KDP lideri Mesut Barzani, 3 Temmuz’da Bağdat’ı ziyaret etti. Altı yıl aradan sonra gerçekleşen ziyaret, bölge için oldukça kritik bir adım olarak yorumlandı. Barzani’nin görüşmesinde Şii siyasi liderlerin yanı sıra Sünni ve Türkmen toplumunun temsilcileriyle bir araya gelmesi de dikkat çekiciydi.
KDP ile İran hükümetine yakın mevcut Irak yönetiminin bir araya gelmesi jeopolitik açıdan yeni gelişmelerin kapısını aralayabilir. Irak’taki mevcut iç siyasi çekişme ve çatışmaların sona erdirilmesi için yeni bir adım atılması bölge istikrarı için oldukça önemli. Zira bölgedeki DEAŞ ve PKK terör örgütleri çatışmalardan besleniyor ve saldırılarını oluşan otorite boşluklarından faydalanarak artırabiliyor. Bu kapsamda Ankara’nın Bağdat ile müşterek hareket etme kararının ardından Kuzey Irak’taki operasyonlarını hızlandırması da dikkat çekici bir gelişme.
Türkiye ile iyi ilişkilere sahip KDP’nin de bu bağlamda Bağdat’a yakınlaşması başta güvenlik konusu olmak üzere birçok noktada fırsatlar oluşturabilir. Görüşmede memur maaşlarından petrol ihracatına kadar geniş ve bürokratik konuların ele alınması da tarafların istikrar arzusunu yansıtan cinsten.
İran’da Mesud Pezeşkiyan’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte, önümüzdeki dönemde İran-KDP yakınlaşmasının da mümkün olduğu değerlendirmeleri yapılıyor. Zira Pezeşkiyan, İran’ın etkin olduğu Irak’ta yeni bir çatışma alanı yaratılmamasından yana. Tahran ilerleyen dönemde Süleymaniye’deki Talabani yönetimine verdiği desteği azaltarak, Kürt bölgesinin meşru yönetimini KDP olarak tanıyabilir. Nitekim Talabani yönetimi İran’la yakın ilişkiler yürütse de aynı zamanda PKK ve ABD ile de denge kurmayı amaçlıyor.
Taraflar arasında en son gerilim Kerkük kentinde yaşanmıştı. DEAŞ’ın kente saldırı tehdidinin sona ermesiyle birlikte bölgede bulunan peşmerge güçleri bölgeyi terk etmek istememiş; Irak Ordusu ve Şii milisler şehre girerek peşmergelerin merkezden ayrılmasını sağlamıştı. Bu dönemde çatışmaların geniş çaplı bir noktaya ulaşmaması daha büyük bir kaosun önüne geçmişti. Tarafların itidalli davranmasıyla birlikte açılan yeni pencere, Irak’ın ihtiyacı olan istikrar için umut verici olarak yorumlanıyor.
Şİİ MİLİSLERİN VARLIĞI GÜÇ REKABETİNİ BERABERİNDE GETİRİYOR
Bölgedeki güç dengelerini anlamak için Irak’taki Şii milislerin varlığı ve peşmergenin gücünü değerlendirmek gerekir. İran destekli milisler, onlarca farklı fraksiyona ayrılmış olsalar da genel anlamdaki siyasetleri Tahran’ın menfaatlerini korumak üzerine şekilleniyor.
Irak Hizbullahı, Asaib el Hak, Bedir Hareketi, Mehdi Organizasyonu gibi yapıların binlerce silahlı milisi bulunuyor. ABD tarafından DEAŞ’a karşı Musul Operasyonu’nda onlarca zırhlı araç ve hava desteği alan gruplar ağır silahlara sahip.
Dolayısıyla her ne kadar Irak’ın isteği dahilinde ve Irak Ordusu ile koordineli olarak hareket ediyor olsalar da; Bağdat’ın bağımsızlığı yönünden, olası bir çıkar çatışması durumunda, ülkeyi iç savaşa sürükleyebilecek kadar büyük bir gücü barındırıyor.
Siyasi şartlar sebebiyle Şii milislerin dağıtılması şu aşamada mümkün değil. Bundan ötürü “bağımsız” politikalar izlemeye kararlı olan Bağdat yönetimi müttefiklerini artırarak gücünü yükseltmeyi hedefliyor. Askeri ve siyasi müttefiklerin artışıyla birlikte ekonomik şartların iyileştirilmesi için de adımların atılması gerektiği için, kalkınma projeleri oluşturuluyor. Doğalgaz hatlarının korunması için çalışmalar yürütülüyor. Onarım çalışmaları gerçekleştiriliyor.
ERBİL YÖNETİMİ BAĞIMSIZLIK HAREKETİNDEN VAZGEÇMEK DURUMUNDA KALMIŞTI
ABD tarafından destek alan bir başka yönetim olan KDP’nin ise bölgesel varlığını sürdürebilmesi için meşruluğunu artırması gerekiyor. Barzani yönetiminin bağımsızlık referandumu kararının ardından Beyaz Saray’ın kendisine sırt çevirmesi, ABD’nin desteğinin ne ölçüde olduğunu da göstermiş oldu. Erbil, bu doğrultuda başta Irak yönetiminden gelebilecek varoluşsal tehditlerin yanı sıra terör örgütleriyle de çetin bir sınav geçiriyor.
Kürt halkının temsilcisi olduğunu savunan PKK’lı militanlar propaganda çalışmalarıyla Erbil’i “işbirlikçilikle” suçluyor. DEAŞ militanları ise Erbil’i dinsiz bir yönetim olarak adlandırarak hedef tahtasına koymuş durumda. Tüm bu faktörler Süleymaniye’den gelen Kürtlerin tek temsilcisi olma amaçlarıyla da birleşince Erbil’i Bağdat’la yakın ilişkiler kurma noktasında ikna etmiş olarak gözüküyor.
