Türk boğazlarında, Karadeniz’de, Ege’de ve Akdeniz’de tam anlamıyla denizlere hakim olan Türklerin okyanuslara ulaşıp bir cihan imparatorluğu kurduğunu dile getiren Uraloğlu, “Bizler için denizlerimiz mavi vatanımızdır. Her zaman belirttiğimiz üzere bir karış toprağımız ne ifade ediyorsa denizlerimizin bir kum tanesi, bir avuç suyu da bizler için aynı anlam ve önemi taşımaktadır.” diye konuştu.
Uraloğlu, Türkiye’nin deniz ulaşımı alanında uluslararası ticaret faaliyetleri açısından anahtar konumda olduğunu belirterek, “Özellikle son 22 yılda bir kaptanın oğlu olan Sayın Cumhurbaşkanı’mız liderliğinde denizcilik faaliyetlerinden sorumlu bakanlık olarak attığımız her adımı bu bilinçle atıyoruz.” ifadesini kullandı.
Son 22 yıldır hayata geçirdikleri tüm proje ve çalışmalarla Türkiye’nin, uluslararası denizcilik arenasındaki yerini ön sıralara taşıyarak gurur verici başarılara yelken açtığını söyleyen Uraloğlu, bugün denizcilikte öncü ülkeler arasında olan bir Türkiye’den bahsettiklerini, gemilerde dalgalanan Türk bayrağının dünyanın en prestijli bayrakları arasında olduğunu dile getirdi.
“TÜRK BOĞAZLARI TÜM DÜNYA İÇİN ÖNEMLİ BİR GEÇİŞ KORİDORU”
Bakan Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak denizlerde seyir, can, mal ve çevre emniyetine de büyük önem verdiklerini belirterek, uydu yardımlı arama kurtarma çalışmalarına ve gelişmiş haberleşme sistemlerine değindi.
Boğazlardaki gemi trafiğinin yönetilmesi amacıyla 2003’te Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Merkezinin kurulduğuna işaret eden Uraloğlu, yoğun gemi trafiğinin yaşandığı deniz yetki alanlarını da kapsam altına almak amacıyla Gemi Trafik Yönetim Sistemi projesini hayata geçirdiklerini anlattı.
Uraloğlu, İzmit, İzmir ve Mersin’de hayata geçirdikleri gemi trafik hizmetleri merkezlerinden bahsederek, “Ankara’da gemi trafik hizmetleri merkezlerinden elde edilen verilerle tüm kapsama alanlarını gösterir Gemi Trafik Yönetim Merkezini de hayata geçirdik. Bu sistemin 2003 yılında hizmete başlaması da elbette bir tesadüf değildir.” diye konuştu.
İstanbul ve Çanakkale boğazlarında kurulu gemi trafik hizmetleri merkezlerinin Türk boğazlarındaki yoğun gemi trafiğini yönettiğini dile getiren Uraloğlu, “Bilindiği üzere Türk boğazları, Karadeniz ve Akdeniz ekonomik havzaları başta olmak üzere tüm dünya için önemli bir su yolu ve enerji geçiş koridorlarından biridir.” ifadesini kullandı.
Özellikle İstanbul Boğazı’nın Asya ve Avrupa kıtalarının birbirine 700 metre kadar yaklaştığı ve gemilerin çok kritik rota değişimi yapmasını gerektiren bir ticaret geçiş koridoru olduğunu söyleyen Uraloğlu, burada oluşan akıntıların ve sis gibi zorlu şartların İstanbul Boğazı’nı daha da zorlu hale getirebildiğini dile getirdi.
Çanakkale Boğazı’nın da en az İstanbul Boğazı kadar kendine has seyir emniyeti açısından tehlike oluşturacak potansiyele sahip olduğunu belirten Uraloğlu, Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri’nin önemine işaret etti.
“İSTANBUL BOĞAZI’NDA 2023’TE 416 MİLYON TON YÜK TAŞINDI”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri’ne ilişkin detaylar paylaşarak şu bilgileri verdi:
“İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi ve Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi olmak üzere iki parçadan oluşmakta ve toplamda 204 millik bir alanı kapsamaktadır. İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi, İstanbul Boğazı’nın Karadeniz girişinden başlamak üzere Sektör Türkeli, Sektör Kandilli, Sektör Kadıköy ve Sektör Marmara olmak üzere 4 sektörden oluşmaktadır.
Sorumluluk sahası 80 millik bir alanı kapsamaktadır. Çanakkale Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi’miz ise Çanakkale Boğazı’nın Marmara Denizi girişinden itibaren Sektör Gelibolu, Sektör Nara ve Sektör Kumkale olmak üzere 3 sektörden oluşmaktadır. Sorumluluk sahası da 124 mildir.”
Uraloğlu, bu iki merkezin toplam 16 trafik gözlem istasyonunda deniz trafiğini 7 gün 24 saat gözlemlediğini ve yönettiğini belirterek şöyle devam etti:
“İstanbul Boğazı’nda 2023 yılında toplam 39 bin gemi hareketiyle toplam 416 milyon ton yük taşındı ve bu yüklerin yaklaşık 165 milyon tonu petrol dahil olmak üzere tehlikeli yükler kapsamındaydı. Bu tehlikeli yükleri taşıyan 9 bin 300 civarındaki tankerlerden 2 bini de 200 metre ve üzeri boya sahip tek seferde bir milyon varilin üzerinde ham petrol taşıyan gemilerdir.
Çanakkale Boğazı’nda da yine 2023 yılında toplam 44 bin 892 gemi hareketi gerçekleşti ve 550 milyon ton yük taşındı. Bu boğazımızda da tehlikeli yük miktarı toplam 185 milyon ton oldu. 200 metre üzerinde 2 bin 500 tanker geçişi gerçekleşti.”
“SON 5 YILDA 250 METREDEN BÜYÜK GEMİ SAYISINDA İSTİKRARLI ARTIŞ VAR”
Bakan Uraloğlu, son 5 yılda özellikle 250 metreden büyük gemilerin sayısında istikrarlı bir artış gördüklerini belirterek, bu noktada seyir emniyeti ile can, mal, çevre ve deniz güvenliğini artırmak için Gemi Trafik Hizmetleri Merkezleri ile Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün sorumluluklarının daha da arttığını söyledi.
Bu kapsamda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından verilen kılavuzluk hizmetindeki artışların dikkati çektiğini vurgulayan Uraloğlu, İstanbul Boğazı’nda 2003 yılında yüzde 40 olan kılavuzlama oranının 2023’te yüzde 65’e yükseldiğini, söz konusu oranın Çanakkale Boğazı’nda yüzde 29’dan yüzde 55’e ulaştığını ifade etti.
Uraloğlu, bu oranların 150 metre üstü gemilerde İstanbul Boğazı’nda yüzde 99’a, Çanakkale Boğazı’nda yüzde 78’e yükseldiğini, refakat hizmeti verilen gemi sayısının 2023 itibarıyla yıllık bazda İstanbul Boğazı’nda 8 bine, Çanakkale Boğazı’nda ise 2 bin 500’e ulaştığını bildirdi.
“DENİZDE DAHA GÜVENLİ VE TAMAMEN MİLLİ BİR TÜRKİYE İNŞA EDİYORUZ”
Bakan Uraloğlu, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün görev ve sorumluluklarını en üst düzeyde yerine getirmek için sürekli olarak gelişen teknolojiye ayak uydurduğunu ve filosunu güçlendirmeye devam ettiğini söyledi.
Uraloğlu, “Daha dün Genel Müdürlüğümüzün operasyonel gücüne güç katacak ve başta Türk boğazları olmak üzere ihtiyaç duyulan her yerde kullanılacak olan 2 adet 70 ton ve 2 adet 80 ton çekme kapasitesine sahip 4 römorkör ile 6 adet kılavuzluk botunun Türk tersanelerinde yerli olarak üretilmesine yönelik yatırımın imzaları atıldı.” dedi.
Bu alandaki yerlileştirmeye işaret eden Uraloğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yeni nesil yerli römorkörlerimizin yanı sıra yerli elektronik fener, şamandıra, sinyalizasyon sistemleri ile radar ve kameralarımızla hem daha güvenli bir deniz trafiği sağlıyor hem de filomuzu ve teknolojimizi millileştiriyoruz. Denizde daha güvenli ve tamamen milli bir Türkiye inşa ediyoruz. Bu sahada milli yazılım ve teknolojinin geliştirilmesine yönelik adımlar da atıyoruz.
Ana yüklenici HAVELSAN ile Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’müz arasında Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Sistem Yükseltme Projesi de imza altına alınmıştır. Proje, yazılım, sensörler ve bilişim altyapısı, ülkemiz milli yetkinlikleri ve üretim kabiliyetleri göz önünde bulundurularak tasarlanmıştır. Alt yüklenici ASELSAN tarafından da yerli üretilen radar, elektro-optik kamera ve radar yön bulucu gibi sistemleri de entegre edilerek yerli üretim oranının en üst seviyeye çıkarılması amaçlanmıştır.”
URALOĞLU, BOĞAZDAN GEÇEN BİR GEMİNİN KAPTANIYLA SOHBET ETTİ
Bakan Uraloğlu, açıklamasının ardından İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi’nde incelemelerini sürdürdü.
Buradaki görevlilerle konuşan ve yetkililerden bilgi alan Uraloğlu, İstanbul Boğazı’ndan geçen bir geminin kaptanıyla da sohbet etti.
Kaptana geminin ne taşıdığını ve ne kadar zamandır seyirde olduğunu soran Uraloğlu, konuşmanın sonunda yolculuğun iyi geçmesi temennisinde bulundu.
TÜRASAŞ’ın listede yer alan 9 kamu kuruluşundan biri olduğunu belirten Uraloğlu, “TÜRASAŞ, önceki yıla göre 64 basamak yükselerek sanayinin dev şirketleri arasındaki yerini sağlamlaştırdı. TÜRASAŞ 3 bölge müdürlüğündeki yaklaşık 4 bin personelle toplam 370 bin metrekare kapalı alanda milli ve yerli teknolojiler geliştirip üretiyor. Demir yollarımızı modern yerli araçlarımızla donatmayı sürdürüyoruz. Türkiye’nin üreten gücü olmaktan gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Uraloğlu, yeni koşullara hızla uyum sağlayan fabrikalarda yerli ve milli ürünlerin imalatını sürdürdüklerini vurgulayarak, tasarım hızı saatte 176 kilometre olan Milli Elektrikli Tren setinin uluslararası standartlarda üretildiğini bildirdi.
Setlerin, sadece Türkiye’de değil diğer ülkelerde de kullanılmak için üretildiğinin altını çizen Uraloğlu, şu bilgileri verdi:
“Avrupa Birliği Demiryollarında Karşılıklı İşletilebilirlik Sertifikasına sahip (TSI) setler, ihtiyaca göre bölgesel ve şehirlerarası çalıştırılmak üzere 3’lü, 4’lü, 5’li ve 6’lı araç sayısına sahip olarak üretiliyor. 5 araçtan oluşan her setimiz 324 yolcu taşıyor. İlk üç seti şu an yolcu taşımacılığına devam eden tren setlerimizin dördüncüsünün de montaj işlemleri ve fabrika testleri de devam ediyor. TÜRASAŞ tarafından üretilen demir yolu intermodal yük taşımacılığında en çok tercih edilen vagonlardan olan milli yük vagonu ise Avrupa’da sınıfının darası en hafif ve en fazla yük taşıyan vagondur, 3 bojili ve iki şaseli TSI sertifikasına sahip son teknoloji ürünü vagon yerlileşme ve millileşme hareketi doğrultusunda oluşturuldu.”
MİLLİ ELEKTRİKLİ HIZLI TREN 2025’TE RAYLARA İNİYOR
Bakan Uraloğlu, saatte 225 kilometre hıza uygun ve 8 araçlı olarak üretilecek Milli Elektrikli Hızlı Tren Seti’nin tasarım çalışmalarının final aşamasında olduğunu belirtti. 584 yolcu taşıma kapasiteli trenin tasarım sürecinin yüzde 90’ını tamamlayarak prototip üretimine yönelik süreçleri de başlattıklarını aktaran Uraloğlu, şunları kaydetti:
“İlk prototip montajını 2024 sonunda bitireceğiz ve Milli Elektrikli Hızlı Trenimizi 2025 yılında raylarda göreceğiz. İlklerin ve ‘en’lerin projesi Eskişehir – 5000 kapsamında, TCDD Taşımacılık AŞ’nin ihtiyaçlarına uygun yerli ve milli yeni nesil elektrikli anahat lokomotifini geliştirdik. Montajı ve fabrika içi statik testleri tamamlanan lokomotifin dinamik testleri devam ediyor. 5 megavat gücünde, TSI sertifikasına sahip, yük ve yolcu taşımacılığı yapabilecek, saatte 140 kilometre hıza sahip TÜRASAŞ marka yeni nesil bir elektrikli anahat lokomotifini geliştirdik. Eskişehir-5000 projemizin öne çıkan birçok özelliği de bulunuyor. Örneğin cer motorlarının her biri bin 280 kilovat gücünde ve bugüne kadar ülkemizde tasarlanan en yüksek güçlü cer motoru özelliğini taşımaktadır. Cer konvertörlerinin her biri 2,5 megavat gücünde olup bir raylı sistem aracı için ülkemizde tasarlanan en yüksek güçlü yüksek gerilim cer konvertörü, ayrıca anahat lokomotifler için yerli olarak tasarlanmış ilk araç gövdesi, ilk boji ve ilk tren kontrol ve yönetim sistemi bu projemizle hayat buldu. Lokomotifte yaklaşık 115 malzeme yerli tedarikçiden temin yapılarak, ekonomiye ve cari açığın azaltılmasına büyük katkı sağlandı.”
Yeni Scudo her iki versiyonunda da yenilenmiş ön yüzü ve yeni ön ızgarası, şirketin ürün ailesiyle özdeşleşen özel ön farları ve yeni Fiat logosuyla satışa sunuluyor. Yeni Scudo, yenilenmiş tasarımı, artırılmış verimliliği, son teknoloji bağlantı özellikleri ve ileri sürüş yardımcılarıyla ticari araç kullanıcılarının hayatlarını kolaylaştırmayı hedefliyor.
Scudo’nun kabini içinde, ön konsoldaki değişiklikler öne çıkıyor. Scudo Van’da 5 inç siyah-beyaz dijital göstergeler ve 5 inç dokunmatik ekran standart olarak yer alırken 10 inç dijital renkli gösterge paneli, 10 inç dokunmatik ekran ve geri görüş kamerası teknoloji paketi ile alınabiliyor.
SCUDO COMBIMIX 6 KIŞILIK TAŞIMA KAPASITESI SUNUYOR
Scudo Combimix, önde 3 ve arkada da 3 koltuk olmak üzere 6 kişilik taşıma kapasitesi sunuyor. Modelde çift sürgülü kapı standart olarak yer alıyor.
Scudo Combimix’te standart olarak 10 inç dijital renkli gösterge paneli,10 inç dokunmatik ekranlı multimedya sistemi ve geri görüş kamerası standart olarak bulunuyor.
Tüm modellerde yeni tasarıma sahip çok fonksiyonlu direksiyon yer alıyor.
SCUDO VAN 1.3 TONA KADAR TAŞIMA KAPASITESI SUNUYOR
5,31 metre uzunluğa, 1,94 metre yüksekliğe ve 1,92 metrelik genişliğe sahip olan Scudo Van ise 12,4 m’lik dönüş çapı ile şehir içinde dar alanlarda da kolay bir kullanım sunmayı hedefliyor. Yeni Scudo’nun sürgülü yan kapısı 935 mm’lik genişliği ile 1 Euro paletin rahatlıkla yüklenebilmesine imkan tanırken ayrıca toplam 3 Euro paletin rahatlıkla yüklenebileceği alan ve 1.3 tona kadar taşıma kapasitesi sunuyor.
Scudo’da ön konsolda yer alan açık ve kapalı saklama alanlarının yanı sıra yolcu koltuğunun alt kısmında da geniş bir alan yer alıyor. Ayrıca Scudo’yu daha kullanışlı hale getiren “Plus Paket” tercih edildiğinde, sınıfının en iyi modülerlik çözümünü sunan “Magic Cargo” (modüler kargo) özellikli ikili koltuk ve koltuk altı saklama alanları yer alıyor.
Uzunluk ve ek hacim sağlaması itibari ile sınıfındaki en akıllı modülerlik çözümü olan Magic Cargo (Modüler Kargo), ara bölmenin sağ alt tarafındaki kapak sayesinde 4 metreye kadar uzun yüklerin ön kabine uzatılmasını sağlıyor ve bu alan ek 0.5 metreküp hacim sağlayabiliyor. Böylelikle Magic Cargo toplam 6.6 metreküplük hacim sunuyor.
Yenilenen Scudo modelinde yüksek verimliliğe sahip 2.0 litre dizel ve yüzde 100 elektrikli motor seçenekleri yer alıyor. 6 ileri manuel şanzıman ile eşleştirilen 2.0 litrelik dizel motor, 145 HP motor gücü ve 340 Nm (Newton-Metre) torkuyla yüksek taşıma kapasitesini destekliyor.
Scudo dizel motor WLTP (Dünya Çapında Uyumlaştırılmış Hafif Taşıtlar Test Prosedürü) ölçümlerine göre birleşik 6.9 lt/100 km ile düşük tüketim değerine sahip. Elektrikli E-Scudo ise, 75 kWh (Kilowatt saat) batarya kapasitesi ile 100 HP güç ve 360 kilometreye varan menzil sağlıyor.
Yeni Scudo, tüm yolculuklarda en üst düzeyde konfor ve güvenlik sağlamayı amaçlayan standart “Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri” ile donatıldı. Bu özellikler arasında “Çarpışma Uyarısı” ve “Acil Durum Fren Sistemi (AEBS)”, “Trafik İşareti Tanıma”, “Yorgunluk Uyarı Sistemi”, “Şerit Takip Sistemi ve Akıllı Hız Asistanı” bulunuyor.
FIAT ULYSSE 1 MILYON 586 BIN 900 LIRADAN BAŞLAYAN FIYATLARLA SATIŞA SUNULUYOR
Maksimum konfor için en yeni teknolojilerin kullanıldığı Fiat Ulysse’de güncellenen kabin tüm yolcular ve kullanıcıları için lüks bir deneyim sunuyor. 10 inç’lik dijital renkli gösterge paneli sürücünün her yol koşulunda verileri rahatça okumasını sağlıyor. Yeni 10 inç dokunmatik multimedya ekranı ise, sezgisel kullanımıyla müşteri dostu bir deneyimi mümkün kılarken en yeni bağlantı özellikleriyle akıllı telefonların ekrana yansıtılması sağlanıyor.
Lounge ve Konfor olmak üzere iki donanım seviyesine sahip Ulysse’de 3+3+3 koltuk düzeniyle birlikte araç içerisinde yüksek konforlu ve geniş bir yaşam alanı sunuluyor. Otomatik açılan elektrikli ve sürgülü yan kapılar kolay kullanımı sağlıyor. Ulysse, 980 litrelik bagaj hacmi ile tüm yolculukların ihtiyaçlarını karşılıyor.
Yeni Ulysse, 8 ileri tam otomatik şanzıman ile kombinlenen verimli “2.0 Multijet3 dizel motor” ile sunuluyor. 177 HP güç ve 400 Nm tork üreten motor (WLTP) normlarına göre birleşik 6,8-7,8 lt/100 km. yakıt tüketim değerlerine sahip.
Yeni Scudo Van 1 milyon 132 bin 900 liradan, ve Ulysse 1 milyon 586 bin 900 liradan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.
Temmuza özel olarak, Scudo modellerinde, 800 bin lira 12 ay ve yüzde 2,99 faiz oranlı ,Ulysse modellerinde ise 300 bin lira 12 ay yüzde 2,99 faiz oranlı kredi imkanı ve nakit alımlarda 50 bin lira fiyat avantajı bulunuyor.
]]>Bakan Şimşek, “Cari açığı endişe kaynağı olmaktan çıkartacağız, kalıcı olabilmesi için yapısal dönüşüme ihtiyaç var.” dedi.
Şimşek, rezervlerde 80 milyar dolarlık iyileşme olduğunu belirterek, “11 yılda sağlanan düzelmeyi 1 yılda sağladık” ifadesini kullandı.
‘Enflasyonda en zoru geride kaldı’ diyen Bakan Mehmet Şimşek, “Tutarlılığı olan güçlü bir program uyguluyoruz. Para politikası geciklemeli bir şekilde dezenflasonu şekillendiriyor. Para politikasının inşası zaman alıyor. Enflasyon gelecek ay yüzde 60 civarına inecek. Yıl sonunda enflasyonda yüzde 42’ye kadar toleransımız var“ şeklinde konuştu.
Mehmet Şimşek’in açıklamalarından satır başları:
“CARİ AÇIK ENDİŞE OLMAKTAN ÇIKACAK”
Programın en önemli hedeflerinden birisi sürdürülebilir büyümedir. Bugün net ihracat katkısının pozitife döndüğü, iç talep makul düzeyde devam etti. İyi bir büyüme patikasıyla karşı karşıyayız. Önemli hedeflerden diğer sürdürülebilir cari açık. Cari açığı endişe kaynağı olmaktan çıkartacağız. Kalıcı olabilmesi için yapısal dönüşüme ihtiyaç var. Diğer bir konu mali disiplinin yeniden tesis edilmesi.
“MERKEZ BANKASI’NIN ELİNİ GÜÇLENDİRECEĞİZ”
Deprem hariç açığın milli gelire oranı sadece yüzde 1,6. Depremin gerektirdiği harcamaları bir kenara bırakırsanız mali disiplinde bir sorun yok. Açığın kendisi bir itki yaratıyor. Enflasyonla mücadele açığı aşağı çektiğimiz takdirde Merkez Bankası’nın elini güçlendirmiş olacağız.
Kur riskini azalttık, borçlanmanın vadesini artırıyoruz.
“NET REZERVLERİ 80 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”
Uluslararası rezervlerde tarihi bir düzeltmeyle karşı karşıyayız. Bankalarla swapı neredeyse kapattık. Swap hariç net rezerv eksi 61 milyar dolardan artı 18 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Net rezervlerdeki düzelme 80 milyar dolar civarına ulaştı. Daha önce bu türden iyileşmeyi 11 yılda sağlamışız, bu iyileşme bir yılda sağlandı.
“RİSK PRİMİ 1 YILDA 450 PUAN DARALDI”
KKM 60 milyar doların altına indi. Temmuzda KKM’den çıkış çok daha hızlanacak. Türkiye’nin istikrar ve reform programı ile birlikte risk priminde dramatik bir düşüş yaşanmıştır. Son 1 yılda risk priminde daralma 450 puan civarında, benzer ülkelere göre risk priminde muazzam iyileşme var.
DIŞ KAYNAĞA ERİŞİM SORUNU ORTADAN KALKTI
Türkiye’nin makul maliyetlerle dış kaynağa erişiminde sorun, önemli ölçüde ortadan kalktı. Rezervlerdeki artışın büyük bir kısmı vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin programa olan güveni nedeniyle dövizden TL’ye geçişle açıklanır, üçte ikisinden fazlası bu.
YILSONU ENFLASYON TAHMİNİ
Enflasyonda en zoru geride kaldı. Tutarlılığı olan güçlü bir program uyguluyoruz. Para politikası geciklemeli bir şekilde dezenflasonu şekillendiriyor. Para politikasının inşası zaman alıyor. Enflasyon gelecek ay yüzde 60 civarına inecek. Yıl sonunda enflasyonda yüzde 42’ye kadar toleransımız var.
“YÜK DAR GELİRLİLERE YÜKLENMEYECEK”
Kamuda harcama disiplinini önemsiyoruz, bütün harcamaları gözden geçiriyoruz. Bazı programları, birimleri kapatacağız. Çalışanlarımızı vergide adaleti sağlamak için Gelir İdaresi’nde görevlendireceğiz. Kayıt dışılık ile mücadeleye başladık, eylem planı olmayacak, fiiliyatta bu olacak. Amacımız vergilendirilmemiş bir alan bırakmamak, vergide adalet ve etkinliği sağlamak. Yük hiçbir şekilde dar gelirlilere yüklenmeyecek. Makrofinansal istikrarı kalıcı bir şekilde tesis etmeliyiz.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Ocak-Haziran dönemine ilişkin denizcilik istatistiklerini değerlendirdi.
Türkiye’nin deniz ticaretinden daha fazla pay alması için çalışmalarını hız kesmeden sürdürdüklerini ifade eden Uraloğlu, 2024 yılı Haziran ayında limanlarda elleçlenen yük miktarının 43 milyon 703 bin 341 ton olarak gerçekleştiğini kaydetti.
Bakan Uraloğlu, “Ocak-Haziran döneminde limanlarımızda elleçlenen yük miktarı ise toplam 269 milyon 182 bin 694 tona ulaştı. Haziran ayında limanlarımızdan yurt dışı limanlarına giden yük miktarı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,9 azalarak 11 milyon 266 bin 49 ton olarak gerçekleşti.” şeklinde konuştu.
Uraloğlu, yurt dışı limanlarından Türkiye’ye gelen yük miktarının ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,4 azalarak 20 milyon 920 bin 316 ton olarak gerçekleştiğini kaydederek, haziran ayında yurt dışı yük taşımaları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,5 azalarak 32 milyon 186 bin 365 ton olarak gerçekleştiğini belirtti.

