediyor. Mart ayında istihdam 32,6 milyon kişiye ulaşırken işsizlik oranı yüzde 8,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı son 11 yılın en düşük seviyesine geriledi. Mart verilerinin bir başka özelliği 11 aydır işsizlik oranının tekli rakamlarda seyretmesidir.
Burada yakaladığımız istikrarı inşallah perçinleyerek sürdüreceğiz. İşgücü piyasamızda ortaya çıkan arz-talep dengesizliğini de mutlaka gidereceğiz. Genç işsizliğin yüksek seyrettiği bir ortamda özel sektörümüzün personel bulamamaktan şikayet etmesi ortada bir sorun olduğunu göstermektedir. Özel sektörümüz eleman eksikliğinden dolayı işlerini büyütemez, hatta daralmaya giderken istihdam kapısı olarak devlete yüklenilmesi vahim bir hatadır. Sosyolojik kökleri de olan bu yanlıştan ülkemizi kurtarmamız gerekiyor. Siyasetten önce rızkını hem işçi olarak hem de ticaret yaparak kazanmış bir kardeşinizim. Rızkın 10’da 9’unun ticarette olduğu müjdesine kendi şahsi hayatımda bizzat şahitlik ettim.

Gençlerimizin ticarete, sanata, spora, zanaatkarlığa, memurluk dışında farklı alanlara yönelmesini her zaman tavsiye ettim. Aynı kanaatimi bugün de koruyorum. Bu konuda mesleki eğitim ve yükseköğretim başta olmak üzere nerede sorun üreten bir alan varsa hep beraber çözüme kavuşturacağız. İşgücü piyasasında ihtiyaç duyulan beceri ve yetkinlikleri geliştirecek nitelikli istihdamı artırmaya yönelik politikalara ağırlık vereceğiz. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında güçlü bir hikayeye sahip. Ülkemizin risk primi giderek düşüyor. Bu düşüş sayesinde iş dünyamızın dış finansmana erişim koşulları da iyileşiyor. Geçen yıl mayıs ayında 97,1 milyar dolar olan rezervlerimiz bugün 127 milyar dolar seviyesine yükseldi.
Göreve seçilmek orayı akraba çiftliğine çevirmeye hak vermez
Herkesi tasarruf paketine uymaya devam ediyorum.
Kamu malının korunmasına 21 yıldır daima ihtimam gösterdik. Harcanan her kuruşun hesabını soran bir kültürü etkin kılıyoruz. Tasarruf kültürü yaygınlaştırılacak. Kamuda tasarruf 3 yıl olarak görülmemeli, bir anlayış olmalı.
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;
“ENGELLERİ SIRT SIRTA VEREREK AŞTIK”
Milletin emanetini taşıyan bir siyasetçi olarak Türk ekonomisinin nabzının attığı TOBB Genel Kurulları’na iştirak etmeye her zaman önem verdim. Sizlerin burada dile getirdiği yapıcı eleştirilerden faydalanmaya gayret ettim. Dünyayı takip eden vizyoner ve ufuk sahibi siz kardeşlerimin katkılarının bizim nazarımızda daima özel bir yeri oldu. Meselelerimizi sizlerle konuştuk. Sorunlarımıza ortak akılla çözüm aradık. Engelleri sırt sırta vererek birlikte aştık. Siz bize yol gösterdiniz, yoldaşlık ettiniz, zor zamanlarımızda yanımızda durdunuz. Özellikle son dönemde oda ve borsalarımızın kapasiteleri müthiş arttı. Dünyanın en iyi ve en çok hizmet üreten ilk 3 oda sisteminden biri haline geldiniz. Biz de bu süreçte size daima destek olduk. Hedeflerinizi ve hayallerinizi gerçekleştirmeniz için önünüzü açtık.
“TOGG İLE ELEKTRİKLİ ARAÇ SEKTÖRÜNDE ‘BİZ DE VARIZ’ DEDİK”
Geçen sene milletimizin 60 yıldır içinde bir ukde olarak kalan Türkiye’nin otomobili TOGG’u birlikte hayata geçirdik. Bugün yollarımızı aşındıran binlerce TOGG’da siz kardeşlerimin desteği ve emeği bulunuyor. Çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen Türkiye’ye kazandırdığımız TOGG’un ne kadar stratejik bir hamle olduğu gün daha iyi anlaşılıyor. Elektrikli araç piyasası son bir sene içerisinde çok büyük bir ivme kazandı. Uzakdoğu ülkelerinin piyasaya agresif bir şekilde girdiklerini görüyoruz. Uzun yıllar sonra bu defa treni ve trendi kaçırmadık. Yerli ve milli markamız TOGG’la hızla gelişen elektrikli araç sektöründe biz de varız dedik.

“BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Biliyorsunuz o dönem sadece mali zorluklarla mücadele etmedik. Daha ziyade zihinlere kazınmış, öğrenilmiş çaresizlikle mücadele ettik. Daha emekleme safhasından itibaren projenin kolunu, bacağını kırmak için çok uğraştılar. Fabrikasından tasarımına kadar her şeyi eleştiri konusu yaparak projeyi itibarsız hale getirmek için her yolu denediler. Bugün milli savaş uçağımız KAAN ile ilgili neler söyleniyorsa, insansız hava araçlarımıza ve üreticilerine hangi iftiralar atılıyorsa Türkiye’yi ekonomide bir üst lige taşıyacak hamleleri baltalamak için kimler devreye giriyorsa, hepsine ve daha fazlasına elektrikli araç imalat sürecinde şahitlik ettik. Ama biz bunların hiçbirine kulak asmadık. Başkaları yapıyorsa biz niçin yapmayalım dedik. Başkaları üretebiliyorsa biz niçin üretmeyelim dedik. Sizlerin de gayretleriyle elektrikli araç teknolojisinde dünyadaki birçok ülkeye göre yerimizi çok önceden aldık. Bundan sonra da ülkemizin diğer projelerinde sizlerle birlikte çalışmaya, birlikte yol yürümeye devam edeceğiz.
Ülkemiz maalesef seçim atmosferinden bir türlü kurtulamadı. Yine bu dönemde başta Gazze krizi olmak üzere bölgemizde ülkemizi de doğrudan tekileyen çatışmalar patlak verdi. Tek başına seçim gündeminin bile bürokrasiyi, yatırımları, iş dünyamızın gelecek planlarını yavaşlattığı hakikattir. 31 Mart seçimlerinin de geride bırakılmasıyla inşallah 4 yıllık seçimsiz bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bundan sonra asıl meselelerimize daha fazla odaklanabilecek, milletimizin gerçek gündemine daha fazla vakit ve kaynak ayırabileceğiz. Küresel ekonominin son 5-6 yıldır fırtınalı sulardan geçtiğini zaten sizler de biliyorsunuz. Salgının çok öncesinde başlayan belirsizlik iklimi Rusya-Ukrayna savaşı ve diğer bölgesel çatışmalarla daha da kesifleşti.

“5 YILA AİT YOL HARİTAMIZI BELİRLEDİK”
28 Mayıs seçimlerinden hemen sonra ekonomide güçlü bir ekip kurduk. Ardından Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Planı ile gelecek 5 yıla ait yol haritamızı belirledik. Son 11 aydır da bu yol haritasını harfiyen uyguluyoruz. Mahali idareler seçimlerinde pek çok eleştiriyi göğüsleme hatta sandıkta bedel ödeme pahasına kararlı duruşumuzu esnetmedik. Vaatlerin havada uçuştuğu bu dönemde popülizme meyil etmedik. Daha önce de söyledim, şahsi ikbalimiz için ülkemize ve milletimize ilave yük oluşturacak hiçbir adım atmadık bundan sonra da atmayacağız. Hükümetimizin 31 Mart seçim sürecinde sergilediği özverili tavrın değeri inanıyoruz ki gelecekte daha iyi anlaşılacaktır. Bugün bize serzenişte bulunanlar inşallah yarın hayır dua edeceklerdir.
“G20’DE DÖRDÜNCÜ OLDUK”
TOBB ile ve iş dünyamızın tüm kesimleriyle geliştirdiğimiz yakın diyaloğun ekonomiye de olumlu yansıdığını görüyoruz. Ekonomi programımızın neticelerini çeşitli alanlarda görmeye başladık. Geçen seneyi yüzde 4,5 gibi tahminlerimizin de üzerinde bir büyüme ile kapattık. Bu oranla Avrupa’da birinci, OECD ülkelerinde ikinci, G20’de ise dördüncü olduk. 2023 yılında milli gelirimiz 1 trilyon 119 milyar dolara, kişi başına gelir ise 13 bin 110 dolara çıktı.

Ekonomi programımızın neticelerini görmeye başladık.
Dış talepteki zayıf görünüme ve depremin etkilerine rağmen cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık.
Bizim için hayati önem taşıyan diğer konu istihdamdır. İşsizlik oranı son 11 yılın en düşüğündedir. Arz talep dengesizliğini mutlaka gidereceğiz. Nitelikli istihdamı artırmaya yönelik politikalara ağırlık vereceğiz. Ülkemizin risk primi giderek düşüyor. Dış finansmana erişim kolaylaşıyor.
Orta vadeli programımızı güçlendirecek kritik adımlar atıyoruz. Programın güçlendirilmesinde 3 temel önceliğimiz var.
Türkiye hem üreterek büyümek hem de kaynaklarını en verimli şekilde kollanmak zorunda olan bir ülkedir. Alın terimizden ve bileğimizin gücünden başka hiçbir şeye bel bağlayamayız.
Biz tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan kamu malının korunmasına ihtimam göstermiş bir ülkeyiz.
Bu pakete birlikte çok güçlü bir uygulama modelini hayata geçirtiyoruz. Tedbirler tüm kamuyu kapsıyor. Tasarruf tedbirlerine tüm kamu kuruluşu ve personeli uymak zorundadır. Hepimiz Türkiye gemisinin yolcularıyız.
Göreve seçilmek orayı akraba çiftliğine çevirmeye hak vermez
Herkesi tasarruf paketine uymaya devam ediyorum.
Kamu malının korunmasına 21 yıldır daima ihtimam gösterdik. Harcanan her kuruşun hesabını soran bir kültürü etkin kılıyoruz. Tasarruf kültürü yaygınlaştırılacak. Kamuda tasarruf 3 yıl olarak görülmemeli, bir anlayış olmalı.
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
App Store Google Play Takip Et
Otomotiv dünyasının üstün sürüş keyfiyle Alman kalitesini birleştiren temsilcisi Opel, yenilikçi ürünlerine bir yenisini daha ekledi. Markanın bir döneme damgasını vuran SUV modeli Frontera, yeni tasarımı, zengin donanım listesi ve farklı motor seçenekleriyle yeniden yollara çıkıyor. Kısa bir süre önce yayınlanan ilk fotoğrafları ile henüz satışa sunulmadan büyük bir ilgi uyandıran yeni Frontera’nın dünya prömiyeri Türkiye’de gerçekleştirdi.

FRONTERA YENI MÜŞTERI GRUPLARININ BEĞENISINI KAZANACAK!
Markanın geniş ve konforlu yeni kompakt SUV’u Frontera, Opel CEO’su Florian Huettl, Tasarım Başkan Yardımcısı Mark Adams ve Ürün ve Fiyatlandırma Kıdemli Başkan Yardımcısı Tobias A. Gubitz’in de katılımıyla İstanbul’da düzenlenen dünya prömiyeri ile uluslararası kamuoyuna ve gazetecilere tanıtıldı. Bu yıl Opel’in otomobil üretimindeki125’inci yılını kutladıklarını söyleyen Opel CEO’su Florian Huettl, “Müşterilerimize yenilikçi, pratik ve her şeyden önemlisi ulaşılabilir mobilite sunarak her zaman ileriye doğru yol aldığımız 125 yılı geride bıraktık. Yeni Opel Frontera da son derece esnek özellikleri, geniş iç hacmi ve elektrikli motor seçeneğiyle yeni müşteri gruplarının beğenisini kazanacak” dedi.
INTELLI-SEATS İLE YOLCULUKLARDA EŞSIZ KONFOR!
Çarpıcı tasarımıyla hemen fark edilen yeni Opel Frontera, Opel Vizor marka logosunun ortasında yeni Opel “Şimşek Logosu”nu gururla taşıyor. Belirgin çamurlukların ve eşiklerin yanı sıra göz alıcı C sütunu da modelin sağlam karakterini vurguluyor. Temel öğelere odaklanılan modern görünüm, iç tasarımda da kesintisiz şekilde devam ediyor. Sürücü ve yolcular, yeni tasarlanmış direksiyon ve iki adet 10 inç geniş ekrana sahip kokpitin keyfini çıkarabiliyor.
Yeni Frontera’da birinci öncelik, uzun yolculuklara uygun olması. Yeni modelin sürücü ve ön yolcu koltuklarının orta bölümünde, kuyruk sokumu kemiği üzerindeki baskıyı alan bir yuvaya sahip, patentli yeni Intelli-Seats koltuklar kullanıcılara eşsiz bir konfor sunuyor. Bagaj bölümünde sunulan 450 litreden fazla yükleme kapasitesi ise koltuklar
katlandığında 1.600 litreye kadar çıkarılabiliyor. Yeni SUV Frontera özel olarak tasarlanmış, isteğe bağlı olarak sunulan tavan rayları ile 240 kilograma kadar ağırlık taşıyabiliyor.

İKİ YENİ NESİL TEKNOLOJİYLE YOLLARA ÇIKIYOR!
Sezgisel, ulaşılabilir ve temel unsurlara odaklanmış: Opel, yeni Frontera ile güç aktarma organlarının seçiminden donanım seçeneklerine kadar bu gereksinimleri her açıdan karşılıyor.Yeni Frontera, 48 volt teknolojisine sahip hibrit veya tamamen elektrikli güç seçenekleriyle sunuluyor. Frontera Hybrid, hibrit kullanım için özel olarak geliştirilmiş 136 HP (100 kW) güç sunan, 1,2 litrelik benzinli turbo motora sahip.
Bu motor, 28 HP (21 kW) gücündeki bir elektrikli motor ve 6 ileri çift kavramalı elektrikli bir şanzımanla birlikte çalışarak yakıt tüketimi ve karbon emisyonunu geleneksel motorlu bir modele kıyasla önemli ölçüde azaltıyor. 0 emisyonlu sürüşün keyfini çıkarmak isteyen müşteriler ise 300 kilometreden uzun menzil sunan (WLTP’ye göre) Frontera’nın tamamen elektrikli motor seçeneğini yakında sipariş edebilecekler. “Uzun menzilli” versiyon olaraksunulacak olan yeni Frontera Electrik, şarj molası vermeden yaklaşık 400 kilometreye (WLTP) kadar mesafe katedebilecek.
Yeni Opel Frontera, kapsamlı donanım listesiyle de farklı kullanıcıların tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlandı. İki farklı donanım seviyesiyle satışa sunulacak olan yeni SUV modelde, giriş seviyesinden itibaren 10 inç renkli dokunmatik ekrana sahip multimedya bilgi/eğlence sistemi, navigasyon ve geri görüş kamerası gibi sistemler yer alacak.
Son 22 yılda Malatya’nın ulaşım ve haberleşme altyapısına 76 milyar 302 milyon lira yatırım gerçekleştirdiklerini aktaran Uraloğlu, yaptıkları bölünmüş yol, tünel, köprü hizmetlerinin detaylarını aktardı.
Uraloğlu, kentte 23 köprünün inşasının sürdüğünü anlatarak, gelecek yıla kadar da kentte yaklaşık 40 kilometrelik bir yolun daha ulaşıma açılmasının hedeflendiğini belirtti.
Abdulkadir Uraloğlu, Malatya’da trafiğin yoğun olduğu vakitlerde bir saate çıkan trafik akışının yeni yol sayesinde 25 dakikaya düşürülmesinin hedeflendiğini kaydetti.
Yol sayesinde yıllık 631 milyon lira yoldan ve akaryakıttan tasarruf sağlanacağını ifade eden Uraloğlu, yolun birçok yerleşim merkezine ulaşımı da kolaylaştıracağını dile getirdi.
Deprem bölgesindeki hizmetlere de değinen Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Malatya gibi depremden etkilenen illerimizde 15 ayrı kesimde 38 bin konuta erişim sağlayacak toplam 210 kilometre uzunluğunda bağlantı ve imar yolunun yapım çalışmalarını sürdürüyoruz. Malatya İkizce’de 11 bin 131 kalıcı konutun ulaşımı için 3,8 milyar liralık proje bedeliyle 46,3 kilometre uzunluğunda yol yapımı, altyapı işleri ve farklı seviyeli kavşak yapacağız.
Bugün itibarıyla 21 kilometrelik kesimde çalışmalara devam ediyoruz, 5 bin 300 metrelik kesimi tamamladık. Proje bünyesinde bağlantı yolunun devlet yolu ile kesiştiği kesimde farklı seviyeli kavşak da teşkil edeceğiz.
Bu kavşak aynı zamanda deprem konutlarının karşısında bulunan Malatya OSB’ye de hizmet edecek. 31 Mayıs 2024 itibarıyla yani bu ayın sonunda inşallah 9,3 kilometrelik kesimi içme suyu, atık su, yağmur suyu ve elektrik gibi altyapı tesisleriyle birlikte bitirmeyi hedefliyoruz. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun.”
Malatya Havalimanı mevcut terminal binasının iyileştirmelerle kapasitesinin bir milyon 200 bin yolcuya çıkarıldığını hatırlatan Uraloğlu, yeni bir terminal binası ve tamamlayıcı yapıların inşasının ise başlatıldığını vurguladı.
Uraloğlu, proje tamamlandığında Malatya Havalimanı’nın 8 bin 814 metrekare olan iç ve dış hatlar terminal binasının büyüklüğünün 26 bin 765 metrekareye yükseltileceğini belirterek, yolcu kapasitesinin ise 2 buçuk milyona çıkarılmasının öngörüldüğünü söyledi.
“TURİSTİK DİYARBAKIR EKSPRESİ”
Malatya’nın demir yolu kapasitesine de dikkati çeken Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Malatya-Narlı arasının da çift hatlı hale getirilmesi ile birlikte kuzey-güney aksındaki yüklerin demir yolu ile taşınmasında kapasite artışı olacak. Ayrıca burada yeri gelmişken demir yollarıyla ilgili yeni bir gelişmeden de bahsetmek istiyorum.
19 Nisan’da aynı Turistik Doğu Ekspresi gibi Turistik Diyarbakır Ekspresi seferlerini başlattık. Bu trenimiz Ankara-Diyarbakır seferinde Malatya’da 3 saat durarak yolcuların Malatya’yı gezmesine imkan sağlıyor.
180 kişi kapasiteli bu trenimiz 14 Haziran’a kadar her cumartesi sabahı Malatya’ya uğrayacak ve şehrimizin, Turgut Özal Anı Evi, Fotoğraf Makinesi Müzesi, Radyo Gramofon Müzesi ve Buğday Müzesi gibi önemli turistik merkezlerini gezerek ticari faaliyetlerin artmasına vesile olacak.”
Abdulkadir Uraloğlu, Malatya’da kamu hizmetlerinin yürütülmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Bakan Uraloğlu, daha sonra şantiyede işçilerle fotoğraf çektirdi.
Öte yandan Uraloğlu, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i de ziyaret etti. Gazetecilerin girişte görüntü almasının ardından ziyaret basına kapalı sürdü.
Baharla beraber değişmeye başlayan gece-gündüz süreleri ve iklim şartları ile beraber vücudumuzun yeni oluşan şartlara uyum sağlamaya çalıştığını anlatan Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, ‘bahar yorgunluğu’ olarak tanımlanan bu dönemde yaşanması muhtemel fiziksel ve psikolojik değişimlerle baş edebilmek için yapılabilecekleri şöyle sıraladı:
“UYKU DÜZENİNİZE ÖZEN GÖSTERİN”
Sadece bedenimizin değil zihnimizin de dinlendiği en önemli zaman dilimi olan uyku, genel sağlığımız için önemli bir ihtiyaç olarak biliniyor. Uykusuzluk ve düzensiz uyku kendinizi yorgun hissetmenize yol açarken düzenli uyku saatleri ise gün içerisinde daha dinç hissetmenize yardımcı olacaktır. Bu nedenle yatma ve kalma saatlerinizi düzenleyerek geceleri 6-8 saat uyumaya çalışın.
BESLENMENİZE DİKKAT EDİN
Güne başlarken Akdeniz tipi olarak da adlandırılan ve yumurta, zeytin, beyaz peynir, domates, bol yeşillik ve salatalık gibi besinlerden oluşan kahvaltınızı ihmal etmeyin. Doğal yollardan C vitamini almaya özen gösterin. Bunun yanı sıra gün içerisinde susamayı beklemeden en az 2 buçuk ila 3 litre su tüketin, kafein tüketiminizi ise sınırlandırın.
GÜNE GEVŞEME HAREKETLERİ İLE BAŞLAYIN
Kış aylarında kısmen hareketsiz kalan vücudunuza esneklik kazandırmak için yoga ve pilates en ideal tercihler arasında geliyor. Bunun için özellikle sabah güneşinden faydalanarak yapacağınız esneme ve gevşeme hareketleri vücudunuzun güne zinde başlamasını sağlarken aynı zamanda kışın yoksun kaldığınız D vitamini almanıza da yardımcı olacaktır.
AÇIK HAVADAN FAYDALANIN
Egzersiz yapmanın belki en keyifli yollarından biri de açık havada bahçe ve tamirat gibi işlerle uğraşmak. Yapılan bazı araştırmalar bahçede ortalama bir saat çalışmanın 5-6 kilometre yol yürümeye eşdeğer olduğuna işaret ediyor. Açık havada yapılan bu tarz işler, vücuda esneklik ve direnç kazandırırken aynı zamanda gerginlik ve kaygıyı azaltarak psikolojik olarak da bireye fayda sağlıyor.

YÜRÜYÜŞ YAPMAYI İHMAL ETMEYİN
Kendi kendinize yapabileceğiniz en faydalı aktivitelerden biri yürüyüş. Bu nedenle vücudunuzun kaybettiği tempoyu tekrar kazanmak için kış aylarında soğuk ve yağışlı havalar nedeniyle ara verilen yürüyüşlere tekrar başlamanın tam zamanı diyebiliriz. Haftanın en az 5 günü, orta ve hızlı tempo ile yaklaşık 45 dakika yapılacak yürüyüşler, hem kalp-damar sağlığınızı koruyacak hem kan şekerinizi dengede tutmanızı sağlayacak hem de yaza fit girmenize yardım edecektir. Ancak tempolu yürüyüşe başlamadan önce herhangi bir sakatlık sorunu yaşamamak için 5 dakikalık ısınma ve hafif esneme-germe egzersizleri yapmaya da özen gösterin.
HAFTA SONU ŞEHİRDEN UZAKLAŞIN
Bahar yorgunluğu, yoğun çalışma temposu ile birleştiğinde iyice çekilmez bir hal alıyor. Bu durumu aşmanın yollarından biri de kısa bir tatile çıkmak veya kamp yapmak. Bunun için hafta sonuna özel aileniz veya arkadaşlarınız ile birlikte 2 günlük bir tatil planlayın ama bu tatile iş götürmeyin. Bu süre zarfında ise sadece miskin bir şekilde yatmak yerine, gittiğiniz yerde görülecek ne varsa yürüyerek ya da bisiklet kiralayarak keşfetmeye çalışın. Bu şekilde hem kendinizi daha dinç hissedecek hem de kalp-damar sağlığınıza fayda sağlamış olacaksınız.”
]]>Asya ve Avrupa yakalarını birbirine bağlayan bu hat, her gün katettiği 72 kilometre uzunluğuyla, kentin en uzun hatları arasında yer alıyor. Zeytinburnu’ndan hareket edildiğinde kentin 39 ilçesinin 12’sinden, Tuzla’dan binildiğinde ise 13 ilçeden geçen hatta 79 durak bulunuyor. Sefer uzunluğu trafik durumuna göre değişen hat, ortalama 2 saat 50 dakika sürüyor. Sefer aralığı yolcuların yoğun kullandığı saatlere göre belirlenen ve çift biletle seyahat edilebilen hatta kullanımın pik yaptığı saatlerde her 3 dakikada bir sefer gerçekleştiriliyor. Günlük 437 sefer yapan 500T, yaklaşık olarak 45 bin kişinin ulaşımını sağlıyor.

Tuzla’da “500T Dinlenme Tesisleri” var
İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren 500T, Şifa Mahallesi’nden ilk seferini 04.20’de son seferini 23.30’da gerçekleştirirken, Cevizlibağ’dan 05.20’de başladığı seferini 00.00’da bitiriyor. Ayrıca, otobüsün Tuzla’daki son durağında şoförler için “500T Dinlenme Tesisleri” bulunuyor. Burada, çay ocağı, mescit ve berber gibi alanlar da yer alıyor. Hattın şoförleri, sefer süreleri arasındaki mola saatlerinde tesiste dinlenip, vakit geçirebiliyor.

Sosyal medyada çok konuşulanlar arasında
İşe, okula ya da evlerine gitmek için bu hattı kullananlar, uzun seyahat süresi nedeniyle, vakit geçirmek için çeşitli aktiviteler yapıyor. Bir kısım yolcular, sosyal medyaya hesaplarına bakarak vakit geçirmeyi tercih ederken, bazıları dizi ya da film izliyor. Uyumak, kitap okumak ve geçilen yolları izlemek de vakit geçirmek için tercih edilen yöntemler arasında.
Zaman zaman sosyal medyanın çok konuşulanları arasına giren ve hakkında çeşitli espriler yapılan hat ayrıca, dizi ve filmlerde repliklere de konu oluyor.
“Güneşi batırmayan tek hat diyebiliriz”
AA muhabirine açıklamalarda bulunan 500T şoförü Kerem Temur, bu hattın Türkiye’nin en uzun ve tercih edilen hattı olduğunu belirterek, “Tabiri caizse üzerinde güneşi batırmayan tek hat diyebiliriz.” dedi.
Birçok insanla karşılaştıklarını anlatan Temur, 500T’yi sevdiğini ve bu hatla ilgili unutamadığı bir anısı da olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Bir gün Kartal durağında, kapılarımı kapatmak için aynaya yöneldiğimde bir şey fark ettim. Beyefendinin birinin rahatsızlandığını fark ettim ama sesini bile çıkartamıyordu adam. Bundan dolayı sağa çektim, ambulansı aradım. Adam kalp krizi geçiriyormuş. Bana bunu nasıl öğrendin diye sorarsanız, adam daha sonradan beni buldu, teşekkür etti ve adamla çok güzel dostluğumuz başladı. Hiç unutamadığım olaylarımdan biri budur.”
İstanbul trafiğinde insanın ister istemez yorulduğuna dikkati çeken Temur, “Ama işimi severek yaptığımdan dolayı ağır gelmiyor. Zaten çok uzun bir süreç içerisinde bu hatta çalıştığımdan da rahatım. İşimi severek yapıyorum. Artık alıştık. 2005’te biletçilik yapmaya başladım, 2012’de sürücü belgemi aldım. Sonra direksiyonuma çıktım. Alışkınım ben bu işe, severek yapıyorum bu işi.” diye konuştu.

“Okula gidip geliyorum”
Bu hattı neredeyse her gün kullandığını, çünkü okula gidip geldiğini ifade eden Emine Nur Ateş, Cevizlibağ ile Kavacık Köprüsü arasında seyahat ettiğini aktardı.
Ateş, yol süresinin trafiğe göre değiştiğini, yolunun 40 dakika ila bir saat arası sürdüğünü ifade etti.
İlk duraktan bindiği için otobüste oturabildiğini dile getiren Ateş, müzik dinlendiğini, dizi izlediğini, bu süreçte yapılabilecek birçok şey olduğunu söyledi.
“Bursa’ya çok rahat gidebilirdim”
Haftanın 2-3 günü 500T’yi kullandığını ifade eden Sezgin Demir, sabah trafiğinde kullanmayı tercih etmediğini belirterek, “Otobüs, metro, metrobüs yapmak zorunda kalıyorum. Çünkü çok fazla trafik olduğu için Topkapı-Tuzla arasında yol gidiyorum. Hemen hemen ilk duraktan son durak gibi bir şey oluyor. Trafiğe bağlı değişiyor ama 5,5 saatte gittiğim de oldu. Trafiğe bir takıldık, o gün de maç varmış, her taraf kilit. Bursa’ya çok rahat gidebilirdim.” diye konuştu.
Demir, yol süresinde can sıkıntısı yaşadığını, şarjının yettiği sürece müzik dinlediğini ifade ederek, “Bu konuda yetkililer tedbir alırsa iyi olur. En azından özel, yan bir yol olursa… E5’te ona göre yol ayarlaması yapılırsa seviniriz. Yapılırsa çok iyi olur vatandaş açısından.” diye konuştu.
Ece Hanadova ise, bu hatla Kavacık’tan Kozyatağı’na gittiğini, yolun trafik olması halinde bir saat sürebildiğini söyledi. Bu süreci müzik ve kitapla geçirdiğini anlatan Hanadova, otobüsün kalabalık olmaması halinde sıkıntı yaşamadığını aktardı.
Uraloğlu, karayollarında yapılan yüksek standartlı yollarla Türkiye’nin dört bir yanında konforlu ve güvenli ulaşımı sağladıklarının altını çizerek, “Ülkemizin doğusundan batısına kuzeyinden güneyine yüksek standartlı bölünmüş yollarla bağladık. Vatandaşlarımız artık yolculuklarında karayolunu da tercih ediyor.” diye konuştu.
“TRAFİK HACİMLERİ METROPOL GEÇİŞLERİNDE ARTIYOR”
Ülke genelinde Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki yol ağında gerçekleştirilen ölçümlerde trafik hacimlerinin metropol geçişlerinde ve Karadeniz Sahil Yolu gibi bölgesel hizmet veren akslarda artış görüldüğünün altını çizen Bakan Uraloğlu, “En çok trafik hacmi Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde oluştu. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde trafik hacmi 240 bin, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde ise 190 bin oldu. İstanbul-Tekirdağ Devlet Yolu’nun bazı kesimlerinde Yıllık Ortalama Günlük Trafik (YOGT) miktarı 100 bini aştı. İstanbul-Kocaeli Devlet Yolu’nun çeşitli noktalarında 70 bini aşmaktadır. İstanbul Havalimanı’na bağlantı sağlayan yol kesiminde ise trafik 100 bini geçti” ifadelerini kullandı.
“Ankara havalimanı güzergahını kullanan araç sayısı günde 70 bini buldu”ıllık Ortalama Günlük Trafik miktarlarının yüksek olduğu kesimlere dair açıklamalar yapan Bakan Uraloğlu, “İzmir şehir merkezindeki KGM sorumluluğundaki bazı kesimlerde trafiğin 70 binin üzerine çıktı. Konya şehir geçişindeki kesimlerde trafik 100 bini aşıyor. Ankara-Sincan-Yenikent güzergahındaki bazı kesimlerde 100 binin üzerine çıktı. Ankara Havalimanı’na erişim sağlayan güzergahta bazı kesimlerde ise günlük araç sayısı 70 bini aştı. Ankara-Gölbaşı arasında da her gün 80 bin araç seyahat etti. Ankara’yı Polatlı tarafına bağlayan Ankara-Temelli Yolu’nu da her gün 60 binin üzerinde araç kullandı” şeklinde konuştu. Uraloğlu, Ankara’nın şehir içi trafiğini rahatlatan önemli yollardan biri olan Eskişehir Çevre Yolu’nda da trafik hacminin günlük 70 binin üzerinde olduğunu vurguladı.
“KARADENİZ SAHİL YOLU GÜNDE 90 BİN ARAÇ TRAFİĞİ ALIYOR”
Bakan Uraloğlu, Gaziantep için büyük öneme sahip Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ne ulaşım sağlayan yol kesiminde ise günlü trafiğin 70 bini geçtiğini kaydetti. Samsun’da ise Samsun Çevre Yolu’nun önemli oranda trafik alan yollardın bir diğeri olduğunu kaydederek Çevre Yolu’nun her gün 60 bin araç tarafından kullanıldığını kaydetti. Uraloğlu, Karadeniz Sahil Yolu’nda ise en fazla yoğunlaşan kesimin Trabzon geçişi olduğunu vurgulayarak trafik hacminin 90 bine ulaştığını aktardı.
“TÜRKİYE’NİN YOLUNU AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Bakan Uraloğlu, yüksek trafik alan yollardan biri olan Antalya-Alanya Yolu’nda da günlük araç hacminin 90 bini bulduğunu kaydederek Bursa-Karacabey Yolu’nda 70 bin sınırının da aşıldığını kaydetti. Uraloğlu şözlerini şöyle sürdürdü:
“Otoyol kesimlerinde; Çatalca-İzmit güzergahındaki çeşitli noktalarda 100 bin, Mahmutbey-Çamlıca güzergahında 100 bin, Kuzey Marmara Otoyolu’nda çeşitli noktalarda 90 bin, Ankara Çevre Yolu’nun bazı kesimlerinde 100 bin, Bursa Çevre Yolu’nun bazı kesimlerinde 100 bin, İzmir Çevre Yolu’nun bazı kesimlerinde 100 bin, Adana Çevre Yolu’ndaki çeşitli kesimlerde trafik hacminin 90 bine ulaştığı görülüyor. 2003 yılından bu yana ülke genelindeki trafik hacminin yüzde 195 artarak 154,5 milyar taşıt x km değerine ulaştı. Bu sayılar, bu yolları yaparak ne kadar yerinde bir karar verdiğimizin de en büyük kanıtıdır. Bizler hizmet için, vatandaşlarımızın konforu için yol yapmaya, Türkiye’nin yolunu açmaya devam edeceğiz.”
Uraloğlu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Abu Dabi şehrinden de Trabzon’a direkt uçuş talebi geldiğini, bunu da yakında başlatacaklarının müjdesini verdi. Bakan Uraloğlu, Bu kapsamda Trabzon’a uzun yıllar hizmet verecek Yeni Havalimanı Projesini de yatırım programına aldıklarını belirterek, “Yatırımlarımız bunlarla sınırlı değil, Trabzon Büyükşehir Belediyesi ile imzalanan protokol çerçevesinde Trabzon’a 31.9 kilometre uzunluğunda kent içi raylı sistemi de kazandıracağız.” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, MÜSİAD’ın katkılarıyla gerçekleşen Trabzon’dan Dünyaya Turizm Zirvesi toplantısına katıldı. Tarih, kültür ve nadide doğal güzelliklerin iç içe yaşadığı Türkiye’nin turizm olanakları açısından dünyanın turizm cennetlerinden biri olduğunun altını çizen Uraloğlu, “Binlerce yıl öncesine dayanan kadim tarihi, turkuaz mavisi denizleri, temiz kumsalları, yeşil ormanları, karlı dağları, yaylaları ve elbette eşsiz Türk mutfağına sahip olması bakımından da ayrıcalıklı bir ülkeyiz. Bu saydığım özelliklerin hepsi Trabzon’umuzda da mevcut. Karadeniz’iyle, başı dumanlı dağlarıyla, yemyeşil ormanlarıyla, doğa harikası yaylalarıyla, insanıyla Trabzon Türkiye’nin minyatürüdür, özüdür.” dedi.

“GEÇEN YIL 56.7 MİLYON ZİYARETÇİ İLE 54.3 MİLYAR DOLAR TURİZM GELİRİ ELDE EDİLDİ”
Trabzon’un her yerinin bir başka güzel olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, “Haldizen, Karester, Şolma, Mavura, Kadırga, Sisdağı, Hıdırnebi, Beypınarı, Haçka, Sultanmurat gibi başı dumanlı yaylaları, Sümela, Uzungöl, Aygır Gölü, Balıklı Göl, Altındere Vadisi Milli Parkı, Kayabaşı Tabiat Parkı, Çalköy Mağarası, Sera Gölü ve Değirmendere gibi eşsiz doğa harikalarıyla Allah-u Teala özene bezene yaratmış. Birçok vatandaşımızın, hatta başka ülkelerin resimlerde, televizyonlarda, mecmualarda gıptayla gördüğü manzaraları biz doyasıya yaşadık, yaşıyoruz hamdolsun. Ancak elbette sadece bu değerlere sahip olmak yetmiyor. Bu eşsiz kıymetleri ilk olarak en iyi şekilde korumak ardından da tüm dünyaya tanıtmak ve ziyaretçiler ile bir araya getirmek gerekiyor. Ülke olarak turizm sektörünün önemini ve gerçek manada merhum Cumhurbaşkanımız Sayın Turgut Özal’ın turizm için kullandığı “bacasız sanayi” ifadesi ile anlamaya başladık. Geçen yıl 56,7 milyon ziyaretçiyle 54,3 milyar dolar turizm geliri elde ettiğimizi düşünürsek bu ifadenin hiç de yersiz olmadığı görülüyor. Bu sadece turizm sektörünün başarısı değildir. Bu başarı aynı zamanda güvenlik politikalarımızın ve ulaştırma yatırımlarımızın bir tezahürüdür.” diye konuştu.
“Son 22 Yıla 100 Yıllık İşler Sığdırdık”
Türkiye’nin en ücra köşelerindeki turistik aktivitelerin yanı sıra, doğusundan batısına her bir ile güvenle ve konforla erişebildiğini belirten Uraloğlu, “Bu 22 yıllık AK Parti iktidarının istikrarlı yönetimi sayesindedir. Burada mütevazı olmayacağım: Sanayi, lojistik, haberleşme, tarım, kültür, sanat, spor birçok alana dokunduğumuz gibi turizmin bu noktaya gelmesinde de Bakanlığımızın büyük emeği vardır. Ülkemizin avantajlı coğrafi konumunun potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde son 22 yıla 100 yıllık işler sığdırdık. Ulaşım ve haberleşme altyapımıza 275 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. Bu cennet ülke öyle bir konuma sahip ki sadece 4 saatlik uçuş süresiyle Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarındaki 1,4 milyar insanın yaşadığı ve 8 trilyon 600 milyar dolar ticaret hacmi bulunan 67 ülkenin merkezinde bir konumda. Havacılıkta dünyada en hızlı gelişim gösteren ülkelerden biri haline geldik. Bakınız, 57 aktif havalimanımızdan 130 ülkedeki 346 noktaya ulaşabiliyoruz. 2002’de iç ve dış hatlarda seyahat eden yaklaşık 34,5 milyon olan yolcu sayımızı da 2023 yılında 214 milyonun üstüne taşıdık.” şeklinde konuştu.

“ÜLKEMİZİ YARIM ASIRLIK HAYALİMİZ OLAN YÜKSEK HIZLI TREN İLE TANIŞTIRDIK”
On yıllarca ihmal edilen Demiryollarına 2002 yılından bu yana 57 milyar dolar üstünde yatırım gerçekleştirdiklerinin altını çizen Bakan Uraloğlu, “10 bin 948 km olan hat uzunluğumuzu 13 bin 919 km’ye yükselttik. 2 bin 251 km hızlı tren hattı inşa ettik. Ülkemizi, yarım asırlık hayalimiz olan Yüksek Hızlı Tren işletmeciliği ile tanıştırdık ve Avrupa’da 6. Dünya’da 8. Hızlı tren işletmecisi yaptık. Denizcilik alanında da büyük bir başarı hikayemiz var. Cruise (Kurüz) turlarını kullanan nitelikli turistlerin uğrak noktası Türkiye olduysa bunda da Bakanlığımızın büyük emeği var. Son 22 yılda 152 olan uluslararası liman sayımızı 190’a çıkardık. Doğu Karadeniz Bölgesi, Avrupa ve Orta Asya’ya açılan Kafkasya koridoru üzerindeki konumu ile stratejik öneme sahiptir ve bölgedeki ülkeler için kombine taşımacılık zincirinin aktarma merkezi olacaktır.” dedi.
“BÖLÜNMÜŞ YOL AĞIMIZI 29 BİN 405 KİLOMETREYE ÇIKARDIK”
Karayollarının ulaşım yatırımlarının lokomotifi olduğunu vurgulayan Uraloğlu, 22 yıl önce bölünmüş yol ağının 6 bin 101 kilometre uzunluğunda ve sadece 6 ili birbirine bağladığını belirterek, “Bugün bölünmüş yol ağımızı toplam 29 bin 405 km’ye çıkardık ve 77 ilimizi bölünmüş yollarla bağladık. Bölünmüş yollarımızdaki hızımızı iki katından fazla yükselttik, seyahat süresini yarı yarıya azalttık. Bu sayede iş gücü ve akaryakıt tasarruflarıyla ülke ekonomisine katkı sağladık. Denizlerin ayırdığı kıtaları köprülerle birleştirdik. İnsanımızın yaşam standardı yükseldi, ulaşım alışkanlıkları değişti. Yollar aynı zamanda ticaret elçilerimiz oldu, ticaretin önündeki engelleri yollarla kaldırdık.” açıklamasında bulundu.

“TRABZON’DA 1 MİLYON 319 BİN 299 ZİYARETÇİ KONAKLADI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki tüm hükümetlerin her daim turizm sektörünün önemini bilmiş ve dünya turizm pastasından daha fazla pay alması için büyük çaba sarf ettiğini vurgulayan Uraloğlu, “Bugün de Trabzon’umuzun bu pastadan aldığı dilimi büyütmek için neler yapabiliriz diyerek bir beyin fırtınası gerçekleştirmek için bir aradayız. Bakın, 2023 yılında Trabzon’a gelen yerli ve yabancı turist sayısı 2022 yılına göre yüzde 38 artış gösterdi. Trabzon’da 706 bin 532 yabancı, 612 bin 767 de yerli turist olmak üzere 1 milyon 319 bin 299 ziyaretçi konakladı. Kente gelen turistler de yoğunluklu olarak; Uzungöl, Sümela Manastırı, Sera Gölü, Çal Mağarası, Şahinkaya, Boztepe, Ganita ve Ayasofya Camisi’ni ziyaret etti. Türkiye’nin önemli inanç merkezlerinden Sümela Manastırı’nı sadece geçen yıl 451 bin 453 turist gezdi. Eşsiz doğası, zengin tarih ve kültürel mirası ile Trabzon’un, turizm sezonunu sadece yaz aylarıyla sınırlamak yerine, yılın her dönemine yaymanın yollarını bulmalıyız.” şeklinde konuştu.
“ŞEHRİMİZİN TURİZM POTANSİYELİNİ VE ÇEKİCİLİĞİNİ DAHA GENİŞ KİTLELERE DUYURMALIYIZ”
Farklı kültürel etkinlikler, doğa turizmi aktiviteleri, gastronomik deneyimler ve daha birçok çeşitli turizm ürünü ile Trabzon her mevsim ziyaret edilebilir bir şehir olduğunun altını çizen Bakan Uraloğlu, “Şehrimizin turizm potansiyelini ve çekiciliğini daha geniş kitlelere duyurmak için çalışmalıyız. Burada eklemek istediğim bir önemli husus daha var, o da bizim kendi esnafımızın, taşımacımızın, turistik tesis işletmecilerimizin ve bu tesislerde çalışan arkadaşlarımızın, kamu görevlilerimizin daha doğrusu hepimizin turistlere karşı olan tutumu. Hem ülkemizin hem de Trabzon’umuzun turistlerin gözünde olumlu bir imajı olması açısından çok önemli.” ifadelerini kullandı.

“ABU DABİ – TRABZON DİREKT UÇUŞLARINI BAŞLATACAĞIZ”
Trabzon’a gelen yabancı turist sayılarındaki artışta Trabzon’un ulaşım ağının gelişmesinin ve özellikle havayolu ulaşımındaki gelişim payının çok büyük olduğunu belirten Uraloğlu, “Burada yeri gelmişken yeni bir müjdeyi daha sizinle paylaşmak istiyorum. 4 Haziran’da Trabzon ve Suudi Arabistan arasında direkt uçuşları başlatacağız. Yaz dönemi boyunca gerçekleşecek uçuşlarda Trabzon’dan direkt uçuşla hem Cidde’ye hem de Riyad’a seyahat mümkün olacak. 30 Eylül 2024 Pazartesi gününe kadar sürecek. Trabzon’dan Cidde ve Riyad’a karşılıklı haftada 5 sefer yapılacak. Bu seferler ile hem Trabzon turizmi ve ekonomisi gelişecek hem de hac ibadeti ve umre seyahatlerini gerçekleştirecek vatandaşlarımız için de büyük bir kolaylık olacak. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nin Abu Dabi’den Trabzon’a uçuş talebi var. Bunu da başlatacağız inşallah.” şeklinde konuştu.

“TRABZON’UN BÖLÜNMÜŞ YOL UZUNLUĞUNU 242 KİLOMETREYE ÇIKARDIK”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Trabzon’daki çalışmaların sadece bunlarla sınırlı olmadığını belirten Uraloğlu, Son 22 yılda Trabzon’un ulaşım ve iletişim altyapısına 147 milyar lira üstünde yatırım gerçekleştirdiklerini söyledi. Ulaşım altyapısı çok gelişmiş bir Trabzon olduğunu belirten Uraloğlu, “Trabzon’un 2003’e kadar sadece 56 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 242 kilometreye kadar çıkardık. Yollarının 89 kilometresi BSK kaplamalıydı 497 kilometreye yükselttik. Uzungöl Turizm Merkezi Yolu, Of-Çaykara Yolu Maçka-Karahava Arası Yolu gibi önemli karayolu projelerini hizmete verdik. Karadeniz sahil yolundan tutun Tanjant yoluna birçok iş yaptık. Trabzon’u Gümüşhane üzerinden Bayburt, Aşkale ve Erzurum’a bağlayan 14,5 km uzunluğunda Yeni Zigana Tüneli’ni çift tüplü olarak inşa ettik. Kanuni Bulvarı Yolu çalışmalarımız kapsamında Akyazı Tüneli, Beşirli Tüneli, Bahçecik Tüneli ve son olarak Boztepe Tüneli’ni açtık. Kanuni Bulvarı Projemizin son aşamasına doğru ilerliyoruz. Bir diğer önemli karayolu projemiz de Trabzon’umuzun şehir içi ve transit trafiğini düzenlemek için inşa ettiğimiz Güney Çevre Yolu projesidir. Üç Kısım halinde hayata geçireceğimiz çevre yolunun ilk etabının çalışmalarını hızlandırdık; onu da hızlıca bitireceğiz.” dedi.
Geçen hafta Trabzon Büyükşehir Belediyesi ile Trabzon Hafif Raylı Sistemi’ni hayata geçirecek protokolü de imzaladıklarını belirten Uraloğlu, “Trabzon’umuza 31,9 kilometre uzunluğunda kent içi raylı sistemi de kazandıracağız. Trabzon Havalimanımızın genişletme çalışmalarına da başladık. Yeni Havalimanı projesini de yatırım programına aldık. 3 bin 240 metre uzunluğunda ve 45 metre genişliğinde pist inşa ederek geniş gövdeli uçakların da inebileceği bir havalimanına kavuşacağız, yılda 15 milyon yolcuyu ağırlayabileceğiz.
Tamamlandığında Trabzon’a uzun yıllar hizmet edecek kıymetli bir eser olacak. Canı gönülden inanıyorum ki bu yatırımlar hayata geçtiğinde Trabzon’umuz sadece turizm alanında değil her alanda büyük bir sıçrayış yaşayacaktır.” şeklinde konuştu.
]]>KÜRESEL ISINMAYLA EKOLOJİK YAPI DEĞİŞTİ
Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Akın Temizer, küresel ısınma ve ekolojik yapının değiştiğini, bu sebeple yılan popülasyonunun arttığını söyledi. Temizer “İklim değişikliğinden dolayı yılanların sayılarında bir artış yaşanıyor. Küresel ısınma ve ekolojik yapının değişmesinden dolayı yılan popülasyonunda yükselme oluyor. İlkbahar ayı doğum ayıdır. Çok tedirgin olacak bir durum yok. Özellikle köylerde ve tarlalarda çalışan insanların dikkat etmesi gerekiyor ve tedbirleri alması gerekiyor” dedi.

YILAN TARAFINDAN TELEF OLAN HAYVAN TÜKETİLMEMELİ
Veteriner hekim Serdar Çakar “Havaların ısınması ile yılanlar yeryüzüne çıkıyor. Yumurtlama döneminde oldukları için şu sıralar normal döneme göre daha agresif oluyorlar. Şayet bir yılan ile karşılaşırsanız ani hareketlerden kaçının, üstüne gitmeyin, ya da yakalamaya çalışmayın” dedi.
Yalnızca insanlarda değil besi hayvanlarının da yılan sokmalarından etkilendiğini söyleyen Çakar “Özellikle Anadolu’da sık yaşanan bir durum. Meralar ve kümeslere girerek hayvanları telef ediyorlar. Şayet zehirli bir yılan tarafından bir hayvan telef olmuşsa, kesinlikle tüketilmemeli” dedi.

YILAN SOKMASI DURUMUNDA NELER YAPILMALI?
Zehirli bir yılan tarafından ısırılan kişi, öncelikle sakinleştirilmelidir. Hastanın minimum seviyede hareket etmesi, zehrin damarlarda ya da lenf yollarında daha yavaş hareket etmesine neden olacaktır. Bununla birlikte sabit ve sakin durumda tıbbi yardımın beklenmesi, hastanın nefes alışverişinin düzenli olması ve şoka girmemesi açısından da katkı sağlamaktadır. Tıbbi yardım gelene kadar yara üzerinden ve turnike uygulanmadan ısırılan bölgeye baskı uygulanması, dolaşımı engellemeden zehrin daha yavaş hareket etmesini sağlayacaktır.

ZEHRİN EMEREK BOŞALTILMASI YANLIŞ YÖNTEM
Yılanın ısırdığı yer vücudun neresinde olursa olsun kesinlikle zehrin emerek boşaltılmaması gerekir. İlk yarım saat içinde emme harici mekanik bir yolla boşaltılan zehir, vücuda verilen hasarın azaltılmasına da yardımcı olacaktır. Bu şekilde bir müdahale, zehri emen kişinin ağız yoluyla zehirlenmesine yol açabileceği gibi, oldukça tehlikeli bir uygulamadır.

İLK OLARAK ISLAK VE TEMİZ BEZLE SİLİNMELİ
Isırılan yer temiz ve ıslak bir bezle öncelikle silinmeli ve ısırılan yer kalp hizasına gelecek şekilde hareket ettirilmeden sabit tutulmalıdır. Isırığın olduğu yerde yüzük, küpe, bileklik gibi takılar varsa hemen çıkarılmalıdır. Yaralı bölgede oluşabilecek ödem ve şişme, bu takıların daha sonra çıkarılmasını zorlaştırabilir. Bütün bu yılan sokması ilk yardım müdahaleleri yapılır yapılmaz, en yakın sağlık kuruluşuna en hızlı biçimde hastanın nakli gerekmektedir.

HASTANEDE PANZEHİR TEDAVİSİ UYGULANIYOR
Yılan sokması tedavisi için acilen bir sağlık kuruluşuna yetiştirilen hastaya, öncelikli olarak hemogram ve biyokimyasal parametrelerin gözlenebileceği bir dizi test uygulanır. Trombositopeni, akciğer grafisi, elektrokardiografik değerlendirmeleri de mutlaka acilen yapılmalıdır. Yılan panzehri olarak da bilinen antivenom, uzman doktor tarafından yılanın zehir türüne uygun dozda kalçadan ya da damardan enjekte edilir. Zehirsiz olduğu bilinen yılın ısırmalarında dahi 8 saat hastanın gözlem altında tutulması gerekmektedir.

YILANIN ISIRDIĞI YAŞLI KADIN HAYATINI KAYBETTİ
Osmaniye’nin Düziçi ilçesinin Gümüş köyünde inek otlatırken yılan sokması sonucu yaralanan ve kendi imkânlarıyla ana yola çıkarak çevredeki vatandaşların yardımıyla hastaneye kaldırılan yedi çocuk annesi Cennet İnci (60), hastanede kurtarılamayarak vefat etti. Yaşlı kadının cenazesi, otopsinin ardından götürüldüğü köyünde toprağa verildi. Hayatını kaybeden Cennet İnci’nin oğlunu da aynı bölgede yılan soktuğu ve bir aylık tedavi gördükten sonra sağlığına kavuştuğu öğrenildi.

YILAN MARKET VE EVE GİRDİ
Artvin’in Yusufeli ilçesinde markete girmeye çalışan yılan ihbar üzerine gelen itfaiye ekipleri tarafından özel bir aparatla yakalandı. Zehirli olduğu belirtilen yaklaşık bir metre uzunluğundaki engerek cinsi yılan ekipler tarafından yerleşim yerine uzak bir alanda tabiata bırakıldı. Artvin’de yaşanan yılan paniğinin bir benzeri de Şanlıurfa’da yaşandı. Haliliye ilçesine bağlı Ahmet Yesevi Mahallesi’nde de bir evin mutfağına giren yılan itfaiye ekiplerinin uzun çabaları neticesinde yakalandı.

26 Nisan 2023’te hizmete açılan ve 27 Nisan’da ilk yolcu taşımasına başlayan Ankara-Sivas YHT Hattı’nı kullanarak, bir yılda 276 bin kişi Yozgat’a geliş gidiş yaptı.
Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, Yozgat-Ankara arasında yolculuk süresinin hızlı trenle 1 saat 26 dakikaya düştüğünü söyledi.
Hattın hizmete açılışının birinci yılını doldurduğunu ifade eden Özkan, “Sayın Bakanımızla birlikte Sorgun ve Akdağmadeni istasyonlarının açılışı yapıldı. Yine Yerköy istasyonunun açılış hazırlıkları da devam ediyor. İnşallah haziran ayı içerisinde Yerköy istasyonumuz da devreye girdiğinde inanıyorum ki yolcu sayısı gidiş geliş 500 bine ulaşacak. Yozgat tamamen bir ticaret ve turizm kenti haline dönüşecek.” dedi.
Özkan, yakın zamanda İstanbul seferlerine de başlanacağını, bu süreçte hem Yozgat’la gönül bağı olan insanlar hem de Yozgatlı olup İstanbul’da, Ankara’da bulunan insanlar için bir fırsat oluşacağını anlatarak, “İnşallah ulaşım imkanlarıyla birlikte Yozgat’ımız 8 il olan komşuluğuyla aynı zamanda gönüllerin kesiştiği bir nokta haline gelecek. Hayalimizde kültür turizmiyle, doğa turizmiyle, ticaret turizmiyle yoluna devam eden bir Yozgat var. İnşallah bu güzelliklerle birlikte yol almaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

HIZLI TREN YOZGAT’TA DOĞA VE KAPLICA TURIZMINE KATKI SAĞLAYACAK
Seyahat kolaylığı sayesinde Çamlık Milli Parkı’na, Sorgun’daki kaplıcalara ilginin daha da artacağına inandığını dile getiren Özkan, şunları kaydetti:
“Bunun yanı sıra Kazankaya Kanyonu ile Çekerek, Akdağmadeni ve Sarıkaya, buradaki kültürel varlıklarımıza ayrı güzellik ve ulaşılabilirlik katacak. İnşallah Yozgat, hızlı trenle gelecekte hayallerimizde bir turizm kenti olarak göz önüne çıkacak. Bir hedefimiz de biz burayı bir ticaret kenti haline dönüştürmek istiyoruz. İl genelinde bir ticaret turizm alanı oluşturmak istiyoruz.
Bir yanda hızlı tren, bir yanda 2025 yılında inşallah faaliyete geçecek olan havaalanımız, iş insanlarımız, yatırımcılarımız açısından da bir avantaj oluşturacak. Yozgat’ımızı bir doğa, kültür, kaplıca ve ticaret, turizm merkezi olarak gelecekte hedefliyor ve hayallerimizi bunun üzerine kuruyoruz.
Ben bu vesileyle emeği geçen bütün arkadaşlarımıza, destek olan bütün insanımıza, milletvekillerimize, bakanlarımıza ve himayelerinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum.”

“HIZLI TREN, ÜNİVERSİTEMİZİN GELİŞMESİ AÇISINDAN DA OLDUKÇA ÖNEMLİ”
YHT’yi açılışından itibaren sürekli kullanan Bozok Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Çiğdem Kader de kendisi gibi pek çok öğretim üyesi ve öğrencilerin hızlı treni tercih ettiğini söyledi.
Daha önce Ankara’ya otobüsle seyahat ettiğini anlatan Kader, şu değerlendirmede bulundu:
“Hızlı tren, üniversitemizin gelişmesi açısından da oldukça önemli. Gayet memnunuz. Öğretim üyeleri, öğrenciler, herkes rahatlıkla kullanıyor ve tercih ediyor. Hemen her sefer benim gözlemlediğim dolu olarak gerçekleşiyor. Hiç boş yer olmuyor. Yozgat’ın gelişimine büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Ben her hafta cuma ve pazartesi günleri kullanıyorum. Üniversitemizin gelişimi açısından, ilde bulunan diğer kamu kuruluşlarında çalışan pek çok memur arkadaşımız açısından oldukça olumlu bir gelişme.”
SON YOLCULUĞUNA UĞURLANIYOR
Dursun Ali Taşcı, Üsküdar İlahiyat Camisi’nde cuma namazı sonrası kılınacak cenaze namazının ardından memleketi Rize’nin Pazar ilçesinde son yolculuğuna uğurlanacak.

TYB’DEN AÇIKLAMA: BAŞIMIZ SAĞOLSUN
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul şubesinden Yazar Dursun Ali Taşçı’nın vefatına ilişkin taziye mesajı yayımlandı.
Mesajda, ”Değerli Ağabeyimiz Yönetim Kurulu üyemiz Eğitimci Yazar Dursun Ali Taşçı Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Mekanı cennet, menzili mübarek olsun inşallah. Başımız sağ olsun.” ifadeleri yer aldı.