Sonuç olarak, Barzani’nin yıllar sonra gerçekleştirdiği ziyaret yeni bir konjüktre işaret ediyor. Dengelerin istikrar üzerine kurulduğu, tarafların çatışmadan ziyade koordinasyonu ön plana aldığı; Terörle mücadele başta olmak üzere birçok konuda birlikte hareket etme zorunluluğu hem Erbil hem de Bağdat için kritik bir öneme sahip. Ve bu doğrultuda adımlar atılmaya devam etmesi beklenebilir. Bu süreçte yönetimlerin dikkat etmesi gereken konu ise kuşkusuz sabotaj denemeleri ve provokasyon çabaları olacaktır.
]]>Libya’da Türkiye’nin desteklediği Trablus hükümetiyle, Yunanistan arasında Doğu Akdeniz’deki kaynakların paylaşımı ile ilgili gerilim yükseldi. Yunan yönetimi Girit Adası’nın batısı ve güneybatısında Mayıs ayı içinde bir dizi sismik araştırma gerçekleştirdi. Atina’nın hamlesi, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını ihlal etti. Buna binaen Trablus’taki geçici hükümet Atina’ya protesto notası verdi. Yunan Dışişleri kaynakları da Libya’nın notasına önümüzdeki günlerde karşılık verileceğini açıkladı.
Yunan medyası meşru hükümetin verdiği protesto notasını manşetlerine taşıdı. Trablus’un hamlesinde Türkiye’nin rolü olabileceği iddia edildi. Kathimerini gazetesi notanın Yunan Başbakan Miçotakis’in Erdoğan’la Ankara’da yaptığı görüşmeden hemen önce gönderildiğine dikkat çekti. Bu durumun siyasi bir mesaj olabileceğini vurguladı. Ancak konuyla ilgili Miçotakis yönetiminden resmi bir açıklama yapılmadı.
Türkiye’nin Trablus hükümetiyle vardığı mutabakat 5 yıldır uygulanıyor ve Birleşmiş Milletler tarafından tescil edilmiş durumda. Uluslararası hukuk kurallarına uygun şekilde düzenlenen anlaşma, iki ülkenin de Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarını korumayı amaçlıyor.
Yunanistan ise Doğu Akdeniz’de “Sevilla Haritası”yla vücut bulan hedefleriyle Türkiye’yi Antalya Körfezi ve çevresinden ibaret oldukça dar bir bölgeye hapsetmeyi planlıyor. Atina yönetimi bu doğrultuda 6 Ağustos 2020 tarihinde Mısır’la bir anlaşma imzalayarak Türkiye-Libya anlaşmasını “geçersiz kılmaya” çalıştı. Ankara’dan yapılan açıklamada Yunanistan ile Mısır arasında deniz sınırı bulunmadığı için anlaşmanın yok hükmünde olduğuna vurgu yapıldı. Söz konusu alanın Birleşmiş Milletler’e de bildirilen Türk kıta sahanlığı içinde yer aldığı hatırlatıldı.
YUNANİSTAN’IN ADIMININ ZAMANLAMASI MANİDAR!
Türkiye ile Libya arasındaki deniz sınırlarını belirleyen anlaşmanın dünyaca kabul görmesinin ardından Yunanistan’ın neden böyle bir hamle yaptığının ise birçok cevabı olabilir. İlk olarak bu konuda siyasi başarısızlık yaşayan Atina’nın, statükoyu kabul etmediğini dünyaya duyurma isteğinden bahsedilebilir. Miçotakis yönetiminin ayrıca ülkesindeki milliyetçi kesimin desteğini kaybetmemek için Yunan dış politikasını pasifize göstermeme niyetinde olduğu yorumlanabilir.
Türkiye’nin Mısır’la ilişkilerini yeniden canlandıracağını açıklaması da Atina’nın bu noktada elini zayıflatmış durumda. Zira Mursi yönetiminin devrilmesinin ardından Kahire’yle ilişkilerini sınırlayan Ankara, zaman içinde Mısır’la ilişkilerini düzeltti. Bölgenin güçlü ülkelerinden olan Mısır’ın Türkiye ile Akdeniz’de ortak çıkarlara sahip olarak hareket etmesi, bölgeden uzak bir coğrafyada bulunan Yunanistan’ın elini zayıflatabilir. Hali hazırda Atina’nın, Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Mısır ile yakın işbirliği devam etse de, bu durumun bilhassa Kahire ayağının sallantıya girmesi muhtemel.
Söz konusu ülkeler arasındaki iş birliği yalnızca diplomatik söylemlerle sınırlı kalmamış; Somut adımlar atılarak bölgede yeni bir ticaret ağı oluşturulması planlanmıştır. Buna en büyük örnek olarak EastMed Doğal Gaz Boru Hattı Projesi verilebilir. Eastmed Boru Hattı, karada ve denizde devam eden, Doğu Akdeniz kaynaklarını Kıbrıs ve Girit üstünden Yunanistan topraklarına ulaştırması beklenen doğalgaz boru hattı olarak dizayn edildi. Projeyle doğal gazın Yunanistan üzerinden İtalya’ya oradan da bütün Avrupa’ya aktarılması amaçlandı.
2020 yılında başlanan projenin 7 yıl içinde tamamlanması bekleniyordu. Ancak Türkiye bu boru hattının güzergahını Libya ile yaptığı MEB anlaşması alanlarını kapladığı için kabul etmedi. Eastmed Boru Hattı’nın geçirilmesi planlanan deniz sınırlarına hakim olarak bölgeye donanma birliklerini gönderdi. Ve organizasyon ortaklarından olan ABD, Türkiye ile yeni bir siyasi krizin başlamaması için projeden çekildi..
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ DOĞU AKDENİZ’DE CAYDIRICI POZİSYONDA
Doğu Akdeniz’de trilyonlarca metreküp keşfedilmemiş doğal gaz olduğu tahmin ediliyor. Gazın keşfedilip, dolaşıma sokulması bölge dışı aktörlerin de iştahını artıyor. Bugüne kadar bölgede Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı formüller denendi. Fakat hem sahada hem de diplomaside kararlı duruş, Ankara’nın içinde olmadığı politikaların başarısızlığa mahkum olacağını ispatlamış oldu. Nitekim Türk donanması ve diğer birlikler bölgedeki ülkelerin askeri olarak caydırabileceği bir konumda değil.