EN FAZLA YÜK 7 MİLYON 208 BİN 517 TON İLE ALİAĞA’DA ELLEÇLENDİ
Haziran ayında bölge liman başkanlıkları bazında en fazla yük elleçlemesi 7 milyon 208 bin 517 ton yük ile Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleştiğini bildiren Uraloğlu, “Aliağa Bölge Liman Başkanlığını 7 milyon 4 bin 32 ton ile Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı ve 5 milyon 539 bin 625 ile İskenderun Bölge Liman Başkanlığı takip etti.” değerlendirmesinde bulundu.
Uraloğlu, haziran ayında limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının 5 milyon 933 bin 804 ton, kabotajda taşınan yük miktarının ise 5 milyon 583 bin 172 ton olarak gerçekleştiğini ifade etti.

“LİMANLARDA 758 BİN 659 TON SOYA FASULYESİ ELLEÇLENDİ”
Uraloğlu, haziran ayında taşınan yük cinsleri bazında bir önceki aya göre en fazla artış gösteren yük cinsinin soya fasulyesi elleçlemesi olduğunu kaydederek, “Limanlarda 758 bin 659 ton soya fasulyesi yük elleçlemesi gerçekleştirildi. Bunu ham petrol ile briketlenmemiş taşkömürü yükleri izledi. Haziran ayında portland çimento 739 bin 238 ton ile limanlarımızdan yurt dışına gitmek üzere gemilerle en fazla taşınan yük cinsi oldu.” dedi.
Portland çimentoyu, motorin ve klinker yük cinslerinin takip ettiğini kaydeden Uraloğlu, ham petrol yük cinsinin yurt dışından gelen gemilerde en fazla taşınan yükler arasında ilk sırada yer aldığını duyurarak briketlenmemiş taşkömürü ve motorin yük cinslerinin ham petrolün ardından listede yer aldığını söyledi.

EN FAZLA YÜK İTALYA’YA TAŞINDI
Uraloğlu, haziran ayında limanlardan deniz yolu ile yurt dışına gitmek üzere yapılan yüklemelerde en fazla yük taşıması İtalya’ya yapılan taşımalarda gerçekleştirildiğini, bunu ABD ve İspanya’ya yapılan taşımaların takip ettiğini aktardı.
Deniz yolu ile limanlarımıza gelen en fazla yükün Rusya’dan yapılan taşımalar olduğunu belirten Uraloğlu, “Haziran ayında limanlarımızda elleçlenen 32 milyon 186 bin 365 ton yurt dışı yükün yüzde 7,7’si Türk bayraklı gemilerle taşındı. Türk bayraklı gemilerle taşınan yurt dışı yük miktarı 2 milyon 493 bin 685 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,1 azaldı. Yabancı bayraklı gemiler ile taşınan yurt dışı yük miktarı ise 29 milyon 692 bin 680 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,6 azaldı.” dedi.

Uraloğlu, haziran ayında limanlarda elleçlenen konteyner miktarının ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,2 artışla 1 milyon 137 bin 388 TEU’ya ulaştığına işaret ederek, yılın ilk yarısında limanlardan elleçlenen konteyner miktarının da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,2 artışla 6 milyon 781 bin 483 TEU’ya çıktığını belirtti.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Türkiye’de 2 binden fazla çok uluslu şirket iştiraki olduğunu, yapılan incelemelerde büyük vergi kayıpları gözlendiğini, yeni vergi paketiyle küresel çaplı bu şirketlerden Asgari Kurumlar Vergisi alınacağını belirtti. Hatipolu ”Küresel şirketlerden yaklaşık 3 milyar dolar vergi geliri oluşturacak bir düzenleme geliştirildi” dedi.
”ZARARDAYIM” DEYİP ÖDEMİYOR
Ziraî, ticarî ve serbest meslek sahiplerine yönelik düzenlemenin ‘hakkaniyetli’ olacağını söyleyen Hatipoğlu ”Bu grupta işletme sahibi birçok vatandaşımız vergisini öderken, bazı şirketlerde ise vergi kaçağı tespit ediliyor. Milyonlarca liralık ticaret var. Şirket 5 yıldır sürekli zararda ya da işletme var; ama müşterisi yok. 1 TL vergi ödenmemiş. Hepimiz biliyoruz ki pek çok meslek grubu, ödemelerini elden nakit alıyor. Artık bu ortadan kalkacak. Serbest meslek grupları, minimum ‘asgari ücret kazandı’ sayılacak ve üzerinden vergilenecek. Diğer şirketler de ciro üzerinden belli bir oranda vergi ödeyecekler” diye konuştu.
KÖİ FİRMALARINA YÜZDE 30 VERGİ
Hatipoğlu, paketin en önemli düzenlemelerinden birinin ise Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) projelerinden alınacak vergi olduğunu kaydetti. Hatipoğlu ”Yap-İşlet-Devret modeliyle kamu-özel iş birliği projeleri ile faaliyet gösteren kurumlar elde ettikleri kazançlar üzerinden vergileri yüzde 30’a çıkartılacak” ifadelerini kullandı.
Yeni pakette ‘Vatandaşa yeni yük gelecek’ tartışmalarını değerlendiren Nebi Hatipoğlu ”Yıllardan beri ‘az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınsın’ diyenler, reform niteliği taşıyan yeni vergi paketine ucuz eleştiriler yöneltiyor. Çarpıtmalara kesinlikle kulak asmayınız. Büyük ticari faaliyet yürüten gruplar ve hepimizin bildiği vergi kaçağı oluşturan alanlar hariç herhangi bir ek vergi, pakette bulunmamakta. Gıda başta olmak üzere zarurî ihtiyaçlar dâhilinde hiçbir konuda vergi artışı olmayacak” açıklamasında bulundu.
VERGİDE ADALET TESİS EDİLİYOR
Muhalefet, hükûmetin vergi reform paketiyle vatandaşın vergisinin artırılacağına yönelik algı oluşturmaya çalışırken, uzmanlar paketle vergi adaletinin artacağını ifade ediyor. Ekonomist Seyfettin Erdoğan ”Bazı sektörler çok yüksek gelire rağmen hiç gelir elde etmemiş gibi vergi ödemiyor. Bu vergi paketiyle adaletin güçlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca gerçek usulde vergilendirilen ticari, zirai ve serbest meslek kazançlarına da asgari gelir vergisi uygulaması ile çok yüksek gelir gruplarının hedeflendiği görülüyor. Vergilendirilmemiş hiçbir alan bırakmamak, vergide adaletin artırılması ve etkin bir sistemin işletilmesi amaçlanıyor” dedi. Yap-İşlet-Devret ve Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri kapsamında faaliyet gösteren kurumların elde ettiği kazanca kurumlar vergisi oranı yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkarılıyor. Erdoğan, bu kararın yüksek gelir gruplarından daha yüksek vergi alınacağını da gösterdiğini ifade etti ve ”Dolaylı vergilerin payı yüzde 65’i civarında. Burada doğrudan vergilerin payının artırılması gerekiyor. Ayrıca teşvikler azaltılmalı, vergi affı uygulamasına son verilmeli” diye konuştu.
Ağır yaralanan Alan, ambulansla çalıştığı hastaneye kaldırıldı. Buradaki müdahale sonrası Konya’daki hastaneye sevk edilen Alan, yolda hayatını kaybetti.

SORUŞTURMADA TAKİPSİZLİK KARARI
Seycan Alan’ın kazadan 1,5 ay önce eş durumundan Ermenek’e atandığı, uzman çavuş olan eşi Mahmut Alan ile Ramazan Bayramı’ndan sonra düğün yapmayı planladıkları belirtildi. Kaza anı da güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Kazadan sonra Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma başlattı. Seycan Alan’ın ailesi ile eşi Mahmut Alan, yol kenarında bariyerlerin olmaması nedeniyle Karayolları 3’üncü Bölge Müdürlüğü’nden şikayetçi oldu.
Hazırlanan dosya, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderildi. Dosyada inceleme yapan bilirkişi heyeti, düzenlediği raporda “Araç sürücüsü Seycan Alan’ın yolun durumunu da göz önünde bulundurmak suretiyle eğimli ve virajlı mahalde aracının hızını azaltıp yavaş seyretmesi gerekirken bu hususlara özen göstermediği, uygun olmayan hızla geldiği olay yerinde sevk ve idare hatası göstererek direksiyon hakimiyetini kaybettiği, dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir.” ifadelerine yer verildi.

BU KEZ TAZMİNAT DAVASI AÇTILAR
Bunun üzerine Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı, takipsizlik kararı vererek dosyayı kapattı. Seycan Alan’ı ailesi, bu kez Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Karayolları Genel Müdürlüğü’ne tazminat davası açtı.
Mahkemenin atadığı uzman bilirkişi heyetinin yeni yazdığı raporda, yol yapım çalışmasını gerçekleştiren yüklenici firmanın yüzde 75 asli kusurlu olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Yola giriş yapan sürücü Seycan Alan sevk ve idaresindeki 41 GP 401 plaka sayılı otomobil ile kontrolünü kaybederek savrulup, korkuluk bulunmayan 15 metre yükseklikten yere düşerek ağır yaralanarak vefat ettiği kazanın oluşumunda; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Karayolu trafik güvenliği 13’üncü maddesine göre, kara yolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, kara yolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlüdür.
RAPOR, DAVANIN SEYRİNİ BELİRLEYECEK
Trafiği düzenlemede kullanılan işaret levhaları, ışıklı ve sesli işaretler, yer işaretlemeleri ile benzeri trafik işaretleri, kara yolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli kuruluşlarca temin ve tesis edilerek sürekliliği ve işlerliği sağlanır maddelerini ihlal ettiği anlaşıldığından yüzde 75 oranında asli kusurlu olduğu.”
Raporda ayrıca Seycan Alan’ın hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle yüzde 25 oranında tali kusurlu olduğu görüşüne varıldı. Yol yapım çalışmasını gerçekleştiren yüklenici firma ise bilirkişi heyeti raporuna itirazda bulundu. Rapor, onanması için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderildi. İhtisas Dairesi’nin kararına göre de tazminat davasının seyri belirlenecek.

Tarihi İpek Yolu’nun canlandırılmasını amaçlayan “Tek Yol Tek Kuşak” girişiminin en önemli halkasını oluşturan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, Gürcistan Demiryolları tarafından 24 Mayıs 2023 tarihinde başlayan Marabda-Ahıllek kesimindeki bakım çalışmalarının tamamlanmasının ardından tekrar işletmeye açıldı. Türkiye’den 440 ton “Soda Külü” yüklü ilk ihracat treni dün Türkiye’den Azerbaycan’a doğru yola çıktı. Azerbaycan’dan Adana Yenice’ye “Plastik Ham Maddesi” taşıyan ilk tren de bu sabah saatlerinde Türkiye’ye ulaştı.
“HATTA İLK TİCARİ TAŞIMA 30 EKİM 2017 TARİHİNDE BAŞLADI”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 30 Ekim 2017 tarihinde Türkiye-Gürcistan ve Azerbaycan işbirliği ile açılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nda bugüne kadar konvansiyonel taşımalar da dahil olmak üzere toplam 1 milyon 470 bin ton yük taşındığını ifade ederek, “Bu rakamlar dahi bu hattın bölge için ne kadar önemli bir demiryolu hattı olduğunu gösteriyor. Toplam 757 kilometre uzunluğundaki Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nın 429 kilometresi Azerbaycan, 220 kilometresi Gürcistan ve 79 kilometresi Türkiye sınırları içerisinde yer alıyor. Hatta ilk ticari taşıma 30 Ekim 2017 tarihinde Kazakistan-Türkiye arasında 4 bin 700 kilometrelik mesafede başladı. Hatta Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Çin’e yük taşımacılığı gerçekleştiriliyor.” diye konuştu.

“ÇİN’DEN TÜRKİYE’YE 200 KONTEYNER İÇERİSİNDE 50 BİN ADET YAŞAM ÇADIRI TAŞINDI”
Çin’in Xi’an şehrinden 42 adet konteyner yüklü vagondan oluşan blok konteyner yük treninin, 6 Kasım 2019’da Ankara’dan Çekya’nın Prag şehrine gönderildiğini anımsatan Bakan Uraloğlu, “Tren, Çin-Türkiye parkurunu 12 günde ve Çin-Prag arasındaki toplam parkurunu ise 18 günde tamamlamış ve Demir İpek Yolu üzerinden Çin’den Avrupa’ya giden ve Marmaray’ı kullanarak Avrupa’ya ulaşan ilk yük treni olarak tarihe geçmişti. Ayrıca Türkiye’den Çin’e ilk ihracat blok treni ise 4 Aralık 2020’de Çerkezköy’den hareket ederek Xian eyaletinde Xinzhu şehrine ulaşmıştı. Ayrıca Asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremleri sonrasında BaküTiflis-Kars Demiryolu Hattı ile Çin’den Türkiye’ye 200 konteyner içerisinde 50 bin adet yaşam çadırı taşındı. Bu anlamda da bu hattın çok büyük katkısını gördük” dedi.
-“YILDA BİN 500 BLOK TREN İŞLETMEYİ VE 6,5 TON YÜK TAŞIMAYI HEDEFLİYORUZ”
Türkiye ile Çin arasında Orta Koridor ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı ile orta vadede yıllık 200 blok tren işletmeyi hedeflediklerinin de altını çizen Uraloğlu, “Uzun vadede ise, Orta Koridor ve Bakü-Tiflis-Kars güzergâhından yılda bin 500 blok tren işletmeyi ve 6,5 ton yük taşıması yapılmasını hedefliyoruz. Ayrıca Türkiye ile Çin arasındaki toplam seyir süresini 10 güne düşürmeyi planlıyoruz” dedi.
Bakan Uraloğlu ayrıca Bakü-Tiflis-Kars ve Orta Koridor üzerinden gerçekleştirilen taşımalarda önemli bir lojistik merkez oluşturacak Kars Lojistik merkezinin 2021 yılı Mayıs ayında hizmete açtıklarını da hatırlattı.

“ORTA KORİDOR VE BAKÜ-TİFLİS-KARS DEMİRYOLU HATTI, ZENGEZUR KORİDORU’NUN ETKİNLİĞİNİ ARTTIRACAK”
Orta Koridor ve Bakü- Tiflis – Kars Demiryolu Hattı’nın etkinliğini artıracak olan Zengezur Koridoru’nun önemine de dikkati çeken Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Zengezur Koridoru, Azerbaycan’ın batı kısımları ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ermenistan üzerinden Zengezur Bölgesi’nden geçecek kara ve demiryolu hatlarını birleştirecek. Zengezur Koridoru’nun işlerlik kazanmasıyla beraber, Orta Koridor’un demiryolu ve karayolu yük taşıma kapasitesi artacak, bu da Pekin’den Londra’ya uzanan Doğu-Batı ticaretinin artışına olumlu katkı sağlayacak. Orta Koridor’un etkinliğinin artmasıyla hem Azerbaycan ile Hazar Denizi üzerinde geliştirilebilecek projeler hem de Nahçıvan ve Rusya ile ulaşım ve enerji alanında sağlanabilecek iş birlikleri ile ülkemizin bölgedeki stratejik konumunun önemi artacak.”

