ISS, tartışmasız en iddialı, kesinlikle en maliyetli uzay mühendisliği parçalarından biridir. 24 yıllık faaliyeti boyunca bilimsel ilerlemeler sağlamış, tartışma oluşturmuş ve yatıştırmayı amaçladığı türden jeopolitik gerilimlerin odak noktası olmuştur.
İSTASYON 15 ÜLKENİN ORTAKLIĞINDA
Bugün, yörünge istasyonunu işleten 15 ortak ülke, 2030’da hizmetten ayrıldığında onunla ne yapacakları sorunuyla karşı karşıya.
Bazıları onu korumak veya diğer görevler için kurtarmak için bir yol bulmayı önerse de acı gerçek şu ki yörüngede 30 yıl geçirmek ISS’yi oldukça kötü bir durumda bırakmış olacak.
Bileşenlerinin çoğunun yıpranmış veya modası geçmiş olması bir yana, yapısal elemanları termal, burulma ve gelgit yorgunluğundan çok kötü etkileniyor. Eğer yenilenebilseydi, var olmayan bir kuru havuzun hizmetlerine ihtiyaç duyacaktı.
Ayrıca, yaklaşık otuz yıldır yerleşim yeri olarak kullanılması, istasyonun yaşam alanı modüllerinin çoğunun bakımsız kalmasına neden olmuş.

OLDUĞU YERDE KALAMAZ
Yaklaşık 250 mil (400 km) yükseklikte yörüngesi çok dengesizdir ve yörüngesi sürekli olarak bozulmaktadır. Gerçekçi olarak, daha yüksek bir yörüngeye yükseltilemez çünkü bu, var olmayan bir itme sistemi tarafından sağlanan çok fazla enerji gerektirir ve yapısının bu manevraya dayanabileceği şüphelidir.
Bu, Dünya atmosferine kontrollü bir yeniden giriş sağlar ve bu da yanmasına ve kalan enkazın Güney Pasifik’in ücra, ıssız bir bölgesine düşmesine olanak tanır.
Bu, programın ilk günlerinden itibaren anlaşılmıştı ve ilk fikir, iş için üç Rus Progress kargo uzay aracı kullanmaktı, ancak ABD ile Rusya arasındaki ilişkiler ve teknik hususlar bunu masadan kaldırdı.

YÖRÜNGEDEN ÇIKARMAK İÇİN SPACEX’TEN YARDIM ALINACAK
Yeni plan, yörüngeden çıkma işlemini gerçekleştirmek için SpaceX’ten özel olarak yapılmış bir USDV uzay aracı kullanmak. ISS’yi yörüngeden çıkarmak için frene basmak kadar basit bir şey değil.
Yörünge mekaniği oldukça karmaşıktır ve istasyon, parametrelerin dikkatlice kontrol edildiği dairesel bir yörüngede tutulmalıdır. Bu, yörüngeden çıkmak için kullanılan her türlü cihazın çok hassas olması gerektiği anlamına gelir.
Yörüngeden çıkmaya yalnızca birkaç yıl kaldığı için NASA ve SpaceX, geliştirmeyi hızlandırmak için mevcut tasarımları, teknolojileri ve hazır bileşenleri kullanmayı tercih etti.
Uzay ajansının USDV’nin son yeniden girişten 18 ay önce ISS’ye yanaşmasını istemesi nedeniyle zaman özellikle kısa.

SPACEX KAPSÜLÜNÜN İTME GÜCÜ KULLANILACAK
USDV, temelde, standart varyantın altı katı itici ve dört katına kadar itme gücüyle donatılmış, güçlendirilmiş bir servis modülüne sahip bir Dragon kapsülüdür. Fikir, ISS’nin yörüngesi birkaç yıl içinde azaldıkça doğal olarak irtifasını düşürmesine izin verilmesi ve USDV’nin yörünge laboratuvarını istenen yörüngede tutmak için periyodik rota düzeltmeleri sağlamasıdır.
İstasyonun ömrünün son haftasında, araç onu son yeniden girişe koymak için bir dizi yanma gerçekleştirecektir.
ISS hizmet dışı kaldıktan sonra ABD politikası, çeşitli şirketler tarafından geliştirilmekte olan yeni nesil ticari karakollarda zaman ve alan satın almaya geçmektir.
Bu karakollar gecikirse, ABD Yörüngeden Çıkarma Aracı (USDV) ayrıca önümüzdeki on yılda bir uzay istasyonu boşluğunu önlemek için istasyonun ömrünü uzatmak için de kullanılabilir.