MAHMUT BIYIKLI: DOSTUMUZ, GÖNÜL VE KÜLTÜR ADAMI…
TYB İstanbul Şube Başkanı, Haber7 Yazarı Mahmut Bıyıklı da sosyal medya hesabından taziye mesajı paylaştı.
Bıyıklı açıklamasında, ”Değerli ağabeyimiz dostumuz gönül ve kültür adamı Dursun Ali Taşçı Hakk’a yürüdü. Mekânı cennet, makamı âlî, rûhu ilâ yevm’el kıyâme şâd ü handân olsun İnşallah.” ifadelerine yer verdi.
DURSUN ALİ HOCAYI ANLATTI: “İYİ BİR MÜMİNDİ”
Mahmut Bıyıklı, ‘Yol arkadaşım’ diyerek bahsettiği D.Ali Taşçı’yı şöyle anlattı;
“Dursun Ali Taşcı Hoca, bu uğurda bir çok genç yetiştiren önemli bir büyüğümüzdü. Kendisi eğitimci olmakla birlikte aynı zamanda eli kalem tutan bir münevverdi. Çok kıymetli eserler kaleme aldı. Haber7.com’da, günlük gazetelerde çok kıymetli makaleler kaleme aldı ve önemli konuları gündeme getirdi. Dursun Ali Hocamız iyi bir mümindi. İnancı uğruna beden ödeyen insanlardan biriydi. Gerek gurbet hayatında gerekse Anadolu’da birçok önemli vakıf faaliyetinde önde duran isimlerden biriydi.
Bugün çok güzel bir insanı kaybettik. Memleket sevgisiyle dolu, inanç yüklü, kalbi ümmet için çarpan bir değerimizdi. Dursun Ali Hocamız hep ideal bir maarifin rüyasını görmek istiyordu. Bu konuda fikirler üretiyordu, önerilerde bulunuyordu. Bu toprağın çocuklarının bu toprağın ruhuna uygun yetiştirilmesi için çaba gösteriyordu. Bu konudaki eksikliklere dertleniyordu, kafa yoruyordu. ‘Neden bu ülkenin temel değerlerine düşman nesiller yetişir’ diye uykuları kaçıyordu. Eğitim dünyasında okulları dolaşarak şehir şehir giderek hiçbir karşılık beklemeden gençlere davasını anlatıyordu. Onun davası da derdi de Müslümanların bu topraklardaki varlığının güçlü olması, seslerinin yüksek çıkmasıydı. Bu uğurda bir ömür sürdü.
Yakın zamanda maalesef hastalığına teşhis kondu. Ameliyattan sonra yeniden yapacağı programları planlarken Rabbimiz onu yanına aldı. İnşallah Efendimiz’e komşu olsun. Biz onu iyi bilirdik. Biz ondan razıyız. Senelerdir Türkiye Yazarlar Birliği’nin Yönetim Kurulu’nda yer aldı. Hangi görev kendisine verilse vazife şuuruyla kendisine verilen görevleri yerine getirirdi. Birçok yoksul arkadaşımıza imtihanı var olan arkadaşımıza yardımda bulunduğuna şahitlik ettik. Biz bugün bir yol arkadaşımızı, dava arkadaşımızı kaybettik. O bizim ağabeyimizdi ama aramızda yaş farkı yokmuşçasına beraber yürür, beraber sohbetler ederdik. Kendisi ile çok güzel bir hukuk oluşturmuştuk. Yol arkadaşlığı kaliteliydi. Onu çok özleyeceğiz, onun çok boşluğunu hissedeceğiz. Hayırlı evlatlar, hayırlı eserler bıraktı. Bu nedenle amel defteri ebediyen açık kalacaktır buna inanıyoruz.”
HABER7’DEKİ SON YAZISI
Yazarımız Dursun Ali Taşçı, bir süredir sağlık sorunları yaşadığı için yazılarına ara vermişti.
İşte Taşçı’nın Zihin zehri: “Bana ne!” başlıklı yazısı
DURSUN ALİ TAŞÇI KİMDİR?
Dursun Ali TAŞÇI 1955 yılında Rize, Pazar’da doğdu. Türkçe / Edebiyat öğretmeni ,1989 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Fransa’da Türkçe öğretmeni olarak görevlendirildi ve orada altı yıl kaldı. Öğretmenlik mesleğinin yanında bir süre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olarak İl Müdürlüğü görevinde bulundu.

Yazarlık hayatı okul yıllarında başladı. İlk yazısı, 1974 yılında bir ulusal gazete köşesinde yayınlandı. Edebiyat, sanat, eğitim ve düşünce yazıları yazdı. Ulusal bir gazete ve haber7.com’da köşe yazarlığı yaptı. Fıtratın Aşk Çağrısı ve Uygarlığa Aşkla Direnmek adlı kitapları vardır.
Evli ve üç çocuk babasıdır.

2002 yılı sonunda bölünmüş yol seferberliğiyle önemli mesafeler kat ettiklerini belirten Uraloğlu, “Bölünmüş yol ağımız 22 yıl önce 6 bin 101 km uzunluğunda ve sadece 6 ilimizi birbirine bağlıyordu. Bugün bölünmüş yol ağımız toplam 29 bin 405 km’ye çıktı, 77 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlandı.” şeklinde konuştu. Uraloğlu, Kamu harcamalarında tasarruf ilkesini gözden kaçırmayacaklarını belirterek, “Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kamu kaynaklarının efektif kullanımı konusunda azami dikkati göstermenizi özellikle istirham ediyorum.” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü 74. Bölge Müdürleri toplantısında konuştu. Karayolları Bölge Müdürleri Toplantılarının yol haritası belirlemede bir Karayolculuk geleneği olduğunun altını çizen Uraloğlu, “Tam 34 yıl kesintisiz olarak hizmet verdiğim Karayolları Teşkilatının bu toplantılarına daha önce bölge müdürü ve genel müdür olarak katılmıştım. Bu toplantılarda ilk kez bakan olarak yer alıyorum. Bugün sizlerle yine aynı heyecanı, aynı idealleri paylaşıyorum. Bir karayolcu olarak aranızda bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum.” dedi.
Karayolları Genel Müdürlüğünün, her mensubunun daima işini daha iyi yapmanın, geleceğin ihtiyaçlarını planlayarak yüksek hizmet standardını getirmenin gayreti içerisinde olduğunun altını çizen Uraloğlu, “Karayolu yatırımlarıyla her bölgenin erişim ağını yükselterek rekabetçi bir konuma gelmesinde de kaldıraç görevi görmüştür. Bu noktada Bölge Müdürleri Toplantıları da bizlere; birbirimizle olan bağlarımızı güçlendirmek, deneyimlerimizi paylaşmak ve Karayolları Teşkilatımızın hedeflerini belirlemek adına çok önemli bir fırsat sunuyor. Sizler de çok iyi biliyorsunuz ki coğrafi konumu itibarıyla stratejik öneme sahip ülkemizin; uluslararası alanda siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel yönden avantajlarını koruması ve ona göre stratejiler oluşturması şarttır.” diye konuştu.
“22 YILLIK ESER VE HIZMET SIYASETIMIZIN LOKOMOTIFI OLDU”
Güçlü bir toplumun en temel ihtiyacı olan ulaşım altyapısının, küresel etkileşimin sürekli olarak arttığı günlerde, giderek daha fazla önem kazandığını vurgulayan Uraloğlu, “Dolayısıyla bizlere medeniyet yolunu açan, dünya ile entegre olmamızı, ulaşım ve erişimde söz sahibi olmamızı sağlayan Karayolları Genel Müdürlüğü’müzdür. Bu güzide kurum, 85 milyon vatandaşımıza dokunduğumuz 22 yıllık eser ve hizmet siyasetimizin de lokomotifi olmuştur.” şeklinde konuştu.

“BÖLÜNMÜŞ YOL AĞIMIZI 29 BIN 405 KILOMETREYE ÇIKARDIK”
2002 yılı sonunda Acil Eylem Planı kapsamında başlatılan bölünmüş yol seferberliğiyle önemli mesafeler kat ettiklerini belirten Uraloğlu, “Bölünmüş yol ağımız 22 yıl önce 6 bin 101 km uzunluğunda ve sadece 6 ilimizi birbirine bağlıyordu. Bugün bölünmüş yol ağımız toplam 29 bin 405 km’ye çıktı, 77 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlandı. Bölünmüş yollarımız; toplam yol ağının yaklaşık yüzde 43’ünü oluşturmakla birlikte tüm yol ağında hareket eden trafiğin yüzde 83’üne hizmet vermektedir. Bu nedenle güvenli ve konforlu ulaşım için kritik önemdedir. Yıllar itibariyle karayollarımızda seyreden araç sayısı artarken, bölünmüş yollarımızdaki hızımızı iki katından fazla yükselttik, seyahat süresini yarı yarıya azalttık. Bu sayede iş gücü ve akaryakıt tasarruflarıyla ülke ekonomisine katkı sağladık.” dedi.
“OTOYOL AĞIMIZI 3 BIN 726 KILOMETREYE ULAŞTIRDIK”
Son 22 yılda 3 bin 920 adet köprü inşa ederek, Türkiye’de toplam köprü uzunluğunu 777 kilometreye ulaştırdıklarının altını çizen Uraloğlu, “Coğrafyamızın sarp noktalarını tüneller, köprüler ve viyadüklerle birbirine bağladık. Tünel uzunluğumuzu ise 14 kat artırarak, 753 kilometreye çıkardık. Geçit vermez denilen dağları tünel konforuyla geçtik. Denizlerin ayırdığı kıtaları köprülerle birleştirdik. Kamunun tecrübesini özel sektör dinamizmi ve uluslararası finans kuruluşlarının mali desteğiyle bir araya getirerek risk paylaşımı sağladık. 2003 öncesi 1.714 km olan otoyol ağımızı 2 bin 12 kilometre artırarak 3 bin 726 kilometreye ulaştırdık.”
“OTOYOLLARI AĞIMIZI GENIŞLETTIK”
İleri teknoloji gerektiren büyük ölçekli projelerle ulaşım altyapısını çağın ilerisine taşıdıklarını vurgulayan Uraloğlu, “Marmara Ringinin önemli bir parçası olan Kuzey Marmara Otoyolu ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü hayata geçirdik. İstanbul ile Türkiye’nin diğer büyük sanayi kentlerini yakınlaştıran İstanbul-İzmir Otoyolu ile Osmangazi Köprüsü’nü, Malkara-Çanakkale Otoyolu ve 1915 Çanakkale Köprüsü’nü, Ankara-Niğde Otoyolu, Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu ve son olarak Aydın-Denizli Otoyolu’nun bir bölümünü tamamlayarak otoyolları ağımızı genişlettik.” açıklamasında bulundu.
“ÇITAYI EN TEPEYE ÇIKARDIK”
Aydın-Denizli Otoyolu’nun kalan bölümünü bu yıl bitirerek, devamında yapmayı planladıkları Denizli-Burdur ve Burdur-Antalya Otoyolları ile Avrupa’dan Akdeniz’e uzanacak otoyol ağını da tamamlayacaklarını vurgulayan Uraloğlu, “Türkiye yüzyılı vizyonuna yakışan projeler ile çıtayı en tepeye çıkardık. Son dönemde inşa edilen önemli projelerimiz pek çok uluslararası ödülün sahibi oldu. Son olarak Zigana Tüneli ve Eğiste Hadimi Viyadüğü de ödüllü projeler vitrinimizdeki yerini aldı. Mühim başarılar elde eden projelerimiz gösteriyor ki ülkemiz mühendislik alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında ve alınan ödüller de bunun tescilidir.” diye konuştu.

“TÜRK İNŞAAT FIRMALARININ BAŞARILARI GURUR VERICIDIR”
Türk Müteahhitlerinin yüklenici oldukları nice büyük projelerin yapımı sırasında kazanmış oldukları deneyimleri sayesinde Türkiye’de hayata geçen diğer yeni projelerin de kısa zamanda ve başarılı bir şekilde inşa edilmesine fayda sağladıklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Hatta bugün Türk müteahhitlik firmalarının hem yurtiçi hem yurt dışında inşa ettiği yapılar, Ülkemizi dünyaya mühendislik ihraç edecek seviyeye yükseltti. Bugün Avrupa’dan Afrika’ya, Türk Cumhuriyetlerinden Arap Yarımadasına birçok ülkede Türk müteahhitleri tarafından inşa edilen yolları, havalimanlarını, metro hatlarını görüyoruz. Türk inşaat firmalarının bu başarıları hem ülkemiz hem de milletimiz adına gurur vericidir.” dedi.
“ZENGEZUR KORIDORUYLA, TÜRKIYE ILE ORTA ASYA ARASINDA YENI BIR BAĞLANTI KURACAĞIZ”
Uluslararası standartta yol ağıyla kuzeyi-güneye, doğuyu-batıya bağladıklarını anımsatan Uraloğlu, “Türkiye’nin yeni İpek Yolu olacak Kalkınma Yolu Projesi ve Zengezur Koridoru kapsamında planlanan kara ve demir yolları için çalışmalarımızı başlattık. Hindistan, Doğu Asya ve Basra Körfezi üzerinden Irak’a gelecek yükleri, demiryolu ve karayolu bağlantısıyla Avrupa’ya ulaştıracak projelerin geniş bir coğrafyaya fayda sağlayacağını öngörüyoruz. Kalkınma Yolu Projesinin 1.923 kilometrelik karayolu koridoru için 1.592 kilometrelik yolumuz mevcut durumda. Şanlıurfa-Ovaköy arasındaki 331 kilometrelik yeni otoyol yatırımını da planladık. Türkiye ile Azerbaycan arasında doğrudan demiryolu ve karayolu ulaşımı sağlayacak Zengezur Koridoruyla da Türkiye ile Orta Asya arasında yeni bir bağlantı kurmuş olacağız. Görüldüğü üzere Türkiye’nin sadece kendi içinde değil dünyaya entegre olduğu uluslararası ulaşımına öncelik veriyoruz. Karayolu koridorlarımızda bu ağın önemli bir parçası. Her birini tamamlayan ve geliştiren yeni lojistik koridorlar oluşturarak eksik bölümlerimizi hızla tamamlıyoruz.” açıklamasında bulundu.
“BÖLÜNMÜŞ YOL AĞINI 38 BIN 60 KILOMETREYE ÇIKARACAĞIZ”
Küresel eğilimleri dikkate alarak ulaştırma politikalarını planlayıp yatırımlara dönüştürerek, Türkiye’nin kalkınmasına destek olmak için çalıştıklarını belirten Uraloğlu, “Bu doğrultuda, 2053 yılına kadar öngördüğümüz Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı’nı hazırladık. Gelecek planımızın gereği olarak 2053 yılına kadar bölünmüş yol ağını 38 bin 60 kilometreye yükseltmeyi hedefliyoruz. Geleceğin ulaşım sistemlerinde entegrasyonu merkeze koyarak bizleri daha ileriye taşıyacak proaktif politikalarımızla yeni bir ulaşım çağı başlatıyoruz.
“YENI ÇAĞIN ODAK NOKTASI AKILLI ULAŞIM SISTEMLERI”
Bu yeni çağın odağında Akıllı Ulaşım Sistemleri bulunduğunu ifade eden Uraloğlu, “Hızla gelişen otonom araç, araç-araç, araç-altyapı haberleşme teknolojileri gibi yeni nesil teknolojilerin takibi amacıyla, ülkemiz için bu alanda ilk örnek çalışma olacak Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri (K-AUS) Uygulama Koridorunun kurulması için Bakanlık olarak çalışmalara başladık. İstanbul’da Hasdal ve İstanbul Havalimanı arasında kurulacak koridor ile kazaların ve trafik sıkışıklığının azaltılması, trafik güvenliğinin sağlanması, yakıt tüketimi ve çevresel olumsuz etkilerin azaltılmasını amaçlıyoruz. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün akıllı ulaşım sistemlerinden azami ölçüde faydalanması gerektiğini ve buna yönelik yatırımlarını arttırması gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
“ANA TEMA, BİRBİRİYLE ENTEGRE OLMUŞ ULAŞIM SİSTEMLERİDİR”
Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi yapı itibariyle mevcut bulunan ulaşım modları arasında gerek ulaşım ağı ve gerekse teknolojik bakımdan uyum sağlamanın, zaruri olduğunun altını çizen Uraloğlu, “Biliyorsunuz ki son 22 yıldır yapmış olduğumuz tüm ulaşım projelerinin ana teması, birbiriyle entegre olmuş ulaşım sistemleridir. Hayata geçirdiğimiz imalatların tamamlayıcı olması gerekir. Yapımları devam etmekte olan projeleri biran evvel tamamlamalıyız. Öncelikle yeni BSK yapmak yerine mutlaka eksik aşınmaların ve BSK onarımlarının yapılmasının doğru olduğunu unutmamalıyız. Ve elbette tüm çalışmalarımızda kaliteliden asla ödün vermeyeceğiz. Yapım sırasında gerçekleştirilecek her türlü kontrol, yapım metotları, taraflar arasında olması gereken diyaloglar ve bilgi akışı, geçici ve kesin kabul kriterleri gibi konularda son derece titiz olacağız. İnşa ettiğimiz yollara hem canlarımızı hem de malımızı emanet ettiğimizi asla aklımızdan çıkarmayacağız.” dedi.
“YOL SAYESİNDE YATIRIM GELİR”
Türkiye’nin göstermiş olduğu bu ekonomik başarılarda hiç şüphesiz ulaşım ve iletişim alanında gerçekleştirilen yatırımların etkisinin tartışılmaz olduğunu söyleyen Uraloğlu, “Ulaştırmaya yapılan yatırımlar aslında üretim yeteneği olan bölgelerimizin ürettiklerini hem yurtiçi hem yurtdışındaki alıcılara en modern en hızlı en güvenli şekilde ulaştırması yönünde ciddi katkılar sağlamaktadır. Bir ülke ekonomisinin nasıl gelişeceğine dair hiçbir bilgisi olmayan bazı kişiler tarafından bunca yol yaptınız da ne oldu?
Vatandaş yol mu yiyecek? gibi akıl dışı sözler ediliyor. Bu tür sözler asla çalışma azminizi ve şevkinizi kırmasın. Sayın Cumhurbaşkanımızın da belirttiği üzere “yol yenmez ama yol sayesinde üretim olur”. Çiftçi mahsulünü satar, turist seyahat eder. Sanayici ihracat yapar, nakliyeci malzeme taşır. Yol yenmez ama yol sayesinde yatırım gelir.” diye konuştu.
Karayollarında hayata geçirilen projeler ve başarıların birer gurur kaynağı olduğunun altını çizen Uraloğlu, “Sanayi gelişir, ülke kalkınır, ekonomi büyür, istihdam oluşur. 85 milyon vatandaşımız hem birbirine kavuşur hem de evine helal rızık götürür. Yani yol; tıpkı enerji, teknoloji, inovasyon gibi ekonominin, üretimin, sanayinin bel kemiğidir.
Bugün, Türkiye’nin her tarafında Bölgelerde, Şubelerde, Şantiyelerde görev yapan binlerce on binlerce arkadaşımızın, yüklenicimizin, altyüklenicimizin bu projelerin gerçekleştirilmesinde ciddi katkıları vardır. Bu vesileyle gece gündüz demeden çalışan siz değerli Karayolcu arkadaşlarıma; yollarımızın planlanmasından projelendirilmesine, yapımından bakımına kadar verdiğiniz emek için teşekkür etmek istiyorum.” şeklinde konuştu.
“KAMUDA TASARRUF İLKESİNİ GÖZDEN KAÇIRMAYACAĞIZ”
Bundan sonraki süreçte de başarıları sürdürerek ve daha da ileriye taşıyarak kararlı bir şekilde çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu bağlamda hem ulusal hem de uluslararası pazar dinamiklerindeki değişime uyum sağlayan entegre, insan ve çevre odaklı, güvenli, hızlı ve konforlu bir ulaşım ağı geliştirmek ve daha güçlü bir Türkiye inşa etmek için birlikte hareket etmeye devam edeceğiz.
Bundan sonraki çalışmalarımızda da her adımı birlikte atacağımızdan, hizmet bayrağını devraldığımız noktadan çok daha ilerilere götüreceğimizden ve çalışma motivasyonunuzun yükselmesinde elimizden geleni yapacağımızdan emin olmanızı istiyorum. Çalışmalarınızda maddi ve manevi desteğimiz konusunda tereddüt yaşamayın, kaynak temini için elimizden gelen her imkânı seferber edeceğiz. Ancak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kamuda tasarruf ilkesini gözden kaçırmayarak; kamu kaynaklarının efektif kullanımı konusunda azami dikkati göstermenizi özellikle istirham ediyorum.
2024 yılında yapılacak tüm çalışmaların bütçede ayrılan ödenekler ve yapılan planlamalar çerçevesinde olmasını istiyorum. Bu duygularla, 74’üncüsü düzenlenen Bölge Müdürleri toplantısının, bugüne kadar elde edilen tecrübeler ışığında; içinde bulunduğumuz bilgi ve iletişim çağının gereklerine uygun kararlar alınması açısından verimli geçmesini temenni ediyorum.”
OAG veri firmasına göre geçen yıl İstanbul Havalimanı, uçuş sayıları açısından bölgenin en yoğun havalimanı olurken, Türk Hava Yolları da Ryanair ve easyJet’in ardından üçüncü en yoğun havayolu oldu.
Habere göre Türkiye’nin havacılık sektörünün rakiplerine göre hızlı bir şekilde genişlemesi, ülkenin Avrupa pazarında baskın bir oyuncu haline gelmesine de yol açtı. Büyüme ise; ülkedeki havayollarının ve havalimanlarının iyileştirilmiş altyapı ve filolara yatırım yapması ve salgının ardından kapasiteyi hızlı bir şekilde geri getirmesiyle ortaya çıktı.
Konuya yönelik konuşan Aviation Advocacy Danışmanı Andrew Charlton, “Türkiye, potansiyel olarak orta sınıfa dönüşebilecek ve tüm ülkeyi ileriye taşıyabilecek demografik yükselişe sahip gelişmekte olan bir ülke. Bu nedenle politika ayarları büyümeye yelken açacak” dedi.
Türk Hava Yolları, rota haritasını ve uçak filosunu genişletirken, sektör için önemli bir kapasite ölçüsü olan arz edilen Koltuk Kilometre (ASK) değerini geçen yıl 2019’a göre yaklaşık yüzde 25 artırdı. Pegasus da benzer şekilde pandemiye rağmen filosunu inşa ederek kapasitesini artırdı.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’ne göre, sektör genelindeki ASK, pandemi sırasında birçok taşıyıcının işten çıkarılmasıyla aynı dönemde yüzde 5,6 küçüldü. Türk Hava Yolları, Aralık ayında 200’den fazla Airbus uçağı siparişi verdikten sonra daha da genişlemeyi planlıyor. Pegasus ise önümüzdeki beş yıl içinde orta mesafe uçuşlara yönelik 68 adet tek koridorlu Airbus jetinin teslim alınmasını bekliyor.
İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda yakın zamanda ikinci bir pist açılırken, başkent Ankara ve turizm merkezi Antalya’da da genişletme çalışmaları sürüyor. Türkiye’nin hakim turizm sektörü aynı zamanda havacılık sektörü için de itici güç olmuştur. Geçen yıl rekor 54 milyar dolara ulaşan turizm gelirlerinin, zayıf para birimi sayesinde yabancı ziyaretçi sayısında güçlü bir artışla 2024’te 60 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
FactSet verilerine göre 2023 yılında Türk Hava Yolları’nın geliri neredeyse yüzde 14 artışla 21 milyar dolara yükseldi ve satış açısından ilk 10 küresel havayolu şirketi arasında yer aldı. Faiz vergisi amortismanı ve amortisman öncesi kazanç yüzde 11,7 artarak 5,5 milyar dolara yükseldi.

“AVRUPA’DA TABLO TAM TERSİ”
Türk havacılığının yükselişine karşın Batı Avrupa’da ise tam tersi bir tablo söz konusu. Bölgenin büyük ulusal havayolu grupları IAG, Air France-KLM ve Lufthansa, işlerini salgının getirdiği aksaklığa karşı dikkatli bir şekilde yeniden inşa etmesine rağmen halen 2019’a göre daha kısıtlı tarifelerle uçuyor.
Bununla beraber önde gelen havalimanları da, gürültü ve kirliliğin yerel halk üzerindeki etkisi ve artan uçuşlardan kaynaklanan karbon emisyonlarının yükselmesi nedeniyle genişleme konusunda zorluk çekiyor. Londra’daki Heathrow Havalimanı, üçüncü bir pist inşa etmek için onlarca yıldır süren mücadelelerin ardından daha küçültülmüş bir büyüme planına odaklanırken, Hollanda hükümeti Amsterdam Schiphol’deki uçuş sayısını azaltmak için baskı yapıyor.
2019’da açılan 11 milyar dolarlık uluslararası transit merkezi yani İstanbul Havalimanı’nın, yaklaşık 200 futbol sahası büyüklüğünde devasa bir terminale sahip olduğu belirtilirken, İstanbul’dan yaklaşık 76 milyon yolcunun geçtiği ve bu rakamın Heathrow’un 79 milyon yolcu sayısının biraz altında olduğu ifade edildi.

“BU ENDİŞE VERİCİ”
Avrupalı bir havayolu yöneticisi, “Daha sıkı düzenleme, insanları daha az düzenlemenin olduğu bölgelere çekebileceğiniz anlamına geliyor” derken ismini açıklamak istemeyen bir diğer yönetici ise “Bu endişe verici. AB’de kirliliğin maliyetinin daha ucuz olduğu 2019’da bunu pek umursamadık ama şimdi ‘aman tanrım’ diye düşünüyoruz” diye konuştu.
Analistlere göre jeopolitik gerginliklere rağmen Avrupalı havayolları, Türk havayollarının ve aktarmalar yoluyla doğu ile batıyı birbirine bağlayan Körfez’deki havayollarının büyümesini artan bir endişeyle izliyor, izlemeye de devam edecek gibi görünüyor.

Uraloğlu, Turistik Doğu Ekspresi’yle yolculuğun oldukça popüler hale geldiğini vurgulayarak, seyahat severlerin ve fotoğraf sanatı tutkunlarının gözdesi olan bu yolculuğun, sınırları da aşarak yabancı turistlerin de ilgi duyduğu rota haline geldiğini dile getirdi.

“TRENLERLE CENNET VATANIMIZIN HER KÖŞESİNİ KEŞFETMEK MÜMKÜN”
Eksprese yoğun ilgi olduğunu belirten Uraloğlu, şunları kaydetti: “Ülkemizde Turistik Doğu Ekspresi rotası dışında da konforlu demir yolu rotaları bulunuyor. TCDD Taşımacılık’ın işlettiği yüksek hızlı trenler (YHT) doğrudan 11 şehrimize, tren ya da otobüs bağlantılı kombine taşımacılıkla da 9 şehrimize dolaylı ulaşıyor. Alt ve üst yapısı iyileştirilen konvansiyonel hatlarımızda işletilen bölgesel ve ana hat trenlerle cennet vatanımızın hemen her köşesini keşfetmek de mümkündür.”

“180 KİŞİ KAPASİTELİ 9 YATAKLI VE 1 YEMEKLİ VAGON”
Dünyanın en güzel ilk 4 tren rotasından biri olarak büyük ilgi gören Doğu Ekspresi’ne, 29 Mayıs 2019’da “Turistik Doğu Ekspresi” seferlerini eklediklerini ifade eden Uraloğlu, şu değerlendirmede bulundu: “2023-2024 kış sezonunda bu trenimizle 11 bin 611 kişi seyahat etti. Yolcularımız çok güzel anılarla döndüler. Rota üzerindeki birçok şehrimizin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatına katkı sağladı. Bunun yanında Kars-Erzurum arasında kış sezonunda turistik bölgesel trenler işleterek seyahat severlere başka bir alternatif de sunmuş olduk. Bu yolculuklara Turistik Diyarbakır Ekspresi’ni ekliyoruz. Turistik Diyarbakır Ekspresi trenimiz, 1051 kilometre hat uzunluğunda Ankara-Diyarbakır parkurunda seyahat edecek. Tren 180 kişi kapasiteli 9 yataklı ve 1 yemekli vagondan oluşuyor.”

“DEMİR YOLU AĞIMIZI 13 BİN 919 KİLOMETREYE YÜKSELTTİK”
Uraloğlu, trenin, Diyarbakır’dan 21 Nisan Pazar günü saat 12.00’de Ankara’ya doğru yola çıkacağını anlatarak, Ankara-Diyarbakır seferinde Malatya’da 3 saat, Diyarbakır-Ankara seferinde ise Elazığ’da 4 saat, Kayseri’de 3 saat turizm amaçlı molalar verileceğini söyledi.

Ekspres’in, uzun süre durarak gezme imkanı sağlayacağı Malatya ve Yolçatı destinasyonları başta olmak üzere, bölge ekonomisine katkıda bulunacağının altını çizen Uraloğlu, “Güzergah boyunca buralardaki tarihi ve kültürel değerlerle doğa harikası manzaraları görme imkanı sunarak kültürel iletişimi de güçlendirecek.” diye konuştu.

“İSTANBUL-SOFYA TRENİ HEM EKONOMİK HEM DE KONFORLU”
Uraloğlu, seyahati sevenler için sadece yurt içinde değil yurt dışında da tren rotalarının bulunduğunu bildirerek, İstanbul-Sofya Treni’yle Avrupa’ya ulaşmanın ekonomik ve konforlu olduğunu söyledi.
Turistik trenlerin, vatandaşlara ve yurt dışından Türkiye’ye gelen konuklara, ülkenin yeni yüzyılıyla örtüşen bir etkinlik sunduğuna işaret eden Uraloğlu, “Ayrıca yurt içinde yeni rotalarda işletilebilecek turizm amaçlı trenlerin sefere konulmasıyla ilgili başta Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği, sivil toplum kuruluşları ve ilgili kurumlarla çalışmalarımız da devam ediyor.” ifadesini kullandı.
Uraloğlu, Doğu, Göller, Güney Kurtalan ekspresleri gibi eşsiz coğrafyalarda süzülen tren hatlarına da hizmete aldıklarını da dile getirdi.

“DEMİR YOLLARINA 57 MİLYAR DOLAR YATIRIM GERÇEKLEŞTİRDİK”
Gelecek dönemlerde birçok vatandaşa, meraklı gençlere, yabancı konuklara turistik trenlerle seyahat imkanı sağlayacaklarını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti: “Eğer demir yollarına yatırım yapmasaydık bugün turistik trenlerden, yenilikçi demir yollarından, tren kültüründen bahsetmek de mümkün olmayacaktı. Son 22 yıl içinde, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, demir yollarında yeniden bir bahar havası oluşturduk, heyecanı yeniden yakaladık. 22 yıl içinde demir yollarına 57 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. Tarihi İpek Yolu’nun canlandırılmasını amaçlayan ‘Tek Yol Tek Kuşak’ girişiminin en önemli halkasını oluşturan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nı inşa ettik. Bu projeyle Asya ile Avrupa kıtaları arasında kesintisiz demir yolu ulaşımını mümkün hale getiren Marmaray ile Londra’dan Pekin’e kadar en güvenli, kısa ve ekonomik uluslararası demir yolu koridorunu oluşturduk. 2002’de devraldığımız 10 bin 948 kilometre olan demir yolu uzunluğumuza, 2023 yılı itibarıyla, 2 bin 251 kilometresi YHT ve hızlı tren hattı olmak üzere, yaklaşık 3 bin kilometre demir yolu ekledik. Demir yolu ağımızı 13 bin 919 kilometreye yükselttik. Ülkemizi, YHT işletmeciliğiyle tanıştırdık, Avrupa’da 6’ncı, dünyada 8’inci hızlı tren işletmecisi yaptık. Yüksek hızlı trenlerle bugüne kadar 85 milyon yolcu taşıdık. Bu yükselen trendi daha da yukarıya taşıyacağız.”
Uraloğlu, daha sonra Turistik Diyarbakır Ekspresi trenini uğurladı.

K-AUS MERKEZİ YAZILIM PLATFORMU DEVREYE ALINACAK
Uraloğlu, kara yolu altyapısını inşa ederken teknolojideki gelişme ve küresel trendleri dikkate aldıklarının altını çizerek, akıllı ve otonom teknolojiler sayesinde hızlı ve emniyetli yol altyapısı tesis ettiklerini vurguladı. Araçların otonom sürüş sistemleri için yeni gelişen altyapıyı hazır hale getirmeye devam ettiklerinin de altını çizen Uraloğlu, kaydetti: “Yollarımızı ulaşımda ‘aklın yolu’ dediğimiz akıllı ulaşım sistemleri ile donatmaya devam ederken, tüm sistemlerin de milli ve yerli olmasına özen gösteriyoruz. Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine (K-AUS) Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi’ni başlattık. Proje kapsamında Türkiye’nin e-devlet altyapısına da kuran Türksat A.Ş., K-AUS Yazılım Platformu’nu yerli ve milli imkanlarla geliştirecek. İşin süresi 24 ay, bakım devresi de 12 ay olarak belirlendi. 3 ayrı başlık altında projelendirdiğimiz sistem kapsamında ilk olarak İstanbul’da K-AUS Test ve Uygulama Koridoru uygulamasını başlatacağız. Pilot bölge olarak Antalya’yı seçtik. Karayolları Genel Müdürlüğü Ana AUS Merkezinde ise tüm kurulacak sistemlerin yazılım altyapısını oluşturacak Akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezi Yazılım Platformu ve Mobil Uygulaması’nı devreye alacağız.”

”KAZA RİSKİ EN AZA İNECEK”
Uraloğlu, akıllı ulaşım sistemleri kapsamında ilk olarak fiber optik internet altyapısının yanı sıra enerji, kazı, kablolama, donatıların yapılacağını daha sonra merkez ve bölge sistem donanımları ile kontrol odalarının tamamlanacağını açıkladı. Ayrıca akıllı yol uygulamaları kapsamında bir diğer işin dijital mesaj işaretleri, değişken trafik işaretleri ve meteorolojik bilgi istasyonları olduğunu da anlatan Uraloğlu, “Ayrıca yine akıllı yol uygulaması kapsamında sinyalizasyon sistemleri, kamera sistemleri, araç algılayıcı sistemler, simülasyon yazılımları ve Merkezi IoT (nesnelerin interneti) platformu da kurulacak. Ayrıca tüm Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı bölgeler müdürlüklerine de iş zekâsı ve karar destek sistemi, entegrasyonları ve Karayolları Mobil uygulaması da yapılacak. Ayrıca akıllı yollarımızı kullanan araçların araç-araç, araç-altyapı haberleşme altyapısının da kurulumu yapılacak. Bu sistemimizi hayata geçtiğinde akıllı yollarımızı kullanan araçlar diğer araçlarla ve yolun kendisiyle haberleşecek kaza riski en aza indirilecek” dedi.

”GELECEK YILIN SONUNDA TAMAMLANACAK”
Uraloğlu, 30 kilometrelik Hasdal-İstanbul Havalimanı ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Kontrol Merkezi, Antalya- Kemer yolu ve Antalya- Ankara yolunda K-AUS Test ve Uygulama Koridoru’nu kuracaklarını bildirdi. Uraloğlu, proje ile geleneksel AUS sistemlerinden elde edilen verileri araç-içi ünitelere iletilecek, araçlarla araçlar ve araçlarla altyapı arasında haberleşmeyi sağlayacaklarını anlattı. Söz konusu proje ile trafiğin etkin ve verimli kullanılmasını ve kazaların önlenmesini sağlamayı amaçladıklarını belirten Uraloğlu, “K-AUS kapsamında yol kenarı üniteleri, araç İçi üniteleri, çeşitli araç algılayıcı sistemleri, plaka tanıma, kamera, fiber optik kablo gibi daha birçok altyapı sistemi kurulacak. K-AUS uygulamaları ile akıllı ulaşım ekosisteminin asli unsurları olan araç-altyapı-merkez arasındaki iş birliği geliştirilerek karayolu ulaşımındaki kapasite ve performans artırılacaktır. Karayollarının etkin kullanımıyla birlikte ulaşımda hareketlilik ve sürdürülebilirlik sağlanacak, yol güvenliği artacak. 2025 yılının sonunda tamamlamayı planladığımız projenin bakım devresi de 12 ay olacak. Proje ile akıllı ulaşım sistemlerimizi yerli ve milli yazılıma da kavuşturmuş olacağız” değerlendirmesinde bulundu.
]]>
“VATANDAŞLARIMIZ OTOBÜS BİLETİ ALIRKEN MERDİVEN ALTI SATIŞLARA DİKKAT ETSİN”
Vatandaşları sahte bilet konusunda uyaran Türkiye Otobüsler Federasyonu yönetim kurulu üyesi Musa Çaktır, “Bayram biletleri için ayın dördünden sonra bir yoğunluk başladı. Arabalarımızın doluluk oranları şu an yüzde 90 civarında. Ek servisler için hazırlıklar yapıyoruz. Tatil uzun olunca tabii ek servis ihtiyaçları doğdu. Ek servis oranları da orta düzeyde ilerliyor. Bayram tatili için şu an kısa yolculuklar daha fazla tercih ediliyor. Tatil yörelerinde baya bir yoğunluk var. Akrabalarını görmek isteyenler de uzun yolculukları tercih ediyor. Fiyatlarımız için ise herkes sanırım psikolojik olarak, bizim bilet fiyatlarına bayram üzeri zam yaptığımızı zannediyor ama biz kışın devletin belirlediği fiyatın bile yüzde 30 aşağısında satıyoruz biletleri. Sezonda, doluluk oranlarını yakaladığımız zaman normal fiyatlarımıza dönüyoruz. Şu anda herhangi bir zammımız yok, fiyatlarımız makul. Mesela buradan Adana’ya bin kilometre yol için bilet fiyatı 800 lira, Mardin diyelim bin beş yüz kilometre yol için ise bilet fiyatı bin 500 lira civarında. Seçim yoğunluğu farklıydı, bayram yoğunluğu farklı oluyor. İnsanlar oy kullanmaya gittiler, birçoğu orada kaldı. Ama o farklı bir yolculuktu. Seçimden sonra iki gün biraz yavaşladı işler ama ayın üçünden, dördünden sonra araçlarımız dolu. Bayram yoğunluğu ayın dördünde başlar, dokuzunda biter. Vatandaşımız dediğim gibi psikolojik olarak bu dönemler öncesinde zam yaptığımızı düşünüyor ama durum öyle değil. Ekonomik yapının düzeni belli, bu durum içerisinde çok fazla para kazanma derdinde de değiliz. Biz insanları bir yerden bir yere taşıyalım, bizim amacımız o. Vatandaşlarımızı da bir konuda uyarmak istiyorum. Bayram öncesi bilet alırken merdiven altı satışlara dikkat etsinler. Bilet acentesi olmayan yerlerden de bilet almasınlar. Bilet alırken normal, belgeli acentelerimizden bilet aldıklarında herhangi bir sorun yaşamayacaklardır. Merdiven altı satışlarda sıkıntı yaşarlar, buna dikkat etsinler” dedi.

“EN UCUZ BİLET 150 LİRA, EN PAHALI BİLET BİN 600 LİRA”
Bayram öncesi bilet satışlarının hızla devam ettiğini kaydeden otobüs firması yetkilisi Alaattin Çendek, “Seçim yeni bitti. Ayın 2’si,3’ü kimse olmaz. Ayın 4-5’i gibi yoğunluk başlar. Bayram süreci için şu an ayın 10’una kadar araçların doluluk oranı yüzde 95. Şu an bilet satışları harıl harıl devam ediyor. Seçim için ve bayram için belirlenen bilet fiyatları aynı. Örnek verecek olursak fiyatlar bölge bölge değişiyor. Ankara fiyatı ayrı, İzmir fiyatı ayrıdır. Ulaştırma Bakanlığı’nın vermiş olduğu fiyatın dışına hiçbir otobüs firması çıkamaz. Şu an en ucuz bilet Çorlu için 150 lira, en pahalı bilet bin 600 lira. Bu bayram yoğunluğunda vatandaşlarımızın çoğu biletleri gelip buradan alıyor. Vatandaşlarımızı biletleri konusunda uyaralım. Biletlerini güvenilir şirketlerden temin etmelerini istiyoruz. Bu bayram yoğunluğu ayın 9’una kadar devam edecek. 9’undan sonra oraya iner, orada 3 gün kalır yoğunluk, sonrasında da Anadolu’dan tekrar İstanbul’a gelir” dedi.

“DOĞU BÖLGELERİ İÇİN YOĞUNLUK ŞİMDİDEN VAR, EK SEFERLER BAŞLADI”
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine talebin daha yoğun olduğunu belirten otobüs şoförü Emrah Avgın, “Bayram yoğunluğu henüz başlamadı. Yoğunluk asıl Cuma gününden sonra başlayacak. Yolcu kapasitemiz şu an için düşük ama ayın dördü ve beşinden sonra yani Cuma gününden sonra araçlarımızın hepsi doludur. Seçimle birlikte biraz yoğunluk oluştu. Bayram yoğunluğu ise Cuma günü tatilin başlamasıyla başlayacak. Şu anda Doğu Bölgesi arabaları daha dolu, biz Ege-Akdeniz Bölgesi arabası olduğumuz için şu anda bizde fazla bir yoğunluk yok. Bilet fiyatları şu an belirlenen fiyatın çok altında kesiliyor. Şu anda bizim en ucuz biletimiz Antalya bileti; 400-500 lira civarında kesiliyor. Akdeniz Bölgesi için en pahalı bilet ise 1000-1100 lira civarında kesiliyor. Doğu Bölgesi için biletler daha yüksek kesiliyor. Yoğunluk bittikten sonra bu fiyatlar normalin de altına düşecek. Çünkü yakıtlarımız yüksek, yevmiyelerimiz yüksek olduğundan dolayı biletler şu anda yüksek fiyattan kesiliyor. Bu fiyatlar da bayramda değişecek mecbur, bayramda da yüzde 10-20 oranında üzerine eklenir. Cuma gününden sonra talepler artacaktır. Biz Ege-Akdeniz tatil bölgeleri için çalıştığımız için asıl yoğunluğumuz bir iki ay sonra başlayacak. Doğu bölgeleri için yoğunluk şimdiden var, ek seferler başladı. Bir sıkıntı olacağını sanmıyorum. Kaptan arkadaşlarımız da bu yoğun dönemde yorgun olarak yola çıkmasınlar. Yolcularımız da emniyet kemeri takma zorunluluklarını unutmasınlar. Bu kurallara uyarlarsa seviniriz” ifadelerini kullandı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ramazan Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılması nedeniyle yoğun araç trafiği yaşanacak şehirlerarası yollarda vatandaşların rahat ve güvenli yolculuk etmelerini sağlamak için gerekli tedbirlerin alındığını söyledi. Tatile gidiş ve dönüş günlerinde sürücülerin aynı saatlerde yola çıkmalarının belirli güzergahlarda yol kapasitesinin üzerinde trafik yoğunluğu oluşturacağına işaret eden Bakan Uraloğlu, kazalardan korunmak için sürücüleri, aceleci ve telaşlı davranışlardan kaçınmaları konusunda uyardı. Bayram tatillerinde özellikle gidiş ve dönüş tarihlerinde, trafiğin yüzde 60-70 artış gösterdiğini anımsatan Uraloğlu, “Ramazan Bayramı tatilinin 9 gün sürmesi nedeniyle 30 ile 35 milyon vatandaşımızın seyahat etmesini bekliyoruz. Kalabalık olacak yollarda vatandaşlarımızın çok daha dikkatli olmalar gerekiyor. Bayram coşkusunu acıya çevirmemek için bu konuya özellikle hassasiyetle yaklaşmalarını bekliyoruz” dedi.
“7 GÜN 24 SAAT ESASIYLA VATANDAŞLARIMIZIN HİZMETİNDEYİZ”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı sorumluluğundaki 68 bin 680 kilometrelik yol ağında vatandaşların huzurlu ve rahat bir şekilde seyahat edebilmelerini sağlamak için bütün önlemleri aldıklarını kaydeden Uraloğlu, “Yaşanması muhtemel olumsuzluklara karşı, ülke geneline yayılmış 18 Bölge Müdürlüğü, 122 Şube Şefliği, 15 Tünel Bakım İşletme Şefliği, 25 Otoyol Bakım İşletme Şefliği ve 16 Yap-İşlet-Devret Bakım İşletme Şefliğinde kesintisiz hizmet verilecektir. Karayollarına bağlı bütün birimler bayram boyunca teyakkuz halinde olacak. Vatandaşların güvenli yolculuğu için 7 gün 24 saat çalışma esasıyla hizmet vereceğiz” diye konuştu.
“BAYRAM SÜRESİNCE YOL ÇALIŞMALARI DURDURULACAK”
Bakan Uraloğlu, özellikle trafiğin yoğun olduğu yollarda gerçekleşen bakım ve onarım çalışmalarına bayram süresince ara verileceğinin de altını çizdi. Uraloğlu, yol bakım çalışmaları olan kesimlerde ise yolun fiziki standardının düşük olduğu kesimlerin de trafik işaretlemelerinin yapıldığını belirtti. Bir bölümü kapalı, diğer bölümü iki yönlü trafiğe açık olan bölünmüş yollarda, sürücülerin yanılgıya düşmemeleri için trafik işaret levhalarının belirlenen standartlara uygunluğunun kontrol edildiğini vurgulayan Uraloğlu, “Özellikle otoyollar başta olmak üzere trafik yoğunluğu fazla olan devlet yollarında da bakım, onarım gibi çeşitli nedenlerle eksilen şeritler trafiğe açıldı. Amacımız, yol kusurlu kazaların önüne geçmek. Ayrıca kazaların yoğun yaşandığı noktalarda daha sıkı tedbirler alabilmek için İçişleri Bakanlığı ile iş birliği yaptık. Vatandaşlarımızdan daha dikkatli olmalarını bekliyoruz” diye konuştu.
Uraloğlu, vatandaşların yola çıkmadan önce yol durumları hakkında bilgi alması gerektiğine işaret ederek, “Vatandaşlarımız, Karayolları Genel Müdürlüğü web sitesinde yer alan güzergah analizi programını kullanabilirler. Bu programla en uygun güzergah ve alternatif yolların yanı sıra kapalı ve çalışma yapılan yolları da öğrenebilecekler. Ücretsiz Alo 159 hattından da yol durumlarına ilişkin bilgi alınabilecekler.” ifadelerini kullandı.
TRENLERE EK VAGONLAR GELİYOR
Uraloğlu, Bayram nedeniyle uzun bir tatil dönemini kapsayan 5 -15 Nisan tarihleri arasında ek yüksek hızlı tren seferlerinin yanı sıra anahat ve bölgesel trenlerde de kapasite artışına gittiklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, Yüksek Hızlı Tren hatlarında 5 Nisan’dan itibaren başlayacak ek seferlerle 18 bin 84 koltuk kapasitesi artışı sağlayacağız. Günlük sefer sayısını Ankara-İstanbul hattında 13+13’ten 14+14’e, Konya-İstanbul hattında 4+4’ten 5+5’e yükseltiyoruz. Ayrıca Ankara-Konya hattında Cuma ve Pazar günleri işletilen 1+1 adet hafta sonu seferi Cumartesi günleri de işletilecek” dedi. Yüksek hızlı trenlerdeki yeni seferlerin tatil dönemi sonrasında da devam edeceği müjdesini veren Uraloğlu, “Bugüne kadar yüksek ve hızlı trenlerimizle yaklaşık 84 milyon 260 bin yolcu taşıdık.” diye konuştu.
ANAHAT VE BÖLGESEL TRENLERE DE İLAVE VAGON İLE 15 BİN 200 KOLTUK ARTIŞI
Bakan Uraloğlu, 5 Nisan ile 15 Nisan 2024 tarihleri arasındaki tatil döneminde ise İzmir Mavi Ekspresi, Doğu Ekspresi, gibi önemli Bölgesel Trenlerine pulman ve yataklı vagonlar ilave edileceğini kaydetti. Uraloğlu, “Buna göre anahat ve bölgesel trenlerde günlük karşılıklı 28 vagon ilave edilerek 10 günlük tatil döneminde toplam 15 bin 200 koltuk kapasitesi artışı sağlanacaktır. Bu sayede Bayram boyunca demiryollarımıza toplamda 33 bin kişilik ek kapasite sağlamış olacağız” dedi.
HAVALİMANLARI BAYRAMA HAZIR
Ramazan Bayramı’nda rahat ve güvenli bir hava yolu ulaşımı için Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) tarafından gerekli tüm hazırlıkların yapıldığının altını çizen Uraloğlu, “DHMİ’nin ilgili tüm birimleri bayram süresince 24 saat esasına göre hizmet verecek. Başta İstanbul Havalimanı olmak üzere yurt çapındaki diğer tüm havalimanlarında yoğunluktan kaynaklanan herhangi bir sorun yaşanmaması için gerekli tüm önlemleri aldık. Havalimanlarında personellerimiz vatandaşlarımızın rahat ve güvenli ulaşımını sağlamak için tüm birimlerle koordinasyon içinde olacak” dedi.
OTOBÜS FİYATLARINA SIKI DENETİM
Uraloğlu, Ramazan Bayramı tatili döneminde oluşabilecek yolcu yoğunluğu nedeniyle vatandaşların otobüs bileti bulmada da sorun yaşamamaları amacıyla önlem alındığını bildirdi. Bu amaçla, otobüs firmalarına turizm taşımacılığında kullanılan otobüsleri de kullanmalarına yönelik izin verdiklerini belirten Uraloğlu, “Ramazan Bayramı tatili döneminde vatandaşlarımızın otobüs bileti bulmada herhangi bir sorunla karşı karşıya kalmamaları ve fahiş fiyat gibi durumlardan mağduriyet yaşamamaları için Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğümüz tarafından yolcu taşımacılığında denetimleri artırdık. Korsan taşımacılık yapan, sefer izni olmadan faaliyet gösteren, izinli olmayan yerlerde yolcu indiren veya bindiren ve fahiş fiyatlarla otobüs bileti kesen firmalara idari para cezası kesilecek. Ayrıca, bayram dönemlerinde karayoluyla seyahat eden yolcu sayısında önemli bir artış yaşanması nedeniyle de otobüs firmaları tarafından ek seferler konulmak suretiyle taleplerin karşılanması için de talepte bulunduk” dedi.
]]>“Hemşehrilerimizin takdiriyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya hak kazanan Cemil Tugay’ı ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni tebrik ediyoruz” diyen Dağ, “İzmirliler bize, belediyenin şehrimizin ihtiyaçlarını giderip gidermediğini, sorunlarını çözüp çözmediğini denetleme yetkisi vermiştir” diyerek seçim sonucunu yorumladı.
AK Partili Dağ, yaptığı yazılı açıklamada şu sözlere yer verdi:
“Allah nasip etti, 12 yıl boyunca milletvekili olmaktan gurur duyduğum şehrimizde Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldum.
Bu süreç boyunca çok şükür ki eşsiz İzmir’imizin her bir köşesinde hemşehrilerimize ulaştık. Büyük bir gayret ve samimiyet ile durmadan, yorulmadan koştuk, koştuk, koştuk. Ne mutlu ki, özverili, gayretli, çalışkan yol arkadaşlarıyla bu koşuyu yaşadık, tecrübe ettik.
Öncelikle, bu yolculukta kendisinden, ailesinden, işinden, vaktinden fedakârlık yaparak bizimle olan milletvekillerimize, il başkanımıza, il yönetimimize, ilçe başkanlarımıza ve ilçe yönetimlerimize, teşkilatımızın her bir ferdine, Cumhur İttifakı’nın ortakları, MHP başta olmak üzere bütün paydaşlarına, il başkanlarından teşkilatlarına, sandık görevlilerimize şükranlarımı ifade ediyorum. Hamd olsun ki sizler gibi kalender, yürekli, inançlı, çalışkan insanlarla bu yolu yürümek nasip oldu. Kıymetli kardeşlerim, hiçbir seçim sonucu, bizim İzmir’imize olan sevdamızın önüne geçemez.Biz, her zaman “Milletin dediği olur” dedik ve bu düşünceye inandık. Bu düşünceyle, milletimize hizmet etmek uğruna nice güzel işlerin altına imzamızı attık. Kazandık, şımarmadık. Kaybettik, küsmedik, darılmadık. Kazanırken “Kazandık, bitti” anlayışında olmadık. Bugün de “Kaybettik, bitti” demiyoruz, demeyeceğiz. Hep birlikte çok güzel bir şarkıyı tek bir ağızdan seslendirdik. Bugün, bu şarkı burada bitmemiştir, bitmeyecektir. Kıymetli kardeşlerim, bizim eşsiz İzmir’imiz için daha söyleyecek çok işimiz, daha yürüyecek çok yolumuz vardır. Bu şehrin her bir sokağında hatıraları, yaşanmışlıkları, hikayeleri olan bir hemşehriniz, bir kardeşiniz olarak İzmir’e hizmet etmeye her daim devam edeceğim. Kıymetli hemşehrilerim, biz, “Biz İzmir’iz, başarabiliriz” dedik.
Bizim başarı kıstasımız hiçbir zaman yalnızca seçim kazanmak olmamıştır. Biz bugün sandıktan belki birinci çıkmadık, ancak biliyoruz ki her bir hemşehrimizin takdirini kazandık. Çünkü kavga etmedik, çünkü sığ siyasetin polemikleriyle hemşehrilerimizi oyalamadık,
Çünkü “Sevdik, sevdalandık, İzmir’e bağlandık” diyerek tek gündem olarak İzmir’imizi gördük. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmadan önce de biz İzmir’e sevdalıydık, bundan sonra da bir İzmir sevdalısı olarak hayatımıza devam edeceğiz. Her daim kulaklarımızda çınlayan, zihinlerimizde yer tutan, gönlümüzde yaşayan bir dize vardır; unutmayalım, yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır. Biz ortaya koyduğumuz çaba ile eşsiz İzmir’imizin potansiyelini hemşehrilerimize gösterdik. Gençlerimizin, kadınlarımızın, çiftçimizin, sanayicimizin, esnafımızın mutluluğu için bir vizyonu anlattık. Bu vizyon, seçim sonucu ne olursa olsun hemşehrilerimizin zihninde, gönlünde yer edinmiştir. Hemşehrilerimizin takdiriyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya hak kazanan Sn. Cemil Tugay’ı ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni tebrik ediyoruz. Sandığın verdiği mesaj çok nettir. Ortaya çıkan netice, hemşehrilerimizin hizmet beklentisini, talebini, ihtiyacını çok net bir şekilde göstermektedir. İzmirliler bize, belediyenin şehrimizin ihtiyaçlarını giderip gidermediğini, sorunlarını çözüp çözmediğini denetleme yetkisi vermiştir.
Biz bugünden sonra, geçmişten çok daha güçlü bir şekilde şehrimizin, hemşehrilerimizin menfaatini gözetmek durumundayız.
Nasıl ki milletvekilliğimiz döneminde “Söz konusu İzmir’in menfaatiyse, bu menfaati siyasete konu etmeyiz” dedik, bundan sonra da aynı anlayışla hareket edeceğiz.
Değerli yol arkadaşlarım,
Tüm belediye başkan adayı arkadaşlarımıza da süreç boyunca ortaya koydukları özveri için teşekkür ediyorum.
Biz, önümüzdeki 5 yıl boyunca, Cumhur İttifakı olarak kazandığımız ilçelerde ortaya koyacağımız çalışmalarla gerçek belediyecilik farkını ortaya koymakla mükellefiz.
İfade ettiğim gibi; yılmadan, yorulmadan, küsmeden yolumuza devam edeceğiz.
Konuşmamı sonlandırırken,
Her birinize bir kez daha teşekkür ediyor, bizlere güvenen, teveccüh gösteren tüm hemşehrilerimize sizlerin nezdinde sevgi ve saygılarımı iletiyorum.
Sağ olun, var olun.
Allah’a emanet olun.”
Eyigün, burada yaptığı açıklamada, bağlantı yolunun 4 ana istikametin kesişim noktasında bulunduğunu belirterek, TEM bağlantı yolundan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne gidilen ana arterin 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden Anadolu Yakası’na gelinirken E5 ve D100 Karayolu’na inilen yol ya da Anadolu Otoyolu’na gidilen yolların ortasında bulunduğunu söyledi.
Eyigün, bağlantı yolunun sürücülere sağlayacağı kolaylıklar hakkında bilgi vererek şöyle devam etti:
“TEM’den gelen sürücülerimiz 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne gidiyorken, Çamlıca yokuşunda sabahları özellikle çok ciddi bir yoğunlukla karşılaşırlar. Bu projemizin amacı tam bu yoğunluğun başladığı noktada bir alt geçit tünelimiz var, U dönüşü tüneli diyoruz. Bu U dönüşüyle Anadolu yakasına tekrar dönmek amacıyla sürücülerimiz seyir yaparlardı veya Kartal istikametinden köprüye giderken geriye dönüp Ünalan Mahallesi’ne girmek için kullanırlardı. Bizim burada yaptığımız şey ise bu tünelin devamında 600 metrelik bir ilave yol ekledik. Böylece sabah trafiğinde özellikle köprü yerine Avrasya Tüneli’ne geçmek isteyen sürücülerimizin tam da sıkışıklıkla karşılaştıkları noktada bu seçeneği sunuyoruz kendilerine. Avrasya Tünelimize baktığımızda şu an 15-20 bin sayıda aracın daha bize yönelmesini öngörüyoruz.”
Anadolu Yakası için de Kartal, Pendik, Tuzla istikametinden gelip Kadıköy, Fenerbahçe, Bağdat Caddesi ve Göztepe’ye inmek isteyenlerin de D100 ve E5’i hiç kullanmadan bu bağlantı yoluyla Kadıköy’e inme şansları olduğunu aktaran Eyigün, “Kendisi küçük 600 metrelik bir iş, tünelle beraber 900 metre ama fonksiyonu itibarıyla baktığımızda neredeyse her yöndeki sürücülere fayda sağlayacak bir proje.” dedi.

“YENİ TÜNEL YAPMIŞ OLMAK KADAR KAPASİTEYİ YÜKSELTİCİ BİR İŞ YAPIYORUZ”
Yalçın Eyigün, Avrasya Tüneli’nin günlük rakamları hakkında bilgi vererek, öngörülenden daha hızlı şekilde 10 yılı bulmadan 6,5 yılda garanti sayısına ulaştıklarını kaydetti.
Eyigün, şu an günlük 73-74 bin ortalamasında olduklarını dile getirerek, “Amacımız ise 15-20 bin daha artırarak, özellikle sabah trafiğinde, Anadolu-Avrupa geçişlerinde araçlarımızdan 15-20 binini daha zaman içinde Avrasya’ya almak suretiyle hem Avrasya’nın zaten yakaladığımız, geçtiğimiz garanti eşiğini daha da artırmak hem de 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü bir nebze olsun, yüzde 15-20 ölçüsünde, rahatlatmak ve aynı zamanında gün içinde E5 trafiğinin tamamını Anadolu Yakası’nda Kadıköy’e geçişler gidişler açısından da ferahlatmak.” diye konuştu.
Avrasya Tüneli’nde yaptıkları hesaplamaların öngördükleri gibi çıktığını kaydeden Eyigün, biraz sabredildiğinde geçişlerdeki araç sayısının garantinin ötesinde 20-30 bin bandının üstüne çıkabileceklerini vurguladı.
Eyigün, bağlantı yoluna giden tünelin Avrasya’nın kamu menfaati, kamu finansmanı, kamu maliyesi açısından da faydasını biraz daha artıracak iyi bir proje olduğunun altını çizdi.
Avrasya Tüneli ile beraber Marmaray’a da değinen Eyigün, her iki projenin de insanlara kazandırdığı zamanın gerçek hayatta karşılığının ölçülemez olduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Siz bir saatte geçebileceğiniz bir yola Avrasya’yla 4 dakikada geçiyorsunuz karşıya ya da Marmaray’la birkaç dakika içinde Üsküdar’dan Sirkeci’de oluyorsunuz. Bunun karşılığı yok ama maddi anlamda da bizim hesaplarımıza göre her ikisi çoktan amorti ettiler. Kamuya artı değer oluşturdular ve buradaki küçük projemiz fiziksel olarak küçük ama değer olarak çok ciddi bir fayda oluşturacak. İstanbul’a yeni bir fayda anlamında adeta Avrasya Tüneli’nin dörtte biri kadar, beşte biri kadar belki bir yeni tünel yapmış kadar kapasiteyi yükseltici bir iş yapıyoruz.”

Gürsu Kent Meydanı’nda yapılan vatandaş buluşması programına Başkan Aktaş’ın yanı sıra Bursa Milletvekili Efkan Ala, Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, MHP İl Başkan Yardımcısı İsmail Şenol ve binlerce vatandaş katıldı.

ALTERNATİF YOLLAR ÇARE OLACAK
Geride kalan beş yıl içerisinde çok önemli projeleri hayata geçirdiklerini söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Güney Çevre Yolu’nun yıl sonuna kadar tamamlanacağını söyledi.