YENİ UÇUŞ NOKTALARI
Havayolu şirketi yönetim kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda uçak müsaitliği ve pazar şartlarına bağlı olarak Suudi Arabistan’ın Abha, Mısır’ın Aswan, Rusya’nın Mahaçkale, İspanya’nın La Coruna, Azerbaycan’ın Lenkeran, Fransa’nın Nantes, Sudan’ın Port Sudan, Kazakistan’ın Atyrau, Pakistan’ın Sialkot, Somali’nin Hargeisa, Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver ve Polonya’nın Katoviçe noktalarına tarifeli yolcu seferlerin başlayacağını açıkladı. Geniş uçuş ağı ve yüksek bağlantılılık sağlayan Türk Hava Yolları, 2033 yılında uçulan dış hat nokta sayısını 295’ten 345’e çıkartmayı hedefliyor.
FİLODA GENİŞLEME DEVAM EDİYOR
Pandemi dönemi sonrası yeniden toparlanma sürecinde başı çeken havayolu şirketlerinden biri olan THY, bu konuda 2033 yılı hedeflerini de belirledi. Söz konusu dönemde havayolu şirketi filo ve yolcu sayısını 2 katına çıkartmayı planlıyor. 2022 yılında 394 olan uçak sayısını 2033 yılında 800’ün üzerine çıkarmayı ve arz edilen kapasitesini 2022 yılına göre 2,5 kat artırmayı hedefliyor. Halihazırda filosunda 455 uçak bulunan THY, 31 Mart tarihi itibariyle filoya 1 adet Airbus A321 NEO, 1 adet Boeing B737-9, 2 adet Airbus A350-900 ve 3 adet Boeing 737-9 MAX uçakları dahil etti.
KARGO UÇUŞ NOKTASI 150’YE YÜKSELECEK
10 yıllık strateji kapsamında Turkish Cargo, İstanbul Havalimanı’ndaki yüksek teknolojiyle donatılan, dünyanın en büyük terminalleri arasında yer alan mega kargo tesisi SMARTIST’in sunduğu imkanlar ve Türk Hava Yolları’nın benzersiz genişlikte uçuş ağı sayesinde 2033 yılında taşınan yük miktarını 2022 yılının 2,3 katına çıkarmayı planlıyor. 2022 yılında 104 adet olan kargo uçuş noktasını 2033 yılında 150’ye yükseltmeyi ön görüyor. Turkish Cargo, pazar payı ve hizmet kalitesinde dünyada ilk üç hava kargo markalarında biri olmayı hedeflenmekte.
FİLONONUN YÜZDE 75’İ YENİ NESİL UÇAKLARDAN OLUŞACAK
Havayolu şirketinin 2033 stratejisi kapsamında yolcularına bütünleşik ve tüm kanallarda kişiselleştirilmiş hizmet sunmayı, dijital dönüşüm alanında yeni projeler geliştirerek en iyi dijital deneyim sunan üç hava yolundan biri olmayı amaçlıyor. Operasyonel büyüme hedeflerinin yanında sürdürülebilir bir dünya için de hedefler koyan THY, 2033 yılı stratejisi kapsamında filonun yüzde 75’inin yeni nesil uçaklarda oluşmasını, bu sayede operasyonel iyileştirmelerle birlikte toplamda yüzde 5 yakıt tüketimini azaltacak.
PERSONEL SAYISI YÜZDE 8 ARTTI
31 Mart 2023 tarihi itibariyle 30 bin 772 olan Türk Hava Yolları çalışan sayısı 31 Mart tarihi itibariyle yüzde 8 artarak 33 bin 350 oldu. Havayolu şirketinde 6 bin 854 pilot ve pilot adayı, 15 bin 69 kabin memuru, 55 uçak bakım teknisyeni, 3 bin 495 yurt dışı ve 7 bin 877 yurt içinde çalışan personel bulunmakta.
]]>Romanya’nın artan savunma bütçesi, bölge ülkelerinin savunma ve güvenlik tedbirlerine son dönemde gösterdikleri ilgi ve yatırımlar fuara olan ilgiyi artırıyor.
Türk savunma sanayisi şirketleri de bölge ülkelerindeki modernizasyon projelerinde sorumluluk üstlenmek, kilit karar vericilerle iletişim kurmak ve iş fırsatlarını keşfetmek için fuara katılım sağlayacak.
Son dönemde Avrupa ve NATO ülkelerindeki ihracat başarılarıyla dikkati çeken zırhlı kara aracı üreticisi Nurol Makina, BSDA 2024 Fuarı’nda yer alacak.
Nurol Makina ürün portföyünde yer alan araçlardan NMS-L’nin yanı sıra EJDER KUNTER’in yeni versiyonunu fuarda sergileyecek.
NMS-L’nin pikap versiyonu yurt dışında ilk kez sergilendiği İngiltere’nin ardından bir kez daha uluslararası alanda boy gösterecek. EJDER KUNTER 4X4 Özel Amaçlı Platform ise ilk kez yurt dışında vitrine çıkacak.
EJDER KUNTER’de Nurol Makina’nın EJDER YALÇIN araç ailesi ile aynı şasi kullanılıyor. Araçta, EJDER YALÇIN’ın saha kullanımlarından gelen geri beslemeler ile geliştirilen bir altyapısı bulunuyor. Bu sayede araç mobilitesi ve dayanımına yönelik iyileştirmeler yapıldı. Bunun ötesinde araçta bir takım temel tasarım değişikliklerine gidildi. Aracın arka tarafının hidrolik kapı ile hızlı giriş ve çıkış için rampa şeklinde açılmasına yönelik mekanizma eklendi, sürücü ve yolcu kabinlerinin içeriden geçişe imkan vermesi sağlandı. Araç, yüksek balistik koruma kabiniyle 14 personelle kadar hizmet verebiliyor.
Yenilenen araç, sahip olduğu şasi sayesinde muadillerinden daha yüksek mobilite ve koruma seviyesi sunuyor. Yüksek güvenirlik seviyesi ve kullanım ömrünün yüksekliği aracı hem tedarik aşamasında hem de ömür döngüsü içinde maliyet etkin konuma getiriyor.
EJDER KUNTER genel amaçlı kullanımı olan bir platform olarak öne çıkıyor. Romanya’da sergilenen model; ambulans, komuta kontrol aracı, tutuklu nakil aracı ve personel taşıyıcı konfigürasyonlarının dördünü de gösteren iç tasarıma sahip bulunuyor.
Araç, sahip olduğu özelliklerle sadece silahlı kuvvetler için değil, emniyet ve jandarma teşkilatları içinde oldukça kullanışlı bir çözüm sunuyor. EJDER KUNTER’e, Nurol Makina’nın tüm araçları gibi Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar farklı coğrafyalarda potansiyel kullanıcılar ilgi gösteriyor.
NMS-L ROMANYA’DA YARIŞTI
Nurol Makina, Romanya’da bir süredir devam eden 4X4 araç ihalesine katıldı.
İhale için Romanya savunma firmaları ile kapsamlı işbirliği içeren titiz bir hazırlık yapıldı ve Romanya savunma kamuoyunda da olumlu algılanan bir konum oluştu. İhale kapsamında da mobilite, faydalı yük kapasitesi ve koruma seviyesi olarak sınıfının en gözde araçlarından NMS-L 4X4 aracı sunuldu.
NMS araç ailesi bugüne kadar 5 ülke tarafından tercih edildi. Araç ailesinin üyesi NMS-L de NATO ordularının operasyonel konseptinde cephe hattı ve gerisinde farklı roller üstlenmeye aday bir araç olarak ön plana çıkıyor.
Söz konusu ihale sürecinde idari şartların Nurol Makina tarafından uygun görülmemesi sebebiyle NMS-L aracının tüm teknik isterlere karşılamasına rağmen ihaleye katılmama kararı alındı. Romanya Savunma Bakanlığına bu kararın gerekçeleri aktarıldı ve 4X4 taktik tekerlekli zırhlı araç segmentinin uluslararası seviyede en rekabetçi firması olarak Romanya ile çalışmaya her zaman hazır olunduğu bilgisi verildi.
Nurol Makina, Romanya ordusu ve emniyet teşkilatının muhtelif ihtiyaçlarına yönelik araç tanıtımlarını yapmaya devam edecek.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Ocak-Nisan dönemine ilişkin denizcilik istatistiklerini açıkladı. Türkiye’nin deniz ticaretinden daha fazla pay alması için çalışmalarını hız kesmeden sürdürdüklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, bu yılın Nisan ayında limanlarda elleçlenen yük miktarının 45 milyon 80 bin 852 ton olarak gerçekleştiğini bildirdi.
Uraloğlu, Ocak-Nisan döneminde limanlarımızda elleçlenen yük miktarının ise toplam 179 milyon 470 bin 869 tona ulaştığını ifade ederek, “Nisan ayında limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,3 artarak 12 milyon 34 bin 614 ton, ithalat amaçlı boşaltma miktarı ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 azalarak 22 milyon 360 bin 475 ton olarak gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret taşımaları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,1 artarak 34 milyon 395 bin 89 ton olarak gerçekleşti.” diye konuştu.

“EN FAZLA YÜK ALIAĞA’DA GERÇEKLEŞTİ”
Uraloğlu, Nisan ayında limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının, 6 milyon 77 bin 466 ton olarak gerçekleştiğini de vurguladı. Nisan ayında kabotajda taşınan yük miktarının ise 4 milyon 608 bin 297 ton olduğuna işaret eden Bakan Uraloğlu, “En fazla yük elleçlemesi 7 milyon 749 bin 285 ton yük ile Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleşti. Aliağa Bölge Liman Başkanlığını 7 milyon 96 bin 936 ton ile Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı ve 5 milyon 750 bin 381 ton ile İskenderun Bölge Liman Başkanlığı takip etti.” açıklamasında bulundu.
“EN FAZLA ARTIŞ MISIRDA”
Bakan Uraloğlu, Nisan ayında bir önceki aya göre en fazla artış gösteren yük cinsinin mısır (tahıl) elleçlemesi olduğunu kaydederek, limanlardan 939 bin 312 ton mısır yük elleçlemesi gerçekleştirildiğini belirtti.
Bunu 20’lik dolu konteynerlerde taşınan yükler ile briketlenmiş taşkömürünün izlediğini anlatan Uraloğlu, “Nisan ayında portland çimento yük cinsi, limanlarımızda elleçlenen ihracat yükleri içinde içerisinde 1 milyon bin 593 tonla ilk sırayı aldı. Söz konusu yük cinsini fuel oil ve motorin yük cinsleri takip etti. Ham petrol yük cinsi, limanlarımızda elleçlenen ithalat yükleri içinde ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla, briketlenmemiş taşkömürü ve motorin yük cinsleri takip etti.” bilgisini paylaştı.

“EN FAZLA İHRACAT İTALYA’YA YAPILDI”
Uraloğlu, Nisan ayında deniz yolu ile yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesinin İtalya’ya yapılan taşımalarda gerçekleştirildiğini, bunu ABD ve İspanya’ya yapılan taşımaların takip ettiğini kaydetti. İthalatta en fazla yük elleçlemesinin ise Rusya’dan yapılan taşımalarda görüldüğünü belirten Uraloğlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Nisan ayında limanlarımızda elleçlenen dış ticarete konu 34 milyon 395 bin 89 ton yükün yüzde 6,9’u Türk bayraklı gemilerle taşındı. Nisan ayında Türk bayraklı gemilerle taşınan yük miktarı 2 milyon 367 bin 713 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,6 azaldı. Yabancı bayraklı gemiler ile taşınan yük miktarı ise 32 milyon 27 bin 376 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 arttı.”

Uraloğlu, Nisan ayında limanlarda elleçlenen konteyner miktarının 1 milyon 130 bin 706 TEU’ya ulaştığına işaret ederek, Ocak-Nisan döneminde limanlardan elleçlenen konteyner miktarının da 4 milyon 482 bin 347 TEU’ya çıktığını belirtti.
Bu gelişimin en net görüldüğü platformlardan biri TCG İstanbul fırkateyni. Yerlilik/millilik oranıyla öne çıkan geminin muharip gücü de oldukça yüksek. Bugüne kadar Türk savaş gemileri 8 adet gemisavar füzesi taşıyabiliyorken TCG İstanbul ile bu sayı tam iki katına çıkıyor.
Peki, TCG İstanbul’un atışa hazır 16 gemisavar füzesi taşıması neden önemli ve gelecek için ne anlam ifade ediyor?
Muharebe sahasının şartları değişiyor
Halihazırda gerek Rusya-Ukrayna savaşı gerek Kızıldeniz başta olmak üzere bölgede yaşanan gelişmeler gerekse de İsrail-İran arasındaki gerilim harp sahası açısından da ciddi dersler barındırıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de gelişmeleri yakından takip edip önemli çıkarımlar yapmış olması sürpriz sayılmaz.
TCG İstanbul ile gemisavar füze kabiliyetinin iki katına çıkarılması işte bu değişimin bir yansıması olarak yorumlanıyor. Modern bir savaş gemisine karşı yapılacak füze atışlarında düşmanın hava savunma sistemlerini geçmek pek kolay olmayabiliyor. Haliyle aynı hedefe birden fazla kez atış yapmanız gerekiyor. Batırılan Rus savaş gemilerinde görüldüğü üzere kimi zaman 4-5 gemisavar füze aynı hedefe gönderiliyor.
Bu durum, geminizde bulunan 8 adet gemisavar füzenin hızla tükenmesi sonucunu da beraberinde getiriyor. Böyle bir durumda füzesi biten gemi için lojistik süreç başlıyor. Çünkü gemisavar füzeleri anlık olarak değişebileceğiniz ve yola devam edebileceğiniz ürünler değil.
Boşalan lançerler için ya dev vinçlerle ayrı bir süreç yürütmeniz gerekiyor ya da en yakın limana yanaşmanız. Haliyle geminizin füze atabilme kapasitesi ne kadar az ise sıcak sahadan da bir o kadar uzak kalmanız anlamına geliyor.
Donanmanın harekat planları değişebilir
TCG İstanbul’da gemisavar füze sayısının 16’ya yükselmesi bir başlangıç. Belli ki ilgili kuvvet gelecek dönemlerde de benzer bir yol haritası izleyecek ve diğer gemiler için de 16 sayısı geçerli olacak.
Bu durum Türk donanmasının harekat planlarını da doğrudan etkileyebilecek önemli bir kilometretaşı olarak da kabul edilebilir. Deniz harbinde ‘kuvvet çarpanı’ terimi var ve bu yetkinlik sahip olunan silah sistemleri, sensörler, lojistik açıdan yetkinlik ile benzer parametrelerle ölçülüyor. Tüm bunları alt alta koyduğunuzda da bir kuvvet modeli çıkıyor ortaya.
İşte tam da bu noktada sayının 16’ya yükselmesini Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki kurmay yapının bir isteği olarak düşünmek yanlış olmaz. Gemisavar füzesi sayısının katlanması her geminin sürekli 16 Atmaca ile gezeceği anlamına gelmiyor. Türk Ordusu’ndaki yüzer unsurların da diğer ülkelerde olduğu gibi barış zamanı ve harp zamanı olarak iki farklı yük tipiyle göreve çıktığı biliniyor.
Atmaca füzesi için çalışmalar devam ediyor
Bilindiği üzere Türk savaş gemileri gemisavar füzesi olarak ABD yapımı Harpoon kullanıyor. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen Atmaca füzesi seri üretimde ve halihazırda TCG Kınalıada korvetinde yüklü.
Diğer yandan daha gelişmiş yeni versiyonlar için de çalışmalar devam ediyor. Atış testleri devam eden füze için en kritik virajlardan biri üzerindeki motorun da yerlileştirilmesi. İlk etapta Fransa’dan motor tedarik edildiği ancak sonrasında ambargoya maruz kalındığı biliniyor.
Buna karşı Ankara’nın da yerli motor yoluna ağırlık verdiği ve KTJ-3200 ile başarılı sonuçlar elde edildiği konuşuluyor. Atmaca’nın menzili Harpoon’a oranla neredeyse iki kat daha fazla. Ancak sadece menzilin daha çok olması tek başına yeterli bir parametre değil. Atmaca’nın da çok farklı testlerle ve ileride gerçek bir harp sahasında rüştünü ispat ettikten sonra Türkiye’nin elini oldukça kolaylaştıracağını söylemek mümkün.
Her ne kadar ilk adım TCG İstanbul ile atılsa da gemisavar füzesi sayısının 16’ya çıkarılması konusu sadece istif sınıfı gemilerde değil modernizasyonu devam eden envanterdeki diğer platformlarda da gerçekleşecek. Bu süreç tamamlandığında Türk donanması sadece Mavi Vatan’da değil bayrak gösterdiği her bölgede ciddi bir caydırıcılık gücüne kavuşacak.

”ORTA KORİDOR’UN KAPASİTESİNİ ARTTIRACAK ÖNLEMLERİ ELE ALIYORUZ”
Orta Koridor’da ticaret ve lojistik potansiyelini tam anlamıyla gerçekleştirmek için kararlı eylemlerin şart olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, bu çalışmanın, atılması gereken adımları önceliklendirmeye ışık tutacak nitelikte olduğunu söyledi. Türkiye’nin demir yolu altyapısının hali hazırdaki talebi karşılamakta yeterli olduğunu kaydeden Uraloğlu, “Bakü-Tiflis-Kars hattından gelen yükün Edirne’ye kadar sevkiyatında herhangi bir kapasite problemi ile bugüne kadar karşılaşmadık. Ulusal taşıyıcımız TCDD Taşımacılık, Kars’ta çeken ve çekilen araçların doğudan gelecek yük akışını karşılayacak şekilde, daima hazır olmalarını sağlamaktadır. Değerlendirmenin aksine, Kars’ın batısında altyapı ve araç arzının altında bir yük akışı olduğunu yeri gelmişken belirtmek isterim” dedi.
Orta Koridor paydaşlarının bir araya gelerek pürüzleri gidermenin yoluna bakmaları ve çözümleri önceliklendirmeleri gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, “Bu anlayışla, koridor ülkeleriyle sıkça bir araya geliyor, üçlü mekanizmalar çerçevesinde koridorun kapasitesini arttıracak ve dar boğazları ortadan kaldıracak önlemleri ele alıyoruz. Azerbaycan-Kazakistan veya Azerbaycan-Gürcistan ile kurduğumuz mekanizmalar buna birer örnektir. Diğer taraftan bu ülkelerle çeşitli uluslararası örgüt çatısı altında bir araya geliyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı, TRACECA, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu çerçevesinde taşımaların, gümrük işlemlerinin, lojistik duraklardan geçişin kolaylaştırılmasına yönelik uyumlaştırma yöntemleri arıyoruz” diye konuştu.