Yunanistan’ın Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar aracılığıyla diplomatik destek aradığı ve Türkiye’ye yaptırım uygulanmasını talep ettiği biliniyor. Ancak Ankara’nın Ukrayna Savaşı başta olmak üzere birçok konudaki arabulucu rolü ve uluslararası hukuka bağlı kalması Atina’nın elini bağlayan bir unsur. Ayrıca gerçekleştirilen silah satışı yaptırımlarına da Türkiye’nin yanıtı yerli ve milli savunma sanayi hamleleri oldu. Bu hamlelerle birlikte dünyada eşi ve benzeri az sayıda olan projeler gerçekleştirildi. Tüm bunların ışığında, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de “tek egemen” olma hayalini bir kenara bırakarak, Türkiye’nin de içinde bulunduğu uluslararası ortaklıklara adapte olması gerekiyor. Aksi halde EastMed projesinde olduğu gibi, gerçekleştirmeyi tasarladığı hedefler, Ankara tarafından haklı gerekçelerle “iptal edilebilir.”
]]>CRM altyapısıyla müşteriyi tanımanın pazarlama stratejilerinde önemli bir rolü olduğunu ifade eden Chippin CEO’su Sabri İnci, “22 yıllık CRM deneyimimizi Joyalty ürünümüzde bir araya getirdik. Joyalty firmalara sadakat programlarını hızlı bir şekilde hayata geçirme ve çok farklı kurgularda kampanyaları tek bir platform üzerinden uygulama imkânı sağlıyor. Başta perakendeciler olmak üzere bu altyapıdan özellikle gıda, kozmetik, giyim, yapı market, akaryakıt, dayanıklı tüketim, elektronik, turizm, restoran gibi çoklu ürün grupları olan firmalar faydalanabilir. Joyalty sağladığı esnek ve yönetimi kolay altyapısıyla pazarlama, CRM ve IT ekiplerini özgürleştiren bir ürün. Firmalar Joyalty’yle müşteri içgörülerini toplayabiliyor, müşteriye kişiselleştirilmiş teklifler sunabilyor. Üstelik Joyalty mevcut sistemlerle entegre olarak çalışabiliyor. Firmalar self servis ekranlarla ve yapay zekâ destekli yeni nesil veri analitiğiyle birden fazla kanalda, bütünleşik olarak kampanya ve sadakat program yönetimi yapabiliyor. Joyalty ile müşteri temas noktalarından topladıkları tüketici ve alışveriş verilerini merkezi bir veri tabanında toplayabiliyor. Bu sayede, markalar verilere tek ekrandan ulaşabiliyor, self servis kampanya yönetimi ekranlarından kurguladığı 150’den fazla kişiselleştirilmiş kampanyayı anlık olarak tüm kanallarda sunabilme kabiliyetini elde ediyor. Şablon iletişim kurgularıyla CRM manuel olmaktan çıkıyor, etkileşim aksiyonları hızlı ve kolay gerçekleşiyor” dedi.
Veriyi etkili kullanan yüzde 25’in üzerinde kar edebiliyor
Sadakat programlarıyla müşteri bağını aktif olarak kullanan markaların maliyet olarak da büyük kazanç sağladığını açıklayan İnci, “Birçok farklı kanaldan müşteriye ulaşmanın maliyetleri pazarlama alanında yüksek bütçeler gerektiriyor. 1 yeni müşteriyi kazanmak, mevcut müşteriyi elde tutmaya göre 5 kat daha pahalı. Global araştırmalar sadakat programı olan markaların olmayanlara göre yeni müşteri kazanım ve müşteri tutundurmada yüzde 88 oranında maliyet avantajı olduğunu gösteriyor. Verimlilik artışının yanında sadakat programlarına üye müşteriler, diğer müşterilere göre 2 kata kadar daha fazla harcama yapıyorlar. Firmaların sadakat ve kampanya yönetiminde pratik ve kolay aksiyon alabilmesini sağlayan Joyalty ile müşteri verisinin etkili yönetilmesine katkı sağlayarak müşteriyi doğru kampanyayla buluşturmanın önünü açıyoruz. Firmalar; sadakat ve kampanya yönetimini doğru yürüterek müşteri elde tutma oranında yüzde 5’lik bir artışla, karlılıkta yüzde 25’in üzerinde bir etkiye sahip olabiliyor” dedi.
Pratik ve hızlı kampanya yönetimi sağlıyor
Chippin; Joyalty ile sadakat yönetimi, kampanya yönetimi, hedef kitle yönetimi ve iletişime ek olarak analitik katmanlar sunarak firmaların pazarlama altyapılarını güçlendirmeyi hedefliyor. Joyalty sağladığı yapay zekâ tabanlı analitik modellerle; işletmelerin ürün önerileri, segmentasyon ve tahminsel modeller ile verilerini daha etkili kullanmasına yardımcı oluyor. Ayrıca doğru müşteriye kişiselleştirilmiş teklifler sunarak firmaların satışlarını artırmasına ve pazarlama bütçelerini daha efektif kullanmalarına katkı sağlıyor.