Bu projeye yıllardır emek veren bütün araştırmacılara, mühendislere, Türksat’ın, TÜBİTAK’ın, TUSAŞ’ın, ASELSAN’ın, C-Tech’in bütün çalışanlarına teşekkür eden Kacır, Türkiye’nin uzay yolculuğunun 40 yıllık bir hayal olduğunu, 1985’te Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Yerleşkesi’nde TÜBİTAK ve ODTÜ arasında imzalanan bir protokolle Ankara Elektronik Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nün kurulduğunu anımsattı.

O yıllarda Türkiye’nin kendi uydularını geliştirmesinin aslında planlarının yapılmaya başlandığını aktaran Kacır, “Fakat maalesef 80’li ve 90’lı yıllar Türkiye’de dönem dönem siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkların yaşandığı ve nihayetinde Türkiye’nin uzay yarışında dünya çapında işler ortaya koyma imkanı bulamadığı yıllar oldu. Ta ki 2000’lere kadar. 2000’li yıllardan sonra Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Türkiye, kendi uydularını geliştirebilen, üretebilen ve kendi uydularından istifade edebilen bir ülke olabilmek adına peşi sıra pek çok başarılı projeyi hayata geçirdi. BİLSAT, RASAT, GÖKTÜRK ve geçtiğimiz yıl uzaya gönderdiğimiz yüksek çözünürlüklü görüntüleme uydumuz İMECE’yle, özellikle görüntüleme uydularında muazzam bir yerli kabiliyet elde ettik.” ifadesini kullandı.

“Önemli bir kabiliyeti bize getirmiş oldu”
Kacır, haberleşme uydularını geliştirmenin, görüntüleme uydularıyla mukayese edildiğinde daha iddialı ve ileri bir hedef olduğunu dile getirdi.
Daha önceki haberleşme uydularını yurt dışından temin eden Türkiye’nin Türksat 6A ile ilk kez kendi haberleşme uydusunu kendi ekiplerinin geliştirmeleriyle, tasarımlarıyla ürettiğini ve nihayetinde uzaya gönderdiğini vurgulayan Kacır, şöyle devam etti:
“Türksat 6A, Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği en yüksek kıymete sahip teknoloji platformu, teknoloji ürünüdür. Türksat 6A ile Türkiye artık kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri haline gelmiştir. Türksat 6A’nın geliştirilme süreci boyunca 23 farklı çeşitte 84 ekipmanı yerli olarak ürettik. 396 çevresel ve fonksiyonel testi kendi merkezimizde TUSAŞ Yerleşkesi’nde bulunan USET Merkezi’nde kendi imkanlarımızla başarıyla tamamladık. Nihayetinde Türksat 6A’da yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranı yakaladık. Türksat 6A’nın da dahil olmasıyla birlikte artık Türksat haberleşme uydularının kapsama alanı dünya nüfusunun yaklaşık 5 milyarının yaşadığı coğrafyalara erişme imkanına kavuşmuş olduk. Özellikle Hindistan, Endonezya, Malezya ve Tayland, Türksat 6A ile birlikte Türksat haberleşme uydularının kapsama alanına dahil oldu. Türksat 6A’da yaşadığımız ilklerden en önemlisi belki de yörünge transferlerini kendi ekiplerimizin kabiliyetleriyle yapabilmekti. Çünkü bu yetkinlik, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda geliştireceği yeni uydu ve uzay sistemlerinde, yeni projelerinde değerlendireceğimiz önemli bir kabiliyeti bize getirmiş oldu.”

Türksat 6A, nihai görev yörüngesinde
Türksat 6A’yı 9 Temmuz’da uzaya gönderdiklerini anımsatan Kacır, “Fırlatmanın 67. dakikasında ekiplerimiz uydudan ilk sinyali aldı. İlk sinyalden yaklaşık bir saat sonra uyduya ilk komutu yine ekiplerimiz göndermiş oldu. Daha sonra yine ekiplerimiz tarafından gönderilen komutla önemli aşamalardan biri olarak kabul ettiğimiz güneş panellerinin açılışını gerçekleştirmiş olduk.” dedi.