”ORTAK ANLAYIŞA VARARAK ENGELLERİ KALDIRMAK MÜMKÜN”
Koridor boyunca yakından koordinasyonu sağlayacak yeterli platformun halihazırda mevcut olduğunu söyleyen Uraloğlu, ortak anlayışa vararak engelleri kaldırmanın hızlıca mümkün olacağını ifade etti. Usul ve işlemlerin kolaylaştırılması noktasında, transit yükün olabildiğince engellere takılmaksızın hedefine ulaşması için idari birtakım prosedürleri geride bırakmanın gerekliliği konusunda ortak anlayışa varılması gerektiğinin altını çizen Uraloğlu, doğu-batı yük potansiyeli, demir yolu kapasitesinin çok üzerindeyken demir yolunun da tamamlayıcı niteliğindeki kara yolu için kotaların liberalleştirilmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Orta Koridor’un, bölge ülkeleri için önemli bir ticari ve ekonomik potansiyele sahip olduğunun işaret eden Uraloğlu, koridorun, Asya ve Avrupa arasında stratejik bir bağlantı sağlayarak ticaretin artmasına, ekonomik büyümeye ve kalkınmaya da katkı sağlayacağını söyledi. Türkiye olarak, Orta Koridor’un geliştirilmesi ve güçlendirilmesi konusundaki kararlılığı sürdürdüklerini vurgulayan Uraloğlu, bölge ülkeleri arasındaki ticaretin ve iş birliğinin artması için çaba gösterdiklerini bildirdi.
”DEMİR YOLUNUN YÜK PAYINI YÜZDE 22’YE ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ”
2030 yılında Türkiye üzerinden konteyner yüküne olan talebin artacağının öngörüldüğünü belirten Bakan Uraloğlu, “Bunun oldukça yerinde bir tespit olduğunu ve 2053 vizyonumuzla örtüştüğünü düşünüyorum. Ulaştırma alanında 2053 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz yatırımlarımızın önemli bir kısmını demir yolu sektöründe yapmayı planlıyoruz. Demir yolu üzerinden yük taşıma payını 2053’e kadar yüzde 22’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla kara yolundan demir yoluna yükün kaymasını sağlamış olacağız. Orta Koridor’da yükün konteyner olarak taşınması için gereken ilave kapasiteyi de sağlamış olacağız” dedi.
”YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜ İLE DEMİR YOLU BAĞLANTISI OLACAK”
2053 vizyonu doğrultusunda, Asya, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu arasında artan ticarete daha fazla ulaşım altyapısı sağlamayı ve ulaştırma bağlantısallığını artırmayı hedeflediklerini açıklayan Uraloğlu, “Gerek Asya’dan gerekse Orta Doğu’dan gelecek yüklerin akışını sorunsuz bir şekilde sağlamak için Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile Asya ve Avrupa kıtaları arasında, Marmaray’dan sonra ikinci demir yolu bağlantısını tesis ediyoruz. Bu kapsamda Gebze-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-İstanbul Havalimanı-Çatalca Demiryolu Projesini hayata geçirmeyi planlıyoruz. Buna ilave olarak şu anda inşa edilmekte olan Halkalı-Kapıkule Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi tamamlandığında İstanbul ile Türkiye-Bulgaristan sınırı arasında yüksek hızlı tren işletmeciliğine başlanacaktır. Böylece bölgeler arasında kesintisiz ticarete daha yüksek kapasite ve hız ile katkıda bulunacağız” diye konuştu.
”DİVRİĞİ-KARS DEMİR YOLU REHABİLİTASYON PROJESİ HAYATA GEÇİYOR”
Ayrıca, Bulgaristan ile artan demir yolu potansiyelini de dikkate alarak, ikinci bir demiryolu geçiş noktası kurulması konusunda mutabakat zaptı imzaladıklarının altını çizen Bakan Uraloğlu, ikinci demir yolu hattı ile doğu-batı yönlü yük taşıma kapasitesi artacağını, Orta Koridor’un demir yolu potansiyeline de önemli ölçüde katkıda bulunacağını ifade etti. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu’nun devamı olan Divriği-Kars Demiryolu Rehabilitasyon Projesi’nin mevcut demir yolu altyapısını modernize ederek doğu-batı bağlantılarını güçlendireceklerini ve kapasite artışı sağlayacaklarını söyleyen Uraloğlu, “Diğer taraftan, açık denizlere erişimi olmayan Orta Asya ülkelerinin kendi aralarındaki yük akış artışının yanı sıra küresel ticarete erişim noktaları çeşitlendirilmiş olmaktadır. Ülkemizin doğusunda yeni bir bağlantı olarak, Zengezur Koridoru’nu ulusal ağımıza bağlamak için yeni bir demir yolu inşa edeceğiz. Bu bağlantı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı ile birlikte Orta Koridoru tamamlayacak bir hat niteliğinde olacaktır” ifadelerini kullandı.
KALKINMA YOLU İLE YENİ HAT
Bakan Uraloğlu, sadece doğu-batı güzergahında değil, aynı zamanda kuzey-güney aksında da planlamaların devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya ve Orta Asya’ya bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi büyük önem taşıyor. Bu yeni güzergah, bölgedeki yüklerin Avrupa ve Orta Asya’ya erişiminde ciddi kolaylıklar sağlayacak. Kalkınma yolu olarak adlandırılan bu yeni güzergah, Irak tarafında yaklaşık 1200 kilometrelik hem çift hat demir yolu hem de otoyol yapımını içeriyor. Türkiye tarafında ise ulusal demir yolu ve kara yolu ağımıza yaklaşık 130 kilometrelik demir yolu ve 300 kilometrelik otoyol ile bağlamak için gerekli teknik çalışmaları tamamladık. Kalkınma Yolu, Orta Doğu ülkeleri ile Orta Koridor ülkeleri arasındaki karşılıklı ticaretin çeşitlendirilmesi ve yeni pazarlara erişimi destekleyici ve tamamlayıcı bir girişim olması açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Görüleceği üzere, artması beklenen yük hacmine göre gerekli kapasite artışlarımızı planlıyor ve çalışmalarına başlıyoruz. Türkiye olarak, bölgesel planlamalara ve düzenlemelere çok önem veriyoruz. Ulaştırma sektörüne yapılan yatırımların etkin kullanımı için bölgesel iş birliklerine ihtiyaç var.”
Mart ayında limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının, 5 milyon 699 bin 607 ton olarak gerçekleştiğini de belirten Uraloğlu, “Dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden biriyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülkemizi dünyanın önemli bir liman merkezi haline getirdik. Deniz ticaret hacmimizi artırarak ülkemizin ekonomi ve istihdamını geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Ocak-Mart dönemine ilişkin denizcilik istatistiklerini açıkladı. Bakanlık olarak denizciliğin daha da gelişmesi, denizlerden sağlanan imkânların artırılması, kaynaklarının ekonomiye kazandırılması için gerekli bütün atılımların ve yatırımların yapıldığının altını çizen Uraloğlu, Türkiye’nin deniz ticaretinden daha fazla pay alması için çalışmalarını hız kesmeden sürdürdüklerini ifade etti.
“3 AYDA ELLEÇLENEN YÜK MİKTARI 134 MİLYON 327 BİN TONA ULAŞTI”
Bu yılın Mart ayında Türkiye limanlarında elleçlenen yük miktarının 47 milyon 351 bin 510 ton olarak gerçekleştiğini bildiren Uraloğlu, “Ocak-Mart döneminde limanlarımızda elleçlenen yük miktarı ise toplam 134 milyon 327 bin 597 tona ulaştı. Mart ayında limanlarda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,4 artarak 12 milyon 804 bin 476 ton, ithalat amaçlı boşaltma miktarı ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,4 artarak 23 milyon 880 bin 435 ton olarak gerçekleşti. Mart ayında dış ticaret taşımaları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,8 artarak 36 milyon 684 bin 911 ton olarak gerçekleşti” dedi.
“EN FAZLA ARTIŞ GÖSTEREN YÜK MOTORİN OLDU”
Bakan Uraloğlu, Mart ayında bir önceki aya göre en fazla artış gösteren yük cinsinin motorin elleçlemesi olduğunu kaydederek, limanlardan 3 milyon 507 bin 326 ton motorin yük elleçlemesi gerçekleştirildiğini belirtti. Bunu 40’lik dolu konteynerlerde taşınan yükler ile demir cevheri ve konsantrelerinin izlediğini anlatan Uraloğlu, “Mart ayında portland çimento yük cinsi, limanlarımızda elleçlenen ihracat yükleri içinde içerisinde 1 milyon 40 bin 381 tonla ilk sırayı aldı. Söz konusu yük cinsini, motorin ve feldispat yük cinsleri takip etti. Ham petrol yük cinsi, limanlarımızda elleçlenen ithalat yükleri içinde ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla, hurda demir ve briketlenmemiş taşkömürü yük cinsleri takip etti.” İfadelerini kullandı.
“EN FAZLA YÜK İTALYA’YA YAPILAN TAŞIMALARDA ELLEÇLENDİ”
Mart ayında deniz yolu ile yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesinin İtalya’ya yapılan taşımalarda gerçekleştirildiğini, bunu ABD ve İspanya’ya yapılan taşımaların takip ettiğini, ithalatta ise en fazla yük elleçlemesinin Rusya’dan yapılan taşımalarda görüldüğünü söyleyen Bakan Uraloğlu, Mart ayında limanlarda elleçlenen dış ticarete konu 36 milyon 684 bin 911 ton yükün yüzde 8,1’inin Türk bayraklı gemilerle taşındığının altını çizdi. Bakan Uraloğlu, “Mart ayında Türk bayraklı gemilerle taşınan yük miktarı 2 milyon 965 bin 1 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 29,1 arttı. Yabancı bayraklı gemiler ile taşınan yük miktarı ise 33 milyon 719 bin 910 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 arttı.” dedi. Uraloğlu, Mart ayında limanlarda elleçlenen konteyner miktarının 1 milyon 169 bin 846 TEU’ya ulaştığına işaret ederek, Ocak-Mart döneminde limanlardan elleçlenen konteyner miktarının da 3 milyon 350 bin 817 TEU’ya çıktığını belirtti.
“EN FAZLA YÜK ALİAĞA’DA ELLEÇLENDİ”
Uraloğlu, Mart ayında limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının, 5 milyon 699 bin 607 ton olarak gerçekleştiğini belirtti. Mart ayında kabotajda taşınan yük miktarının ise 4 milyon 966 bin 992 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 azaldığına işaret eden Uraloğlu, “En fazla yük elleçlemesi 7 milyon 720 bin 348 ton yük ile Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleşti. Aliağa Bölge Liman Başkanlığını 7 milyon 365 bin 591 ton ile Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı ve 5 milyon 669 bin 99 ton ile İskenderun Bölge Liman Başkanlığı takip etti. ” değerlendirmesinde bulundu.
“DENİZCİLİKTE ULUSLARARASI ARENADA ÇOK ÖNEMLİ BİR KONUMDAYIZ”
Bakan Uraloğlu, deniz ticaretinde yaşanan gelişmelerin 2024 yılı başından itibaren ülke ekonomisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak arttığını söyledi. Türkiye’nin denizcilik sektöründe de her geçen gün büyüdüğüne işaret eden Uraloğlu, “Denizcilik alanında uluslararası arenada çok önemli bir konumda olduğumuzu artık gururla söyleyebiliyoruz. Dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden biriyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülkemizi dünyanın önemli bir liman merkezi haline getirdik. Deniz ticaret hacmimizi artırarak ülkemizin ekonomi ve istihdamını geliştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2024 yılı ilk iki ayında denizcilik yük istatistiklerinde yaşanan gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Son aylarda yaşanan ekonomik gelişmelerin ticari hayata yansımalarının görülmeye başladığını söyleyen Uraloğlu, deniz ticaretinde büyümenin ise kendini rekor seviyelerde gösterdiğini ifade etti.
2024 yılı Şubat ayında limanlarımıza deniz gelerek elleçlenen yük miktarının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 artarak 43 milyon 853 bin 985 tona yükseldiğini belirten Uraloğlu, elleçlenen konteyner miktarının ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,9 artarak 1 milyon 167 bin 210 TEU’ya yükseldiğini açıkladı.
Uraloğlu, “2024 yılı Ocak-Şubat döneminde ise limanlarımızda elleçlenen yük miktarı bir önceki yılın aynı dönemine göre toplamda yüzde 6,2 artarak 86 milyon 973 bin 541 ton olarak gerçekleşti. Aynı dönemde limanlarımızda elleçlenen toplam konteyner miktarı ise yüzde 18,9 artarak 2 milyon 180 bin 972 TEU’ya kadar çıktı. Şu an uluslararası arenada deniz taşımacılığında en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız” dedi.
İHRACAT AMAÇLI YÜKLEMELER YÜZDE 34,6 ARTTI
Bakan Uraloğlu, deniz taşımacılığındaki büyümeyi özellikle ihracat yüklerinin domine ettiğini vurgulayarak, 2024 yılı şubat ayında limanlarımızda gerçekleştirilen ihracat amaçlı yükleme miktarının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34,6 artarak 12 milyon 49 bin 294 tona çıktığını anlattı.
Uraloğlu, “İthalat amaçlı boşaltma miktarımız da bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,6 artarak 20 milyon 744 bin 969 ton olarak gerçekleşti. Şubat ayında dış ticaret taşımaları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,0 artarak 32 milyon 794 bin 263 tona yükseldi. Konteyner elleçlemesinde ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 26,6 artış yaşanarak 840 bin 499 TEU konteyner elleçlendi. Şubat ayında limanlarımızda gerçekleştirilen ihracat amaçlı konteyner yüklemeleri ise yüzde 31,4 artarak 434 bin 471 TEU’ya, ithalat amaçlı konteyner boşaltmaları ise yüzde 21,8 artarak 406 bin 28 TEU’ya yükseldi” dedi.
TRANSİT KONTEYNER MİKTARI İKİ KAT ARTTI
Bakan Uraloğlu, Limanlarımızda elleçlenen transit konteyner miktarının ise şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre iki kattan fazla artış gösterdiğini söyledi.
Uraloğlu, transit konteyner miktarının yüzde 109,3 artarak 267 bin 207 TEU’ya yükseldiğini kabotajda elleçlenen konteyner miktarının da yüzde 21,9 artarak 59 bin 503 TEU olarak gerçekleştiğinin altını çizdi. Şubat ayından limanlarımızda elleçlenen toplam transit yük taşımalarının ise yüzde 5,7 artarak 5 milyon 962 bin 868 ton olduğunu açıklayan Uraloğlu, kabotajda taşınan yük miktarının ise 5 milyon 96 bin 854 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,2 arttığını bildirdi.
EN FAZLA YÜK ALİAĞA’DA ELLEÇLENDİ
Uraloğlu, şubat ayında en fazla yük elleçlemesinin Aliağa’da yapıldığını açıkladı. Aliağa Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında faaliyet gösteren limanlarda şubat ayında toplam 7 milyon 392 bin 884 ton yük elleçlemesi gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, “Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında elleçlenen yüklerin yüzde 80,7’si yani 5 milyon 965 bin 398 tonunu dış ticaret yükleri oldu.
12,7’lik kısım olan 935 bin 382 tonunu kabotaj yükleri oluştururken 492 bin 104 tonunu ise transit yükler oluşturdu. Aliağa bölgesini 6 milyon 687 bin 288 ton ile Kocaeli Bölgesi, 5 milyon 321 bin 549 ton ile İskenderun Bölgesi takip etti. 37 liman başkanlığımız arasında en fazla yük elleçlemesi gerçekleşen ilk 10 liman başkanlığında toplam 37 milyon 263 bin 303 ton yük elleçlenmiş oldu ve bu rakam elleçlenen toplam yükün yüzde 85’ini oluşturdu” diye konuştu.
Konteyner elleçlemesinde ise en fazla konteynerin Ambarlı bölgesinde elleçlendiğini anlatan Uraloğlu, 262 bin 839 TEU konteynerin Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 200 bin 561 TEU konteynerin Tekirdağ Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında, 186 bin 851 TEU konteynerin ise Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında elleçlendiğini söyledi.
Büyük deprem felaketinden etkilenen İskenderun Bölge Liman Başkanlığımızda, 2023 yılının ilk 2 ayında İskenderun Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde toplam 8 milyon 176 bin 148 ton yük elleçlenirken, 2024 yılının ilk 2 ayında İskenderun Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde geçen yılının ayını dönemine göre %41 artışla 11 milyon 528 bin 153 ton yük elleçlemesi gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, depremin yaralarını sardık ve sarmaya devam ediyoruz dedi.
EN FAZLA İHRAÇ EDİLEN YÜK PORTLAND ÇİMENTO OLDU
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu şubat ayında portland çimentonun limanlarımızda elleçlenen ihracat yükleri içerisinde 757 bin 85 ton ile ilk sırayı aldığını açıkladı. Portland çimentoyu 566 bin 317 ton ile motorinin, 507 bin 318 ton ile klinker yüklerinin takip ettiğini anlatan Uraloğlu, “Ancak deniz yoluyla ithalatta yine ham petrol limanlarımızda elleçlenen en büyük yük oldu. Şubat ayında 2 milyon 279 bin 696 ton ham petrol limanlarımızda elleçlendi. Bunu sırasıyla, 2 milyon 70 bin 617 ton ile taşkömürü ve 1 milyon 686 bin 75 ton ile hurda demir takip etti” dedi.
N FAZLA İHRACAT İTALYA’YA YAPILDI
Uraloğlu, şubat ayında denizyolu ile yapılan ihracatta en fazla yük elleçlemesinin ise 1 milyon 676 bin 310 ton ile İtalya’ya yapıldığını söyledi. İtalya’yı sırasıyla 971 bin 339 ton ile Amerika’nın, 801 bin 20 ton ile İspanya’nın takip ettiğini kaydeden Uraloğlu, İtalya’ya giden yüklerin 318 bin 764 tonunun ise Türk bayraklı gemilerle taşındığını bildirdi.
İthalatta ise en fazla yük elleçlemesinin 7 milyon 223 bin 347 ton ile Rusya’dan yapılan taşımalarda gerçekleştiğini bildiren Uraloğlu, “Rusya’yı sırasıyla 1 milyon 834 bin 78 ton ile Amerika’dan ve 1 milyon 38 bin 815 ton ile Mısır’dan yapılan taşımalar takip etti. Konteyner elleçlemesinde ise şubat ayında 119 bin 523 TEU ile en fazla konteyner elleçlemesi yapılan ülke Çin oldu. Çin’i sırasıyla 110 bin 293 TEU ile Mısır ile yapılan taşımalar ve 86 bin 396 TEU ile Yunanistan ile yapılan taşımalar takip etti. Denizyolu ile yapılan en fazla ihracat amaçlı konteyner yüklemesini ise 50 bin 847 TEU ile Mısır’a giden konteynerler oluşturdu” açıklamasında bulundu.
KONTEYNER AĞIRLIĞI YÜZDE 35,2 ARTTI
Uraloğlu, limanlarımızda elleçlenen yüklerin kargo tiplerine bakıldığında, 2024 yılı şubat ayında en fazla elleçlemenin 13 milyon 785 bin 117 ton ile sıvı dökme yüklerde gerçekleştiğini açıkladı. Sıvı dökme yükleri 12 milyon 536 bin 154 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,5 artan katı dökme yüklerin takip ettiğini açıklayan Uraloğlu, konteynerlerde taşınan yüklerin ise 11 milyon 962 bin 485 tona ulaştığını söyledi.
Uraloğlu, konteynerlerde taşınan yüklerin bir önceki yılın aynı ayına göre ton bazında yüzde 35,2 oranda büyük bir artış yaşadığının altını çizdi. Uraloğlu, konteyner cinslerine göre konteyner elleçleme rakamlarına bakıldığında dolu konteyner miktarının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38 artarak 880 bin 180 TEU olduğunu kaydetti.
Uraloğlu, “Şubat ayında limanlarımızda elleçlenen boş konteyner miktarı ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41,6 artışla 287 bin 29 TEU olarak gerçekleşti. Şubat ayında limanlarımızda elleçlenen konteynerlerin yüzde75,4’ünü dolu konteynerler, yüzde 24,6’sını ise boş konteynerler oluşturdu” diye konuştu.
]]>Salgın önlemlerinin azaltılmasıyla yoğunlaşan hava trafiğinin de etkisiyle 2023 yılında dünyanın önemli havacılık merkezlerinden İstanbul’da taşınan bagaj, kargo ve posta yükü ile ticari seferlerde artışlar istatistiklere yansıdı.
Yemen’deki Husilerin İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023’te Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koymaya, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başlamasıyla çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
Bunun etkisiyle deniz taşımacılığında rota uzarken hava kargo yeniden ön plana çıktı.
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün internet sitesindeki verilere göre, İstanbul Havalimanı merkezli seferlerle bu yılın ilk ayında iç hatta 13 bin 931, dış hatta 235 bin 626 ton olmak üzere toplam 249 bin 557 ton bagaj, kargo ve postadan oluşan yük nakledildi.
Bu havalimanında geçen yıl ocak ayında toplam 209 bin 465 bagaj, kargo ve posta yükü taşınmıştı. İstanbul Havalimanı’nda ocakta yük taşımacılığında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artış kaydedildi.
Bu yılın ocak ayında, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı merkezli geliş ve gidiş seferleriyle 9 bin 802 tonu iç, 21 bin 961 tonu dış olmak üzere toplam 31 bin 763 ton yük taşındı. Geçen yılın aynı döneminde 30 bin 838 ton bagaj, kargo ve posta nakledilen hava limanında ocak ayında taşınan yük miktarı yüzde 3 arttı.
İstanbul’da iki havalimanından 2024 yılının ilk ayında düzenlenen seferlerle iç hatta 23 bin 733, dış hatta 257 bin 587 olmak üzere 281 bin 320 ton oldu.
Geçen yılın aynı döneminde 240 bin 303 ton yük taşınan İstanbul merkezli uçuşlarda bu yıl nakledilen yük miktarı yüzde 17 (41 bin 17 ton) artış gösterdi.
TİCARİ UÇUŞLARDA YÜZDE 7 ARTIŞ
Geçen yıl başlayan ve bu sene de devam eden havacılık sektörünün tüm kollarındaki artışlar ticari uçuşlarda da etkisini gösterdi.
İstanbul Havalimanı’ndan 2024’ün ilk ayında 8 bin 697’si iç, 31 bin 423’ü dış hatlarda toplam 40 bin 120 ticari uçuş icra edildi.
Geçen yılın aynı döneminde toplam 37 bin 992 seferin düzenlendiği havalimanında ticari uçuşlar yüzde 6 artış gösterdi.
Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’ndan bu yılın ilk ayında iç hatlarda 8 bin 422, dış hatlar 10 bin 379 toplamda 18 bin 801 ticari uçuş yapıldı. Bu havalimanından geçen yılın aynı döneminde toplam 17 bin 215 uçuş icra edilmişti.
Ocak ayında geçen yıla kıyasla yüzde 9’luk artış yaşandı.
Bu ocakta, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı ile İstanbul Havalimanı’ndan toplam 58 bin 921 ticari sefer düzenlendi. İstanbul’daki havalimanlarından geçen yılın aynı döneminde ise 55 bin 207 ticari sefer icra edilmişti. Ticari uçuşların geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7 arttığı hesaplandı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, İstanbul’daki ulaşım çilesinin çözümü için “Çilesiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nı gerçekleştirdi.
‘’HEDEFİMİZ 5 YIL BOYUNCA İSTANBULLULARIN OMUZLARINA BİR YÜK GİBİ ÇÖKEN TRAFİK ÇİLESİNİ BİTİRMEKTİR’’
İstanbul’un en büyük sorunlarının başında trafik çilesinin geldiğini belirterek konuşmasına başlayan Kurum, ‘’Hedefimiz; 5 yıl boyunca, İstanbulluların omuzlarına ağır bir yük gibi çöken bu trafik çilesini bitirmektir. 1 dakikanın bile önemli olduğu bir çağda yaşıyoruz. İstanbulluların yaşlısı-genci, erkeği-kadını herkes artık bu çileden bıkmıştır. Ülkemizin lokomotifi olan İstanbul, her açıdan geride kalmıştır. Ama milletimiz kesinlikle çaresiz değildir. Çare insanı merkeze alan Gerçek Belediyeciliktir. Çünkü daha ulaşılabilir ve kolay ulaşımın çözümü bizdedir. Biz yaptığımız her işi tam yaparız.’’ sözleriyle konuşmasına devam etti.
‘’HER İSTANBULLUNUN ÖMRÜNDEN TAM 3 YIL TRAFİK NEDENİYLE ÇALINIYOR’’
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “Seçilmeden önce millete 35 ana ulaşım vaadi verdiler. Bu vaatlerin 4’ünü bile zor bitirebildiler. Ulaşımda tam yüzde 89 oranında başarısız oldular. Bu başarısızlık hepimize çok pahalıya mal oluyor. Paradan, zamandan, çevreden; her şeyden kaybediyoruz. Her İstanbullunun ömründen tam 3 yıl trafik nedeniyle çalınıyor. Milletimiz için ‘Uğraştıran Değil Ulaştıran İstanbul’ diyoruz ve 1 Nisan’da İstanbul’un yolunu açmaya geliyoruz.’’ dedi.
İstanbul’da 1000 kişiye 209 otomobil düştüğünü belirten ve İstanbul’da her gün 984 yeni aracın trafiğe çıktığının altını çizen Kurum, bu yılın sonunda 5,4 milyon araç sayısına ulaşılacağını, bu sayının 2029’da 6.8 milyon araç olacağını söyledi.
‘’ULAŞIMDA ORTALAMA YOLCULUK SÜRESİNİ 64 DAKİKADAN 39 DAKİKAYA DÜŞÜRECEĞİZ’’
Nüfus artışı ile birlikte otomobil sayısının da artacağına vurgu yapan Kurum, ‘’Nüfusumuz, gelirimiz ve otomobil sayımız hızla artıyor. Bu yükseliş devam ederken, eğer doğru bir planlama yapamazsak bugünkü manzaranın çok daha kötü boyutlarını yaşayacağız. Bu şehirde 2014’te her birimizin ortalama yolculuk süresi 49 dakikaydı. 2019 yılında, araç ve nüfus sayımızın artmasına rağmen, planlı yatırımlarımız sayesinde biz bu süreyi 45 dakikaya kadar düşürdük. Ama mevcut İBB yönetimi 5 yılda bu süreyi, 64 dakikaya kadar çıkardı. Bunların 2019’da görevi devraldığı gün bu şehirde ortalama trafik hızımız saatte 60 kilometreydi. Bugün bu hız saatte 42 kilometreye kadar geriledi. 2019’da yüzde 47 olan trafik yoğunluğumuz; bugün ortalama yüzde 64’e çıkmıştır. Hele hele zirve saatlerde bu oran yüzde 90’lara ulaşmaktadır.’’ diyerek mevcut İBB yönetimini eleştirdi. Millete verilen sözlerin tutulmadığını söyleyen Kurum, ‘’’5 yılda 230 kilometre metro yapacağız’ dediler, yapmadılar. 2019 öncesinde bizim başlattığımız 10 metro hattının 3’ünün yapımını bile durdurdular. Bırakın verilen sözleri tutmayı; ‘biz açtık’ dedikleri, ‘boy boy reklamlarını yaptıkları’ 47,3 km’lik metro hattının bile gerçekte sadece 8 km’sini yapabildiler. Bizim yüzde 99’unu tamamladığımız 18 kilometrelik Mecidiyeköy-Mahmutbey hattına sadece ve sadece 180 metre ekleyebildiler. Dudullu-Bostancı metromuz 14,3 kilometrelik bir hattı. Bu hattın yüzde 70’lik kısmını, yani 10 kilometresini, zaten biz tamamlamıştık. Onlar bu hattın sadece yüzde 30’luk kısmını, yani sadece 4,29 kilometresini yapabildiler. Bu beceriksizlikle de yetinmediler. Üstüne bir de devam eden hatları iptal ettiler. Üstüne üstlük, iptal ettikleri hatlara hafriyat döktüler.
Daha da acısı, 5 yılda, bu şehrin geleceği için tek bir ‘yeni metro hattı ihalesi’ bile yapmadılar. İşte İstanbul’un kayıp yıllarından örnekler böyle uzayıp gidiyor. Bunların yarım bıraktıklarını da hafriyat döktüklerini de iptal ettiklerini de en güzel şekilde yapacağız.’’ dedi.
Toplu ulaşımda karayolunun ağırlığının yüzde 72’lerde, raylı sistemlerin payının yüzde 26’larda, denizyolunun ise yüzde 2 seviyesinde olduğunun altını çizen Kurum ‘’Biz 2029’da karayolunun payını yüzde 60’a düşüreceğiz. Raylı sistemlerin payını yüzde 37’ye çıkaracağız. Denizyolunun payını ise yüzde 3’e yükselteceğiz. 2034’te karayolunun ağırlığı yüzde 48’e düşecek. Raylı sistemlerin payı yüzde 48’e yükselecek, denizyolu ulaşımı yüzde 4’e çıkacak.’’ sözleriyle 10 yıllık hedefle karayolu payını azaltırken raylı sistemler ve deniz ulaşımı payını 2 katına çıkaracaklarını ifade etti.
Projelerini hayata geçireceğinin sözünü veren Kurum, ‘’İstanbul’un hız ve konforunu artıracağız, insanımıza nefes aldıracağız, ekonomimizi güçlendireceğiz, İstanbul’u yükselteceğiz.’’ dedi.
‘’İSTANBUL’UN ULAŞIM ANAYASASI OLACAK’’
Her şeyi bir plan ve programa göre yapacaklarını ifade eden Kurum, ‘’İstanbul’un Ulaşım Anayasası olacak. ‘Ulaşım Ana Planı’mızı hayata geçireceğiz. Sürdürülebilir bir ulaşım sistemi için; konforlu, güvenilir, ekonomik, çevreci bir ulaşım altyapısı için; kısa, orta ve uzun vadeli bakış açıları getireceğiz. Tüm projelerimizi; sürekli dijital olarak güncelleyeceğimiz ‘Ulaşım Ana Planı’mıza uygun şekilde hayata geçireceğiz. Tünel, yollar, kavşaklar, yeni yollar, otoparklar, otogarlar ve lojistik merkezleriyle ulaşım altyapısını büyüteceğiz. Akıllı ulaşım yönetim ve denetim sistemini tesis edeceğiz. Ulaşım Ana Planı kapsamında sürekli canlı verilerle güncellediğimiz ‘Ulaşım Talep Tahmin Modelini’ geliştirdik. Kısa, orta ve uzun vadeli projeksiyonlarda; ihtiyaç duyulacak tüm projelerimizi en ince detayına kadar düşünerek hazırladık.’’ dedi.
‘’RAYLI SİSTEMLER İKİ KATINA ÇIKARILACAK’’
Ulaşımda toplu taşımaya ağırlık vereceklerini vurgulayan Kurum, ‘’Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızın ikinci adımı; yüksek kapasiteli bir toplu taşıma sistemini kurmak olacak. Mevcut 340 kilometre raylı sistem hattımızın uzunluğunu, 2029’a kadar 2 katına, yani 650 kilometreye çıkaracağız. 2034’te ise 1004 km’ye ulaşacağız. İstanbul’umuzun Raylı Sistem Ağı Uzunluğunu 465,4 km’ye ulaştıracağız.’’ diye konuştu.
Yeni raylı sistem projelerini açıklayan Kurum, “Yenikapı-İncirli- Sefaköy metro hattımız ve Sefaköy-Avcılar-Beylikdüzü-Tüyap metro hattımızı ivedilikle ihale edecek ve bitireceğiz. Böylelikle, Beylikdüzü’nden Bakırköy’e yolculuk süresi sadece 38 dakika olacak. Denizin altından İstanbul’umuzun iki yakasını bir kez daha bağlayacağımız İncirli-Gayrettepe-Söğütlüçeşme metro hattımızı da tamamladığımızda; Beylikdüzü’nden metroya binen, boğazın altından geçecek; Söğütlüçeşme’ye 78 dakikada ulaşacak.
Vezneciler-Sultangazi metro hattımızla tam 4 ilçemizi birbirine bağlayacağız. Fatih-Sultangazi arasını 26 dakikada kat edebileceğiz. Fatih-Gaziosmanpaşa arasını ise 20 dakikaya düşüreceğiz.’’ dedi.
Mevcut İBB yönetiminin üstüne hafriyat dökerek iptal ettiği hatta da değinen Kurum, ‘’Yeniden hayat vereceğimiz Sancaktepe Şehir Hastanesi-Sarıgazi-Taşdelen-Yenidoğan metro hattımız. Bu hattımız da Yenidoğan ismiyle müsemma olacak. Mevcut Üsküdar-Çekmeköy Metro hattımız ile; Çekmeköy-Sultanbeyli Metro hattının devamında, bu hattımızla Kurtköy’e ulaşabileceğiz. Kadıköy-Kartal-Pendik-Sabiha Gökçen Havalimanı metromuz Kurtköy’e kesintisiz olarak ilerleyecek, bu hattımızı da hizmete alacağız.’’ ifadelerini kullandı.
Yapacakları tramvay hatlarına da değinen Kurum, ‘’Üsküdar-Kadıköy-Maltepe-Kartal tramvay hattımızla, Anadolu Yakası’nda ulaşım talebinin yüksek olduğu ve trafik yükünün fazla olduğu Minibüs Caddemize nefes aldıracağız. 4 ilçemizi birbirine bağlayacağız. Eyüpsultan-Bayrampaşa tramvay hattımız da, mevcut Alibeyköy-Eyüp-Eminönü Tramvay Hattının Eyüp Feshane İstasyonundan ayrılarak Demirkapı’dan geçecek. Bayrampaşa Meydanı’na ulaşacak. Eyüpsultan-Piyerloti- Miniatürk teleferik hattımızla da Haliç’in iki yakasını birbirine bağlayacağız.’’ dedi.
Samandıra-İstanbul Havalimanı raylı sistem hattına verdikleri önemin altını çizen Kurum, ‘’Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçerek hem yolcu hem yük taşıyacak. Kuracağımız yeni 6 lojistik merkezimize bağlanarak Marmaray’ın yükünü üstlenecek. Marmaray’ı gece saatlerinde de kullanmamızı sağlayacak. Toplamda 184,7 km’lik yeni hattı 2029 yılına kadar İstanbulluların hizmetine sunacağız. İstanbul’umuzu 5 yıl içinde 650 kilometre raylı sisteme kavuşturacağız. İstanbullular, evinden çıktığında en fazla 10 dakika yürüyerek raylı sisteme ulaşacak.’’ ifadelerini kullandı.
‘’FİLOMUZA HER YIL 100 YENİ ELEKTRİKLİ METROBÜS VE 250 ELEKTRİKLİ OTOBÜS KATACAĞIZ’’
Metrobüs konusunda müjde veren Kurum, ‘’Metrobüs hattımızı, ulaşım talepleri doğrultusunda, Silivri’ye kadar uzatıyoruz. E-5 karayolunun Büyükçekmece-Kınalı kesiminde; ana yolları ve yan yolları düzenleyerek otonom, yani sürücüsüz metrobüs hattımızı TÜYAP – Silivri arasında hizmete sokacağız. Her yıl filolarımıza, tam 100 yeni elektrikli metrobüs ve 250 elektrikli otobüs katacağız.’’ sözleriyle konuşmasına devam etti.
‘’DENİZ ULAŞIMINDA AKTARMALI YOLCULUKLARI ÜCRETSİZ HALE GETİRİYORUZ’’
Deniz ulaşımına gereken önemin verilmediğini vurgulayan Kurum, ‘’Mevcut yönetim deniz ulaşımını teşvik edecek adımları atma noktasında da sınıfta kalmıştır. Deniz yolu payı milim ilerlemedi, yine yüzde 2 seviyesinde kaldı. Ama biz kararlıyız. Bugün 500 bin olan denizyolu yolcu sayımızı, 2034 yılına kadar iki katına, 1 milyona ulaştıracağız. İstinye-Yenikapı ve Çubuklu-Yenikapı arabalı vapur hattını açacağız. Yine Sirkeci-Harem nostaljik yolcu vapur hattını da hizmetinize sunacağız. Beylikdüzü’nden sırasıyla Avcılar, Bakırköy, Yenikapı, Eminönü, Kabataş, Beşiktaş’a; Anadolu Yakası’nda da Maltepe sahilinde benzer şekilde oluşturulacak mini iskeleler kuracağız. Göreve gelir gelmez, deniz ulaşımında, aktarmalı yolculukların tamamını ücretsiz hale getiriyoruz.’’ sözleriyle deniz ulaşımı ile ilgili projelerini sıraladı.
“BİSİKLET YOLU UZUNLUĞUNU İKİ KATINA ÇIKARACAĞIZ”
İstanbul halkını bisiklet, motosiklet, scooter gibi araçlardan en güvenli ve en konforlu şekilde faydalandırmak istediklerini söyleyen Murat Kurum, “Bunun için de Güvenli Mikromobilite Ulaşım Ağı dönemini başlatıyoruz. Bunun için de güvenli mikromobilite altyapısını süratle kuracağız. Biz herkesin evinin önünde bir bisiklet olsun istiyoruz. Bu hedefle; bisiklet parklarının sayılarını hızlıca artıracağız. 2029’a kadar bisiklet yolu uzunluğumuzu iki katına çıkaracağız. 2034 yılında tam 1500 kilometre bisiklet yoluna ulaşacağız. Bisikleti, İstanbul’un en cazip ulaşım araçlarından biri hâline getireceğiz.” dedi. 
“MEVCUT TAKSİ SAYISI TALEBE YETMİYOR”
İstanbul’un ulaşım da en önemli problemlerinden biri haline gelen taksi sorununa da değinen Kurum, “İstanbul’umuzda bugün 19 bin 845 taksimiz var. Bu taksiler, günde 1,6 milyondan fazla yolcuya hizmet veriyor. Ama bu sayı, mevcut talebe yetmiyor. Ortalama talep karşılama yüzde 45’te kalırken, yoğun saatlerde bu oran yüzde 18’e düşüyor. İstanbullular taksi konusuna dair dertliler. Herkes, taksi bulamama, farklı ücret tarifeleri, yolcu seçme, hizmet kalitesinin düşüklüğü, korsan taksicilik, güvenlik yetersizliğinden şikâyet ediyor. Biz göreve geldiğimizde ihaleler yaparak taksi eksiğini şehrimizin ihtiyaçlarına göre gidereceğiz. Yine dijital uygulamaları tek merkezde buluşturarak çok başlılığa son vereceğiz. Bunun yanında, taksicilerimiz ile görüştük, esnafımızla görüştük. Burada etkili eğitim, denetim, ödül-ceza ve geri bildirim uygulamalarını da işler hale getireceğiz. Taksi sorunları da diğer sorunlar gibi İstanbulluların gündeminden tamamen çıkacak ve vatandaşlarımızın arzuladığı hizmetleri bir an önce getireceğiz.” diyerek konuşmasına devam etti.
“İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE ULAŞIM TAMAMEN ÜCRETSİZ OLACAK”
Toplu taşımayı teşvik edici sosyal destek uygulamalarını hızla hayata geçireceklerini belirten Kurum, “Ulaşımda, 0-6 yaş arası çocuklarımızın babalarına da artık ücretsiz seyahat hakkı vereceğiz. İlköğretimde okuyan yavrularımıza ulaşımı tamamen ücretsiz yapacağız. Gençlerimizin halihazırda indirimli olan İstanbul kartındaki yolculuk ücret tarifesinde yüzde 40 indirim yapacağız.” dedi.
“İSTANBUL’UMUZA 122 KM UZUNLUĞUNDA YENİ TÜNELLER KAZANDIRACAĞIZ”
Karayolu ulaşım alt yapılarıyla ilgili yeni müjdeleri olduğunu sözlerine ekleyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, “Ulaştıran İstanbul Strateji planımızın 3. adımı olan karayolu ulaşım alt yapılarıyla ilgili olarak İstanbul Avrupa yakasında 88,2, Anadolu yakasında 34 kilometre olmak üzere İstanbul’umuza 122,2 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandırıyoruz. İlk 5 yılımızda; Çayırbaşı-Ayazağa-Levazım-Dolmabahçe etabında 25,7 kilometrelik tünel projesini yapacağız. Büyükdere caddesi ve sahil yoluna alternatif Dolmabahçe’den başlayıp Kilyos’a uzanan tünel zincirini hayata geçirmiş olacağız.” dedi.
“E-5 KARAYOLUNUN TRAFİK YOĞUNLUĞUNU AZALTACAĞIZ”
E-5 karayolunun yoğunluğunu azaltmak için harekete geçeceklerini belirten Kurum, “Kağıthane-Bayrampaşa ve Yenisahra-Bostancı tünelleri ile E-5 karayolunun trafik yoğunluğunu azaltacağız. İkinci 5 yılımızda ise; 74,7 kilometrelik yeni tünel hedefimizin 50,9 kilometresini Avrupa yakasında Bayrampaşa Hal’den Büyükçekmece’ye uzanan karayolu tüneliyle sağlayacağız. Anadolu Yakasında ise 23,8 km’lik Harem-Çengelköy-Kavacık tünellerimizi hayata geçireceğiz. E-5 karayoluyla TEM otoyolu ve Kuzey-Güney istikametinde iki yakada da boğaz sahil yollarını trafik çilesinden kurtaracağız.” diye ifade etti.
“260 KM ANA YOL VE YAN YOLU DÜZENLEYECEĞİZ”
İstanbul’da, trafik yoğunluğu üst seviyelerde olan E-5, TEM ve birbirine bağlayan bağlantı yollarının yoğunluğunu azaltacaklarını söyleyen Kurum, “Sarıyer-Beşiktaş arası 12 dakikaya, Beşiktaş-Beylikdüzü arası yolculuk süresi 23 dakikaya, Beşiktaş-Küçükçekmece arası 15 dakikaya, Harem-Kavacık arası 9 dakikaya inecek. Avrupa ve Anadolu yakasında; Altınşehir-Bahçeşehir; Tüyap-Silivri; Sultanbeyli-Kurtköy ve Göztepe-Çayırova arasında toplam 260 kilometre ana yol ve yan yolumuzu düzenleyeceğiz.” şeklinde konuştu.
“İSTANBUL’A NEFES ALDIRACAK TÜM KÖPRÜLÜ KAVŞAK VE YOLLARI 2 YIL İÇERİSİNDE HİZMETE SUNACAĞIZ”
Trafik yoğunluğunu artıran 151 kavşağı tespit ettiklerini söyleyen Kurum, “39 ilçede ve tüm mahallelerimizde trafik yükünü azaltacak, İstanbulluya nefes aldıracak kavşak çalışmalarımızı en acil noktalardan başlatacağız. 1 Nisan’da inşa süreçlerine başlayacak, tüm köprülü kavşak ve yollarımızı 2 yıl içerisinde vatandaşımızın hizmetine açacağız. Bu çalışmalarımızı yaparken de İstanbullular için, alternatif trafik sirkülasyon projeleri yapacağız ve hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz.” dedi.
ESENLER OTOGARINI İHSANİYE’YE, HAREM OTOGARINI İSE KURTKÖY’E TAŞINACAK
İstanbul’un trafik yükünü hafifletmek için 2 büyük hamle açıklayan Kurum, Esenler otogarının İhsaniye’ye, Harem otogarının Kurtköy’e taşınacağını, otogarların raylı sistemlere entegre edileceğini belirtti. Ağır vasıta trafiğinin iki yakada kurulacak 6 yeni lojistik merkeziyle şehir dışına taşınacağını sözlerine ekledi.
“PLANLI DAĞITIM MODELİYLE 1 MİLYON AĞIR VASITA TRAFİĞİNİ ŞEHRİN ÇEPERLERİNE TAŞIYACAĞIZ”
Yapılan yeni yatırımlar ile kent içi ağır vasıta trafiğinin azaltılacağını belirten Murat Kurum, “Bu yatırımlarımızla, kent içi trafiğinde bulunan yaklaşık 1 milyon ağır vasıta trafiğini şehrin çeperlerine taşımış olacağız. Ulaşımında seyahat süresini yüzde 20 düşüreceğiz. Ayrıca İstanbul’un kuzeyinde oluşturacağımız lojistik altyapımızın bir parçası olarak; Karadeniz’in İstanbul kıyısında Kuzey İstanbul Limanı projemizi hayata geçireceğiz. Marmara Denizi’mizdeki gemi trafiğini azaltmış olacağız. Bunun yanında, İstanbul’un güneyindeki trafiği, ağır vasıtalardan arındıracağız.” dedi.
“ÖZEL MOTOSİKLET YOLLARI, YANİ MOTOR YOLLARINI DEVREYE ALACAĞIZ”
Son 6 yıldır şehrin araç ve motosiklet sayısının ciddi bir artış gösterdiğine dikkat çeken Murat Kurum, “Tüm motosiklet kullanıcılarının can güvenliği için, trafik yoğunluğu olan önemli arterlerde ayrıştırılmış özel motosiklet yolları, yani motor yollarını devreye alacağız. Tüm yolarımızda; motorcu dostu bariyerlerin sayısını ve uzunluklarını artıracağız. İstanbul’daki 250 bin moto kuryemizin dinlenebilmesi, ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yeni yapılacak tüm yol kenarlarına; dinlenme alanları ayıracağız. İstanbul’daki 250 bin moto kurye kardeşimiz için yol kenarlarında yeni cepler açacağız” şeklinde konuştu.
“ŞUAN Kİ İBB YÖNETİMİ MEVCUT ASANSÖRLERİ BİLE ÇALIŞTIRAMADI”
Mahalle sakinlerine özel park imkanı ile engellilere ait özel otoparklar inşa edeceklerini belirten Kurum, “Göreve gelir gelmez, süratle; indirme-bindirme cepleriyle, engellilere ait özel otoparklarıyla, mahalle sakinlerine özel park imkanlarıyla; ‘Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi Uygulamasını’ başlatacağız. İstanbul’umuza ilk 5 yılda; üstü park altı otopark olacak, vatandaşımızın arabasını bırakarak toplu ulaşım ile bağlantı kuracağı tam 250 bin araçlık otopark kazandıracağız.
İşte İSPARK’ın durumu ortada. Bu kurum neden zarar ediyor? İSPARK’ımız; liyakatsiz ellerde kötü yönetildiği için zarar ediyor. Ama biz; ‘bütün mahallelerde ücretsiz otopark yapacağız’ deyip sözünde durmayanlar gibi yapmayacağız. İşte müjdemizi açıklıyorum. Biz göreve gelir gelmez, İSPARK’ta uygulanan tarifelerde tam yüzde 25 oranında indirim yapacağız. Vatandaşımız için; ilk yarım saati de ücretsiz yapacağız.” diyerek sözlerine devam etti.
“YAYA DOSTU ŞEHİR İÇİN “MİLLET YOLLARI” YAPILACAK”
Trafiğin en değerli bileşenlerinin yayalar ve insan olduğunu belirten Kurum, “Bugün maalesef dünya yaya dostu şehirler sıralamasında 39. sıradayız. ‘Millet Yolları’ konseptini geliştireceğiz. İstanbul’un her yerinde yayalaştırılmış cadde ve meydanlarımızı artıracağız. Millet Yolları projemizde; klasik planlamayı değil, İstanbul Medeniyet ve Tasarım Rehberini odağımıza alacağız. Yaptığımız kaldırımı, aydınlatmayı, inşaat malzemesini, yeşil alanları, parkları; ortak bir dile göre yapacağız. İstanbul’un şehirciliğinin kurumsal dilini Millet Yollarımıza da yansıtacağız.” ifadelerini kullandı.
“TIKIR TIKIR İŞLEYEN SİSTEMİN GELDİĞİ NOKTA; HER İSTANBULLUNUN CANINA EZİYET, CEBİNE MALİYET OLARAK YANSIYOR”
İlgisizliğin ve iş bilmezliğin İstanbullunun canına eziyet, cebine maliyet olarak yansıdığını söyleyen Murat Kurum, “Otobüsler yanıyor, metrolar yolda kalıyor, istasyonları su basıyor, yürüyen merdivenler çalışmıyor. Tıkır tıkır işleyen sistemin geldiği nokta; her İstanbullunun canına eziyet, cebine maliyet olarak yansıyor. Akıllı Ulaşım Sistemlerinde öncü şehir İstanbul’dan işte bu gördüğünüz fetret dönemi İstanbul’una geldik, getirdiler. Siz liyakatli kadroları işten çıkarırsanız; akıllandırılmış, kara kutulardan izlenen, uzaktan müdahale edilebilen otobüslerden, yollarda kalan, yanan otobüslere terfi edersiniz. İşte bu yüzden göreve gelir gelmez Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızın 4. Adımıyla, ‘Teknoloji İstanbullunun Emrinde’ diyeceğiz ve Akıllı Ulaşım Yönetim ve Denetim Sistemini hemen yeniden tesis edeceğiz. İstanbul’umuz da tüm ulaşım ağı; yapay zeka ile desteklenecek.
Tam adaptif sinyalizasyon sistemiyle kavşaklarda beklemeyeceğiz. En gelişmiş sensör ve kameralardan kurulu elektronik denetleme sistemimizle trafiği yönlendireceğiz. Tünel işletim merkezini daha verimli hale getireceğiz. Toplu Taşıma araçları ve İETT filo yönetim merkeziyle toplu taşımadaki her bir aracımızı anlık olarak izleyeceğiz. Metro hat kontrol merkezi işler hale getirilecek. Lojistik yönetim merkezleriyle akıllı lojistik dağıtım sistemi kurulacak.” dedi.
“YERLİ YAZILIM ‘DİJİSTANBUL’U HEMEN HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
Yerli yazılım Dijİstanbul’u hemen hayata geçireceklerini söyleyen Murat Kurum, “Parket uygulamasıyla; gittiğiniz yerdeki en yakın ve müsait otoparkı bu uygulamadan öğrenecek ve yol tarifini alacaksınız. Yol-@çık uygulamasıyla; bulunduğunuz konumdan gitmek istediğiniz yere kadar en verimli ulaşım seçeneklerini takip edebileceksiniz.” diyerek sözlerine devam etti.
“ULAŞIM AKADEMİSİ KURACAĞIZ”
Ulaştıran İstanbul strateji planlarının 5. adımı olan Ulaşım Akademisi’ni hemen kuracaklarını söyleyen Kurum, “Mesleki teorik eğitim merkezimizde; İstanbul’un trafiğinde direksiyon sallayan herkese özel eğitimler vereceğiz. Uygulama eğitim merkezimizde; kuracağımız parkur ve simülasyonlarla şoförlerimize pratik öğrenme imkanları sunacağız. Psikoteknik test ve ruh sağlığı merkeziyle; psikolojik destek imkanları sunacağız. Ölçme değerlendirme ve sertifikasyon sistemiyle; uluslararası geçerliliği olan lisanslara dair hizmetlerden faydalandıracağız. Stratejik planlamamızla İstanbullular ulaşımdaki iyileşmeyi gün be gün hissedecek, her anlamda tasarrufa şahit olacak. Ve ulaştıran İstanbul, trafikte her yıl 3 milyon ton daha az karbondioksit üretirken; şehrimiz, ülkemiz, dünyamız 450 bin yetişkin ağacı kurtarmış olacak.” dedi.
