Türkiye’nin bitkisel üretimde 12. sıraya, sebze üretiminde 6. sıraya, meyve üretiminde 4. sıraya yüklemesinde yatırımların önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva gibi ürünlerde üretimde dünyada 1. sıradayız. Kavun, karpuz, zeytin, mandalina ve elma gibi bazı ürünlerde 2. sıradayız. Antep fıstığı, çilek, nohut, domates gibi ürünlerde de 3. sıradayız. Bunun toplamına baktığımız zaman 69 milyar dolarlık bir tarımsal hasılaya ulaştığımızı görüyoruz ki bu rakam da bizi Avrupa’da 1. sıraya dünyada ise ilk 10 içerisine taşımış durumda.” dedi.
Yumaklı, iklim ve konjoktürel değişiklikler gibi bazı hususların sektörün daha dayanıklı hale getirme zorunluğunu ortaya koyduğunu ifade ederek, “Tarımsal üretimi doğal şartlarda yaptığımız için elbette birçok risk faktörüyle karşı karşıyayız. Bunlardan birisi de bugün tesislerin temel atma töreninde beraber olduğumuz zararlılara karşı mücadelede, bitki koruma ürünleri. Hakikaten son 2 yılda çok ciddi bir biçimde artan zararlıların bizim tarımsal üretimimize eğer kontrol etmezsek ve yönetmezsek ciddi bir zarar, hasar vereceği ortada. Dolayısıyla çiftçimizin alın terini koruma anlamında bizlerin çok önemli bir görevi ve yükümlülüğü var.” diye konuştu.
Denetimler
Bitki koruma ürünlerinin satışında ya da reçete yazımında görev alacak olan kişilerin eğitim, sınav, denetim ve standartlarının oluşturulması konusuna önem verdiklerini kaydeden Yumaklı, şöyle devam etti:
“Bugüne kadar 223 aktif maddeyi insan, hayvan ve çevre sağlığına olumsuz etkileri sebebiyle engelledik, yasakladık. Yine bu hafta içerisinde de bir aktif maddenin daha yasaklanması işlemini gerçekleştirdik. Ayrıca yıl boyunca rutin denetimler var. 3 hafta boyunca eş zamanlı olarak bitki koruma ürünleri, bayi ve toptancılara da denetim gerçekleştirdik. Kurumsal olarak bütün kurallara uymuş olan üretimlerle alakalı herhangi bir sözümüz yok. Sadece bunların kullanım aşamasındaki hususlarını denetliyoruz. Ancak merdiven altı diye tabir ettiğimiz üretimlerin kullanılmasına toleransımız yok. Çiftçilerimizden, üreticilerimizden kurumsal olmayan, tescili yapılmamış, neye etki edildiği standartlarla belirlenmemiş hiçbir ürünü kullanmamalarını istirham ediyorum. Bugüne kadar bu ürünlerle ilgili çok önemli olan satış yerleriyle ilgili denetimler yapıldı. Geçtiğimiz 3 haftada 6 bin 413 bitki, koruma, ürün satış iş yeri denetlendi ve bunların içerisinde 179’una gerekli yaptırım uygulandı. Bundan sonra da bu denetimlerimiz devam edecek.”
Katz’ın paylaşımı
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan paylaşımına değinen Yumaklı, şunları kaydetti:
“Ellerine kan bulaşmış, 40 binin üzerinde masumun öldürülmesi, şehit edilmesi kararını vermiş bir katiller sürüsünün üyesi, birkaç gündür Sayın Cumhurbaşkanı’mıza hiçbir şekilde tasvip edemeyeceğimiz ve lanetlediğimiz bazı ithamlarda bulunuyor. Bu sözlerini aynen ve misliyle kendisine iade ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin her bir ferdi, masumların ve mazlumların güçlü sesi olan Cumhurbaşkanı’mızın yanında bir demir gibi dimdik ve onunla birliktedir. Bu katiller ordusunun masumlara karşı artık vahşi uygulamalarını lanetliyorum. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve onun nezdinde bu ülkeye yapılan bütün ithamları da aynen ve misliyle de kendisine iade ediyorum.”
Tarım Kredi Genel Müdürü Hüseyin Aydın ise gübre, yem, mazotta güçlü ve iyi bir oyuncu olduklarını ancak ilaç ve tohum gibi bazı sektörlerde sınırlı kaldıklarını belirterek, “Buralardaki paylarımızı yüzde 10 seviyesine çıkarmak istiyoruz. Tarkim, bu doğrultuda yaptığımız bir yatırım.” dedi.
Törene Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti Manisa Milletvekili Tamer Akkal, AK Parti İl Başkanı Salih Hızlı, MHP İl Başkanı Cüneyt Tosuner de katıldı.
Yumaklı üzüm hasadına katıldı
Yumaklı, Saruhanlı ilçesine bağlı Hacırahmanlı Mahallesi’nde Ramadan Tezerişir’in bağında üzüm kesti.
Poşu takıp bahçe sahibi ve işçilerle sohbet eden Bakan Yumaklı, bahçe sahibine bağ makası ve testere bulunan bir set hediye etti.
Bakan Yumaklı, bağda yaptığı açıklamada Manisa’da organik olarak üretilen Sultani çekirdeksiz üzümünün sembolik de olsa da hasat açılışını yaptıklarını söyledi.