Kacır, 10-12-14 ve 16 Temmuz’da dört farklı ateşleme yaparak uydunun roketten ayrıldıktan sonra hareket etmekte olduğu 300 kilometre ve 70 bin kilometre arasındaki eliptik yörüngeden adım adım nihai görev yörüngesi olan 35 bin 786 kilometrelik dairesel yörüngeye transfer ettiklerini hatırlatarak, şu bilgileri verdi:
“Transfer işlemlerinin sonuncusuna da birlikte şahitlik etmiş olduk. 5 dakika 22 saniye süren ateşleme ile artık Türksat 6A, nihai görev yörüngesi olan 35 bin 786 kilometre irtifadaki dairesel yörüngeye yerleşti. Şimdi önümüzdeki aylarda yaklaşık 50 derecelik yörüngede Türksat 6A, testlerini tamamlayacak ve sonrasında da nihai görev yörüngesi olan 42 dereceye transfer olacak ve ekiplerimiz tarafından faaliyet göstermek üzere en az 15 yıl boyunca görev yapmak üzere Türksat’ımıza teslim edilmiş olacak.”
Bakan Kacır, gelecek yıllarda yeni uydu projeleriyle yine Milli Uzay Programı’nın en önemli aşamalarından biri olan Ay Misyonu ile bu kabiliyetleri çok daha ileri düzeylere ekipler sayesinde taşıyacaklarını dile getirdi.
Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin adını uzaya yazdırmaya, Türkiye’yi uzay teknolojilerinde lider ülkelerden biri kılmaya yönelik pek çok projeyi hayata geçirmeye devam edeceklerini söyleyerek, şunları kaydetti:
“Ben huzurlarınızda, Sayın Cumhurbaşkanı’mıza, Türksat 6A Projemizi ve tüm Milli Teknoloji Hamlesi Program ve projelerini en güçlü şekilde himaye ettikleri için Kıymetli Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu’na, Türksat 6A Projesi’ne bugüne kadar sundukları sahiplenme ve destek için yine TÜBİTAK Uzaya, TUSAŞ, ASELSAN, CTech ekiplerine ve elbette nihai olarak uyduyu kullanacak olan Türksat ekiplerimize, bütün süreç boyunca gösterdikleri gayretli çalışmalar için teşekkür ediyorum. Türksat 6A, Türk milletine hayırlı, uğurlu olsun.”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
“TÜRKIYE İÇİN GERÇEKTEN BIR İFTİHAR VESİLESİ”
Evet, tabii Türksat 6A’nın Türkiye’de yerli milli olarak geliştirilmiş, üretilmiş ve nihayetinde artık uzayda olması Türkiye için gerçekten bir iftihar vesilesi. Türkiye’nin 40 yıllık bir hayali daha gerçeğe dönüştü. 80’li yıllarda rahmetli Özal Başbakanlığı döneminde, Türkiye’nin gelecekte uydulara sahip olmasının hayallerini kurarken, planlarını yaparken ve yörünge haklarını teminat altına almaya dönük hazırlıklar, çalışmalar yürütürken bir yandan da Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yerleşkesi’nde bir Uzay Araştırmaları Merkezi kurulmasını sağlamış ve hayal etmiş, arzu etmiş ki Türkiye kendi uydularını geliştirebilen ülkelerden biri olsun. Malumunuz çok daha öncesinde aslında ondan 20 yıl, 15 yıl, 10 yıl öncesinde çok sayıda uydu uzaya gönderilmişti.
“TÜRKİYE ADETA 90’LI YILLARI HEBA ETTİ”
90’lı yıllarda maalesef Türkiye bu hedeflere erişemedi. Çünkü 90’lı yıllar Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlık dönemiydi. Türkiye adeta 90’lı yılları heba etti. Dünyada bilgisayar devriminin, internet devriminin büyük bir hızla yaşandığı o dönemde Türkiye yüksek teknoloji yarışına dahil olamamıştı. Fakat 2000’li yıllarda Türkiye’de güçlü bir siyasi iradenin, Sayın Cumhurbaşkanımız’ın liderliğinde ortaya çıkmış olması ve Milli Teknoloji Hamlesi’nin her alanda başlatılmış olması uydu teknolojilerinde de Türkiye’ye önemli kazanımlar getirdi.