Gürsu’nun en hızlı büyüyen ilçelerden olduğunun da altını çizen Başkan Aktaş; “Hiçbir kompleksimiz yok. Acaba bu kutlu şehre nasıl hizmetkar olabiriz ?Onun hesabı içerisindeyiz. Pandemiye, yangınlara, sellere rağmen, Depremle alakalı ülke ekonomisine olan yansımalara rağmen şükürler olsun beş yılda güzel işlere imza attık. Gürsu bizim en hızlı büyüyen ilçelerimizden bir tanesi. Gürsu’nun sağlıklı bir şekilde büyümesi lazım, yeni yollar açılması lazım. Gürsu’ya ana caddeden giriş sorunlu. Orada bir kavşak uygulaması yaptık ama yeterli mi? Değil. Aslında sorunu sadece Gürsu özelinde değil, Bursa genelinde halletmek zorundayız. Burada alternatif yollar açmak lazım. Nihayetinde bununla alakalı bir proje çalıştık. Işte şimdi Kestel’den başladık. Değirmenönü, Karapınar, Yiğitler, Yetmibeşinci Yıl, Esenevler, ta ki Gökdere’ye kadar bu yolu çıkaracak üç gidiş,üç gelişli yol bu yıl sonuna kadar bitiyor. Bir de kuzey koridoru var Gürsu’dan başlayıp Şirinevler’i ve diğerlerini içine alıp mevcut yola alternatif. Yani biz üç tane koridordan Bursa’nın girişini sağlayacağız ve dikey yolları da açacağız. Çok uzun zaman değil. Artık yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik” diye konuştu.

“GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ”
Programda konuşan Bursa Milletvekili Efkan Ala birlik ve beraberliğe dikkat çekti.

Türkiye’yi en kalkınmış ülkeler arasında olmasını hedeflediklerini söyleyen Efkan Ala; “Hepimiz Aynı dili konuşuyoruz. Yüreğimiz aynı şekilde çarpıyor. Türkiye güçlü olmak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında Türkiye Yüzyılı vizyonunu ortaya koyduk. Dünyanın en gelişmiş, en kalkınmış, en güçlü on ülkesi arasına Türkiye’yi sokmak zorundayız. Onun için güçlü olmalıyız. Gönül coğrafyamızda var olmak, yardım etmek için Türkiye güçlü olmak zorunda” ifadelerini kullandı.

“ÇALIŞTIK, ÜRETTİK, BAŞARDIK”
Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık ise 25 proje sözü verdiklerini ve bunun iki katı projeyi tamamlayarak Gürsu’da yaşayan vatandaşların hizmetine sunduklarını söyledi.

Tamamladıkları bir çok projenin yurt içi ve yurt dışından ödüller aldığını da hatırlatan Mustafa Işık, “Çalıştık, ürettik ve başardık. 25 proje verdik. Cenabı Allah nasip etti, Büyükşehrimizden aldığımız desteklerle, bakanlığımızdan aldığımız desteklerle Avrupa Birliği’nden aldığımız desteklerle elli projemizi bitirdik. Sizlerden aldığınız destekle çalıştık. Birçok projemiz hem Türkiye’ye örnek oldu hem de Avrupa’dan ödül aldı. Seçim beyannamemizin yüzde yüzünü değil, yüzde iki yüzünü yaparak size layık olmaya çalıştık. Birçok projeyi Büyükşehir Belediyesi’nin sayesinde kazanmış olduk. Sizlerde görüyorsunuz, Gürsu’yu nereden aldık, nerelere getirdik. Sizlerden aldığınız destekle, sizlerden aldığımız hayır dualarla ve büyüklerimizden aldığımız desteklerle gerçekleştirdik. İnşallah sizlerin destekleriyle yine başaracağız” dedi.

AK Parti Bursa il Başkanı Davut Gürkan’da coşkulu kalabalığa katılımlarından dolayı teşekkür etti.

Ahmet Mahmut Ünlü, geçtiğimiz günlerde yayınladığı “Köprüden önce son çıkış” isimli videosunda, cemaatin taleplerini kabul etmezse önemli itiraflarda bulunacağını söylemişti.
Ahmet Mahmut Ünlü, sonrasında kalp rahatsızlığı sebebiyle hastaneye kaldırılmıştı.
Cübbeli Ahmet dün yayınladığı mesajda sağlık durumu hakkında bilgi vermişti.
” BELLİ ÇEVRELERCE KİRLİ BİR PROPAGANDA BAŞLATILDI”
İsmailağa Cemati bugünkonuyla ilgili basın açıklaması yaptı.
Açıklamada, “Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinin ardından belli çevreler eliyle kirli bir propaganda başlatılmış ve daha önce İstişare Heyetinin açıklamasında yer aldığı üzere şahidler huzurunda tevatür seviyesinde sabit olan bir hakikat gizlenmeye çalışılmıştır. Oysaki Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinden bizlere yadigâr olan ve bir kısmı bugün hâlâ hayatta ve afiyette bulunan büyüklerimizin şahidliği de ortadadır. Bugün fitneden korunmak, o büyüklerin şâhidlik ve bereketine tâbi olmakla mümkündür.” ifadeleri kullanıldı.
“ŞEYHİMİZ CÜBBELİ AHMET HOCA’YI REDDETİ”
İsmailağa Cemaati, “Şeyhimiz Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz Cübbeli Ahmet Hoca’yı Reddetti.” ifadeleri kullanılarak yayınlanan videoda Hasan Efendi’nin, Ahmet Mahmut Ünlü’yü reddettiği açıkça anlaşılıyor.
Cemaatin resmi sitesinden yapılan açıklamada, “Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâliyle başlatılan ve özellikle son altı aydır Cübbeli Ahmet Hoca tarafından yayınlanan telefon görüşmeleri, gizli ses kayıtları, zuhûrât ve rüya yığınlarıyla kirli bir yola bürünen propaganda doğrultusunda kamuoyuna da yansıdığı üzere, Cübbeli Ahmet Hoca, Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizle görüşmek istemiştir. Konu Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize arz edildiğinde -videoda da görüldüğü gibi- görüşmek istemediğini açıkça beyân etmiştir.
Bu teklifin kabul edilmemesinin, tarîkat-ı aliyyenin edep sınırlarını aşmasının yanında muhakkak birçok sebebi vardır ve bu sebeplerin bir kısmını açıklama zarureti ortaya çıkmıştır. Bizim bugüne kadar Cübbeli Ahmet Hoca’nın yalan ve iftiralarına cevap vermememizin sebebi, tarikatımızla ilgili mahrem meselelerin kamuoyunda tartışma konusu olmaması ve şeyhimiz Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin, “Susun!” emri gereğincedir.” ifadelerine ter verildi.
“KENDİSİNİN TEKKEMİZ VE CEMAATİMİZLE HİÇBİR ÜNSİYETİ KALMAMIŞTIR”
Yapılan basın açıklamasında, “Cübbeli Ahmet Hoca, söz ve davranışlarıyla tarîkatımıza ve hizmetlerimize zarar veren biri hâline gelmiş ve Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin şeyhliğini kabul etmemiştir. Bu gerçeğe binaen kendisinin tekkemiz ve cemaatimizle hiçbir ünsiyetinin kalmadığını, görüş ve açıklamalarının cemaatimiz açısından hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığını ihvânımıza ve tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.” denildi.
İSMAİLAĞA CEMAATİ’NİN RESMİ İNTERNET SİTESİNDEN YAPTIĞI AÇIKLAMA ŞU ŞEKİLDE:
“İhvânımıza ve Tüm Kamuoyuna Önemle Duyurulur
Yüce Nakşibendî tarîkatı, 1400 yıldır kıtaların İslâmlaşması ve Müslüman toplumların dosdoğru yol üzere sebat ve istikameti için insanlığa hizmet etmektedir. Her asırda birbirini takip eden nûrlu silsilenin 32. altın halkası Mevlânâ Mustafa İsmet Ğarîbullâh Büyük Şeyh Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretleri vesilesiyle İstanbul’u bereketlendirmiş ve Ali Haydar Ahıshavî (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinin ardından emanet Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize intikal etmiştir. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz, devraldığı hizmeti, âl-i himmet ile büyük bir davaya dönüştürmüş ve bugünlere getirmiştir. Bu usûl ve dava çerçevesinde icra edilen faaliyet ve hizmetler, 2005 senesinde Mahmud Efendi Hazretlerimizin 300’ü aşkın hoca efendinin huzurunda tayin etmiş olduğu heyetle, Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin riyâsetinde büyüyüp gelişmiştir.
Tasavvuf yolu, yüksek fazîlet ve makamlara erişme yoludur. Bu bereketine binaen seyr u sülûk yolunda her mürîdin münferid çeşitli imtihanları olduğu gibi, bazen de müridânın topyekûn bir imtihanı söz konusu olur. Müridân için karşılaşılabilecek en ağır durum hiç şüphesiz mürşidin âhirete irtihâlidir. O topyekûn imtihanın en çetini de mürşidin vefâtı sonrası baş gösterir.
Ali Haydar Ahıshavî (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinin âhirete irtihâlinden sonra da bir imtihan vâki olmuş, zamanla fitne bulutları dağılmış ve Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz yüce tarîkatın imamı olarak irşâd faaliyetlerini ömrü boyunca sürdürmüştür. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin manevî evlâtları olarak, bir süredir ona olan muhabbet iddiasıyla büyük bir fitne ve imtihan durumuyla karşı karşıya bulunuyoruz. Bugün de bu ulvî emanet, altın silsilenin 37. halkası Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize intikal etmiştir. Bu hakikat, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin tevâtür seviyesine ulaşan vasiyetine bağlı olarak, cenaze namazının hemen ardından mahdûmu Ahmet Ustaosmanoğlu Hoca Efendi tarafından ihvânımıza ve kamuoyuna ilân edilmiştir. Bizler inanıyoruz ki bu yol, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin Mültezem’de yaptığı, kabulü müjdelenen duânın bereketiyle kıyamete kadar payidar olacaktır.
Nispet yolunun Hazreti Mehdî’ye (Aleyhi’r-Rıdvân) ulaşacağını beyan eden İmâm-ı Rabbânî (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinden sonra nasıl ki silsile altın halkalarla devam etmiş ve bu durum nispetin kesilmesine mâni olmamışsa, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizden sonra da bu yol birbiri ardına eklenen altın halkalarla devam edecektir. Meşâyih arasında altın halkaların gelip geçmesi, o büyüklerin nispet ve tasarrufunun ulaşmasına engel olmamıştır. Yakın tarihte vekiller vasıtasıyla devam edeceği iddia edilen başka tarîkat kollarının zamanla kapanıp nispetinin kesildiği gerçeği de önemle hatırlanmalıdır.
Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinin ardından belli çevreler eliyle kirli bir propaganda başlatılmış ve daha önce İstişare Heyetinin açıklamasında yer aldığı üzere şahidler huzurunda tevatür seviyesinde sabit olan bir hakikat gizlenmeye çalışılmıştır. Oysaki Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinden bizlere yadigâr olan ve bir kısmı bugün hâlâ hayatta ve afiyette bulunan büyüklerimizin şahidliği de ortadadır. Bugün fitneden korunmak, o büyüklerin şâhidlik ve bereketine tâbi olmakla mümkündür.
Şeyhimiz Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz Cübbeli Ahmet Hoca’yı Reddetti
Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâliyle başlatılan ve özellikle son altı aydır Cübbeli Ahmet Hoca tarafından yayınlanan telefon görüşmeleri, gizli ses kayıtları, zuhûrât ve rüya yığınlarıyla kirli bir yola bürünen propaganda doğrultusunda kamuoyuna da yansıdığı üzere, Cübbeli Ahmet Hoca, Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizle görüşmek istemiştir. Konu Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize arz edildiğinde -videoda da görüldüğü gibi- görüşmek istemediğini açıkça beyân etmiştir.
Bu teklifin kabul edilmemesinin, tarîkat-ı aliyyenin edep sınırlarını aşmasının yanında muhakkak birçok sebebi vardır ve bu sebeplerin bir kısmını açıklama zarureti ortaya çıkmıştır. Bizim bugüne kadar Cübbeli Ahmet Hoca’nın yalan ve iftiralarına cevap vermememizin sebebi, tarikatımızla ilgili mahrem meselelerin kamuoyunda tartışma konusu olmaması ve şeyhimiz Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin, “Susun!” emri gereğincedir.
1-Tarîkatımızın Mahremini Ortaya Saçmıştır
Cübbeli Ahmet Hoca, yolumuzun medyaya bakışı açıkça belli olduğu hâlde, defaatle uyarılmasına ve her seferinde söz vermesine rağmen, tarîkatımızın mahrem konularını kürsülere hatta televizyon programlarına taşıyarak yüce dinimiz İslâmiyet’e ve Müslümanlara düşmanlıkla bilinen kişilerin alay dolu yorumlarına malzeme etmiştir.
Cübbeli Ahmet Hoca, bugün cemaatimizin büyüklerini dinlemediği gibi aslında Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi de birçok noktada dinlememiştir. Bunu kendisi, çıktığı televizyon kanallarında açıkça söylemiştir. Bir taraftan, “Şeyhlik benim neyime, mürîd olsam yeter” diyerek söze başladığı hâlde, “Bu cemaatin yüzde 95’ini ben getirdim” diyerek, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin ve yetiştirmiş olduğu güzide hocaların çalışmalarını kendisine mâl etmiştir. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin sözünü dinlemediğini katılmış olduğu bir televizyon programında şöyle ifade etmiştir:
“Efendi Hazretleri bana, ‘Vaaz etme, talebe okut!’ dedi, dinlemedim başıma iş geldi. ‘Sesini kasetlere verme!’ dedi, kaydettirdim ve deprem vaazım sebebiyle hapse düştüm. ‘İkinci evliliğini yapma!’ dedi, dinlemedim başıma iş geldi. ‘Televizyon kurma!’ dedi, dinlemedim başıma iş geldi. ‘Külliye yapma!’ dedi, dinlemedim hapse düştüm…”
Cübbeli Ahmet Hoca’nın bir kısım medya tarafından maksatlı olarak gündeme getirilen bazı işleri Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi üzmüştür. Hatta kendisi bir keresinde hastalandığında düzelip düzelemeyeceğini Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize sorduğunda, “Senden daha çok çekeceğimiz var” cevabını almış ve bunu da “Hakikaten çektirdik” itirafıyla aktarmıştır.
2-Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin Ailesini Hedef Almıştır
Cübbeli Ahmet Hoca’nın özellikle Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin oğlu, gelini ve torunlarıyla ilgili söyledikleri, kendisinin yönettiği sosyal medya hesaplarının paylaşımları ve sesini bugüne kadar namahrem kimselerin duymadığı hanımların ses kayıtlarının yayılması, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize muhabbetinin olmadığının delilidir. Zira hiç kimse, sevdiği birinin evlâtlarına, torunlarına ve yakınlarına iftira edilmesine, hatta canları tehlikeye düşecek derecede hedef gösterilmelerine râzı olmaz.
3-Hasan Efendi Hazretlerimize Hürmetsizlik Etmektedir
Cübbeli Ahmet Hoca, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinden sonra katıldığı ilk televizyon programlarında ve sonraki açıklamasında, “Hasan Efendi Hocamız, Mahmud Efendi Hazretleri’mizin şu anda tek halifesidir” ifadeleriyle Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi halife olarak kabul ettiği ve bu kabulünü bozmayacağını, “Ben televizyonlarda bunu söyleyip de sonra başkaları gibi laf döndürecek tînette bir adam değilim” beyanıyla vurguladığı hâlde, sonradan söylemlerini değiştirerek hilâfetini inkâr etmiş ve manevî değerini düşürmeye yönelik bir yola girmiştir. Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi koruduğunu iddia ederek, dinleyenlerini aldatıp onun kemâlatı hakkında olumsuz beyânlarda bulunmuştur.
Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin oğullarını ve kızını hedef göstermiş, kızının ses kaydını yayınlatmıştır.
4- Cemaati Dağıtmak İçin Çalışmaktadır
Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz, Cübbeli Ahmet Hoca’ya tarîkatla ilgili herhangi bir vazife vermemiştir. Buna rağmen, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinden sonra bu konularda söz sahibiymiş gibi açıklamalar yapmakta ve ihvânı yönlendirmeye çalışmaktadır.
Râbıta, Dağıtma Projesinin Bahanesidir
Cübbeli Ahmet Hoca, cemaatin dağılmasına yönelik plân doğrultusunda, râbıta konusu üzerinden hareket etmektedir. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin hayatında tarîkat konusunda herhangi bir vazifesi olmadığı hâlde, râbıta üzerinden kurguladığı bir süreç yürütmektedir. Kesinlik içermeyen ve şahidi bulunmayan bir konuşmadan hareketle “Râbıtanın Hazreti Mehdî’ye (Aleyhi’r-Rıdvân) kadar…” kaydı geçmediği hâlde kendi iddiasına herkesi kabule zorlayarak tarîkatımızın geleceğiyle oynamaktadır.
Nitekim Ahmet Ustaosmanoğlu, Hüsameddin Vanlıoğlu, Fatih Kalender, Hüseyin Avni ve Muhammed Yelkenci Hoca Efendilerin hazır bulunduğu bir toplantı esnasında, “Râbıtanın Hazreti Mehdî’ye (Aleyhi’r-Rıdvân) kadar…” kaydının nereden çıktığı sorulduğunda, bunu kendisinin uydurduğunu açıkça ifade etmiştir. Bu durum Cübbeli Ahmet Hoca’nın aktardığı rivâyetlere ve bundan sonra yapacağı rivâyetlere itibar edilmeyeceğini ortaya koymaktadır.
Cübbeli Ahmet Hoca, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin manevî tasarrufunun devam ettiğini savunur gözükerek, tarîkatımızı bir daha şeyh gelmeyerek zamanla kapanacak, nispeti kesilmiş bir yol hâline getirmeye çalışmaktadır.
Cemaatimizin Hocalarını Hedef Göstermektedir
Cübbeli Ahmet Hoca, yalan ve iftiralarla cemaatimizin hocalarını itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Bir kimsenin, sevdiği birinin yetiştirdiği hocaları itibarsızlaştırmak için çalışması beklenemezken, kendisiyle irtibatı aşikâr olan çeşitli sosyal medya hesaplarından eş zamanlı paylaşımlarla hocaları tek tek hedef göstermiştir.
Cemaati Dağıtmanın İlk Adımı Olarak Tarîkatı Bölmeye Çalışmaktadır
Cübbeli Ahmet Hoca, râbıtayı bozdukları söylemiyle bazı vekillerin sohbetine gidilmemesini ve kendilerinden tarîkat dersi değiştirilmemesini söylerken, kendisi gibi düşündüğünü iddia ettiği vekillerden ders değiştirilebileceğini söyleyerek onları adres göstermektedir.
Ders değiştirme konusundan hareketle, vekilleri Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin döneminde tayin edilen vekiller ve sonradan İstişare Heyeti tarafından tayin edilen vekiller olarak ikiye ayırmak suretiyle tarîkatımızı bölmektedir.
Cemaatimizin Gözden Düşmesine Sebep Olmaktadır
Cübbeli Ahmet Hoca, cemaat içi meseleleri sürekli televizyon kanallarına taşıyarak ve özellikle tarîkat-cemaat düşmanlığıyla bilinen kimselerin televizyon programlarına çıkarak İslâmî cemaatlerin yanlış tanınmasına sebep olmaktadır. Din ve mukaddesat düşmanlarına sağladığı malzemelerden hareketle sürdürülen kara propaganda sebebiyle, başta cemaatimiz olmak üzere, tüm cemaatlerin kamuoyu nezdindeki manevî kıymet ve itibarı zarar görmektedir. Bazı söylemleri ve hedef göstermeleriyle toplumda ayrışma ve kutuplaşmalara sebep olmaktadır.
Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin irşâd hayatı boyunca en çok önem verdiği ve özen gösterdiği medreselere talebe verilmemesine, bağış ve yardım yapılmamasına dair sözleri, Tekâmül Medreselerini ve Fıkıh Kurulunu hedef alması, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin bize en büyük mirası olan, cemaatimizin kamuoyu nezdindeki yüksek itibarına zarar vermektedir.
Kitleleri Korkutarak Hakikati Perdelemektedir
Cübbeli Ahmet Hoca, râbıta konusu üzerinden yürüttüğü süreci, cemaatimize yönelik geçmişten itibaren var olduğunu bildiğimiz ekümeniklik ve diğer küresel plânlarla bağdaştırmakta ve birbiriyle alâkasız bazı durumları maksatlı biçimde ilişkilendirerek dinleyici ve takipçilerini yanlışa yönlendirmektedir. Nitekim cemaatimizin adının geçmişte hiçbir zaman yan yana gelmediği gibi bugünden sonra da yan yana gelmesi mümkün olmayan FETÖ ile ilişkilendirilmesi ve ılımlaşma töhmetiyle karşı karşıya bırakılması, bu yönlendirmenin göstergesidir.
Son Söz
Bizler, dünya durdukça ayakta kalacağına inandığımız medrese-tekke birlikteliğiyle devam eden irşâd faaliyetlerimizin kesilmemesi için hocalar yetiştirmeye, geleceğin âlimlerini ümmet-i Muhammed’e hediye edecek müesseseler inşa etmeye devam ediyoruz. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin mirası olan mukaddes yolu muhafaza için, yüce tarîkata ve büyük davaya zarar getirecek söz ve davranışların her zaman karşısında olacağız.
Bir süredir kendisiyle yapılan istişarelere rağmen tavrını değiştirmemekte ısrar eden, ihvânımızı ve kamuoyunu yanlış biçimde yönlendirmeyi sürdüren Cübbeli Ahmet Hoca, söz ve davranışlarıyla tarîkatımıza ve hizmetlerimize zarar veren biri hâline gelmiş ve Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin şeyhliğini kabul etmemiştir. Bu gerçeğe binaen kendisinin tekkemiz ve cemaatimizle hiçbir ünsiyetinin kalmadığını, görüş ve açıklamalarının cemaatimiz açısından hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığını ihvânımıza ve tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İsmailağa İstişare Heyeti”
Nevşehir’in Göreme, Ihlara Vadisi, Yeraltı Şehirleri ve Damat İbrahim Paşa Külliyesi gibi doğal ve tarihi kültürel merkezleriyle de adeta bir açık hava müzesi haline geldiğini söyleyen Uraloğlu, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 2002 yılından bu yana Nevşehir’in ulaşım ve iletişim altyapısı için yaklaşık 12 milyar lira yatırım gerçekleştirdik. 2002 yılında 87 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 307 kilometreye yükselttik. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yolu yoktu 287 km bitümlü sıcak kaplamalı yol ile Nevşehirlileri yollarda konfor ile tanıştırdık” dedi.
Nevşehir -Aksaray Yolu’nun Standardı Yükseltilecek
Uraloğlu, Kayseri – Kırşehir – Ankara Yolu ve Nevşehir – Acıgöl – Aksaray yollarını bölünmüş yol haline getirdiklerine işaret ederek, Kayseri – Avanos Ayrımı – Ürgüp – Nevşehir Yolu, Gülşehir – Avanos Yolu, Nevşehir – Niğde Yolu ve Nevşehir Güney Çevreyolu gibi önemli karayolu projelerini tamamladıklarının altını çizdi. Niğde Otoyolu’nu da tamamlayarak hizmete verdiklerini ve bu projenin geçtiği şehirlerin gelişmesine nasıl katkı sağladığını gördüklerinin altını çizen Uraloğlu, 349 kilometre tek yol iyileştirmesi yaptık. Köprü projelerimizi gerçekleştirdik. Köprü sayısını 48’e çıkardık. Nevşehir – Acıgöl – Aksaray yolunu daha önce sathi kaplama yapmıştık. Ancak onu da bitümlü sıcak kaplama haline dönüştürüyoruz. Onu da hızlı bir şekilde bağlamış olacağız. Nevşehir-Ürgüp- Ürgüp-Boğazköprü Yolu, 103 Evler Köprülü Kavşağı ve Tarihi Avanos Köprüsü’nün restorasyonu gibi 4 önemli karayolu projesine de devam ediyoruz” diye konuştu.
Nevşehir Çevreyolu Çalışmaları Başlıyor
Bakan Uraloğlu, Nevşehirlilerin dört gözle beklediği Nevşehir Çevreyolu için de çalışmalara başladıklarını bildirdi. 16,7 km uzunluğunda Nevşehir Çevreyolu’nun bölünmüş yol standardında projelendirildiğini kaydeden Uraloğlu, “Eksik kalan iş kalemlerinin tamamlanabilmesi amacıyla 2024 yılı içerisinde proje ihalesine çıkacağız. 2024 Yılı Yatırım Programı’na aldık. Projemiz bünyesinde, 6 adet farklı seviyeli kavşak; 2 adet üstgeçit ve 5 adet altgeçit bulunuyor. Kendi başına otoyol standartlarını taşıyacak. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Kapadokya Havalimanı Terminal Binası Uçak Kanadını Andıracak
Nevşehir’i ziyaret eden turist sayısının 5 milyona yaklaştığının da altını çizen Uraloğlu, havayolu ulaşımına yönelik artan yolcu talebi nedeniyle de Kapadokya Havalimanı Terminal binasını yenileyeceklerini söyledi. İhalesinin daha önce yapıldığını ancak proje değişikliğine gidildiğini bildiren Uraloğlu, “Projesi tamam, bu yıl içerisinde ihalesini gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Kapadokya Havalimanı’nda uçağın kanatlarını andıracak ve Nevşehir’i yakışacak yeni terminal binasını yapacağız” dedi.
“Nevşehir’in Rengi Belli”
Nevşehir’in iletişim altyapısının gelişimi içinde çok önemli yatırımlar yaptıklarını da açıklayan Uraloğlu, Fiber optik kablo uzunluğunu 771 kilometreden 2 bin 689 kilometreye çıkardıklarını anlattı. Hızlı internet kullanıcısının da 319 binin üstüne çıktığını belirten Uraloğlu, “Nevşehir’e ne lazımsa, neye ihtiyacı varsa, sizlerin isteğini biz yerine getirmekle görevliyiz. Bazılarının planlamaya ve zamana ihtiyacı olabilir ama hepsini yapacağız. Ancak bizim de Nevşehir’den isteğimiz var. Mehmet Savran kardeşimiz inşallah 1 Nisan sabahı onu tekrar bize emanet edeceksiniz. Allah bizlere sizlere hizmet etmeyi nasip etsin. Nevşehir’in rengi belli, daha da güçlenerek yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.
]]>Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Meydana gelmeden önce katılımın ne kadar olduğunu sordum. 50 bin kişi var. Meydanlara sığmayan sevdanız için her birinize teşekkür ediyorum. Mevlam aramızdaki muhabbeti daim eylesin diyorum.
“İSRAİL’İN ÜZERİNDEKİ BASKI ARTMALI”
Tabii kendimiz için dua ederken gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizi de unutmuyoruz. Terör devleti İsrail’in Filistin halkına yönelik katliamları hepimizin yüreğini kanatıyor. Tüm barbarlığına, batılı devletlerden aldığı askeri desteğe rağmen İsrail, Gazzeli kardeşlerimizin direniş azmini tam 173 gündür kıramadı.
Filistin halkı, destansı direnişleriyle tüm dünyaya insanlık, onur ve cesaret dersi verdi. Neredeyse 6 aydır aralıksız süren katliamın ardından önceki gün BM Güvenlik Konseyi acil ateşkes kararı aldı. Batının şımarık ve hukuk tanımaz çocuğu olan İsrail’in alınan karara uyması için bu ülke üzerindeki baskının artırılması gerekiyor. Olumlu karşıladığımız bu kararın yerine getirilmesi noktasında Türkiye olarak üzerimize düşeni yapacağız. Gazzeli kardeşlerimizin bir an önce barışa ve huzura kavuşması için de her türlü çabayı sergileyeceğiz. Varsın birileri siyasi çıkar uğruna bize bühtan etsin, varsın birileri devletimize iftira atacak kadar gözünü karartsın, varsın birileri Filistinli kardeşlerimize terörist diyecek kadar hoyratlaşsın, biz yarım asrı bulan siyasi hayatımızın her döneminde olduğu gibi bugün de yarın da zalimler karşısında baş eğmeyeceğiz. Dünyanın neresinde bir mazlum ve mağdur varsa imdadına koşmaktan geri durmayacağız.
“CUMHUR İTTİFAKI İLE BİRLİKTE TÜM TÜRKİYE KAZANDI”
Sizlerle en son 14-28 Mayıs seçimlerinden hemen önce yine burada buluşmuştuk. Valilik önünde yaptığımız 10 Mayıs’taki mitingimizde Batmanlı kardeşlerim bizi muhabbetle, heyecanla bağırlarına basmıştı. Türkiye’nin en kritik seçimlerinden birini suhuletle atlattık. İktidara giden yolu, milletin tertemiz iradesinde değil de terör örgütlerinin desteğinde arayanlara girdikleri yolun çıkmaz sokak olduğunu gösterdik. Bu seçimlerde Cumhur İttifakı ile birlikte tüm Türkiye kazandı. 81 vilayetimizin hepsi kazandı. 85 milyonun her bir ferdi kazandı. Millete ballandırarak anlattıkları ittifakın ve adayının temelinin çürük olduğu böylece ortaya çıktı. Altılı masa dediler, şu anda hiçbirisi parlamentoda değil. Masanın altına birilerini soktular, ne çıktı? Hiç…
“BİRBİRLERİNE KUMPAS KURUYORLAR”
Bugün siyaset arenasına baktığınızda Cumhur İttifakı yoluna kararlı bir şekilde devam ederken altılı masanın yerinde yeller esiyor. Siyaset mühendisliklerinin ürünü olarak kuruldular, sonra da aynı siyaset mühendisleri tarafından tek hamleyle yıkıldılar. Şimdi birbirleri hakkında söylediklerini, birbirlerine kurdukları kumpasları gördükçe onlar adına inanın biz de hicap duyuyoruz. Milletimizin verilmiş sadakası varmış. Allah Türkiye’nin yüzüne bakmış da bunlar iktidara gelmemiş.
“CHP İLE DEM’İN BİR AVUÇ KOMPRADIR DIŞINDA NE OLUP BİTTİĞİNDE KİMSENİN HABERİ YOK”
Biz seçim sürecindeki dirayetli duruşumuzla milletimizin hançerlenmesinin önüne geçtik. Aslında altılı masa denilen yamalı bohçayı millete umut diye pazarlayanlar, bunların içlerinin boş olduğunu çok iyi biliyorlar. Benim Kürt kardeşlerim dahil seçmenlerine, masaya ve adayına oy verdirdiler. Sırf kendi ihtirasları için tapulu mülkü olarak gördükleri seçmenlerinin iradesini sağa sola peşkeş çektiler. Aynı nobranlığı, aynı küstahlığı, aynı milli irade simsarlığını bu seçimlerde de sürdürüyorlar. CHP’li ve DEM’li bir avuç komprador dışında ne olup bittiğinden kimsenin haberi yok. Her iki partiye gönül verenlerin ne düşündüğünü ne istediğini zaten kimse umursamıyor. Bizim belirlediğimiz adaylara gidip tıpış tıpış oy vereceksiniz dediler, verdiler mi? Vermediler… Milletimizin bu çirkin dayatmayı kabul etmeyeceğine inanıyorum. 31 Mart’ın Türkiye’nin bu işportacı siyaset anlayışından kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum.
“MEHMET ŞİMŞEK’E TAM İTİMADIM VAR”
Emeklilerimizin sıkıntılarının farkındayız. Yılın ikinci yarısından itibaren uyguladığımız ekonomi programının olumlu yansımalarını daha net göreceğiz. Mehmet Şimşek’e itimadımız tam.
İlk defa bizim getirdiğimiz bayram ikramiyelerinde yüzde 50 artışa gittik. İkramiyeleri 2 Nisan’dan itibaren hesaplara yatırıyoruz.
Banka promosyonlarının güncellenmesini sağladık. Kamu bankalarımız 8 bin lira ile 12 bin lira arası promosyon ödemesi yapacak.
Tüm hanelere sağladığımız 25 metreküplük ücretsiz doğalgaz desteğimiz devam ediyor. Toplam 87 milyar liralık doğrudan destek verdik. Enflasyon düştükçe, depremle ilgili yükümüz azaldıkça bütçede elimiz daha rahatlayacak. Muhalefet yine atıp tutarak yine yalan yanlış söyleyerek emeklilerimizi bize karşı kışkırtmaya çalışıyor.
BATMAN’A YAPILAN YATIRIMLAR
Batman’a son 21 yılda 91 milyar lira kamu yatırımı yaptık. Batman’da üniversitemizi faaliyete geçirdik. 2554 kişi kapasiteli yurt binaları açtık. 39 spor tesisi yaptık. 15 bin kişilik Batman Stadyumu’nu yaptık. İhtiyaç sahiplerine 9 milyar liralık kaynak aktardık.
810 yataklı eğitim ve araştırması başta olmak üzere 8 hastane dahil, 43 sağlık tesisinin yapımını tamamlayıp hizmete açtık. 500 yataklı Batman Devlet Hastanemizle birlikte iki tesisimizin inşasına devam ediyoruz. 6 bin 352 konutu hak sahiplerine teslim ettik. 10 bin 720 bağımsız bölümün dönüşünü gerçekleştirdik.
Bölünmüş yol uzunluğunu 13 kilometreden 163 kilometreye çıkardık. Batman-Hasankeyf yolunda köprü ve tüneliyle yolun 30 kilometrelik kesimini bölünmüş yol olarak tamamladık. Kalan yolu bu sene bitiriyoruz. Batman-Diyarbakır yolu, Kozluk ayrım, Baykan 11. bölge hududu yolu, Gercüş Kırkat göleti yolunda çalışmalar devam ediyor. Gövde uzunluğu bakımından dünyanın en büyük barajı olan Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı ve hidroelektrik santralini şehrimize kazandırdık. Batmanlı çiftçilerimize 13 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdik. Bir ARGE Merkezi ve bir teknopark kurduk. Batman Organize Sanayi Bölgesi’nin altyapı inşaatını 2023 sonu itibariyle tamamladık. Böylece yaklaşık 5 bin kişiye daha ilave istihdam imkanı getirdik. Şimdi Batman Organize Sanayi bölgesini 430 hektar daha büyütüyoruz. Batman’daki işverenlerimize 5 milyar lira tutarında prim teşviği verdik.
Uraloğlu, burada yaptığı açıklamada Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 2002 yılından bu yana Bolu’nun ulaşım ve iletişim altyapısı için 54 milyar lira yatırım gerçekleştirdiklerini anlattı.
Bölünmüş yol uzunluğunu da 173 kilometreden 303 kilometreye, bitümlü sıcak kaplama yol uzunluğunu 192 kilometreden 432 kilometreye çıkardıklarını belirten Uraloğlu, “Yaptığımız çalışmalarla Bolu’yu Sakarya, Düzce, Kocaeli, İstanbul’a, Zonguldak’a, Ankara’ya, Eskişehir’e bölünmüş yollar ile bağladık. Bununla birlikte 200 kilometreye yakın tek yol iyileştirmesi yaptık” dedi.

“BOLU DAĞI TÜNELİ 90 METRE UZATILDI”
Uraloğlu, Bolu için en önemli projelerin başında gelen ve önceki dönemlerde “Yılan Hikayesi”ne dönen Bolu Dağı Tüneli projesinin de 2007 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde hizmete açıldığını anımsattı.
Bolu Dağı Tüneli’nin halen büyük önem taşıdığının altını çizen Uraloğlu, “Şu anda günde 40-50 bin trafik taşıyor. Artık biz gerçekten de Ankara ile İstanbul arasında alternatif ulaşımları da konuştuğumuz bir döneme geldik. Daha önce Bolu Dağı çıkışında yaşanan heyelanla ilgili de çalışmalar yaptık. Tünel portalını çelik konstrüksiyon olarak 90 metre uzattık” diye konuştu. Şu anda da Bolu’da; 7,6 milyar proje bedeliyle 14 karayolu projesine de devam ettiklerini vurgulayan Uraloğlu, bugün Bolu Devlet Yolu’nda da önemli incelemelerde bulunduklarını bildirdi.
Uraloğlu, Bolu’da mevcut devlet yolunun günlük ortalama 35 bin araç trafiğine ulaştığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şu an bahsettiğimiz bu rakamlar yüksek bir kapasite. İncelemelerde bulunduğumuz kesim hem transit hem de şehir içi trafiği tarafından kullanılıyor. Sanayi ve üniversite kavşakları arasında yaklaşık 14 kilometrelik bölümü konuşuyoruz. Bu 14 kilometrelik kesimde 12 tane kavşak var 8’i sinyalize kavşak. Bunların 14 kilometrelik bölümü gerçekten zor geçilir kılıyor. Şu anda da 4 tane acil düzeltilmesi gereken kavşak tespit ettik. Bütüncül bakıyoruz. 14 kilometrelik kesimde proje çalışmasına başladık. En acil kesimden yapımına başlayacağız. En acil şu anda Gölyüzü Kavşağı olarak görünüyor. Bir program dahilinde hızla bu projeyi tamamlayarak Bolu şehir geçini ve E5 karayolunu rahatlatmış olacağız.”

“PLANLADIĞIMIZ TÜ PROJELERİ HEP BİRLİKTE HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
Bakan Uraloğlu, Bolu’nun gelişmeye ve değişmeye devam ettiğini ifade ederek, “Bolu’nun ihtiyaçları da değişiyor ve gelişiyor” dedi. Otoyol’dan Bolu’ya iki adet geçişin olduğunu ve bunların Batı ve Doğu geçişleri olduğunu anlatan Uraloğlu, yerel yönetim kademeleri ve AK Parti Bolu Belediye Başkan adayı Muhammed Emin Demirkol ile yaptıkları istişarelere göre Bolu şehir içine de bir alternatif geçiş yapılması gerektiğinin ortaya çıktığını söyledi.
Uraloğlu, “Artık daha merkezi bir yerden gelişen sanayi tesislerine de hizmet edecek bir alternatif giriş çıkış noktasının proje çalışmasına başladık. Buna paralel olarak Bolu merkezden geçen günlük bin civarında geçen ağır taştın bir tır parkından kanalize edilmesine ilişkin bir planlama yapıyoruz. İnşallah 1 Nisan’dan itibaren de Muhammed Emin Demirkol kardeşimiz ile Bolu’nun aydınlık geleceği için planladığımız tüm projeleri hep birlikte hayata geçireceğiz” diye konuştu.

Daha sonra Aktepe Seçim Bürosu önüne gelen Bayraktar, burada vatandaşlara hitap ederek doğduğu topraklara geldiğini ve kendisini evinde gibi hissettiğini söyledi.
Hatay’ın, kendileri için önemli ve Türkiye’nin enerjisine enerji katan bir yer olduğunu belirten Bayraktar, bugün buraya gelerek projeleri yerinde inceleyip takip ettiklerini anlattı.

Geçen yıl 6 Şubat depremlerinde çok büyük bir felaketi yaşadıklarını anımsatan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Birçok kardeşimizi kaybettik, akrabalarımız, birçok insan gitti. 6 Şubat depremleri hakikaten özellikle Hatay’ı, hemen hemen bütün ilçelerini çok büyük etkiledi ama biz birinci günden itibaren devletimiz bütün imkanlarıyla Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, tekrar dedik ki ‘Yiğit, düştüğü yerden kalkar’ misali inşallah biz şehirlerimizin bu düştüğü durumu tersine çevireceğiz. Şehirlerimizi tekrar inşa, ihya edeceğiz. Eskisinden çok daha güçlü, düzenli şehirler haline buraları getireceğiz diye milletimize söz verdik. İnşallah bu uğurda yolda gelirken konuştuk, gördük, TOKİ evleri hızla yükselmiş, bir kısmı teslim oldu inşallah diğer kısmı da hak sahiplerine teslim edilecek.”
AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında, sadece 5 şehirde doğal gaz olduğunu ifade eden Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğal gazı “Türkiye’deki her hane halkına getireceğiz” sözünü hatırlatarak 2002’den bugüne 81 ilde, 860 yerleşim yerinde artık doğal gazın olduğunu söyledi.
Bayraktar, doğal gaz gelmeyen mahalle ve beldelere de en kısa zamanda doğal gazı getireceklerinin sözünü verdi.
Doğal gazı bugüne kadar hep ithal ederek vatandaşlara sunduklarını dile getiren Bayraktar, şöyle konuştu:
“Ama 2016’da bir yola çıktık, Cumhurbaşkanımız dedi ki ‘Artık bu enerjideki, doğal gazdaki dışa bağlılığımı bitirelim, kendi doğal gazımızı bulalım, kendi doğal gazımızı vatandaşımıza götürelim’ dedi. Bunun için bir yola çıktık. Bu yol uzun, ince bir yol, bu yolda dedik ki, ‘Türkiye kendi sondaj ve sismik gemileriyle, mühendisleriyle, teknisyeni ve işçisiyle doğal gazı arayacak, denizlerimizde aranmamış, didik didik edilmemiş hiçbir karış yer bırakılmayacak’. Bu yolda biz Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han sondaj gemilerimizle, Akdeniz’de ve Karadeniz’de doğal gaz arıyoruz, hamdolsun 2020’de ağustos ayında Cumhuriyet tarihinin en büyük doğal gaz keşfini yaptık. Adına Sakarya Gaz Sahası dediğimiz bu sahada şu anda 1,4 milyon hanede kullanılan doğal gazı üretir hale geldik.”

“2024’TE BAŞKA KEŞİFLER BULMAK İÇİN GECE GÜNDÜZ ÇALIŞIYORUZ”
Karadeniz’deki keşif döneminde karşılaştıkları eleştirilere değinen Bayraktar, “Bize ‘arayamazsınız’ dediler, aradık, ‘bunlar arasalar bile bulamazlar’ dediler, biz doğal gazı karadan 170 kilometre mesafede bulduk. ‘Ya bulsalar bile bunu üretemezler, karaya getiremezler’ dediler, o doğal gazı geçtiğimiz yıl yine bir ramazanda, arife günü Filyos’ta Zonguldak civarında karaya çıkardık, orada yaktık, şimdi evlerinizde sizler kullanıyorsunuz. 1,4 milyon hane halkı şu an oradan ürettiğimiz gazı kullanıyor. Bu daha başlangıç. İnşallah oradaki üretimimizi artıracağız.” diye konuştu.
2024’te başka keşifler, yeni gazlar bulmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Bayraktar, Türkiye’nin kendi doğal gazını üreten ve vatandaşlarına dağıtan bir anlayışla enerji alanında ilerlediğini söyledi.
GABAR’DA GÜNLÜK 100 BİN VARİL PETROL ÜRETİM HEDEFİ
Türkiye’nin kendi petrolünü üreten bir ülke olma yolunda yürüdüğünü vurgulayan Bayraktar, “Gabar’da geçmişte terörle anılan, girilemeyen, gidilemeyen topraklarda bugün Türkiye, günde 37 bin varil petrol üretiyor, Türkiye’nin en kaliteli petrolünü üretiyor. İnşallah orada 100 bin varile doğru, Türkiye’yi daha güçlü ve büyük kılmak, sizlere daha iyi imkanlar sunabilmek için çalışmaya, üretmeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“ÇOK DAHA GÜZEL BİR HATAY OLACAK”
Yerel seçimlere değinen Bayraktar, şunları kaydetti:
“1 Nisan’da inşallah Mehmet Öntürk başkanımız sizlere hizmet için büyük bir yola çıkacak. Çok projeler var. Bunlar için 7 gün 24 saat çalışması lazım. Onun için biz de kendisine inşallah destek olacağız. Aklı başka yerde olan, yarı zamanlı, gel-git belediyecilikle değil, 7 gün 24 saat vatandaşı ve hizmeti düşünen, bu projeleri hayata geçirmek isteyen bir belediyecilik anlayışına ihtiyaç var. Bizim anlayışımız budur. Bizim hizmet siyasetimiz bunu gerektirir. Bu uğurda biz çalışmaya söz veriyoruz. Bu şehir çok büyük bir deprem felaketi yaşadı. Buradan çıktık, çıkacağız ve çok daha güzel bir Hassa, Hatay olacak. Memleketimiz bu anlamda güzel şehirlere kavuşacak. Burada doğal gaz hizmetinin geldiği, elektrik hizmetlerinin sağlandığı, belediyenin en önemli görevi olan su hizmetlerinin sunulduğu, temiz ve toz, toprak içinde olmayan yollarımız olacak.”
Bakan Bayraktar, daha sonra Kırıkhan ilçesi Barbaros Mahallesi Şükrü Kanatlı Caddesi’nde esnafı ziyaret etti.
Kırıkhan’daki Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Karataş Yaşam Merkezi’nde konaklayan Kıbrıs Gazisi Mehmet Pekmez ve ailesine ziyarette bulunan Bayraktar, aileye Türk bayrağı ve Kur’an-ı Kerim verdi.
Yaşam merkezinde kalan aileleri de ziyaret eden Bayraktar çocuklara oyuncak dağıttı.


Törende açılış konuşması gerçekleştiren Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Emek- Şehir hastanesi hattı bizim Ulaştırma Bakanlığı marifetiyle Bursa olarak ilk aldığımız hizmet diyebiliriz. Bütün çalışmalarda emeğiniz katkınız var. İhaleyi bakanlık gerçekleştirdi. Yol güzergahında hemşerilerimizin sıkıntıları oldu. Hepsini aştık. Ben özellikle şahsınıza, genel müdürümüze, ekip arkadaşlarınıza destek ve katkılarınız için teşekkür ediyorum. Üniversite- Görükle Kurtuluş hattı ile alakalı çalışmalar da başladı. O yönüyle de katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. T2 hattını Büyükşehir olarak bitirmiştik. Şimdi hızlanmasıyla alakalı aradaki kavşaklarda kesintiye uğrayan yerleri, kavşak kollarını Beşyol’da yaparak o kısmı da en kısa zamanda telafi edecek ve T2 hattını hızlandırmış olacağız. Nasip olursa yeni dönemle alakalı öngörümüz kuzey güney hattındaki Çalı-Demirtaş hattı olacak” diye konuştu. Aynı zamanda Başkan Aktaş, “Çalı-Demirtaş hattı çalışmasında da sizlerden istifade etmek bizim en büyük hayalimizdir. Araç sayımızı arttırılmasıyla alakalı yine bakanlığımızın, genel müdürlüğümüzün katkılarıyla araç sayısını arttırdığımızda bu hatlarda bittiğinde o zaman daha da rahatlamış olacağız” diye belirtti.

“28 MART TARİHİNDE SÜREÇ TAMAMLANACAK”
Katkı ve desteklerinden dolayı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’na teşekkür eden Başkan Aktaş, “Buradaki yolun açılma konusu ve Bursaray’ın Emekten Balat kısmına kadar getirilmesi önemliydi. Mart ortasını işaret etmiştiniz. Talimat vermiştiniz. Buradaki ekip arkadaşlarınızla birlikte istasyonun hazırlanmasıyla alakalı büyük emek sarf ettik. Hemşerilerimiz merak ediyor olabilirler. Nasip olursa 28 Mart tarihinde de bu süreç bitmiş olacak. Bu arada da deneme sürüşleri gerçekleştirilecek. 28 Mart’ta da devralıp sizin önderliğinizde bu süreci tamamlamış olacağız. 28 Mart tarihinden sonra da hemşerilerimiz Emek’e kadar değil Balat kısmına kadar seferleri kesintisiz gerçekleştirmiş olacak” dedi.
“ŞEHİR HASTANESİ, SAĞLIKTA EN ÖNEMLİ ÜS”
Başkan Aktaş son olarak konuşmasında Şehir Hastanesi’nin Bursa için önemine değindi. Başkan Aktaş, “Şehir Hastanesi, bizim sağlıkta en önemli üslerimizden bir tanesi. Şehir Hastanesi hattını da 2025’in ikinci yarısının sonlarına doğruda sizin önderliğinizde tamamlamış olacağız. Arabayatağı, Osmangazi, Acemlerden binen bir vatandaşımız Şehir Hastanesi’nin kapısına kadar gelmiş olacak. Hızlı tren istasyonuna uğrayacak olan hattın asıl o zaman Bursa için hem şehir içinde hem de Ankara’ya gidecek olan hızlı trenimize daha sağlıklı bir şekilde buluşturmuş olacağız. Arabayatağı’ndan Balat istasyonuna kesintisiz ulaşım başlıyor, Bursamıza hayırlı olsun” dedi.

Bursa Milletvekili Mustafa Varank açılış töreninde “Bursa her şeyin ön güzeline layık. Burada belediyelerimizde, hükümetimizde bütün arkadaşlarımızın vermiş olduğu gayretlerle Bursa’yı daha güzel daha konforlu hale getirmeye çalışıyoruz. Bugün onların en güzel örneklerinden bir tanesi için olan raylı sistemlerimizde yeni bir hattın tamamlanması için bir aradayız. Biz bu yatırımları devam ettireceğiz” diye belirtti.
“RAYLI SİSTEM UZUNLUĞU 433 KM OLDU”
2002 yılından bu yana Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şehirlerimiz trenlerle birbirlerine bağlarken şehir içi raylı sistemlerini de birbiri ardına hayata geçiriyoruz diyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, “Türkiye Yüzyılında adeta kent için raylı sistem fırtınasını estiriyoruz. Ülke genelinde inşa ettiğimiz kent içi raylı sistem uzunluğumuz 433 km oldu. Değerli Bursalı hemşerilerim sadece İstanbul’da bu sene 34 kilometrelik raylı sistem hattını hayata geçirdik ve Bursa’da bugün buradayız Kocaeli’de hafta sonu yine raylı sistem çalışmalarımızı yürüttük” diye açıkladı. Uraloğlu, İstanbul, Kocaeli ve Bursa’da toplam 47 kilometrelik bir hattın çalışmasını devam ettirdiklerini ifade ederek “Bursa’da hayata geçirdiğimiz Emek-Şehir Hastanesi ve metro hattının bir kısmı Emek istasyonu, Balat istasyonu arasını ve Balat istasyonu tamamlanmasının sevincini yaşıyorum” dedi. Orhangazi‘nin yadigârı, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk büyük başkenti Bursa, başta şanlı tarihimiz olmak üzere sanayinin, ticaretin, tarımın ve turizmin en önde gelen şehirlerinden birisidir. Bu nedenle Bursa’nın ulaşım ve altyapısını güçlendirmek için Bursa’yı geleceğe taşıyacak birçok projeyi birbiri ardına hayata geçirdik ve bundan sonra da yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu. Bakan Uraloğlu, 2002 yılından bu yana Bursa’da ulaşım ve iletişim alt yapısına 202 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerini belirterek “Ulaştırma ve alt yapı bakanlığı olarak bölünmüş uzunluğumuzu 609 km’ye çıkardık. Yine kaplamalı yol uzunluğumuzu 787 km’ye çıkardık. İstanbul- Gebze- Orhangazi İzmir otoyolumuzu bitirdik. Bursa Çevre otoyolunu Bursa-İnegöl-Bozüyük-Ankara sınırı yolumuzu, Bursa Devlet yolu İzmir yolumuzu bitirdik. Önemli güzergahlarımızı tamamladık. Çalı-Kayapa-Hasanağa yolunun ikinci etabını bitirdik. Diğer etapları ile ilgili de yine Büyükşehir belediyemizle gerekli işbirliği içerisinde çalışmalarımızı önümüzdeki dönemlerde yürüteceğiz. Mevcut haliyle 2.9 km bölünmüş yolun 14 kilometresi tek yol olmak üzere 16.9 kilometresi hizmet veren Çalı yolumuzun tamamını inşallah bölünmüş yol haline getireceğiz” dedi.
“ANKARA VE BURSA ARASI 2 SAAT 15 DAKİKAYA İNECEK”
Bakan Uraloğlu, Bursa’yı hızlı tren ağına katacak çalışmaları da başlattıklarını hatırlatarak “Bursa-Ankara hızlı tren hattımızı Ankara-İstanbul yüksek hızlı tren hattına bağlantılı olarak saatte ve 200 kilometrelik hızla inşallah bitirdiğimiz de işletmeyi açacağız. Önümüzdeki senenin sonu inşallah bunu gerçekleştirmiş olacağız. 201 kilometrelik bir hattı bitiriyoruz. Çalışmalarımız hala devam ediyor. Çalışmalarımızı bitirdiğimizde biz Ankara-Bursa arasını 2 saat 15 dakikaya yine Bursa-İstanbul arasını 2 saat 15 dakikaya indirmiş olacağız. Yüksek hızlı tren konforuyla şüphesiz Bursa’da devam etmekte olan en önemli ulaşım projelerimizde biri de açılışını yapacağımız Emek-Yüksek Hızlı Tren Garı-Şehir Hastanesi hafif raylı sistem hattı kısa adıyla Şehir Hastanesi Metrosu’dur. Değerli hemşerilerim projemiz sayesinde mevcutta işletmede olan Emek-Arabayatağı metro hattı yapacağımız uzatma ile Mudanya Bulvarını geçerek yüksek hızlı tren garı ve nihayetinde Şehir hastanesi ulaşacak saatte 80 km tasarım hızı ile günlük tam 110 bin yolcuya inşallah hizmet edecek. Tüm hemşerilerimize hayırlı olsun” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.
]]>
‘ÜLKE GENELİNDE 433 KİLOMETRE ŞEHİR İÇİ RAYLI SİSTEMİ İNŞA ETTİK’
Özellikle büyük şehirlerde yaşayan vatandaşları trafik çilesinden kurtarmak için kent içi raylı sistem projelerinin önemli bir bölümünü Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yaptığının altını çizen Uraloğlu, “Türkiye Yüzyılı’nda adeta bir kent içi raylı sistem fırtınası estiriyoruz. Ülke genelinde inşa ettiğimiz kent içi raylı sistem hattı uzunluğunu 433 kilometreye yükselttik. Sadece İstanbul’da bu sene 34 kilometre metro hattı hizmete aldık. İstanbul, Kocaeli ve Bursa’da toplam 47 km raylı sistem hattının yapım çalışmalarına da devam ediyoruz”.

BURSA’YA 609 KİLOMETRE BÖLÜNMÜŞ YOL
Bursa’nın sanayinin, ticaretin, tarımın ve turizmin en önde gelen şehirlerinden biri olduğunu işaret eden Uraloğlu, bu nedenle Bursa’nın ulaşım ve iletişim ağını güçlendirecek, Bursa’yı geleceğe taşıyacak birçok önemli projeyi hayata geçirdiklerini bildirdi. 2002 yılından bu yana Bursa’nın ulaşım ve iletişim altyapısına 202 milyar liranın üstünde yatırım gerçekleştirdiklerine değinen Uraloğlu, bölünmüş yol uzunluğunu ise 195 kilometreden 609 kilometreye çıkardıklarını kaydetti. Bitümlü sıcak kaplama yol uzunluğunun 148 kilometreden 786 kilometreye çıktığını da anlatan Uraloğlu, “İstanbul-Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu’nu açtık. Bursa Çevre Otoyolu, Bursa-İnegöl-Bozüyük-Ankara Sınırı Yolu, Bursa-Karacabey Yolu, Bursa-Mudanya gibi önemli güzergahları bölünmüş yol olarak tamamladık. Az önce de Çalı-Kayapa-Hasanağa il yolunun 2.etabınının açılışını gerçekleştirdik. Diğer etapları için de Büyükşehir Belediyemizle iş birliğinde çalışmalarımız yapacağız” dedi.

ANKARA İLE BURSA HIZLI TRENLE 2 SAAT 15 DAKİKAYA İNİYOR
Bakan Uraloğlu, Bursa’yı hızlı tren ağına katacak çalışmaları da başlattıkları müjdesini vererek, Ankara-Bursa Hızlı Tren hattının, Ankara-İstanbul YHT hattına bağlantılı olarak saatte 200 kilometre hıza uygun çift hatlı olarak inşa edildiğini söyledi. Uraloğlu, “ 56 kilometre uzunluğundaki Bursa – Yenişehir kesimi, 95 kilometre uzunluğundaki Bandırma-Bursa ve 50 kilometrelik Yenişehir-Osmaneli kesimleri olmak üzere toplam 201 kilometrelik hatta altyapı ve üstyapı çalışmalarına eş zamanlı olarak devam ediyoruz. Projemiz tamamlandığında hem Ankara-Bursa, hem de Bursa-İstanbul arası seyahat süresi 2 saat 15 dakika olacak” dedi.

GÜNDE 410 BİN YOLCUYA HİZMET VERECEK
Bursa’da devam eden en önemli ulaşım projelerinden birinin de Şehir Hastanesi Metrosu olduğunun altını çizen Bakan Uraloğlu, “Projemiz sayesinde mevcutta işletmede olan Emek-Arabayatağı Metro hattı, yapacağımız uzatma ile Mudanya Bulvarını geçerek YHT Gar ve nihayetinde Şehir Hastanesine ulaşacaktır. Saatte 80 kilometre tasarım hızı ile günlük 410 bin yolcuya hizmet verecektir. Toplam 4 istasyondan oluşmakta ve 4,9 km uzunluğundadır. Hattın en önemli iki durağı Hızlı Tren İstasyonu ve Hastane İstasyonudur. Yapımı devam eden Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren hattımız ile metromuzu entegre ederek Bursalılara hızlı tren erişimi için konforlu ve dakik bir ulaşım tesis edeceğiz” dedi. Proje kapsamında ayrıca Uludağ Üniversitesi İstasyonundan sonra, Depo Sahası ve yaklaşık bin 100 metre uzunluğunda Depo Sahası erişim hattını da dahil ettiklerini açıklayan Uraloğlu, yeni yapılacak tesisin, Bursa’nın tüm metro araç filosunun bakım-tamir ve park ihtiyacına da hizmet edeceğini belirtti.

EMEK VE BALAT METRO KESİMİ 28 MART’TA AÇILACAK
Uraloğlu, 28 Mart’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bursa’ya geleceğini de bildirdi. 28 Mart’a kadar da Emek ve Balat arasındaki metro kesiminin tamamlanarak hizmete hazır hale getirilmiş olacağını da açıklayan Uraloğlu, “Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Cumhur İttifakının adayı AK Parti’den tekrar aday gösterdiğimiz mevcut başkanımız Sayın Alinur Aktaş kardeşimiz var. Projeleriyle gönüllerde taht kurmuş başarılı bir belediye başkanıdır. Canı gönülden inanıyorum ki sizlerin desteğiyle de Bursa’nın gelişimi, toplumun kalkınması ve Türkiye Yüzyılı için koyduğumuz hedeflere ulaşmada gerekli her türlü gayreti gösterecektir” dedi.

Uraloğlu, 41,6 kilometre uzunluğundaki Bilecik-Yenişehir Devlet Yolu’nun açılışında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yol medeniyettir, yol gelişmedir, yol büyümedir.” sözünden hareketle Türkiye’nin dört bir yanında ulaşım altyapısını güçlendirmek ve vatandaşlara daha konforlu bir yaşam sunmak hedefiyle durmadan, yılmadan çalıştıklarını söyledi.
Bakan Uraloğlu, 2002 yılından bu yana ülkenin ulaşım ve iletişim altyapısına 275 milyar dolar, sadece kara yollarına ise 165 milyar doların üstünde yatırım gerçekleştirdiklerini, 22 yıl önce 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu yaklaşık 29 bin 400 kilometreye çıkardıklarını anlattı.
Sadece 6 şehir bölünmüş yollarla birbirine bağlıyken bugün 77 ili bölünmüş yollarla birbirine bağladıklarını vurgulayan Uraloğlu, “1714 kilometre olan otoyol uzunluğumuzu 3 bin 726 kilometreye ulaştırdık. Geçit vermeyen dağları tünellerle, vadileri köprülerle aştık. Ülkemizi yarınlara taşıyacak yeni kara yolu projelerine de devam ediyoruz.” diye konuştu.
Uraloğlu, son 22 yılda Bilecik’in ulaşım ve iletişim altyapısı için 110 milyar 562 milyon lira yatırım gerçekleştirdikleri bilgisini verdi.
Bu ilde 2002 yılında 21 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 184 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Uraloğlu, 231 kilometre bitümlü sıcak karışım kaplama yaparak Bileciklileri yollarda konforla tanıştırdıklarını, 137 kilometre tek platformlu yolun iyileştirmesini yaptıklarını ifade etti.
Bilecik-Yenişehir kara yolunun 3,9 milyar liraya mal olduğunu bildiren Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Projemiz kapsamında 2×2 standardında bitümlü sıcak karışım kaplamalı 41,6 kilometre bölünmüş yol, bir köprülü kavşak, iki tane 158 metre uzunluğunda köprü, 22 hemzemin kavşak ve 9 tarımsal altgeçit inşa ettik. Uyguladığımız projeyle 97 virajı ortadan kaldırdık. Minimum kurp yarıçapını, hani şu ‘virajlar’ diyoruz ya onu 40 metreden 300 metreye yükselterek çok daha güvenli ve konforlu bir yolculuk imkanı sağladık. Ulaşım süresini de 51 dakikadan 25 dakikaya düşürdük. Zamandan 162 milyon lira, akaryakıttan 61 milyon lira olmak üzere yıllık 223 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 4 bin 356 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız.”