Normalde 15 gün sonra başlamasını bekledikleri hasadın, mevsimlerin öne gelmesiyle beraber bugünlerde başlayacağını belirten Yumaklı, “Manisa üzümde birinci malumunuz ama ondan çok daha önemli özellikle bu Sultani üzümün ihracat potansiyeli. Çok ciddi şekilde talep gören bir ürün. Geçtiğimiz yıl 500 milyon dolar civarında bir ihracat rakamı oldu. Rekolteyle alakalı bu yılın geçtiğimiz yıldan çok farklı olmayacağını değerlendiriyoruz. Biraz daha iyi olabilirdi ama iklim şartları beklediğimizin üzerinde bir rekolte gelmesine engel olmuş oldu. Geçtiğimiz yıldan kesinlikle kötü değil.” ifadelerini kullandı.
Yumaklı, tüm üreticilere bereketli bir yıl diledi.
Türkiye’nin bitkisel üretimde 12. sıraya, sebze üretiminde 6. sıraya, meyve üretiminde 4. sıraya yüklemesinde yatırımların önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva gibi ürünlerde üretimde dünyada 1. sıradayız. Kavun, karpuz, zeytin, mandalina ve elma gibi bazı ürünlerde 2. sıradayız. Antep fıstığı, çilek, nohut, domates gibi ürünlerde de 3. sıradayız. Bunun toplamına baktığımız zaman 69 milyar dolarlık bir tarımsal hasılaya ulaştığımızı görüyoruz ki bu rakam da bizi Avrupa’da 1. sıraya dünyada ise ilk 10 içerisine taşımış durumda.” dedi.
Yumaklı, iklim ve konjoktürel değişiklikler gibi bazı hususların sektörün daha dayanıklı hale getirme zorunluğunu ortaya koyduğunu ifade ederek, “Tarımsal üretimi doğal şartlarda yaptığımız için elbette birçok risk faktörüyle karşı karşıyayız. Bunlardan birisi de bugün tesislerin temel atma töreninde beraber olduğumuz zararlılara karşı mücadelede, bitki koruma ürünleri. Hakikaten son 2 yılda çok ciddi bir biçimde artan zararlıların bizim tarımsal üretimimize eğer kontrol etmezsek ve yönetmezsek ciddi bir zarar, hasar vereceği ortada. Dolayısıyla çiftçimizin alın terini koruma anlamında bizlerin çok önemli bir görevi ve yükümlülüğü var.” diye konuştu.
Denetimler
Bitki koruma ürünlerinin satışında ya da reçete yazımında görev alacak olan kişilerin eğitim, sınav, denetim ve standartlarının oluşturulması konusuna önem verdiklerini kaydeden Yumaklı, şöyle devam etti:
“Bugüne kadar 223 aktif maddeyi insan, hayvan ve çevre sağlığına olumsuz etkileri sebebiyle engelledik, yasakladık. Yine bu hafta içerisinde de bir aktif maddenin daha yasaklanması işlemini gerçekleştirdik. Ayrıca yıl boyunca rutin denetimler var. 3 hafta boyunca eş zamanlı olarak bitki koruma ürünleri, bayi ve toptancılara da denetim gerçekleştirdik. Kurumsal olarak bütün kurallara uymuş olan üretimlerle alakalı herhangi bir sözümüz yok. Sadece bunların kullanım aşamasındaki hususlarını denetliyoruz. Ancak merdiven altı diye tabir ettiğimiz üretimlerin kullanılmasına toleransımız yok. Çiftçilerimizden, üreticilerimizden kurumsal olmayan, tescili yapılmamış, neye etki edildiği standartlarla belirlenmemiş hiçbir ürünü kullanmamalarını istirham ediyorum. Bugüne kadar bu ürünlerle ilgili çok önemli olan satış yerleriyle ilgili denetimler yapıldı. Geçtiğimiz 3 haftada 6 bin 413 bitki, koruma, ürün satış iş yeri denetlendi ve bunların içerisinde 179’una gerekli yaptırım uygulandı. Bundan sonra da bu denetimlerimiz devam edecek.”
Katz’ın paylaşımı
İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan paylaşımına değinen Yumaklı, şunları kaydetti:
“Ellerine kan bulaşmış, 40 binin üzerinde masumun öldürülmesi, şehit edilmesi kararını vermiş bir katiller sürüsünün üyesi, birkaç gündür Sayın Cumhurbaşkanı’mıza hiçbir şekilde tasvip edemeyeceğimiz ve lanetlediğimiz bazı ithamlarda bulunuyor. Bu sözlerini aynen ve misliyle kendisine iade ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin her bir ferdi, masumların ve mazlumların güçlü sesi olan Cumhurbaşkanı’mızın yanında bir demir gibi dimdik ve onunla birliktedir. Bu katiller ordusunun masumlara karşı artık vahşi uygulamalarını lanetliyorum. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve onun nezdinde bu ülkeye yapılan bütün ithamları da aynen ve misliyle de kendisine iade ediyorum.”