“İSTANBUL’DA GERÇEK BELEDİYECİLİĞİN VAKTİ GELMİŞTİR”
İstanbul’da gerçek belediyeciliğin vaktinin geldiğine dikkat çeken Murat Kurum, ” İstanbul’da gerçek belediyeciliğin vakti gelmiştir. Güzel bir geleceğe inanan herkes bu yolda bizim yol ve dava arkadaşımızdır. 52 gündür sahada birlikteyiz, aynı derdi, aynı gayeleri paylaşıyoruz. Biz milletimizi; bu şehri yönetecek ekibin bir üyesi olarak gördük ve o dikkatle dinleyip, aynı dikkatle notlarımızı aldık. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul trafik çilesinden kurtulacak. İlk 5 yılın sonunda azaltacağımız İstanbul trafiğine; 10 yılın sonunda, bir daha geri dönmemek üzere son vereceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı.
Lansman toplantısında BBP Genel Başkan Yardımcısı Dursun Çağlayan, AK Parti İstanbul Milletvekili Derya Ayaydın, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar, GOP Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, MKYK üyeleri ve ilçe başkanları yer aldı.
Murat Kurum’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Değerli İstanbullular, sizleri, sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün üçüncü buluşmamız olan “Uğraştıran Değil Ulaştıran İstanbul” tanıtım toplantımız için yeniden bir aradayız. Ben bizimle bu büyük heyecanı paylaştığınız için her birinize teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz, şeref verdiniz, safalar getirdiniz.
“İSTANBULLULAR CANINDAN BEZDİ”
Aziz İstanbullular, bugün İstanbul’umuzda en büyük sorunların başında trafik çilesi gelmektedir. Hedefimiz; 5 yıl boyunca, İstanbulluların omuzlarına ağır bir yük gibi çöken bu trafik çilesini bitirmektir. 1 dakikanın bile önemli olduğu bir çağda yaşıyoruz. İstanbulluların yaşlısı-genci, erkeği-kadını herkes artık bu çileden bıkmıştır. İnsanımız artık duraklarda kuyruk beklemekten dolayı adeta canından bezmiştir. Hal böyleyken; İstanbul’u yönetenlere baktığımızda; insanımızın çektiği bu eziyetlerden dolayı tek bir an bile ne yazık ki rahatsız olmadıklarını görüyoruz. İnsanımızın bu sıkıntısına çözüm bulmak için en ufak bir irade ortaya koymadılar.
Ama biz insanımızın dertlerini biliyoruz. Çünkü milletimizi canımızdan çok seviyoruz. İşte Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi bunun için ortaya koyduk. Üzülerek söylüyorum ki İstanbul’umuz; 5 yıldır, Türkiye Yüzyılı hedefinden sapmıştır. Ülkemizin lokomotifi olan İstanbul, her açıdan geride kalmıştır. İBB insan odaklı belediyecilikte sınıfta kalmıştır. 5 yıldır bu şehirde yapılan her iş, günü kurtarma eyleminden ileri gitmemiştir.
Ama milletimiz kesinlikle çaresiz değildir. Çare insanı merkeze alan Gerçek Belediyeciliktir. Çünkü daha ulaşılabilir ve kolay ulaşımın çözümü bizdedir. Bugün gittiğimiz her yede milletimizin heyecanını, umudunu görüyoruz. Yediden yetmişe tüm İstanbullular bize güveniyor, inanıyor. Çünkü insanlar biliyor ki; biz yaptığımız her işi tam yaparız, eksiksiz yaparız. Ve şimdi, İstanbul’un çilesiz geleceğinin teminatı olacak ulaşım projelerimizi, sizlere, İstanbullulara sunuyoruz.
“1 NİSAN’DA İSTANBUL’UN YOLUNU AÇMAYA GELİYORUZ”
Değerli İstanbullular, mevcut İBB yönetimi, Ulaşım alanında da her alanda olduğu gibi başarısız olmuştur. Seçilmeden önce millete 35 ana ulaşım vaadi verdiler. Bu vaatlerin 4’ünü bile zor bitirebildiler. Ulaşımda tam yüzde 89 oranında başarısız oldular. Bu başarısızlık hepimize çok pahalıya mal oluyor.
Paradan, zamandan, çevreden; her şeyden kaybediyoruz. Sizlere bu kayıpları gösteren çok çarpıcı iki rakam vermek istiyorum. Her birimiz; trafik nedeniyle 1 yılda 288 saat kaybediyoruz. Her İstanbullunun ömründen tam 3 yıl trafik nedeniyle çalınıyor. Biz, İstanbul’u yavaşlatan, halkımızı bezdiren bu trafik çilesini bitireceğiz. Bunun için de; milletimiz için “Uğraştıran Değil Ulaştıran İstanbul” diyoruz ve 1 Nisan’da İstanbul’un yolunu açmaya geliyoruz!
Kardeşlerim, İstanbul’umuzda 1000 kişiye tam 209 otomobil düşüyor. Her geçen gün Avrupa ortalaması olan 582 araç sayısına yaklaşıyoruz. Ayrıca İstanbul’da; her gün 984 yeni araç trafiğe çıkıyor. İşte geçtiğimiz yılı 5 milyon araç sayısıyla kapattık. Bu yılın sonunda ise 5,4 milyon sayısına çıkacağız. 2029’da bu şehirde tam 6.8 milyon araç olacak. 2004 yılında ortalama yolculuk sayımız sadece 1,54’tü. 2023’te 2,14’e ulaştı. Bu oran 2029 yılında 2,19’a ulaşacak. Avrupa ile Asya yakaları arasındaki yolculuk sayılarımız ise 2023’te 2,76 milyondu. 2029 yılında 3,71 milyona ulaşacak…
Nüfusumuz, gelirimiz ve otomobil sayımız hızla artıyor. Bu yükseliş devam ederken, eğer doğru bir planlama yapamazsak bugünkü manzaranın çok daha kötü boyutlarını yaşayacağız… Bakın bu şehirde; 2014’te her birimizin ortalama yolculuk süresi 49 dakikaydı. 2019 yılında, araç ve nüfus sayımızın artmasına rağmen, planlı yatırımlarımız sayesinde biz bu süreyi 45 dakikaya kadar düşürdük. Ama mevcut İBB yönetimi; ne yapıp etti; 5 yılda bu süreyi, 64 dakikaya kadar çıkardı. Bunların 2019’da görevi devraldığı gün bu şehirde ortalama trafik hızımız saatte 60 kilometreydi. Bugün bu hız saatte 42 kilometreye kadar geriledi. İşte 5 yılın sonundaki toplam tablo budur!
“BU BECERİSİZLİKLE DE YETİNMEDİLER”
2019’da yüzde 47 olan trafik yoğunluğumuz; bugün ortalama %64’e çıkmıştır. Hele hele zirve saatlerde bu oran %90’lara ulaşmaktadır… Halbuki bunlar millete ne sözler verdiler. “5 yılda 230 kilometre metro yapacağız” dediler, yapmadılar. 2019 öncesinde bizim başlattığımız 10 metro hattının 3’ünün yapımını bile durdurdular. Bırakın verilen sözleri tutmayı; “biz açtık” dedikleri, “boy boy reklamlarını yaptıkları” 47,3 km’lik metro hattının bile gerçekte sadece 8 km’sini yapabildiler.
Bizim yüzde 99’unu tamamladığımız 18 kilometrelik Mecidiyeköy-Mahmutbey hattına sadece ve sadece 180 metre ekleyebildiler. Dudullu-Bostancı metromuz 14,3 kilometrelik bir hattı. Bu hattın yüzde 70’lik kısmını, yani 10 kilometresini, zaten biz tamamlamıştık. Onlar bu hattın sadece yüzde 30’luk kısmını, yani sadece 4,29 kilometresini yapabildiler.
Bu beceriksizlikle de yetinmediler. Üstüne bir de, devam eden hatları iptal ettiler. Üstüne üstlük, iptal ettikleri hatlara hafriyat döktüler… Daha da acısı, 5 yılda, bu şehrin geleceği için tek bir “yeni metro hattı ihalesi” bile yapmadılar. İşte İstanbul’un kayıp yıllarından örnekler böyle uzayıp gidiyor. Ama biz İstanbul’a söz verdik! Bunların yarım bıraktıklarını da, hafriyat döktüklerini de, iptal ettiklerini de evel Allah en güzel şekilde yapacağız!
Kıymetli Kardeşlerim, toplu ulaşımda karayolunun ağırlığı %72’lerde. Raylı sistemlerin payı %26’larda. Denizyolununki ise maalesef hala %2 seviyesinde. Biz 2029’da karayolunun payını %60’a düşüreceğiz. Raylı sistemlerin payını %37’ye çıkaracağız! Denizyolunun payını ise yüzde 3’e yükselteceğiz.
İşte 2034 hedefimiz! 2034’te karayolunun ağırlığı yüzde 48’e düşecek. Raylı sistemlerin payı yüzde 48’e yükselecek, denizyolu ulaşımı %4’e çıkacak!
Size söz! Bu büyük hedef için bir an bile durmayacağız! Yerin üstünde kentsel dönüşüm şantiyelerinde çalışacağız! Yerin altında ulaşım projelerinde terleyeceğiz! Ama ne olursa olsun; İstanbul’un hız ve konforunu arttıracağız; insanımıza nefes aldıracağız; ekonomimizi güçlendireceğiz, İstanbul’u yükselteceğiz…
Değerli İstanbullular, Her şeyi bir plana ve programa göre yapacağız… Bu noktada sizlere, İstanbul’un Ulaşım Anayasası olacak, Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızı anlatmak istiyorum. “Ulaşım Ana Planı” mızı hayata geçireceğiz. Sürdürülebilir bir ulaşım sistemi için; konforlu, güvenilir, ekonomik, çevreci bir ulaşım altyapısı için; kısa, orta ve uzun vadeli bakış açıları getireceğiz. Tüm projelerimizi; sürekli dijital olarak güncelleyeceğimiz Ulaşım Ana Planı’mıza uygun şekilde hayata geçireceğiz. “Yüksek Kapasiteli Toplu Taşıma Sistemi” diyeceğiz. Cazip ve kullanım kapasitesi yüksek bir toplu taşıma sistemi kuracağız. “Karayolu Ulaşım Altyapıları” diyeceğiz. Tünel yollar, kavşaklar, yeni yollar, otoparklar, otogarlar ve lojistik merkezleriyle ulaşım altyapısını büyüteceğiz.
“Akıllı Ulaşım” diyeceğiz. Akıllı ulaşım yönetim ve denetim sistemini tesis edeceğiz. “Ulaşım Akademisini” kuracağız. Sürücü, yolcu ve yayaların eğitim alabileceği ve tamamen kendi tasarımımız olan Akademimizi hayata geçireceğiz.
Ulaşım Ana Planı kapsamında; Nüfus, gayrı safi yurtiçi hasıla, araç sahipliği, ekonomik büyüme, öğrenci sayısı gibi makro göstergeleri kullanacağız. Sürekli canlı verilerle güncellediğimiz “Ulaşım Talep Tahmin Modelini” geliştirdik. Bu modelle birlikte, artık biz gelecek yıllarda oluşacak yük ve yolcu taşımacılığı taleplerini ve tahminlerini gün gün biliyoruz. Oluşacak talep doğrultusunda İstanbul’un ihtiyacı olan sürdürülebilir ulaşım altyapısını da buna göre kurguladık. Kısa, orta ve uzun vadeli projeksiyonlarda; ihtiyaç duyulacak tüm projelerimizi en ince detayına kadar düşünerek hazırladık.
Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızın ikinci adımı; yüksek kapasiteli bir toplu taşıma sistemini kurmak olacak. Mevcut 340,5 kilometre raylı sistem hattımızın uzunluğunu, 2029’a kadar 2 katına, yani 650,1 kilometreye çıkaracağız. 2034’te ise 1004 km’ye ulaşacağız. Evet, şu an ekranda, mevcut raylı sistem ağımızı görüyorsunuz.
Bu da Ulaştırma Bakanlığımızın 44.4 km’lik hattı ve İBB’nin 80,5 km’lik raylı sistem hatları. Tüm bu hatları tamamlayacağız. İstanbul’umuzun Raylı Sistem Ağı Uzunluğunu 465,4 km’ye ulaştıracağız.
Ekranları başında bizi izleyen İstanbullulara müjdelerimizi veriyoruz. İşte 14,2 kilometrelik Yenikapı – İncirli- Sefaköy metro hattımız. 18 kilometrelik Sefaköy-Avcılar-Beylikdüzü-Tüyap metro hattımız. Biz bu iki hattımızı ivedilikle ihale edecek ve bitireceğiz. Böylelikle, Beylikdüzü’nden Bakırköy’e yolculuk süresi sadece 38 dakika olacak.
Denizin altından İstanbulumuzun iki yakasını bir kez daha bağlayacağımız 28 kilometrelik İncirli-Gayrettepe-Söğütlüçeşme metro hattımız. Bu hattımızı da tamamladığımızda; benim Beylikdüzü’nden metroya binen bir kardeşim, boğazın altından geçecek; Söğütlüçeşme’ye 78 dakikada ulaşacak.
Bir diğeri; 17,4 kilometrelik Vezneciler-Sultangazi metro hattımız… Bu hattımızla tam 4 ilçemizi birbirine bağlayacağız. Fatih-Sultangazi arasını 26 dakikada kat edebileceğiz. Fatih-Gaziosmanpaşa arasını ise 20 dakikaya düşüreceğiz.
İSTANBUL’A YENİ METRO HATTI
İşte mevcut yönetimin üstüne hafriyat dökerek iptal ettiği, bizimse yeniden hayat vereceğimiz 6,9 kilometrelik Sancaktepe Şehir Hastanesi-Sarıgazi – Taşdelen – Yenidoğan metro hattımız.
Bu hattımız da Yenidoğan ismiyle müsemma olacak. Hattımız Yeniden İstanbul diyenlerin ellerinde, Yeniden Doğacak! 5,4 kilometrelik Sultanbeyli – Kurtköy metro hattımız. Mevcut Üsküdar-Çekmeköy Metro hattımızın devamında; inşası İBB tarafından ağır aksak devam ettirilen Çekmeköy-Sultanbeyli Metro hattının devamında, bu hattımızlar Kurtköy’e ulaşabileceğiz.
6 kilometrelik Sabiha Gökçen –Kurtköy metro hattımız. Kadıköy-Kartal – Pendik – Sabiha Gökçen Havalimanı metromuzun devamından kesintisiz olarak ilerleyecek bu hattımızı da hizmete alacağız. 21,3 kilometrelik Üsküdar-Kadıköy-Maltepe-Kartal tramvay hattımız. Bu hatla, Anadolu Yakası’nda ulaşım talebinin yüksek olduğu ve trafik yükünün fazla olduğu Minibüs Caddemize nefes aldıracağız. 4 ilçemizi birbirine bağlayacağız, milyonlarca insanımızın hayatını güzelleştireceğiz. 3,1 kilometrelik Eyüpsultan-Bayrampaşa tramvay hattımız. Bu hattımız da; Mevcut Alibeyköy-Eyüp – Eminönü Tramvay Hattının Eyüp Feshane İstasyonundan ayrılarak Demirkapı’dan geçecek. Bayrampaşa Meydanı’na ulaşacak…
Ve işte 62,4 kilometrelik uzunluğa sahip, Samandıra – İstanbul Havalimanı raylı sistem hattımız! Bu hattımıza çok değer veriyorum. Çünkü Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçerek hem yolcu hem yük taşıyacak. Kuracağımız yeni 6 lojistik merkezimize bağlanarak Marmaray’ın yükünü üstlenecek. Marmaray’ı gece saatlerinde de yolcu taşımada kullanmamızı sağlayacak. 2 kilometrelik Eyüpsultan-Piyerloti- Miniatürk teleferik hattımız. Bu hattımızla da Haliç’in iki yakasını birbirine bağlayacağız. Toplamda 184,7 km’lik yeni hattı 2029 yılına kadar İstanbullu hemşerilerimizin hizmetine sunacağız. İstanbulumuzu 5 yıl içinde 650 kilometre raylı sisteme kavuşturacağız. İstanbul’lu her kardeşim, evinden çıktığında en fazla 10 dakika yürüyerek raylı sisteme ulaşacak!
Değerli Kardeşlerim, ulaşım sorunumuzu kökten çözecek yepyeni hatları 2029’dan 2034 yılına kadar hayata geçireceğiz. İnşallah biz, 2034 yılında raylı sistem uzunluğumuzu, 354 kilometre daha ekleyerek, 1004 kilometreye çıkaracağız. İşte şu anda 28 raylı sistem hattımızı ekranda görüyorsunuz. Kırmızı çizgiyle gösterilenler, 2029 hedeflerimiz. Yeşiller ise 2034’te tamamlanacak hatlarımız. Bu noktada İstanbul’umuzun 50 yılını, 100 yılını ilgilendiren çok önemli bir çalışmamızı anlatmak istiyorum. İnşallah göreve geldiğimizde; Metro AŞ, Aselsan ve TÜBİTAK iş birliğiyle; metroların sinyalizasyon sistemlerinden yeni ulaşım yazılımlarına kadar birçok alanda hizmet verecek bir tesisimizi de kuracağız.
Bugün biz nasıl savunma sanayiinde, bilgi ve teknolojide en yüksek noktaya gelmişsek; İstanbul’umuzu da bu yeni tesisle, ulaşım teknolojilerinde dünyanın lider şehirlerinden biri haline getireceğiz.
Kardeşlerim, bugün insanımız metrobüs duraklarında adeta can çekişiyor. Ben hemen metrobüs konusundaki müjdemi vermek istiyorum. Metrobüs hattımızı, ulaşım talepleri doğrultusunda, Silivri’ye kadar uzatıyoruz.
E-5 karayolunun Büyükçekmece – Kınalı kesiminde; ana yolları ve yan yolları düzenleyerek OTONOM, yani sürücüsüz METROBÜS hattımızı TÜYAP – Silivri arasında hizmete sokacağız. Ve her sabah işine okuluna bin bir çileyle giden İstanbullu kardeşlerime bir müjde daha veriyorum. Her yıl filolarımıza, tam 100 yeni elektrikli metrobüs ve 250 elektrikli otobüs katacağız!
Değerli Kardeşlerim, mevcut İBB yönetimi, deniz ulaşımını teşvik edecek adımları atma noktasında da sınıfta kalmıştır. “Denizin toplam ulaşımdaki payını %2’den %10’na çıkaracağız. Deniz ulaşımıyla metroyu entegre edeceğiz.” demişlerdi. Tahmin edebileceğiniz gibi sonuç yine hüsran! Deniz yolu payı milim ilerlemedi, yine %2 seviyesinde kaldı. Ama biz kararlıyız! Bugün 500 bin olan denizyolu yolcu sayımızı, 2034 yılına kadar iki katına, 1 milyona ulaştıracağız. İstinye – Yenikapı ve Çubuklu – Yenikapı arabalı vapur hattını açacağız. Yine Sirkeci – Harem nostaljik yolcu vapur hattını da hizmetinize sunacağız.
Bununla yetinmeyeceğiz. Beylikdüzü’nden sırasıyla Avcılar, Bakırköy, Yenikapı, Eminönü, Kabataş, Beşiktaş’a; Anadolu Yakası’nda da Maltepe sahilinde benzer şekilde oluşturulacak mini iskeleler kuracağız. Özellikle sabah-akşam iş saatlerinde verilecek hızlı ve sık seferlerle hizmeti arttıracağız. İşte buradan İstanbullulara müjdemi de veriyorum. Göreve gelir gelmez, deniz ulaşımında, aktarmalı yolculukların tamamını ücretsiz hale getiriyoruz!
Kıymetli Kardeşlerim, Bir diğer hedefimiz; halkımızı; bisiklet, motosiklet, scooter gibi araçlardan en güvenli, en konforlu şekilde faydalandırmak. Bunun için de Güvenli Mikromobilite Ulaşım Ağı Dönemini başlatıyoruz. Böylece her gün daha çok hemşerimizi; yeni, çevreci ve çağdaş çözümlerle tanıştıracağız. Bunun için de güvenli mikromobilite altyapısını süratle kuracağız. Biz herkesin evinin önünde bir bisiklet olsun istiyoruz. Bu hedefle; bisiklet parklarının sayılarını hızlıca artıracağız. 2029’a kadar bisiklet yolu uzunluğumuzu iki katına çıkaracağız. 2034 yılında tam 1500 kilometre bisiklet yoluna ulaşacağız! Bisikleti, İstanbul’un en cazip ulaşım araçlarından biri hâline getireceğiz.
Gelelim taksilerimize… İstanbul’umuzda bugün 19.845 taksimiz var. Bu taksiler, günde 1,6 milyondan fazla yolcuya hizmet veriyor. Ama bu sayı, mevcut talebe yetmiyor. Ortalama talep karşılama %45’te kalırken, yoğun saatlerde bu oran %18’e düşüyor. İstanbullular taksi konusuna dair dertliler… Herkes, taksi bulamama, farklı ücret tarifeleri, yolcu seçme, hizmet kalitesinin düşüklüğü, korsan taksicilik, güvenlik yetersizliğinden şikâyet ediyor.
Biz göreve geldiğimizde ihaleler yaparak taksi eksiğini şehrimizin ihtiyaçlarına göre gidereceğiz. Yine dijital uygulamaları tek merkezde buluşturarak çok başlılığa son vereceğiz. Bunun yanında, taksicilerimiz ile görüştük, esnafımızla görüştük. Burada etkili eğitim, denetim, ödül-ceza ve geri bildirim uygulamalarını da işler hale getireceğiz. Taksi sorunları da diğer sorunlar gibi İstanbulluların gündeminden tamamen çıkacak ve vatandaşlarımızın arzuladığı hizmetleri inşallah bir an önce getireceğiz.
Toplu taşımayı teşvik edici sosyal destek uygulamalarımızı da hızla hayata geçireceğiz. İşte açıkladığımızda halkımızı son derece mutlu eden ilk müjdemiz; Ulaşımda, 0-6 yaş arası çocuklarımızın, babalarına da artık ücretsiz seyahat hakkı vereceğiz. Tabi İlköğretim öğrencilerimizi unutamayız. Onlara da müjdemizi veriyoruz. İlköğretimde okuyan yavrularımıza, ulaşımı tamamen ücretsiz yapacağız. Gençlerimize de müjdemizi veriyorum. Gençlerimizin halihazırda indirimli olan İstanbul kartındaki yolculuk ücret tarifesinde yüzde 40 indirim yapacağız!
Sevgili İstanbullular, gelelim ulaştıran İstanbul Strateji planımızın 3. adımı olan Karayolu ulaşım alt yapılarıyla ilgili müjdelerimize…
İstanbul Avrupa yakasında 88,2, Anadolu yakasında 34 kilometre olmak üzere İstanbulumuza 122,2 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandırıyoruz. İşte tünellerimiz! İlk 5 yılımızda; Çayırbaşı, Ayazağa, Levazım ve Dolmabahçe etabında 25,7 kilometrelik tünel projesini yapacağız. Büyükdere caddesi ve sahil yoluna alternatif Dolmabahçe’den başlayıp Kilyos’a uzanan tünel zincirini hayata geçirmiş olacağız. Yine Kağıthane – Bayrampaşa Hal arasında 11,6 kilometrelik tünelimizi hizmete açacağız. Anadolu yakasında ise, 10,2 kilometrelik Yenisahra-Bostancı tüneli süratle bitecek. Bu proje ile Göztepe’den doğuya doğru, E-5 Karayolu ile Sahil Yolu arasında kesintisiz bir bağlantı yolu oluşturacağız. E-5 Karayolunun trafik yoğunluğunu azaltacağız.
İkinci 5 yılımızda ise; 74,7 kilometrelik yeni tünel hedefimizin 50,9 kilometresini Avrupa yakasında Bayrampaşa Hal’den Büyükçekmece’ye uzanan karayolu tüneliyle sağlayacağız. Anadolu Yakasında ise 23,8 km’lik Harem-Çengelköy-Kavacık tünellerimizi hayata geçireceğiz. E-5 karayoluyla TEM otoyolu ve Kuzey-Güney istikametinde iki yakada da boğaz sahil yollarını trafik çilesinden kurtaracağız.
İstanbulumuz, şu an ekranda gördüğünüz karayolu tünelleri ağına sahip olacak. Trafik yoğunluğu üst seviyelerde olan E-5, TEM ve birbirine bağlayan bağlantı yollarının yoğunluğunu azaltacağız. Sarıyer-Beşiktaş arası 12 dakikaya inecek. Beşiktaş – Beylikdüzü arası yolculuk süresi 23 dakikaya, Beşiktaş – Küçükçekmece arası 15 dakikaya, Harem-Kavacık arası 9 dakikaya inecek. Avrupa ve Anadolu yakasında; Altınşehir – Bahçeşehir; Tüyap – Silivri; Sultanbeyli – Kurtköy ve Göztepe – Çayırova arasında toplam 260 kilometre ana yol ve yanyolumuzu düzenleyeceğiz.
Aynı zamanda; İstanbul’da trafik yoğunluğunu artıran 151 kavşağı tespit ettik. 39 ilçede ve tüm mahallelerimizde trafik yükünü azaltacak, İstanbulluya nefes aldıracak kavşak çalışmalarımızı; Mahmutbey, Kağıthane, Bayrampaşa, Eyüpsultan, Ataköy, Zeytinburnu, Bakırköy, Ataşehir gibi en acil noktalardan başlatacağız. 1 Nisan’da inşa süreçlerine başlayacak, tüm köprülü kavşak ve yollarımızı 2 yıl içerisinde vatandaşımızın hizmetine açacağız. Bu çalışmalarımızı yaparken de İstanbullular için, alternatif trafik sirkülasyon projeleri yapacağız ve hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz. Şehrimizin trafiğini rahatlatacak 2 büyük hamlemiz daha olacak.
Esenler otogarını İhsaniye’ye, Harem otogarını ise Kurtköy’e taşıyacağız. İstanbul’un şehir içi trafik yükünü alırken, şehirlerarası yolcularımızı ve şoförlerimizi de rahatlatacağız. Mevcut otogarlarımızın esnafına, bu yeni otogarlarda öncelik vereceğiz. Otogarları raylı sistemlere entegre ederek; gelen hiçbir kardeşimizi mağdur etmeyeceğiz. Ağır vasıta trafiğini de iki yakada kuracağımız 6 yeni lojistik merkeziyle şehir dışına alacağız.
Bunların ikisi, Avrupa Yakasında Yassıören ile Anadolu Yakasında Kocaeli sınırımızda Körfez Lojistik Köyleri olacak. Diğer 4 lojistik merkezi ise YeşilBayır’da, Çatalca’da, Kurtköy’de ve Paşaköy’de kurularak ana lojistik sisteminin destek noktaları olarak hizmet verecekler. Lojistik Köylerimizde tüm temel hizmet birimleri, serbest bölge, antrepo tesisleri, tır parkları, teknoloji geliştirme bölgesi, organize sanayi alanları ve demiryolu entegrasyon alanı bulunacak.
Bu yatırımlarımızla, kent içi trafiğinde bulunan yaklaşık 1 milyon ağır vasıta trafiğini şehrin çeperlerine taşımış olacağız. Planlı bir dağıtım modeliyle şehir içi ulaşımında seyahat süresini %20 düşüreceğiz.
Ayrıca İstanbullunun kuzeyinde oluşturacağımız lojistik altyapımızın bir parçası olarak; Karadeniz’in İstanbul kıyısında Kuzey İstanbul Limanı projemizi hayata geçireceğiz. Marmara Denizi’mizdeki gemi trafiğini azaltmış olacağız. Bunun yanında, İstanbul’un güneyindeki trafiği, ağır vasıtalardan arındıracağız.
Murat Kurum’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Değerli İstanbullular, sizleri, sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün üçüncü buluşmamız olan “Uğraştıran Değil Ulaştıran İstanbul” tanıtım toplantımız için yeniden bir aradayız. Ben bizimle bu büyük heyecanı paylaştığınız için her birinize teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz, şeref verdiniz, safalar getirdiniz.
Aziz İstanbullular, bugün İstanbul’umuzda en büyük sorunların başında trafik çilesi gelmektedir. Hedefimiz; 5 yıl boyunca, İstanbulluların omuzlarına ağır bir yük gibi çöken bu trafik çilesini bitirmektir. 1 dakikanın bile önemli olduğu bir çağda yaşıyoruz. İstanbulluların yaşlısı-genci, erkeği-kadını herkes artık bu çileden bıkmıştır. İnsanımız artık duraklarda kuyruk beklemekten dolayı adeta canından bezmiştir. Hal böyleyken; İstanbul’u yönetenlere baktığımızda; insanımızın çektiği bu eziyetlerden dolayı tek bir an bile ne yazık ki rahatsız olmadıklarını görüyoruz. İnsanımızın bu sıkıntısına çözüm bulmak için en ufak bir irade ortaya koymadılar.
Ama biz insanımızın dertlerini biliyoruz. Çünkü milletimizi canımızdan çok seviyoruz. İşte Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi bunun için ortaya koyduk. Üzülerek söylüyorum ki İstanbul’umuz; 5 yıldır, Türkiye Yüzyılı hedefinden sapmıştır. Ülkemizin lokomotifi olan İstanbul, her açıdan geride kalmıştır. İBB insan odaklı belediyecilikte sınıfta kalmıştır. 5 yıldır bu şehirde yapılan her iş, günü kurtarma eyleminden ileri gitmemiştir.
Ama milletimiz kesinlikle çaresiz değildir. Çare insanı merkeze alan Gerçek Belediyeciliktir. Çünkü daha ulaşılabilir ve kolay ulaşımın çözümü bizdedir. Bugün gittiğimiz her yede milletimizin heyecanını, umudunu görüyoruz. Yediden yetmişe tüm İstanbullular bize güveniyor, inanıyor. Çünkü insanlar biliyor ki; biz yaptığımız her işi tam yaparız, eksiksiz yaparız. Ve şimdi, İstanbul’un çilesiz geleceğinin teminatı olacak ulaşım projelerimizi, sizlere, İstanbullulara sunuyoruz.
Değerli İstanbullular, mevcut İBB yönetimi, Ulaşım alanında da her alanda olduğu gibi başarısız olmuştur. Seçilmeden önce millete 35 ana ulaşım vaadi verdiler. Bu vaatlerin 4’ünü bile zor bitirebildiler. Ulaşımda tam yüzde 89 oranında başarısız oldular. Bu başarısızlık hepimize çok pahalıya mal oluyor.
Paradan, zamandan, çevreden; her şeyden kaybediyoruz. Sizlere bu kayıpları gösteren çok çarpıcı iki rakam vermek istiyorum. Her birimiz; trafik nedeniyle 1 yılda 288 saat kaybediyoruz. Her İstanbullunun ömründen tam 3 yıl trafik nedeniyle çalınıyor. Biz, İstanbul’u yavaşlatan, halkımızı bezdiren bu trafik çilesini bitireceğiz. Bunun için de; milletimiz için Uğraştıran Değil Ulaştıran İstanbul diyoruz ve 1 Nisan’da İstanbul’un yolunu açmaya geliyoruz!
Kardeşlerim, İstanbul’umuzda 1000 kişiye tam 209 otomobil düşüyor. Her geçen gün Avrupa ortalaması olan 582 araç sayısına yaklaşıyoruz. Ayrıca İstanbul’da; her gün 984 yeni araç trafiğe çıkıyor. İşte geçtiğimiz yılı 5 milyon araç sayısıyla kapattık. Bu yılın sonunda ise 5,4 milyon sayısına çıkacağız. 2029’da bu şehirde tam 6.8 milyon araç olacak. 2004 yılında ortalama yolculuk sayımız sadece 1,54’tü. 2023’te 2,14’e ulaştı. Bu oran 2029 yılında 2,19’a ulaşacak. Avrupa ile Asya yakaları arasındaki yolculuk sayılarımız ise 2023’te 2,76 milyondu. 2029 yılında 3,71 milyona ulaşacak…
Nüfusumuz, gelirimiz ve otomobil sayımız hızla artıyor. Bu yükseliş devam ederken, eğer doğru bir planlama yapamazsak bugünkü manzaranın çok daha kötü boyutlarını yaşayacağız… Bakın bu şehirde; 2014’te her birimizin ortalama yolculuk süresi 49 dakikaydı. 2019 yılında, araç ve nüfus sayımızın artmasına rağmen, planlı yatırımlarımız sayesinde biz bu süreyi 45 dakikaya kadar düşürdük. Ama mevcut İBB yönetimi; ne yapıp etti; 5 yılda bu süreyi, 64 dakikaya kadar çıkardı. Bunların 2019’da görevi devraldığı gün bu şehirde ortalama trafik hızımız saatte 60 kilometreydi. Bugün bu hız saatte 42 kilometreye kadar geriledi. İşte 5 yılın sonundaki toplam tablo budur!
2019’da yüzde 47 olan trafik yoğunluğumuz; bugün ortalama %64’e çıkmıştır. Hele hele zirve saatlerde bu oran %90’lara ulaşmaktadır… Halbuki bunlar millete ne sözler verdiler. “5 yılda 230 kilometre metro yapacağız” dediler, yapmadılar. 2019 öncesinde bizim başlattığımız 10 metro hattının 3’ünün yapımını bile durdurdular. Bırakın verilen sözleri tutmayı; “biz açtık” dedikleri, “boy boy reklamlarını yaptıkları” 47,3 km’lik metro hattının bile gerçekte sadece 8 km’sini yapabildiler.
Bizim yüzde 99’unu tamamladığımız 18 kilometrelik Mecidiyeköy-Mahmutbey hattına sadece ve sadece 180 metre ekleyebildiler. Dudullu-Bostancı metromuz 14,3 kilometrelik bir hattı. Bu hattın yüzde 70’lik kısmını, yani 10 kilometresini, zaten biz tamamlamıştık. Onlar bu hattın sadece yüzde 30’luk kısmını, yani sadece 4,29 kilometresini yapabildiler.
Bu beceriksizlikle de yetinmediler. Üstüne bir de, devam eden hatları iptal ettiler. Üstüne üstlük, iptal ettikleri hatlara hafriyat döktüler… Daha da acısı, 5 yılda, bu şehrin geleceği için tek bir “yeni metro hattı ihalesi” bile yapmadılar. İşte İstanbul’un kayıp yıllarından örnekler böyle uzayıp gidiyor. Ama biz İstanbul’a söz verdik! Bunların yarım bıraktıklarını da, hafriyat döktüklerini de, iptal ettiklerini de evel Allah en güzel şekilde yapacağız!
Kıymetli Kardeşlerim, toplu ulaşımda karayolunun ağırlığı %72’lerde. Raylı sistemlerin payı %26’larda. Denizyolununki ise maalesef hala %2 seviyesinde. Biz 2029’da karayolunun payını %60’a düşüreceğiz. Raylı sistemlerin payını %37’ye çıkaracağız! Denizyolunun payını ise yüzde 3’e yükselteceğiz.
İşte 2034 hedefimiz! 2034’te karayolunun ağırlığı yüzde 48’e düşecek. Raylı sistemlerin payı yüzde 48’e yükselecek, denizyolu ulaşımı %4’e çıkacak!
Size söz! Bu büyük hedef için bir an bile durmayacağız! Yerin üstünde kentsel dönüşüm şantiyelerinde çalışacağız! Yerin altında ulaşım projelerinde terleyeceğiz! Ama ne olursa olsun; İstanbul’un hız ve konforunu arttıracağız; insanımıza nefes aldıracağız; ekonomimizi güçlendireceğiz, İstanbul’u yükselteceğiz…
Değerli İstanbullular, Her şeyi bir plana ve programa göre yapacağız… Bu noktada sizlere, İstanbul’un Ulaşım Anayasası olacak, Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızı anlatmak istiyorum. “Ulaşım Ana Planı” mızı hayata geçireceğiz. Sürdürülebilir bir ulaşım sistemi için; konforlu, güvenilir, ekonomik, çevreci bir ulaşım altyapısı için; kısa, orta ve uzun vadeli bakış açıları getireceğiz. Tüm projelerimizi; sürekli dijital olarak güncelleyeceğimiz Ulaşım Ana Planı’mıza uygun şekilde hayata geçireceğiz. “Yüksek Kapasiteli Toplu Taşıma Sistemi” diyeceğiz. Cazip ve kullanım kapasitesi yüksek bir toplu taşıma sistemi kuracağız. “Karayolu Ulaşım Altyapıları” diyeceğiz. Tünel yollar, kavşaklar, yeni yollar, otoparklar, otogarlar ve lojistik merkezleriyle ulaşım altyapısını büyüteceğiz.
“Akıllı Ulaşım” diyeceğiz. Akıllı ulaşım yönetim ve denetim sistemini tesis edeceğiz. “Ulaşım Akademisini” kuracağız. Sürücü, yolcu ve yayaların eğitim alabileceği ve tamamen kendi tasarımımız olan Akademimizi hayata geçireceğiz.
Ulaşım Ana Planı kapsamında; Nüfus, gayrı safi yurtiçi hasıla, araç sahipliği, ekonomik büyüme, öğrenci sayısı gibi makro göstergeleri kullanacağız. Sürekli canlı verilerle güncellediğimiz “Ulaşım Talep Tahmin Modelini” geliştirdik. Bu modelle birlikte, artık biz gelecek yıllarda oluşacak yük ve yolcu taşımacılığı taleplerini ve tahminlerini gün gün biliyoruz. Oluşacak talep doğrultusunda İstanbul’un ihtiyacı olan sürdürülebilir ulaşım altyapısını da buna göre kurguladık. Kısa, orta ve uzun vadeli projeksiyonlarda; ihtiyaç duyulacak tüm projelerimizi en ince detayına kadar düşünerek hazırladık.
Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızın ikinci adımı; yüksek kapasiteli bir toplu taşıma sistemini kurmak olacak. Mevcut 340,5 kilometre raylı sistem hattımızın uzunluğunu, 2029’a kadar 2 katına, yani 650,1 kilometreye çıkaracağız. 2034’te ise 1004 km’ye ulaşacağız. Evet, şu an ekranda, mevcut raylı sistem ağımızı görüyorsunuz.
Bu da Ulaştırma Bakanlığımızın 44.4 km’lik hattı ve İBB’nin 80,5 km’lik raylı sistem hatları. Tüm bu hatları tamamlayacağız. İstanbul’umuzun Raylı Sistem Ağı Uzunluğunu 465,4 km’ye ulaştıracağız.
Ekranları başında bizi izleyen İstanbullulara müjdelerimizi veriyoruz. İşte 14,2 kilometrelik Yenikapı – İncirli- Sefaköy metro hattımız. 18 kilometrelik Sefaköy-Avcılar-Beylikdüzü-Tüyap metro hattımız. Biz bu iki hattımızı ivedilikle ihale edecek ve bitireceğiz. Böylelikle, Beylikdüzü’nden Bakırköy’e yolculuk süresi sadece 38 dakika olacak.
Denizin altından İstanbulumuzun iki yakasını bir kez daha bağlayacağımız 28 kilometrelik İncirli-Gayrettepe-Söğütlüçeşme metro hattımız. Bu hattımızı da tamamladığımızda; benim Beylikdüzü’nden metroya binen bir kardeşim, boğazın altından geçecek; Söğütlüçeşme’ye 78 dakikada ulaşacak.
Bir diğeri; 17,4 kilometrelik Vezneciler-Sultangazi metro hattımız… Bu hattımızla tam 4 ilçemizi birbirine bağlayacağız. Fatih-Sultangazi arasını 26 dakikada kat edebileceğiz. Fatih-Gaziosmanpaşa arasını ise 20 dakikaya düşüreceğiz.
İSTANBUL’A YENİ METRO HATTI
İşte mevcut yönetimin üstüne hafriyat dökerek iptal ettiği, bizimse yeniden hayat vereceğimiz 6,9 kilometrelik Sancaktepe Şehir Hastanesi-Sarıgazi – Taşdelen – Yenidoğan metro hattımız.
Bu hattımız da Yenidoğan ismiyle müsemma olacak. Hattımız Yeniden İstanbul diyenlerin ellerinde, Yeniden Doğacak! 5,4 kilometrelik Sultanbeyli – Kurtköy metro hattımız. Mevcut Üsküdar-Çekmeköy Metro hattımızın devamında; inşası İBB tarafından ağır aksak devam ettirilen Çekmeköy-Sultanbeyli Metro hattının devamında, bu hattımızlar Kurtköy’e ulaşabileceğiz.
6 kilometrelik Sabiha Gökçen –Kurtköy metro hattımız. Kadıköy-Kartal – Pendik – Sabiha Gökçen Havalimanı metromuzun devamından kesintisiz olarak ilerleyecek bu hattımızı da hizmete alacağız. 21,3 kilometrelik Üsküdar-Kadıköy-Maltepe-Kartal tramvay hattımız. Bu hatla, Anadolu Yakası’nda ulaşım talebinin yüksek olduğu ve trafik yükünün fazla olduğu Minibüs Caddemize nefes aldıracağız. 4 ilçemizi birbirine bağlayacağız, milyonlarca insanımızın hayatını güzelleştireceğiz. 3,1 kilometrelik Eyüpsultan-Bayrampaşa tramvay hattımız. Bu hattımız da; Mevcut Alibeyköy-Eyüp – Eminönü Tramvay Hattının Eyüp Feshane İstasyonundan ayrılarak Demirkapı’dan geçecek. Bayrampaşa Meydanı’na ulaşacak…
Ve işte 62,4 kilometrelik uzunluğa sahip, Samandıra – İstanbul Havalimanı raylı sistem hattımız! Bu hattımıza çok değer veriyorum. Çünkü Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçerek hem yolcu hem yük taşıyacak. Kuracağımız yeni 6 lojistik merkezimize bağlanarak Marmaray’ın yükünü üstlenecek. Marmaray’ı gece saatlerinde de yolcu taşımada kullanmamızı sağlayacak. 2 kilometrelik Eyüpsultan-Piyerloti- Miniatürk teleferik hattımız. Bu hattımızla da Haliç’in iki yakasını birbirine bağlayacağız. Toplamda 184,7 km’lik yeni hattı 2029 yılına kadar İstanbullu hemşerilerimizin hizmetine sunacağız. İstanbulumuzu 5 yıl içinde 650 kilometre raylı sisteme kavuşturacağız. İstanbul’lu her kardeşim, evinden çıktığında en fazla 10 dakika yürüyerek raylı sisteme ulaşacak!
Değerli Kardeşlerim, ulaşım sorunumuzu kökten çözecek yepyeni hatları 2029’dan 2034 yılına kadar hayata geçireceğiz. İnşallah biz, 2034 yılında raylı sistem uzunluğumuzu, 354 kilometre daha ekleyerek, 1004 kilometreye çıkaracağız. İşte şu anda 28 raylı sistem hattımızı ekranda görüyorsunuz. Kırmızı çizgiyle gösterilenler, 2029 hedeflerimiz. Yeşiller ise 2034’te tamamlanacak hatlarımız. Bu noktada İstanbul’umuzun 50 yılını, 100 yılını ilgilendiren çok önemli bir çalışmamızı anlatmak istiyorum. İnşallah göreve geldiğimizde; Metro AŞ, Aselsan ve TÜBİTAK iş birliğiyle; metroların sinyalizasyon sistemlerinden yeni ulaşım yazılımlarına kadar birçok alanda hizmet verecek bir tesisimizi de kuracağız.
Bugün biz nasıl savunma sanayiinde, bilgi ve teknolojide en yüksek noktaya gelmişsek; İstanbul’umuzu da bu yeni tesisle, ulaşım teknolojilerinde dünyanın lider şehirlerinden biri haline getireceğiz.
Kardeşlerim, bugün insanımız metrobüs duraklarında adeta can çekişiyor. Ben hemen metrobüs konusundaki müjdemi vermek istiyorum. Metrobüs hattımızı, ulaşım talepleri doğrultusunda, Silivri’ye kadar uzatıyoruz.
E-5 karayolunun Büyükçekmece – Kınalı kesiminde; ana yolları ve yan yolları düzenleyerek OTONOM, yani sürücüsüz METROBÜS hattımızı TÜYAP – Silivri arasında hizmete sokacağız. Ve her sabah işine okuluna bin bir çileyle giden İstanbullu kardeşlerime bir müjde daha veriyorum. Her yıl filolarımıza, tam 100 yeni elektrikli metrobüs ve 250 elektrikli otobüs katacağız!
Değerli Kardeşlerim, mevcut İBB yönetimi, deniz ulaşımını teşvik edecek adımları atma noktasında da sınıfta kalmıştır. “Denizin toplam ulaşımdaki payını %2’den %10’na çıkaracağız. Deniz ulaşımıyla metroyu entegre edeceğiz.” demişlerdi. Tahmin edebileceğiniz gibi sonuç yine hüsran! Deniz yolu payı milim ilerlemedi, yine %2 seviyesinde kaldı. Ama biz kararlıyız! Bugün 500 bin olan denizyolu yolcu sayımızı, 2034 yılına kadar iki katına, 1 milyona ulaştıracağız. İstinye – Yenikapı ve Çubuklu – Yenikapı arabalı vapur hattını açacağız. Yine Sirkeci – Harem nostaljik yolcu vapur hattını da hizmetinize sunacağız.
Bununla yetinmeyeceğiz. Beylikdüzü’nden sırasıyla Avcılar, Bakırköy, Yenikapı, Eminönü, Kabataş, Beşiktaş’a; Anadolu Yakası’nda da Maltepe sahilinde benzer şekilde oluşturulacak mini iskeleler kuracağız. Özellikle sabah-akşam iş saatlerinde verilecek hızlı ve sık seferlerle hizmeti arttıracağız. İşte buradan İstanbullulara müjdemi de veriyorum. Göreve gelir gelmez, deniz ulaşımında, aktarmalı yolculukların tamamını ücretsiz hale getiriyoruz!
Kıymetli Kardeşlerim, Bir diğer hedefimiz; halkımızı; bisiklet, motosiklet, scooter gibi araçlardan en güvenli, en konforlu şekilde faydalandırmak. Bunun için de Güvenli Mikromobilite Ulaşım Ağı Dönemini başlatıyoruz. Böylece her gün daha çok hemşerimizi; yeni, çevreci ve çağdaş çözümlerle tanıştıracağız. Bunun için de güvenli mikromobilite altyapısını süratle kuracağız. Biz herkesin evinin önünde bir bisiklet olsun istiyoruz. Bu hedefle; bisiklet parklarının sayılarını hızlıca artıracağız. 2029’a kadar bisiklet yolu uzunluğumuzu iki katına çıkaracağız. 2034 yılında tam 1500 kilometre bisiklet yoluna ulaşacağız! Bisikleti, İstanbul’un en cazip ulaşım araçlarından biri hâline getireceğiz.
Gelelim taksilerimize… İstanbul’umuzda bugün 19.845 taksimiz var. Bu taksiler, günde 1,6 milyondan fazla yolcuya hizmet veriyor. Ama bu sayı, mevcut talebe yetmiyor. Ortalama talep karşılama %45’te kalırken, yoğun saatlerde bu oran %18’e düşüyor. İstanbullular taksi konusuna dair dertliler… Herkes, taksi bulamama, farklı ücret tarifeleri, yolcu seçme, hizmet kalitesinin düşüklüğü, korsan taksicilik, güvenlik yetersizliğinden şikâyet ediyor.
Biz göreve geldiğimizde ihaleler yaparak taksi eksiğini şehrimizin ihtiyaçlarına göre gidereceğiz. Yine dijital uygulamaları tek merkezde buluşturarak çok başlılığa son vereceğiz. Bunun yanında, taksicilerimiz ile görüştük, esnafımızla görüştük. Burada etkili eğitim, denetim, ödül-ceza ve geri bildirim uygulamalarını da işler hale getireceğiz. Taksi sorunları da diğer sorunlar gibi İstanbulluların gündeminden tamamen çıkacak ve vatandaşlarımızın arzuladığı hizmetleri inşallah bir an önce getireceğiz.
Toplu taşımayı teşvik edici sosyal destek uygulamalarımızı da hızla hayata geçireceğiz. İşte açıkladığımızda halkımızı son derece mutlu eden ilk müjdemiz; Ulaşımda, 0-6 yaş arası çocuklarımızın, babalarına da artık ücretsiz seyahat hakkı vereceğiz. Tabi İlköğretim öğrencilerimizi unutamayız. Onlara da müjdemizi veriyoruz. İlköğretimde okuyan yavrularımıza, ulaşımı tamamen ücretsiz yapacağız. Gençlerimize de müjdemizi veriyorum. Gençlerimizin halihazırda indirimli olan İstanbul kartındaki yolculuk ücret tarifesinde yüzde 40 indirim yapacağız!
Sevgili İstanbullular, gelelim ulaştıran İstanbul Strateji planımızın 3. adımı olan Karayolu ulaşım alt yapılarıyla ilgili müjdelerimize…
İstanbul Avrupa yakasında 88,2, Anadolu yakasında 34 kilometre olmak üzere İstanbulumuza 122,2 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandırıyoruz. İşte tünellerimiz! İlk 5 yılımızda; Çayırbaşı, Ayazağa, Levazım ve Dolmabahçe etabında 25,7 kilometrelik tünel projesini yapacağız. Büyükdere caddesi ve sahil yoluna alternatif Dolmabahçe’den başlayıp Kilyos’a uzanan tünel zincirini hayata geçirmiş olacağız. Yine Kağıthane – Bayrampaşa Hal arasında 11,6 kilometrelik tünelimizi hizmete açacağız. Anadolu yakasında ise, 10,2 kilometrelik Yenisahra-Bostancı tüneli süratle bitecek. Bu proje ile Göztepe’den doğuya doğru, E-5 Karayolu ile Sahil Yolu arasında kesintisiz bir bağlantı yolu oluşturacağız. E-5 Karayolunun trafik yoğunluğunu azaltacağız.
İkinci 5 yılımızda ise; 74,7 kilometrelik yeni tünel hedefimizin 50,9 kilometresini Avrupa yakasında Bayrampaşa Hal’den Büyükçekmece’ye uzanan karayolu tüneliyle sağlayacağız. Anadolu Yakasında ise 23,8 km’lik Harem-Çengelköy-Kavacık tünellerimizi hayata geçireceğiz. E-5 karayoluyla TEM otoyolu ve Kuzey-Güney istikametinde iki yakada da boğaz sahil yollarını trafik çilesinden kurtaracağız.
İstanbulumuz, şu an ekranda gördüğünüz karayolu tünelleri ağına sahip olacak. Trafik yoğunluğu üst seviyelerde olan E-5, TEM ve birbirine bağlayan bağlantı yollarının yoğunluğunu azaltacağız. Sarıyer-Beşiktaş arası 12 dakikaya inecek. Beşiktaş – Beylikdüzü arası yolculuk süresi 23 dakikaya, Beşiktaş – Küçükçekmece arası 15 dakikaya, Harem-Kavacık arası 9 dakikaya inecek. Avrupa ve Anadolu yakasında; Altınşehir – Bahçeşehir; Tüyap – Silivri; Sultanbeyli – Kurtköy ve Göztepe – Çayırova arasında toplam 260 kilometre ana yol ve yanyolumuzu düzenleyeceğiz.
Aynı zamanda; İstanbul’da trafik yoğunluğunu artıran 151 kavşağı tespit ettik. 39 ilçede ve tüm mahallelerimizde trafik yükünü azaltacak, İstanbulluya nefes aldıracak kavşak çalışmalarımızı; Mahmutbey, Kağıthane, Bayrampaşa, Eyüpsultan, Ataköy, Zeytinburnu, Bakırköy, Ataşehir gibi en acil noktalardan başlatacağız. 1 Nisan’da inşa süreçlerine başlayacak, tüm köprülü kavşak ve yollarımızı 2 yıl içerisinde vatandaşımızın hizmetine açacağız. Bu çalışmalarımızı yaparken de İstanbullular için, alternatif trafik sirkülasyon projeleri yapacağız ve hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz. Şehrimizin trafiğini rahatlatacak 2 büyük hamlemiz daha olacak.
Esenler otogarını İhsaniye’ye, Harem otogarını ise Kurtköy’e taşıyacağız. İstanbul’un şehir içi trafik yükünü alırken, şehirlerarası yolcularımızı ve şoförlerimizi de rahatlatacağız. Mevcut otogarlarımızın esnafına, bu yeni otogarlarda öncelik vereceğiz. Otogarları raylı sistemlere entegre ederek; gelen hiçbir kardeşimizi mağdur etmeyeceğiz. Ağır vasıta trafiğini de iki yakada kuracağımız 6 yeni lojistik merkeziyle şehir dışına alacağız.
Bunların ikisi, Avrupa Yakasında Yassıören ile Anadolu Yakasında Kocaeli sınırımızda Körfez Lojistik Köyleri olacak. Diğer 4 lojistik merkezi ise YeşilBayır’da, Çatalca’da, Kurtköy’de ve Paşaköy’de kurularak ana lojistik sisteminin destek noktaları olarak hizmet verecekler. Lojistik Köylerimizde tüm temel hizmet birimleri, serbest bölge, antrepo tesisleri, tır parkları, teknoloji geliştirme bölgesi, organize sanayi alanları ve demiryolu entegrasyon alanı bulunacak.
Bu yatırımlarımızla, kent içi trafiğinde bulunan yaklaşık 1 milyon ağır vasıta trafiğini şehrin çeperlerine taşımış olacağız. Planlı bir dağıtım modeliyle şehir içi ulaşımında seyahat süresini %20 düşüreceğiz.
Ayrıca İstanbullunun kuzeyinde oluşturacağımız lojistik altyapımızın bir parçası olarak; Karadeniz’in İstanbul kıyısında Kuzey İstanbul Limanı projemizi hayata geçireceğiz. Marmara Denizi’mizdeki gemi trafiğini azaltmış olacağız. Bunun yanında, İstanbul’un güneyindeki trafiği, ağır vasıtalardan arındıracağız.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından 8’incisi düzenlenen Büyük Türkiye Buluşması’nın ikinci gününde gerçekleştirilen Mühendislik Meslek Kanunu ve Teknik Hizmetler Sınıfının Sorunları Çalıştayı’na katıldı. Burada konuşan Uraloğlu, bakanlık olarak gerçekleştirdikleri ve gerçekleştirecekleri hedefler hakkında bir sunum yaptı.