“ANKARA-İSTANBUL YHT HATTI’NDAKİ SEYAHAT SÜRESİNİ 35 DAKİKA DAHA KISALTACAĞIZ”
Uraloğlu, Bilecik Çevre Yolu Projesi’ne de başladıklarını belirterek, “Ayrıca Bilecik’i, Kütahya’ya, Eskişehir’e, Sakarya’ya, Kocaeli’ye, Bursa’ya, Yalova’ya, Yenişehir Havalimanı, Gemlik ve Bandırma limanlarına bölünmüş yollarla bağladık. Hasılı Marmara, Karadeniz, Akdeniz ve Ege’ye bağlamış olduk.” ifadesini kullandı.
Bilecik’in kara yolu ulaşım ağını güçlendirirken demir yolu altyapısını unutmadıklarını dile getiren Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Başta Pamukova ile İnönü arasındaki 96 kilometrelik hat olmak üzere Bilecik’in mevcut demir yolu altyapısının tamamını yeniledik. Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren (YHT) Hattı ile Bilecik’i YHT konforuyla tanıştırdık. Proje kapsamında Bilecik ve Bozüyük istasyonlarında Yüksek Hızlı Tren istasyonlarımızı da inşa ettik. T26 Tüneli, Doğançay Ripajı-1 ve 2’nci kesimlerdeki işlerin tamamlanmasının ardından Ankara-İstanbul YHT Hattı’ndaki seyahat süresini 35 dakika daha kısaltacağız. Bilecik Bozüyük Lojistik Merkezi’yle de 1,9 milyon ton taşıma kapasitesi sağlayacağız. İhaleyi bu yıl içinde yaparak çalışmalara başlayacağız. Ülkemize 654 bin metrekarelik lojistik alan daha kazandıracağız.”
Uraloğlu, 2002 yılından bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ideoloji siyaseti değil, hizmet siyaseti yaptıklarına işaret ederek, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturuyla hareket ediyoruz. Bu noktada 31 Mart seçimlerinde Bilecik Belediye Başkanlığı için AK Parti’den aday gösterdiğimiz Sayın Mustafa Yaman kardeşimizle Bilecik’te daha iyiye doğru inşallah beraberce gayret edeceğiz. 1 Nisan sabahı itibarıyla Bilecik’e daha güzel hizmetler yapmaya başlayacağız. Canıgönülden inanıyorum ki sizlerin desteğiyle inşallah onu da Bilecik Belediye Başkanı olarak görevine başlatmış olacağız. Türkiye Yüzyılı’na da bu vesileyle daha güzel hizmetler Bilecik’te de kazandırmış olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Açılışta, Bilecik Valisi Şefik Aygöl, AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir ve Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen de katılımcılara hitap etti.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek Bilecik-Yenişehir Devlet Yolu’nun açılışı gerçekleştirildi.
Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
Uzun yıllar boyunca ikamet ettiğim Keçiören’imizi Ankara’nın yıldızı haline getireceğine inandığım Atatürk Cumhuriyet Kule’sinin başkentimize ve sizlere hayırlı olmasını diliyorum. Keçiören Belediye Başkanımız ve Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Turgut Altınok başta olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Malumunuz Ankara’nın Çankaya tarafında yapıldığı tarihten itibaren şehrin simgelerinden biri olan Ata Kulesi vardı. Aynı mimarın tasarladığı Atatürk Cumhuriyet Kulesi ile şehrimize yeni bir sembol kazandırıyoruz.
Atatürk Cumhuriyet Kulesi 197 metreden Ankaramızı selamlayacak, bünyesindeki salonlar ve diğer birimlerle ziyaretçilerine unutulmaz hizmetler verecek.
Halk sahip çıkmasaydı eserin yerinde yeller esiyordu. Başlı başına bir azim abidesidir.
Kulenin en üstündeki Selçuklu yıldızı Ankara mührüdür.
Turgut kardeşimiz başkentin en sorunlu ilçelerinden birini en gözde yerlerden biri haline getirmişti. Kendisi bu çalışkanlığını, bu vizyonunu 31 Mart’tan sonra Ankara’nın tamamı için kullanacak inşallah.
Şu CHP zihniyetinin fetret devrinden Ankara’mızı kurtarmaya var mıyız? Bunlardan bir şey olmaz. Bunların Ankara’mıza, başkentimize verecekleri hiçbir hizmet yoktur, bundan sonra da olmayacaktır. Ankara’yı Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak yeni bir dönemin kapılarını Turgut kardeşimizin açacağına ben inanıyorum. Cumhurbaşkanı olarak ben yanındayım. Cumhur İttifakı olarak biz yanındayız. Ve vereceğimiz desteklerle sadece Keçiören değil inşallah Ankara’mız yeniden ayağa kalkacak.
Türkiye son 21 yılındaki tüm atılımlarını eser ve hizmet siyaseti ile gerçekleştirmiştir, verdiği sözlerin arkasında durmayan siyasetçi profilleri arzıendam etmeye başladı.
Vizyonsuzluk, programsızlık, projesizlik, esersizliği yücelten bir anlayışın öne çıkarılmaya çalışıldığını görüyoruz. Düşünebiliyor musunuz, yol yapmayan, hizmet üretmeyen verdiği sözlerin arkasında durmayan siyasetçi profilleri arzı endam etmeye başlıyor.
Havalimanından şehir merkezine kadar şu yollarda en ufak adım atıldı mı? Sadece Melih Bey’in döneminde atılmış adımlar var. Gel gör ki, bu beyefendi geldi geleli yollarda ne asfalt ne şu ne bu hiçbir şey yok. Ben Ankaralıyım. Havalimanından şehir merkezine kadar ne yapıyorsak biz yapıyoruz.
Bu beyefendi geldi geleli yollarda hiçbir şey yok. Yollarda en ufak bir adım atıldı mı? Nerede CHP belediyesi var dökülüyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de böyle…
PARA SAYMA GÖRÜNTÜLERİ
Para destelerini, demetlerini gördünüz mü? Hayırdır yav ne iş bu? Bu durum başka bir dönemde başka bir partinin başına gelse yer gök yıkılır.
31 Mart’ta hesabını sorun.
Sandık sonuçları açıklanınca rezil rüsva olmuşlardı, bilerek yaptıkları provokasyonlar, söyledikleri yalanlar yüzünden ne milletten özür dilediler ne yalanlarından döndüler.
BİZİM PAÇAMIZDA NE İŞİNİZ VAR?
Biz kaybedelim diye bir de paçamıza yapışanlar çıktı. Biz kaybettikçe kazanan kim, tek parti faşizmi. Kazanmak için değil bize kaybettirmek için paçamıza yapıştılar.
YENİDEN ANKARA DİYORUZ
Ankara genelinde kentsel dönüşümle beraber yeniden Ankara, yepyeni bir Ankara diyor, yola böyle devam ediyoruz.
“REFAH KAYBININ ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ”
Hayat pahalılığı bizi hedeflerimizden uzaklaştırmadı.
Küresel krizlerin tetiklediği hayat pahalılığı ve asrın felaketinin getirdiği maddi yük nedeniyle vatandaşlarımızın ekonomik gücünün zayıfladığının farkındayız. Piyasaların ve vatandaşlarımızın gönlü rahat olsun.
ENFLASYON MESAJI
Tüm göstergeler hamdolsun doğru istikamette gittiğimizi gösteriyor. En büyük sorunumuz olan enflasyonun yılın ikinci yarısından itibaren geçeceği hızlı düşüşü beraberce izleyeceğiz. Bizim için milletimize verdiğimiz her söz namus sözüdür. Başkalarından farklı olarak biz verdiğimiz sözleri unutmaz takibini yaparız. Ülkemizi geçtiğimiz 21 yılda 3 kattan fazla nasıl büyüttüysek, önümüzdeki dönemde 2 kat daha büyütmekte kararlıyız. Açılışını yaptığımız Atatürk Cumhuriyet Kulesi’nin şehrimize ve ilçemize tekrar hayırlı olmasını diliyorum.

Mevcutta Yenidoğan Kavşağı’nın üzerinden sağlanan ulaşımı yeni kavşak ile çok daha verimli hale getirdiklerini ifade eden Uraloğlu, seyahat süresini 16 dakikadan bir dakikaya indirdiklerini vurguladı.
’44 MİLYON LİRA TASARRUF SAĞLAMIŞ OLACAĞIZ’
Uraloğlu, “Çekmeköy’e hizmet veren kavşak sayısını arttırarak trafik yoğunluğunun önüne geçtik. Böylece zamandan 39 milyon lira, akaryakıttan 5 milyon lira olmak üzere yıllık 44 milyon lira tasarruf sağlamış olacağız.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, bir kavşağı yaparken sadece oraya para harcanmadığını, bunun sonucunda ciddi tasarruflar elde edildiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çevreye, araçların verdiği karbonmonoksidi de 40 ton azaltarak çevreci bir projeyi hayata geçirdik. Projemiz ile ayrıca olası bir İstanbul depreminde bölgenin tahliyesine büyük katkı sağlayacak ve trafik tıkanıklığından dolayı oluşacak olumsuz durumların önüne de şimdiden geçmiş olduk. Biliyorsunuz olası bir İstanbul depreminde yol, köprü, tünel ve viyadükler ulaşımda hizmet vermesi gereken önemli yapılardır. Bu noktada İstanbul’un diğer illerle ulaşımının sürdürülebilir olması bu anlamda çok kıymetlidir ve alternatif olarak Kuzey Marmara Otoyolu’muz da gerçekten kıymetlidir. Kuzey Marmara Otoyolu’nun yapım aşamasında kullanılan birçok sismik izolatörle 2 bin 475 yıllık deprem döngüsünde 9 büyüklüğündeki bir depreme dahi dayanabilecek yapılar yaptık. Olası bir depremde İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’ya her türlü ulaşım Kuzey Marmara Otoyolu’ndan yapılabilecektir.”

‘DEMİR YOLU VE KENT İÇİ RAYLI SİSTEM PROJELERİYLE ŞEHRİMİZİN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİMREYE DEVAM EDİYORUZ’
Uraloğlu, Kuzey Marmara Otoyolu’na entegrasyonu hızlı ve güvenli şekilde sağlayacak yapım çalışmaları devam eden Sarıyer-Kilyos Tüneli projesinin de İstanbul için önemli olduğunu söyledi.
Bu tünel de tamamlandığında Levent, Maslak ve Sarıyer gibi yoğun nüfusun ve iş yerlerinin bulunduğu alanların Kuzey Marmara Otoyolu’na ve İstanbul’un kuzeyindeki, Zekeriyaköy, Uskumruköy, Kilyos, Gümüşdere ve Demirciköy gibi yerleşimlere bağlantısının kolaylıkla sağlanacağını dile getiren Uraloğlu, İstanbul’un kuzeyindeki yerleşim alanlarında yaşayan nüfusun da kent merkezlerine erişiminin oldukça kolaylaşacağını bildirdi.

‘İSTANBUL’A YAKLAŞIK 1 MİLYAR 177 MİLYAR LİRA YATIRIM GERÇEKLEŞTİRDİK’
Bakan Uraloğlu, son 22 yılda İstanbul’un ulaşım ve iletişim altyapısı için yaklaşık 1 trilyon 177 milyar lira yatırım gerçekleştirdiklerini söyledi.
Uraloğlu, “Bölünmüş yol uzunluğunu 794 kilometreye, bitümlü sıcak kaplama yol uzunluğunu 811 kilometreye çıkardık ama elbette, konuşmamın başında da belirttiğim üzere İstanbul’daki yatırımlarımız ulaşımın tüm modlarını kapsamaktadır” açıklamasında bulundu.
Avrupa’da en yoğun havalimanları sıralamasında İstanbul Havalimanı’nın ilk sırada yer aldığını, dünyada da 7. sırada olduğunu anlatan Uraloğlu, 2023’ün son günlerinde İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın hizmet kapasitesini ikiye katlayacak ikinci pistinin açılışını da gerçekleştirdiklerini söyledi.

‘DÜNYADA İLK DEFA BİR HABERLEŞME KULESİNİN YANINDA ÇAMLICA KULESİ’Nİ İNŞA ETTİK’
İstanbul’un, havacılık alanında dünyanın en büyük küresel transit merkezlerinden biri haline geldiğine işaret eden Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyada ilk defa bir haberleşme kulesinden aynı anda 100 FM radyo yayını yapabilen Çamlıca Kulesi’ni de inşa ettik. Demir yolu ve kent içi raylı sistem projeleriyle de şehrimizin çehresini değiştirmeye devam ediyoruz. Halkalı-Kapıkule hızlı tren projemizin yapım çalışmaları devam ediyor. Ayrıca Gebze’den başlayıp Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçerek İstanbul Havalimanı’na ve son olarak Çatalca’ya ulaşacak Kuzey Marmara Hızlı Tren Hattı Projesi’ni de planlarımız arasına aldık. İstanbul’u bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla donatıyoruz.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, Gebze-Halkalı Banliyö Hattı yani Marmaray, Levent-Hisarüstü Metro Hattı, Tavşantepe-Sabiha Gökçen Havalimanı Hattı, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Hattı, Başakşehir-Çam Sakura Şehir Hastanesi-Kayaşehir Metro Hattı, Kazlıçeşme-Sirkeci Raylı Sistem Hattı ve Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metrosu olmak üzere 7 raylı sistem projesiyle İstanbul’a 147,7 kilometre raylı sistem hattı kazandırdık. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde Arnavutköy-İstanbul Havalimanı arasındaki 14 kilometrelik yeni metro hattını da İstanbul’umuza kazandırıyoruz. Gün geçmiyor ki İstanbul’da demir yolundan hava yoluna, kara yolundan kent içi raylı sistem hatlarına ulaşımın her modunda dev bir proje hayata geçmesin. Yaklaşık 3 ay önce Sabiha Gökçen Havalimanı’mızın hizmet kapasitesini ikiye katlayacak ikinci pistinin açılışını gerçekleştirdik.”
Uraloğlu, 29 Ocak’ta Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın son halkası olan Kağıthane-Gayrettepe kesimini, 26 Şubat’ta Kazlıçeşme-Sirkeci Raylı Sistem Hattı’nı, 10 Mart’ta Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metrosu’nu hizmete açtıklarını hatırlattı.

Dün, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve İBB Başkan adayı Murat Kurum ile Atatürk Havalimanı’nın eski terminal binalarını Türkiye’nin en büyük teknoparkına dönüştürecek Terminal İstanbul’un tanıtım toplantısını gerçekleştirdiklerini anımsatan Uraloğlu, İstanbul’u dünyanın en gelişmiş ilk 20 girişimcilik şehrinden biri yapacak önemli bir adım attıklarını ifade etti.
‘ÇEKMEKÖY GİRİŞİNDE KÖPRÜLÜ KAVŞAK PROJEMİZİ HAYATA GEÇİRDİK’
Uraloğlu, bugün de İstanbul’un kara yolu ulaşım ağının gücüne güç katacak Çekmeköy-Taşdelen-Alemdağ Köprülü Kavşağı’nı hizmete açmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirerek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Ramazanın bereketiyle Allah’ın izniyle devam ediyoruz. Çekmeköy hızla büyüyor. Bu sürekli gelişen yapısını destekleyen kara yolu yatırımları kapsamında, İstanbul-Şile Devlet Yolu’nun Çekmeköy geçişinde köprülü kavşak projemizi hayata geçirdik. İstanbul’a birilerinin 5 yılda kazandırdığı 8 kilometre raylı sistem uzunluğunu, biz tek projemizle bile onun üzerine geçiyoruz. 31 Mart’a 13 gün kaldı. Ben bakanlığı döneminde de nerede bir sel, nerede bir afet var, nerede bir deprem var orada bareti ve çizmesiyle olan bir Murat Kurum tanıdım. Beraberce birçok iş yaptık, gerçekten iş odaklı, çözüm odaklı oldu. Şimdi de İstanbul’a Cumhur İttifakı’mız olarak Cumhurbaşkanı’mız tarafından aday gösterildi. İstanbul’umuzun metro hattını 1000 kilometreye çıkaracağız. İnşallah hizmetlerimizle beraber devam edeceğiz.”
Törene, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz da katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, depremler ve salgın gibi sıkıntılı ortamlarda dahi Türkiye’nin büyümeye, gelişmeye ve güçlenmeye devam ettiğini söyledi.

”TÜRKİYE TRİLYON DOLARLIK EKONOMİLER ARASINDA”
Geçen yıl yüzde 4,5 büyüme sağlandığını anımsatan Yılmaz, ilk defa trilyon dolarlık ekonomiler arasına Türkiye’nin girdiğini belirtti.
Geçen yıl 1,1 trilyon doları aşan bir gelire ulaştıklarını dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:
“İstihdamımız 32 milyonu geçti. İhracatımız 256 milyar dolara ulaştı. Bu gücümüzle geleceğe yürüyoruz. Tankımızı, topumuzu, tüfeğimizi insansız hava araçlarımızı yaptığımız gibi uçağımız KAAN da ilk defa uçtu. Bunlar kendiliğinden olmuyor. Siyasi güvenle, istikrarla oluyor. Üstüne koya koya Türkiye gelişmiş ülkeler arasına girme mücadelesini sürdürüyor. Türkiye Yüzyılı’nda da inşallah ülkemizi dünyanın sayılı ülkelerinden biri haline her alanda getirme hedefimize adım adım yürüyoruz.”
Belediyelerin bir şahsın kendi reklamı, şanı, şöhreti için kullanacağı bir yer değil, halka hizmet edeceği bir yer olduğunu ifade eden Yılmaz, belediyenin herhangi bir ideolojiye hizmet etmek üzere kurulmuş bir kurum da olmadığını kaydetti.
Türkiye güçlendikçe herkesin refahının artacağına işaret eden Yılmaz, “Çoluk çocuğumuz da geleceğe çok daha güvenle yürüyecek. İşte bunu yaparken merkezi idare ve yerel idare olarak uyum, el ele, gönül birliği içinde yapacağız. Hiç kimseye bir ayrımcılık yapmadan, en küçük bir farklılık göstermeden, bize oy versin, vermesin, böyle bir ayrımı da yapmadan bütün vatandaşlarımıza hizmet etmek bizim için bir şereftir, onurdur.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, Sancak Belediye Başkanı adayı Nusret Koçin’in işine sahip çıkarak 5 yılda görev yaptığını, ara vermeden eksik projelerini tamamlayacağını belirtti.
Bölgede ulaşım ağının genişlemesi adına çalışmaların sürdüğünü anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bingöl-Erzincan yolunu inşa ediyoruz aslında. Bu sadece bir belde yolu olmayacak. İleride Bingöl ile Erzincan arası şehirler arası yol olacak inşallah. Bu çerçevede bir taraftan da Kiğı ile Yedisu arası yol devam ediyor. Orada barajdan dolayı tüneller, viyadükler, milyarlarca para harcanıyor hakikaten. Orası da bittiğinde Erzincan ile Kiğı arası aşağı yukarı bitmiş olacak. Geriye kalacak Sancak ile Adaklı arası. Onun da projelerini çalışıyoruz. İnşallah en uygun zamanda bu projeyi de hayata geçirip bu kuzeydeki ilçelerimizi çıkmaz sokak olmaktan kurtaracağız. Şimdi Genç ilçemiz Diyarbakır, Solhan ilçemiz Muş, Karlıova ilçemiz Erzurum yolu üzerinde. Dolayısıyla gidiş geliş olunca bir bölge daha çok kalkınıyor. Erzincan bağlantılı yaptığımızda oradan da tabi Karadeniz’e kadar uzanan bir bağlantı olacak. Bu ilçelerimiz farklı bir kalkınma sürecine de girmiş olacaklar.”
Devletin teşvikleriyle bölgede tekstil tesislerinin kurulduğunu anlatan Yılmaz, mesleki eğitim yoluyla gençlere eğitim verdiklerini bildirdi.
“Yeter ki, yatırımcılar gelsin diyoruz. Bu bölgedeki insanımıza aş ve iş versin. Binlerce insan şu anda tekstilde çalışıyor. Geçmişte buradan İstanbul’a gidilirken şimdi İstanbul’dan, Sancak’a gelip çalışan insanlarımız, gençlerimiz var.” ifadelerini kullanan Yılmaz, bunun da kendileri için ayrı bir gurur vesilesi olduğunu aktardı.
]]>Burada konuşan Yılmaz, depremler ve salgın gibi sıkıntılı ortamlarda dahi Türkiye’nin büyümeye, gelişmeye ve güçlenmeye devam ettiğini söyledi.
Geçen yıl yüzde 4,5 büyüme sağlandığını anımsatan Yılmaz, ilk defa trilyon dolarlık ekonomiler arasına Türkiye’nin girdiğini belirtti.
Geçen yıl 1,1 trilyon doları aşan bir gelire ulaştıklarını dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:
“İstihdamımız 32 milyonu geçti. İhracatımız 256 milyar dolara ulaştı. Bu gücümüzle geleceğe yürüyoruz. Tankımızı, topumuzu, tüfeğimizi insansız hava araçlarımızı yaptığımız gibi uçağımız KAAN da ilk defa uçtu. Bunlar kendiliğinden olmuyor. Siyasi güvenle, istikrarla oluyor. Üstüne koya koya Türkiye gelişmiş ülkeler arasına girme mücadelesini sürdürüyor. Türkiye Yüzyılı’nda da inşallah ülkemizi dünyanın sayılı ülkelerinden biri haline her alanda getirme hedefimize adım adım yürüyoruz.”
Belediyelerin bir şahsın kendi reklamı, şanı, şöhreti için kullanacağı bir yer değil, halka hizmet edeceği bir yer olduğunu ifade eden Yılmaz, belediyenin herhangi bir ideolojiye hizmet etmek üzere kurulmuş bir kurum da olmadığını kaydetti.
Türkiye güçlendikçe herkesin refahının artacağına işaret eden Yılmaz, “Çoluk çocuğumuz da geleceğe çok daha güvenle yürüyecek. İşte bunu yaparken merkezi idare ve yerel idare olarak uyum, el ele, gönül birliği içinde yapacağız. Hiç kimseye bir ayrımcılık yapmadan, en küçük bir farklılık göstermeden, bize oy versin, vermesin, böyle bir ayrımı da yapmadan bütün vatandaşlarımıza hizmet etmek bizim için bir şereftir, onurdur.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, Sancak Belediye Başkanı adayı Nusret Koçin’in işine sahip çıkarak 5 yılda görev yaptığını, ara vermeden eksik projelerini tamamlayacağını belirtti.
Bölgede ulaşım ağının genişlemesi adına çalışmaların sürdüğünü anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bingöl-Erzincan yolunu inşa ediyoruz aslında. Bu sadece bir belde yolu olmayacak. İleride Bingöl ile Erzincan arası şehirler arası yol olacak inşallah. Bu çerçevede bir taraftan da Kiğı ile Yedisu arası yol devam ediyor. Orada barajdan dolayı tüneller, viyadükler, milyarlarca para harcanıyor hakikaten. Orası da bittiğinde Erzincan ile Kiğı arası aşağı yukarı bitmiş olacak. Geriye kalacak Sancak ile Adaklı arası. Onun da projelerini çalışıyoruz. İnşallah en uygun zamanda bu projeyi de hayata geçirip bu kuzeydeki ilçelerimizi çıkmaz sokak olmaktan kurtaracağız. Şimdi Genç ilçemiz Diyarbakır, Solhan ilçemiz Muş, Karlıova ilçemiz Erzurum yolu üzerinde. Dolayısıyla gidiş geliş olunca bir bölge daha çok kalkınıyor. Erzincan bağlantılı yaptığımızda oradan da tabi Karadeniz’e kadar uzanan bir bağlantı olacak. Bu ilçelerimiz farklı bir kalkınma sürecine de girmiş olacaklar.”
Devletin teşvikleriyle bölgede tekstil tesislerinin kurulduğunu anlatan Yılmaz, mesleki eğitim yoluyla gençlere eğitim verdiklerini bildirdi.
“Yeter ki, yatırımcılar gelsin diyoruz. Bu bölgedeki insanımıza aş ve iş versin. Binlerce insan şu anda tekstilde çalışıyor. Geçmişte buradan İstanbul’a gidilirken şimdi İstanbul’dan, Sancak’a gelip çalışan insanlarımız, gençlerimiz var.” ifadelerini kullanan Yılmaz, bunun da kendileri için ayrı bir gurur vesilesi olduğunu aktardı.
]]>
Bursa’yı daha ileriye taşıyacak yeni dönemdeki vizyonunu ve gerçekleştireceği projelerini açıklayan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, toplu taşıma konusunda gerçekleştirdikleri projeler kadar yol ve kavşak çalışmalarının da şehir içi ulaşım noktasında hayati öneme sahip olduğunu hatırlattı.
Bursa’nın doğu batı hattında Kestel’den başlayıp Acemlerde çatallaşarak Mudanya ve İzmir yönünde iki kola ayrılan tek bir ana ulaşım aksına sahip olduğunu dile getiren Başkan Alinur Aktaş, bu aks üzerinde geçtiğimiz dönemde özellikle Acemler bölgesinde yapılan düzenlemelerle aksın fiziksel altyapısını tamamladıklarını söyledi.

KUZEY KORIDORU
“Şimdi yıllardır konuşulanı gerçekleştirme ve ulaşımda dönüşüm zamanı” diyen Başkan Aktaş, tek ana aksa alternatif biri kuzey diğeri de güney yönünde olmak üzere iki yeni koridor oluşturduklarını belirtti.
Kuzey koridorunun detayları hakkında bilgi veren Başkan Aktaş, “Gürsu-11 Eylül Bulvarı arasında 2.3 kilometre uzunluğundaki güzergahla araçlar Gürsu ve Otosansit kavşaklarını kullanmadan direkt 11 Eylül Bulvarı’na ulaşacak. Yine 11 Eylül Bulvarı’ndaki Şirinevler Kavşağı ile İstanbul Caddesi arasında 9.5 kilometrelik yeni bir aks oluşturacağız.
İstanbul Caddesi-Yeniceabat-Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı güzergahında 8.5 kilometrelik bağlantı yolu ve 8 kavşak ile kuzey koridorunun en önemli parçalarından birini oluşturuyoruz. Koridorun üçüncü kısmında Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’nı 3 gidiş, 3 geliş olacak şekilde direkt olarak Hamitler üzerinden Filament kavşağına bağlıyoruz.
Diğer bir güzergahta da Recep Tayyip Erdoğan Bulvarını 6 adet kavşak ve 7 kilometrelik yol ile Emek-Geçit, Nilüferköy üzerinden Mudanya Yolu’na bağlıyoruz. Kuzey koridoru projemizle yepyeni bir güzergahla şehrin doğusundan batısına kadar seyahat imkanı sağlıyoruz” diye konuştu.

GÜNEY KORİDORU
Kuzey koridorunda sağlayacakları konforun bir benzerini ‘Güney koridoru’ ile vatandaşa sunacaklarını anlatan Başkan Aktaş, “En doğu kesimde Kestel-Otosansit arasında Ankara Yolu’na alternatif olacak şekilde bölünmüş yol olarak 5.5 kilometre uzunluğunda yeni bir arter oluşturma çalışmalarımız tamamlanma aşamasına geldi.
Bu çalışmalar kapsamında Balıklıdere üzerine inşa edilen köprü ve bağlantı yollarının ardından Türkmenbaşı-Erdoğan Caddesi Bağlantı Yolu’nu da hizmete açtık. İlk kısmın devamında Otosansit ile Orhaneli yolu arasında şehrin güneyinden geçen, şehir siluetini bozmayan, kısmen kentsel dönüşüm uygulamalarıyla elde edilecek alanlar ve yer yer sanat yapısı geçişleriyle desteklenecek 16 kilometrelik yeni bir arter oluşturuyoruz.
Orhaneli Yolu’na bağlandığımız noktadan Çalı-Görükle-Şehir Hastanesi güzergahında ağır taşıt trafiğini yönlendirmek ve İzmir yoluna alternatif oluşturmak üzere 9 kilometre uzunluğunda ve 3 şeritlik duble yol açıyoruz.
Çalı Kavşağı-Hasanağa arasında mevcut haliyle tek gidiş tek geliş olan 11 kilometrelik kısmı bölünmüş yol olarak genişleterek, sanayi bölgeleri ve yerleşim alanlarına ulaştırıyoruz. Hasanağa-İzmir Yolu arasındaki 9.5 kilometrelik yol bağlantısını 40 metreye genişleterek, yapacağımız 7 kavşak düzenlemesiyle konforlu hale getiriyoruz.
Güney koridorunun en batı kısmındaki 4.2 kilometrelik yolla Hasanağa OSB ve Kayapa OSB’den kaynaklanan ağır taşıt trafiğini, İstanbul-İzmir Otoyolu’na şehir içi trafiği etkilemeden doğrudan yönlendiriyoruz. Sürece çoktan başladık” dedi.

TRAFİK YÜKÜ HAFİFLEYECEK
Kuzeyde ve güneyde oluşturdukları bu iki koridorda inşa edecekleri iki tünelle Bursa için bir ilki gerçekleştirmiş olacaklarını dile getiren Başkan Aktaş, “Kuzey koridorunda yer alan 5.5 kilometrelik tüpten oluşacak tünelimiz, Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’ndan başlayarak Ata Bulvarı’na direkt çıkacak.
Yine tünel içerisinde Filament Kavşağı öncesi bölgeden ayrılan bir kolla direkt Mudanya yoluna bağlanacak. Güney koridorda yer alan 3 kilometrelik tüpten oluşacak tünelimiz, Doburca bölgesinden başlayarak Çekirge sırtlarından yüzeye çıkacak. Tüm bu çalışmalar neticesinde tek bir ana hat üzerine konumlanmış şehrimizi 3 ana hatta kavuşturuyoruz.
Tabi birbirine bağlantı yollarıyla beraber Bursa trafiği artık üçe bölünecek. Dolayısıyla en basit tabirle trafik yükümüz yaklaşık 3 kat hafiflemiş olacak” diye konuştu.
Kentin büyük bölümünün ormanlarla kaplı olduğunu vurgulayan Uraloğlu, “Orman sanayisinden madenciliğe, tekstilden turizme, enerjiden sağlığa her alanda faaliyet görüyoruz. Bu nedenle şehrimizin ulaşım ve iletişim altyapısının gelişmesine ayrı bir özen gösteriyoruz. Bugün de bakanlığımızın Kastamonu’daki ulaşım yatırımlarını incelemek üzere bölgeye geldik.” diye konuştu.

Bölgedeki yatırımlar hakkında bilgi veren Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Bakanlık olarak 2002 yılından bu yana Kastamonu’nun ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 53 milyar 930 milyon lira yatırım gerçekleştirdik. 47 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 338 kilometreye, 1 kilometre olan bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu ise 323 kilometreye çıkardık. 2016 yılında açtığımız Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli ile Çankırı-Kastamonu arasını 2,5 saatten 1,5 saate düşürdük. 154 kilometre tek yol iyileştirmesi yaptık. 3 bin 571 metre uzunluğunda 103 köprü vardı, bunu 9 bin 348 metre uzunluğunda 219 köprüye yükselttik. Bu yıl sonuna kadar 180 metre uzunluğunda 2 köprü daha inşa etmeyi planlıyoruz. Kastamonu’nun 478 metre uzunluğunda 3 tüneli vardı, 10 bin 968 metre uzunluğunda bir tünel daha ekledik. Sel hasarlarını giderdik.”
Kırık Barajı Varyant Yolu’nun bölgenin önemli projelerinden biri olduğuna işaret eden Uraloğlu, “31 kilometre uzunluğunda bölünmüş yol olarak hizmet veren Kastamonu-Çankırı il sınırı yolunun yaklaşık 7 kilometrelik bölümü, inşa çalışmaları devam eden Kırık Barajı’nın suyu altında kalacak. Bu nedenle yolun bu kesiminde güzergahı değiştirerek 20,4 kilometrelik Kırık Baraj Varyantı’nı bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında projelendirdik. Proje bedeli 8,2 milyar lira. Proje kapsamında 5 bin 330 metre uzunluğunda çift tüp tünel, 279 metre uzunluğunda tek tüp tünel, 686 metre uzunluğunda 2 çift viyadük, 6 farklı seviyeli kavşak ve 2 hemzemin kavşak bulunuyor. Proje genelinde yüzde 29,5 fiziksel gerçekleşme kaydedildi.” diye konuştu.
İnceleyecekleri Küre Uzunöz Tüneli’nin inşasının devam ettiğini dile getiren Uraloğlu, şöyle konuştu:
“Kastamonu’daki çalışmalarımızı elbette sadece kara yolu yatırımları ile sınırlı tutmuyoruz. Kastamonu ulaşım altyapısını tüm ulaşım modları ile bütünleşik şekilde planlıyoruz. Geçmişe bakacak olursak, Kastamonu 1959 yılından beri atıl bırakılan bir havalimanı ile yaşamaya mahkum edilmişti. Bu havalimanı araba yarışlarından düğünlere, maket uçak gösterilerinden hayvan otlatmaya kadar her türlü farklı amaç için kullanıldı. Kastamonu halkı için, bölge halkı için 54 yıllık bir hayal, bitmek bilmeyen bir hikaye oldu ama biz, 2013 yılında 1,5 milyon yolcu kapasiteli modern bir terminal binası yaparak bu hikayeyi mutlu son ile bitirdik ve bir hayali gerçeğe dönüştürdük. 2023 yılında da 60 binin üstünde vatandaşımız bu havalimanımız ile yolculuk gerçekleştirdi.”
Uraloğlu, denizcilik alanında çok önemli yatırımlar gerçekleştirildiğinin altını çizerek, “Bozkurt-İlişi, Doğanyurt-Abana, İnebolu-Gemiciler, Cide-İlyasbey, İnebolu Özlüce, İnebolu-Evrenye ile Denizkonak, Uğurlu ve Çamaltı balıkçı barınaklarının yapım ve onarım işlerini tamamladık. Çatalzeytin sahil tahkimatını bitirdik. Abana sahil tahkimatına devam ediyoruz. Doğanyurt sahil tahkimatı işini de yatırım programımıza aldık.” dedi.

İletişim altyapısına yaptıkları yatırımlara değinen Uraloğlu, “Fiber optik kablo uzunluğunu 954 kilometreden 3 bin 390 kilometreye çıkardık. 375 bin genişbant abonemiz var. Evrensel hizmet fonu kapsamında yapılan çalışmalarla da 67 baz istasyonu ile 125 köyü mobil kapsama altına aldık. 43 köyü daha kapsama almak için çalışmalara devam ediyoruz.” diye konuştu.
Kastamonu’nun turizm faaliyetlerini, tarımını, sanayisini geliştirecek yatırımların önünü açacak ulaşım projelerini bir bir hayata geçirdiklerini belirten Uraloğlu, şunları söyledi:
“Medeniyetler kenti Kastamonu için daha yapacak çok işimiz, Kastamonu için harcayacak daha çok mesaimiz var. Biz hizmet için siyaset yapıyoruz ki şehirlerimiz gelişsin, ülkemiz gelişsin, vatandaşlarımız geleceğe güvenle bakabilsin. Kısa bir aradan sonra Kastamonu Belediyesi önceki başkanlarımızdan Tahsin Babaş, Kastamonu’ya hizmet etmek için yeniden partimizden aday oldu. Canıgönülden inanıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanı’mızın vizyonuyla, Türkiye Yüzyılı şehirleri için gerçek belediyecilik ilkelerinden hareket ederek, ‘Nerede kalmıştık?’ diyerek Kastamonu’muza hizmet edecektir inşallah. AK Parti Kastamonu Belediye Başkan adayımız Tahsin Babaş kardeşimizle ve diğer tüm ilçe başkan adaylarımızla planladığımız tüm projeleri hayata geçireceğiz.”
Bakan Uraloğlu, daha sonra Kastamonu Valisi Meftun Dallı’yı makamında ziyaret etti.
Uraloğlu burada yaptığı konuşmada, Ramazan-ı Şerif’in, ülkeye, millete ve İslam alemine hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Nallıhan’ın, ticaret yolları üstünde bulunması nedeniyle çağlar boyunca önemli bir ticaret merkezi olduğunu aktaran Uraloğlu, yeni güzergahlarla önemini yitirmesiyle Nallıhan’ın büyümesinin durduğunu söyledi.
22 YILDA YAPILAN YATIRIMLAR
Uraloğlu, 22 yıl öncesinde Türkiye’nin ulaşım ağının zayıf olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Demir yollarına yarım asır boyunca bir çivi dahi çakılmayan, hava yollarına sadece varlıklı insanların ulaşabildiği, denizci kimliğini ise unutulmuş bir Türkiye vardı. Böyle bir ortamda da ekonomisi büyüyen ve güçlenen bir Türkiye’den bahsetmek de mümkün değildi. Ancak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 22 yılda ülkemizin ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 275 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. 2002’de 6 bin 100 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu, yaklaşık 29 bin 400 kilometreye ulaştırdık. Bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayımızı 6’dan, 77’ye yükselttik. 2002’de 311 kilometre olan toplam köprü uzunluğunu 774 kilometreye çıkardık. 10 bin 948 kilometre olan demir yolu ağımızı da 13 bin 919 kilometreye çıkardık. 2 bin 251 kilometre yüksek hızlı tren hattı inşa ettik.”

ANKARA’DA 22 KARA YOLU PROJESİNE DEVAM EDİYORUZ”
Ankara için durmadan çalıştıklarına işaret eden Uraloğlu, “Bakanlık olarak 2002’den bu yana Ankara’nın ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 601 milyar 510 milyon lira yatırım gerçekleştirdik. 2002’de 466 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 1196 kilometreye, 446 kilometre olan bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu ise 1172 kilometreye yükselttik. Yeni projelere de devam ediyoruz. Ankara’da 31 milyar 360 milyon lira proje bedeliyle 22 kara yolu projesinin yapım çalışmalarına devam ediyoruz.” diye konuştu.
Uraloğlu, bu çalışmalar arasında Nallıhan’ı doğrudan ilgilendiren 3 önemli kara yolu projesi olduğuna dikkati çekerek, bunların, Beypazarı-Nallıhan Yolu, Nallıhan-Taşkesti ve Nallıhan-Dokurcun yolları üstyapı onarım işi ve açılışını gerçekleştirdikleri Nallıhan Köprüsü, Nallıhan Kuş Cenneti Tüneli ve bağlantı yolları projeleri olduğunu belirtti.
Nallıhan Köprüsü, Nallıhan Kuş Cenneti Tüneli ve bağlantı yollarının, Ankara-Beypazarı-Nallıhan-İstanbul güzergahı üzerinde bulunduğunu bildiren Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Projemiz, 2×2 şeritli, bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında. Proje kapsamında, çift tüplü tünel olarak hayata geçirdiğimiz 1278 metre uzunluğundaki Nallıhan Kuş Cenneti Tüneli’ni, 270 metre uzunluğundaki Nallıhan Köprüsü’nü inşa ettik.
Bağlantı yollarıyla projemizin uzunluğu 5 kilometreye ulaşıyor. Ulaştırma projelerinde olduğu gibi kara yolu faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde de sürdürülebilir bir dünya için çevre dostu düzenlemeler yapmak, temel hedeflerimiz arasında.
İnsan ve çevreye duyarlı yolların artırılmasına ilişkin araştırma ve geliştirme çalışmalarının sürdürülmesi, yol boyu ağaçlandırma yapılması, orman ve yeşil alanlar ile su havzalarının korunması da önceliklerimiz arasında.”

“YILLIK 9,6 MİLYON LİRA TASARRUF EDECEĞİZ”
Uraloğlu, Ankara’ya günübirlik ziyaret mesafesinde, doğa fotoğrafçılığı ve kuş gözlemciliğine yönelik ziyaretler için uygun alanlardan biri olan Davutoğlan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nın Ankara’nın ve ülkenin önemli tabiat varlıklarından olduğunu da söyledi.
Bölgede hızlı, güvenli ve konforlu ulaşımı tesis ettiklerini bildiren Uraloğlu, “Böylece zamandan 6,3 milyon lira, akaryakıttan 3,3 milyon lira olmak üzere yıllık 9,6 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 394 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız.” dedi.
“HER OY BİZİM ŞEVKİMİZİ ARTIRACAKTIR”
Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğindeki Cumhur İttifakı mensupları olarak “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla millete duydukları aşkla bu yatırımları yaptıklarını aktardı. Son 22 yıldır olduğu gibi 2024’te de Nallıhan’ın, Ankara’nın ve ülkenin ulaşım altyapısını daha da güçlendireceklerini belirten Uraloğlu, şöyle konuştu:
“Ankara-İstanbul yeni otoyolu ve Ankara-İstanbul Süper Hızlı Treni proje çalışmalarına başladık. Her iki projenin de Nallıhan’dan geçeceğini müjdelemek isterim. Biz hizmet etmeye devam ettik. Biz ekip ruhuyla daha iyi hizmet edebiliriz. Bütün ilçe ve büyükşehirde sizlerin Cumhur İttifakı’na vereceğiniz her oy bizim şevkimizi artıracaktır. Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen de İstanbul ve Ankara arasındaki alternatif güzergahlardan biri olan Nallıhan’ın, aynı zamanda başkentin yaşam alanlarına ulaşımı sağlaması açısında önem taşıdığını söyledi. Açılışa, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay ile MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım da katıldı.”

Haber7 – ÖZEL
Türkiye’nin en önemli seçimlerinden biri olarak gösterilen 31 Mart yerel seçimlerine 22 gün kaldı. Sahada seçim heyecanı iyiden iyiye hissedilirken adaylar da projelerini vatandaşlara duyurmaya devam ediyor.
AK Parti Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli’nin konuğu oldu. Ateşli’nin sorularını cevaplayan Hakan Tütüncü, 31 Mart sonrasında Antalya’da turizm sektöründe altın çağın başlayacağını söyledi. Kepez Belediyesi’ndeki projeleriyle birçok büyükşehiri sollayan Tütüncü, aynı vizyonu Antalya Büyükşehir’e katacaklarını vurguladı.
İşte o röportaj…
DURMADAN ÇALIŞMAK İÇİN YOLUN BAŞINDAYIZ
2009’da Türkiye’nin en genç Belediye Başkanı olarak şu an nüfusu 700 bin olan bir ilçede belediye başkanı oldum. Başta mülkiyet imarı, gecekondu stoku ile birlikte daha nice belediyecilik sorunlarıyla anılan, olumsuzluklarıyla ön planda olan bir ilçeye, Kepez’e Belediye Başkanı oldum. 15 yıl boyunca hiç durmadan çalıştık. 15 yılın sonunda 90 bin gecekonduyu kaldırmış, bunun yerine nice kentsel dönüşüm projelerini başlatmış ve tamamlamış, örnek olabilecek birçok çalışmalar yapmış, 80 bin tapuyu vermiş, 1200 kilometre yeni yol açmış, 150 okul yapmış, hiç hastanesi yokken 15 hastane kazandırmış ilçesine ve 3,5 milyon metrekare yeşil alana sahip bir Antalya’yı birlikte var etmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Kepez’de çıktığımız noktayla bugünkü nokta arasında, beyazla siyah, geceyle gündüz kadar fark var. Tüm bunları yaparken de hem de halkımızla olan ilişkimizi, muhabbetimizi, gönül bağımızı en güzel şekilde gerçekleştirdik, güçlendirdik. Şimdi hemşerilerimden aldığım güçle, 15 yıllık belediyecilik dönemimizde Antalya’nın geleceğine ilişkin projelerimizi, düşüncelerimizi, kanaatlerimizi, sevgili hemşerilerimizle paylaştık, paylaşıyoruz. “Güzel bir Antalya inşa edeceğiz” diyoruz. Şimdi tam da böylesi bir yolun hemen başındayız.
ANTALYA’NIN ALTIN ÇAĞINI BAŞLATIYORUZ
2009’da göreve geldiğimizde %34, ikinci defa göreve geldiğimizde 2014’te %40,6, üçüncü seçimimizde 2019’da %50,5 oy oranıyla hemşerilerimizin artarak devam eden bir güvenini, sürekli bünyemizde muhafaza etmeye devam ettik. Ben hayatım boyunca yapamayacağım hiçbir sözü vermedim. Hemşerilerim çok iyi biliyorlar. Yapamazsak da yapamayacağımız bir şeyin sözünü asla vermeyiz. Fakat bunu neden yapamadığımızı da döner anlatırız. Bu noktada da iknayı önemli bir yöntem olarak kullanıyoruz. Çünkü karşımızdaki insan, bizatihi insan olduğu için çok kıymetli. Yönetime böyle bakıyoruz. İnsanımızın huzur ve mutluluğu için yapamayacağımız bir iş yok. Devlet zaten insanın huzuruna, mutluluğu için vardır. Meseleyi böyle tanımladığımız için gece gündüz işimize odaklandığımız için kavgadan gürültüden yana asla olmadığımız için “Tencere dibin kara seninki benden kara” siyaseti yapmadığımız için hemşerilerimizin kalbinde, gönlünde farklı bir yere sahip olduk. İşte o hemşerilerimin gönlünde sahip olduğum yer, beni bugün aday olduğum partinin Büyükşehir Belediye Başkanlığı Adaylığı noktasına taşıdı. Şimdi yine hemşerilerimizden aldığımız güçle, yine onlara güzel bir gelecek armağan edebilmek için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Öncelikle 31 Mart seçimlerini kazanacağız ve sonrasında da Antalya’nın altın çağını başlatıyoruz.
“HİÇ HASTANESİ OLMAYAN İLÇEDE 15 TANE HASTANE AÇTIK”
Bir Belediye Başkanının en önemli hedefi, şehrini geliştirmek, insanına hizmet etmektir. O hedefe ulaşmak için hangi enstrümanlar kullanılması gerekiyorsa Belediye Başkanı hepsini kullanmalı, o yolların hepsini denemelidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, bize idare ikiye ayrılır diyor. Bir merkezi idare iki yerel yönetim. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye’nin bütün Belediye Başkanlarına diyor ki sizin şehrinizdeki hemşerinize hizmet götürmek için var olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devlet yetkisini devlet organları eliyle kullanır. Bunlardan bir kısmı, yerel yönetim organlarıdır. Bir kısmı, genel yönetim organlarıdır. Siz el ele vermelisiniz, gönül gönüle vermelisiniz, hemşerinize hizmet götürmelisiniz.
Bakın dün hiç hastanesi olmayan bir ilçeye, biz 15 tane hastane yapmışız. Hepsini biz mi yaptık? Hayır. Dört tanesini özel girişim yaptı, diğerini devlet yaptı. Devletin yaptıklarının içerisinde, belediyenin yaptığı hastaneler de var. Türkiye’de hiçbir belediyenin yapmadığı şekilde özel hastane konforunda, bir tıp merkezi açtık. Sağlık Bakanlığı da bunu ödüllendirdi. Günde 2 binden fazla hemşerimizin gelip sağlık hizmeti aldığı, bizim bir sağlık merkezimiz var. Biz, devletin hastaneleri var, bizim bir sağlık merkezi kurmamıza ne gerek var, demedik. Biz de kurduk, devlet de kurdu. Bütün bunları yaparken büsbütün düşündüğümüz bir şey vardı. Öyle bir imar ve şehircilik vizyonu ortaya koyalım ki hastane alanlarında mülkiyet sorunları çözülmüş bir Kepez olsun. Bunu, biz çözelim. Devlet yatırımı gelecekse o yatırımların gelmesi için uygun bir ortam olsun el ele vererek birbirimizi destekleyelim anlayışı ile bu sorunu çözdük. Arazi ürettik, imar sorunlarını çözdük ve devlete dedik ki bu arsaların üzerine gelip bizim hemşerilerimize hizmet verecek kamu kurumlarını, kamu sağlık tesisi kuruluşlarını, eğitim kurumlarını yerleştirebilirsiniz.

Devletimiz, Allah razı olsun, geldi onlara, o hizmetleri götürecek binaları yaptı. Kazanan kim oldu? Kazanan, Antalyalılar oldu. Şimdi ben diyorum ki elbette ki merkezi idareden de destek alacağız. Elbette ki ilçe belediyeleriyle de iş birliği yapacağız. Elbette ki sivil toplumla da el ele, gönül gönüle vereceğiz. Hep birlikte, hep beraber şehrimizin güzel insanlarına hizmet etme onurunu yaşayacağız. Akıp geçen bir zamanın içerisinde. Bunları yapmaya hazırız. Yönetici modellerimizi oluşturduk. Hatta bunları deneyimledik, denedik. 15 yıl boyunca hangi yöntemin, nasıl netice vereceğini gösterdik. Deneyim, tecrübe bakımından da hazırız. Ortada yazılmış bir başarı hikayesi var. Onun adı, Kepez. Kepez’de nasıl başardıysak Antalya’da da evelallah başaracağız. Ele ele, gönül gönüle. Kimle? Devletimizle el ele, milletimizle el ele, sivil toplum kuruluşlarıyla el ele ve bütün devlet kurumlarıyla el ele bu yolculuğu başlatıyoruz. Antalya’nın altı çağını, hepimiz başlatıyoruz. Bunun mutluluğundan da hep birlikte faydalanacağız. Şu kadarını söyleyeyim, dönemin sonunda, “Antalya” tarihinde görmediği güzellikleri bizim dönemimizde yaşamış olacak.
“ANTALYALI VATANDAŞLARIMIZ MEVCUT YÖNETİMDEN DEĞİL BİZDEN HİZMET BEKLİYOR”
Geçtiğimiz iki yağmurda Antalya’ya hiç yakışmayan görüntülerle karşılaştık. Yağmur suyu giderlerini temizlemekten aciz bir yönetim olabilir mi? Evimizdeki giderleri temizlemezsek ne olur, sular taşar. Şehrimizi de evimiz gibi görmemiz gerekiyor. Şehrin giderlerini bile temizleyemeyen yönetim, turizmde Antalya’ya çağ atlatacak projeleri gerçekleştirebilir mi? Asla yapamazlar. Zaten Antalyalı vatandaşlarımız da artık onlardan herhangi bir şey beklemiyorlar. Bizden beklenti içeresindeler. Devletimiz mevcut havalimanımızın kapasitesini arttırıyor. Şu an itibariyle geldiğimiz noktada yıllık 32 milyon yolcuyu ağırlıyoruz. 2025 yılında bu rakam 50 milyona çıkacak. 2038 yılında projemiz tamamlandığında ise yıllık ortalama 82 milyon yolcu getirmiş olacak. Bu oran bizlere Antalya’ya geliş gidişlerin artacağını dolayısıyla da turizm hareketliliğinin artacağını ifade ediyor
Antalya-Londra arası 4 saat sürüyor. 4 saatte Londra’dan gelen turist uçaktan indiğinde nakil araçları ile gideceği yere yine 4 saatte gidiyor. Böylesi bir ortamda dünyanın en iyi otellerine sahip olan Antalya’da verilen bu hizmet işe yarar mı? Bizler, şehir merkezi-havalimanı ve oteller bölgesi-havalimanı arasındaki irtibatı güçlendirecek yollar yapalım diyoruz. Trafiği rahatlatacak köprülü kavşaklar yapalım. Turistlerin bireysel olarak şehir merkezine günün her saatinde ulaşabilmelerinin önünü açan sistemler meydana getirelim. Bütün bu sistemleri iç içe geçirerek turizmin şehre daha fazla değer katmasını sağlayalım. Biz bunu istiyoruz. Amacımız, hedefimiz bu. Ama bunu biz yapabiliriz. Antalya’nın maalesef bugün en büyük problemlerinden biri sinek. Biz sırf bu yüzden kitapçığımıza bu sorun ile ilgili başlık açmak zorunda kaldık. Bugün bir sinek problemini çözememiş Antalya’dan bahsediyoruz. Bunların hepsini biz çözeceğiz. Çünkü biz belediye başkanlığı koltuklarında vakit tüketilecek yerler olarak görmüyoruz. Geceyi gündüzlere katarak hizmet üretilecek yerler olarak değerlendiriyoruz. Biz buraları bu şekilde tanımlıyoruz. Her alanda olduğu gibi turizmde de Antalya’nın altın çağı bizim dönemimizde başlayacak.
“TÜRKİYE’DE EN UCUZ MAZOTU ANYALYALI ÇİFTÇİLER KULLANACAK”
1920’de İtalyan generali Antalya’yı işgal ettiğinde, ‘Öyle bereketli bir toprağa geldim ki asâmı toprağa saplasam arkamı dönene kadar yeşerecek’ diyor. Antalya dünyanın en verimli topraklarına sahip. Pandemi döneminde tarımın insan hayatı için önemli olduğunu çok net anladık. Her türlü tarımsal faaliyetin önünü açacak tarımsal destekleri hemşirelerimize sunarak tarımda önemli bir merkez halini hedefliyoruz. Antalya özellikle çiftçilerin ilgisine özel gereksinim duyan şehirlerden birisi. Antalya’nın altın çağında, bizim dönemimizde Antalyalı çiftçiler Türkiye’de mazotu en ucuz kullanan çiftçiler olacak. Bununla beraber fide, fidan, ağaç gibi unsurlarda çiftçimize, üreticimize biz destek sağlayacağız. Bunun yanında gübre desteklerimiz olacak.
Küçük arazileri kıymetlendirmek için iki tane önemli proje yapıyoruz. Birincisi organize tarım bölgeleri. Akıllı köy mantığıyla organize tarım bölgelerinde müşterek ihtiyaçların karşılanabileceği ortamlar oluşturacak. İkincisi, kolektif üretimi arttıracak ve toplam üretime de doğrudan tesir edecek köy sandıkları projesi. Köy sandığı projesi mantığı şöyle olacak; Örneğin benim beş dönüm tarlam var ve ben zeytincilik yapıyorum. Zeytin ağaçlarımı sürmem gerekiyor ancak traktörüm yok. Köy sandığına gidecek oradan traktörünü alacak. Biçerdöver, gübre, ilaç gibi teçhizata ihtiyacı olan gidecek alacak kullanıp geri köy sandığına bırakacak. Ve o köy sandığından başka ihtiyaç sahipleri de alacaklar. Hayvancılıkta da üreten Antalya istiyoruz. Özellikle küçükbaş ya da büyükbaşı köylümüzün, çiftçimizin desteklenmesi anlamında teşvik edeceğimiz canlı hayvan bağışları yapacağız. Üretim çiftlikleri kuracağız. Hayvanlardan üretim elde edeceğiz ve dünyaya yeni gelen yavru hayvanlara da besi hayvanlarını da hemşerilerimize vereceğiz yem desteği ile beraber iç içe geçen hizmetler sunacağız.

“GENÇLERİN HER İHTİYACINA KARŞILIK VERİYORUZ”
Yaptıklarımız bir defa yapacaklarımızın teminatı. Ben bir ilçe belediyesinin imkânlarıyla 22 tane kütüphane kurmuş bir belediye başkanıyım. Yıllık ortalamada günde 30 bin kişi geliyor. Biz bu 22 kütüphanemizde her 24 saatte 30 bin gencimize, okurumuza hizmet sunuyoruz. Allah aşkına günlük otuz bin kişiye hizmet verebildiğimiz bir ikinci belediyecilik hizmeti gösterin. Sanılanın aksine hani gençler okumuyor deriz ya, öyle bir dünya görmedim ben. Gençlere yeter ki imkânlar verin. Birçok akıllı sistemlerle dijital dünya sizin karşınızda. Onların içerisinde aklı çeldirici birçok şey var. Gençler bu sebepten dolayı bizim çocukluğumuza ve gençliğimize nazaran kütüphanelerde ders çalışmayı disipline olma bakımından önemsiyorlar. Onların o ihtiyaçlarına cevap verebilecek adımları atmalıyız. Kepez’de yaptığımız hizmetler numune hizmet olabilir. Antalya’da bu hizmetleri güzel imkanlarla çok farklı şekilde sunacağız.
“İSTİKBAL İLERİ TEKNOLOJİDE”
TÜBİTAK işbirliğiyle Türkiye’nin en büyük bilim merkezini Antalya’da açtık. Büyükşehirlerin yarıştığı bir kategoride, ben en iyisini yaparım diye bir iddia koyuyorsunuz ve bir ilçe belediyesi olarak bu iddianıza da kavuşuyorsunuz. Gençler yenilikçi fikirlerini ileri teknolojiyle buluşturarak icatlara çeviriyorlar. Bizim 14 yaşındaki bir kızımız bir sistem geliştirdi. Bilim yarışmalarında başarı elde etti ve bu TÜMOSAN’ın dikkatini çekti. 14 yaşındaki kızımız şu an TÜMOSAN’a yaptığı çalışmaları sunuyor ve TÜMOSAN onun hayallerinin elinden tutuyor. Söyler misiniz kazanan kim oluyor? Bizim şehrimiz oluyor, bu güzel ülke oluyor ve özelde de Antalya’mız oluyor. Şimdi bu heyecanı Antalya merkezden ilçelere de yayan bir yaklaşım ortaya koyacağız. Eğer Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize işaret ettiği yoldan ilerleyerek ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ diyorsak, geleceği gençler kuracaktır. ‘Bütün ümidim gençliktedir’ diyorsak, onun ayak izlerine basa basa yol almamız gerekir. Yeni nesillere istikbalin ileri teknolojide olduğunu göstermemiz lazım.
Yeni nesle istikbalin göklerde olduğunu göstermemiz lazım. Biz cumhuriyetin ikinci yüzyılında böyle bir Antalya hayal ediyoruz. Mesela motor sporlarına tutkun olan gençler motor spor testlerini bizlerden istemişlerdi. Antalya’nın en güzel hatta Türkiye’nin en güzel pistlerinden birisini onlara kazandırdık. Hayatın her alanında tutkuları ile hayalleri ile hedefleri ile yol yürüyen bütün hemşerilerimiz 7’den 77’ye kadar bizden ilgi bekliyorlar. Biz bunun farkındayız. İlçe de onların ellerinden tuttuk. İnşallah şimdi Büyükşehire gideceğiz. Büyükşehirde de bütün ilçelerde onların ellerinden tutacağız. Biz böyle bir gelecek vaat ediyoruz.
“BİZİM KILAVUZUMUZ SEVGİDİR”
Benim hep birinci önceliğim beşeri münasebetler oldu. Hizmetleri bir tane eksik yaparız, iki tane fazla yaparız. Bunlar yerine göre çok önemli değil ama hemşerilerimizin kalplerine dokunmak, onların ellerinden tutmak, hayatın her anında onların yanı başımızda olduğumuzu hissettirmek bizim için en büyük bir öncelik oldu. Bundan dolayı ki bizim hemşerilerimizle çok farklı bir gönül bağımız var. Aday adaylığı sürecinde bana çok ciddi destekler verdiler. Hayatım boyunca unutmayacağım en önemli hatıralardan birisini de o dönemde yaşadım. Şimdi aday oldum. Hemşerilerim bana her gittiğim yerde ‘dua ediyoruz, inşallah belediye başkanımız siz olursunuz’ diyorlar. Siyasi düşüncesi farklı olsa da bize gönül vermiş o kadar çok hemşerimiz var ki onların gönüllerinde böyle olabilmek benim için büyük bir mutluluk vesilesi. Bize oy vermeyeceğini bildiğimiz kimselerden bile size oy veremeyeceğim ama sizi seviyorum sayıyorum, inşallah siz kazanırsınız diyenler de var.
Bütün bunlar hemşerilerimizle inanılmaz bir gönül bağı kurduğumuzu gösteriyor. Görüşleri, düşünceleri ne olursa olsun biz bu vizyonumuzda, işimiz ile kalpleri birleştirmek için sevginin asaletine inanarak bir gelecek yolculuğu yaptığımızdan, kılavuzumuz sevgi olduğundan dolayı bize oy verecek ciddi bir kitlenin olduğunu sahada görüyorum. Onlara çok teşekkür ediyorum. Aslında bize verecekleri her bir oy, onların kendilerine verecekleri oy demektir. Sahada müthiş bir enerji var. Bunun seçim sandığına da çok farklı yansıyacağını 31 Mart gecesi sandıklar açılınca hep birlikte göreceğiz. Ben kazanmayı bekliyorum, iyi bir farkla kazanmayı bekliyorum. Hayırlı olsun.
Oğlunu Mısır’a kaçıran yazar sessizliğini bozdu: ‘Lütfen beni de anlayın’









İstanbul Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 günü meydana gelen trafik kazasında arkadaşlarıyla ATV ile gittiği esnada arızalanması sonrası yol kenarında bekleyen Oğuz Murat Aci’ya lüks bir araç çarpmış, kaza sonrası lüks araç sürücüsü Timur Cihantimur olay yerine gelen annesi Yazar Eylem Tok ile birlikte Mısır’a kaçmıştı.
Kaza sonrası 1 kişi hayatını kaybetmiş 4 kişi de yaralanmıştı.
Yaşananların ardından Türkiye’ye döneceği yönünde açıklama yapan yazar Eylem Tok’un, bu sefer de oğluyla birlikte ABD’ye geçtiği öğrenildi.