Tarım Kredi Genel Müdürü Hüseyin Aydın ise gübre, yem, mazotta güçlü ve iyi bir oyuncu olduklarını ancak ilaç ve tohum gibi bazı sektörlerde sınırlı kaldıklarını belirterek, “Buralardaki paylarımızı yüzde 10 seviyesine çıkarmak istiyoruz. Tarkim, bu doğrultuda yaptığımız bir yatırım.” dedi.
Törene Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti Manisa Milletvekili Tamer Akkal, AK Parti İl Başkanı Salih Hızlı, MHP İl Başkanı Cüneyt Tosuner de katıldı.
Yumaklı üzüm hasadına katıldı
Yumaklı, Saruhanlı ilçesine bağlı Hacırahmanlı Mahallesi’nde Ramadan Tezerişir’in bağında üzüm kesti.
Poşu takıp bahçe sahibi ve işçilerle sohbet eden Bakan Yumaklı, bahçe sahibine bağ makası ve testere bulunan bir set hediye etti.
Bakan Yumaklı, bağda yaptığı açıklamada Manisa’da organik olarak üretilen Sultani çekirdeksiz üzümünün sembolik de olsa da hasat açılışını yaptıklarını söyledi.
Normalde 15 gün sonra başlamasını bekledikleri hasadın, mevsimlerin öne gelmesiyle beraber bugünlerde başlayacağını belirten Yumaklı, “Manisa üzümde birinci malumunuz ama ondan çok daha önemli özellikle bu Sultani üzümün ihracat potansiyeli. Çok ciddi şekilde talep gören bir ürün. Geçtiğimiz yıl 500 milyon dolar civarında bir ihracat rakamı oldu. Rekolteyle alakalı bu yılın geçtiğimiz yıldan çok farklı olmayacağını değerlendiriyoruz. Biraz daha iyi olabilirdi ama iklim şartları beklediğimizin üzerinde bir rekolte gelmesine engel olmuş oldu. Geçtiğimiz yıldan kesinlikle kötü değil.” ifadelerini kullandı.
Yumaklı, tüm üreticilere bereketli bir yıl diledi.
Yumaklı, Denizli’nin Acıpayam ilçesindeki Tarım Kredi Süt Ürünleri AŞ’yi ziyaretinin ardından açıklama yaptı.
Türkiye’nin 21,5 milyon ton süt üretimi olduğunu, bunun yüzde 50’sinin sanayiye gittiğini ifade eden Yumaklı, sanayi tesislerinin bu sütten daha fazla pay alarak, daha fazla süt ve süt ürünlerinin üretilmesiyle birlikte hem içerideki ihtiyacı karşılamasını hem de ihracatla ilgili hedeflere ulaşmayı istediklerini dile getirdi.
GERİYE DÖNÜK FATURALARDA OYNAMA
Son dönemde Türkiye’de süt konusunda birtakım gelişmeler olduğunu, bunları çok yakından takip ettiklerini belirten Yumaklı, şöyle konuştu:
“Hem sanayiyle hem de üreticiyle çok yoğun bir temas içindeyiz. Maalesef ki son dönemde, özellikle son 2-3 haftalık dönemde bazı sanayi tesislerinin özellikle geriye dönük faturaları düzenleyerek üreticinin gelirini azaltma yönünde ya da fiyatları düşürme yönünde birtakım faaliyetlerde olduğunu tespit ettik. Ticaret Bakanlığı’mız ile bunları çok yakından takip ediyoruz. Bizim üreticinin sütünü değerinde alarak bunu tüketiciye en uygun şartlarda ulaşmasını sağlayan sanayi kuruluşlarıyla ilgili hiçbir olumsuz görüşümüz yok. Ancak fırsattan istifade ederek, ortamı sadece kendi ulaşmak istedikleri menfaatlerine doğru evirmek isteyenlere karşı çok yoğun bir şekilde inceleme süreci başlatmış bulunuyoruz. Özellikle rekabet koşullarına da uygun olmayan şekilde bir araya gelerek üreticinin elinden değerinin altında ürün almakla ilgili bazı oluşumların da olduğunu tespit ettik, hem biz hem de Ticaret Bakanlığı’mız. Ticaret Bakanlığı’mız da bu yönüyle bunları araştırmaya ve incelemeye başlamış durumda.”
“1000 TON SÜT PİYASADAN ÇEKİLECEK”
Bakanlık olarak, bu dönemde hem sıcaklıkların artması hem de üretimin çok olması sebebiyle oluşan süt fazlasını üreticiyi de korumak adına bir regülasyonla çözme yolunda geçen haftadan itibaren bir adım attıklarını dile getiren Yumaklı, “Yaklaşık 1000 tonluk günlük sütü biz piyasadan çekeceğiz. Eğer gerekiyorsa bu rakamı da fazlalaştıracağız. Sene sonuna kadar da bu regülasyona devam edeceğiz” dedi.
Yumaklı, bu adımın regülasyon amaçlı olduğunu vurgulayarak, “Üreticinin elinde ürünün kalmamasını sağlamak için yapıyoruz. Bunu kötüye kullanmak isteyen kuruluşları da buradan ikaz ediyorum tekraren; bu regülasyon amaçlı bizim yapmış olduğumuz süt tozuna çevirme işlemini, üreticinin elinden daha da ucuza almak için farklı bir yönüyle kullanmak isteyenlerin kesinlikle bu yola tevessül etmemelerini özellikle ikaz etmek istiyorum” ifadesini kullandı.