Önce Bilsat, sonra Rasat, sonra Göktürk ve nihayetinde İMECE görüntüleme uydularını Türkiye adım adım yükselen bir yerlilik oranıyla geliştirmeyi, üretmeyi başardı. Biliyorsunuz Cumhuriyetimizin 100. yılında İMECE’yi metre altı çözünürlükle, yani yüksek çözünürlükle görüntü almamızı sağlayan elektro optik kamerası dahil bütün kritik alt sistemlerini yerli ve milli olarak geliştirme sürecini tamamladık ve uzaya gönderdik. İşte bütün bu kazanımlar artık bir sınıf yukarıya çıtayı yükseltmeye bizi yönlendirdi. Türkiye, 10 yıl önce başlatılan Türksat 6A Projesi’yle haberleşme uydusunu yerli ve milli olarak geliştiren ülkelerden biri oldu.
“UYDU TEKNOLOJİLERİNDE A TAKIMINA GİRDIK DİYEBİLİRİZ”
Aslında uydu teknolojilerinde A takımına girdik diyebiliriz. İlk 11’deyiz. Çünkü bunu başarabilen dünyada sadece 11 ülke var artık. İşte böyle bir başarı için TÜBİTAK, ASELSAN, TUSAŞ, C-Tech ve Türksat ekipleri gerçekten uzun yıllar süren muazzam bir gayret ortaya koydular. Türkiye’nin nitelikli insan kaynağı, beşeri sermayesi bu projenin gerçekleşmesini mümkün kıldı. Ama bunun yanında Türkiye’de kritik altyapıların kurulmuş olması da bizi bu başarıya taşıdı.
“YERLİ VE MİLLİ HABERLEŞME UYDULARINI GELİŞTİREBİLECEK NOKTAYA GELDİK”
Türkiye’de kendi uydularımızın hem fırlatma koşullarına hem uzay şartlarına hazır olduklarını teyit etmeye dönük tüm test süreçlerini kendi imkânlarımızla gerçekleştirebiliyoruz. TUSAŞ Kampüsü’nde Ankara’da Uydu Sistemleri Entegrasyon Test Merkezi Uset, bütün uzay koşullarının ve fırlatma şartlarının simüle edildiği imkanları bize sunuyor. Bu imkanlar bizde olmasa, biz bu testleri yurt dışında gerçekleştirmek durumunda kalırdık. O vakit geliştirdiğimiz uydulara ilişkin aslında yurt dışına bir bağımlılık taşıyor olurduk. Aynı zamanda bazı dönemlerde yurt dışındaki bu test altyapılarından yararlanabilmek için sıra beklememiz, dolayısıyla zaman kaybetmemiz sonucu ortaya çıkabilirdi. İşte hem beşeri sermayemizle, nitelikli insan kaynağımızla, hem kritik altyapılarımızla artık yerli ve milli haberleşme uydularını geliştirebilecek, üretebilecek noktaya geldik.
“TÜRKSAT 6A ÇOK YÜKSEK YERLİLİK ORANINA SAHİP”
Tabii büyük bir heyecandı bizim için dün gece yaşadığımız. Gece 00.20 olarak aslında planlanmıştı fırlatma. Fakat hava koşullarının uygunluğu beklendi ve nihayetinde gece 02.30’da bu fırlatmayı gerçekleştirdik. Aslında milletimiz uzayla ilişkisi, ilişki düzeyi yükseldikçe bu fırlatmaların da tehirlerine daha alışık hale geldi. Biliyorsunuz ilk Türk Astronot Alper Gezeravcı’nın gerçekleştireceği misyon da daha önce ertelenmişti. Fakat çok şükür bu kez erteleme bir gün sürmedi ya da daha uzun sürmedi.
Tabii biz bunun heyecanını duyduk. Ben özellikle çalışma arkadaşlarım olarak gördüğüm hem TÜBİTAK’ta hem TUSAŞ, ASELSAN, C-Tech’te bu projeye katkı vermiş ve dönem dönem proje değerlendirme toplantılarında bir araya geldiğimiz ve bir ilki başarmanın heyecanını taşıyan mühendislerimizin heyecanına ortak oldum. Kendimi 10 yıldır bu projenin bir bileşenine emek vermiş bir mühendisin yerine koyarak bu heyecanı taşıdım aslında.
Türksat 6A çok yüksek yerlilik oranına sahip. Uydunun tüm kritik yazılımlarını biz kendi imkanlarımızla geliştirdik. Uçuş bilgisayarlarını kendi imkanlarımızla geliştirdik. Güç dağıtım düzenleme birimlerini, tepki tekeri, yıldız izler gibi bileşenlerini, elektrikli itki sistemi gibi bileşenlerini yerli ve milli olarak geliştirdik. 23 farklı türde ekipmanı 84 adet yerli olarak geliştirerek Türksat 6A uydusunda konumlandırdık. Bugüne dek az önce bahsettiğim test altyapısında 396 çevresel ve fonksiyonel testi tamamladık. Yaklaşık 1 ay önce uyduyu buradan yola çıkardık ve fırlatmanın gerçekleşeceği Amerika Birleşik Devletleri’ne Cape Carnival Üssü’ne gönderdik. 1 aydır da arkadaşlarımız uydunun roketle bütünleşmesini ve nihai hazırlık süreçlerini tamamlamış oldular.