Hem ulusal ölçekteki markalara hem de KOBİ ve işletmelere operasyonel verimi yüksek, hızlı ve maliyeti düşük pazarlama ürünleri sunduklarını belirten İnci, “Tek bir platform üzerinden uçtan uca sadakat ve kampanya yönetimi gerçekleştirilmesine imkân sağlayan Joyalty, işletmelerin müşterilerine daha kişiselleştirilmiş teklifler sunarak etkileşimini artırmasında ve alışveriş bağını kuvvetlendirmesinde etkin rol oynuyor. Veriyi verimli kullanarak müşteriye özel stratejiler geliştirebilmek rekabette büyük avantaj yaratıyor. Joyalty ile sağladığımız altyapı hem müşteri sadakatini daha ileri seviyeye taşımaya hem de daha pratik ve kolay şekilde yeni müşteri kazanımına yardımcı oluyor. Chippin ile tüketici ve firmalar arasında kurduğumuz köprüyü; karmaşık veri kümelerini anlamlı bilgi bütününe dönüştüren Joyalty ile genişletiyor ve perakendeci ve müşteri arasındaki bağın güçlenmesine katkıda bulunuyoruz. Joyalty’nin sunduğu CRM hizmetleri halihazırda Türkiye’nin farklı sektörlerdeki lider markalarına hizmet veriyor. Vakko, Rossmann, Opet, Media Markt, Arçelik, Koçtaş, Tofaş gibi CRM referanslarına sahip olan Joyalty’nin CRM hizmetlerinden yılda yaklaşık 130 milyon işlem geçiyor. Joyalty’yle hizmet verdiğimiz portföy ağımızı genişletmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.
]]>KONTENJAN DAĞILIMI NEDİR?
1 Harita Mühendisi,
1 Bilgisayar Mühendisi,
13 Büro Memuru (Genel),
2 Kimya Mühendisi,
1 Avukat,
11 Uzman Yardımcısı (Genel),
92 Diğer Teknisyen ve Teknikerler,
2 Ambar/Depo Görevlisi,
2 Harita Teknisyeni,
1 Muhasebe Meslek Elemanı,
4 Malzeme Planlama Elemanı,
6 Baş Laborant/Kimya Laboratuvarı Sorumlusu,
2 Lojistik Meslek Elemanı,
6 Petrol ve Doğal Gaz Mühendisi,
4 Makine Mühendisi,
2 Elektrik-Elektronik Mühendisi.
BAŞVURU ŞARTLARI NELER?
Harita Mühendisi Alımı Şartları:
Üniversitelerin Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği, Harita Mühendisliği ya da Geomatik Mühendisliği Lisans programlarından birinden mezun olmak
Bilgisayar Mühendisi Alımı Şartları:
Üniversitelerin Bilgisayar Mühendisliği Lisans programından mezun olmak
Büro Memuru (Genel) Alımı Şartları:
Üniversitelerin; Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı, Büro Hizmetleri ve Sekreterlik, Büro Hizmetleri ve Yönetici Asistanlığı, Büro Yönetimi, Büro Yönetimi ve Sekreterlik, Ofis Teknolojileri ve Yönetimi, Sekreterlik, Yönetici Asistanlığı ve Ofis Yönetimi, Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik, İnsan Kaynakları Yönetimi, İnsan Kaynakları, Personel Yönetimi, İşletme, İşletmecilik, İşletme Yönetimi, Genel İşletme, Endüstriyel Yönetim, Girişimcilik ve Proje Yönetim, Girişimcilik ve Proje Yönetim Asistanlığı, İş İdaresi, Sevk ve İdare, Ticaret ve Yönetim, Yöneticilik, Yönetim, Yönetim Bilimleri Ön Lisans (MYO) programından birinden mezun olmak.
Avukat Alımı Şartları:
Üniversitelerin Hukuk Fakültesi lisans programdan mezun olmak
Uzman Yardımcısı (Genel) Alımı Şartları:
Üniversitelerin İşletme, İktisat, Kamu Yönetimi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi lisans programının birinden mezun olmak
Diğer Teknisyen ve Teknikerler Alımı Şartları:
Üniversitelerin; İnşaat Teknolojisi, Altyapı, İnşaat, İnşaat Teknikerliği, Yapı Tesisat Teknolojisi, Yapı Donatım Teknolojisi, Yapı Donatımı Teknolojisi, Yapı, Sıhhi Tesisat, Tesisat Teknolojisi, İnşaat Yapı, Yapı İnşaat Ön Lisans (MYO) programından mezun olmak.
Ambar/Depo Görevlisi Alımı Şartları:
Üniversitelerin Makine, Motor, İş Makineleri, Makine Metep, Makine Teknisyenliği, Makine Yağları ve Yağlama Teknolojisi, Talaşlı Üretim, Talaşsız Şekillendirme, Termik Santral Makineleri, Tesviye, Motor Otomotiv, Oto Elektrik-Elektronik, Oto Elektrik ve Elektroniği, Oto Motor Teknolojileri, Otobüs Tamir ve Bakım, Otomotiv, Otomotiv Endüstrisi, Otomotiv Metep, Otomotiv Satış Sonrası Hizmet, Otomotiv Tasarım ve İmalat, İşletme, İşletmecilik, İşletme Yönetimi, Genel İşletme Ön Lisans (MYO) programından birinden mezun olmak,
Harita Teknisyeni Alımı Şartları:
Üniversitelerin; Harita ve Kadastro, Harita Kadastro, Harita, Harita Teknikerliği, Harita ve Maden Ölçme Ön Lisans (MYO) programından birinden mezun olmak
Muhasebe Meslek Elemanı Alımı Şartları:
Üniversitelerin; Muhasebe ve Vergi Uygulamaları, Bilgisayar Destekli Muhasebe, Bilgisayarlı Muhasebe, Bilgisayarlı Muhasebe ve Vergi Uygulamaları, İşletme Muhasebe, Muhasebe, Muhasebe ve Finans, Muhasebe ve Finansman, Muhasebe ve Uygulamaları Ön Lisans (MYO) programından birinden mezun olmak
Malzeme Planlama Elemanı Alımı Şartları:
Üniversitelerin; Makine, Motor, İş Makineleri, Makine Metep, Makine Teknisyenliği, Makine Yağları ve Yağlama Teknolojisi, Talaşlı Üretim, Talaşsız Şekillendirme, Termik Santral Makineleri, Tesviye, Motor Otomotiv, Oto Elektrik-Elektronik, Oto Elektrik ve Elektroniği, Oto Motor Teknolojileri, Otobüs Tamir ve Bakım, Otomotiv, Otomotiv Endüstrisi, Otomotiv Metep, Otomotiv Satış Sonrası Hizmet, Otomotiv Tasarım ve İmalat, Elektrik, Elektrik Teknolojisi, Elektrik Makineleri Bakım ve Onarımı, Elektrik Makine Tamir ve Bakım, Endüstriyel Elektrik, Elektronik Teknolojisi, Deniz Elektroniği, Elektrik ve Elektronik Teknolojisi, Elektrik-Elektronik, Elektrik-Elektronik Teknikerliği, Elektronik, Elektronik Yüksek Teknisyenliği, Endüstriyel Elektronik, Endüstriyel Elektronik Teknikerliği, Endüstriyel Elektronik Teknolojisi, Metalurji, Metalografi ve Malzeme Muayenesi, Metal İşleri, Metalurji ve Malzeme, Metalurji Malzeme Ön Lisans (MYO) programından birinden mezun olmak.