“GEREKEN NE İSE HER İKİ BAKANLIK OLARAK DA YAPTIRIMLARI YAPACAĞIZ”
Türkiye’de süt üretiminin her geçen gün arttığını belirten Yumaklı, şunları kaydetti:
“Bizim istediğimiz şu, üretici kendi maliyetlerinin üzerine makul bir karla sürdürülebilir, verimli, kaliteli bir üretim yapmak adına bu üretimine devam edecek. Sanayimiz de bu ürünleri kullanacak, yurt içindeki ihtiyacı karşıladıktan sonra yurt dışındaki rekabete kendisini açmış olacak. Bu yolda da hem üreticilerimizin hem de sanayicilerimizin yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum. Üreticinin üretmiş olduğu ürünlerle alakalı fiyat düşümlerini görüyoruz. Bunun bir de tersi yönü var işin daha da ilginç tarafı. Maalesef üreticinin elinde alınan bu ürünlerin ödeme vadelerinin aslında perakende kanununa göre 30 gün içinde yapılması gerekirken bunun 4-5 aylara çıktığını da görüyoruz. Bütün bunların hepsi hem bizim hem de Ticaret Bakanlığı’mızın incelemesi altında. Gereken ne ise her iki bakanlık olarak da yaptırımları yapacağız. Amacımız, sanayi tarafını, üretim tarafını mağdur etmeden belli bir stabilizasyonda gitmesini sağlamak. Üretimin istediğimiz ölçüde hem yurt içi ihtiyaçları karşılayacak hem de yurt dışı rekabete açılacak hale gelmesinin tek yolu hem üreticinin hem de bunu işleyen sanayicinin kar etmesidir, hem de tüketicinin uygun fiyatta ürüne kavuşmasıdır.”
]]>Gaziemir ve Buca ilçeleri arasında etkili olan yangın dolayısıyla İzmir’e gelen Yumaklı, yangın yönetim merkezinde çalışmalar hakkında Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey’den bilgi alarak helikopterle yanan alanları inceledi.
Daha sonra gazetecilere açıklamalarda bulunan Yumaklı, Bergama’daki orman yangınında kaza sonucu hayatını kaybeden işletme şefi Şahin Dönertaş’a Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diledi.
Bakan Yumaklı’nın açıklamaları şu şekilde;
Edirne, Bursa, Balıkesir, Manisa, Uşak, Kütahya, İzmir Foça, İzmir Bergama ve en son da yerleşim yerleşim yerlerine yakın seyreden İzmir Buca yangınları ekiplerin söndürmek için mücadele ettikleri yangınlar oldu. An itibariyle yangınların hepsi kontrol altına alındı.
Sıcaklık nedeniyle Ege ve Akdeniz kıyılarında alarmdayız.
“KAYIP YA DA MAL ZİYANI BİLDİRİLMEDİ”
Yangına karşı mücadelede alevlerin arasında kalanların olmasına rağmen herhangi bir sorun yaşanmadığını bildiren Yumaklı, “Buca yangını için söyleyeyim, bize rapor edilmiş herhangi bir kayıp ya da bir mal ziyanı bildirilmedi. Elbette bütün bunları söylerken bu ekosistemde yaşayan, bizimle bu dünyayı paylaşan canlıları da unutmamak gerekir ve maalesef bu tür olaylardan en çok etkilenenler de onlar oluyor.” dedi.
Yumaklı, gece yarısından sonra yangın bölgesinde birtakım ihtiyaçların olduğuna yönelik yalan haberlerin dolaşıma sokulduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“DEZENFORMASYON YAPTILAR”
“Birçok insan bu yalanlarla beraber sanki yardım ihtiyacı varmış gibi doğal olarak, ben hepsine teşekkür ediyorum ancak buradaki çalışmaları aksatırcasına, insanlar o yalanlarla kendilerine söylenen ‘yanık kremi gerekiyor, ayran gerekiyor, şu gerekiyor, bu gerekiyor…’ Bu yalanlarla arabalarına atlayıp buraya gelen insanlar oldu. Bizler zaten düzenli olarak açıklama yapıyoruz, gerek bu şekilde gerekse sosyal medya hesaplarımızdan ve diğer resmi hesaplarımızdan, lütfen bu yalanlara kanmasınlar. Ben çok özür dileyerek bu ahlaksızlığı hiçbir yere sığdıramıyorum, neye hizmet ettiğini herkesin kendi vicdanına bıraktığım bu dezenformasyonu da kınıyorum.”

Bütün teşkilatların 15 Eylül’e kadar alarm halinde olacağını ifade eden Yumaklı, “Vatandaşlarımız olmadan biz bu mücadeleden galip çıkamayız. Mümkün olduğu kadar yangın başlatma ihtimali olan ne varsa, hangi faaliyet, hangi eylem varsa lütfen bunlardan uzak duralım. Bir şey olmaz demeyelim, oluyor.” dedi.