Tabii ertelemeler bir yandan giderek sabırsızlık taşıdığımız, bir yandan da heyecanın yükseldiği anlar oldu. Ama nihayetinde dün gece 02.30’da başarıyla fırlatma gerçekleşti. Sonra ne oldu? 35’inci dakikada aslında uydu yaklaşık 1100 kilometreye erişmiş oldu ve roketten ayrıldı. Yani 35’inci dakikadan itibaren ay yıldızlı bayrağımızı taşıyan Türksat 6A uydusu artık uzayda tek başına.
“DÜN 67’NCI DAKİKA İTİBARIYLA UYDUDAN EKIPLERİMİZ İLK SİNYALİ ALDILAR”
Halihazırda 5 haberleşme uydumuz uzayda aktif olarak kullanılıyor. Türksat 6A 6’ncı haberleşme uydusu olarak ama ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz olarak bunlara dahil olacak. Şimdi bir eliptik yörüngede halihazırda uzayda yolculuğunu sürdürüyor. En beri yani dünyaya en yakın olduğu nokta 300 kilometre mesafede. En uzak olduğu noktada yaklaşık 70 bin kilometre mesafede. Bulunduğu noktaya göre hızı değişmekle birlikte 28.000 km/saate yükselen hıza sahip olduğu anlar var.
Dün 67’nci dakika itibarıyla uydudan ekiplerimiz ilk sinyali aldılar. Avustralya’daki bu misyon kapsamında kiraladığımız yer istasyonuna bulunduğu konum gereği ilk sinyali uydudan almış olduk. Ondan 1 saat sonra uydudaki kimyasal itki sistemine ilk komutu gönderdik ve itki sistemindeki bir vanayı gönderdiğimiz komutla açmış olduk aslında. Sabaha karşı, sabah saatlerinde, Türkiye saatiyle sabah saatlerinde 05.24’te en önemli aşamalardan biri gerçekleşti. Uydunun güneş panelleri kapalıydı fırlatma esnasında, güneş panelleri açıldı, yine bizim verdiğimiz komutla.
“YARIN ÖĞLE SAATLERİNDE UYDUDA İLK ATEŞLEMEYİ YAPACAĞIZ”
Bütün bunlar aslında adım adım Türkiye’yi uzay liginde yükselten aşamalar. Bu aşamaların her biri o kadar kritik ki Allah korusun, güneş panellerini açamamış olsaydık uydumuzun ihtiyaç duyduğu enerjiyi üretmesi mümkün olmazdı. Dolayısıyla en az 10-15 yıl görev yapma hedeflediğimiz uydumuzun bu görevi icra etmesi olanaksız hale gelirdi. Uyduda halihazırda 9 kilovatlık bir enerji kapasitesi var bu güneş panelleri sayesinde. Halihazırda çok fazla enerji tüketmiyor ama bizim enerjiye ihtiyacımız olacak. Çünkü önümüzde en az 15 yıl sürmesi planlanan bir ömür var.
Tabii önümüzdeki günler çok kritik olmaya devam edecek. Yarın öğle saatlerinde, Türkiye saatiyle saat 13 civarında uyduda ilk ateşlemeyi yapacağız. Bu çok önemli. Çünkü ilk kez Türksat 6A’nın fırlatmasıyla birlikte biz yörünge transfer işlemlerini kendi ekiplerimizle gerçekleştiriyoruz. Uydu halihazırda az önce ifade ettiğim gibi 300 kilometre ile 70 bin kilometre arası mesafedeki bir eliptik yörüngede. Ama uydunun nihai varacağı ve görev icra edeceği yörüngede aslında 35 bin 786 kilometre mesafede ve bir dairesel yörünge olacak. Dolayısıyla mevcut bulunduğu yörüngeden beş kez ateşlenerek adım adım nihai yörüngesine taşınacak.