Sunumu sırasında bakanlık olarak yük, yolcu, data ve veri taşıdıklarını dile getiren Uraloğlu, ”AK Parti hükümetleri döneminde yaklaşık 273 milyar dolarlık ulaşıma yatırım yaptık. Bundan sonra da 2053’e kadar yaklaşık 200 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Karayollarında 2028’e kadar otoyol 2 bin kilometreye yakın otoyol yapacağız. Demiryollarındaki 14 bin kilometre olan uzunluğumuzu yaklaşık 18 bin kilometreye çıkaracağız. 57 havalimanımızı 61’e çıkaracağız. Deniz ticaretini geliştirerek Mavi Vatan’daki etkinliğimizi artıracağız ve haberleşme de birinci etapta 5G’ye geçmek, ikinci etapta da 6G’ye geçmeyi hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.

”AMAÇLARIMIZI GERÇEKLEŞTİRİRKEN CAN VE MAL GÜVENLİĞİNE DİKKAT ETMEK İSTİYORUZ”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının amaçlarını sıralayan Bakan Uraloğlu, ”Hakların savunulması noktasında ulaştırma alanında gerekli mevzuat düzenlemelerini ulaştırma alanında yapmak istiyoruz. Verimliliği, güveni artırmak ve toplumun refahını yükseltmek istiyoruz. Ulaşım alanında dünya sıralamasındaki yerimizi yükseltmek istiyoruz. Çok modlu taşımacılık bizim için kıymetli, onu ne kadar sağlayabilirsek o kadar verimli işler yaparız diye düşünüyorum. Çevreci enerjiye yatırım yapıp onu desteklemek istiyoruz ve en kıymetlisi de bunları yaparken can ve mal güvenliğine dikkat etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, bir yolcunun Türkiye’den 4 saatlik uçuşla tam 67 ülkeye gidebildiğini ifade belirtti.
”KALKINMA YOLU KORİDORU SAYESİNDE 21 GÜNDE YÜK TAŞIMA İMKANINA SAHİP OLACAĞIZ”
Doğu ve batı olarak Türkiye’nin orta koridor üzerinde yer aldığını ifade eden Uraloğlu, ”Süveyş Kanalı’ndaki malum sıkıntılardan dolayı geçişler engellendi. Süveyş Kanalında 35 günde giden yükler, doğu batı istikametinde, 45 günde gitmeye başladı. Halbuki bir ‘Kalkınma Yolu Koridorumuz’ var. Bu koridoru bitirdiğimizde sadece 21 günde bu yükleri taşıma imkanına sahip olacağız. Irak ile birinci derecede bu projeyi yürütüyoruz. Ciddi bir aşama kaydettik” diye konuştu.
Zengezur Koridoru’nun doğrudan Bakü’ye ulaşacak olan bir hat olduğunun altını çizen Uraloğlu, Ermenistan ya da İran tarafında geçecek olan proje sayesinde Türk dünyasındaki kapasitenin ciddi miktarda artacağını işaret etti.
Marmara Bölgesinde otoyol ringi tamamladıklarının müjdesini veren Uraloğlu, yaşanabilecek bir deprem ihtimalinde bu ringin ana arter olarak görev yapabileceğini sözlerine ekledi. Bakan Uraloğlu, Ankara-İzmir arasında hayata geçecek olan Yüksek Hızlı Tren Projesi’ne ilişkin, “2026-2027 inşallah bitirip burayı hizmete açacağız” dedi. Bakan Uraloğlu, Ankara Esenboğa Havalimanı Raylı Bağlantı Sistemi’ni yakında hayata geçirmeyi planladıklarını ifade etti.
]]>Bakan Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada dünya denizyolu ticaretinin yüzde 3 arttığını ve 2024 yılında da deniz ticaretinin yüzde 2,1 büyüyerek yaklaşık 12,636 milyar tona ulaşmasını beklediklerini belirterek, bu büyümeden Türk Boğazları ve Karadeniz trafiğinin de olumlu yönde etkileneceğini belirtti.
Türk boğazlarından geçen gemi trafiğine ilişkin verileri paylaşan Bakan Uraloğlu, “2023 yılında İstanbul Boğazından 39 bin, Çanakkale Boğazından ise 44 bin 892 olmak üzere boğazlarımızdan toplamda 83 bin 892 gemi geçti. Bu sayıyla 2022 yılına göre yüzde 8,2 oranında artış olduğunu görüyoruz. Karadeniz’de ise yaşanan savaş nedeni ile birçok limanın kapalı olması ve açık olanların da tam kapasite ile çalışmadığı göz önüne alındığında Türk boğazlarından geçen gemi sayısındaki artışın, yakın gelecekte Karadeniz’deki deniz trafiğini daha da artıracağını düşünüyoruz.” ifadesini kullandı.