“Farklı ülkelerde haftalarca, aylarca hala yangınları süren ülkeler var. Çok şükür biz böyle bir ülke değiliz”
Yumaklı, 24 saat boyunca insansız hava araçlarıyla ve yangın yönetim uçağıyla Türkiye’yi gözetlediklerini ve tespit ettikleri yangınlara en kısa zamanda müdahale ettiklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Bütün risk analizleri yapılmış durumda. Yani bizim tek istediğimiz şu, hep söylüyoruz. Yangınla mücadele etmek elbette bir performans gerektirir. görüyorsunuz farklı ülkelerde haftalarca, aylarca hala yangınları süren ülkeler var. Çok şükür biz böyle bir ülke değiliz. Hatta yardım isteyenlere de mümkün olduğu kadar elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz. Ancak asıl başarının yangının çıkmaması olduğunu ve bu başarının sadece bir bakanlığın, bir Orman Genel Müdürlüğü teşkilatının değil, bütün ülkeye ait olduğunu tekraren belirtmek istiyorum ve istirham ediyorum, ‘bir şey olmaz’ demeyelim, yangınların yüzde 90’ının insan unsurundan kaynaklandığını söylüyoruz. Bu kimi zaman o ‘bir şey olmaz’ denilen hususlardan, kimi zaman ihmalden kimi zaman farklı gerekçelerle çıkıyor.”
Buca’daki yangının çıkış sebebine ilişkin bir soru üzerine Yumaklı, “Halen kolluk güçlerimiz bunlarla ilgili gerekli tahkikatı yapıyor. Ama benim şu anda size söyleyebileceğim bir sebep yok.” dedi.

Enstitü Müdürü Sezer Öz’den çalışmalarına ilişkin bilgi alan Yumaklı, enstitü bünyesinde inşaatı devam eden 200 sığır kapasiteli sağmal ahır ile genetik laboratuvarını gezdi.
Bakan Yumaklı, burada yaptığı değerlendirmede, enstitünün, hayvansal üretimde AR-GE ve inovasyonla ilgili çalışmaların yapıldığı çok önemli bir merkez olduğunu söyledi.
Kısa süre önce 2024-2028 yıllarını kapsayan Hayvancılık Yol Haritası’nı açıkladığını anımsatan Yumaklı, verimli, kaliteli ve sağlıklı üretimi artırırken aynı zamanda suni tohumlama, yerli sperma üretimi, soy kütüğü çalışmaları ve ari işletme gibi verimliliği artıracak destekleri çoğaltma kararlılığında olduklarını bildirdi.
Yumaklı, enstitünün bu çalışmalardaki önemine işaret ederek “Gen kaynaklarımızın yerinde korunması ve geliştirilmesi, halk elinde ıslah çalışmaları, kaliteli yerli sperma üretimi gibi AR-GE faaliyetlerinin artırılması, yol haritamızın önemli ayaklarını oluşturmaktadır.” diye konuştu.
Hayvancılık Yol Haritası’nın diğer bir önemli ayağının da hayvancılık işletmelerinin dirençli, güçlü ve sürdürülebilir bir üretim modeliyle çalışabilmesi olduğunu aktaran Yumaklı, tarımsal üretimde sürdürülebilir, verimli kaliteli, kayıtlı ve sektöre yatırım yapılan bir üretim planlaması için bu çalışmaları da başlattıklarını anlattı.

“AMACIMIZ ÜRETİCİNİN 3 YIL ÖNÜNÜ GÖRECEĞİ BİR PERSPEKTİF ÇİZMEK”
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, hayvansal üretim planlamasının 1 Ocak’ta yürürlüğe girdiğini anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi hayvancılıkta planlı üretimle ilgili uzun süredir üzerinde çalıştığımız ve bugünlerde Resmi Gazete’de yayımlanma sürecinde olan üretim planlamamızın en önemli ayaklarından birisini oluşturan desteklerimizle ilgili birkaç başlığı sizlerle paylaşmak istiyorum: Üretim planlamasının temel amacı, üreticilerimizin ister bitkisel ister hayvansal üretimde 3 yıl önlerini görebilecekleri bir perspektif çizmek. Yeni modelimizde destekleme tutarları, katsayılar üzerinden belirlendi ve performansa dayalı bir destekleme sistemi oluşturuldu. Destek konusu her üretim için değil, performansa dayalı üretim için gerçekleşmiş olacak. Temel hayvancılık desteklerimiz, büyükbaş ile küçükbaş hayvancılık, arıcılık ve ipek böceği faaliyetlerinin desteklenmesinden oluşacak. Her bir destek için de temel destek tutarları belirlendi. Aile işletmeleri, genç ve kadın girişimciler, birinci derecede tarımsal örgüt üyeleri, planlama bölgelerinde bu işleri yapanlar da ilave destekleri kazanmış olacak.”
Suni tohumlama, soy kütüğü, yerli sperma, ari işletme gibi konularda da ilave desteklerin verileceğini bildiren Yumaklı, ürün geliştirme desteklerinin de çiğ süt, besilik erkek sığır (karkas) ve tiftik üretimini kapsayacağını söyledi.
Yumaklı, yeni destekleme modelinin kadınlar ve gençler için ilk kez uygulanacağını da aktarırken “Onları üretime teşvik ederken aynı zamanda verimliliği artırıcı kriterleri sağlayan üreticilerimizin de bu desteklerden daha fazla faydalanacağının altını çizmek istiyorum.” ifadesini kullandı.