“YÖRÜNGE HESAPLAMALARI BİZİ MÜHENDİSLERİMİZ TARAFINDAN YAPILIYOR”
Bütün bu yörünge hesapları bizim mühendislerimiz, bizim araştırmacılarımız tarafından yapılıyor. Nihayetinde bu ateşlemelerin her birini de bizim araştırmacılarımız yürütüyor ve yönetiyor olacaklar. Nihayetinde 11’inci gün itibarıyla bu ateşlemelerin tamamlanmasını hedefliyoruz ve artık Türksat 6A’nın yeryüzünden, bizim bulunduğumuz yerden 35 bin 786 kilometre mesafede dairesel yörüngesine varmış olmasını amaçlıyoruz. Daha sonra yörünge testlerine geçilecek. Halen uydu tam anlamıyla faaliyetine başlamayacak ve yaklaşık 3 ay bu yörünge testleri devam edecek. Ama inşallah bu yıl içerisinde nihai olarak 35 bin 786 kilometre irtifada ve 42 derece yörüngesinde görev icra etmeye hazır şekilde Türksat’a geliştirici TÜBİTAK, ASELSAN, C-Tech, TUSAŞ takımı tarafından uzayda teslimat gerçekleştirilmiş olacak.
“TÜRKİYE BİR UYDU İHRACATÇISI HALİNE GELECEK”
Bu muazzam bir tecrübe. Türkiye’nin Bilsat’tan, Rasat’tan, Göktürk’ten, İMECE’den sonra şimdi böyle bir daha sofistike, daha karmaşık bir yüksek teknoloji platform geliştirmiş olması ve bu ana kadar Türkiye’de geliştirilmiş, üretilmiş en yüksek değere sahip yüksek teknoloji ürününü üretmiş olması muazzam bir başarıdır. Bakınız tek başına 200 milyon doların üzerinde değere sahip bir platformdan bahsediyoruz. Bu muazzam bir başarı. İnşallah bu Türkiye’ye büyük kazanımlar getirecek. Türkiye bir uydu ihracatçısı haline gelecek.
“BU UYDUNUN KAPSAMA ALANI ÇOK ÖNEMLİ”
Sadece kendi uydularını geliştiren, üreten bir ülke olmanın ötesinde dünyaya uydu ihraç edebilen bir ülke olacağız. Bu, aslında halihazırda 600 milyar dolara gelmiş küresel uydu ekonomisinden Türkiye’nin yüksek pay alması demek. Daha fazla pay alabilmesi demek. Kalkınma yolculuğumuza yüksek teknolojiyle ivme kazandırmamız demek. Ama bunun yanında elbette bir haberleşme uydusundan söz ediyoruz. Bu uydunun kapsama alanı çok önemli.
Daha önceki uydularımızın kapsama alanı dünyada 3,5 milyar insanın yaşadığı coğrafyayı kuşatıyordu. Şimdi Türksat 6A’yla birlikte, özellikle Güney Doğu Asya’da, Hindistan, Endonezya, Tayland, Malezya gibi ülkelerin bulunduğu coğrafya, haberleşme uydularımızın kapsama alanına girmiş oldu. Toplam 5 milyara yakın insanın yaşadığı coğrafyaya artık Türk haberleşme uyduları erişim sağlıyor olacak. Bu yeni ticaret fırsatları demek ama aynı zamanda yeni stratejik kazanımlar demek.
Tüm bu yönleriyle gerçekten tarihi bir anı dün geceden itibaren yaşamaya devam ediyoruz. İnşallah bunun devamı gelecek. Ekiplerimiz yepyeni projelerle milletimizin yüzünü güldürmeyi sürdürecekler.
“HER BİR KAZANIM YENİ HEDEFLERE TAŞIYOR BİZİ”
Şimdi orada tabii çok farklı bir heyecandı. Yani içinde bir vatandaşımızı taşıyan bir roketin bir de o fırlatmaya ben orada şahitlik ettim ki muazzam bir alev topunun üzerinde o roket büyük bir cüsseyle yükseldi. Çok gerçekten öyle bir söz dökülmüş dilimden. Dün tabii ateşlemeyi biraz daha ekranda, Ankara’dan takip etmiş olduk. Türksat yerleşkesinden, o Gazi mekandan. Bir geri sayım yaptık ve bismillah ateş diyerek o heyecanı finale erdirmiş olduk. Tabii gerçekten Allah’a hamdediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her geçen gün Türk tarihinde önemli kilometre taşı niteliğinde olan adımlar atmayı Cenab-ı Allah bizlere nasip ediyor.