Baş Laborant/Kimya Laboratuvarı Sorumlusu Alımı Şartları:
Üniversitelerin; Kimya, Kimya Teknolojisi, Rafineri ve Petrokimya Teknoloji, Petrokimya, Rafineri, Rafineri-Petrokimya, Rafineri ve Petrokimya Ön Lisans (MYO) programından birinden mezun olmak.
Lojistik Meslek Elemanı Alımı Şartları:
Üniversitelerin; Lojistik, Lojistik Yönetimi, Uluslararası Lojistik, Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik, Kargo, Kargo Hizmetleri, Uluslararası Taşımacılık ve Yönetimi, Bankacılık ve Sigortacılık, Banka ve Sigorta Yönetimi, Bankacılık, Bankacılık ve Finans, Sigortacılık, Bankacılık Sigortacılık, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı, Büro Hizmetleri ve Sekreterlik, Büro Hizmetleri ve Yönetici Asistanlığı, Büro Yönetimi, Büro Yönetimi ve Sekreterlik, Ofis Teknolojileri ve Yönetimi, Sekreterlik, Yönetici Asistanlığı ve Ofis Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi, İnsan Kaynakları, Personel Yönetimi, İşletme, İşletmecilik, İşletme Yönetimi, Genel İşletme, Endüstriyel Yönetim, Girişimcilik ve Proje Yönetim, Girişimcilik ve Proje Yönetim Asistanlığı, İş İdaresi, Sevk ve İdare, Ticaret ve Yönetim, Yöneticilik, Yönetim, Yönetim Bilimleri Ön Lisans (MYO) programından birinden mezun olmak.
Petrol ve Doğal Gaz Mühendisi Alımı Şartları:
Üniversitelerin Petrol veya Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği Lisans programından mezun olmak.
Makine Mühendisi Alımı Şartları:
Üniversitelerin Makine Mühendisliği Lisans programından mezun olmak
Elektrik-Elektronik Mühendisi Alımı Şartları:
Üniversitelerin Elektrik-Elektronik Mühendisliği Lisans programından mezun olmak
BAŞVURULAR İŞKUR ÜZERİNDEN YAPILACAK!
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı personel alımı başvuruları 9 – 13 Mayıs 2024 tarihleri arasında online olarak İŞKUR üzerinden yapılacaktır. Başvuru yapacak adaylar aşağıda yer alan görsellerdeki ilan numaraları ile başvuru işlemlerini gerçekleştirebilir.
BAŞVURU YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ!
Irak hükümeti, Ankara ile gerçekleştirilen bir dizi görüşmeler ve diplomatik temaslardan sonra kritik bir karar aldı.
Petrol Bakan Yardımcısı Besim Muhammed, geçtiğimiz yıllarda peşmergenin çıkartıldığı Kerkük başta olmak üzere birçok sahada üretilen petrolü Adana Ceyhan’a ulaştıran boyu hattını ay sonuna kadar onaracaklarını belirtti.
Bu çerçevede Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’na yeniden işlerlik kazandırılması planlanıyor.
Planın işlemesi durumunda Türkiye’ye günde 350 bin varil petrol gönderilme kapasitesi oluşmuş olacak.
Bağdat yönetimi, Irak Kürt Bölgesi yönetiminin yabancı şirketlerle anlaşarak üretim paylaşımı yapmasına karşı çıkıyor.
Bir süredir kapalı olan Kerkük-Ceyhan boru hattına alternatif belirlendi.
Uzun süredir kullanım dışı olan önemli bir petrol boru hattını Türkiye’nin kullanımına açma kararı aldı.
Söz konusu hattan akışın, terör örgütü DEAŞ’ın saldırıları sonrası 2014 yılında büyük hasar görmüş ve akış durdurulmuştu.
Bakan Muhammed, depolama tesisleriyle birlikte büyük bir ham petrol pompa istasyonunun tamamlandığını duyurdu.
Boru hattının yapılacak hummalı çalışma ile bu ay sonuna kadar akışları yeniden başlatmaya hazır olacağını aktardı.
KERKÜK-CEYHAN BORU HATTINDA KRİZ ÇIKMIŞTI!
Irak’ta bulunan bir tahkim mahkemesi, Bağdat’ın izni olmadan yarı özerk Kürt bölgesinden petrol ihracatını kolaylaştıran 1973 tarihli bir anlaşmanın hükümlerini ihlal ettiğine karar vermiş
Sevkiyat 25 Mart 2023 tarihinde durdurulmuştu. Türkiye, IKBY ve ile hükümetin farklı taleplerde bulunması nedeniyle, yeniden başlatmaya yönelik müzakereler sekteye uğramıştı.
Bağdat’ın yaptığı hamle, bölgesel Kürt yönetimi kadar Rusya’yı da rahatsız edecek cinsten.
Bölgesel Kürt yönetiminin hattının bir bölümüne Rus petrol şirketi Rosneft sahip.
Rus şirketin bu noktada varil başına 6 dolar geçiş ücreti ödemesi yönündeki talebi olduğu ifade ediliyor.
Irak yönetiminin ise bu talebi reddettiği aktarılıyor.