Amaçlarının, bütün kategorilerde verimli ve kaliteli üretim ile ülke ihtiyacının yanı sıra ihraç edebilir ürünler üretebilmeyi sağlamak olduğuna işaret eden İbrahim Yumaklı, planlı üretimi destekleyecek bu destek modelinin ülkeyi daha müreffeh yarınlara taşıyacağını belirtti.
Bakan Yumaklı, enstitünün de sadece ülkeye değil, uluslararası boyutta yardım ve destek isteyen bütün ülkelere hizmet vereceğini kaydederek, “Bu merkezin bütün tesislerinin yeniden revizyonu ve ilaveleri de inşallah bu yılın sonuna kadar tamamlanmış olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Küresel iklim değişikliğinin en çok su kaynaklarını tehdit ettiğine dikkat çeken Yumaklı, sahip olunan kaynakları doğa dostu teknolojiler geliştirerek doğru yönetmenin zorunluluk olduğunu söyledi.
Yumaklı, Dünya Kaynakları Enstitüsünün 2023 yılı değerlendirmelerine göre ülkenin en fazla su kıtlığı riski taşıyan 25 ülke arasında sayıldığını bildirdi.
“Suda sıfır kayıp” ilkesiyle yola çıktıklarını belirten Yumaklı, su kaynaklarını ulusal bilinçle korumak ve yönetmek üzere başlattıkları “Su Verimliliği Seferberliği“ni emin adımlarla sürdürdüklerini ifade etti.
Yumaklı, yürütülen çalışmalarla suyu merkeze alan tarımsal üretim planlamasıyla gıda arz güvencesini garanti altına almayı hedeflediklerini aktararak, “Bitkisel üretim odağında planlı üretim uygulamalarını eylül ayından itibaren yürürlüğe koymuş olacağız. Bakanlık olarak, tarımda israfı ve kayıpları önleyerek tarımsal verimliliği artıracak sulama otomasyonu yatırımlarını ülke geneline yaymak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Altyapısı uygun bölgelerde, yapay zeka destekli sulama otomasyonu çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Ülke olarak su kaynaklarımızın akılcı ve bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesi amacıyla, havza ölçekli yönetim yaklaşımını benimsiyoruz. Toplantıda Sakarya Havzası Nehir Havza Yönetim Planı ile Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı’nın onaylanmasını ele alıyoruz. TATUS’u taşkın riski yüksek havzalarda kurmaya devam ediyoruz, sistemin iyileştirilmesi ve 2028 yılında ülkemizin tamamında kurulması için çalışmalarımız sürüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“İÇME SUYU SİSTEMLERİNDE KAYIPLARI DÜŞÜRMEYİ AMAÇLIYORUZ”
Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı hazırladıklarını aktaran Yumaklı, 2030 ve 2050 yıllarına yönelik sektörel ve bireysel su verimliliği hedeflerini belirlediklerini söyledi.
Yumaklı, temel verimlilik uygulamalarına yönelik eylem planlarını oluşturduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bu kapsamda kişi başı 150 litre olan ortalama günlük su tüketimimizi 2030’a kadar 120 litreye, 2050’ye kadar ise 100 litrenin altına düşürmeyi hedefliyoruz. İçme suyu sistemlerinde ortalama yüzde 32 olan su kaybını, 2030’da yüzde 25’e ve 2050’de ise yüzde 10’a düşürmeyi amaçlıyoruz. Mevcutta yüzde 50 civarında olan tarımsal sulama randımanının, 2030’da yüzde 60, 2050’de yüzde 65’e yükseltilmesini hedefliyoruz.
Endüstriyel üretimde 2030’a kadar yüzde 30, 2050’ye kadar ise yüzde 50 su kazanımı hedefliyoruz. Bu amaçlar doğrultusunda, paydaşlarımızın işbirliğiyle uygulamaya geçirilen eylem planlarımızdaki gerçekleşmeleri titizlikle takip ediyoruz.”
Hazırlanan Su ve Taşkın kanunları taslaklarının yasalaşmasıyla, su kaynaklarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesi için önemli mesafe almış olacaklarına işaret eden Yumaklı, bu düzenlemelerle, sürdürülebilir su politikasının temel prensipleri için yeni bir çerçeve çizileceğini ve kurumlar arasındaki yetki çakışmalarının ortadan kaldırılacağını ifade etti.
Yumaklı, taşkın ve kuraklık risklerinin yönetiminin, afete dönüşmeden önce gerçekleştirilmesini amaçladıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Su, bütün sektörleri ilgilendiren bir konudur. Bu sebeple, ülkemizde ve Avrupa Birliği üyeleri de dahil olmak üzere birçok ülkede su yönetimi karar mekanizmaları üst düzeyli kurullar marifetiyle yürütülmektedir. Bu anlayışın ülkemizde vücut bulmuş hali, Ulusal Su Kuruludur. Kurul marifetiyle, su yönetimi stratejilerimizi sürekli güncelleyeceğiz ve geliştireceğiz.
Kurulumuz, su kaynaklarımızın daha akılcı, etkin ve sürdürülebilir şekilde değerlendirilmesi için en yetkin karar alma yapısına haizdir. Bugün burada, bunun bilinciyle, su yönetimi konusunda attığımız adımları değerlendirirken, gelecekte atılacak adımları da tartışacak ve yeni kararlar alacağız.”