Tabii bu ekiplerimizin, arkadaşlarımızın yoğun gayretiyle, alın teri ile, akıl teri ile mümkün oluyor. Bu çalışmalar başkalarının size hediye edeceği çalışmalar değil. Size doğrudan para ödeseniz sunacakları, öğreteceği işler de değil. Bunlar güçlü bir iradenin arkanızda durması sayesinde ve adım adım alın teri dökerek, akıl teri dökerek, emek vererek elde edebileceğiniz kazanımlar. Ama inşallah geri dönüş yok. Her bir kazanım yeni hedeflere taşıyor bizi. Ben şimdiden hem bundan sonraki uydu projelerinin hem de ay misyonunun heyecanını duyuyorum.
“SAVUNMA SANAYİİNDE DE UYDULAR ÖNEMLİ ÖLÇÜDE KULLANILIYOR”
Sivil kullanımın yanında savunma sanayiinde de uydular önemli ölçüde kullanılıyor. Bizim şu anda en kritik savunma sanayi unsurlarımızın başında gelen insansız hava araçlarımız, silahlı insansız hava araçlarımız uydu haberleşmesi imkanına sahipler. Bu da aslında yeryüzünde kurulu antenlerden çok daha ötede fırsatlar, imkanlar doğuruyor. Kimi zaman çok zor coğrafyalarda insansız hava araçlarımızın görev yapmasını sağlıyor. Örneğin geçtiğimiz ay İran’da yaşanan helikopter kazası neticesinde helikopterin yerinin bulunmasında hatırlarsanız Türk insansız hava aracı Akıncı görev yapmıştı.
Akıncı’nın o görevi icrasında uydu haberleşmesi önemli bir rol oynadı. Çünkü çok sarp bir coğrafyada bir uçağın haberleşmesinin sağlanması uydular sayesinde mümkün oldu. İşte bütün bu coğrafi genişleme Türk haberleşme uydularının kapsama alanının yeryüzünde genişlemesi, aslında Türkiye’nin stratejik kuvvet çarpanının daha ileri düzeye yükselmesi demek.
Türkiye’nin 70’lerini, 80’lerini, 90’larını bilen birisi olarak bugünlere gelmiş olmanın önemli olduğunu vurgulayan Uraloğlu, “Bunları yapabileceğimize kimse bizi inandırmamıştı. Çok şükür Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin neler yapabileceğine hep beraber şahitlik ediyoruz. Rahmetli Turgut Özal’ın 1994 yılında fikir iradesi ile başlayan yolculuğumuzda 2024 yılında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kendi uydusunu uzaya göndermiş olmanın gururunu, mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Bugünlere gelmemizde emeği olan eski bakanlarımıza, bütün çalışma arkadaşlarımıza, hasılı emeği olan herkese çok teşekkür ediyorum. Allah inşallah bize daha iyisini yapmayı nasip eylesin” ifadelerini kullandı.

“TÜRKSAT 6A UYDUSU İLE ÜLKEMİZİN UZAYDAKİ YÖRÜNGE HAKLARINA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın destekleriyle resmi olarak 10 yıl önce başlayan yaklaşık 5 yıldır da üretim süreçleri gerçekleştirilen Türksat 6A uydusu ile Uzay Vatan’a ve Ülkemizin uzaydaki yörünge haklarına sahip çıkacaklarını dile getiren Bakan Uraloğlu, “Uzayda sivil ve askeri haberleşme ihtiyaçlarını karşılayan 5 aktif uydumuz vardı. Hem bizim hem de dünyadaki yüzde 40’a varan 3,5 milyar insanın ihtiyacını karşılayabilen bu uydularımıza Türksat 6A’yı da ekledik. Şimdi kapsama alanımız 5 milyara çıkacak. Hindistan’ın tamamı Endonezya, Malezya ve Tayland’ı da kapsayacağız. Böylece ulaştığımız nüfusu yüzde 65’e çıkarmış olacağız” açıklamasını yaptı.