KATİL OĞLUNU KAÇIRAN EYLEM TOK’UN ÇALIŞANI HER ŞEYİ ANLATTI
Türkiye’nin gündemine oturan kazanın yankıları sürerken olaya ilişkin yeni detaylar da gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.
Bilindiği üzere Eylem Tok ve Timur Cihantimur’un havaalanına geçerken yanlarında bir kişinin daha olduğu belirtilmişti.
Katil oğul ve anneyi firar yolculuğunda havalimanına bırakan Eylem Tok’un çalışanı ifadesinde her şeyi tek tek anlattı.
Buna göre Eylem Tok ve çalışanı o gün yemekteydi.
Tok’un telefonu çalmasıyla birlikte ikili panik halinde restorandan ayrıldı. İkili kazanın yaşandığı yere gittiler.

“ANNESİNE SÜREKLİ ‘BENİ AFFET ARAÇ PERT OLDU’ DİYORDU”
Çalışan ifadesinde, “Ben araç içerisinde kaldım, Eylem hanım arabadan indi. 1-2 dakika geçmeden Timur Cihantimur’u aracın ön koltuğuna oturttu. Eylem Hanım ve 2 çocuk da arabanın arka koltuğuna oturdu. Ben de ‘U’ dönüşü yaparak geldiğim yoldan geri döndüm. Timur Cihantimur şoktaydı. Annesine sürekli ‘Anne beni affet araç pert oldu’ diyordu” dedi.
Timur Cihantimur’un yarıştığı aracın şoförü de ehliyetsizdi ve 14 yaşında olduğu ortaya çıktı.
Genç çocuk ifadesinde “Orman yolunda Timur Cihantimur beni solladı. Hızlı bir şekilde viraja girdi. Kontrolünü kaybetti su kanalına girdi. Ben hemen aracımı durdurdum. Yaklaşık 10 dakika sonra annesi bir araçla yanında bir kadınla geldi. Timur Cihantimur ile birlikte o araca bindik ve bizi götürdüler” dedi.

ANCAK SKANDALLAR BUNUNLA DA SINIRLI KALMADI…
Anne Tok, oğlunu eve bıraktı. Bir kez daha olay yerine gitti. Gidiş nedeni yaralılara yardım etmek için değil, delil karartmak içindi.
Çalışanı ifadesinin devamında “Evlerine gidince Eylem hanım bana, ‘Biz şoför ile kaza yerine gidip kontrol edeceğiz’ dedi. Bir süre sonra baba Bülent Cihantimur, Eylem Tok ve şoförleri eve geldi. Benim dışarıda beklememi istediler” diye konuştu.
Kanal D Haber’in haberine göre Eylem Tok ve Bülent Cihantimur bir süre konuştuktan sonra evden çıkan çiftin ve “Timur Cihantimur iyi değil doktora götürmemiz gerekiyor” dediği aktarıldı.
BABA ÖNDEKİ ARAÇTAYDI: YOLDAYKEN ARABANIN ŞARJI BİTTİ SİZ DEVAM EDİN DEDİ
Diğer yandan Eylem Tok, Oğuz Murat Aci’yi hayattan koparan oğlu Timur Cihantimur’u yurt dışına kaçırırken, babanın da öndeki araçta olduğu ortaya çıktı.
Eylem Tok’un çalışanı “Eylem Hanım benim arabamdaydı. Bülent Bey kendi arabasıyla geliyordu. Yoldayken Bülent Bey sağa çekip durdu, yanımıza gelip ‘Arabanın şarjı bitti, siz devam edin” dedi.
Eylem Hanım sonrasında bana ‘Havaalanına doğru git’ demesi üzerine havaalanı yoluna girdim” diye konuştu.
Bolat ve Görücü, Türkiye’nin 81 ilinde en özel rotalardan temin ettikleri topraklarla 3 ton ağırlığında “Cumhuriyet’e Yolculuk, Asırlık Portre” isimli Türkiye Haritası oluşturdular.
2 ayda gece gündüz çalışarak büyük bir emek ortaya koyan ekip, Türkiye’nin her bölgesinden izler taşıyan “Cumhuriyet’e Yolculuk, Asırlık Portre” eserini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hediye ettiler.
Dünyada bir benzeri bulunmayan eser, Erdoğan’ın isteği üzerine, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin protokol girişine yerleştirildi.

“TOPRAKLARI, KURTULUŞ SAVAŞI’NDA ÖZELLİKLE ŞEHİT KANI DÖKÜLEN YERLERDEN TOPLAYALIM İSTEDİK”
Projenin detaylarını paylaşan Yönetmen Cankut Kaan Bolat, proje için manevi emek verdiklerini belirterek, “Toprakları, Kurtuluş Savaşı’nda özellikle şehit kanı dökülen yerlerden toplayalım istedik. Sınırların olduğu yerleri görmek istedik ve yola bu şekilde çıktık. Midi bir ekiple çalışabildik. Projede bir görüntü yönetmeni ve kendim olabildim. Proje koordinatörümüz Antropolog Akın Çiftçi vardı yanımızda. O da proje danışmanı olarak yer aldı. Mimarımız vardı. Asıl bu kaideyi tasarlayan, planlayan, tam ölçeklendirme yapan. Belli kiloları aşmayacak şekilde toprak toplamak için yollara çıktık. 30 gün sürdü bu süreç. 30 günde toplam 36 bin kilometre yaptık. Türkiye il sınırları aslında 36 bin kilometre yok. Sınırları geçmek için ekstra kilometre yapıyorsunuz. Dört bin kilometre daha yapsak büyük ihtimal dünya çapını dolaşmış olacaktık” dedi.

“BUNUN BİR YOL HİKÂYESİNİ YAPTIĞIMIZ BELGESEL VAR”
Zorlu bir yolculuk sürecinden geçtiklerini ifade eden Bolat, şunları söyledi:

“BU SİYASET ÜSTÜ BİR İŞ”
“Bu tabloyu yaptık, belgeseli yapıyoruz ama bu masayı ne yapacağız? Ofiste koyabileceğimiz bir yer yok” diye konuşan Yönetmen Bolat, “Dedim ki onu Cumhurbaşkanlığı makamına, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edeceğiz. Görüntü Yönetmenim Emre Görücü ‘Sen yıllardır muhalif bir insansın, Cumhurbaşkanı’na nasıl böyle bir hediye vereceksin?’ Dedim ki ya bu siyaset üstü bir iş. 100’üncü yıl ve Cumhuriyet’e dayalı bir iş. Görüşümüz ne kadar farklı olursa olsun Cumhurbaşkanı’nın milli duruşta çok net bir tavrı olduğunu biliyorum. Kim olduğuma bakmayacak. Ben bu ülkenin sinemacısıyım. Bu hediyeyi kabul edeceğini düşünüyorum” diye konuştu.

“BİR GÜN PORTRENİN BAŞINDA HEP BERABER BULUŞMAK HAYALİMİZ”
Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürlüğünün hediyenin verilmesi konusunda kendileriyle çok ilgilendiklerini söyleyen Bolat, “Bizi aradılar, teşekkür ettiler, makamlarına davet ettiler. Şansımıza ana protokol girişine indirildi bu vinç. İndirilirken gidemedik ama daha sonrasında sağ olsun Cumhurbaşkanımızın başdanışmanlarından birisi destek oldu. Portreyi onun sayesinde görebildik, yanına gittik. Orada hemen ekiple fotoğrafımızı çekindik. Şimdi ana protokol girişinde gelen ziyaretçileri ağırlayan bir sergileme duruşu oldu. Nasip olursa bir gün portrenin başında hep beraber buluşmak hayalimiz” dedi.
Açılış öncesi Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, açılış yapılacak olan Merkez Sarıcaeli Kavşağı’nda karşılandı. Kavşakta incelemelerde yapılan bulunan Bakan Uraloğlu açılış için tören alanına geçti. Halk oyunları gösterisi, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından açılış törenine geçildi. Açılış törenine Çanakkale Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, AK Parti İl Başkanı Naim Makas, AK Parti Çanakkale Belediye Başkan Adayı Jülide İskenderoğlu, siyasi parti temsilcileri, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Açılış konuşmalarının ardından kürsüye gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Şehitler diyarı Çanakkale’nin ulaşım ağının gücüne güç katacak Bayramiç-Etili Çevre Yolları ve Sarıcaeli-Teknopark Farklı Seviyeli Kavşağı açılış töreni vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günümüzün 109. yıl dönümüne 9 gün kaldı. Çanakkale; şehitler diyarı, Türkiye’nin ve Türk milletinin kalbinin attığı, bir yerdir. Çünkü Türkiye’nin temelinde tarifi imkânsız bir destan olan Çanakkale Zaferi var. 109 yıl önce bu milletin hemen her ailesinden en az bir erkek evladı, bir yavrusu Çanakkale’yi savunmak, Anadolu’yu düşman işgalinden kurtarmak için bu topraklarda şehadete yürüdü. Aslında Kurtuluş Savaşı’nın mayası burada çalındı. Bu vesileyle Çanakkale’yi destan şehir haline getiren aziz şehitlerimizi ve o günlerde olduğu gibi bugün de canlarını hiçe sayıp vatanı uğruna şehit ve gazi olan tüm Mehmetçiklerimizi bir kez daha hürmet ve minnetle anıyorum. Çanakkale Zaferiyle tüm dünyaya “Çanakkale’nin Geçilmez” olduğunu öğrettik. Şehitlerimizin düşmana geçirmedikleri Çanakkale Boğazı; söz konusu dostluk olunca, kardeşlik olunca, ticaret olunca, turizm olunca sadece 6 dakikalık konforlu bir yolculuğa dönüştü. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 107’nci yıldönümünde Cumhuriyet tarihimizin en büyük ulaştırma projelerinden biri olan Malkara-Çanakkale Otoyolu ve 1915 Çanakkale Köprüsü’nü hizmete açtık. Açıldığı günden bu yana yaklaşık 5 milyon 536 bin araç Köprümüzden geçiş yaptı. Hamdolsun son 22 yıl içerisinde Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu eşsiz diyara 1915 Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale Otoyolu gibi daha nice eserler kazandırdık. Yenilerine de devam ediyoruz. 2002 yılından bu yana Ulaştırma Ve Altyapı Bakanlığı olarak Çanakkale’nin ulaşım ve iletişim altyapısı için 163 milyar 159 milyon lira yatırım gerçekleştirdik. 20 km olan bölünmüş yol uzunluğunu 435 kilometreye, bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu ise 45 kilometreden 652 kilometreye çıkardık. 319 km tek yol iyileştirmesi yaptık. 2.292 metre uzunluğunda 60 köprüsü vardı, bunu 23.935 metre uzunluğunda 186 köprüye yükselttik. Çanakkale’de hiç tünel yoktu, 16.771 metre uzunluğunda 6 adet tünel inşa ettik. Özellikle 2022 yılında açılışlarını gerçekleştirdiğimiz Assos ve Troya Tünelleri Çanakkale ve İzmir limanlarının hinterlandında bulunan lojistik karayolu altyapısını güçlendirecek çok önemli bir atılım olmuştur. Assos ve Troya Tünelleri ile onlarca keskin virajı barındıran Kaz Dağları’nı sürücülerin “korkulu rüyası” olmaktan çıkardık. Ulaşım süresini 50 dakikadan 5 dakikaya indirdik. Yine, geçen yılki 18 Mart etkinlikleri kapsamında Gelibolu-Eceabat Yolu bünyesinde inşa ettiğimiz Eceabat tünellerini açtık. Gelibolu-Eceabat Yolu ile Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı’na hızlı, güvenli ve konforlu bağlantı sağladık.

Proje kapsamında inşa edilen tünellerle doğal, tarihi ve arkeolojik sit alanları ile bölgenin dokusunun korunması sağlarken proje ile mevcut güzergahı 900 metre kısaltarak, seyahat süresini 45 dakikadan 25 dakikaya düşürdük. Ezine-Bayramiç-Çan Yolumuzu, 60 km uzunluğunda bitümlü sıcak karışım kaplamalı tek yol standardında projelendirdik. Proje kapsamında 3,5 km uzunluğundaki Bayramiç Çevre Yolu ile 2,5 km uzunluğundaki Etili Çevre Yolu da bulunuyordu. Bugün, Ezine-Bayramiç- Çan Yolu’nun Bayramiç Çevre Yolunu da kapsayan ilk 28 km’lik kesimini ve Etili Çevre Yolunu da kapsayan 6 km’lik kesimle toplam 34 km’lik bölümünü tamamlayarak hizmete açıyoruz. Açılışı yapılan kesimde toplam uzunluğu 91 metre olan 2 adet köprü de yer alıyor. Bu yolumuzla Çanakkale’nin ilçeleri arasındaki ulaşım standardını yükselttik. Çevre yollarımız ile; tarım, hayvancılık faaliyetlerinin ve seramik fabrikalarının yoğun olduğu bölgedeki ağır taşıt trafiğinin şehir içine girmeksizin hızlı, güvenli ve kesintisiz geçişini sağladık. Yol üstyapısının bitümlü sıcak karışım kaplamalı hale getirerek ulaşım konforunu arttırdık. Projemiz ile güzergahı 1,5 km, seyahat süresini de 24 dakika kısalttık. Böylece; zamandan 44,4 milyon lira, akaryakıttan 7,7 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 52,1 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 964 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız. Sarıcaeli-Teknopark Farklı Seviyeli Kavşağı projemiz ise günde ortalama 18 bin aracın geçiş yaptığı bölgedeki trafik yoğunluğunu rahatlatmıştır. Bölgedeki yerleşim yerlerinin genişlemesi, nüfusun ve taşıt trafiğinin artmasıyla mevcut 7×3 metrelik altgeçit artık buraya yetmiyordu. Gelişen bu ihtiyacı karşılamak için buraya 12 km genişliğinde 6 metre yüksekliğinde yeni bir alt geçit yaptık. 1 km’lik kavşak kollarını inşa ettik. Devlet yolunun bu kesiminde yer alan 1 km’lik bölümünde bitümlü sıcak karışım kaplamalı asfalt üstyapısını yeniledik. Lapseki-Çanakkale-Ezine Devlet Yolu’ndan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Teknopark Yerleşkesine, Sarıcaeli köyüne, çevredeki eğitim kurumlarına ve lojmanlarına hızlı ve yüksek standartlı erişim imkanı tesis ettik. Kavşak projemizle zamandan 72 milyon lira, akaryakıttan 15 milyon lira olmak üzere yıllık 87 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 180 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız. Her iki projemizin de başta Çanakkaleliler olmak üzere tüm ülkemiz adına hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Çanakkale’nin diğer ulaşım türlerinde gelişmesi için yatırımlar gerçekleştirdik. Çanakkale Havalimanını yeniledik. 2004 yılında 319 olan yolcu trafiği, 2023 yılında 163 binin üstüne çıktı. Çanakkale Televizyon ve Radyo Verici Kulesi’ni inşa ettik. Çanakkale’nin fiber optik kablo uzunluğunu 1.383 km’den 6 bin 422 km’ye çıkardık. Bugün Çanakkale’de 630 bin üstünde hızlı internet abonesi bulunuyor” dedi.

Bakan Uraloğlu konuşmasının devamında şöyle devam etti:
“Çanakkale’nin turizm faaliyetlerini, denizciliğini, tarımını, sanayisini geliştirecek yatırımların önünü açacak ulaşım ve iletişim projelerini bir bir hayata geçirdik, yenilerine de devam ediyoruz. Biz hizmet için siyaset yapıyoruz ki, şehirlerimiz gelişsin, ülkemiz gelişsin, vatandaşlarımız geleceğe güvenle bakabilsin. Aziz milletimiz son seçimlerde Cumhur İttifakını seçerek Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde istikrara, gelişmeye ve kalkınmaya devam demiştir. Şimdi aynı desteği Cumhur İttifakının Çanakkale Belediye Başkanı adayı Jülide İskenderoğlu Hanımefendi için istiyoruz. İnşallah 31 Mart Seçimlerinden sonra Çanakkalelilerin destekleriyle Çanakkale’yi Türkiye Yüzyılı hedeflerine yakışır hizmetlere Cumhur İttifakı’yla kavuşturmaya devam edeceğiz. İnşallah 1 Nisan sabahı farklı bir Çanakkale’ye uyanacağız. Bu düşüncelerle Bayramiç-Etili Çevre Yolları ve Sarıcaeli-Teknopark Farklı Seviyeli Kavşağı çalışmalarını başarıyla tamamlayan tüm yüklenici firma ve Karayolları Genel Müdürlüğü personeline teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.”
Konuşmaların ardından kurdele kesim töreniyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve beraberindeki protokol üyeleri tarafından Çan/Etili, Bayramiç çevre yolları ve Çanakkale Merkez Sarıcaeli Kavşağı’nın toplu açılışı gerçekleştirildi.
Uzmanlar, yolun Filistinlilerin Gazze’nin kuzeyindeki evlerine dönmesini önlemek için bir engel olarak kullanılacağından korkuyor. Yeni yol, İsrail’in Gazze’yle sınır hattındaki Nahal Oz kibbutzundan başlıyor, Gazze’yi doğudan batıya tamamen geçip, batıdaki kıyı bölgesinde sona eriyor.
BBC Arapça Servisi’ne konuşan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun eski güvenlik danışmanı emekli general Jacob Nagel, yeni yolun amacının güvenlik güçlerinin yeni tehditlerle uğraşırken bölgeye hızla erişmelerini sağlamak olduğunu söyledi. Ancak bazı uzmanlar, yolun saldırılarının ardından İsrail’in Gazze’de kalma planının bir parçası gibi görünmesinden kaygılı.

Yeni yol Gazze’yi kat ediyor ve bölgenin orta ve güney kesimleri altında kalıyor. Bölgenin doğu ve batısını birbirine bağlayan bir yol şebekesi zaten olsa da, İsrail Ordusu’nun inşa ettiği yol Gazze boyunca hiç kesilmeden devam eden tek güzergah.
Ayrıca bölgeyi kat eden iki ana arter Selahaddin ve El Raşid yollarıyla da kesişiyor. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, geçen ay Hamas’la savaş sonrası Gazze’de İsrail’in güvenlik kontrolünü ucu açık bir şekilde elinde tutacağı vizyonunu açıklamıştı. Birçok lider de daha önce İsrail’i, Filistinlileri kalıcı olarak yerlerinden etmemek ya da “Gazze’yi küçültmemek” konularında uyarmıştı.
Yeni yol, büyük ihtimalle İsrail’in savaş sonrasındaki stratejisi konusundaki tartışmayı yeniden başlatacak. İsrail ordusu, BBC’nin yeni yolla ilgili sorularına, bir “operasyonel köprübaşı” elde etmeye, asker ve ekipman taşınmasını sağlamaya çalıştıkları yanıtını verdi.

BBC’nin uydu fotoğrafları analizine göre İsrail ordusu, daha önce birbiriyle bağlantısı olmayan yolları birleştirmek için beş kilometrenin üzerinde yeni yol inşa etti. Gazze’nin doğusunda, İsrail sınırı yakınlarındaki yolun ilk kısmı geçen ekim ayının sonu ve kasım ayının başında yapıldı. Ancak yolun yeni kısımlarının büyük çoğunluğu şubat ve mart başında inşa edildi.
Yeni yol, Gazze’deki Selahaddin Yolu dışındaki tüm tipik yollardan daha geniş. Uydu analizi, güzergahın kenarlarındaki depo gibi görünen yapılar, aralık sonundan, ocak sonuna dek yıkıldı. Bunlara birkaç katlı bir bina da dahil.

Yol, Gazze’nin diğer kesimlerine göre daha az bina bulunan ve daha az nüfus yoğunluğu olan bir güzergahtan geçiyor. Aynı zamanda İsrail ordusunun bölgenin doğusundan batısına geçmek için kullandığı derme çatma ve kavisli bir güzergahın altında.
Bir İsrail televizyon kanalı, yeni güzergahla ilgili olarak geçen ay bir haber yapmıştı yolun kod adının “Otoban 749” olduğu belirtilmişti. Kanal 14 televizyonundan bir muhabir İsrail ordusuyla birlikte yolun bazı kesimlerinde seyahat etti. Videoda, yol inşaatı araçları ve buldozerler yolun yeni kısımlarını inşa etmek için hazırlık yaparken görülüyordu.

Savunma istihbarat şirketi Janes’ten uzmanlar, bu tip asfaltlanmamış yol yüzeylerinin paletli zırhlı araçlara uygun olduğunu söylüyor. İsrail ordusu açıklamasında bu tür detaylara girmedi ve açıklamasında, “İsrail ordusu kara operasyonunun bir parçası olarak operasyonel bir geçiş güzergahı kullanıyor.” dedi.
Eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Jacob Nagel de, yolla ilgili olarak güvenlik değerlendirmelerine vurgu yaptı. BBC Arapça Servisi’ne konuşan Nagel, “İsrail’in girip çıkmasına yardımcı olacak. Çünkü İsrail, Gazze’de tam bir savunma ve güvenlik sorumluluğuna sahip olacak.” dedi. Nagel ayrıca yolu “Gazze’nin kuzeyini güneyinden ayıran bir yol” diye tanımladı ve “Tehdidin ortaya çıkmasını beklemek istemiyorum.” diye de ekledi.

Bir diğer emekli general Yaakov Amidor da benzer bir görüşe sahip. Amidor, yolun başlıca amacının “bölgenin lojistik ve askeri kontrolünü sağlamak” olduğunu belirtti. Risk istihbarat şirketi Sibbyline’ın sahibi eski İngiliz subay Justin Crump da yeni yolun önemli olduğunu söyledi:
“Kesinlikle, Gazze Şeridi’nde bir tür güvenlik müdahalesi ve kontrole sahip olmayı öngören uzun vadeli bir stratejinin parçası gibi görünüyor. Bu bölge Gazze Şehrini bölgenin güneyinden ayırıyor ve dolaşımı gözlemlek ve kısıtlamak için etkili bir kontrol çizgisi oluşturuyor. Ayrıca görece açık bir ateş alanı var.”
ABD’deki Orta Doğu Enstitüsü’nden Khaled Elgindy de yolun, uzun vadeli bir proje olduğu görüşünde. BBC’ye konuşan Elgindy, “İsrail ordusu Gazze’de ucu açık bir şekilde kalacak gibi görünüyor.” dedi ve ekledi:
“İsrail, Gazze’yi ikiye bölerek sadece Gazze’ye ne girip çıktığını değil, Gazze’deki dolaşımı da kontrol edecek. Çok büyük ihtimalle buna evlerinden edilen güneydeki 1,5 milyon Filistinlinin kuzeydeki evlerine dönmesini engellemek de dahil.”
Özhaseki, Balıkesir’in Edremit ilçe merkezi ile sahil arasında Büyükşehir Belediyesince inşa edilen Ülkü Yolu’nun açılışında yaptığı konuşmada, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ve ekibini çalışmaları nedeniyle tebrik etti.
Bölgede arıtma tesisi sorunu olduğunu belirten Özhaseki, şöyle konuştu:
“Normalde nüfusumuz 90 bin, 100 bin ama yaz olunca birkaç misli artıyor. Ben de defalarca buraya eşimle, çocuklarla gelmiş birisiyim. Arıtma tesissiz bir bölüm olur mu? Nihayetinde dışarıya attığımız kirli suları, teknoloji öyle gelişti ki ‘ileri biyolojik arıtma’ diye tarif ediliyor, arıtıyorsunuz belli bir süreçten geçirerek, sonra tabiata veriyorsunuz. Tabiat o suyu alıyor, yine etrafı yeşillendirmeye devam ediyor. Bunun yapılması gerekirken önce bir arazi mevzusu. Biz de takip ettik onu. Ne hikmettir bilmiyorum, buradaki arkadaşlarımız izin vermediler. Hayretler içerisinde izliyoruz.”
“ESİRİ OLMAYANIN YERİNDE SELLER ESER”
Bazı konuların siyaset üstü olduğunu dile getiren Özhaseki, bunlardan bazılarının deprem, çevre, hizmet olduğuna dikkati çekti.
İnsanların menfaati, iyiliği söz konusuysa bunun siyaset dışı olması gerektiğini dile getiren Özhaseki, şunları kaydetti:
“Deprem olduğunda Yücel Bey’e de Allah razı olsun, biz bölgeyi tarif ettik, gitti aylarca çalıştı. Hatay Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partisinde ama baktık ki en büyük hasar orada. Bizim AK Parti olarak en güçlü belediyelerimiz Konya, Kocaeli, Bursa, Denizli ve 100 kadar belediyemizin hepsini oraya gönderdik. ‘Burada Cumhuriyet Halk Partisi belediyesi var.’ diyebilir miyiz? Asla söyleyemeyiz. Orada bizim insanımız var, orada bizim canımız var, orada bizim yardıma muhtaç kardeşlerimiz var ve belediye başkanlarımız aylarca çalıştılar orada. Gelmediler, memleketlerine gitmediler. Saçları sakalları birbirine karışmış, gayret ettiler orada. Şimdi altyapı yapılacak, bir kredi temin ettim ben. En büyük payı yine Hatay’a ayırdık. ‘Hatay’da şu parti var.’ diyebilir miyiz? Asla diyemeyiz. Bizim amacımız hizmet. İnsan odur ki bıraka bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser. Biz hizmet siyaseti güdüyoruz, gerek genelde gerekse yerelde.”
Yolların önemini vurgulayan Özhaseki, yolun medeniyet, kalkınmanın birinci unsuru olduğunu belirtti.
Yol vasıtasıyla insanların evlerine ulaşmasının yanında ticaret de yaptığını anlatan Özhaseki, şöyle devam etti:
“Sanayici de derdine çözüm bulur. Turizm de gelişir. Yol olmayan yerde turizm de gelişmez. O yüzdendir ki Türkiye’nin birçok yerinde gerçekten çok uzun mesafeli yollar yaptık. 6 bin kilometre civarında bölünmüş yol varken bu memlekette, şu anda 30 bin kilometreyi geçti. Tüneller yaptık, köprüler yaptık, hepsine sizler şahitsiniz zaten. İzmir’e giden otobanın buradan geçtiğini de biliyorsunuz. O kadar çok çalışıldı ki hamdolsun ‘Yol açısından Türkiye altyapısını tamamladı.’ da diyebiliriz. Bundan sonra da yapılmaya devam edecek. O yüzden buradaki yapılan yolun da kıymetini takdir ediyoruz. Değerli Başkan’ımızı tebrik ediyoruz ki bu şekilde bir iştahla yaptığı için, çok güzel bir hava verdiği için. Çünkü burası turizm beldesi, sadece bir yolu dümdüz yapmak yetmez. Etrafındaki bisiklet yollarıyla çok da güzel bir görüntü oluşmuş.”
“DEPREM TURİSTLERİ”
Özhaseki, AK Parti hükümetleri dönemine kadar Balıkesir’de 76 kilometre olan bölünmüş yolun, şu anda 700 kilometreyi geçtiğini söyledi.
Bakanlık olarak Balıkesir’e ayrıca önem verdiklerini vurgulayan Özhaseki, “Şu ana kadar 59 milyar lira civarında sadece bizim Bakanlığımız harcadı Balıkesir’e. 20 milyardan fazla da yatırımımız devam ediyor. TOKİ konutlarımız da devam ediyor burada. Yine de yapmaya devam edeceğiz bunları. Zaten nihayetinde sizlerin verdiği vergileri bir yerde tutup, doğru şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Onun neticesinde de hizmet dönüyor. Ben şuna inanıyorum, siz iyi niyetliyseniz, çalışıyorsanız, gayret ediyorsanız, emin olun Cenabıallah sizin elinizden tutuyor. Gören gözünüz oluyor, yürüyen ayağınız oluyor. İşte Türkiye buna örnek, işte Balıkesir buna örnek.” ifadelerini kullandı.
Özhaseki, Kahramanmaraş merkezli “asrın felaketi”nin asrın dayanışmasına dönüştüğünü dile getirdi.
Bölgede çalışmaların sürdüğünü anlatan Özhaseki, “Tam 4 bin 133 köyümüzde ev yapıyoruz. Kiminde 50 tane yıkılmış, kiminde 30 tane, kiminde 150 tane, 200 tane, hepsini yapıyoruz. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. Orada şu anda 1000’den fazla şantiyemiz var.” diye konuştu.
Kendilerinin bölgede çalıştığını ifade eden Özhaseki, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Üzüntüyle şunu da söyleyeyim, nüfusu milyonlarca olan ve havasından geçilmeyen, her gün televizyonlarda algı operasyonları çeken belediye başkanları da o bölgelere özel jetlerle geldiler. Arabalarının içi, uçakların içi tamamıyla televizyoncu ve sosyal medya ekibiyle doluydu. İndiler, bir kişinin yanına geldiler. Hatır soruyor gibi davrandılar, selfieler çektiler, bırakıp gittiler. Bunlara da şahidiz. Bunlar da deprem turistleriydi. Biz inanıyoruz ki iyi iş yaptığınızda millet görür. Hizmet ettiğinizde bu millet görür ve karşılığını verir ama görmese bile Cenabıallah hepsini görür ve bir gün hesap sorar. Elinde envaiçeşit imkanları olduğu halde sadece artistlik yapmak için gelenleri de Allah’a havale ediyoruz. Yapacak başka bir şey yok. Bizler çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Endişeniz olmasın Allah’ın izniyle. Balıkesir’e senelerdir gelip gideriz. Elimde yetki olduğu ilk andan itibaren de ne kadar imkanım varsa hepsini seferber ettim. Bundan sonra da etmeye hazırım. Yeter ki sizler yetki verin. Yeter ki sizler ‘Devam edin.’ deyin. Bizler inşallah bunu yaparız. Buradaki arıtma tesislerini de yaparız, yeni yollar da yaparız. Balıkesir’in ihtiyacı neyse, sempatik başkanımız, çalışan başkanımız ne diyorsa emri başımızın üstüne. Onu size emanet ediyorum.”
Dua edilmesinin ardından kurdele kesilerek yolun açılışının yapılmasıyla sona eren törene, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, bazı milletvekilleri, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
]]>Şehrimizi son 22 yılda aşkla, şevkle çalışarak, üretimiyle, ihracatıyla, istihdamıyla baştan başa büyüttük, kalkındırdık, kalkındırmaya da devam ediyoruz. Giresunlu hemşehrilerim, tercihini yine istikrardan, güvenden, hizmetten yana kullanacak. Vatandaşın derdini kendi derdi bilenlerle beraber yol yürümeye devam edecek. 31 Mart’ta yine tarih yazacak” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da “2002 yılından bu yana ideoloji siyaseti değil, eser ve hizmet siyaseti yapıyoruz” diye konuştu.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ‘Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı Temel Atma Töreni’ne katıldı. Bakan Mehmet Fatih Kacır, törende yaptığı konuşmada, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Yol medeniyettir’ anlayışıyla 22 yıldır ülkemizin dört bir yanında ulaşım altyapımızı güçlendiriyoruz. Ulaşım altyapımızın, ülkemizin büyümesi ve kalkınmasında çarpan unsuru olmasını sağlıyoruz. Özlem çeken gönülleri ve kalpleri kavuşturuyoruz. Vatandaşlarımızın güvenli ulaşımını garanti altına alarak trafik kazalarını en aza indiriyoruz” diye konuştu.
Duble yol projeleriyle Türkiye’nin dört bir yanını yeni yatırımlar için cazibe merkezine dönüştürdüklerini ifade eden Bakan Kacır, “Üretimi, istihdamı, ihracatı yurdun tüm sathına yayarak dünyaya örnek bir başarı hikayesi oluşturduk. On yıllardır sürüncemede bırakılan, adeta yılan hikayesine dönen ulaştırma projelerini tamamlayarak halkımızı konforlu, hızlı ve güvenli ulaşımla buluşturduk.
Bugün ülkemizde yaptığımız yollar, tüneller, viyadükler ve köprüleri kullanarak bir yere gidip dönmek dahi tek başına bir keyif haline geldi. Halka hizmeti Hakk’a hizmet olarak gören bir anlayışla; durmadan, yorulmadan çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim kitabımızda rehavete kapılmak yok. Durmak, duraksamak yok. Şehrimizi son 22 yılda aşkla, şevkle çalışarak, üretimiyle, ihracatıyla, istihdamıyla baştan başa büyüttük, kalkındırdık, kalkındırmaya da devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı ile birlikte 164 kalkınma projesine 233 milyon lira kaynak sağladıklarının altını çizen Bakan Kacır, “Giresunlu hemşehrilerim, tercihini yine istikrardan, güvenden, hizmetten yana kullanacak. Vatandaşın derdini kendi derdi bilenlerle beraber yol yürümeye devam edecek. 31 Mart’ta yine tarih yazacak. Sizler desteğinizi esirgemediğiniz sürece hiç kimse bizim, Türkiye’nin bileğini bükemeyecek. Birliğimiz, dirliğimiz, beraberliğimiz inşallah daim olacak” dedi.
‘ŞEHİR İÇİ TRAFİĞİNİ RAHATLATACAK’
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da konuşmasında, bakanlık olarak son 22 yılda Giresun’un ulaşım ve iletişim altyapısına tam 70 milyar 415 milyon lira yatırım yaptıklarını söyleyerek, “Şu anda da 18 milyar 219 milyon lira proje bedeliyle, Dereli Yolu, Suşehri-Koyulhisar Ayrımı-Şebinkarahisar Yolu, Çat Köprüsü, Çaldağ-İnişdibi yolu gibi 19 kara yolu projesine de devam ediyoruz. Yapım çalışmalarını başlatmak üzere bir araya geldiğimiz Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı, ilimizin kara yolu ağını güçlendirecek ve şehir içi trafiğini rahatlatacak çok önemli bir kara yolu projemizdir.
Bildiğiniz üzere Karadeniz Sahil Yolu, doğudaki Kafkas ülkeleri, Türk cumhuriyetleri, Orta Asya ve Rusya ile batı arasında kara yolu bağlantısının sağlanması bakımından büyük önem arz ediyor. Tarihi İpek Yolu güzergahında yer alan sahil yolumuz, aynı zamanda Karadeniz Bölgesi’nin dünyaya açılan kapısı konumundadır. Pek çok il, ilçe, belde ve limanı bağlayan yolumuz, bölge ekonomisine de büyük katkı sağlamaktadır.
Burada yaşanan trafik yoğunluğunu dikkate alarak güzergah üzerinde ihtiyaç duyulan noktalarda ilave köprülü kavşaklar yapmaya da devam ediyoruz. Bu kapsamda da günlük ortalama 32 bin 500 aracın geçiş yaptığı güzergahta yaşanan trafik yoğunluğu ortadan kaldırılacağız” dedi.
‘YILLIK 330 MİLYON LİRA TASARRUF SAĞLAYACAĞIZ’
1,6 kilometre uzunluğundaki Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı projesiyle mevcut sahil yolunu alt geçide alarak yüksek standartlı ve konforlu geçiş sağlayacaklarını dile getiren Bakan Uraloğlu, şunları söyledi:
“Kavşağın kullanıma alınmasıyla, bölgedeki sinyalizasyon sistemini de devre dışı bırakarak trafiğin dur-kalk yapmaksızın akışını gerçekleştireceğiz. Böylece projemizle zamandan 322 milyon lira, akaryakıttan 8 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 330 milyon lira tasarruf edeceğiz.
Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 610 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız. Giresun’daki yatırımlarımız ulaşımın her modunda devam ediyor. 2015 yılında hizmete açtığımız Ordu-Giresun Havalimanı ile Ordulu ve Giresunlu vatandaşlarımızı layık olduğu yere, göklere çıkardık. Bu havalimanı yılan hikayesine dönmüştü. Hatta 2002 yılında yatırım programından da çıkarılmıştı. Ama 2002 yılından beri bu ülkede istikrar var. AK Parti hükümetleri var. Kapsamlı bir etüd ve fizibilite yaptırdık.
‘Bu havalimanı yapılacak’ dedik ve Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek deniz üzerine Ordu-Giresun Havalimanı’nı kurduk. Ordu-Giresun Havalimanı’ndan iç ve dış hatlarda haftalık 66 sefer gerçekleştiriyoruz. 2023 yılında da yaklaşık 1 milyon yolcu ağırladık. Bildiğiniz üzere yüksek hızlı tren ağını tüm Türkiye’de daha da yaygın hale getiriyoruz.”
Hızlı tren ağını artık Karadeniz’e ulaştıracaklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Tren Hattı ile önce Kırıkkale’den Çorum’a sonra da Samsun’a hızlı tren getireceğiz. Sonrasında da Giresun’dan Sarp’a devam edecek. Sonrasında 509 kilometre uzunluğundaki Samsun-Sarp Demir Yolu projesini hayata geçireceğiz. İnşallah bu yıl içerisinde etüt proje çalışmalarını başlatacağız. Bu projemiz hayata geçtiğinde Giresun ile birlikte tüm Doğu Karadeniz illerini demir yoluyla tanıştırmış olacağız. 2002 yılından bu yana Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ideoloji siyaseti değil, eser ve hizmet siyaseti yapıyoruz.”
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Giresun’un şehir içi trafiğini önemli ölçüde azaltacak Giresun Liman Farklı Seviyeli Kavşağı’nın temelini Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile birlikte attı. Burada yaptığı konuşmasına 8 Mart Kadınlar Günü’nü kutlayarak başlayan Bakan Uraloğlu, Giresun’un eşsiz doğası ve zengin kültürü ile her geçen gün cazibesini artıran bir şehir olduğunu ifade etti. Uraloğlu, “Ancak 2002 yılı öncesinde ulaşım imkanlarının gelişmemiş ve yetersiz olmasından dolayı Giresun, sahip olduğu bu zenginlikleri yeterince değerlendiremedi. Ta ki Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğindeki AK Parti Hükümetlerimiz iş başına gelene kadar. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak son 22 yılda Giresun’un ulaşım ve iletişim altyapısına tam 70 milyar 415 milyon lira yatırım yaptık” dedi.

“GİRESUNLULARI GÜVEN VE KONFORLA TANIŞTIRDIK”
Bakan Uraloğlu, 2002 yılında Giresun’da sadece 26 kilometre bölünmüş yol olduğuna dikkat çekerek bölünmüş yol uzunluğunu 128 kilometreye çıkardıklarını, 12 kilometre olan bitümlü sıcak kaplamalı yol uzunluğunu ise 205 kilometreye ulaştırdıklarını anlattı. 214 kilometre yolun iyileştirmesini yaptıklarını, 25 bin 590 metre uzunluğunda 14 adet Tünel, 5 bin 778 metre uzunluğunda 125 köprü inşa ettiklerini açıklayan Uraloğlu, “Giresunluları güven ve konforla tanıştırdık. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla hızla Karadeniz Sahil Yolu’nu tamamladık ve 2007 yılında hizmete açtık. Bu yolla Samsun’dan Sarp Sınır Kapısı’na kadar hareket geldi, bereket geldi. Sahil yolunda 15 adet tüneli tamamlayarak halkımızın hizmetine sunduk. Giresunlu kardeşlerim virajlı yollarda yaşanan çileleri unuttu” diye konuştu.
“GİRESUN’DA 18 MİLYAR 219 MİLYON LİRA BEDELLİ 19 PROJE DEVAM EDİYOR”
Giresun’un karayolu baştan sona yenildiklerini ifade eden Uraloğlu, Ağın Köprüsü’nün restore ettiklerini ve Tirebolu-Kürtün-Torul Yolu’nu hizmete verdiklerini söyledi. Giresun-Dereli-Sivas Yolu ile Giresun’un önemli ulaşım koridoru olan Şebinkarahisar yolundaki Eğribel Tüneli’ni inşa ettiklerini de anımsatan Uraloğlu, “2 bin 200 metre rakıma ulaşan Eğribel Geçidinde kış mevsiminin çetin şartlarında ulaşımın ne zorluklarla sağlandığını hepiniz bilirsiniz. İnşa ettiğimiz çift tüplü tünel ile seyahatlerinizde konforu ile kesintisiz ulaşım tesis ettik. 30 adet virajı ortadan kaldırarak, güzergahta 6,5 km kısalma sağladık. Yolun geometrisini iyileştirerek Eğribel Geçidindeki seyahat süresini normal zamanda 25 dakikadan 5 dakikaya indirdik. Yine, 2,4 kilometre uzunluğunda Tek Yol –Bitümlü Sıcak Kaplama olarak projelendirdiğimiz Keşap Köprülü Kavşağını da tamamlamış ve bu ocak ayı içerisinde hizmete açmıştık. Köprülü kavşağımızın trafiğe açılmasıyla birlikte Karadeniz Sahil Yoluna Keşap’ta batı yönünden giriş-çıkış sağlamış olduk. Şu anda da 18 milyar 219 milyon lira proje bedeliyle; Dereli Yolu, Suşehri-Koyulhisar Ayrımı-Şebinkarahisar Yolu, Çat Köprüsü, Çaldağ-İnişdibi yolu gibi toplam 19 karayolu projesine de devam ediyoruz” diye konuştu.

YILLIK 330 MİLYON LİRA TASARRUF SAĞLANACAK
Bakan Uraloğlu, bugün temelini attıkları Giresun Liman Farklı Seviyeli Kavşağı’nın ise şehrin karayolu ağını güçlendirecek ve şehir içi trafiğini rahatlatacak çok önemli bir proje olduğunun altını çizdi. Karadeniz Sahil Yolu’nun doğudaki Kafkas ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri, Orta Asya ve Rusya ile batı arasında karayolu bağlantısının sağlanması bakımından büyük önem arz ettiğini kaydeden Uraloğlu, “Tarihi İpek Yolu güzergahında yer alan sahil yolumuz, aynı zamanda Karadeniz Bölgesi’nin dünyaya açılan kapısı konumundadır. Pek çok il, ilçe, belde ve limanı bağlayan yolumuz, bölge ekonomisine de büyük katkı sağlamaktadır. Burada yaşanan trafik yoğunluğunu dikkate alarak güzergâh üzerinde ihtiyaç duyulan noktalarda ilave köprülü kavşaklar yapmaya da devam ediyoruz. Bu kapsamda da Giresun Liman Farklı Seviyeli Kavşağı ile günlük ortalama 32 bin 500 aracın geçiş yaptığı güzergahta yaşanan trafik yoğunluğu ortadan kaldırılacağız. Karadeniz Sahil Yolu’na, şehir merkezine ve Limana hızlı, güvenli ve konforlu ulaşımı sağlayacağız” dedi. 1,6 km uzunluğundaki projenin mevcut sahil yolunu altgeçide alarak yüksek standartlı ve konforlu bir geçiş sağlayacağını açıklayan Uraloğlu, kavşağın kullanıma alınmasıyla, bölgedeki sinyalizasyon sistemini de devre dışı bırakarak trafiğin dur-kalk yapmaksızın akışını gerçekleştireceklerinin altını çizdi. Uraloğlu, “Böylece projemiz ile zamandan 322 milyon lira, akaryakıttan 8 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 330 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 610 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız” diye konuştu.
“GİRESUNLU VATANDAŞLARIMIZI GÖKLERE ÇIKARDIK”
Bakan Uraloğlu, Giresun’a tüm ulaş modlarında önemli yatırımlar yaptıklarını vurgulayarak Ordu-Giresun Havalimanı’nı 2015 yılında hizmete açtıklarını anımsattı. Söz konusu havalimanının 2002 yılında yatırım programından çıkarıldığını hatırlatan Uraloğlu, “Ama 2002 yılından beri bu ülkede istikrar var. AK Parti hükümetleri var. Kapsamlı bir etüd ve fizibilite yaptırdık. Bu havalimanı yapılacak dedik ve Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek, deniz üzerine Ordu-Giresun Havalimanını kurduk. Ordulu ve Giresunlu vatandaşlarımızı layık olduğu yere, göklere çıkardık. Ordu-Giresun Havalimanı’ndan iç ve dış hatlarda haftalık 66 sefer gerçekleştiriyoruz. 2023 yılında da yaklaşık 1 milyon yolcu ağırladık” dedi.
KARADENİZ’E HIZLI TREN HATTI
Yüksek hızlı tren ağını tüm Türkiye’de daha da yaygın hale getirdiklerini belirten Uraloğlu, en son Ankara-Sivas Hızlı Tren hattının açılışını yaptıklarını, şimdi de hızlı tren ağını Karadeniz’e ulaştıracak projelere başladıklarını açıkladı. Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Tren Hattı ile Samsun’a hızlı tren getireceklerinin altını çizen Uraloğlu, “120 kilometrelik Kırıkkale-Çorum arasının ihalesini bu yıl yapacağız. Sonrasında 509 kilometre uzunluğundaki Samsun-Sarp Demiryolu projesini hayata geçireceğiz. İnşallah bu yıl içerisinde bu hattın da etüt proje çalışmalarını başlatacağız. Bu projemiz hayata geçtiğinde Giresun’la birlikte tüm Doğu Karadeniz Bölgesi illerini demiryolu ile tanıştırmış olacağız” dedi.
“İLMEK İLMEK İŞLEDİĞİMİZ PROJELERİMİZLE GİRESUN’U GELİŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Bakan Uraloğlu, 2002 yılından bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğa’ın liderliğinde eser ve hizmet siyaseti yaptıklarının altını çizdi. Giresun Belediye Başkanlığı için AK Parti’den tekrar aday olan mevcut başkan Aytekin Şenlikoğlu’nun sosyal projeleri ile çok başarılı bir belediye başkanı olduğunu söyleyen Uraloğlu, “Giresun onunla birlikte her alanda değişim ve dönüşümü yaşadı. Birçok alanda önemli projeler üretti. AK Parti’nin hizmet siyaseti anlayışıyla hiç kimse ama hiç kimse yarışamaz. Canı gönülden inanıyorum ki sizlerin desteğiyle de Giresun’un gelişimi, toplumun kalkınması ve Türkiye Yüzyılı için koyduğumuz hedeflere ulaşmada gerekli her türlü gayret ve kararlılığı göstermeye devam edeceğiz. İnşallah 31 Mart seçimlerinden sonra Aytekin Şenlikoğlu Başkanımızla birlikte planladığımız tüm projeleri Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ile birlikte hayata geçireceğiz. İlmek ilmek işlediğimiz projelerimizle Giresun’u geliştirmeye, güçlendirmeye, refah seviyesini arttırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
]]>“Diyarbakır-Bismil-Batman Yolumuzun açılışıyla ‘durmak yok, yola devam’ diyoruz” diyen Bakan Uarloğlu, şöyle konuştu:
“Güneydoğu Anadolu Projesi’nin faaliyete geçmesiyle Diyarbakır’ın “Bereketli Hilal” olarak anılan verimli toprakları, tarımın ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesine öncülük etmektedir. Diyarbakır, coğrafi konumuyla da ticaret merkezlerine kolay ulaşılabilmesi, dinamik ve genç nüfusu ve eşsiz tarihsel dokusunun sağladığı turizm potansiyeli ile gelişimini sürdürmektedir. Bu nedenle Diyarbakır’ın ulaşım ağının güçlendirilmesi ülkemiz için çok önemli. 2002 yılından bu yana Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Diyarbakır’ın ulaşım ve iletişim altyapısı için 57 milyar 652 milyon lira yatırım gerçekleştirdik.”
“9 BİN 852 METRE UZUNLUĞUNDA 97 ADET KÖPRÜ İNŞA ETTİK”
44 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 456 kilometreye, bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu ise 2 kilometreden 285 kilometreye çıkardıklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Diyarbakır-Mardin Yolu, Diyarbakır-Şanlıurfa Yolu, Diyarbakır-Silvan Yolu, Kuzey Batı ve Güneybatı Çevre Yolları, Havaalanı Bağlantı Yolu, Diyarbakır-Ergani Yolu Köprü ve Köprülü Kavşakları, Diyarbakır Şehir Geçişindeki Köprülü Kavşaklar gibi önemli karayolu projelerini bitirdik. 9 bin 852 metre uzunluğunda 97 adet köprü inşa ettik. Malabadi, Eğil, Eğil Sancak, Dicle Ongözlü, Çüngüş, Dörtulular ve Dilaver gibi tarihi köprülerinin restorasyonunu da gerçekleştirdik. Şu anda da toplam proje tutarı 15 milyar 618 milyon lira olan 12 ayrı karayolu projesine devam ediyoruz. Bunlarından en önemlilerinden biri de açılışı için bir araya geldiğimiz Diyarbakır-Bismil-Batman yolumuzdur” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’ı Batman’a bağlayan 66 kilometre uzunluğundaki Bismil-Batman güzergahı Bismil Ovası’ndan geçmekte olduğuna değinen Bakan Uraloğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Günlük ortalama 11 bin aracın kullandığı yolumuzda özellikle tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu dönemlerde taşıt trafiği önemli ölçüde artmaktadır. Hizmete sunulan bu yolda 3 adet modern dönel kavşak, 3 adet sığınma cepli kavşak, 7 adet hemzemin kavşak, 7 adet altgeçit ve 1800 metre uzunluğunda 60 adet menfez inşa ettik. Yolumuzu bitümlü sıcak karışım kaplamalı hale getirerek; Diyarbakır-Bismil-Batman güzergahındaki trafik güvenliğini ve konforu arttırdık. GAP Bölgesi’nde üretilen tarım ürünlerinin daha hızlı, daha ekonomik taşınmasını tesis ettik. Bölgedeki lojistik operasyonların gelişmesine katkı sağladık.”
“DEPREM KONUTLARI’NIN BAĞLANTI VE İMAR YOLLARINDA ALTYAPI DAHİL ÇALIŞMALARIMIZ SÜRMEKTEDİR”
Yol ile zamandan 33 milyon lira, akaryakıttan 24 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 57 milyon lira tasarruf edileceğini aktaran Bakan Uraloğlu, “Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 3 bin ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız. Yolumuzun kalan 12,4 kilometre uzunluğundaki sathi kaplamalı kesiminin BSK ihalesini de en kısa zamanda yapmayı planlıyoruz. Bağlar ilçesinde yapımı devam eden Deprem Konutları’nın Bağlantı ve imar yollarında altyapı dahil çalışmalarımız sürmektedir. Bu çerçevede 25,9 kilometre uzunluğunda Diyarbakır-Şanlıurfa yoluna bağlantıyı sağlayacak Farklı Seviyeli Kavşak imal ediyoruz. Toplamda 9 bin 500 metre yağmur suyu hattı ve 7 bin metre atıksu imalatı ile 1800 metre içme suyu hattı tamamlanmıştır. Mart ayı sonuna kadar 7,3 kilometrelik kesimi bitirmeyi hedefliyoruz. Geri kalan kısmı da bu yıl içerisinde bitirerek vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız” diye konuştu.
“ELAZIĞ-DİYARBAKIR HIZLI TREN PROJESİ’NİN ETÜT ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM ETMEKTEDİR”
Diyarbakır’ın havayolu ve demiryolu gibi diğer ulaşım modlarında da gelişmesi için çok önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerine değinen Bakan Uraloğu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Diyarbakır-Kurtalan arası 100 kilometre, Diyarbakır-Batman arası 40 kilometre, Malatya – Diyarbakır 30 kilometre ve Yolçatı-Diyarbakır hattı Gezin-Sallar arası 22 kilometre olmak üzere Diyarbakır’ın tüm demiryolu ağını yeniledik. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesini iltisak hattı yaparak demiryolu ağına dahil ettik. Diyarbakır’ı saatte 200 kilometre hızla Elâzığ’a bağlayacak Elazığ-Diyarbakır Hızlı Tren Projesi’nin etüt çalışmalarımız devam etmektedir. Bu bölgeden, biraz güneyimizden geçecek olan Irak’ın Faw Limanı’ndan başlayıp Ovaköy Sınır Kapısı’ndan girecek olan 1200 kilometrelik demiryolu ve otoyol, ülkemizi baştan başa kat ederek Kapıkule’den Avrupa’ya çıkartacak hattımızda da çalışmalarımızı çok yakından takip ediyoruz. İnşallah Irak tarafında bu sene içerisinde çalışmalara fiili olarak da başlayabilirsek bir ilki gerçekleştirmiş olacağız. Dolayısıyla bu bölgenin gelişimine çok ciddi bir destek verecektir. Gelecek projeksiyonunda bu hat Elazığ üzerinden Malatya -Çetinkaya-Sivas hattına bağlantısı sağlanarak ülkemizin doğu – batı kesimindeki demiryolu ağına entegrasyonu sağlanacaktır. Böylece Diyarbakır’ın Ankara ve İstanbul hızlı tren bağlantısı yapılmış olacaktır.”
“DİYARBAKIR HAVALİMANI YENİ TERMİNAL BİNASI, ÜLKEMİZİN DOĞUSUNDA YOLCU KÖRÜKLÜ İLK HAVALİMANI OLDU”
70 kilometre uzunluğa sahip olan Ergani-Leylek-Diyarbakır-Bozdemir kesiminde de mevcut durumda tek hat olan demiryolu hattının çift hatta çıkarılmasına yönelik projelendirme çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Bakan Uarloğlu, Ergani’deki mevcut istasyona bağlantısı bulunan bu projeyle birlikte Bozdemir-Diyarbakır-Ergani arasındaki konvansiyonel hat kapasitesini büyük oranda artıracağız. Tüm Türkiye’de yaşanan havayolu taşımacılığındaki gelişme elbette Diyarbakır’da da etkisini gösterdi. Diyarbakır Havalimanı’nı da yeniledik ve yılda 5 milyon yolcuyu ağırlayacak kapasiteye çıkardık. Diyarbakır Havalimanı yeni terminal binası, ülkemizin doğusunda yolcu körüklü ilk havalimanı oldu. Yeni ve modern bir terminal binasıyla da Diyarbakır’a yakışan, Diyarbakır’a yaraşan bir havalimanına kavuştuk. Bu yatırımlar ile 2002 yılında 211 bin olan yolcu trafiğini, 2023 yılında 2 milyonun üzerine çıkardık” ifadelerine yer verdi.
Diyarbakır’ın cumhurbaşkanı liderlinde geçen son 22 yılda çok geliştiğini ve bambaşka bir şehir olduğuna değinen Bakan Uraloğlu, “Güneydoğu Anadolu’nun parlayan yıldızı haline geldi. Bu gelişimde Diyarbakır’a yapılan ulaşım ve iletişim yatırımlarının payı çok büyük. Yapılan her yol ulaştığı yere yatırım çekiyor, bölgenin ticari hareketliliğini hızlandırıyor, ekonomisini güçlendiriyor. İnşallah 31 Mart yerel seçimlerinde de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesiyle birlikte bütün ilçe belediye başkanlıklarına talibiz. AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Mehmet Halis Bilden kardeşimizle planladığımız tüm projeleri hep birlikte hayata geçireceğiz” dedi.
Törene Vali Ali İhsan Su, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Suna Kepoğlu Ataman, İl Jandarma Komutanı Tümgenaral Selçuk Yıldırım, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak, AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden, kaymakamlar, kamu kurum temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Projelerimizi 6 ana başlık altında sizlerle paylaşmak istiyoruz…
Yollarıyla, toplu taşımasıyla ilk konu başlığımız Ulaşan Şehir Bursa..
Mevcutta Kestel’den başlayıp Acemlere kadar gelen buradan 2 hatta ayrılıp şehrimizde toplam 57 km raylı sistem hizmet veriyor. Bursaray hattının kapasitesini yüzde 60 artırdık. Yaklaşık 25 kimlik ilave yapmış olduk. Geçtiğimiz dönemde 9 kilometrelik tramvay hattı ile İstanbul caddesini raylı sistemle buluşturduk.
Raylı sistem ağımızı YTH ile buluşturuyoruz. 5.4 km uzunluğa sahip 3 istasyona oluşan hat ile Üniversite’den Görükle’ye erişimi sağlıyoruz.
YENİ METRO HATLARI
Çalı – Demirtaş metro hattına önümüzdeki dönem başlıyoruz. 22 km uzunluğu ile toplam 16 istasyonu olan metro hattı Çalı İstasyonu’ndan Bursa terminaline ulaşacak. İlk kez kuzey – güney aksında bir metro yatırımı gerçekleştirmiş olacağız. Önümüzdeki dönem toplam 89 km metro hattına ulaşacağız.
68 adet metro aracını 189 milyon euro yatırımla kentimize kazandırıyoruz. Türkiye’nin en genç otobüs filosuna sahip kentimize 500 yeni otobüs kazandıracağız. Elektrikli otobüs dönüşümünü de başlatacağız.
Yol ve kavşak çalışmaları da hayati öneme sahip. Mudanya ve İzmir yönünde tek bir ulaşım aksına sahip. Güney çevre yolu yıllardır konuşuluyor.
Tek ana aksa alternatif biri kuzey biri güney olmak üzere iki yeni koridor oluşturuyoruz. 2.3 km’lik güzergahla araçlar direkt 11 Eylül Burvarı’na ulaşacak.
Koridorun 3. kısmında Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’nı 3 gidiş 3 geliş olmak üzere Hamitler’e bağlıyoruz.