TÜRKİYE LİMANLARINDAKİ KONTEYNER ELLEÇLEMELERİ 2023 YILINI ARTIŞLA KAPATTI
2023 yılı Türkiye limanlarında elleçlenen yük ve konteyner istatistiklerini de değerlendiren Bakan Uraloğlu, “Limanlarımızdaki konteyner elleçlemelerimiz dünyadaki trendin aksine 2023 yılını artışla kapatmıştır.” açıklamasında bulundu.
Uraloğlu, Türkiye limanlarında ise elleçlenen konteyner miktarının ton bazında bir önceki yıla göre yüzde 2,5 artarak 133 milyon 467 bin 400 ton, TEU bazında ise yüzde 1,5 artarak 12 milyon 556 bin 401 TEU olarak gerçekleştiğini belirterek, şunları kaydetti:
“2023 yılının ikinci çeyreğinden itibaren Türkiye’nin denizyolu konteyner ticaretindeki düşüş trendi sona ermiş ve aylık bazlarda bir önceki yıla göre yüzde 10 civarında artışlar göstermiştir. 2024 yılında ise dünya denizyolu konteyner taşımacılığının yüzde 4 büyümesi beklenmektedir.
2023 yılının ilk yarısında limanlarımızda elleçlenen konteyner miktarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6 azalırken, yılın ikinci yarısında ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,1 artmış ve yüksek bir artış performansı sergilemiştir. 2024 yılında, uygulayacağımız ekonomi politikalarıyla ve bölgemizdeki çatışmaların sona ermesi ile deniz ticaretinde yeni rekorlar kırmayı hedefliyoruz.”