“TÜRKSAT 6A, SADECE BİR UZAY TEKNOLOJİSİ DEĞİLDİR”
Türksat 6A’nın yüzde 81’in üzerindeki bir yerlilik oranıyla üretildiğinin altını çizen Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendimizi çok çok daha güvende hissederek Uzay Vatanımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Çünkü Türksat 6A’yı yerli yazılımımızla ürettik. Bu uydumuz ile daha kaliteli ve daha hızlı bir haberleşme imkanına kavuştuk. İHA ve SİHA’larımızın yönetilmesi, operasyonları, dünyaya pazarlanması ve haberleşme hizmetinin Türksat 6A ve 5B ile verilebilecek olması bizim için çok kıymetli. TÜRKSAT 6A, sadece bir uzay teknolojisi değildir. Bu esasında bütün sanayinin ve teknolojinin de uydusudur. Teknolojimiz bir üst seviyeye çıkmıştır ve dünya ligindeki yerini almıştır. Bu şekilde de İnşallah ülkemize daha farklı alanlarda da hizmet etmenin vesilesi olacaktır”
]]>Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 20 kurucu üyeyle Uluslararası Telgraf Birliği (ITU) olarak 1865’te kurulan Birlik, 15 Ekim 1947’de Birleşmiş Milletler’e bağlı olarak faaliyet gösteren, devletlerarası hukuk tüzel kişiliğine haiz bir uzmanlık kuruluşu haline geldi.
Birlik, her çeşit telekomünikasyon aracının rasyonel kullanımına yönelik olarak üyeleri arasında işbirliğini sağlamayı amaçlarken, üç alt sektöründen biri olan radyokomünikasyon sektörüyle, doğal kıt kaynak olan “frekans spektrumu” ve uydu yörüngelerinin küresel anlamda yönetiminde hayati rol oynuyor.
“Frekans spektrumu”nun ilk dönemlerde oldukça basit olan idaresi, teknolojideki gelişmeler, spektruma olan talebin artması ve telsiz haberleşmesinin her geçen gün daha yaygınlaşmasıyla karmaşık hale geldi.
Artık sabit, mobil ve yayıncılık haberleşme hizmetleri, uzay araştırmaları, küresel konumlandırma sistemleri, hava, deniz ve karada can güvenliğine ilişkin haberleşme sistemleri gibi pek çok sistem söz konusu kıt kaynağa ihtiyaç duyuyor.
YÖRÜNGE HAKLARI ÜLKELER AÇISINDAN ÖNEMLI
Uydu yörüngelerinin rasyonel, adil, etkin ve verimli kullanımını sağlamakla yükümlü Birlik, idarelerin yörünge ve frekans kullanım taleplerinin ITU Radyo Tüzüğü hükümlerince uluslararası alanda koordine edilmesini sağlamak ve Uluslararası Frekans Kayıt Kütüğü’nü muhafaza etmek konularında rol alıyor. Söz konusu kayıtlar, ülkelerin haberleşme sistemlerinin uluslararası tanınma ve korunma hakkı kazanması açısından önem arz ediyor.
Gelişmişlik ve refah seviyelerini artırmak için uzay tabanlı sistemlerden azami ölçüde faydalanmak gerektiğini gören ülkeler, özellikle 21. Yüzyıl’da yörünge ve frekans hakkı elde etmek için ciddi bir yarışa girmiş bulunuyor. Ancak söz konusu kıt kaynakların uluslararası alanda ITU Radyo Tüzüğü hükümleri gereğince ilk başvuru yapanın kullanım önceliğine sahip olması ilkesi çerçevesinde yönetilmesi ve halihazırda önemli ölçüde kullanılması bu yarışı daha da hızlandırıyor.
TÜRKIYE’NIN UYDULARI 3 YÖRÜNGEDE FAALIYETTE
Haberleşme uyduları, sabit yörünge, orta yörünge, yakın yörünge ve yüksek eliptik yörüngede konumlu bulunuyor. Türksat, ulusal egemenlik kapsamında Türkiye’nin 31, 42 ve 50 derece doğu yörüngelerinde bulunan kayıtlı frekans haklarını başarıyla yönetip işletiyor.
Uydu frekans ve yörünge haklarının korunması ve yeni haklar elde edilmesi görevini yürüten Türksat, halihazırda 3 farklı yörüngede Türksat 3A, Türksat 4A, Türksat 4B, Türksat 5A ve Türksat 5B olmak üzere toplam 5 haberleşme uydusuyla faaliyetlerine devam ediyor.
Temmuz ayında uzaya gönderilecek ilk yerli ve milli uydu Türksat 6A’yı hizmete alacak olan kuruluş, bu yıldan itibaren 6 haberleşme uydusuyla hizmete devam edecek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da “Ülke olarak uzay vatandaki yörünge hakkımızı da güvence altında aldık. Sadece deniz ve karada değil uzaydaki haklarımızın da sonuna kadar takipçisi olacağız.” demişti.
]]>