İzmir Selçuk’ta korkutan yangın! Zarar gören alanlar havadan görüntülendi…



















Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İzmir Selçuk, Menderes ve Balıkesir Susurluk’taki orman yangınlarının kontrol altına alındığını söyledi.
Bakan Yumaklı, İzmir’in Selçuk ilçesindeki yangın kriz merkezinde gazetecilere, dün başlayan İzmir’in Selçuk ve Menderes ilçeleri ile Balıkesir’in Susurluk ilçesindeki orman yangınlarına gece de müdahale edildiğini hatırlatarak, “An itibarıyla her üç yangınımızın da kontrol altına alındığını söylemek istiyorum” dedi.

ÇEŞME YANGINI İZMARİT YÜZÜNDEN ÇIKTI, BİR KİŞİ GÖZALTINDA
Yangın çıkış sebeplerinin valilik ve kolluk güçleri tarafından araştırılmaya devam ettiğini belirten Bakan Yumaklı, “Menderes yangınıyla alakalı bir hobi bahçesinde çıktığını söylemiştik, ilgili kişiler gözaltında. Dün yine İzmir’de risk grubunda 6 adet yangın vardı, Çeşme’deydi birisi de. Çeşme yangını bir sigara izmaritinden çıktı maalesef. Bu kişi de gözaltına alınmış durumda. Ben buradan ister bilinçli ister bilinçsiz, hata ya da ihmal ile herhangi bir şekilde orman yangınına ya da zarar verecek yangına sebep olacakların çok ağır müeyyidelerle karşılaşacağını belirtmek istiyorum. Bu konunun telafisi yok. Can ve mal kaybı gibi sonuçlara yol açabilecek. Bunları engellemek adına çok yoğun mücadele oluyor” diye konuştu.

“RÜZGAR UYARISI YAPILDI, HERKES DUYARLI OLMALI”
Gelecek hafta Ege Bölgesi için çok yoğun ve şiddetli rüzgar uyarısının yapıldığını aktaran Yumaklı, hava sıcaklıklarının da yükseldiğini, herkesin konuya duyarlı olması gerektiğini belirtti.
Yumaklı, Menderes’te yaklaşık 150, Selçuk’ta da 350 hektarlık alanın yangından etkilendiğini dile getirerek, tamamen söndürme çalışmaları bittiğinde yangında ne kadarlık bir alanın hasar gördüğünün tespitinin yapılacağını söyledi.
Kontrol altına alınan yangınlarda görev alan herkese teşekkür eden Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“Bu süreç içerisinde vatandaşlarımız için çok şükür ki can kaybı, yaralanma ya da sağlık sorunu oluşturacak herhangi bir unsur oluşmadı. Ancak hep söylüyoruz bu hayatı sadece insanlar olarak biz yaşamıyoruz. Bu dünyayı paylaştığımız, bu ekosistemdeki varlıklar maalesef bu yangınlarla birlikte etkileniyorlar, yok oluyorlar. Dolayısıyla o bölümdeki şeyleri herkesin anlayışına, vicdanına ve insafına bırakıyorum. Çok şükür ki yanan herhangi bir ev, tesis yok. Yani bu da bu şekilde atlatılmış oldu. Üzerine basa basa, altını çize çize tekrar ifade etmek istiyorum, yangın oluşturacak çok basit, küçücük bir ateşin bile çok büyük sonuçlarının olabileceğini lütfen unutmayalım.”
Mesire yerlerinde belirtilen kurallara uyulmasını isteyen Yumaklı, girişi risk sebebiyle yasaklanmış olan alanlara girilmemesi gerektiğini, insanların üzerine düşeni yapması halinde herhangi bir sorun olmayacağını vurguladı.
Yumaklı, Türkiye’deki diğer illerde de şu anda aktif herhangi bir yangın olmadığını aktararak, her gün çıkan yaklaşık 30 ya da 40 yangının içerisinde üst risk grubu olarak nitelendirdikleri 8 ila 10 yangının olduğunu ve bu anlamda erken müdahalenin önem taşıdığını ifade etti.
Bakan Yumaklı, Selçuk’taki yangının çıkış sebebinin henüz tespit edilmediğini sözlerine ekledi.
Yumaklı, açıklamanın ardından İzmir Valisi Süleyman Elban ve Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ile devam eden çalışmalarla ilgili görüştü.
Türkiye’nin tarım alanında dünyada önemli ülkelerden olduğunun altını çizen Yumaklı, ülkenin iyi bir potansiye sahip olduğunu ve bunun daha çok üretim ve ihracata çevrilmesi gerektiğini anlattı.
Yumaklı, Türkiye’nin tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı bir ülke olduğuna işaret ederek, tarım ve gıda ürünleri ihracatının, 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 3,3 artışla 31 milyar dolara ulaştığını anımsattı. Yumaklı, dış ticaret fazlasının ise yüzde 3 artışla 7 milyar dolar olarak gerçekleştiğini vurguladı.
Söz konusu ihracatın bu yılın ocak-nisan döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 artttığını hatırlatan Yumaklı, ithalatın ise yüzde 15,3 azaldığını ifade etti.