“İKİ TÜNEL İLE BURSA’DA BİR İLKİ BAŞARACAĞIZ”
Kuzey Koridoru’nda sağladığımız konforun bir benzerini güney koridorunda sağlıyoruz.
16 kilometrelik yeni bir alter oluşturuyoruz. Çalı – Görükle ve Şehir Hastanesi güzergahında ağır araç trafiğini yönlendirecek 9 kilometrelik yeni güzergah açıyoruz.
Kuzey’de ve Güney’de inşa edeceğimiz iki tünel ile Bursa’da bir ilki başaracağız.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılacak Kuzey Otoyolu önemli bir yol üstlenecek. Hali hazırda kullanılan otoyol, Çevre Yolu olarak Büyükşehir Belediyesi’ne devredilecek.
Mudanya Yolu, Şehir Hastanesi’ne oradan da Özlüce’ye kadar uzanan yeni bir alternatif güzergah oluşturuyoruz. Geçit Köptrüsü’nde yapım çalışmalarını başlattığımız çalışma ile Mudayna yolundaki dar boğazları gideriyoruz.
Trafik yükünü kaldırmayan Görükle Kavşağı yerine yepyeni bir kavşağın yapımına başlıyoruz.
Toplu taşıma yol ve kavşak çözümlerimizle artan ihtiyaçları giderirken otopark ihtiyacını 50 bin kapasiteli otoparkla gidereceğiz.
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ
Deprem özellikle şehrimiz gibi aktif fay hatları üzerine kurulu kentler için tartışılmaz bir gerçek. Önümüzdeki dönemin en önemli konu başlığı kentsel dönüşüm. Dirençli şehir Bursa için şimdi dönüşüm zamanı.
Bursa’daki 530 bin yapı ve 1 milyon bağımsız alan için çalışma başlattık. İstanbul Caddesi’nden Karapınar’a, Sıcak Su Gazi Emir’den Yiğitler’e ve kent merkezine kadar dönüşüm projesini başlatıyoruz. 4 farklı dönüşüm projesi ile 11 bin konutu sahiplerine teslim edeceğiz.
Jayka alanında uzman alanında akademisyenlerden oluşan bilim kurulumuzla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlimiz bütünümüzdeki alanlarda kentsel dönüşüm çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğiz. Yeni dönemde 100 bin konutluk kentsel dönüşüm projemizi hayata geçiriyoruz.
Önümüzdeki dönem kentimizde 16 bin yeni sosyal konut inşa ediyoruz. Yeni evlenen çiftlerimiz, işçilerimiz ve emeklilerimiz başta olmak üzere uygun fiyatlarla herkesi ev sahibi yapıyoruz.
Uzun yıllardır konuşulan Hanlarbaı bölgemiz ile tarihimize imza attık. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Hanlar bölgesini ilmek ilmek işleyeceğiz. Geçtiğimiz dönemde birçok eseri gün yüzüne çıkardık ve bölgede önemli bir seviyeye geldik.
Setbaşı, Yeşil, Emirsultan kısmında dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Kent merkezimizin önemli tarihi yerlerinden olan Kayhan Bölgesi’nde meydanlı otopark projesini gerçekleştireceğiz. 3 bin metrekarelik alandaki meydan projemiz 300 araçlık kapalı otoparkıyla Çarşı bölgesindeki önemli bir eksiği giderecek.
Tarihi mahalle ve köylerimizi de koruyacağız. Uluabat gölü içerisindeki Gölyazı’yı eşsiz bir turizm destinasyonu haline geleceğiz. Gemlik’teki Umurbey mahallesini ön plana çıkaracağız.
Bir akıllı şehir yönetim merkezi oluşturuyoruz. Bu merkez istatistik ve bilgi analizi yaparken bir afet sırasında operasyon merkezine dönülecek. Şehrin dijital ikizinin oluşturulması çalışmalarını hızla oluşturuyoruz.
Buski yeni dönemde de şehrimizin dirençli kent yolculuğunda en önemli görevleri kararlılıkla sürdürecek. Şubat ayı içerisindeki düzenleme ile su faturalarındaki ilk kademeyi 12 metreküpten 18 metreküpe çıkardık. Çınarcık barajının suyunu Bursa ile buluşacak çalışmayı başlattık.
YEŞİL BİR BURSA
Geçtiğimiz dönemde 1,5 milyon metrekare yeni yeşil alan sözü vermiştik. 3,2 milyon metrekare yeni yeşil alanı kentimize kazandırdık. Bursa çok daha yeşil ve yaşanabilir bir şehir olacak. 3,5 milyon metrekarelik yeni yeşil alan sözünü veriyorum.
Şehrimizde yeşil mavi bir ağ oluşturacağız. Ayvalıdere, Nilüfer Çayı, Gök Dere, Hacivat deresi güzergahlarında yeşil alanlar, yürüyüş yolları yaratacağız. Kent bütünlüğüne yayacağımız tematik parklarımızla yeşili günlük yaşamın bir parçası haline getiriyoruz.
Şehrimizin çöp depolama alanı olarak kullanılan 180 bin metrekare alan üzerinde bir park konseptini hayata geçiriyoruz. Gemlik ilçesindeki 480 bin metrekarelik Kumsaz sahilinde su temalı eğlence parkımızı vatandaşlara açıyoruz. 500 bin metrekarelik bir park da açacağız.
Hamitler’de 180 bin metrekarelik alandaki düzenli katı atık tesisimizi botanik parka dönüştürüyoruz.
Bursa olarak günde 3 bin 500 ton katı atık üretiyoruz. Son teknoloji katı atık tesisimizi şehrimize kazandırıyoruz. Kapalı sistemde koku başta olmak üzere çevreye hiçbir olumsuzluk yaratmayan tesiste günde 2 bin 500 ton katı atık bertaraf ederek 100 bin evin elektriğini sağlayacağız. Önümüzdeki dönem Bursa Belediyesi’nin enerjisinin yüzde 70’ini yenilenebilir kaynaklardan sağlayacağız.
HER ALANDA ÜRETEN BİR BURSA
Dağınık halde bulunan ve işlevlerini yerine getiremeyen imalathaneleri şehrin doğu ve batısında oluşturacağımız iki farklı KOBİ sanayi bölgesine taşıyacağız.
Üreticilerimizi yeni yerlere taşıyacağımız gibi mevcut yerleri de şehrimize kazandıracağız. Üreticilerimizin ihtiyaçlarını gidermek üzere şehrin iki bölgesinde lojistik merkezleri kuruyoruz. Hava taşımacılığı deniz ve raylı sistemlerle entegre olacak. Gemlik Zeytini’nin merkezini oluşturmuş olacağız.
Tarım ve hayvancılığın her sektörüne desteğimizi devam edeceğiz. Fidan ve süs bitkisi üreticileri ile ortak proje geliştireceğiz. İhracatımızı her yıl artırarak devam edeceğiz. Genç ve kadın girişimcilere 100 bin TL’lik yeni iş hibesi sağlayacağız. Bursa İstihdam Ofisi ile vatandaşları iş ile buluşturacağız. Gençleri staj ile buluşturup maddi imkan sağlayacağız.
Kadınlarımızın ürünlerini alım garantisi ile ekonomiye sunacağız. Bursa’yı projelerimizle turizmde üst seviyeye çıkaracağız. Uludağ’ın turizm potansiyelini harekete geçirecek projeler yapacağız. Mudanya, Güzel Yalı ve Gemlik’te yapacağımız yat limanı ile Bursa Sahili’ni önemli bir turizm alanı haline getiriyoruz. Buralara yapacağımız yürüyüş ve rekreasyon alanları ile Bursa’nın şehri kimliğini canlandırıyoruz.
GENÇLERE VE EMEKLİLERE MÜJDE ÜSTÜNE MÜJDE
Genç Kant’a yıllık 5 bin TL yüklüyoruz. Gençler bu 5 bin TL ile sanatsal aktivitelere katılacak. STK faaliyetlerini tek çatı altında toplayan ortak alanlar yapacağız.
Düzenlenen etkinlikler için mekanlara ihtiyaç da üst düzeye çıkmış durumda. Bu dönemde kentimize 2 büyük kongre ve kültür merkezi kazandırıyoruz. Biri Yıldırım ilçesine yapılacak. 800 kapasiteli sahne sanatlarının icra edileceği, sergi ve workshop alanları olan bir tesis inşa ediyoruz.
İkinci tesisimizi de Nilüfer’e inşa ediyoruz. Yeni dönemde modern sanat müzesi, kültür sanat müzesi gibi projeleri haklın kullanımına sunacağız. Gençlere kariyer imkanı sağlayacak Genç Ofisi’ni kuruyoruz.
18 bin metrekarelik inşaat alanında 3 bin kişilik kapasiteli Atatürk Spor Salonu’nun ihalesini yaptık, kullanıma sunuyoruz. Şehrimizin batı bölgesine yeni bir spor kompleksini kuruyoruz. Şehrimizde off-road, drift, motorcross gibi sporların düzenli olarak yapılabilmesi için ihtiyaç duyulan tesisi şehrimize kazandıracağız.
Yelken, kano, dalış branşlarında hizmet veren spor kulüplerini tek çatı altında toplayan bir tesisi şehrimize kazandıracağız.
Okçuluk, matrak gibi sporları içeren Ata Sporları Kamp Merkezi’ni de İznik’te devreye alıyoruz. Yeni evlenecek çiftlerimize düğün salonu temin ediyoruz. Mobilya konusunda kendilerine destek sağlayacağız. 16 bin öğrenciye burs imkanı sağlayacağız. Genç sporcularımıza kriter gözetmeksizin burs imkanı sağlayacağız.
Öğrencilerimize ailelerinin yanlarına ulaşabilmeleri için yılda iki kez yol ücreti sağlayacağız. Önümüzdeki dönemde YSK kurs sayısını 15’e çıkaracağız.
Kütüphanesi’nden kafeteryasına, ücretsiz psikolog ve destek gibi hizmetleri olan gençlik merkezi sayısını artırıyoruz. Kesintisiz internet hizmetini yaygınlaştırıyoruz. Ana kucağı projemiz yaygınlaşıyor. 32 ana kucağında 4 bin yavrumuz okul öncesi eğitimle tanışıyor. Ana kucağı sayımızı 100’e çıkaracağız.
Aile eğlence merkezlerini hizmete alıyoruz. Çocuklar eğlenirken ailelerinin vakit geçireceği mekanlar sağlayacağız. Bünyesinde yer alan fitness merkezleri, psikolog, pedagog, diyetisyen gibi hizmetleri olan aile destek merkezlerini kazandıracağız. Yavrularımıza 600 liralık kantin desteği sunuyoruz.
Tüm emeklilerimize ulaşımda, su faturalarında ve sosyal tesislerimizde verdiğimiz kartla yüzde 25 indirim imkanı veriyoruz. Emeklilere yılda 2 kez olmak üzere 1500 TL’lik nakdi destek sunacağız
Projelerimizi 6 ana başlık altında sizlerle paylaşmak istiyoruz…
Yollarıyla, toplu taşımasıyla ilk konu başlığımız Ulaşan Şehir Bursa..
Mevcutta Kestel’den başlayıp Acemlere kadar gelen buradan 2 hatta ayrılıp şehrimizde toplam 57 km raylı sistem hizmet veriyor. Bursaray hattının kapasitesini yüzde 60 artırdık. Yaklaşık 25 kimlik ilave yapmış olduk. Geçtiğimiz dönemde 9 kilometrelik tramvay hattı ile İstanbul caddesini raylı sistemle buluşturduk.
Raylı sistem ağımızı YTH ile buluşturuyoruz. 5.4 km uzunluğa sahip 3 istasyona oluşan hat ile Üniversite’den Görükle’ye erişimi sağlıyoruz.
YENİ METRO HATLARI
Çalı – Demirtaş metro hattına önümüzdeki dönem başlıyoruz. 22 km uzunluğu ile toplam 16 istasyonu olan metro hattı Çalı İstasyonu’ndan Bursa terminaline ulaşacak. İlk kez kuzey – güney aksında bir metro yatırımı gerçekleştirmiş olacağız. Önümüzdeki dönem toplam 89 km metro hattına ulaşacağız.
68 adet metro aracını 189 milyon euro yatırımla kentimize kazandırıyoruz. Türkiye’nin en genç otobüs filosuna sahip kentimize 500 yeni otobüs kazandıracağız. Elektrikli otobüs dönüşümünü de başlatacağız.
Yol ve kavşak çalışmaları da hayati öneme sahip. Mudanya ve İzmir yönünde tek bir ulaşım aksına sahip. Güney çevre yolu yıllardır konuşuluyor.
Tek ana aksa alternatif biri kuzey biri güney olmak üzere iki yeni koridor oluşturuyoruz. 2.3 km’lik güzergahla araçlar direkt 11 Eylül Burvarı’na ulaşacak.
Koridorun 3. kısmında Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’nı 3 gidiş 3 geliş olmak üzere Hamitler’e bağlıyoruz.

“İKİ TÜNEL İLE BURSA’DA BİR İLKİ BAŞARACAĞIZ”
Kuzey Koridoru’nda sağladığımız konforun bir benzerini güney koridorunda sağlıyoruz.
16 kilometrelik yeni bir alter oluşturuyoruz. Çalı – Görükle ve Şehir Hastanesi güzergahında ağır araç trafiğini yönlendirecek 9 kilometrelik yeni güzergah açıyoruz.
Kuzey’de ve Güney’de inşa edeceğimiz iki tünel ile Bursa’da bir ilki başaracağız.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılacak Kuzey Otoyolu önemli bir yol üstlenecek. Hali hazırda kullanılan otoyol, Çevre Yolu olarak Büyükşehir Belediyesi’ne devredilecek.
Mudanya Yolu, Şehir Hastanesi’ne oradan da Özlüce’ye kadar uzanan yeni bir alternatif güzergah oluşturuyoruz. Geçit Köptrüsü’nde yapım çalışmalarını başlattığımız çalışma ile Mudayna yolundaki dar boğazları gideriyoruz.
Trafik yükünü kaldırmayan Görükle Kavşağı yerine yepyeni bir kavşağın yapımına başlıyoruz.
Toplu taşıma yol ve kavşak çözümlerimizle artan ihtiyaçları giderirken otopark ihtiyacını 50 bin kapasiteli otoparkla gidereceğiz.
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ
Deprem özellikle şehrimiz gibi aktif fay hatları üzerine kurulu kentler için tartışılmaz bir gerçek. Önümüzdeki dönemin en önemli konu başlığı kentsel dönüşüm. Dirençli şehir Bursa için şimdi dönüşüm zamanı.
Bursa’daki 530 bin yapı ve 1 milyon bağımsız alan için çalışma başlattık. İstanbul Caddesi’nden Karapınar’a, Sıcak Su Gazi Emir’den Yiğitler’e ve kent merkezine kadar dönüşüm projesini başlatıyoruz. 4 farklı dönüşüm projesi ile 11 bin konutu sahiplerine teslim edeceğiz.
Jayka alanında uzman alanında akademisyenlerden oluşan bilim kurulumuzla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlimiz bütünümüzdeki alanlarda kentsel dönüşüm çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğiz. Yeni dönemde 100 bin konutluk kentsel dönüşüm projemizi hayata geçiriyoruz.
Önümüzdeki dönem kentimizde 16 bin yeni sosyal konut inşa ediyoruz. Yeni evlenen çiftlerimiz, işçilerimiz ve emeklilerimiz başta olmak üzere uygun fiyatlarla herkesi ev sahibi yapıyoruz.
Uzun yıllardır konuşulan Hanlarbaı bölgemiz ile tarihimize imza attık. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Hanlar bölgesini ilmek ilmek işleyeceğiz. Geçtiğimiz dönemde birçok eseri gün yüzüne çıkardık ve bölgede önemli bir seviyeye geldik.
Setbaşı, Yeşil, Emirsultan kısmında dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Kent merkezimizin önemli tarihi yerlerinden olan Kayhan Bölgesi’nde meydanlı otopark projesini gerçekleştireceğiz. 3 bin metrekarelik alandaki meydan projemiz 300 araçlık kapalı otoparkıyla Çarşı bölgesindeki önemli bir eksiği giderecek.
Tarihi mahalle ve köylerimizi de koruyacağız. Uluabat gölü içerisindeki Gölyazı’yı eşsiz bir turizm destinasyonu haline geleceğiz. Gemlik’teki Umurbey mahallesini ön plana çıkaracağız.
Bir akıllı şehir yönetim merkezi oluşturuyoruz. Bu merkez istatistik ve bilgi analizi yaparken bir afet sırasında operasyon merkezine dönülecek. Şehrin dijital ikizinin oluşturulması çalışmalarını hızla oluşturuyoruz.
Buski yeni dönemde de şehrimizin dirençli kent yolculuğunda en önemli görevleri kararlılıkla sürdürecek. Şubat ayı içerisindeki düzenleme ile su faturalarındaki ilk kademeyi 12 metreküpten 18 metreküpe çıkardık. Çınarcık barajının suyunu Bursa ile buluşacak çalışmayı başlattık. Hizmete alınacak olan Gemlik – Büyükkumla Barajı ile 2500 kilometrelik yeni içme suyu
İZMİR, İSTANBUL VE KOCAELİ’NDEN SONRA İHRACATTAKİ EN BAŞARILI İLİMİZ
Uraloğlu iş insanlarına yaptığı konuşmada, Cumhuriyet tarihinde Türkiye’de 2023 yılında, ihracat rekoru kırıldığını hatırlattı. Uraloğlu, “İhracatımız 256 milyar dolara ulaştı. İzmir’imiz, 24 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek İstanbul ve Kocaeli’nin ardından ihracattaki en başarılı 3. ilimiz oldu. İzmir, ülkemizin kalkınmasında her zaman öncü şehirlerimiz arasında yer almış, Türkiye ekonomisinin kapalı ekonomiden küresel ekonomiye geçiş serüvenine ışık tutmuştur.” dedi.
Son 22 yılda İzmir’in ulaşım ve iletişim altyapısına 214 milyar lira yatırım gerçekleştirildiğini belirten Uraloğlu, İzmir’in bölünmüş yol uzunluğunu 430 kilometreden 970 kilometreye, bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu ise 367 kilometreden 985 kilometreye çıkarıldığını ifade etti.
Uraloğlu, en başta toplam uzunluğu 55 kilometre olan İzmir Çevre Yolu’nu etaplar halinde tamamlayarak ve Konak tünelini açarak İzmirlilere şehir içi trafiğinde rahat bir nefes aldırdıklarını da dile getirdi.
İzmir’de hayata geçen karayolu projelerini de hatırlatan Uraloğlu, “İzmir-İstanbul Otoyolu’nu tamamlayarak yaklaşık 8,5 saat süren yolculuk süresini 3,5 saate indirdik. Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu’nu açtık. İzmir’in, Aliağa ve Çandarlı Limanı’na yüksek standartlı yollarla bağlantısını sağladık. Bir zamanlar sürücülerin korkulu rüyası olan Sabuncubeli Geçiti’ni tünelle geçtik ve İzmir-Manisa arası ulaşım süresini 15 dakikaya indirdik.” ifadelerine yer verdi.
Uraloğlu, Ankara-İzmir arasını 3,5 saate düşürecek ve İzmir’i yüksek hızlı demiryolu ağına bağlayacak olan İzmir-Ankara YHT projesinin ise yapımının etap etap devam ettiğini söyledi.
Uraloğlu, Adnan Menderes Havalimanı’nın ise yeni iç ve dış hatlar terminalleri ile Avrupa’nın en modern havalimanlarından biri haline getirildiğini de hatırlattı.
İZMİR’İ YAT TURİZMİNİN BAŞKENTİNE DÖNÜŞTÜRECEĞİZ
İzmir’de kısa bir süre önce İzmir Yeni Foça Yat Limanı’nın da açıldığını kaydeden Uraloğlu, “Ayrıca, Özdere, Dikili, Çeşme Şifne, Çeşmealtı ve Şakran olmak üzere 5 yeni yat limanı için etütlerimizi sürdürüyoruz. Bu yatırımlarla İzmir’i yat turizminin başkentine dönüştüreceğiz. İzmir’deki bütün limanlarımızın Yeşil Liman sertifikası alarak modernize edilmesi, hem Körfezi daha yaşanılır kılacak hem de enerji ve iş verimliliğini artıracaktır.” şeklinde konuştu.
İZMİR’E BELEDİYECİLİK ALANINDA YETERLİ HİZMETLER SUNULMADI
Uraloğlu, 31 Mart yerel seçimlerine az bir zaman kaldığını hatırlatarak, İzmir’e belediyecilik alanında yeterli hizmetlerin sunulmadığını belirtti. Uraloğlu, ”İzmir’in ve İzmirlilerin ihtiyaçlarına cevap verilmediği gibi kentin sorunlarının sürekli katlanarak büyüdüğü görüyoruz.” diye konuştu.
Uraloğlu, son 22 yılda yapılan ulaşım ve altyapı yatırımlarına da değindi. Uraloğlu, “Bölünmüş yol uzunluğumuzu 6 bin 100 kilometreden 29 bin 400 kilometreye çıkardık. Yavuz Sultan Selim, 1915 Çanakkale ve Osmangazi Köprüleri, Avrasya Tüneli ve İstanbul-İzmir, Kuzey Marmara Otoyollar gibi dev karayolu projelerini hayata geçirdik. Marmaray ve Bakü-Tiflis Kars Demiryolu Hatlarını inşa ederek Avrupa’dan Çin’e kesintisiz ulaşan demir ipek yolu projesinin hayata geçmesini sağladık. Ülkemizi hızlı tren ile tanıştırdık. İstanbul Havalimanı ile ülkemizi küresel bir havacılık merkezine dönüştürdük.” dedi.
SON 22 YILDA MEGA PROJELERLE HAYATI KOLAYLAŞTIRDIK
Uraloğlu, bu projelerin hayata geçmediği takdirde yaşanacakların hayatı ne kadar zorlaştıracağını anlattı. Uraloğlu, “Şu an İstanbul’da; Avrasya Tüneli’nin, Marmaray’ın ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yapılmadığını. Sizce trafik nasıl olurdu? İstanbul Boğazı kaç saatte geçilirdi? Aktif havalimanı sayımızı 26’dan 58’e çıkarmasak havayolu nasıl halkın yolu olacaktı? Demiryollarında, hızlı trenlerimizle bugüne kadar 84 milyon yolcu taşıdık. Bu kadar yolcunun hızlı tren olmadığı için karayolunu tercih ettiğini düşünün. Neler olurdu?” ifadelerini kullandı.
İZMİRLİLER BİZİ BİR DENESİN, BİZE SADECE 5 YIL VERSİN
Mega projelerle vatandaşların hayatını kolaylaştırdıklarını söyleyen Uraloğlu, İzmir’inde artık yatırıma ihtiyacı olduğunu dile getirdi.
Bakan Uraloğlu, futbol takımlarını örnek göstererek, yerel yönetimlerde takım ruhunun önemine dikkati çekti. Uraloğlu, “Moral motivasyonu sağlarsanız, o takım ruhunu, ekip ruhunu verirseniz, siz çok daha başarılı işler yaparsınız. Ben futboldan örnek verdim. Bunu bütün iş yerlerimizde, belediye yönetimimizde, ülke yönetiminde de örnek verebiliriz. Şimdi biz İzmir’e birçok iş yaptık. Torbalı’da daha önce AK Parti belediyeciliğimiz oldu. Cumhur İttifakı oldu. Şimdi önümüzde bir seçim var ve gerçekten bazı ilçelerde belediyecilik anlamın da da hizmet etmeye çalıştık. Torbalı’da da belli bir dönem ettik. Çok şükür. Şimdi biz diyoruz ki, büyük şehirde de de İzmirli bizi bir denesin. Bir 5 yıl bize süre versin. Neler yapabildiğimizi takım ruhuyla, ekip ruhuyla beraber görelim inşallah.” dedi.
ARTIK İZMİR’DE HAMZA DAĞ İLE PROJELERDE İCRAAT ZAMANI
Bakan Uraloğlu, 31 Mart yerel seçimlerinde İzmirlilerden AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ için destek istedi. Uraloğlu, “Yeterince proje anlamında vakit harcadık. Bundan sonra da inşallah bazı projelerimizin için icraat zamanıdır diye düşünüyorum. Hamza Dağ kardeşimizle ki biz Ankara’da benim burada görev yaptığım zamanda, sonra genel müdür olduğum dönemde, şimdi bu görev hasebiyle gerçekten güzel bir takım ruhumuz var. Ve Hamza dağ kardeşimizin Ankara’da çözemeyeceği iş yok. Büyük şehirde de Hamza kardeşimizle yol arkadaşımızla sizlerin desteğiyle beraber biz hizmet etmeye talibiz. İzmir’imizin bakanlık olarak yükümüzü arttırmasına talibiz.” diye konuştu.
]]>Şubat ayında öne çıkan bilimsel gelişme ve keşifleri haberimizde derledik.

ALPER GEZERAVCI, UZAY YOLCULUĞUNU BAŞARIYLA TAMAMLADI
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da yer aldığı Ax-3 ekibini taşıyan Dragon kapsülü, ABD yerel saatiyle 18 Ocak 16.49’da (19 Ocak TSİ 00.49) NASA’nın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı.
Uzay yolculuğu esnasında 13 farklı bilimsel deney üzerinde çalışan Gezeravcı, yolculuğu başarıyla tamamlayıp 9 Şubat’ta dünyaya geri döndü.
Axiom-3 ekibinde yer alan İtalyan astronot Albay Walter Villadei, Gezeravcı ile çalışmanın olağanüstü bir deneyim olduğunu ifade etti.
UZAY TEKNOLOJİSINDEKİ GELİŞMELER REKABETİ KIZIŞTIRDI
Şubat ayında da uzay teknolojisini ilerletmek için büyük adımlar atan Çin, dünyada yapay zeka teknolojisiyle çalışan ilk ticari “hiper uydu”sunu yörüngeye yolladı.
Çin, askeri istihbarat amaçlı olduğu iddia edilen gizlilik dereceli bir iletişim test uydusunu da uzaya gönderdi.
Yer Sabit Yörünge’deki planlanan konuma yerleşen uydunun, çok bantlı ve yüksek hızlı iletişim teknoloji deneylerinde kullanılacağını bildiren Çin, ayrıca 2030 yılında başlamayı planladığı insanlı Ay görevlerinde kullanacağı yeni uzay araçlarını duyurdu.
Diğer yandan Japonya Uzay Araştırma Ajansı (JAXA), gözlem uyduları taşıyan yeni tip “2 Nolu H3” roketini ülkenin güneybatısındaki Kagoşima’dan fırlattı.
Roket planlanan yörüngesine girerken, taşıdığı 2,6 tonluk yapay yük ile mikro uyduları başarılı şekilde konuşlandırdı.
SpaceX, ABD merkezli Intuitive Machines şirketinin “IM-1” misyonu kapsamında “Odysseus” adlı Ay’a iniş aracını uzaya gönderdi.
Odysseus, Ay’ın güney kutbuna yakın bir bölgesine güvenli bir şekilde indi.

YAPAY ZEKA ALANINDAKI GELİŞMELER HIZ KAZANDI
San Francisco merkezli teknoloji şirketi OpenAl, metin komutlarıyla gerçekçi ve yaratıcı sahneler oluşturabilen yapay zeka modeli Sora’yı tanıttı.
Yapay zeka araçlarından DALL-E’nin versiyonları gibi çeşitli eserler üreten yapay zeka modeli Sora, bilinen yapay zeka video üretim modellerinin çok daha ilerisinde bir kalite sunmayı hedefliyor.
Henüz deneme aşamasında bulunan model, mevcut durumda neredeyse mükemmele yakın, gerçekçi animasyon videoları ile bir dakikaya kadar yüksek kaliteli videolar oluşturabiliyor.
Hem yazılı komut hem de bir fotoğraftan geniş ekranda 1920×1080 piksel, dikey olarak 1080×1920 piksel ölçekte ve kalitede video örnekleri sunabilen Sora hem var olan görüntülerin devamına veya gerisine ekleme yapabiliyor hem de 2048×2048 piksel çözünürlükte fotoğraflar üretebiliyor.

DÜŞÜNCE YOLUYLA BİLGİSAYAR FARESİ KONTROL EDİLDİ
Amerikan nöroteknoloji şirketi Neuralink’in kurucusu Elon Musk, beynine Neuralink tarafından üretilen “Telepati” adlı çip yerleştirilen kişinin düşünce yoluyla bilgisayar faresini kontrol edebildiğini açıkladı.
Musk, “Hasta, bildiğimiz kadarıyla hiçbir olumsuz etki olmadan tamamen iyileşmiş görünüyor ve fareyi kontrol edebiliyor. Sadece düşünerek fareyi ekranda hareket ettirebiliyor.” diye konuştu.
Öte yandan, Rusya’nın en büyük finans kuruluşu Sberbank tarafından geliştirilen yapay zeka uygulaması GigaChat, tıp fakültesini bitiren öğrencilere yönelik bir testi başarıyla tamamladı.
GigaChat, 100 soruluk testte yüzde 82’lik başarı yakalarken, cerrahi, kadın hastalıkları ve doğum alanlarında üç ayrı vakayla ilgili sözlü sınavı da tamamladı.
Adobe, Amazon, Google, IBM, Meta, Microsoft, OpenAl, TikTok ve X’in de aralarında bulunduğu 20 teknoloji şirketi, dünya genelinde bu yıl düzenlenecek seçimlerde yapay zekanın aldatıcı şekilde kullanımına karşı birlikte mücadele etme taahhüdünde bulundu.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN YOL AÇTIĞI SORUNLAR DA BİLİM DÜNYASININ GÜNDEMİNDEYDİ
Bilim insanları, Kuzey Buz Denizi’ndeki buzul erimeleri nedeniyle avlanmakta güçlük yaşayan kutup ayılarının, açlıkla karşı karşıya kaldığını gözlemledi.
Kutup ayılarının avlanma dönemi olan ilkbahar sonu yaz başında iklim değişikliği nedeniyle deniz buzullarının çoğunlukla eridiğini vurgulayan araştırmacılar, bu türün uzun saatler yüzdükten sonra buldukları avı yiyemeyecek kadar yorgun düştüğünü ortaya koydu.
Diğer yandan, Almanya ve Hollanda’dan araştırmacılar, azot kirliliğinin içme suyu kaynaklarına etkisinin 2050’ye kadar üç kat artabileceği uyarısında bulundu.
Araştırmacılar, 2050’ye kadar dünya genelinde azot kirliliğinden kaynaklı temiz su yetersizliği yaşanan alt havza sayısının 3 katına çıkabileceğini, bu durumun etkisinin Çin’in güneyi, Orta Avrupa, Kuzey Amerika ve Afrika’da ağırlıklı olarak hissedilebileceğini ifade etti.
Uluslararası bir araştırmada da Amazon Yağmur Ormanları’nın neredeyse yarısının kuraklık, ormansızlaşma ve yangınlar nedeniyle 2050’ye kadar yok olabileceği saptandı.
Bu çözümlerden biri olan ve bağlantılı araçlar konseptine yönelik geliştirilen V2X ürünü, trafik güvenliğinin artırılması, trafik optimizasyonu ile zaman kaybının ve CO2 emisyonunun azaltılması, enerji verimliliği sağlanması, seyahat konforunun artırılması, mevcut yol kapasitelerinin etkin ve verimli kullanılması gibi bir dizi fayda sağlayacak.
ULAK Haberleşme AŞ Merkezi Yazılımlar Direktörü Alper Sınav, yaptığı açıklamada, akıllı ulaşım sistemleri dünya çapında gelişmeye başlayınca bunun bir parçası olan araçlarla ilgili teknolojilerin de 4G ve 5G ile sisteme dahil edilmeye başlandığını söyledi.
Bu kapsamda şirket olarak araçların birbiriyle, altyapıyla ve şebekeyle konuştuğu bir network oluşturduklarını ve buna V2X ismini verdiklerini ifade eden Sınav, “X” kısmının araçları, altyapıyı, insanları ve “network”ü sisteme dahil ettiğini belirtti.
”ARAÇ ÜSTÜNDEKİ SİSTEMLER ARAÇLARIN BİRBİRİYLE VE YOLLA KONUŞMASINI SAĞLIYOR”
Bu teknolojiler 4G ve 5G’nin dikey teknolojileri olduğu için ULAK Haberleşme olarak bir taraftan altyapıyı hazırlarken bir yandan da bu uygulamaları çalıştıklarını anlatan Sınav, şöyle konuştu:
“V2X, özellikle otonom araçlara yaklaşmaya başladığımız bu dönemde trafik güvenliği ve yönetimini, enerji verimliliğini ve katma değerli servisleri sağlamak için oluşturulmuş bir teknoloji. ULAK olarak bu teknolojinin araç üzerindeki ve yol kenarındaki sistemlerini yapıyoruz. Araç üstündeki sistemler araçların birbiriyle ve yolla konuşmasını sağlıyor, yol kenarındaki sistemler ise hem bir merkezden hem de araçlardan aldıkları bilgiyi diğer araçlarla ya da kendi aralarında paylaşıyorlar, yoldan gelen dataları toplayarak bir merkeze de gönderebiliyorlar. Bu da yolun akıllı hale gelmesini sağlıyor. Yol kenarındaki tabelalar ya da merkezden yoldaki çalışma, olası kaza, yol kapanması, hava durumu, afet durumu gibi bilgiler araç daha oraya gelmeden araçlara bildiriliyor ve sürücüler uyarılıyor.”
Bu alanda tanımlanmış uluslararası standartların araç üstü senaryolarını Anadolu Isuzu ile tamamladıklarını bildiren Sınav, bunun ticari alanda yaptıkları ilk sistem olması açısından da anlamlı olduğunu dile getirdi.
”ÜRÜNLERİN YERLİ OLARAK TEMİN EDİLMESİ ÖNEMLİDİR”
Bundan sonraki süreçte yol ağını bu sistemle donatmaya yönelik çalışmalar yürüteceklerini belirten Alper Sınav, bu ürünlerin yerli olarak temin edilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Sınav, “Zamanla bu sistemler sadece bilgi toplamayacak, sistemlerimize, araçlarımıza bilgi de gönderecek. Bu açıdan güvenlik önemli. Hem siber güvenlik altyapısını hem de donanımları yerli ve milli yapmanın önemli olduğunu değerlendiriyoruz.” dedi.
Sınav, sistemin bileşenlerinin kullanıldığı frekans ve algoritmaların 4G/5G teknolojilerine yönelik olduğunu, bunları yapabildikleri için kendi çözümlerini ortaya koyabildiklerini belirtti.
Alper Sınav, katma değerli servisler alanında ise araçların şarj ya da benzin istasyonlarını bulması, yolla ilgili çeşitli uyarıların yayılması, e-ticaret gibi örneklerin yer aldığı çözümler geliştirdiklerini bildirdi.
GÜNDELİK HAYAT VE AFET YÖNETİMİ KOLAYLAŞACAK
E-belediyecilik kapsamında akıllı ulaşım ve akıllı şehirler uygulamalarında da bu çözümlerin kullanılabileceğine işaret eden Sınav, böylelikle engellilerin yaşamının kolaylaştırılması, akıllı duraklarla zaman kazanımı gibi olanaklar sağlanabileceğini söyledi.
Kamu güvenliği için de bu sistemlerin kullanılmasının mümkün olduğunu dile getiren Sınav, özellikle afet durumlarında insanların güvenli yollara yönlendirilmesi, ihtiyaçların doğru yollardan taşınması gibi bir dizi fayda elde edilebileceğini vurguladı. Sınav, “Yollarımızı akıllı hale getirebilirsek tehlike durumunda insanların daha kolay sevk edilmesini sağlayabileceğimizi değerlendiriyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin otomobili Togg’un yazılım tabanlı bir araç olduğu için bu tür teknolojilere ihtiyacı olacağına işaret eden Alper Sınav, bu yönde de sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını kaydetti.
]]>Haber7-ÖZEL
Dünyanın en büyük mobil teknoloji fuarı olan Mobil Dünya Kongresi(Mobile World Congress-MWC 2024) İspanya’nın Barselona kentinde kapılarını açtı. Türkiye’den 32 şirketin stant açtığı kongrede 200 ülkeden cihaz imalatçıları, teknoloji sağlayıcıları, mobil operatörler, içerik sahipleri ve teknolojinin geleceğiyle ilgilenen profesyoneller yer alıyor.
2024’ün merakla beklenen fuarlarından biri olan MWC‘ye katılan Haber7 Genel Yayın yönetmeni Osman Ateşli, ULAK Haberleşme AŞ’nin stantında özel bir röportaj gerçekleştirdi. ULAK Merkezi Yazılımlar Direktörü Alper Sınav‘la gerçekleştirilen röportajda, ilk yerli ve milli baz istasyonumuz ULAK’la ilgili detaylı bilgiler verilirken, ULAK’ın hayatımızda ne gibi kolaylıklar ve değişimler yaşatacağı gözler önüne serildi.

ARAÇLAR KENDİ ARALARINDA VE YOLLARLA KONUŞABİLECEK
Savunma Sanayi Başkanlığı’nın (SSB) girişimi ve destekleriyle hayata geçirilen ULAK ile trafikte birçok kolaylık Türk halkının hayatına girecek. Konuyla ilgili detaylı bilgi aktaran Alper Sınav, bu teknoloji sayesinde Araçtan araca, araçtan altyapıya ve araçtan şebekeye bağlantılar sağlanacağını belirterek, bunlardan biri olan onboard denilen araç üstü sistem sayesinde yaşanacakları anlattı.

Onboard sistemiyle araçların kendi arasında ve yollarla konuşabileceğini söyleyen Sınav, “Bunlar temelde ne yapıyorlar? Diyelim ki iki araba gidiyor, öndeki araba bir anda frene bastı. Hemen arkadaki bütün arabalara bu araçtan araca sistemle frene bastım ona göre siz konumunuzu alın. Ya da ani bir dönüş var, O ani dönüşle ilgili bir faaliyet oldu kaydı bir şey yaptı hemen arkadaki araçlara bunu belirtiyor. Ya da yolda bir yapım çalışması var. Yoldaki yapım çalışmasını, akıllı ulaşım sisteminin veri merkezi kara yollarından bu yol kenarı birimlerine iletiyor. Yol kenarı birimleri de aynı şekilde onu araçlara gönderiyor. Yani yollar akıllı hale geliyor. Trafik işaretleri akıllı hale geliyor. Yol ve tehlikeler birbiriyle paylaşılabiliyor.” dedi.
BİLMENİZ GEREKEN HER ŞEYİ SİSTEM SÖYLÜYOR
Teknolojinin bununla da sınırlı kalmadığını daha da ileri gidildiğini söyleyen Sınav, şu sözleri sarf etti;
Örneğin elektrikli arabanız var şarj edeceksiniz. Size şu kadar mesafede şarj istasyonu var, bu saatte şarjı yaparsanız şu kadar yol gidebilirsiniz gibi bilgiler veriyor. Arabanızın durumu da biliyorsunuz siz. Yapay zekayla bunlar hep birleştiriliyor ve size diyor ki; 2 saat sonra X firmasının şuradaki şarj istasyonuna uygun akımla şarj ettiğinizde hem daha ucuza yapabilirsin hem de daha uzun kullanabilirsiniz diyor. Böyle bir ağ oluşturuyor.

Sınav, günümüzde yaygın olarak kullanılmaya başlanan yapay zekanın da bu sistemlerin içerisine girdiğini ve trafiği rahatlatacak adımlar atıldığını belirterek “Çünkü daha siz trafiğe girmeden size alternatif yolları, oluşan kazaları, hatta ışık durumlarını bildiriyor. Bunlara da biz kavşak kontrol cihazı diyoruz. Kavşak kontrol cihazlarıyla bizim yol kenarı birimlerimiz konuşuyorlar. Yeşil durumunu analiz ediyorlar ve hız tavsiyelerinde bulunuyorlar. Hız tavsiyesine uyarsanız siz hızlı bir şekilde hani yeşil koridor diyorlar. O yeşil koridor gerçek anlamda kullanılıyor. Ya da yollarda özel kangallar var. Onun üzerine geldiğimiz zaman size öncelik veriyor. Boşu boşuna beklemek yerine boş yolda size yeşil yanıyor, akıllı ulaşım sistemleri, bunların hepsini birbirine söylüyor.” şeklinde konuştu.
BÜTÜN ARAÇLARA BU SİSTEMLERDEN KOYULMASI GEREKİYOR
Şu anda Karayolları Genel Müdürlüğü ve belediyelerin bu sistemlere geçmeye başladığını söyleyen Sınav, ISUZU otobüslerinin üzerine bu araç üstü birimlerin koyulduğunu söyledi. Sistemin daha iyi işleyebilmesi için bütün araçlara bu sistemlerden koyulması gerektiğini ifade ederek, yol kenarlarının bile bu sistemle geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Sınav, sistemin basamak basamak hayatımıza gireceğini şu sözlerle anlattı;
Muhtemelen devletin araçları yolu analiz etmek için bunları değerlendirecek. Daha sonra da ticarete de yavaş yavaş gireriz. En sonda da bunu güvenliğini de zaten halkımız hissetmeye başladığı zaman özel araçlara da bu yavaş yavaş gelecek. Ancak Almanya’ya, İspanya’ya, İtalya’ya, özellikle Kore’ye, Singapur’a baktığınızda bu teknolojiler oturmuş durumda. Bunlar sadece trafik güvenliği değil ya da enerji verimliliği değil, bunun yanında yollarla ilgili ücret toplama gibi sistemleri de bunun üzerinden yapmaya çalışıyorlar. Bunu da da otomotiv finansı olarak değerlendirilir. Biletlerin toplanması, yol geçiş ücretleri, trafik cezaları ve birçok konuyu bunlar otomatik olarak yapabiliyor.
TRAFİĞİ YÜZDE 20 AZALTABİLİR
Sistemin trafik azaltılması üzerinde simülasyonlarla araştırmalar yapıldığını söyleyen ULAK Merkezi Yazılımlar Direktörü Alper Sınav, “Özel trafik simülasyonları var. Bir yolu yaklaşık 2 ay izliyorsunuz. 2 ay sonra bakıyoruz, ‘Eğer araç üstü veya yol kenarı sistemleri olsaydı, ne kadar trafiği rahatlatırdı?’ Baktığınızda yüzde 20 civarında rahatlatıyorsunuz. Bu çok büyük bir rakam.” ifadelerini kullandı.

“Dosta düşmana karşı vakur duruşuna meftun olduğumuz Adana’nın yoldaşlığıyla iftihar ediyoruz. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’na verdiği destekle, Adana yeni bir destan yazacak. Şu anda Adana’da meydanda 75 bin kişi var. Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldı. Artık Adana’yı malum ellerden almaya hazır mıyız?
Adana, 31 Mart’ta sandıkları patlatarak gerçek potansiyelini ortaya çıkartacaktır. Kendi seçmenleri başta olmak üzere, milleti tıpış tıpış oy verecek bir mecburiyet cenderesine sıkıştırmak isteyenlere günlerini göstereceğinize ben inanıyorum. Adana, kendi iradesini çantada keklil kabul edenlere yol vermez.
“BİRBİRLERİNİN KUYUSUNU KAZIYORLAR”
CHP başta olmak üzere muhalefetin halini görüyorsunuz. Birbirleriyle didişmekten fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemeyecek durumdalar. Kendilerine hayrı olmayanların memlekete hayrının dokunması mümkün mü? Kendi çıkarlarından başka hiçbir şeyi gözü görmeyenlerin Adana’nın sorunlarıyla ilgilenmesi beklenir mi? Biz Türkiye Yüzyılı diyoruz, hazırız diyoruz; onlar ise kapalı kapılar ardında birbirlerinin kuyusunu kazıyor, kirli ittifaklarla, ‘dem’leniyor…
“GENEL BAŞKANLARINI PARTİDEN ÖYLE BİR KAZIYIP ATTILAR Kİ…”
Mayıs ayında cumhurbaşkanı adayı olarak milletin önüne çıkardıkları, peşine de 6 tane yardımcı adayı taktıkları bir zat vardı… Seçimde umduklarını bulamayınca tüm suçu adaylarına yükleyip, kendilerini temize çıkardılar. Genel başkanlarını partiden öyle bir kazıyıp attılar ki neredeyse kedisi Şero’yu bile kapıdan içeri sokmayacaklar. Seçim gecesi hepsi de ne diyordu? “Kazanıyoruz…” Bu nakaratla milletin aklıyla dalga geçiyorlardı.”
“TÜRKİYE KÜRESEL GÜÇ OLMA YOLUNDA İLERLİYOR”
Türkiye karşıtlarının tamamını, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle dize getirdik. Ülkeyi işgal etme teşebbüsleri karşısında asla geri adım atmadık. Darbe gecesi birileri kahvesini yudumlarken, biz milletimizle FETÖ’cü hainlere meydanları dar ettik.
Uluslararası arenada, ülkemizin hak ve hukukunu, milletimizin onurunu savunduk. Dış politikada Avrupa’dan ‘aferim’ almaya çalışan değil, dik duruşuyla tüm dünyada takdir toplayan bir ülke konumundayız. Türkiye sadece bölgesel bir göç olmaktan çıkıp, küresel bir güç olma yolunda ilerliyor. Ülkemizin krizlerin çözümündeki kilit rolü giderek daha fazla anlaşılıyor. Libya’da, Karabağ’da biz varız. Bütün buralarda Türkiye kardeşleriyle omuz omuza veriyor, bu yolda emin adımlarla yürüyor.
“TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİİ ALANINDA DESTAN YAZIYOR”
Özellikle savunma sanayiine ağırlık verdik. Böyle gelmiş, böyle gider diyenlerden olmadık. Kolay değil, zor olanı seçtik. Tabanca, tüfek dahil, güvenlik güçlerimizin kullandıkları silahları kendimiz üretmeye başladık. İHA’lar gibi yeni gelişen teknolojilere büyük yatırımlar yaptık. Bu alanda çalışan firmalarımızı teşvik ettik. İşte bugün 2005, 2010’larda toprağa diktiğimiz fidanların meyvelerini topluyoruz. Türkiye savunma sanayii alanında adeta bir destan yazıyor. Dünyanın ilk SİHA gemisi Anadolu’yu geçen sene hizmete aldık. Milli denizaltımızı inşa etme aşamasındayız. İHA ve SİHA alanında zaten dünyada ilk üç ülkeden biriyiz. Geçtiğimiz günlerde gurur hanemeze bir halka daha ekledik. KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Böylece, beşinci nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk.”
YENİ UÇAK GEMİSİ GELİYOR
Tabii bunlar sadece birer başlangıç. Önümüzdeki yıllarda çok daha fazlasını, daha gelişmişini yapacağız. Eminim sizler de takip ediyorsunuz. Şimdi uçak gemimizin bir üst segmentini yapacağız. Ve şu anda deniz kuvvetlerimiz çalışmayı yürütüyor.
İçimizdeki müzmin muhalifler anlamasa da Türkiye’nin nasıl büyük işlere imza attığını dostlarımız ve hasımlarımız çok iyi biliyor. Muhalefetin bize sürekli örnek gösterdiği ülkelerde KAAN ve Türkiye’nin savunma sanayi hamleleri konuşuluyor. Öyle garip bir durumla karşı karşıyayız ki; bizdeki mankurtlaştırılmış zihinler KAAN’a bakınca kalorifer peteği veya süpürge sapı görüyor.”
HIZLI TREN HATTI İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Adana’ya 21 yılda 279 milyar liralık yatırım yaptık. Şehirdeki tüm demir yollarıyla birlikte Adana-Mersin demir yolunu yenileyip, ilave hat yaptık. Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep hızlı tren hattında çalışmalarımız etap etap sürüyor. Mevcut havalimanımıza ilaveten, Çukurova Uluslararası Havalimanı’nı bu yıl hizmete sunuyoruz.
ADANA’NIN İLÇE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI TANITILDI
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından ilçe adaylarını tanıttı:
Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adayı: Fatih Mehmet Kocaispir
Aladağ: Mustafa Akgedik
Ceyhan: Erol Kahraman
Çukurova: Firdevs Cingözler
Feke: Ahmet Şener
İmamoğlu: Aydın Kangur
Karaisalı: Bekir Şimşek
Karataş: Necip Topuz
Kozan: Mustafa Atlı
Pozantı: Ali Avan
Saimbeyli: Vedat Cengiz
Sarıçam: Bilal Uludağ
Seyhan: Erdal Hatipoğlu
Tufanbeyli: Ekrem Keçe
Yumurtalık: Aydın Kütükoğlu
Yüreğir: Halil Nacar
]]>“Dosta düşmana karşı vakur duruşuna meftun olduğumuz Adana’nın yoldaşlığıyla iftihar ediyoruz. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’na verdiği destekle, Adana yeni bir destan yazacak. Şu anda Adana’da meydanda 75 bin kişi var. Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldı. Artık Adana’yı malum ellerden almaya hazır mıyız?
Adana, 31 Mart’ta sandıkları patlatarak gerçek potansiyelini ortaya çıkartacaktır. Kendi seçmenleri başta olmak üzere, milleti tıpış tıpış oy verecek bir mecburiyet cenderesine sıkıştırmak isteyenlere günlerini göstereceğinize ben inanıyorum. Adana, kendi iradesini çantada keklil kabul edenlere yol vermez.
“BİRBİRLERİNİN KUYUSUNU KAZIYORLAR”
CHP başta olmak üzere muhalefetin halini görüyorsunuz. Birbirleriyle didişmekten fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemeyecek durumdalar. Kendilerine hayrı olmayanların memlekete hayrının dokunması mümkün mü? Kendi çıkarlarından başka hiçbir şeyi gözü görmeyenlerin Adana’nın sorunlarıyla ilgilenmesi beklenir mi? Biz Türkiye Yüzyılı diyoruz, hazırız diyoruz; onlar ise kapalı kapılar ardında birbirlerinin kuyusunu kazıyor, kirli ittifaklarla, ‘dem’leniyor…
“GENEL BAŞKANLARINI PARTİDEN ÖYLE BİR KAZIYIP ATTILAR Kİ…”
Mayıs ayında cumhurbaşkanı adayı olarak milletin önüne çıkardıkları, peşine de 6 tane yardımcı adayı taktıkları bir zat vardı… Seçimde umduklarını bulamayınca tüm suçu adaylarına yükleyip, kendilerini temize çıkardılar. Genel başkanlarını partiden öyle bir kazıyıp attılar ki neredeyse kedisi Şero’yu bile kapıdan içeri sokmayacaklar. Seçim gecesi hepsi de ne diyordu? “Kazanıyoruz…” Bu nakaratla milletin aklıyla dalga geçiyorlardı.”
“TÜRKİYE KÜRESEL GÜÇ OLMA YOLUNDA İLERLİYOR”
Türkiye karşıtlarının tamamını, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle dize getirdik. Ülkeyi işgal etme teşebbüsleri karşısında asla geri adım atmadık. Darbe gecesi birileri kahvesini yudumlarken, biz milletimizle FETÖ’cü hainlere meydanları dar ettik.
Uluslararası arenada, ülkemizin hak ve hukukunu, milletimizin onurunu savunduk. Dış politikada Avrupa’dan ‘aferim’ almaya çalışan değil, dik duruşuyla tüm dünyada takdir toplayan bir ülke konumundayız. Türkiye sadece bölgesel bir göç olmaktan çıkıp, küresel bir güç olma yolunda ilerliyor. Ülkemizin krizlerin çözümündeki kilit rolü giderek daha fazla anlaşılıyor. Libya’da, Karabağ’da biz varız. Bütün buralarda Türkiye kardeşleriyle omuz omuza veriyor, bu yolda emin adımlarla yürüyor.
“TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİİ ALANINDA DESTAN YAZIYOR”
Özellikle savunma sanayiine ağırlık verdik. Böyle gelmiş, böyle gider diyenlerden olmadık. Kolay değil, zor olanı seçtik. Tabanca, tüfek dahil, güvenlik güçlerimizin kullandıkları silahları kendimiz üretmeye başladık. İHA’lar gibi yeni gelişen teknolojilere büyük yatırımlar yaptık. Bu alanda çalışan firmalarımızı teşvik ettik. İşte bugün 2005, 2010’larda toprağa diktiğimiz fidanların meyvelerini topluyoruz. Türkiye savunma sanayii alanında adeta bir destan yazıyor. Dünyanın ilk SİHA gemisi Anadolu’yu geçen sene hizmete aldık. Milli denizaltımızı inşa etme aşamasındayız. İHA ve SİHA alanında zaten dünyada ilk üç ülkeden biriyiz. Geçtiğimiz günlerde gurur hanemeze bir halka daha ekledik. KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Böylece, beşinci nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk.”
YENİ UÇAK GEMİSİ GELİYOR
Tabii bunlar sadece birer başlangıç. Önümüzdeki yıllarda çok daha fazlasını, daha gelişmişini yapacağız. Eminim sizler de takip ediyorsunuz. Şimdi uçak gemimizin bir üst segmentini yapacağız. Ve şu anda deniz kuvvetlerimiz çalışmayı yürütüyor.”
]]>
Bozdağ burada yaptığı açıklamada, Beyazgül’ün yaptıkları hizmetlerin dörtte biri kadar yapanları ayakta alkışladığını belirterek “İstanbul Büyükşehir Belediyesi bunun yanında yaya kalır. Ankara da öyle yaya kalır. Ankara’dan, İstanbul’dan daha büyük şehirlerden daha güzel, daha verimli, Şanlıurfalı hemşehrilerimizin hayrına ve yararına gece gündüz çalışarak eserler kazandırdı ve Şanlıurfaamıza. Şehircilik anlamında ileri götürdü. Ben şimdi buradan bütün hemşerilerime söylüyorum. Şu anda devam eden yol projeleri ve açılan yollar yapılan kavşaklar vesaireler acaba açılmamış olsaydı Allah için Şanlıurfa’nın trafiği nasıl olurdu? Çok büyük zorluklar içerisinde olurdu. Zeynel başkan bir yandan ulaşım altyapısını daha da güçlendirmek, Şanlıurfamızın kapanmak üzere olan ya da kapalı damarlarını yeniden açmak, trafiğe nefes aldırmak isterken, öte yandan da yaktıklarıyla Şanlıurfalı kardeşlerimize diyor ki, yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” dedi.
“BOŞA HARCAYACAK VAKTİMİZ YOK”
Bozdağ “Ülkemiz için gece gündüz büyük bir gayretle çalışmaya devam edeceğiz. Şanlıurfa’nın kaybedecek vakti yok bir. Dakika bir saniye boşa harcayacak vakti de yok. Hem Zeynel başkanımızın hem diğer belediye başkan adaylarımızın, belediye meclis üyelerimizin Şanlıurfa için daha yapacak çok ama çok işi var, hayata geçirecek çok projelerimiz var. Bizim sizin duanıza sizin desteğinize ihtiyacımız var. Bizi dualarınızla desteklerinizle yeniden bu şehrin yönetiminde. Söz sahibi yaptığınızda Şanlıurfa cumhurbaşkanımızla, hükümetimizle el ele geleceğe daha güçlü bir şekilde yürüyecektir.” diye konuştu.
HIZLI TREN YOLA ÇIKTI
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun Şanlıurfa’da incelemelerde bulunduğunu belirten Bozdağ “Şehir hastanemizin yanındaki 2 kavşak gittik gördük, proje başladı. Hastane açılışına yetişecek. Zeynel başkanımız projeleri içerisinde sizlerle paylaştığı Urfaray için bakanlık, Büyükşehir Belediye başkanlığımız beraber çalışıyorlar. İnşallah projesi tamamlanır tamamlanmaz Çevre, Ulaştırma ve Altyapı bakanlığımız da Büyükşehir Belediye başkanlığımız işbirliği içerisinde Urfarayı da yeni dönemde Zeynel başkanın liderliğinde Şanlıurfa’ya kazandırıyoruz.” dedi.
Bozdağ hızlı tren ile ilgili müjdeyi paylaşırken şöyle konuştu:

“Şanlıurfa Hızlı treni istiyor. Dün Bakanımız dedi ki; hızlı tren Mersin’den yola çıktı, geliyor. İnşallah projesi bitti. Eğer ek yatırım programına aldırabilirsek bu yılın sonu yeni yılın başında eğer olmazsa 2025 yılında hızlı trenin inşa ihalesini yapacağız. Bir yandan raylı sistemle, öte yandan da hızlı trenle yeni dönemde Şanlıurfa’yı Zeynel başkanın ve ekibiyle beraber AK kadrolar Şanlıurfamıza kazandıracaktır.”
ŞANLIURFA’YA YENİ OTOYOL
Bozdağ “Bir başka önemli bir proje. Dün belki şanlıurfalı hemşerilerimizi ilk duydu. Bakanımız dedi ki, ipekyolu kapsamında yol ve kuşak projeleri içerisinde yer alan orta koridorun bir ayağı da şanlıurfa’dan geçecek. Irakın Basra körfezi’ndeki fa limanından bir güzergah geliyor. Şanlıurfaya doğru şanlıurfa’dan da tabii avrupa’ya kadar bu güzergah gidecek 1.200 kilometresi. Irakın içerisinde 320 kilometresi türkiye’mizin sınırları içinde ve bu sınırların içerisinde de şanlıurfa’mızda var. Yani ova köy üzerinden gelecek şanlıurfamıza uğrayacak ve buradan ülkemizin diğer yerlerine proje kapsamında ulaşacak. Bu ne demek bu şu demek bu yol otoban olacak. Yani urfa yeni bir otobanla buluşacak bir. 2 aynı zamanda bu yolda hızlı tren olacak 3 enerji nakir hatları olacak. Dördüncüsü de bu yol sadece ulaşım yolu değil, aynı zamanda yatırımı istihdamı aşı arttıracak. Refahı yükseltecek urfa’nın dünya pazarlarına daha kolay ulaşmasına sağlayacak bir ticaret yoludur. Aynı zamanda işte onun da projeleri başladı. Yeni dönemde hep beraber. Bunu hayata geçireceğiz. Hükümet olarak biz cumhur ittifakı hükümeti olarak öyle söyleyeyim.” diye konuştu.
İZMİR UÇUŞLARI BAŞLIYOR
Bozdağ Şanlıurfa İzmir uçak seferleri konusunda da müjdeyi paylaşmak “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ulaştırma ve altyapı bakanımızın direktörlüğünde bu meseleyi yakından takip edeceğiz. Şimdiden bu yol otoban enerji nakil hatlarında hayırlı olmasını diliyorum. Tabii zaman alacak ama biz niyetimizi ama biz hedefimizi urfa için gerçekleştireceğimiz hayallerimizden birini daha urfalı kardeşlerimizin vicdan terazilerinin üzerine koyuyoruz tabii iz. Şanlıurfa havayolu ulaşımı bir ara kesildi. Dün bakanımız müjdeyi verdi. Izmir Şanlıurfa havayolu ulaşımına yeniden Mart’ın ilk yarısında açılıyor. Şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.” dedi.
Başkan Erdoğan ayrıca Trabzon’a raylı sistem müjdesi vererek, “Şehrimizin muhtelif yerlerinde çalışmaları devam eden çok sayıda yol projesi var, bunları da bittikçe etap etap hizmete alacağız, raylı sistem hattımızı şehrimize kazandıracağız.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları;
Değerli kardeşlerim sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Trabzon’u bilip, görüp de sevmemek mümkün mü? Bu şehir tarih boyunca hakkın ve hakikatin sesi olmuştur. Bıyığı terlememiş şehzadelerden dünya liderleri çıkarmıştır. Kim ne der diye düşünmeden, hak bellediği başı dik yürümesini bilen Trabzon ile kucaklaşmaktan memnuniyet duyuyorum.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki ahde vefanız için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Her iki seçimde de yüzde 65’lik oranla Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze tarihi destek verdiniz. Trabzon bizim daima yoldaşımız oldu.
SİYASET GÖLGEDE YÜRÜME İŞİ DEĞİL
Bize göre siyaset gölgede yürüme, istismarla mevzi kapma, her türlü pazarlığa hazır olma yarışı değildir. Yüreğimize nakşettiğimiz siyaset davamız için hayal kurma, bu uğurda canı pahasına mücadele işidir. 40 yılı aşkındır böyle bir siyasi mücadele içindeyiz. İstanbul’da başkanlık yaptık, parti kurduk iktidara geldik, ülkemizin başında hizmette bulunduk. Hizmetlerimizle, duruşumuzla mazlumların ümidi olduk.
DAİMA UMUDUN YANINDA YER ALDIK
Öfkemizi daima diri tuttuk. Daima umudun yanında yer aldık. Diklenmeden, dik duruşumuzdan taviz vermedik. Hayalleri gerçeğe dönüştürmek için çalışırken ülkemiz için çalıştık. Terör örgütlerinin saldırıları ile, ekonomik tuzaklarla boğuşurken yüreğimizin kanadığı anlar oldu ama asla teslim olmadık.
Yılgınlığa kapılmadık, geri adım atmayı düşünmedik, hep daha çok çalışıp ileriye doğru gittik. Ya yeni bir yol bulmaya ya yeni bir yol açmaya gayret ettik. Kendi özeleştirimizi kendimiz yaptık. Hatalarımızı düzeltme erdemi ile milletimizin gönlündeki yerine halel getirmedik.
Şimdi sizlerden söz vermenizi istiyorum, Trabzon Malazgirt’ten beri ebedi vatanımız olan bu topraklarda ortak hikâyemize sahip çıkmaya var mısınız? 2023 hedeflerini nasıl hayata geçirdiysek Türkiye Yüzyılı hayalini de gerçeğe dönüştürmeye var mıyız?
Bizim her sözümüzün altında kısa sürede hayata geçirdiğimiz asırlara bedel eserler yatıyor. Kalkınma yatırımlarını hatırlatıyoruz ki Türkiye’nin nereden nereye geldiği unutulmasın. Trabzon’a 21 yılda 190 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık.
Yükseköğrenim yurt binaları açtık, 41.000 seyirci kapasiteli stadyumla birlikte 96 spor tesisini hizmete açtık. Sosyal yardımlardan Trabzonlu ihtiyaç sahiplerine toplam 5 milyar TL tutarında ödedik. Sağlıkta şehrimize, 1543 yataklı 19 hastanenin de aralarında olduğu 58 sağlık tesisi kazandırdık. Yapımı süren 900 yataklı Trabzon Şehir Hastanesi’nin de içinde olduğu 6 sağlık tesisini en kısa sürede tamamlıyoruz. TOKİ vasıtasıyla 8102 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 2012 konutun yapımına devam ediyoruz. Kentsel dönüşüm de şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 1467 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik.
İlimizde altı adet atık su arıtma tesisi varken, bugün 16 tesisle belediye nüfusunun %91’ne hizmet veriyor. Ulaştırmada 73 km’den devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 267 km’ye çıkardık. Trabzon-Gümüşhane arasında inşa ettiğimiz 14,5 km uzunluğuyla Avrupa’nın en uzun çift tüp karayolu tüneli Zigana’yı hizmete açtık. Mevcut yolu 8 km kısaltacak seyahat süresini ağır tonajlı araçlarda 70 dakika otomobillerde 10 dakika olmak üzere ortalama 20 dakika kısaltacak tekrar hayırlı olsun.
Trabzon’un çevresini değiştirecek Kanuni bulvarı ve sahil bağlantı yollarının yapımında sonra işin %90’ı bitti, inşallah kalanını da bu yıl içinde tamamlayacağız.
RAYLI SİSTEM MÜJDESİ
Şehrimizin muhtelif yerlerinde çalışmaları devam eden çok sayıda yol projesi var, bunları da bittikçe etap etap hizmete alacağız, raylı sistem hattımızı şehrimize kazandıracağız.
20 milyar liralık yatırımları yakında sizlerin hizmetine sunuyoruz. Trabzon Limanı’nı onardık, yat limanı şehrimize kazandırdık, tarım ve ormancılıkta şehrimize bir baraj, üç içme suyu tesisi, 121 taşkın koruma tesisi, bir gölet ve 49 hidrolik santral inşa ettik. Son 20 yılda Trabzon ve ilçelerinde inşa ettiğimiz 242 yerleşim yeri ve 10.000 dekar araziyi taşkın zararlardan koruduk. Trabzonlu çiftçilerimize toplam 34 milyar TL tutarında tarımsal ve yatırım desteği verdik. Sanayide şehrimizde bir yeni organize Sanayi bölgesi, endüstri bölgesi bir ve iki araştırma geliştirme merkezi kurduk. İstihdamı desteklemek için Trabzon‘daki işverenlere toplam 4 milyar TL tutarında Trabzon ve 11 ilçemize doğalgaz arzı sağladık. Çarşıbaşı ve Tonya‘yı da inşallah bu yıl içeresinde doğalgaza kavuşturuyoruz.
]]>Değerli kardeşlerim sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Trabzon’u bilip, görüp de sevmemek mümkün mü? Bu şehir tarih boyunca hakkın ve hakikatin sesi olmuştur. Bıyığı terlememiş şehzadelerden dünya liderleri çıkarmıştır. Kim ne der diye düşünmeden, hak bellediği başı dik yürümesini bilen Trabzon ile kucaklaşmaktan memnuniyet duyuyorum.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki ahde vefanız için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Her iki seçimde de yüzde 65’lik oranla Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze tarihi destek verdiniz. Trabzon bizim daima yoldaşımız oldu.
SİYASET GÖLGEDE YÜRÜME İŞİ DEĞİL
Bize göre siyaset gölgede yürüme, istismarla mevzi kapma, her türlü pazarlığa hazır olma yarışı değildir. Yüreğimize nakşettiğimiz siyaset davamız için hayal kurma, bu uğurda canı pahasına mücadele işidir. 40 yılı aşkındır böyle bir siyasi mücadele içindeyiz. İstanbul’da başkanlık yaptık, parti kurduk iktidara geldik, ülkemizin başında hizmette bulunduk. Hizmetlerimizle, duruşumuzla mazlumların ümidi olduk.
DAİMA UMUDUN YANINDA YER ALDIK
Öfkemizi daima diri tuttuk. Daima umudun yanında yer aldık. Diklenmeden, dik duruşumuzdan taviz vermedik. Hayalleri gerçeğe dönüştürmek için çalışırken ülkemiz için çalıştık. Terör örgütlerinin saldırıları ile, ekonomik tuzaklarla boğuşurken yüreğimizin kanadığı anlar oldu ama asla teslim olmadık.
Yılgınlığa kapılmadık, geri adım atmayı düşünmedik, hep daha çok çalışıp ileriye doğru gittik. Ya yeni bir yol bulmaya ya yeni bir yol açmaya gayret ettik. Kendi özeleştirimizi kendimiz yaptık. Hatalarımızı düzeltme erdemi ile milletimizin gönlündeki yerine halel getirmedik.
Şimdi sizlerden söz vermenizi istiyorum, Trabzon Malazgirt’ten beri ebedi vatanımız olan bu topraklarda ortak hikâyemize sahip çıkmaya var mısınız? 2023 hedeflerini nasıl hayata geçirdiysek Türkiye Yüzyılı hayalini de gerçeğe dönüştürmeye var mıyız?
Bizim her sözümüzün altında kısa sürede hayata geçirdiğimiz asırlara bedel eserler yatıyor. Kalkınma yatırımlarını hatırlatıyoruz ki Türkiye’nin nereden nereye geldiği unutulmasın. Trabzon’a 21 yılda 190 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık.
Yükseköğrenim yurt binaları açtık, 41.000 seyirci kapasiteli stadyumla birlikte 96 spor tesisini hizmete açtık. Sosyal yardımlardan Trabzonlu ihtiyaç sahiplerine toplam 5 milyar TL tutarında ödedik. Sağlıkta şehrimize, 1543 yataklı 19 hastanenin de aralarında olduğu 58 sağlık tesisi kazandırdık. Yapımı süren 900 yataklı Trabzon Şehir Hastanesi’nin de içinde olduğu 6 sağlık tesisini en kısa sürede tamamlıyoruz. TOKİ vasıtasıyla 8102 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 2012 konutun yapımına devam ediyoruz. Kentsel dönüşüm de şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 1467 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik.
İlimizde altı adet atık su arıtma tesisi varken, bugün 16 tesisle belediye nüfusunun %91’ne hizmet veriyor. Ulaştırmada 73 km’den devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 267 km’ye çıkardık. Trabzon-Gümüşhane arasında inşa ettiğimiz 14,5 km uzunluğuyla Avrupa’nın en uzun çift tüp karayolu tüneli Zigana’yı hizmete açtık. Mevcut yolu 8 km kısaltacak seyahat süresini ağır tonajlı araçlarda 70 dakika otomobillerde 10 dakika olmak üzere ortalama 20 dakika kısaltacak tekrar hayırlı olsun.
Trabzon’un çevresini değiştirecek Kanuni bulvarı ve sahil bağlantı yollarının yapımında sonra işin %90’ı bitti, inşallah kalanını da bu yıl içinde tamamlayacağız.
20 milyar liralık yatırımları yakında sizlerin hizmetine sunuyoruz. Trabzon Limanı’nı onardık, yat limanı şehrimize kazandırdık, tarım ve ormancılıkta şehrimize bir baraj, üç içme suyu tesisi, 121 taşkın koruma tesisi, bir gölet ve 49 hidrolik santral inşa ettik. Son 20 yılda Trabzon ve ilçelerinde inşa ettiğimiz 242 yerleşim yeri ve 10.000 dekar araziyi taşkın zararlardan koruduk. Trabzonlu çiftçilerimize toplam 34 milyar TL tutarında tarımsal ve yatırım desteği verdik. Sanayide şehrimizde bir yeni organize Sanayi bölgesi, endüstri bölgesi bir ve iki araştırma geliştirme merkezi kurduk. İstihdamı desteklemek için Trabzon‘daki işverenlere toplam 4 milyar TL tutarında Trabzon ve 11 ilçemize doğalgaz arzı sağladık. Çarşıbaşı ve Tonya‘yı da inşallah bu yıl içeresinde doğalgaza kavuşturuyoruz.
]]>
‘REKOR ÜZERİNE REKOR KIRMAK İÇİN BURADAYIZ’
Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin burada yaptığı konuşmada, daha güzel bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceklerini belirterek, bugün bütün şehrin burada olduğunu ve heyecanlı olduklarını söyledi.
Şahin, “Bugün bütün şehir burada. Kadınıyla erkeği ile buradayız. Aşkımız var, sevdamız var. Geldiğimiz noktada artık biliyoruz ki, şehir insanın, insan şehrin aynasıdır. Gönlünde taş olanın gönlü taş olur. Gönlünde aşk olanın şehri gülistan olur. Gaziantep’i gülistan etmek için buradayız. Yeni Mirmar Sinanlar, yeni İbni Sinalar, yeni İbni Haldunlar yetiştirmek için buradayız. Önümüz çok açık, seçimle ilgili bir derdimiz yok. Rekor üzerine rekor kırmak için buradayız. Bu bir Fatma Şahin meselesi değil, Ankara’da elimiz çok güçlü. Bunun yanı sıra şehirdeki Gaziantep Modeli ile 1 Nisan itibariyle çalışmalara başlıyoruz” diye konuştu.

DÜZBAĞ BARAJININ TAMAMLANMASIYLA BÜYÜKŞEHİRLERDE EN UCUZ SU GAZİANTEP’TE OLACAK
Programın açılış konuşması sonrası Başkan Fatma Şahin, 3’üncü dönemini kapsayacak 2024-2029 yılları arasında hedeflediği projeleri sunum eşliğinde anlattı.
Bu kapsamda Gaziantep’in su ihtiyacını 2050 yılına kadar giderecek Düzbağ projesinin İçme Suyu İsale Hattı’nın devamı olacak ve Gaziantep Büyükşehir eliyle inşa edilecek en büyük içme suyu barajı Düzbağ’ın yapımının tamamlanmasıyla Gazi şehirlilerin, büyükşehirler arasında en ucuz suya erişeceğini belirtti.

METRO PROJESİ İLE YOLCULAR ULAŞIMDA ZAMAN TASARRUFU SAĞLAYACAK
Cumhurbaşkanlığı tarafından 2024 yatırım programına alınan ve Gaziantep’te toplu taşımada yeni bir dönemi başlatacak Metro projesi’ni de sunumunda katılımcılara anlatan Başkan Şahin, 15 milyar TL’lik dev yatırım; Gar – Düztepe – Hastane Sürücüsüz Metro Hattı Projesi’nin toplu taşımada güvenliğin, konforun ve memnuniyetin artmasını sağlayacağını, yeşil şehrin ulaşım standartlarını koruyacağını dile getirdi.

6 MİLYAR TL’LİK DÜLÜK PROJESİ İLE HEM YEŞİL ALANLAR KORUNACAK HEM DE KESİNTİSİZ ULAŞIM SAĞLANACAK
Seçim beyannamesinin en büyük mega projelerini bir bir açıklayan Başkan Şahin, yakıt ve zaman tasarrufu sağlayacak ve Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ne kesintisiz ulaşım sağlayacak 6 milyar TL’lik Dülük Tüneli projesini ele aldı.
Bu bağlamda Şahin, 5 bin 800 metre uzunluğundaki Dülük Tüneli’yle OSB – kent merkezi hattı için çevre yolu ile alternatif bağlantı imkanı sunacak projedeki çalışmayla Dülük Ormanı kısmından geçen 2 bin 900 metrelik 2 tünelden oluşacak proje sayesinde ormanın doğal ve tarihi yapısının korunacağını ifade etti.

126 KİLOMETRELİK ÇEVRE YOLU PROJESİ KENTİN ULAŞIMINA NEFES ALDIRACAK
Gaziantep’in ulaşımdaki gücüne güç katacak çevre yolu projesinin detaylarını da katılımcılarla paylaşan Şahin, 126 kilometre uzunluğunda, 50 metre genişliğindeki yeni çevre yolunun doğuda Tem Otoyolu ve D-400 karayolu bağlantısı ile başlayarak, güneyde Güneyşehir yerleşimini ve Oğuzeli ilçesinin kuzeybatı ucunu çevreleyeceğini, Gaziantep’in projenin kuzeybatı ucundan ise D-400 Karayolu ile Tem Otoyolu bağlantısını sağlayacağını ve son olarak kuzeyde Kuzeyşehir yerleşimini kapsayıp Tem Otoyolu ve D-400 karayolu ile yeniden bağlanacağının bilgisini verdi.

YERLİ VE MİLLİ HİDROJENLİ OTOBÜSLERLE HAVA KİRLİLİĞİNİN ÖNÜNE GEÇİLECEK
Sunumun devamında çevreci yatırımlarıyla ön plana çıkan Gaziantep Büyükşehir’in yerli ve milli, sıfır emisyonlu hidrojenle çalışan otobüslerini de kentteki toplu ulaşıma kazandırdıklarını anlatan Şahin, bir depo yakıtla 500 kilometre yol kat edildiğini ve yüksek yolcu kapasitesi ve konforuyla ön plana çıktığını anlattı.
Sunumda Şahin, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketi sonrası Gaziantep’te, Nurdağı’nda 10 bin metrekare alanda hayatını kaybedenleri anmak, yıkımı göstererek gelecek nesilleri bilinçlendirecek, deprem anında yapılması gerekenleri anlatacak, aynı zamanda mimarlık ve inşaat mühendisliği eğitimi alan öğrencilerin eğitim amaçlı ziyaret edebileceği Deprem Anma ve Eğitim Merkezi yapılacağını duyurdu.
Bunun yanı sıra Şahin, yerel yönetimlere örnek niteliği taşıyacak; yeni BÜSEMLER, Huzurlu Yaylası’ndaki yayla turizmi projesi, yeni yaşlı bakım evi, sebze hali, yeşil koridor, yeni müzeler ve Valiliğin kütüphaneye dönüştürülmesi gibi birçok projenin detaylarını da katılımcılarla paylaştı.

GÜL: GAZİANTEP’İN BİRLİKTELİĞİ BU KENTİ EN İYİ YERLERE TAŞIYOR
AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdülhamit Gül, memleket meselesi olduğunda ayrılıkları bir tarafa bırakıp, birliği ve beraberliği merkeze aldıklarını aktararak, “Gaziantep deyince hepimiz bir oluruz. Bu duyguyu hep beraber yaşayan bir şehiriz. Gaziantep’te, Gazianteplinin kazanması için yatırımını yine bu kentte yapan sanayicilerimiz var. Bu anlamda Gaziantep’in bütün müteşebbislerine, sanayicilerine, iş insanlarına canı gönülden teşekkür ediyorum. İşte bu birliktelik Gaziantep’i her alanda çok iyi yerlere taşıyor” ifadelerini kullandı.
GÜLER: DEĞER ÜRETMEK ZOR İŞTİR
AK Parti Grup Başkanı ve Sivas Milletvekili Abdullah Güler, Gazianteplilerin bu sıcak coşkulu ve kalpten gelen sevgileri için şükranlarını sunarak, “Hepinizi bu değerli toplantıya katılımlarınızdan dolayı mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim. İyi ki varsınız. Değer üretmek çok zor bir iştir. Önce projelendireceksiniz sonra bütçesini hazırlayacaksınız. Fatma Başkanımın hayaliyle başladı bu eserler. Bunlar çok zor işlerdir. Belediyecilik adına 10 yıllık serüvende yapılanları biraz önce gördük. Yapılan hizmetlerden dolayı Fatma Şahin’e canı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.

ATAY: BAŞKAN ŞAHİN, PROJELERİYLE ŞEHİR DAHA YAŞANABİLİR HALE GETİRMİŞTİR
TBMM İdari Amiri ve MHP Gaziantep Milletvekili Sermet Atay, Başkan Şahin’in izlenilen icraat filminde hayata geçirdiği projelerle çalışkanlığının, kişiliğinin ortaya çıktığını belirterek, “Fatma Şahin, yaptığı hizmetlerle şehrimizi yaşanabilir, güvenli, sanayi, gastronomi şehri haline getirmiştir. Hem kendisiyle hem kendisiyle beraber yol yürüyen ilçe başkanlarıyla gurur duyuyoruz. Türkiye’de örnek belediyeciliğe bakılacaksa Fatma Şahin’in icraatlarına baksınlar. Gaziray’a, yollara, gastronomi, turizm nasıl olunur buna baksınlar” ifadelerini kullandı.
AK Parti Gaziantep İl Başkanı Murat Çetin, toplantıda Başkan Fatma Şahin’in yeni döneminde vizyon projelerin devam edeceğini ifade ederek, “Türkiye Yüzyılı’nda parlayan yıldız parlayan şehrin bu projelerle beraber Gaziantep’in olacağından eminim” dedi.
Gaziantep’in başta sağlam duruşun, vicdanlı tutumun, ekonomik gelişmişliğin şehri olduğunu aktaran MHP Gaziantep İl Başkanı Mustafa Bozgeyik, “Ayrışmadan, ayrıştırmadan Gaziantep’in geleceği için var gücümüzle çalışacağız” diye konuştu.
]]>
Başkan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle;
Boztepe’den Ordu’ya bakılmakla doyulmaz. Ordu’nun güzelliği söylemekle sayılmaz. Denizde dalgası var üstünde takası var Allah şahit Ordu’nun millete sevdası var. Bakılmakla doyulmayın, güzelliği sayılmayan, milletine, vatanına, devletine, sevdasına gökte uçan kuşların bile gıpta ettiği medarı iftiharımız Ordu. Senin her ilçenin, her mahallenin, sesimize sesiyle, sevdamıza sevdasıyla mukabele eden kadirşinas her bir insanını hasretle selamlıyorum. Ordu’ya mayıs 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanlığında sahsıma verdiği yüzde 62’yi aşan Meclis’te Cumhur İttifakı’na verdiği yüzde 61’in üzerindeki desteği için şükranlarımı sunuyorum. Bu rekor sonuçlarla Ordu Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehirleri arasında yer alma kararını ortaya koymuştur. Ülkeye eser kazandırma ve millete hizmet etme yolunda girdiğimiz her mücadelede kayıtsız şartsız yanımızda yer alan Ordu safını bir kez daha şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermiştir.

Biz de bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde de Ordu’nun bu sevgisine layık olmak için var gücümüzle çalışacağız. Dün Ordu ile aramıza kimseyi sokmadık, bugün de aramıza kimseyi sokmayacağız. İstismar politikası yapanlar, aramıza girmeye çalışanlar sakın bunlara yer vermeyin. Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik. Tam aksine biz bizimle bir olan, beraber olan, iri olan, diri olan, kardeş olanlarla beraber yürüdük, bundan sonra da onlarla yürüyeceğiz. Her kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, müfteridir, hilebazdır, kifayetsiz bir muhterisdir. Ordu’nun siyasi hokkabazlıklara değil sadece esere ihtiyacı var, hizmete ihtiyacı var. Türkiye Yüzyılı’na hazırlanmaya ihtiyacı var. Elbette bu ülkenin her bireyi istediği partide siyaset yapma hakkına sahiptir.

Nereye giderse gitsin, hangi partide siyaset yaparsa yapsın. Bizim onlarla işimiz yok.
ERDOĞAN İKİ İSME KAPYI KAPATTI
Erdoğan seçimi kazanırsa AK Parti’ye geçeceğini söyleyen bağımsız Kandıra Belediye Başkan Adayı Cengiz Kan ve AK Parti’ye geçip geçmeyeceği sorulan ancak tüzük gereği ihracı başlatılınca partiden istifa eden bağımsız Başiskele Belediye Başkan Adayı Hüseyin Ayaz’a kapıları kapattı. Eroğan şu ifadeleri kullandıİ
Bizim sadece şu anda Cumhur İttifakı’mız var, AK Parti’miz var. Siyasetin namusu var. Evvela üyesi olduğun, adayı olduğun partiye sadakat göstermen gerekir. Hani eskilerin deyimiyle, eli işte gözü oynaşta olanlardan ne partilerine ne de şehirlerine hayır gelir. Biz sadece kendi partimizle, kendi ittifakımızla yol yürüyenlerden mesulüz. Ne diyor? Ben seçimi kazanacağım sonra AK Parti’ye geçeceğim. Bizim onlarla işimiz yok. Biz yola çıktıklarımızla aynen yolumuza devam ederiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı, Ordu’yu Türkiye Yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehri yapmak için vizyonuyla, programıyla, projesiyle 31 Mart’a hazırdır. 31 Mart akşamı Ordu Hilmi Güler’i ile ve tüm ilçe belediyeleriyle gümbür gümbür geleceğe yürüyor mu? Mesele bu siyasi hayatımızın her safhasında olduğu gibi bugün de yardımı sadece Rabbimizden desteği sadece milletimizden istiyoruz. Şayet iki elin parmaklarının kenetlendiği gibi birbirimizle bütünleşirsek Allah’ın izniyle Ordu’nun yapacağı tarihi sıçramayı hiçbir engel durduramaz.

BİZİM SİYASETİMİZ ESER VE HİZMET SİYASETİDİR
Her fırsatta altını çizerek tekrar ettiğim gibi bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir. Bizim ne dünün CHP’si gibi arkamızda tek parti faşizminin utancı var, ne de bugünün CHP’si gibi kendi iç kavgasından başını kaldıramayan yalan üzerine kurulu bir siyasetimiz var. Biz tüm samimiyetimizle ve gücümüzle ülkemizin önünde yeni ufuklar açmanın, şehirlerimizi de bu vizyona ayak uyduracak yönetimlere kavuşturmanın gayreti içindeyiz. Bu anlayışla hasret gidermek ve vatandaşımızın sandıkta desteğini istemek için gittiğimiz hemen her şehirde rakiplerimize meydan okuyoruz. Dün Samsun’daydık. Bugün Ordu’dayız, buradan da Giresun’a. Yarın Trabzon oradan da Rize.

BİZİMLE VİZYONDA, PROGRAMDA, PROJEDE YARIŞACAK BİR RAKİP TANIMIYORUZ
Eser ve hizmet müktesebatı konusunda ne belediyelerde ne iktidarda bizimle yarışacak bir parti zaten mevcut değil. Öyle ya, herhalde milletimiz 17 seçimdir kara kaşımıza, kara gözümüze hayranlığından her seçimde bizi sandıktan birinci çıkarmıyor. Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes görüyor, kabul ediyor. Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip de tanımıyoruz. Seçimlerde karşımıza çıkan partilerin bir kısmının bırakın ülkeye ve şehirlerimize katkıda bulunmayı kendilerine bile hayırları yok.
Şehir hastanemiz şu anda yüzde 93 bitmiş vaziyette. Yol sıkıntısı vardı bugün Ulaştırma Bakanıma da talimatı verdim. Dedim ki yolu da süratle yapacaksın bunu belediyeden bekleme. Ulaştırma Bakanı olarak yolu da bitir böylece şehir hastanesi ile birlikte yolumuzu da bitirmiş olalım.

Mesela, herkesin saç saça, baş başa kavga halinde olduğu CHP’ye bakıp da başka bir hissiyata kapılmak mümkün mü? Şu anda biz merkezi yönetimde miyiz? Bu kardeşiniz bu ülkenin Cumhurbaşkanı mı dolayısıyla burada Mehmet Hilmi Güler ve ilçe belediyelerimiz seçimi kazandığı anda şunu bileceksiniz; Burada Cumhurbaşkanı şu anda AK Parti’de Erdoğan. Hükümet onda dolayısıyla yerel yönetimde de aynı şekilde burada AK Partili bir büyükşehir ve ilçe belediyeleri olduğu zaman artık Ordu’nun kılına zarar gelmez. Bunu yapacağız. Samsun’dan Hopa’ya bu sahil yolunu kim yaptı? Biz yaptık. Şimdi de yine aynı şekilde yola devam.

Yine ülkeye ve millete faydası olmayan partilerin bazıları da tüm stratejilerini kazanmak üzere değil kaybettirmek üzere kurmuş durumdalar. Senin bu ülkede tuğla üzerine tuğla koyma seviyesinde bir izin bile yoksa, milletin dertlerinden birine bile derman olacak projen veya teklifin yoksa, herhangi bir konuda geleceğe ışık tutacak fikir üretememişsen, birilerine kaybettirmekle eline ne geçecek? Bu kafanın sonu kendini siyasetin mezat pazarında açık artırmaya çıkarmaktır. Nitekim öyle de oluyor.

ORDU’YA SON 21 YILDA GÜNÜMÜZ RAKAMLARIYLA 139 MİLYAR LİRA TUTARINDA KAMU YATIRIMI YAPTIK
Bugüne kadar hüsnüniyetle çıktığımız hiçbir yolda biz yaya kalmadık. Buna karşı kafalarında ve karınlarında dolaştırdıkları 40 tilkiyle bizim önümüzü kesmek için yola çıkanların hiç birinin de sonu hayırlı bir durakta bitmedi. Varsın onlar tilkilerin kuyruklarını birbirlerine bağlamakla uğraşsınlar, biz ülkemiz ve şehirlerimiz için yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı anlatmayı sürdüreceğiz. Ordu’ya son 21 yılda günümüz rakamlarıyla 139 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Laf ola beri gele 139 milyar lira.

Ordu’muzu her alanda geliştirmeye, büyütmeye, güzelleştirmeye devam edeceğiz.
Ülkemizin her gündemi bizim gündemimizdir. Milletimizin her sıkıntısının çözümü bizim sorumluluğumuzdur. Depremden teröre hiçbir başlıkta en küçük bir zaafiyete izin vermiyoruz, vermeyeceğiz. Bunlarla birlikte kalkınma programlarımızı, yatırımlarımızı, insanımızın ve şehirlerimizin her bir meselesini yakından takip ediyoruz. Tabi bunları söylerken önümüzdeki zorlukları da görmezden gelmiyoruz. Küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle ülke olarak içinden geçtiğimiz meşakkatli dönemin bir süredir milletimizi nasıl yorduğunu en iyi biz biliyoruz. Pazartesi Dubai’deydik, oradan Mısır’a geçtim, oradan döndüm ülkeme geldim. Durmak yola devam. Bir de buna 6 Şubat depremlerinin ekonomimize çıkardığı 104 milyar dolarlık ilave maliyeti eklememiz gerekiyor. Bu kritik dönemde de önceliği yatırıma, istihdama, üretime ve cari fazla yoluyla hamdolsun güçlenmeye verdik. Böylece vatandaşlarımızın çalışacak iş bulabilmesine, evine ekmek götürecek rızık kapısını açık tutabilmesine imkan sağladık.
EMEKLİ İKRAMİYESİNİ 3 BİN LİRAYA ÇIKARACAĞIZ
Emekliye ikramiye artışı planlıyoruz. Emekliye bayram ikramiyesini 3 bin liraya çıkaracağız. Emekliye nefes aldıracak bütçeyi oluşturuyoruz.
]]>
Başkan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle;
Boztepe’den Ordu’ya bakılmakla doyulmaz. Ordu’nun güzelliği söylemekle sayılmaz. Denizde dalgası var üstünde takası var Allah şahit Ordu’nun millete sevdası var. Bakılmakla doyulmayın, güzelliği sayılmayan, milletine, vatanına, devletine, sevdasına gökte uçan kuşların bile gıpta ettiği medarı iftiharımız Ordu. Senin her ilçenin, her mahallenin, sesimize sesiyle, sevdamıza sevdasıyla mukabele eden kadirşinas her bir insanını hasretle selamlıyorum. Ordu’ya mayıs 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanlığında sahsıma verdiği yüzde 62’yi aşan Meclis’te Cumhur İttifakı’na verdiği yüzde 61’in üzerindeki desteği için şükranlarımı sunuyorum. Bu rekor sonuçlarla Ordu Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehirleri arasında yer alma kararını ortaya koymuştur. Ülkeye eser kazandırma ve millete hizmet etme yolunda girdiğimiz her mücadelede kayıtsız şartsız yanımızda yer alan Ordu safını bir kez daha şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermiştir.

Biz de bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde de Ordu’nun bu sevgisine layık olmak için var gücümüzle çalışacağız. Dün Ordu ile aramıza kimseyi sokmadık, bugün de aramıza kimseyi sokmayacağız. İstismar politikası yapanlar, aramıza girmeye çalışanlar sakın bunlara yer vermeyin. Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik. Tam aksine biz bizimle bir olan, beraber olan, iri olan, diri olan, kardeş olanlarla beraber yürüdük, bundan sonra da onlarla yürüyeceğiz. Her kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, müfteridir, hilebazdır, kifayetsiz bir muhterisdir. Ordu’nun siyasi hokkabazlıklara değil sadece esere ihtiyacı var, hizmete ihtiyacı var. Türkiye Yüzyılı’na hazırlanmaya ihtiyacı var. Elbette bu ülkenin her bireyi istediği partide siyaset yapma hakkına sahiptir.

Nereye giderse gitsin, hangi partide siyaset yaparsa yapsın. Bizim onlarla işimiz yok.

ORDU’NUN YAPACAĞI TARİHİ SIÇRAMAYI HİÇBİR ENGEL DURDURAMAZ
Bizim sadece şu anda Cumhur İttifakı’mız var, AK Parti’miz var. Siyasetin namusu var. Evvela üyesi olduğun, adayı olduğun partiye sadakat göstermen gerekir. Hani eskilerin deyimiyle, eli işte gözü oynaşta olanlardan ne partilerine ne de şehirlerine hayır gelir. Biz sadece kendi partimizle, kendi ittifakımızla yol yürüyenlerden mesulüz. Ne diyor? Ben seçimi kazanacağım sonra AK Parti’ye geçeceğim. Bizim onlarla işimiz yok. Biz yola çıktıklarımızla aynen yolumuza devam ederiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı, Ordu’yu Türkiye Yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehri yapmak için vizyonuyla, programıyla, projesiyle 31 Mart’a hazırdır. 31 Mart akşamı Ordu Hilmi Güler’i ile ve tüm ilçe belediyeleriyle gümbür gümbür geleceğe yürüyor mu? Mesele bu siyasi hayatımızın her safhasında olduğu gibi bugün de yardımı sadece Rabbimizden desteği sadece milletimizden istiyoruz. Şayet iki elin parmaklarının kenetlendiği gibi birbirimizle bütünleşirsek Allah’ın izniyle Ordu’nun yapacağı tarihi sıçramayı hiçbir engel durduramaz.

BİZİM SİYASETİMİZ ESER VE HİZMET SİYASETİDİR
Her fırsatta altını çizerek tekrar ettiğim gibi bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir. Bizim ne dünün CHP’si gibi arkamızda tek parti faşizminin utancı var, ne de bugünün CHP’si gibi kendi iç kavgasından başını kaldıramayan yalan üzerine kurulu bir siyasetimiz var. Biz tüm samimiyetimizle ve gücümüzle ülkemizin önünde yeni ufuklar açmanın, şehirlerimizi de bu vizyona ayak uyduracak yönetimlere kavuşturmanın gayreti içindeyiz. Bu anlayışla hasret gidermek ve vatandaşımızın sandıkta desteğini istemek için gittiğimiz hemen her şehirde rakiplerimize meydan okuyoruz. Dün Samsun’daydık. Bugün Ordu’dayız, buradan da Giresun’a. Yarın Trabzon oradan da Rize.

BİZİMLE VİZYONDA, PROGRAMDA, PROJEDE YARIŞACAK BİR RAKİP TANIMIYORUZ
Eser ve hizmet müktesebatı konusunda ne belediyelerde ne iktidarda bizimle yarışacak bir parti zaten mevcut değil. Öyle ya, herhalde milletimiz 17 seçimdir kara kaşımıza, kara gözümüze hayranlığından her seçimde bizi sandıktan birinci çıkarmıyor. Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes görüyor, kabul ediyor. Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip de tanımıyoruz. Seçimlerde karşımıza çıkan partilerin bir kısmının bırakın ülkeye ve şehirlerimize katkıda bulunmayı kendilerine bile hayırları yok. Şehir hastanemiz şu anda yüzde 93 bitmiş vaziyette. Yol sıkıntısı vardı bugün Ulaştırma Bakanıma da talimatı verdim. Dedim ki yolu da süratle yapacaksın bunu belediyeden bekleme. Ulaştırma Bakanı olarak yolu da bitir böylece şehir hastanesi ile birlikte yolumuzu da bitirmiş olalım.

Mesela, herkesin saç saça, baş başa kavga halinde olduğu CHP’ye bakıp da başka bir hissiyata kapılmak mümkün mü? Şu anda biz merkezi yönetimde miyiz? Bu kardeşiniz bu ülkenin Cumhurbaşkanı mı dolayısıyla burada Mehmet Hilmi Güler ve ilçe belediyelerimiz seçimi kazandığı anda şunu bileceksiniz; Burada Cumhurbaşkanı şu anda AK Parti’de Erdoğan. Hükümet onda dolayısıyla yerel yönetimde de aynı şekilde burada AK Partili bir büyükşehir ve ilçe belediyeleri olduğu zaman artık Ordu’nun kılına zarar gelmez. Bunu yapacağız. Samsun’dan Hopa’ya bu sahil yolunu kim yaptı? Biz yaptık. Şimdi de yine aynı şekilde yola devam.

Yine ülkeye ve millete faydası olmayan partilerin bazıları da tüm stratejilerini kazanmak üzere değil kaybettirmek üzere kurmuş durumdalar. Senin bu ülkede tuğla üzerine tuğla koyma seviyesinde bir izin bile yoksa, milletin dertlerinden birine bile derman olacak projen veya teklifin yoksa, herhangi bir konuda geleceğe ışık tutacak fikir üretememişsen, birilerine kaybettirmekle eline ne geçecek? Bu kafanın sonu kendini siyasetin mezat pazarında açık artırmaya çıkarmaktır. Nitekim öyle de oluyor.

ORDU’YA SON 21 YILDA GÜNÜMÜZ RAKAMLARIYLA 139 MİLYAR LİRA TUTARINDA KAMU YATIRIMI YAPTIK
Bugüne kadar hüsnüniyetle çıktığımız hiçbir yolda biz yaya kalmadık. Buna karşı kafalarında ve karınlarında dolaştırdıkları 40 tilkiyle bizim önümüzü kesmek için yola çıkanların hiç birinin de sonu hayırlı bir durakta bitmedi. Varsın onlar tilkilerin kuyruklarını birbirlerine bağlamakla uğraşsınlar, biz ülkemiz ve şehirlerimiz için yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı anlatmayı sürdüreceğiz. Ordu’ya son 21 yılda günümüz rakamlarıyla 139 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Laf ola beri gele 139 milyar lira.

Ordu’muzu her alanda geliştirmeye, büyütmeye, güzelleştirmeye devam edeceğiz.
Ülkemizin her gündemi bizim gündemimizdir. Milletimizin her sıkıntısının çözümü bizim sorumluluğumuzdur. Depremden teröre hiçbir başlıkta en küçük bir zaafiyete izin vermiyoruz, vermeyeceğiz. Bunlarla birlikte kalkınma programlarımızı, yatırımlarımızı, insanımızın ve şehirlerimizin her bir meselesini yakından takip ediyoruz. Tabi bunları söylerken önümüzdeki zorlukları da görmezden gelmiyoruz. Küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle ülke olarak içinden geçtiğimiz meşakkatli dönemin bir süredir milletimizi nasıl yorduğunu en iyi biz biliyoruz. Pazartesi Dubai’deydik, oradan Mısır’a geçtim, oradan döndüm ülkeme geldim. Durmak yola devam. Bir de buna 6 Şubat depremlerinin ekonomimize çıkardığı 104 milyar dolarlık ilave maliyeti eklememiz gerekiyor. Bu kritik dönemde de önceliği yatırıma, istihdama, üretime ve cari fazla yoluyla hamdolsun güçlenmeye verdik. Böylece vatandaşlarımızın çalışacak iş bulabilmesine, evine ekmek götürecek rızık kapısını açık tutabilmesine imkan sağladık.
EMEKLİ İKRAMİYESİNİ 3 BİN LİRAYA ÇIKARACAĞIZ
Emekliye ikramiye artışı planlıyoruz. Emekliye bayram ikramiyesini 3 bin liraya çıkaracağız. Emekliye nefes aldıracak bütçeyi oluşturuyoruz.
]]>
Başkan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle;
Boztepe’den Ordu’ya bakılmakla doyulmaz. Ordu’nun güzelliği söylemekle sayılmaz. Denizde dalgası var üstünde takası var Allah şahit Ordu’nun millete sevdası var. Bakılmakla doyulmayın, güzelliği sayılmayan, milletine, vatanına, devletine, sevdasına gökte uçan kuşların bile gıpta ettiği medarı iftiharımız Ordu. Senin her ilçenin, her mahallenin, sesimize sesiyle, sevdamıza sevdasıyla mukabele eden kadirşinas her bir insanını hasretle selamlıyorum. Ordu’ya mayıs 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanlığında sahsıma verdiği yüzde 62’yi aşan Meclis’te Cumhur İttifakı’na verdiği yüzde 61’in üzerindeki desteği için şükranlarımı sunuyorum. Bu rekor sonuçlarla Ordu Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehirleri arasında yer alma kararını ortaya koymuştur. Ülkeye eser kazandırma ve millete hizmet etme yolunda girdiğimiz her mücadelede kayıtsız şartsız yanımızda yer alan Ordu safını bir kez daha şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermiştir.

Biz de bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde de Ordu’nun bu sevgisine layık olmak için var gücümüzle çalışacağız. Dün Ordu ile aramıza kimseyi sokmadık, bugün de aramıza kimseyi sokmayacağız. İstismar politikası yapanlar, aramıza girmeye çalışanlar sakın bunlara yer vermeyin. Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik. Tam aksine biz bizimle bir olan, beraber olan, iri olan, diri olan, kardeş olanlarla beraber yürüdük, bundan sonra da onlarla yürüyeceğiz. Her kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, müfteridir, hilebazdır, kifayetsiz bir muhterisdir. Ordu’nun siyasi hokkabazlıklara değil sadece esere ihtiyacı var, hizmete ihtiyacı var. Türkiye Yüzyılı’na hazırlanmaya ihtiyacı var. Elbette bu ülkenin her bireyi istediği partide siyaset yapma hakkına sahiptir.

Nereye giderse gitsin, hangi partide siyaset yaparsa yapsın. Bizim onlarla işimiz yok.

ORDU’NUN YAPACAĞI TARİHİ SIÇRAMAYI HİÇBİR ENGEL DURDURAMAZ
Bizim sadece şu anda Cumhur İttifakı’mız var, AK Parti’miz var. Siyasetin namusu var. Evvela üyesi olduğun, adayı olduğun partiye sadakat göstermen gerekir. Hani eskilerin deyimiyle, eli işte gözü oynaşta olanlardan ne partilerine ne de şehirlerine hayır gelir. Biz sadece kendi partimizle, kendi ittifakımızla yol yürüyenlerden mesulüz. Ne diyor? Ben seçimi kazanacağım sonra AK Parti’ye geçeceğim. Bizim onlarla işimiz yok. Biz yola çıktıklarımızla aynen yolumuza devam ederiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı, Ordu’yu Türkiye Yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehri yapmak için vizyonuyla, programıyla, projesiyle 31 Mart’a hazırdır. 31 Mart akşamı Ordu Hilmi Güler’i ile ve tüm ilçe belediyeleriyle gümbür gümbür geleceğe yürüyor mu? Mesele bu siyasi hayatımızın her safhasında olduğu gibi bugün de yardımı sadece Rabbimizden desteği sadece milletimizden istiyoruz. Şayet iki elin parmaklarının kenetlendiği gibi birbirimizle bütünleşirsek Allah’ın izniyle Ordu’nun yapacağı tarihi sıçramayı hiçbir engel durduramaz.

BİZİM SİYASETİMİZ ESER VE HİZMET SİYASETİDİR
Her fırsatta altını çizerek tekrar ettiğim gibi bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir. Bizim ne dünün CHP’si gibi arkamızda tek parti faşizminin utancı var, ne de bugünün CHP’si gibi kendi iç kavgasından başını kaldıramayan yalan üzerine kurulu bir siyasetimiz var. Biz tüm samimiyetimizle ve gücümüzle ülkemizin önünde yeni ufuklar açmanın, şehirlerimizi de bu vizyona ayak uyduracak yönetimlere kavuşturmanın gayreti içindeyiz. Bu anlayışla hasret gidermek ve vatandaşımızın sandıkta desteğini istemek için gittiğimiz hemen her şehirde rakiplerimize meydan okuyoruz. Dün Samsun’daydık. Bugün Ordu’dayız, buradan da Giresun’a. Yarın Trabzon oradan da Rize.

BİZİMLE VİZYONDA, PROGRAMDA, PROJEDE YARIŞACAK BİR RAKİP TANIMIYORUZ
Eser ve hizmet müktesebatı konusunda ne belediyelerde ne iktidarda bizimle yarışacak bir parti zaten mevcut değil. Öyle ya, herhalde milletimiz 17 seçimdir kara kaşımıza, kara gözümüze hayranlığından her seçimde bizi sandıktan birinci çıkarmıyor. Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes görüyor, kabul ediyor. Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip de tanımıyoruz. Seçimlerde karşımıza çıkan partilerin bir kısmının bırakın ülkeye ve şehirlerimize katkıda bulunmayı kendilerine bile hayırları yok. Şehir hastanemiz şu anda yüzde 93 bitmiş vaziyette. Yol sıkıntısı vardı bugün Ulaştırma Bakanıma da talimatı verdim. Dedim ki yolu da süratle yapacaksın bunu belediyeden bekleme. Ulaştırma Bakanı olarak yolu da bitir böylece şehir hastanesi ile birlikte yolumuzu da bitirmiş olalım.

Mesela, herkesin saç saça, baş başa kavga halinde olduğu CHP’ye bakıp da başka bir hissiyata kapılmak mümkün mü? Şu anda biz merkezi yönetimde miyiz? Bu kardeşiniz bu ülkenin Cumhurbaşkanı mı dolayısıyla burada Mehmet Hilmi Güler ve ilçe belediyelerimiz seçimi kazandığı anda şunu bileceksiniz; Burada Cumhurbaşkanı şu anda AK Parti’de Erdoğan. Hükümet onda dolayısıyla yerel yönetimde de aynı şekilde burada AK Partili bir büyükşehir ve ilçe belediyeleri olduğu zaman artık Ordu’nun kılına zarar gelmez. Bunu yapacağız. Samsun’dan Hopa’ya bu sahil yolunu kim yaptı? Biz yaptık. Şimdi de yine aynı şekilde yola devam.

Yine ülkeye ve millete faydası olmayan partilerin bazıları da tüm stratejilerini kazanmak üzere değil kaybettirmek üzere kurmuş durumdalar. Senin bu ülkede tuğla üzerine tuğla koyma seviyesinde bir izin bile yoksa, milletin dertlerinden birine bile derman olacak projen veya teklifin yoksa, herhangi bir konuda geleceğe ışık tutacak fikir üretememişsen, birilerine kaybettirmekle eline ne geçecek? Bu kafanın sonu kendini siyasetin mezat pazarında açık artırmaya çıkarmaktır. Nitekim öyle de oluyor.

ORDU’YA SON 21 YILDA GÜNÜMÜZ RAKAMLARIYLA 139 MİLYAR LİRA TUTARINDA KAMU YATIRIMI YAPTIK
Bugüne kadar hüsnüniyetle çıktığımız hiçbir yolda biz yaya kalmadık. Buna karşı kafalarında ve karınlarında dolaştırdıkları 40 tilkiyle bizim önümüzü kesmek için yola çıkanların hiç birinin de sonu hayırlı bir durakta bitmedi. Varsın onlar tilkilerin kuyruklarını birbirlerine bağlamakla uğraşsınlar, biz ülkemiz ve şehirlerimiz için yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı anlatmayı sürdüreceğiz. Ordu’ya son 21 yılda günümüz rakamlarıyla 139 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Laf ola beri gele 139 milyar lira.

Hamza Dağ’ın açıklaması şu şekilde;
“Öncelikle Açık Kapı stratejisi uygulayacağız. Hemşehrilerimizin doğrudan büyükşehir belediyemize; soru, talep ve önerilerini iletilebileceği mekanizmaları açık kapı platformunu hayata geçireceğiz. Şeffaf olacağız.
Yönetimimiz boyunca, her adımımızı açıklık, dürüstlük ve hesap verebilirlik temelinde atacağız. İnsan merkezli çalışmayı ilke edineceğiz. Altyapı, ulaşım, eğitim, sağlık, çevre düzenlemelerinde her daim insan odaklı çalışmaları esas alacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak vatandaşlarımızın her anında hep yanında olacağız.
Kent sakinlerimiz; yaşamlarının her aşamasında, hayatlarının her anında destekleyici ve yönlendirici bir anlayışla bizleri hep yanlarında görecek. İzmir’imize 360 derece belediyecilik ile her alanda kaliteli hizmet sunacağız.
Her vatandaşımızın refahını düşünen, ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliği birleştiren, yenilikçi politikalarımızla kent yaşamını destekleyeceğiz. Sürdürülebilir kaliteli hizmet vizyonuyla hareket edeceğiz.
Şehrimize sunacağımız tüm alt yapı ve üst yapı projelerinde dayanıklı ve modern ürünler kullanarak sürdürülebilir kaliteli bir hizmet anlayışını kentimize kazandıracağız. Katılımcı bir yönetişim dönemi için söz veriyoruz. Bu dönem kentte her sesin gücü ve çeşitliliği ön planda olacak. Kapsayıcı bir bakışla İzmir’de unutulan hiç kimse, görmezden gelinen tek bir hemşerimiz kalmayacak.
Şimdi de, yönetim anlayışımıza geçmek istiyorum. İzmir’imizi Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı yaparken nasıl bir yönetim anlayışı benimseyeceğiz. İlk olarak yerelde hizmet anlayışıyla her daim ulaşılabilir olacağız. İzmirli hem şehrilerimiz, vatandaşın ayağına giden bir belediye ile tanışacak. Mobil iletişim araçlarımız sürekli İzmir’imizin sokaklarında dolaşacak.
Planlı olacağız. Yapılan çalışmaların süresini, başlama-bitiş tarihlerini, çalışmalardan etkilenen sokak ve caddelerde oturan vatandaşlarımızın bilgisine sunacağız. Hizmetlerimiz şehrin ihtiyaçlarına cevap verirken kentin tarihi cazibesini tamamlayacak, kalkınmanın İzmir’in kültürel mirası doğal çevresiyle uyum içinde olmasını sağlayacaktır.
İzmir’in eşsiz kimliğini geleceğe taşıyacağız. Ortak akılla istişare kültürünü benimseyeceğiz. İzmirlilerin ortak aklı, İzmir’in ortak aklı olacak. Çözüm odaklı olacağız. Kente dair sorunları; siyasi görüş ayırt etmeksizin, ötelemeden ana gündemimiz haline getirecek, çözüme kavuşturacağız. Şehrimize dair her meseleyi yenilikçi bir vizyonla ele alacağız.
Kent sakinlerimizin yaşam kalitesini artırabilecek yenilikçi politikaları, teknolojileri ve kentsel yönetişim yaklaşımlarını benimseyeceğiz. Güncel teknolojik yöntemleri şehrimize kazandıracağız. Hizmetlerimiz için dijital platformlardan, yenilenebilir enerji altyapısına, trafik akışını optimize eden akıllı sistemlere kadar tüm teknolojik çözümleri şehrimizde uygulayacağız.”
11 BAŞLIKTA PROJELER
Hamza Dağ projelerini ise şu 11 başlıkta sıraladı;
Ulaşılabilir İzmir
Sosyal Belediyeciliği ile Eşsiz İzmir
Çevre Altyapısıyla Eşsiz İzmir
Dönüşümüyle Eşsiz İzmir
Turizmiyle Eşsiz İzmir
Eğitim Ve İstihdamıyla Eşsiz İzmir
Akıllı Şehircilik
Sağlık Altyapısıyla Eşsiz İzmir
Tarımıyla Eşsiz İzmir
Spor Altyapısıyla Eşsiz İzmir
Kültürüyle Eşsiz İzmir
Dağ, ‘Ulaşılabilir İzmir’ başlığı altındaki projeleri şöyle açıkladı;
İZMİR KÖRFEZ GEÇİŞİ
İzmir Körfez Geçişi, İzmir’in iki yakası birbirine bağlayan bir köprü ve tüp geçit projesidir. Körfezin iki yakasını birbirine daha da yakınlaştıracak bu proje, şehrimizin ulaşım ağını köklü bir şekilde dönüştürecektir.
Bu proje 12,6 kilometre, gidiş geliş 3 şeritli yol, 6,9 kilometresi deniz geçişi olmak üzere 4 bin 175 metre körfez deniz köprüsü ve yapay ada içerecektir.
Projeyle birlikte yapılacak raylı sistem, her iki yakadaki raylı sistemlere entegre edilecek. Bu sayede, İzmir’in ulaşım ağında entegre, verimli ve hızlı bir sistem oluşturulacak.
YENİ ÇEVREYOLU PROJESİ
İzmir’imizin en can alıcı sorunlarından biri olan trafik meselesine köklü bir çözüm getirecek olan “İzmir’e Yeni Çevre Yolu Projesi”ni hayata geçireceğiz.
Yeni çevreyolumuz ile şehrin trafiğini rahatlatmayı, şehre nefes aldırmayı hedefliyoruz. Bu yol şehrin içindeki araç yoğunluğunu azaltarak, emisyon miktarlarında önemli bir düşüş sağlayacak.
MENEMEN-BUCA ARASI 20 DAKİKAYA DÜŞECEK
Yeni çevreyolunun devreye girmesiyle, Menemen-Bayraklı arası trafikte kalma süresi 10 dakikaya, Menemen-Buca arası ise 20 dakikaya inecek. Bu, her bir İzmirli için değerli zamanını, aileleri ve sevdikleriyle geçirilebileceği anlamına geliyor.
Yeni çevreyolunu şehir merkezine bağlayacak 9 önemli bağlantı yolu yapacağız. Bu bağlantı yolları şunlar olacak;
– Koyundere
– Harmandalı-Ulucak
– Harmandalı-Çiğli
– Örnekköy Mezarlık bölgesi
– Doğançay
– Şehir Hastanesi
– Manisa Yolu
– Ambarlar Bölgesi İzmir -İstanbul Otoyolu Bağlantısı
– Buca-Çeşme Otoyol Ayrımı
RAYLI SİSTEMLER
Karşıyaka ve Konak tramvay hatlarını birleştirerek, hafif raylı sistem ağımızı bütünleştireceğiz. Yapımı devam eden Buca Metrosu’nu tamamlayacağız.
Halkapınar-Otogar İZBAN hattını hayata geçirerek havalimanı ile otogar arasında kesintisiz raylı ulaşımı sağlayacağız. Buca Metrosu’nu tamamlama çalışmasını devam ederken Karabağlar-Gaziemir Metrosu çalışmalarına başlayacağız. İZBAN’a yeni rota olarak Bergama-Kınık hattının eklenmesiyle İzmir’in ulaşımını modern, hızlı ve çevreci bir yapıya kavuşturacağız.
İZBAN’a 4 durak eklenecek
İZBAN’a 4 durak ekleyeceğiz. Devam eden Gürçeşme ve Katip Çelebi Üniversitesi durakları hızlıca hayata geçirilecek, Asarlık ve Koyundere duraklarını da en kısa sürede yapacağız.
9 VAGONA ÇIKACAK
Yerli ve milli tren setlerimizle İZBAN’ı 9 vagona çıkartarak, burada yaşanan izdihamları da bitireceğiz. 30 yeni tren seti alarak, istasyonlardaki 24 dakikalık bekleme süresini 12 dakikaya, 12 dakikalık bekleme süresini ise, 6 dakikaya indirerek hemşehrilerimize zamandan yarı yarıya tasarruf ettireceğiz.
’90 DAKİKA’ UYGULAMASI BAŞLAYACAK
“90 dakika” uygulamasını geri getireceğiz. Ayrıca Genç İzmirim Kart sahipleri için bu süreyi 120 dakikaya çıkartacağız.
OTOPARKLARDA YÜZDE 50 İNDİRİM
“Park Et, Ücretsiz Devam Et” uygulamasıyla özel araçlarını otopark noktalarına park eden vatandaşlarımız “İZMİRİM KART” uygulamasıyla hem otoparktan indirimli yararlanacak hem de toplu taşıma araçlarında yapacakları ilk 90 dakika yolculuklarda ücretsiz seyahat edebilecektir.
Ayrıca, belediyemize ait otoparkları kullanan “İZMİRİM KART” sahibi vatandaşlarımız ilk 30 dakika ücretsiz park etme hakkına sahip olacaktır. Mevcut otopark tarifelerinde Nisan 2024 itibariyle YÜZDE 50 oranında indirime gideceğiz
OTOGAR YENİLENECEK
Otogarı İzmir’in yenilikçi, modern ve yeşil kimliğine uygun bir şekilde yerinde yenileyeceğiz. Yenileme projesi kapsamında, mevcut kot farkını koruyarak, otobüslerin giriş ve çıkışlarının ayrı katlardan yapılmasını sağlayacağız. Bu, hem trafik akışını kolaylaştıracak hem de terminalin işlevselliğini artıracak bir adım olacak.
DENİZ ULAŞIMININ ULAŞIM İÇİNDEKİ PAYI ARTACAK
Mevcut iskeleleri aktif hale getirerek, deniz ulaşımının payını yüzde 2,5’ten yüzde 5’e çıkartarak, toplam ulaşım içindeki payını 2 katına artıracağız.
]]>
Şırnak’ta bir dönem terör kamplarının bulunduğu Uludere ilçesi yakınlarında yer alan Bestler-Dereler bölgesi, huzur ve güven ortamının sağlanmasıyla birlikte modern tünel ve yola kavuşuyor. Sarp dağlar aşılarak Şırnak-Van arasında yapılan yol ve tüneller sayesinde iki şehir arasındaki 390 kilometrelik karayolu 190 kilometreye, 6 saat olan yolculuk süresi ise 2 saate düşecek. Yapımına 2012’de başlanan, terör olayları nedeniyle ara verilen, PKK’lı teröristlerin saldırılarında 7 şehit verilen yol ve tünel inşaatının önümüzdeki yıl tamamlanması planlanıyor.

TERÖR BİTTİ, HIZ KAZANDI
Terör örgütü PKK’nın yıllarca engellemeye çalıştığı Şırnak-Van arasındaki yol ve tünel inşaatı, terörle etkili mücadele sonucu hızlandı. Doğu Anadolu’daki Van’ı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki Şırnak’a bağlayan güzergâhta sarp dağlar aşılarak yapılan yolun uzunluğu 190 kilometre olacak. Yol üzerine toplam uzunluğu 15 kilometre olan 12 tünel yapılıyor. Şırnak merkezine 3 kilometre uzaklıkta yapılan ilk tünel 2 bin 845 metre uzunluğunda. Projenin tamamlamasıyla birlikte Şırnak-Van arasındaki 390 kilometrelik yol 190 kilometreye düşecek. Konfor ve ekonomi açısından daha az masraflı bir seyahat olacak. Şırnak- Van arası 6 saatlik yol tünellerle birlikte 2 saate düşecek. Yolun güvenliğinin sağlanması için güvenli kule çalışmaları da sürüyor. 2012’de yapımına başlanan Şırnak-Van arasındaki dev proje daha önce terör örgütünün hedefi olmuştu.
Teröristlerin yoğun olduğu Bestler-Dereler bölgesinin de geçiş güzergâhında olan tünel çalışmaları sırasında terör örgütü PKK’nın saldırıları sonucu 26 Eylül 2016’da 6 asker, 2 Temmuz 2017’de yol çalışmasında ise görevli 1 işçi şehit olmuştu. Saldırılarda onlarca araç ise yakılmıştı.