EN FAZLA YÜK ELLEÇLEME ALİAĞA BÖLGE LİMAN BAŞKANLIĞINDA GERÇEKLEŞTİ
Bakan Uraloğlu, 2023 yılında Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde toplam 81,9 milyon ton yük elleçlemesi gerçekleştiğini belirterek, “Kocaeli Bölge Liman Başkanlığımız da elleçlenen 81,29 milyon ton elleçlemesini geçerek ilk defa ülkemizde en çok yükün elleçlendiği bölge Aliağa Bölgesi olmuştur.
Konteyner elleçlemelerinde ise en yüksek elleçleme yaklaşık 3,17 milyon TEU elleçleme ile Ambarlı Bölge Liman Başkanlığımızda gerçekleşmiştir. Bu liman bölgemizi 2,16 milyon TEU konteyner elleçleme ile Kocaeli Bölge Liman Başkanlığımız takip etmiştir.” bilgisini paylaştı.
Karayolundaki taşımacılığı denizyoluna kaydırarak hem yaşanan trafiği hem de sınır kapılarındaki beklemeleri azaltmak için 2023 yılında denizyolu bağlantılı yurtdışı hatlarda toplam 2 milyon 764 bin 390 otomobil taşınarak 2022 yıl sonuna göre yaklaşık yüzde 17 artış sağlandığına işaret eden Uraloğlu, “Yurtdışı bağlantılı Ro-Ro hatlarında yük taşıma amaçlı 698 bin 133 yük taşıma birimi taşınmıştır.” ifadesini kullandı.

KRUVAZİYER GEMİLERİ EN ÇOK KUŞADASI LİMANINA DEMİR ATTI
Uraloğlu, 2023 yılında limanlara uğrak yapan kruvaziyer gemi sayısının geçen yıla göre yüzde 20 artışla 1192 adet, limanları ziyaret eden kruvaziyer yolcu sayısının da geçen yıla göre yüzde 52,6 artışla 1 milyon 542 bin 522 yolcu olarak gerçekleştiğini belirterek, “2023 yılında en fazla kruvaziyer gemi uğrak sayısı 531 adet kruvaziyer gemi ile Kuşadası limanı olmuştur. Bu rakamlar 2015 yılından beri gerçekleşen en yüksek rakamlar olup, 2024 yılında hedefimiz 2 milyon yolcuya ulaşmaktadır.” ifadelerine yer verdi.
Toplumun genel düzeyine göre belirli bir sınırın altında gelire sahip olan bireyler göreli anlamda yoksul sayılıyor.
Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı 2023 yılında 0,5 puan azalarak yüzde 13,9 oldu.
Medyan gelirin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı ise son yılda 0,1 puan artarak yüzde 21,7 olarak gerçekleşti.
Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 40’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 0,2 puanlık azalış ile yüzde 7,4 olarak kayıtlara geçti.
Medyan gelirin yüzde 70’i dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı ise bir önceki yıla göre 0,4 puanlık artış ile yüzde 29,7 oldu.
EN DÜŞÜK YOKSULLUK ORANI ÇEKIRDEK AİLE BULUNMAYAN BİRDEN FAZLA KİŞİDEN OLUŞANLAR HANELERDE
Hanehalkı tipine göre eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranlarına bakıldığında; çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarında yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 3,7 puan azalarak yüzde 8, tek kişilik hanehalklarında ise 2 puan artarak yüzde 9,5 olmuştur. En az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalklarının yoksulluk oranı 2,1 puan azalarak yüzde 17,5, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının yoksulluk oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 13,6 oldu.
OKUR-YAZAR OLMAYANLARIN YÜZDE 27,8’i, YÜKSEKÖĞRETIM MEZUNLARININ İSE YÜZDE 3,2’Sİ YOKSUL
Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk oranına göre; okur-yazar olmayan fertlerin yüzde 27,8’i, bir okul bitirmeyenlerin yüzde 24,7’si, lise altı eğitimlilerin yüzde 14’ü, lise ve dengi okul mezunlarının ise yüzde 7,7’si yoksul olarak hesaplandı. Yükseköğretim mezunları ise yüzde 3,2 ile en düşük yoksulluk oranına sahip grup oldu.
MADDİ VE SOSYAL YOKSUNLUK ORANI YÜZDE 14,4 OLDU
Maddi ve sosyal yoksunluk oranı hesabında hane düzeyinde sorgulanan değişkenler; otomobil sahipliği, ekonomik olarak beklenmedik harcamaları yapabilme, evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayabilme, kira, konut kredisi ve faizli borçları ödeyebilme, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek yiyebilme, evin ısınma ihtiyacını karşılayabilme ve mobilyaları eskidiğinde değiştirebilme durumudur.
Bu oran için fert düzeyinde toplanan değişkenler ise; eskimiş giysileri yerine yenisini alabilme, düzgün iki çift ayakkabıya sahip olabilme, ayda en az bir kez tanıdıkları ile toplanabilme, ücretli boş zaman faaliyetlerine katılabilme, kendini iyi hissetmek için bir miktar para harcayabilme ve kişisel amaçlı kullanım için internet sahipliği olarak belirlenmiştir.
Yukarıda belirtilen on üç maddenin en az yedisini karşılayamayanların oranı olarak tanımlanan maddi ve sosyal yoksunluk oranı; 2022 yılında yüzde 16,6 iken 2023 yılı anket sonuçlarında 2,2 puan azalarak yüzde 14,4 olarak tahmin edildi.
SÜREKLİ YOKSULLUK ORANI YÜZDE 12,3 OLDU
Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan sürekli yoksulluk oranı, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ına göre son yılda ve aynı zamanda önceki üç yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri kapsamaktadır. Buna göre, 2023 yılı anket sonuçlarına göre sürekli yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 1,7 puan azalarak yüzde 12,3 oldu.

GÖRELI YOKSULLUK ORANI EN DÜŞÜK TRC1 (GAZIANTEP, ADIYAMAN, KILIS) BÖLGESİNDE GERÇEKLEŞT
Ülkemizde yaşanan deprem nedeni ile 2023 yılında TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) bölgesinde alan çalışması yapılamadığı için İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) ayrımında verilen bölgesel sonuçlar 25 bölgeyi kapsamaktadır.
İBBS 2. Düzey bölgelerinin her biri için eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’sine göre hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler; yüzde 16,1 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan), yüzde 14 ile TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve yüzde 13,9 ile TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop) oldu.
Göreli yoksulluk oranı en düşük olan İBBS 2. Düzey bölgeleri ise yüzde 4,8 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis), yüzde 7,1 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve yüzde 8 ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) oldu.
YOKSULLUK VEYA SOSYAL DIŞLANMA RISKI ALTINDA OLANLARIN ORANI YÜZDE 31,0 OLDU
Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanlar; göreli yoksulluk, maddi ve sosyal yoksunluk ve düşük iş yoğunluğu göstergelerinin en az birinden yoksun olanları ifade etmektedir.
Son yıl sonuçlarına göre fertlerin yüzde 31’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında kaldı. Bu oran yaş gruplarına göre incelendiğinde; 0-17 yaş grubunda yüzde39,7, 18-64 yaş grubunda yüzde28,0, 65 ve üstü yaş grubunda ise yüzde26,6 olarak tahmin edildi.
TAKSIT ÖDEMELERİ VEYA BORÇLARI OLANLARIN ORANI YÜZDE 58 OLDU
Geçen yıla göre konut alımı ve konut masrafları dışında borç veya taksit ödemesi olanların oranı 1,4 puan azalarak yüzde 58 oldu. Nüfusun yüzde 5,7’sine bu ödemeler yük getirmezken yüzde 14,9’una çok yük getirdi. Konut masraflarının çok yük getirdiği hanelerin oranı 0,3 puan artarak yüzde 17,5 olurken, bu masrafların biraz yük getirdiği hanelerin oranı 8,8 puan artarak yüzde 66,5 oldu. Konut masrafların yük getirmediğini belirten hanelerin oranı geçen yıla göre 9,2 puan azalış ile yüzde 15,9 hesaplandı.
Hanelerin yüzde 58,8’i evden uzakta bir haftalık tatil masraflarını, yüzde 39,2’si iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını, yüzde 31,8’i beklenmedik harcamaları, yüzde 19,5’i evin ısınma ihtiyacını, yüzde 64,2’si eskimiş mobilyaların yenilenmesini ekonomik olarak karşılayamadığını beyan etti.