Bağdat yönetimi, IKBY ile Rosneft arasındaki anlaşmanın yasa dışı olduğunu değerlendiriyor. Ve bu durumun geçerli Irak yasalarının ihlali olduğunu düşünüyor.
Konu, IKBY yetkililerine iletildi. Kerkük-Ceyhan boru hattı, Kuzey Irak sınırındaki Fish-Habur’a akıyor; buradan petrol Türkiye’ye giriyor ve Akdeniz kıyısındaki Ceyhan limanına pompalanıyordu.
İHRACAT ANLAŞMASININ UZATILMASI PLANLANIYOR
İki Iraklı petrol yetkilisi ve hükümetin enerji danışmanı, Bağdat ile Ankara arasında Irak-Türkiye petrol boru hattı operasyonlarına ilişkin anlaşmanın 2010 yılında 15 yıl süreyle uzatıldığını açıkladı. Bu durumda anlaşma gelecek yıl sona eriyor.
Eski boru hattındaki faaliyetlerin yeniden başlatılması, anlaşmasının uzatılmasına yönelik görüşmelerin bir parçası olarak ifade ediliyor.
Bu gelişmelerin, Ankara ile Bağdat arasında yoğun diplomasi trafiği yaşanan dönemde olması dikkat çekici.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ay Irak’ı ziyaret etmesi bekleniyor.
Söz konusu hat, faaliyet gösterdiği dönemde küresel arzın %0,5’ini karşılıyordu.
Bağdat’taki federal hükümetin attığı adım, petrol şirketleriyle yapılacak anlaşmaların başlangıcı olarak yorumlanıyor.
Ve yaşanacak gelişmelerin neredeyse tamamı petrol gelirine dayanan bölgesel yönetimi öfkelendirebileceği ifade ediliyor.
TERÖRLE ORTAK MÜCADELE ŞART
Irak yönetiminin art arda attığı adımlar, son yıllara göre oldukça şahin bir noktaya evrilmiş durumda.
İran ile iyi ilişkiler benimsemeye devam eden yeni yönetim ayrıca bağımsızlığını kırmızı çizgi olarak görüyor.
Bu anlamda önceki hükümetlerden farklı. Dolayısıyla, Türkiye ile gelişen ilişkilerin, başta terör örgütü PKK ve DEAŞ olmak üzere, Türkiye ve Irak karşıtı yapıların hedefi olması beklenebilir.
Bu doğrultuda iki ülkenin aldığı ortak güvenlik kararını sahada uygulaması büyük bir öneme sahip. Zira hatlara yapılacak sabotaj eylemlerinin engellenmesinin tek yolu, koordineli hareket olarak gözüküyor.
Bu durumda Türkiye’nin operasyon yapmayı planladığı güvenli hattın haricinde bulunan militanların da Irak’ta rahatça gezmelerine izin verilmemesi gerekiyor.
Nitekim şuanda Sincar halen PKK terör örgütü kontrolünde ve Irak hükümeti bu konuda somut bir adım atmıyor.
Haber7 – ÖZEL
Her programda İstanbul’un en öncelikli meselesinin deprem olduğunu ifade eden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, belediyenin devasa bütçesine rağmen deprem bütçesini 5 yılda bütçenin %5’ini aşan rakamlardan, %1 seviyelerine düşürdü. İstanbul’da deprem bütçesini AK Parti dönemine kıyasla her yıl düşüren İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetiminin, beklenen büyük İstanbul depremine karşı herhangi bir önlem almadığı bir kez daha gözler önüne serildi.
Konserlere ve festivallere 1 yılda 3 milyar 70 milyon TL, reklam ve tanıtımlara 1 milyar 822 milyon TL harcayarak eğlence alanına toplamda 4 milyar 892 milyon TL bütçe ayıran CHP’li İBB yönetimi 2024 yılı bütçe planlamasında depreme 4 milyar 249 milyon 969 bin TL ayırdı. CHP’li İBB Başkanı’nın 213 milyar 500 milyon TL’lik İBB bütçesini nereye harcadığı ise merak konusu.
YÖNETİM CHP’YE GEÇİNCE DÜŞÜŞ BAŞLADI
AK Parti dönemi olan 2018 yılında bütçenin deprem oranı %5,08 iken yıllar içinde İBB yönetiminin değişmesi ile bu oranda büyük bir düşüş yaşandı. 2019 yerel seçim döneminde 23 milyar 800 milyon TL olan İBB bütçesinden depreme 1 milyar 18 milyon 921 bin TL ayrıldı. 2019 yılının bütçe planlamasında %4,28’i depreme ayrılırken seçim sonrası yönetimin CHP’ye geçmesi ile bu oran %1’lere düştü.
2020 yılında 25 milyar 850 milyon TL olan İBB bütçesinin yalnızca 347 milyon 623 bin TL’si Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’na tahsis edilerek bütçenin sadece %1,34’ü depreme ayrıldı. Her fırsatta deprem vurgusu yapan CHP’li İBB Başkanı İmamoğlu yönetiminde yaşanan bu skandal her yıl daha da düşürülmeye devam etti. 2021 yılında 28 milyar 900 milyon TL’lik İBB bütçesinin 438 milyon 299 bin TL’si depreme ayrıldı. %1’lere düşen bu oran 2024 yılı bütçe planlamasına da yansıdı.
213 MİLYARIN %1’İ DEPREME!
Seçim döneminde depreme yönelik, ‘İstanbul’un en önemli meselesi depremdir. Rüyalarımda bile görüyorum. Göreve gelir gelmez depreme yönelik çalışmaları başlatacağız’ diyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, göreve geldikten sonra 2019 yılında AK Parti yönetimindeki 1 milyar 18 milyon TL olan Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme bütçesinde yüzde 65 kırıma gitti. 2024 bütçe planlamasına da yansıyan ‘deprem’ konusu, seçime günler kala tartışmalara yol açtı.