IŞIK GÖRÜNDÜ
Terör örgütünün tüm engelleme girişimlerine rağmen hem yapılan operasyonlarla bölge terörden temizlendi hem de proje kararlılıkla sürdürüldü. Şırnak-Van Karayolu Tüneli Projesi kapsamında yapılan tünellerden biri olan Şırnak merkeze 3 kilometre uzaklıktaki ilk tünelde ışık göründü. Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak- Van Karayolu Tüneli’nin yapım çalışmalarını yerinde denetledi. Proje kapsamında, yolun girişi olan ilk tünelin yapımı Şırnak-Uludere yolunda devam ediyor. Altyapısı tamamlanan tünel 2 bin 845 metre uzunluğunda olacak.
Yapılacak 12 tünelin 9’unun Şırnak, 3’ünün de Van sınırları içerisinde yer alacağı belirtildi. Vali Atay, projenin tamamlanmasıyla Şırnak-Van yolunun 200 kilometre kısalacağını ve mesafenin 190 kilometreye düşeceğini söyledi. 6 ile 8 saat arası süren Şırnak-Van yolunun 2 saate düşeceğini belirten Atay, bu sayede vatandaşlar konforlu ve daha ekonomik bir seyahat imkânı bulacağını ifade etti. 40 yıldır terör örgütü PKK’nın kamp olarak kullandığı Bestler-Dereler bölgesi bu yol ile daha güvenli hale gelecek. Bölgede yaşayan vatandaşlar daha güvenli bir şekilde hayvancılık ve yayla faaliyetlerini gerçekleştirebilecek. PKK’lı teröristlerin hareket alanı, yolun bitmesiyle birlikte daha da kısıtlanacak.
KARAYOLUNDA 35 GÜVENLİK KULESİ İNŞA EDİLİYOR
YOL güvenliği için güvenlik kulesi çalışmaları da sürüyor. Bölgede şu ana kadar 8 güvenlik kulesi yapıldı. Bu sayının 35’e çıkması planlanıyor. Şırnak-Van yolunun tünelleriyle birlikte 2025’te bitmesi hedefleniyor. Yol aynı zamanda uluslararası bir nitelik de taşıyor. Türkiye’nin en işlek sınır kapılarından biri olan Habur Sınır Kapısı, Şırnak sınırı içerisinde ve yıllık ortalama 12-15 milyar dolar ticaret hacmi var. Habur Sınır Kapısı, Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu’ya bağlanacak, İran ve Irak arasında güvenli bir hat olacak. Karayolunun Irak’tan Karadeniz’e uzanan hat için de oldukça önemli olduğu belirtiliyor.
Pendik, 2019‘dan bu yana 5 yıllık süreçte hayata geçirilen çok sayıda proje ile İstanbul’un gözde ilçelerinden biri haline geldi. Hizmet belediyeciliği ile özellikle ulaşım konusunda çok sayıda yatırımın yapıldığı Pendik‘te, seçim öncesi vaat edilen projeler bir bir hayata geçirildi.
İstanbul’un en büyük ilçelerinden biri olan ve 2019‘dan bu yana yaptığı hizmetlerle halkın büyük beğenisini toplayan Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin, 31 Mart seçimlerinde de tekrar aday gösterildi. Haber7 stüdyosunda Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli‘nin konuğu olan Başkan Cin, CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun Pendik’te yaptığı hizmet engellemelerini kamuoyuna açıklayarak, 5 yıllık görevi süresince yapılan hizmetleri açıkladı. Pendik Belediye Başkanı Cin, yeni süreç için de projelerini Haber7 ekranlarında duyurdu.

İşte Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ile gerçekleştirdiğimiz röportajımız;
TÜM ADAYLARA BAŞARILAR
Cumhurbaşkanımızın kararı ile Pendik’te yeniden Belediye Başkan Adayı seçildiniz. Tekrar aday gösterilmenizle ilgili neler söylemek istersiniz? Duygularınızı alabilir miyiz?
Öncelikle çok teşekkür ediyoruz ve iyi yayınlar diliyoruz. Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle ikinci dönemimizde aday gösterildik. Tüm aday gösterilen kardeşlerimize de hayırlı olsun diyoruz. Bizde aday gösterildikten sonra sahada halkımızla beraberiz. Teşkilatımızın tüm kademeleriyle toplantılar yaparak yol haritamızı belirliyoruz.
Başkanım size şunu sormak istiyorum, siz teşkilat tarafında da bulunmuş bir isimsiniz. Sonrasında belediye başkanı oldunuz. Bu durum sizin için avantaja döndü mü?
Yaklaşık 35 yıldan fazladır siyasetin içindeyim. Bu süreçleri çok iyi bildiğimiz için tecrübeli olduğumuz için sahaya da yansıdı bu durum. Neredeyse her gün teşkilatlarımızla bir araya geliyoruz. Bu tecrübemiz bizim için avantaj oldu.

PENDİK SINIRINDAN GİRİNCE FARK GÖRÜLÜYOR
Başkanım 5 yıllık süreç geçirdiniz. Pendiklilerin taleplerine ne kadar karşılık verdiniz? Pendik’te neler değişti?
Pendik ilçemiz 1994 yılından beri aynı görüşün temsilcileri tarafından yönetiliyor. Önceki başkanlarımız da önemli hizmetleri yerine getirmişti. Bizde 2019’da görevi aldığımızda üzerine neler katabiliriz diye düşündük. Ulaşım anlamında merkez bir ilçeye sahibiz. Havayolu, raylı sistem, deniz yolu gibi aksların olduğu bir ilçemiz var. Toplamda 53.1 kilometrelik yeni yollar yaptık. Sadece yol değil tabi ki etraflarında oturma alanlarının yürüyüş yollarını da birlikte yaptık. Pendik ilçemizin ulaşım sorununu büyük ölçüde çözdük. Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken işler vardı ancak bir çalışma göremedik. İnşallah yeni dönemde Büyükşehir’i alırsak Murat Bey ile görüştük ve taahhütlerimiz aldık. İnşallah yeni dönemde ulaşım açısından tüm sorunlarımızı çözmüş olacağız.

Başkanım çok gündem olan bir orman yolu meseleniz var. Bize bundan da bahseder misiniz?
Yaptığımız 53.1 kilometrekarelik yolun sadece 4 kilometrekarelik bir kısmıdır. Daha önce bir araç dahi zor geçiyordu. 45 günde biz bu yolu bitirdik. Aynı zamanda akıllı bir yoldur burası yani kış aylarında buzlanma gerçekleşirse direkt yapay zekayla merkeze haber veriyor. Yolun bu etabı 1,5 km’lik bir yoldur. Sonrasında Kartal ilçesine girmiş oluyoruz. Biz Kartal’da ki yetkili arkadaşlarımıza söyledik ama çok ilgilenmediler. Yani vatandaşımız Pendik sınırlarına girdiği zaman kimin nereyi nasıl yönettiğini görebiliyor. Keşke onlarda bu yolun devamını yapsaydı da vatandaşlarımız da bu sıkıntıları çekmeseydi.

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPIYORUZ
Başkanım kentsel dönüşüm konusunda da Pendik ilçemizde çok ciddi çalışmalar var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile birlikte yaptığınız ve devam eden projeleriniz var. Aksayan projeler de var. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun evlerini teslim etmediği hak sahipleri de var. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?
Kentsel dönüşüm Türkiye’nin en büyük sorunlarından bir tanesi. Pendik ilçemizde de kendi üzerimize düşen ne varsa yapıyoruz yapmaya da devam edeceğiz. Murat Kurum başkanımızın Bakanlık döneminde yoğun görüşmeler neticesinde yaklaşık 1 milyon metrekarelik alan rezerv alan olarak ilan edilmişti. Temellerimiz atıldı ve bu alanda inşaatlarımız devam ediyor. Vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz. İnşallah Büyükşehir’i aldığımız zamanda kentsel dönüşüm konusunda çalışmalarımıza daha da hızlı bir şekilde devam edeceğiz.

İLÇEDE CİDDİ DÖNÜŞÜM GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ
İlk etapta kaç konut planlanıyor Başkanım?
Pendik’te yaklaşık 343 bin bağımsız bölüm var. Maalesef 99 depremini baz alırsak bu yapılanmanın yüzde 54 depremden sonra yapılmış ama geri kalan kısmı 99 depremi öncesinden yapılmış. Yani neredeyse yüzde 50’lik bir bölümü yeniden yapmamız gerekiyor. İlçemizde ciddi bir dönüşüm gerçekleştireceğiz. Bu mesele siyaset üstü değerlendirmemiz gerekiyor ancak bazı siyasi isimler bu konuyu politikleştirerek vatandaşımızı yanlış yönlendiriyor.
Başkanım yeşil alan konusu var birde. Yaptığınız millet bahçeleri var, Pendik Korusu var. Bunlardan bahsetmek ister misiniz?
Çevreci diye geçinen kesimin neler yaptıklarını gördük. Ama gerçek çevrecilerin kim olduğunu görmek için güzel bir örnek bu. Şu ana kadar Pendik’te 42 adet park yaptık. Toplam 1 milyon 254 bin metrekareden bahsediyoruz. Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla Millet bahçemizin de açılışını yaptık. Buraya gelirken de Pendik korumuzdan geliyorum. İçerisinde restoranlarının olduğu, mangal yapma yerlerinin olduğu, 500 kişilik amfi tiyatrosunun olduğu ve 400 araçlık otoparkının olduğu ailelerimizin rahatça gidebileceği bir yer oldu.

1.5 MİLYAR LİRALIK SOSYAL YARDIM YAPTIK
Başkanım geçmişte yol, su, çöp toplama ve kanalizasyon hizmetlerinin olduğu şimdi ise sosyal belediyeciliğin olduğu bir dönemde başkanlık yapıyorsunuz. Bu noktada ne gibi çalışmalarınız var? Sosyal belediyecilik konusunda Pendik ne durumda?
Pendik belediyesinin 2023 yılı bütçesinin yüzde 49’unu yatırıma ayırdık, yüzde 8’ini de sosyal yardımlaşmaya ayırmış bir belediyeyiz. Sıkıntı yaşayan vatandaşlarımızın yanında olduk. Şu ana kadar sosyal yardımlar konusunda 1.5 milyar liralık sosyal yardımlarda bulunduk. Hem ihtiyaç sahibi insanlarımızın ihtiyaçları giderilmesi konusunda hem de deprem bölgesinden Pendik ilçemize gelen vatandaşlarımıza elimizden geldiğince yardımlarda bulunduk aynı zamanda Hatay’da aşevi kuruyoruz. Hayır çarşımız var ve orda sıfır kıyafetleri ücretsiz şekilde alabiliyorlar. Engelsiz yaşam merkezimizde engelli vatandaşlarımıza hizmet ediyoruz. Sosyal yardımlar konusunda ciddi yatırımlar yaptığımızı söyleyebiliriz.
Başkanım bir taraftan da sosyal etkinliklerde devam ediyor Pendik’te. Renkli festivalleriniz var. Gençlerin teveccühü nasıl bu etkinliklere?
Kültür ve Sanat anlamında önemi etkinlikler yapan bir ilçeyiz. Edebiyat festivalleri, kahve festivalleri, konserler gibi etkinlikler yapıyoruz. Gençlik kamplarımız var burada sosyal etkinlikler, sportif faaliyetler yapıyoruz. Havaların iyi olduğu zamanlarda boğaz gezileri, bilişim vadisi gezileri düzenliyoruz. 3 yıl önce başlattığımız bir projemiz var. Pendik’te oturan ve üniversiteyi kazanan gençlerimize 5’er bin lira nakdi yardımlar yaptık. Gençlerimiz ile birlikte kütüphanelerde, konserlerde, kamplarda bir araya gelmeye devam ediyoruz. Gençlerle o kadar güzel temasımız var ki, bu dönemde bizi destekleme konusunda patlama yapacağımıza inanıyorum.
Başkanım akıllı şehir konusu? Şehri doğru yönetmek adına teknolojinin imkanlarından da faydalanıyorsunuz. Pendik’i akıllı şehir yapmak adına ne gibi çalışmalar yaptınız son 5 senede?
Bu konuda çok yetkin bir ekibimiz var. Özellikle akıllı şehir konusunda hem arazinin kontrol edilmesi hem de spesifik olarak bazı konular hakkında yapay zekayı kullanma anlamında çok çalışmalar yaptık. Örneğin akıllı rögar sistemimiz var bizim. Yani belli noktalarda çok yağış olduğu zaman kapaklara yerleştirdiğimiz sensörler sebebiyle rögarlar taşmadan önce arkadaşlarımıza uyarı gidiyor ve müdahale edebiliyoruz hemen. Yine don olaylarında yollarda ki sensörlerimiz sayesinde merkezimize uyarılar geliyor ve müdahale edebiliyor arkadaşlarımız. Yol üzerinde solüsyon depoları oluşturduk. Arkadaşlarımız olay yerine gitmeden akıllı sistem ile depolarımızın kapaklarını açıyor ve solüsyonlarımız yollara dökülüyor. Mobil uygulamamız ile Pazar yerindeki fiyatları görebiliyor. Ve pazardaki fiyatlar değiştikçe uygulamadı ki fiyatlarda gün içerisinde güncelleniyor.
KARAR GEÇMESİNE RAĞMEN İMAMOĞLU ONAYLAMIYOR
Başkanım Pendik denilince Pendik Spor’a değinmeden olmaz. Pendik Spor çok iddialı bir çıkış yaparak Süper Lig’e yükseldi. Sizlerin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın destekleriyle büyük çalışmalar yaptınız. Neler söylemek istersiniz?
Sporu seven bir ekibimiz var. Pendik Spor ikinci ligdeydi, o zamanlar da Pendik Spor’da yöneticilik yapmış birsiyim. Göreve geldiğimiz zaman yapısal bir değişiklik yapılması lazımdı, başarıyı getirebilmek için. Yapısal bir değişiklik yaparak şirketleşme yoluna gittik. Bu değişikliğin sonucunda da ikinci olan takımımız birinci lige yükseldi. Birinci ligden sonra da Süper Lige çıktık.
Aslında hiç öyle bir hedefimiz yoktu. Öncelikle alt yapıdaki sorunları çözmeye odaklanmıştık. Ama birinci lige yükseldikten sonra öyle bir sinerji oluştu ki hem Pendik halkının, hem teknik heyetin, hem bizim, hem de futbolcuların uyumu başarıyı getirdi. Ancak süper lig kriterlerine uygun tesisler noktasında sıkıntılarımız vardı. Bu sıkıntıları giderme noktasında çok büyük inisiyatif alarak sıkıntılarımızı gidermeye çalıştık. Sayın Cumhurbaşkanımız bize sürpriz bir ziyaret gerçekleştirmişti. O esnada kendilerine bu isteğimizi dile getirmiştik. Sağ olsun Cumhurbaşkanımız da, Gençlik ve Spor Bakanımızı yanımıza gönderme suretiyle bir protokol imzalanarak stadımızın masraflarını karşılama noktasında bizlere destek verdiler. Bunun yanında yeni bir stadın yapılması noktasında talebimiz vardı. Sabiha Gökçen havalimanı yakınlarında spor tesisi olarak gözüken ama İBB’ye bağlı bir alan vardı. Bu alanın bize tahsis edilmesi için taleplerimiz oldu. İBB Meclisinden karar geçmesine rağmen mevcut belediye başkanı bu kararı onaylamıyor. İnşallah yeni dönemde Murat Kurum başkanımızla görüşüp butik bir stat yapmak suretiyle hem Pendik Sporluların hem de tüm sporseverlerin kullanabileceği bir tesis yapmak istiyoruz. İnşallah yeni transferle birlikte süper lig de kalmayı hedefliyoruz.
BİZİM HİZMETLERİMİZİ KENDİLERİ YAPMIŞ GİBİ AÇTILAR
Başkanım İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin muhalefet yönetiminde olması sebebiyle çok darbe yiyen bir ilçenin Başkanısınız. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da yapmış birisi şu an partinizin İBB adayı oldu. Sizin için ne gibi avantajları olacak. Sorun yaşadığınız konular hakkında çözümü noktası ciddi adımların atılacağını düşünüyor musunuz?
2019 Yılında Sayın Binali Yıldırım aday gösterildiğinde söylediğim bir söz vardı. Binali Bey İstanbul için büyük bir şanstı. Ama vatandaşımız böyle takdir etti. Keşke mevcut belediye başkanı hizmetler yapsaydı projeler üretseydi de bizim sözümüz yerde kalsaydı. Pendik’te yüzde 75’i tamamlanmış projeler vardı. Normal şartlarda 3 ayda bitebilecek projeler 2 yılda zor bitirildi. Bizim yaptığımız projelerin üzerine badana yaparak kendileri yapmış gibi açılışlarını yapması da nezaket olarak çok uygun bulduğumuz şeyler değildi maalesef. Bu konuda Büyükşehir belediyesi yapması gereken birçok projeyi yapmadığı için ilçe belediyelerimiz mağdur durumda. Binali Bey kazanmış olsaydı o zamanın parasıyla 8 Milyar lira yatırım Pendik ilçemize gelmiş olacaktı. Dolayısıyla şu anda sıkıntılar yaşıyoruz. Şu anda da Sayın Murat Kurum İstanbul’umuza aday gösterildi. 2019’da Binali Bey için söylediğim şeyi şimdi tekrar söylüyorum. Murat Kurum İstanbul ve Pendik için büyük bir şanstır. İnşallah 31 Mart’ta İstanbul’a da Pendik ilçemize de hizmetlerin ve yatırımların Murat Kurum ile geleceğine inanıyoruz. Bu noktada kendini kanıtlamış ve pratikte de sorunları çözen, teşkilatlarımız tarafında da kabul görmüş bir adayımız var. İnşallah 31 Mart’ta da halkımız tarafından karşılığını alacağımıza inanıyoruz.

31 MART’TAN SONRA BÜTÇENİN NEREYE GİTTİĞİNİ ANLAYACAĞIZ
Başkanım İBB’nin bütçesinden bahsettiniz. İlçelerin paylarıyla ilgili sorunlardan bahsettiniz. Diğer İlçe belediyelerinden de hizmetlerin yapılmadığı yönünde şikâyetler var. Peki, bu kadar bütçe nereye gitti? Sizin ilçenizde de ön taraf tabela arka taraf mezbelelik alanlar var mı?
Elbette var. Tavşantepe-Tuzla metro hattının 4 tane durağı var. Bu dört durağın etrafı çevrilmiş vaziyette ve orada Büyükşehir’in reklamları var. Ancak ihaleler iptal edilmiş vaziyette. Yani burada hizmet yapılıyor diyebilir miyiz? Tavşantepe ve Fevziçakmak arasında bir durak var. 5 yıldan beri 1 durak bitmedi. O güzergahı kullanan vatandaşlarımız o kadar büyük sıkıntı yaşıyor ki bunun değeri de parayla ölçülemez. Resmi yazılar yazmamamıza rağmen karşılık alamıyoruz. Önce ki dönemler ile kıyas yaptığımızda, yatırımlara ayrılan bütçenin azaldığı söz konusu. Buna rağmen yatırımlar için ayrılan bütçenin yüzde 35 olduğunu görüyoruz ancak ne biz ne de vatandaşlarımız yüzde 35’in nereye gittiğini anlayamamıştır. 31 Mart’tan sonra bu paraların nereye gittiğini anlayacağımızı düşünüyorum.
YENİ DÖNEM MÜJDELERİ
Başkanım yeni döneme ilişkin Pendiklilere müjdeleriniz var mı?
Tabii ki var. Önceki gün Murat Kurum Bey’in teknik ekibi ile bir toplantı gerçekleştirdik. Büyükşehirle birlikte neler yapabiliriz diye konuştuk. Pendik’te yapmak istediğimiz projeleriniz neredeyse hazır durumda. Alt yapı ve üst yapı konusunda belirli bir noktaya geldik ancak daha yapacak çok işimiz var. Özellikle Yenişehir bölgesine kültür merkezi yapılmasıyla ilgili ciddi bir talep var. Kentsel dönüşüm ile ilgili hem Bakanlığımız hem de Büyükşehir belediyemiz ile ortak projelerimiz olacak. Pendik Devlet hastanemizle ilgili Sağlık Bakanlığımız ile birlikte ortak çalışmalar yapacağız. Seçim Beyannamemizde 134 projemiz vardı ama şu ana kadar 514 projemizi gerçekleştirmiş durumdayız. Devam eden 68 projelerimiz de devam etmekte. İnşallah yapmak istediğimiz 123 projemiz daha var. Büyükşehir Belediye Başkan adayımız ile görüştükten sonra daha da netleşeceğine inanıyoruz.
Başkanım tüm bu hizmetleriniz sonrasında vatandaşın teveccühü nasıl? Sokak size neler söylüyor? Anket çalışmalarınız var mı?
Biz halkımız ile sürekli temas halindeyiz. Pendik’te 4006 adet sokak ve cadde, 343 bin adet bağımsız bölüm ve 36 tane mahallemiz var. Şu ana kadar tüm mahallelerimizde ikişer defa esnaflarımızı ziyaret ettik. Gençlerle olan muhabbetimiz yaşlılarımızla olan sohbetimiz de sürekli devam etmektedir. Tabii ki ölçüm yapıp kendimizi tartıyoruz. 2019 yılında yüzde 54.7 oy almıştık inşallah 31 Mart’ta hedefimiz yüzde 60 oranında oy alarak hem Büyükşehir’i kazanmayı hem de Pendik ilçemizde yeni bir rekor kırarak seçimi alacağımıza inancımız tamdır. Pendik halkına inanıyor ve güveniyorum.
Bakan Uraloğlu, “asrın felaketi” olarak adlandırılan 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında atılan adımlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileyen Uraloğlu, depremlerden etkilenen bölgeleri, acil durum planlarına uygun hareket ederek, eskisinden daha ileriye taşıyabilmek için güçlü projelerle meşakkatli ve çetin bir mücadeleyi azimle sürdürdüklerini vurguladı.
ULAŞIM YOLLARININ AÇIK TUTULMASI VE İLETİŞİMİN KESİLMEMESİ İÇİN HER AN SAHADAYDIK
Bakanlık olarak depremin ilk anından itibaren çok önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Uraloğlu, “Deprem bölgesinde kara yolları yol ağında bulunan 9 bin 176 kilometrelik yolun sadece yüzde 2’sini oluşturan 184 kilometrelik kısımda hasar oluşmuştu. Yani 11 ilimizde ulusal yol ağımızın yüzde 98’i depremden herhangi bir zarar görmedi. Hasara uğrayan kesimlerde de ulaşım yollarının açık tutulması ve iletişimin kesilmemesi için 7/24 sahadaydık.” bilgisini verdi.
Bakan Uraloğlu, tahliyeler ve yardımların deprem bölgesine intikali noktasında da kritik çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Uraloğlu, “bu kapsamda yerli ve yabancı arama kurtarma ekiplerinin malzemelerinin naklettik ve araçların dönüşlerinde ve bölgeden ayrılmak isteyen afetzedelere yardım edildiğini ifade etti.

KARA, HAVA, DENİZ VE DEMİR YOLUYLA 1 MİLYON VATANDAŞIMIZI TAHLİYE ETTİK
Deprem bölgesinde yer alan Adana, Elazığ, Hatay, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya, Gaziantep ve Kahramanmaraş havalimanlarının olumsuz hava şartlarına rağmen bakım ve onarımla ulaştırma altyapımızı, bölgeye lojistik destek sağlayacak şekilde hizmete açık tuttuklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Hava yollarımızı afet lojistiğinde etkin ve hızlı bir şekilde kullanarak 720 bin vatandaşımızı bölgeden tahliye ettik. AFAD Yönetim Merkezi ile koordineli olarak hava yoluyla birlikte kara, deniz ve demir yoluyla 1 milyonun üstünde vatandaşımızı ücretsiz tahliye ettik.” ifadelerine yer verdi.

DEPREMDE HASAR GÖREN YOLLAR ‘GÖRÜNTÜ TABANLI BİLGİ YÖNETİM SİSTEMİ’ İLE TARANIP ONARILDI
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, herkesin doğal afetler konusunda çok daha bilinçli olması gerektiğini belirterek, “Bakanlık olarak, bütün ulaşım modları ve haberleşmedeki altyapılarımızı bu yaklaşımla yapıyor ve mevcutları da iyileştiriyoruz.” dedi.
Görüntü Tabanlı Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden değerlendirme için insansız hava araçlarıyla test çekimleri de yaptıklarını kaydeden Uraloğlu, şu bilgileri aktardı:
“Deprem bölgesinde bulunan Erkenek Tüneli gibi tünellerimizin hasar tespiti ve durum incelemesi için Panoramik Görüntüleme Lidar tarama ile çekim çalışmaları başlattık. Depremden etkilenen yollarımızın onarımı ve bu yollardaki sinyalizasyon, oto korkuluk, yatay ve düşey işaretlemelerini yeniliyoruz. Trafik güvenliği tedbirlerini artırmak için tüm köprülerimizin bakım ve onarımıyla deprem sismik takviye izolatörlerinin değişimini gerçekleştiriyoruz. Depremde hasar gören tarihi köprüler, hizmet tesisleri, yol bakımevleri ve diğer hizmet binalarında oluşan hasarların onarımı için de kalıcı onarım çalışmalarımız devam ediyor. Depremden etkilenen yollarımız için 2023 yılında 6,3 milyar lira harcadık. 2024 yılında da 12 milyar lira harcama yapmayı planlıyoruz.”
Cumhurbaşkanlığı kararıyla rezerv alanların imar ve bağlantı yollarının sorumluluğunun Karayolları Genel Müdürlüğüne verildiğini dile getiren Bakan Uraloğlu, bu kapsamda 5 ilde 10 ayrı kesimde 38 bin konutun toplam 180 kilometre uzunluğunda bağlantı ve imar yolunun inşası için 4 proje ve 8 yapım ihalesi gerçekleştirildiğini, toplam proje bedeli 15 milyar lira olan bu işlerde, yapım çalışmalarına da yoğun bir şekilde devam edildiğini vurguladı.

DEPREMİN YOL AÇTIĞI MADDİ HASARI GİDERMEK İÇİN 68 MİLYAR LİRA ÖDENEK AYRILDI
Bakan Uraloğlu, 11 ili etkileyen depremler sonrasında kara, hava, deniz ve demir yolu sektöründe meydana gelen hasarı gidermek için yürütülen çalışmalara da değindi.
Uraloğlu depremin yol açtığı maddi hasarı gidermek için 2023 yılında 17,66 milyar lira harcandığını, 2024 yılında ise 35,43 milyar lira harcamanın planlandığını, 2024 sonrası içinde 15,31 milyar lira olmak üzere toplam 68,40 milyar lira harcama yapılacağını belirtti.
Karayollarında oluşan hasarı onarmak için de 4,3 milyar lira yatırım harcaması yapıldığını kaydeden Uraloğlu, “Yatırım programında 2024 yılında 5,8 milyar lira ödenek ayrıldı. Bu tutarın toplamda 19,5 milyar liraya ulaşması planlanıyor.” İfadesini kullandı.
HASAR GÖREN TREN VE VAGONLAR ONARILDI
Bakan Uraloğlu, depremden etkilenen demir yolu ağlarında oluşan hasarı önlemek için 26,4 milyar lira tutarında yatırım harcamasının planlandığını bildirdi.
Uraloğlu, 2023 yılında yatırım programına alınan “Deprem Hasarlarının Giderilmesi Projesi” kapsamında 5,8 milyar lira tutarında yatırım harcamasına ek olarak 353,9 milyon lira tutarında da cari harcama yapıldığını kaydetti.
Bakan Uraloğlu, 2023 yılında hasar gören tren ve vagonların yaklaşık 29 milyon lira harcanarak onarıldığını da belirterek, “Hasar gören hatlarda yenileme ve iyileştirme çalışmaları devam ediyor. Bahçe- Nurdağ-Narlı-Gölbaşı-Malatya, Köprüağzı-Kahmanmaraş, Fevzipaşa ve Islahiye kesimlerinde çalışmalar ivedilikle sürüyor.” ifadesini kullandı.
HATAY HAVALİMANINDA ONARIM VE GÜÇLENDİRME ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR
Uraloğlu, Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya Havalimanları altyapı, üstyapı ve teçhizatlarında meydana gelen hasarlardan dolayı da 9,6 milyar lira tutarında yatırım harcaması yapılmasının da planlandığını kaydetti.
Bu tutarın 1,3 milyar lirasının 2023 yılı bütçe imkanlarıyla gerçekleştirildiğini ifade eden Uraloğlu, bunlara ek olarak cari harcama kalemlerinde de toplamda 17,8 milyon lira harcandığını bildirdi.
45 METRE GENİŞLİĞİNDEKİ UÇAKLAR DA İNEBİLECEK
Uraloğlu, Hatay Havalimanı’nda inşaatın sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti:
“12 Ekim’de Hatay Havalimanı PAT sahaları onarımı ve gelişimi işine ait ihaleyi gerçekleştirdik ve 21 Kasım’da yapım çalışmalarına başladık. Yenilenen Hatay Havalimanı inşaatı, planlamalara göre gelecek yıl bitecek ama öne almaya çalışıyoruz. Burası depremlerden etkilenmeden hizmet verecek ve bölgede uçuş trafiği artacak. Yapılan çalışmalarla havalimanımız ayrıca su taşkınlarına karşı da korunacak. Havalimanına 45 metre genişliğinde geniş gövdeli uçakların inebileceği şekilde 3 bin metrelik ilave yeni bir pist inşa edeceğiz. 2 bin 720 metre uzunluğunda yeni paralel taksi yolu, 2 hızlı çıkış ve 4 bağlantı taksi yolu yapacağız.”
Apron ve çevre güvenlik yolunun da yenileneceğini vurgulayan Uraloğlu, yeni ısı merkezi, regülatör binaları, nöbetçi kulübeleri ve çevre düzeni imalatlarının da yapılacağını anlattı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, deprem felaketi sonrasında deniz yolu alt yapı ve üst yapısında hasar gören gözetleme istasyonları, balıkçı barınakları, lojman binaları ve su sporları merkezine toplamda 3,86 milyar lira harcamanın planlandığını aktardı.
İstanbul’da 27 Ocak’ta Brezilya Sao Paulo’ya uçuşla başlayan yolculuk, yaklaşık 24 saatlik 4 ayrı uçak yolculuğu sonrası 13 bin 800 kilometre yol kat ederek 2 ton civarında teknik ekipmanla Antarktika King George Adası’na vardı.
Antarktika Çevre Koruma Protokolü uyarınca kıtaya yerel olmayan canlıların taşınmasını engellemek için titizlikle önemli tedbirler alan sefer ekibi, Antarktika’ya ilk adım attıkları anda uçaktan inerken botlarını dezenfektan solüsyonda temizledi.

“SEFERİMİZE 3 LİSE ÖĞRENCİMİZİ DE DAHİL ETTİK”
8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Koordinatörü Prof. Dr. Burcu Özsoy, burada AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul’dan başlayan yolculuklarının 4’üncü gününde Antarktika’ya vardıklarını ifade ederek, “Güneşli ama soğuk bir Antarktika günü. Şu an 20 Türk bilim insanımız Antarktika’ya indi ve beraberinde 3 lise öğrencimiz var.” dedi.
Lise öğrencilerinin Antarktika’da bilim insanlarına dahil olarak projelerini burada hayata geçireceğini dile getiren Özsoy, bunun yanı sıra Türk bilim seferine İspanya, Bulgaristan ve Amerika’dan bilim insanlarının bu yıl dahil olacağını söyledi.
Özsoy, Antarktika King George Adası’na birkaç gündür uçuş gerçekleştirilemiyor olmasının altını çizerek, “Aslında Antarktika’da yapılan tüm çalışmalar, hava koşulları ancak müsaade ettiğinde oluyor. Hava koşulları da birkaç gün sonra ilk kez müsaade ettiği için biz bu uçuşa, Çek, Bulgar ve Türk bilim insanları olarak ayak bastık.” diye konuştu.

ÇOK SAYIDA DENEY GERÇEKLEŞTİRİLECEK
Prof. Dr. Burcu Özsoy, Türk bilim ekibinin bu yıl 22 ayrı proje gerçekleştireceğini belirterek, şu açıklamalarda bulundu:
“62 Güney enleminden hareketle 68 Güney enlemine gidecek Türk bilim insanları, Horseshoe Adası ve etrafında bu projeleri hayata geçirecek. Yer bilimlerinden yaşam bilimlerine kadar çok geniş yelpazede bilimsel çalışmalarımız mevcut.
Bu bilimsel çalışmalar mikroplastiklerden volkanik çalışmalara ve yer bilimlerinden örnekler alınmasına kadar geniş bir yelpazede olacak. Ayrıca Milli Teknoloji Hamlesi çerçevesinde geliştirdiğimiz ekipmanların da test edilmesi ve Antarktika koşullarında denenmesini içeriyor.”

LİSE ÖĞRENCİLERİNİN OLUŞTURDUĞU MONT BİLİM İNSANLARI ÜZERİNDE DENENECEK
Prof. Dr. Burcu Özsoy, 2204-C TÜBİTAK Lise Öğrencileri Kutup Araştırma Projeleri Yarışmasına başvuru yaparak birincilik kazanan 3 liseli öğrenciden oluşan ekibin giyilebilir teknolojiden oluşturduğu montun, Antarktika koşullarında bilim insanlarının üzerinde deneneceğine söyledi.
Özsoy, “Bu mont aslında bilim insanlarının kalp atışı nabzı gibi aslında insana yönelik parametrelerin ölçümlerini gerçekleştirilecek, dönemi 8.Ulusal Antarktika Bilim seferi için çok ciddi yelpazede bir araştırma bizi bekliyor.” şeklinde konuştu.

THY KABİN EKİBİNDEN BAŞARI DİLEĞİ
Öte yandan, TK193 sefer sayılı Türk Hava Yolları IST-GRU kabin ekibi, 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi ekibi tarafından, uçuş sırasında, üzerinde “Prof. Dr. Burcu Hanım ve değerli ekibi; Beyaz Kıtaya olan yolculuğunuzda sizlere eşlik etmekten mutluluk duyduk. Ülkemizi temsil edeceğiniz bu önemli görevde, yolunuz açık, başarılarınız daim olsun.” yazılı not iletti. Uçuş sonunda bilim seferinde yer alanlar ile kabin ekibi hatıra fotoğrafı çektirdi.

Ekip, King George Adası’ndan hareket ederek bir haftalık gemi yolculuğuyla önce Dismal Adası’na, daha sonra ise Türkiye’nin geçici bilim kampının bulunduğu Horseshoe Adası’na varmayı planlıyor.
Kişilik testleri kendinizi tanımanıza yardımcı olabilir ve çevreniz ile olan etkileşim, iletişim hakkında detaylı bilgiler verebilir. Aşağıda yer alan kişilik testi ile de yaptığınız seçimler doğrultusunda kişiliğiniz hakkında belki bilmediğiniz birçok detay öğrenebilirsiniz.
SEÇTİĞİNİZ EV GÖRSELİNE GÖRE HEDEFLERİNİZE ULAŞMANIN EN İYİ YOLU

Yukarıdaki görselde birbirinden farklı 3 tip ev görüyorsunuz. Bu evlerin her biri farklı bir kişiliğin özelliklerini yansıtıyor. Sizden bu birbirinden farklı 3 evden bir tanesini, içinize en sineni seçmenizi ve seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunun ne olduğunu birlikte öğrenelim istiyoruz.
Seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunu öğrenebileceğiniz kişilik testleri, seçimleriniz doğrultusunda oluşturulur. Günlük hayatta yaptığımız seçimler, kişiliğimizin birer yansıması olduğu çok açıktır.
Hayalinizdeki ya da içinize en sinen ev görseliniz seçtiyseniz gelin seçimleriniz neler getirdiğini, sizin hakkınızda neler söylediğini öğrenelim!
1 Numaralı Evi Seçenler;

Seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunu öğrenebileceğiniz kişilik testinde 1 numaralı ev görselini seçtiyseniz uzun vadeli hedefleriniz ve hırslarınız olduğu söyleyebiliriz. Hedeflerinize ulaşmak için daima kendinizi motive eden bir yapınız bulunur.
Çalışkan ve azimli kişiliğiniz, bu hayatta ne istediğinizi hep bilmeniz hedeflerinize ulaşmanızda size en önemli yol haritasını çiziyor. Kararlı bir yapınız var ve kalıcı başarılar arzulayan birisiniz. Hayattaki bazı idealleriniz için büyük çabalar göstermeniz gerektiğini biliyor ve onlara ulaşmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırsınız.
2 Numaralı Evi Seçenler;

Seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunu öğrenmeniz için hazırladığımız kişilik testinde 2 numaralı evi seçtiyseniz eğer, hedeflerinize ulaşmada pratik bir yol izlemek isteyen biri olduğunuzu söyleyebiliriz.
Riskli durumlar sizi tedirgin ettiği için bir hedef koyarken ve ona ulaşmak için olabildiğince çok düşünüyorsunuz. Tüm her şeyin olabileceğini düşünüp hepsi için bir alternatif yol belirliyor ve en doğrusunu sizi en az hasarla hedefe götürecek yolu seçiyorsunuz.
Uzun vadeli hedeflerde mümkün mertebe stratejik yollar oluşturuyor ve en iyi yolun her zaman daha yavaş ve istikrarlı olarak alınabileceğine inanıyorsunuz. Bu huyunuzda yolda çıkan engellerin ya da hedefe ulaşmadaki sürenin sizi etkileyerek dikkatinizi dağıtmanıza ve moralinizi bozmasına asla izin vermiyorsunuz.
3 Numaralı Evi Seçenler;

Seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunu öğrenmeniz için hazırlanan ve kişiliğiniz hakkında bilgiler veren kişilik testinde 3 numaralı evi seçtiyseniz sizin hedefleriniz doğrultusunda çok kararlı bir yönelim izlediğinizi ve onlara ulaşmak için gereken her fedakârlığı yapabileceğinizi söyleyebiliriz.
Her hedefinize kolay yoldan ulaşamayacağınızı biliyor ancak bu yolda gereken tüm adımları atıyor, büyük çabalar sarf ediyorsunuz. Kolay olmayan hedefler için elinizdeki kaynakların tamamını harcamaya dünden razısınız.
Sizin için çoğu şey eğer gerçekten isterseniz bir gecede de olabileceğine inanıyorsunuz. Tutkulu bir şekilde beklediğiniz her hedef için onun gerçekleşme süresini severek beklersiniz.
Evet, seçtiğiniz ev görseline göre hedeflerinize ulaşmanın en iyi yolunu öğrenmeniz için hazırlanan kişilik testinde sona geldik. Bu eşsiz macerada sizin kişiliğiniz hangi numaralı evi yansıttı? Hedeflerinize ulaşmadaki izlediğiniz yol içerikte aktarılan ile eşleşiyor mu, bu kişilik testi kendinizi biraz daha tanımanıza yardımcı oldu mu? Yorumlarda bizimle paylaşın!
]]>Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Memleket Partisi olarak kısıtlı imkanlarla girebileceğimiz her yerde seçime girip alabildiğimiz kadar belediyeyi safımıza katacağız” dedi.
Muharrem İnce’nin açıklamalarından satır başları şu şekilde;
“Suriye’de Irak’ta çocuklarımız şehit oluyor. Asıl sorumlusu kim? Amerika Birleşik Devletleri’dir. Bunu söyleyecek Muharrem İnce’den başkası yok. İlkeli omurgalı siyasetten yanayız. Laikliği bizden başka hatırlayan kalmadı. Bizim bir Dersim diye bir vilayetimiz yoktur. Oradaki vilayetin adı Tunceli’dir. Kamer Genç bile Dersim demiyordu, Tunceli diyordu. Şeyh Said bir haindir nokta.
MECLİS’TEKİ TERÖR BİLDİRİSİ
Hiç kimse küçük eşit değildir. Bu ülkede herkes ayaz yemiştir. Terör bildirisi Meclis’e geldiğinde “Ben AKP ile aynı A4’te olmayacağım” demeyeceksin. Memleket Partisi Meclis’te olsaydı ben olsaydım İsveç’in NATO üyeliğine “evet” demezdim.
LİBYA TEZKERESİ
Libya tezkeresine, Mavi Vatan’a evet diyorum. Memleket Partisi olarak sığınmacıları dışarı, dışarıya giden doktorları mühendisleri içeri. Bizim yetimin başını okşayanları, yolda bulduğu ekmek parçasını yüksek bir yere koyanları, haksızlık karşısında susmayanları, memleketin dürüst namuslu insanlarını Memleket Partisi’ni anlamaya davet ediyorum.. Bizim bir duruşumuz ve ilkemiz var. Oy oranımızla orantılı değil bu. Bugün 1 olur, yarın bin olur.
CHP’Yİ VE MUHALEFETİ ELEŞTİRDİ
Bana bölücü diyen CHP seçmenine sesleniyorum. Arkadaşlar biz siyah ve beyaz gibi ayrıyız. CHP, İsveç’e evet deyince nasıl ittifak kuracağım, her gün DEM’lenirse nasıl kuracağım? Bizim bir duruşumuz olmalı. Değişmek başka bir şey başkalaşmak başka bir şeydir. Gençliğimin partisi gitmiş başka bir parti gelmiş. Yarın başka bir yönetim gelir o zaman tekrar konuşuruz
Her seçimde oy çalınıyor diye bağırıp oynayanlar kaybetti. İkinci tura kalırsa savaş çıkar diyenler kaybetti. Yalan haberlerden sosyal medya trollerinden medet umanlar kaybetti.
Bu iktidar Türkiye’yi kötü yönetmiştir. Bu iktidarı değiştirmek için önce bu muhalefeti değiştirmek gerekir. Seçim kazanmasını çok iyi bilen bir iktidar var. Bu memlekete üçüncü bir yol lazım diyorum. Ne sağdan ne soldan Atatürk’ün yolundan o da Memleket Partisi’nin yolu. Seçmen Erdoğan’ı göndermeye hazırdır. Seçmen milli meselelerde tutarlılık istiyor. Ülke birbirini dinlemeyen iki kutba ayrılmış durumdadır, bu ülkemiz için iyi bir şey değildir.Türkiye siyasi gelişmelerden boş laflardan bıkmıştır. Halkımız bu muhalefete güvenmemektedir. Türkiye’nin yenibir nefese ihtiyacı vardır. O nefes üçüncü yoldur. Yolumuz, Türkiye’yi ayrıştıran değil birleştirenlerin yoludur.
“İSTANBUL’DA 3 ADAYIMIZ VAR”
Türkiye’de her kesimden oy alma potansiyeli olan tek parti Memleket Partisi’dir. Girebildiğimiz her yerde seçime gireceğiz. Alabildiğimiz kadar belediyeyi safımız katmak istiyoruz. Memleket Partisi olarak kısıtlı imkanlarla girebileceğimiz her yerde seçime girip alabildiğimiz kadar belediyeyi safımıza katacağız İstanbul’da 3 aday adayımız var; önümüzdeki hafta MYK’da karar verip bir kişiyi atayacağız. Mehmet Sevigen 3 kişiden biri.
Memleket Partisi’nin aday listesi şöyle:
Sakarya: Ali Sarı
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı: Salih Eskici
Yalova Belediye Başkan Adayı: Fatih Elönü
Bilecik Belediye Başkan Adayı: Hüseyin Korkman
Mersin Tarsus Belediye Başkanı Adayı: Haluk Bozdoğan
Ankara Şereflikoçhisar Belediye Başkan Adayı: Mahmut Celal Ünsal
Artvin Kemalpaşa Belediye Başkan Adayı: Yekta Faik Yılmaz
Aydın Nazilli Belediye Başkan Adayı: Ali Çetinkaya
Eskişehir İnönü Belediye Başkan Adayı: Hamdi Tosunoğlu
Bozhöyük Belediye Başkan Adayı: Talat Halefoğlu
İzmir Bayındır Belediye Başkan Adayı: Ali Erişen
İzmir Tire Belediye Başkan Adayı: Nihat Koç
Samsun Canik Belediye Başkan Adayı: Furkan Güler
]]>Doç. Dr. Mahmudov, Zengezur Koridoru’nun açılmasının ekonomik açıdan bölgeye etkilerini AA muhabirine değerlendirdi.
Azerbaycan ordusunun 44 günlük 2. Karabağ Savaşı’nın ardından topraklarını işgalden kurtarmasıyla Zengezur Koridoru’nun öneminin arttığını kaydeden Mahmudov, Türkiye ve Azerbaycan’ın ekonomik ilişkilerinin çok önemli hale geldiğini söyledi.

Türkiye ve Azerbaycan’ın Ermenistan konusunda aynı siyaseti izlediğini hatırlatan Mahmudov, Zengezur Koridoru’nun Ermenistan’ın Sünik bölgesinin gelişimini sağlayacağını vurguladı.
Zengezur Koridoru’nun bölgesel önemine işaret eden Mahmudov, “(Bu koridor) Hem Azerbaycan için hem Türkiye için ve Nahçıvan için çok önemlidir. Bu yol Orta Asya, Azerbaycan ya da Rusya pazarına girecek Türk iş adamlarının mesafesini kısaltacak. Burada 400 kilometrelik yolun kısaltılmasından bahsediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Mahmudov, Zengezur Koridoru’yla Azerbaycan ile Türkiye arasında ilk kara bağlantısının sağlanacağına dikkati çekerek Türkiye’nin bu koridor üzerinden Azerbaycan pazarına direkt bağlanacağını söyledi.
Öte yandan söz konusu koridorla Türkiye’nin Azerbaycan üzerinden Orta Asya pazarına açılabileceğinin altını çizen Mahmudov, böylelikle Orta Asya ülkeleriyle dış ve ekonomik ilişkilerin gelişiminin sağlanacağını belirtti.
Mahmudov, öte yandan Zengezur Koridoru’nun Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) kurumsallaşmasına katkı sağlayacağına işaret ederek TDT ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesinin tüm bölge için önemli olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin Zengezur Koridoru’yla Çin ile de bağlantı kuracağını aktaran Mahmudov, Türk mallarının Çin pazarına, Çin mallarının da Türk pazarlarına girmesinin sağlanacağını aktardı.

“NAHÇIVAN LOJİSTİK MERKEZLERDEN BİRİNE DÖNÜŞECEK”
Mahmudov, söz konusu koridorla Nahçıvan ile Azerbaycan arasında kara yollarının açılacağını belirterek “(Bu) 30 yıla yakın süredir ablukada olan Nahçıvan’ın ekonomik gelişimi için geniş zemin yaratacaktır. Nahçıvan burada lojistik merkezlerden birine dönüşecektir.” değerlendirmesini yaptı.
Mahmudov, Zengezur Koridoru’nun Türkiye’nin Pakistan ile de ilişkilerini geliştirmesi için büyük zemin oluşturacağını söyledi.
KORİDOR, ERMENİSTAN’IN GELİŞİMİ İÇİN DE BÜYÜK KATKI SAĞLAYACAK
Zengezur Koridoru’nun Ermenistan’ı nasıl etkileyeceğine ilişkin Mahmudov, Zengezur Koridoru açıldıktan sonra bölgenin sürekli gelişiminin sağlanacağını kaydetti.
Mahmudov, söz konusu koridorun açılmasıyla bölgede birçok restoran, kafe ve otelin açılacağını dile getirdi.
Zengezur Koridoru’nun Ermenistan’dan geçmesi durumunda Ermenistan’ın demir yolu hatlarının uluslararası taşımacılığa açılacağını vurgulayan Mahmudov, Ermenistan’ın Sünik bölgesinin büyük gelişim göstereceğini vurguladı.
Zengezur Koridoru’nun açılması için yapılan çalışmalara değinen Mahmudov, “Zengezur Koridoru açıldıktan sonra, artık Nahçıvan’dan Sünik bölgesine geçerek yine Azerbaycan bölgesi olan Doğu Zengezur’la kara bağlantısı kurulacak. Burada tüneller var. Eskiden, Sovyet Birliği vaktinde bu hat işliyordu. Burada tünel ve kara yolu vardı. Bu kara yolu yeniden restore edildikten sonra istihdam için de geniş imkanlar yaratacak.” diye konuştu.

Mahmudov, Zengezur Koridoru’yla “Batı Zengezur’un” Ermenistan’ın Sünik olarak adlandırdığı bölgeyle birleşeceğini, tren ve kara yollarının inşa edilmesi ve enerji hatlarının çekilmesiyle de Ermenistan’ın transit taşımacılıktan pay elde edeceğini, bunun Ermenistan’ın ekonomisi için büyük kazanç olduğunu söyledi.
“TÜRKİYE, RUSYA PAZARINA AZERBAYCAN ÜZERİNDEN DAHİL OLACAK”
Öte yandan Zengezur Koridoru hattından geçecek olan tarihi Culfa Tren İstasyonu’nun Azerbaycan ve Türkiye için büyük önem taşıdığını kaydeden Mahmudov, “Biz iki kardeş ülkeyi birbirinden ayırmıyoruz. Her ikisi için de bu yol önemli.” dedi.
Mahmudov, Türkiye’nin turizminde Rus vatandaşlarının öneminin büyük olduğuna işaret ederek “Culfa’daki mevcut tren yoluyla artık Türk iş adamları, Rusya pazarına dahil olacaktır. Zaten Türkiye Rusya pazarına dahil. Harita üzerinden baktığımızda Türkiye Rusya pazarına Gürcistan üzerinden dahil oluyor ama gelecekte Zengezur Koridoru açıldığında Türkiye, Rusya pazarına Azerbaycan üzerinden dahil olacak. Bu yol daha da kısaldı.” değerlendirmesini yaptı.
Rusya pazarının Azerbaycan ve Türk iş insanları için büyük ham madde pazarı olduğunu kaydeden Mahmudov, Rusya’dan demir, kömür ve ağır metaller ithal edebileceklerini, bu nedenle Culfa tren istasyonunun önemli olduğunu söyledi.
Henüz üniversite öğrencisiyken, hayatta ne yapmak istediği sorusuna cevap arama yolculuğuna çıkan Alex Banayan’ın, dünyanın en başarılı insanları arasında yer alan Bill Gates, Maya Angelou, Steve Wozniak, Jane Goodall, Larry King, Jessica Alba, Pitbull, Tim Ferriss, Warren Buffet ve çok daha fazlasıyla yaptığı bire bir görüşmelerin anlatıldığı Üçüncü Kapı, okuyucuya olağanüstü ve ilham verici bir deneyim sunuyor.
Olasılıklarla dolu bir gelecek
Tutku, azim ve beklenmedik fırsatların öyküsü olan ‘Üçüncü Kapı’, geleneklerden kurtulup kendi başarı yolunu çizmek isteyen herkes için de yol gösterici bir ışık görevi görüyor. Banayan’ın samimi anlatımı ise, okuyucuları belirsizliği kucaklamaya, cesur riskler almaya ve kendi “Üçüncü Kapı”larını sonsuz olasılıklarla dolu bir geleceğe açmaya teşvik ediyor.

Kitaptan:
“Hayat, iş, başarı… tıpkı bir gece kulübü gibidir.
İçeri girmenin her zaman üç yolu vardır.
Birinci Kapı: İnsanların yüzde 99’unun içeri girme umuduyla sırada beklediği ana giriş.
İkinci Kapı: Milyarderlerin ve ünlülerin geçtiği VIP girişi.
Ama kimsenin size söylemediği şey, her zaman, her zaman… Üçüncü Kapı’nın olduğudur. Sıradan atlamanız, ara sokakta koşmanız, kapıya yüzlerce kez vurmanız, pencereyi kırıp açmanız, mutfaktan gizlice geçmeniz gereken giriş; her zaman bir yolu vardır.
İlk yazılımını satan Bill Gates ya da Hollywood tarihindeki en genç stüdyo yönetmeni olan Steven Spielberg, hepsi… Üçüncü Kapı’yı kullandı.”
“Gates ödemelerini nakitten daha değerli bir şeyle almak istiyordu: stratejik bir pozisyon. Bugün, ileride daha fazla anlaşma yapmanızı sağlayacak makul bir anlaşma, sizi hiçbir şeye hazırlamayan harika bir anlaşmadan daha iyidir. Buradan çıkarılacak sonuç açıktı: Kısa vadeli kârlar yerine uzun vadeli pozisyonları seçin.”
“Bu, oyununuzun zirvesindeyken bile öğrenmek için kendinizi yeterince mütevazi tutabilmekle ilgili. Bir yönetici olarak rahatlamaya başladığınız anın, başarısız olmaya başladığınız an olduğunu bilmekle ilgili. Bu, Mufasa olmaya devam etmek istiyorsanız, aynı zamanda Simba olmaya devam etmeniz gerektiğini fark etmekle ilgili.”
Yazar Hakkında:
1992 doğumlu olan Alex Banayan Forbes’un 30 Altı 30 listesine ve Business Insider’ın 30 Yaş Altı En Güçlü İnsanlar listesine seçildi. Fast Company, Washington Post, Entrepreneur ve TechCrunch’a katkıda bulundu ve Fortune, Forbes, Businessweek, Bloomberg TV, Fox News ve CBS News dahil olmak üzere büyük medya kuruluşlarında yer aldı. Beğenilen bir açılış konuşmacısı olan Banayan, Üçüncü Kapı çerçevesini Apple, Nike, IBM, Dell, MTV, Harvard dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki iş konferanslarına ve kurumsal liderlik ekiplerine sundu.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, konuşmasında, ulaşım ve altyapı alanında yaptıkları çalışmaları anlatarak, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle, ‘Siyaset demek; ülke için eser üretmek, millete hizmet etmek’ demektir. Son 21 yıldır bu anlayışla çalışıyor, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin her köşesini büyük eser ve hizmetlerle buluşturuyoruz. Birbiri ardına tamamladığımız projeleri, eser ve hizmet siyasetimizin en önemli unsuru olarak görüyor, milli kalkınma yolunda hızla ilerliyoruz. Ulaşım, haberleşme ve şehircilik alanında gerçekleştirilen yatırımlarla çehresi aydınlanan Türkiye’mizin gelecek vizyonunu; dünyanın nabzını tutarak, teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek ve daima entegrasyonu merkeze koyarak şekillendiriyoruz. Tesis ettiğimiz ulaşım ağlarıyla, ekonomik faaliyetlerin, kültür ve medeniyetin yurt sathına yayılması idealine tüm imkan ve gayretimizle hizmet etmekteyiz. Güçlü, modern ve sağlam altyapı ve üstyapı temelinde ‘Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edecek, milletimizin hayat kalitesini devamlı yükselteceğiz. Ulaşım ve iletişim yatırımlarını; kesintisiz kalkınmanın, rekabetçi bir ekonominin, sosyal etkileşimin, sürdürülebilir şehirciliğin ve refahın temeli olarak görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde son 21 yıla 100 yıllık işler sığdırdık. Ülkemizin ulaşım ve haberleşme altyapısına yaklaşık 250 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. Marmaray, Avrasya Tüneli, İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim, Osmangazi, 1915 Çanakkale köprüleri, İzmir-İstanbul, Ankara-Niğde ve Kuzey Marmara Otoyolları gibi dev projeleri birbiri ardına hayata geçirdik. Yüksek standartlı, bölünmüş yollarla ülkemizin her noktasını hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde erişim sağlar hale getirdik” diye konuştu.
Gözden Kaçmasın [Mevduatta parası olanlar dikkat İşte vadelerdeki yükselen trendler… 605 bin lira faiz getirisi var] Mevduatta parası olanlar dikkat! İşte vadelerdeki yükselen trendler… 605 bin lira faiz getirisi varHaberi Görüntüle
‘YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜNDEN DEMİR YOLUNU GEÇİRMEK İÇİN ÇALIŞILIYOR’
Bakan Uraloğlu, açıklamasında, “6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı 29 bin 373 kilometreye, 1714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye yükselttik. 10 bin 948 kilometre olan demir yolu ağımızı 14 bin 165 kilometreye yükselttik. Ülkemizi sıfırdan hızlı trenle buluşturarak 2 bin 251 kilometre hızlı tren ağı inşa ettik. 2002’den bu yana aktif havalimanı sayımızı 26’dan 57’ye ve terminal kapasitemizi 55 milyon yolcudan 337,5 milyon yolcuya çıkardık. Dış hatlarda 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken, uçuş ağımıza 283 yeni nokta ekleyerek 343 noktaya yükselttik. Denizcilik alanında 152 olan uluslararası liman sayımızı 190’a, 37 olan tersane sayımızı 85’e, 8 bin 500 olan yat bağlama kapasitemizi de 25 binin üzerine çıkardık. 12’nci Kalkınma Planımız doğrultusunda 2028 yılında bölünmüş yol ağımızı 31 bin kilometrenin üzerine, 2053 hedefimiz kapsamında ise 38 bin kilometrenin üzerine çıkarmayı planlıyoruz. Avrasya Tüneli ve Marmaray ile İstanbul Boğazı’nın altından hem kara yolu hem de demir yolu geçişi tesis ettik. Kara yolu geçişini hizmete aldığımız Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden şimdi de demir yolunu geçirmek için çalışmalar yürütüyoruz. Geleceği bugünden tasarlarken; lojistik, mobilite ve dijitalleşme odağında, bilimsel temelli, çevreci, sürdürülebilir ve tarihe duyarlı bir ulaşım altyapısını ülkemize kazandırmak için çalışmaya devam ediyoruz. 2053 vizyonumuzla ülkemizin ihtiyaç duyduğu ulaştırma ve altyapı yatırımlarını önümüzdeki 30 yıl için planladık” ifadelerini kullandı.
‘ÜLKEMİZ ÖNEMLİ HAVZALARDA BULUNUYOR’
Yer altı kaynakları açısından Türkiye’nin önemli noktada olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, “Dünyanın en önemli petrol rezervlerine sahip Orta Doğu ve Hazar Havzası, önemli deniz ulaştırma yollarının kavşağı durumunda bulunan Akdeniz Havzası, tarihte her zaman önemini sürdürmüş olan Karadeniz Havzası ve Türk boğazlarının oluşturduğu coğrafyanın merkezinde etkili bir konumda bulunuyor. Konumumuzun avantajından hareketle ulaşım stratejilerimizi küresel ve bölgesel şartlar ışığında yeniden tanımlamak ve bu stratejileri her daim güncel tutmak Türkiye için vazgeçilmezdir. Bu kapsamda ülkemiz, ‘Orta Koridor’ güzergahının kısa, orta ve uzun vadede geliştirilmesinde ve iyileştirilmesinde kararlıdır. Gerek son dönemde yaşanan gelişmeler sebebiyle, kuzey koridoru yerine orta koridoru kullanma isteği gerekse giderek artan ticaret hacmi, Orta Koridor’da yük taşımacılığı hacmini arttırmak için tarihi bir fırsat ortaya koymaktadır. Bunun sağlanması için de büyük projeler üstlenerek hem Orta Doğu hem de Afrika kıtasıyla ortak projeler geliştirmeye odaklanmış durumdayız” dedi.
‘İPEK YOLU’NU AVRUPA’YA BAĞLIYORUZ’
Bakan Uraloğlu, İpek Yolu’nun Marmaray aracılığıyla Avrupa’ya bağlanacağını belirterek, “Bakü-Tiflis-Kars demir yolu ile Çin’den ülkemize ulaşan yeni İpek Yolu’nu Marmaray üzerinden Avrupa’ya bağlıyoruz. Azerbaycan ile ülkemiz arasındaki mesafeleri kısaltacak olan Zengezur Koridoru ile Bakü Limanı doğrudan ülkemize bağlanacaktır. Hindistan, Doğu Asya ve Basra Körfezi üzerinden Irak’a gelecek yükleri Avrupa’ya ulaştıracak Kalkınma Yolu projesinde çalışmalar devam etmektedir” ifadelerini kullandı.
‘YATIRIMLARIMIZI ARTAN NÜFUSU KARŞILAYACAK ŞEKİLDE YAPIYORUZ’
Bakan Uraloğlu, yatırımları illerin büyümesine göre planladıklarını ifade ederek, “Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkemizde 2007 yılında nüfusun yüzde 70’i il ve ilçelerde yaşarken, bugün 85 milyonu aşan nüfusumuzun yaklaşık yüzde 93’ünün il ve ilçelerde yaşadığını görüyoruz. İl ve ilçe merkezlerinde yaşanan bu nüfus artışına paralel olarak şehirlerimiz de yeni konut projeleriyle büyük bir değişim içine girmiş durumda. Ancak tabii ki sadece konut yapmayla iş bitmiyor. Bu değişim yanında ulaşım ve lojistik hizmetleri, etkili sağlık hizmetleri, gelişmiş eğitim hizmetleri ve benzeri tüm konularda yeni ihtiyaçları ortaya çıkarıyor. Artan nüfus oranları da artık geleneksel yaklaşımların dışında, sürdürülebilir politika ve projelerle, ileri teknolojileri içeren çözüm arayışlarını zorunlu kılıyor. Bu noktada bugün hem ülkemizde hem de dünyada birçok şehrin dijital dönüşüm sürecinden geçtiğini ve bu değişeme adapte olmayı çalıştığını görüyoruz” dedi.