213 milyar 500 milyon TL olarak belirlenen 2024 yılı İBB bütçesinin yalnızca %1,99’u depreme ayrıldı. Devasa İBB bütçesinden, Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’na 4 milyar 249 milyon 969 bin TL tahsis edildiği ortaya çıktı. CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun başkanlığı süresince kademeli olarak düşürülen deprem bütçesi son 5 yılda % 1,5 seviyelerinde geriledi. Reklam ve algı yönetimiyle bilinen CHP’li İBB Başkanı’nın 213 milyar 500 milyon TL’lik İBB bütçesini nereye harcadığı ise merak konusu.
|
|
İBB BÜTÇESİ |
DEPREM BÜTÇESİ |
BÜTÇENİN DEPREM ORANI |
|
2018 |
20.100.000.000 |
1.022.295.500 |
%5,08 |
|
2019 |
23.800.000.000 |
1.018.921.000 |
%4,28 |
|
2020 |
25.850.000.000 |
347.623.000 |
%1,34 |
|
2021 |
28.900.000.000 |
438.299.000 |
%1,51 |
|
2022 |
43.650.000.000 |
1.004.664.000 |
%2,30 |
|
2023 |
115.250.000.000 |
2.367.951.000 |
%2,05 |
|
2024 |
213.500.000,00 |
4.249.969.000 |
%1,99 |
Haber7 – ÖZEL
Her programda İstanbul’un en öncelikli meselesinin deprem olduğunu ifade eden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, belediyenin devasa bütçesine rağmen deprem bütçesini 5 yılda bütçenin %5’ini aşan rakamlardan, %1 seviyelerine düşürdü. İstanbul’da deprem bütçesini AK Parti dönemine kıyasla her yıl düşüren İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetiminin, beklenen büyük İstanbul depremine karşı herhangi bir önlem almadığı bir kez daha gözler önüne serildi.
Konserlere ve festivallere 1 yılda 3 milyar 70 milyon TL, reklam ve tanıtımlara 1 milyar 822 milyon TL harcayarak eğlence alanına toplamda 4 milyar 892 milyon TL bütçe ayıran CHP’li İBB yönetimi 2024 yılı bütçe planlamasında depreme 4 milyar 249 milyon 969 bin TL ayırdı. CHP’li İBB Başkanı’nın 213 milyar 500 milyon TL’lik İBB bütçesini nereye harcadığı ise merak konusu.
YÖNETİM CHP’YE GEÇİNCE DÜŞÜŞ BAŞLADI
AK Parti dönemi olan 2018 yılında bütçenin deprem oranı %5,08 iken yıllar içinde İBB yönetiminin değişmesi ile bu oranda büyük bir düşüş yaşandı. 2019 yerel seçim döneminde 23 milyar 800 milyon TL olan İBB bütçesinden depreme 1 milyar 18 milyon 921 bin TL ayrıldı. 2019 yılının bütçe planlamasında %4,28’i depreme ayrılırken seçim sonrası yönetimin CHP’ye geçmesi ile bu oran %1’lere düştü.
2020 yılında 25 milyar 850 milyon TL olan İBB bütçesinin yalnızca 347 milyon 623 bin TL’si Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’na tahsis edilerek bütçenin sadece %1,34’ü depreme ayrıldı. Her fırsatta deprem vurgusu yapan CHP’li İBB Başkanı İmamoğlu yönetiminde yaşanan bu skandal her yıl daha da düşürülmeye devam etti. 2021 yılında 28 milyar 900 milyon TL’lik İBB bütçesinin 438 milyon 299 bin TL’si depreme ayrıldı. %1’lere düşen bu oran 2024 yılı bütçe planlamasına da yansıdı.
213 MİLYARIN %1’İ DEPREME!
Seçim döneminde depreme yönelik, ‘İstanbul’un en önemli meselesi depremdir. Rüyalarımda bile görüyorum. Göreve gelir gelmez depreme yönelik çalışmaları başlatacağız’ diyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, göreve geldikten sonra 2019 yılında AK Parti yönetimindeki 1 milyar 18 milyon TL olan Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme bütçesinde yüzde 65 kırıma gitti. 2024 bütçe planlamasına da yansıyan ‘deprem’ konusu, seçime günler kala tartışmalara yol açtı.
213 milyar 500 milyon TL olarak belirlenen 2024 yılı İBB bütçesinin yalnızca %1,99’u depreme ayrıldı. Devasa İBB bütçesinden, Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’na 4 milyar 249 milyon 969 bin TL tahsis edildiği ortaya çıktı. CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun başkanlığı süresince kademeli olarak düşürülen deprem bütçesi son 5 yılda % 1,5 seviyelerinde geriledi. Reklam ve algı yönetimiyle bilinen CHP’li İBB Başkanı’nın 213 milyar 500 milyon TL’lik İBB bütçesini nereye harcadığı ise merak konusu.
|
|
İBB BÜTÇESİ |
DEPREM BÜTÇESİ |
BÜTÇENİN DEPREM ORANI |
|
2018 |
20.100.000.000 |
1.022.295.500 |
%5,08 |
|
2019 |
23.800.000.000 |
1.018.921.000 |
%4,28 |
|
2020 |
25.850.000.000 |
347.623.000 |
%1,34 |
|
2021 |
28.900.000.000 |
438.299.000 |
%1,51 |
|
2022 |
43.650.000.000 |
1.004.664.000 |
%2,30 |
|
2023 |
115.250.000.000 |
2.367.951.000 |
%2,05 |
|
2024 |
213.500.000,00 |
4.249.969.000 |
%1,99 |
1-) DİJİTAL MEDYA UZMANI BAŞVURU ŞARTLARI
Lisans mezunu, tercihen (İİBF, İletişim Fakültesi vb.), diğer ilgili lisans bölümleri,
İyi düzeyde İngilizce bilgisi olan (okuma, yazma ve konuşma),
Tercihen ilgili alanda en az 3 yıl deneyim sahibi,
Kurumsal sosyal medya yönetimi bilgisi ve deneyimi,
Canva, Capcut ve İos görsel işitsel uygulamalarını iyi derecede kullanabilen,
Lightroom, Snapseed gibi mobil görsel tasarım programları konusunda tecrübeli,
Dijital, sosyal ve mobil dünyanın dinamiklerini bilen, gelişmeleri takip eden,
Sosyal Medya trendlerini takip eden ve kendini sürekli güncel tutan,
Dijital medya planlama ve sosyal medya reklam yönetimi hakkında tecrübeli,
Instagram, Facebook, Tiktok, Youtube, vb. platformlarda içerik paylaşım tecrübesi olan,
İnfluencer marketing ve Performance Marketing hakkında tecrübeli,
Sosyal medya platformlarının teknik özelliklerine hâkim,
Kurumsal sosyal medya yönetimi bilgisi ve deneyimi,
İş birliği ve takım çalışmasına yatkın,
Etik kurallara uyan,
Etkili İletişim becerisine sahip,
Planlama ve organizasyon yeteneği gelişmiş,
Zamanı etkin kullanabilen ve sonuç odaklı,
Dokümantasyon ve raporlama bilgisi olan,
Değişime açık, kavramsal düşünme yeteneği gelişmiş,
Askerlik hizmetini tamamlamış veya en az 1 yıl tecilli (erkek adaylar için)
Seyahat engeli bulunmayan,
Tercihen B sınıfı sürücü belgesine sahip aktif araç kullanabilen.
GÖREV TANIMI
Dijital Medya Yönetimi
Türk Kızılay dönemsel, kısa, orta ve uzun vadeli stratejilerin belirlenmesine katkı sağlanması,
Dijital medya kanallarının stratejisinin belirlenmesi çalışmalarında görev alınması,
Dijital medya içerik yönetiminin yapılmasının/yaptırılmasının sağlanması,
Dijital medya kanallarının takibi ve anlık aksiyon alınmasının sağlanması,
İçerik Yönetimi ve Marka Denetimi
Marka varlıklarının kullanımına ilişkin düzenli/anlık uyum denetimlerinin gerçekleştirilmesinin sağlanması,
Marka İletişimi Yönetimi
Kurumsal Marka performansının ve iletişim kanallarının performansının ölçümlenmesi ve raporlanmasının sağlanması,
360 Derece İtibar Yönetimi
Lider iletişim taleplerinin iletilmesi,
Lider İletişimi planlamasının gerçekleştirilmesinin sağlanması,
Proaktif iletişim danışmanlığının gerçekleştirilmesinin sağlanması,
Kriz iletişimi ve itibar yönetimine konu olabilecek maddelerin Türk Kızılay İletişim Merkezine taşınması,
Kampanya Yönetimi
Kurum içi ve dışında kampanya iletişim çalışmalarının ilgili İş Ortakları koordinasyonunda gerçekleştirilmesinin sağlanması,
Gönüllülük Platformlarının Yönetimi
Gönüllü platformlarının iletişimi süreçlerinin yönetilmesi, izlenmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi süreçlerine katkı sağlanması.
Dijital Medya Uzmanı Başvuru Ekranı
Lisans mezunu, tercihen(İİBF, İletişim Fakültesi vb.), diğer ilgili lisans bölümleri,
İyi düzeyde İngilizce bilgisi olan(okuma, yazma ve konuşma),
İyi düzeyde MS Office ve Office 365Uygulamaları bilgisi olan,
Tercihen ilgili alanda en az 3 yıl deneyim sahibi,
İmaj – marka – iletişim yönetimi bilgisine sahip,
Protokol uygulamaları bilgisi olan,
Halkla ilişkiler yaklaşımına sahip,
Medya platform bilgisi olan,
Medya ve iletişim stratejisine sahip,
İş birliği ve takım çalışmasına yatkın,
Etik kurallara uyan,
Etkili İletişim becerisine sahip,
Planlama ve organizasyon yeteneği gelişmiş,
Zamanı etkin kullanabilen ve sonuç odaklı,
Dokümantasyon ve raporlama bilgisi olan,
Değişime açık, kavramsal düşünme yeteneği gelişmiş,
Askerlik hizmetini tamamlamış veya en az 1 yıl tecilli (erkek adaylar için),
Seyahat engeli bulunmayan,
Tercihen B sınıfı sürücü belgesine sahip aktif araç kullanabilen.
GÖREV TANIMI
Medya Yönetimi
· Türk Kızılay dönemsel,kısa, orta ve uzun vadeli medya ile ilişkiler stratejilerinin belirlenmesiKonvansiyonel medya kanallarının stratejisinin belirlenmesi için gerekliçalışmaların sağlanması,
· Basın Bülteni ve basın açıklamalarının içerik kontrolünün yapılması / bilgi notu hazırlanmasının sağlanması,
· Kurumsal PR aktivitelerinin gerçekleştirilmesinin organize edilmesi,
· İletişim ajansı ile yıllık ve dönemlik planların hazırlanması ve yürütülmesinin organizasyonu,
360 Derece İtibar Yönetimi
· Lider iletişim taleplerinin iletilmesinin sağlanması,
· Lider İletişimi planlamasının gerçekleştirilmesinin sağlanması,
· Proaktif iletişim danışmanlığının gerçekleştirilmesi,
· Meydana gelen krizin etki analizlerinin; ilgili durumlarda Dernek paydaşlarının dahil edilerek gerçekleştirilmesi ve iletişim planının hazırlanmasının sağlanması,
· Türk Kızılay markasını olumsuz etkileyecek olası krizleri öngörerek proaktif olarak, ilgili durumlarda Dernek paydaşlarının dahil edilerek kriz iletişim planlamalarının yapılmasının organize edilmesi,
· Kriz iletişimi ve itibar yönetimin ekonu olabilecek maddelerin Türk Kızılay İletişim Merkezine taşınması,
· Tüm yapılarla iletişim kurularak olası kriz başlıklarının düzenli olarak hazırlanması,
· Kriz İletişim planlarının hazırlanması ve yaygınlaştırılması,
· Kriz iletişim eğitimlerinin içeriklerinin hazırlanması ve yaygınlaştırılması.
Stratejik İletişim Uzmanı Başvuru Ekranı
]]>