“BU YILIN EKİM AYINDAN İTİBAREN ÜRETİM PLANLAMASINI UYGULAMAYA GEÇECEĞİZ”
Yumaklı, sektörde devrim niteliğinde düzenlemeler yaptıklarının altını çizerek, “Bu yılın ekim ayından itibaren üretim planlamasını uygulamaya geçeceğiz. Hayvansal üretimle planlamaya yürürlüğe koymuş olacağız, çalışmaları bitirdik. Bitkisel üretim tarafında, biraz daha karmaşık olduğu için uzun bir süre istişare etmek zorunda kaldık. Hayvansal üretimle ilgil iolan Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere, bitkisel üretimle ilgili olanın ise çok az bir teknik çalışması kaldı. Sözleşeli üretim ve suya göre tarım konularını da üretim planlaması kapsamında etkin hale getirmiş durumdayız.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların güvenilir, sağlıklı ve kaliteli gıdaya ulaşmasına önem verdiklerini belirten Yumaklı, “Bunun için gerekli düzenlemeleri yaptık, yapmaya devam ediyoruz. 81 ilimizde güçlü bir denetim altyapımız var. 41 kamu ve 107 özel kurum var. 15 AR-GE merkezimiz var, 7 bin 617 arkadaşımız da sahada denetimlere devam ediyorlar. Bu güçlü altyapıyla 2023 yılında 1,3 milyon denetim yaptık.” dedi.
Yumaklı, gıda etiketlerinde yanıltıcı görsel ve bazı gıda katkı maddelerinin yasaklanması gibi düzenlemeleri de yaptıkları anımsatarak, şunları kaydetti:
“Vatandaşların yapılan denetimlere ulaşabilmesi için bir karekod sistemi getirdik. Karekod uygulaması Tarımcebimde uygulamasındaki seçenekte var. O seçenekte bir gıda noktasına gittiğnizde karekodu okuttuğunuzda, oranın en son ne zaman denetlendiğini göreceksiniz. Bunun ikinci adımı için çalışmalar devam ediyor. Bu denetimin sonuçlarını da göreceksiniz. Bütün işletmelere kendilerinin bu noktada güvenilir gıda ile alakalı bu sisteme dahil olmalarını bekliyoruz. Gittiğiniz yerde o barkod yoksa kafanızda soru işaret eolabilir. Buna gönüllü katılımları istiyoruz. Başka bir yeniliği de söylemek istiyorum, guvenilirgida.tarimorman.gov.tr internet sitemiz bugünden itibaren yayına başladı. Güvenilir gıdaya dönük olarak yapmış olduğumuz bütün çalışmaları artık vatandaşlarımız tek bir platformda görüyor olabilecek.”
Bakan Yumaklı, açılış konuşmalarının ardından, destek alarak üretim yapan 6 başarılı çiftçiye ödül verdi.
Bakan Yumaklı, Türkiye’nin 23,9 milyon hektar işlenen tarım alanı varlığı ile 85 milyonu aşan ülke nüfusu ve 50 milyona yaklaşan turistin gıda ihtiyacının karşılanmasının yanında ihracatta da bulunarak, tarımsal hasılada Avrupa’nın birinci tarım ülkesi olma özelliğini devam ettirdiğini belirtti.
Tüm zamanların üretim rekoru
Son 3 yılda, şeker pancarı, mısır, ayçiçeği, soya, pamuk, kuru soğan, kuru fasulye, yulaf, zeytin, elma, kiraz, armut, incir, Antep fıstığı, mandarin, limon, şeftali, muz, çilek, nar, erik, ceviz, ayva, badem, kivi, Trabzon hurması, domates, biber ve lahana üretimlerinde tüm zamanların üretim rekoru kırıldığını aktaran Yumaklı, “Ülkemizde uygulanan politikaların sonucunda, birim alandan elde edilen verimlilikte önemli artışlar sağlanmış ve toplam bitkisel üretim miktarımız artmıştır. 2002 yılında 98 milyon ton olan bitkisel üretim miktarı, 2023 yılında yüzde 39,5 artarak 136,9 milyon tona yükselmiştir.” ifadelerini kullandı.
“Buğday unu ihracatında dünyada birinci”
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre Türkiye’nin dünya bitkisel ürünler üretiminde 12’nci, sebze üretiminde 4’üncü ve meyve üretiminde dünyada 6’ncı sırada olduğunu bildiren Yumaklı, şu bilgileri verdi:
“Ülkemiz, fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva ve keçiboynuzu üretiminde dünya birincisi. Kavun, karpuz, hıyar, pırasa, zeytin, mandarin ve elma üretiminde dünya ikincisi. Çilek, nohut ve domates üretiminde dünya üçüncüsü. Kestane, ceviz, armut ve mercimek üretiminde dünya dördüncüsü. Şeker pancarında beşinci. Üzümde altıncı ve kütlü pamuk üretiminde yedinci sıradadır. Fındık, kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm ve ayva ürünlerinde dünya ihracatında lider konumdadır. Buğday unu ihracatında dünyada birinci, makama ihracatında ikinci sıradadır.”
Yumaklı, Türkiye’nin tarım sektöründe yurt içi ihtiyacı karşıladığına, tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde de net ihracatçı olduğuna işaret ederek, “2002 yılında 3,8 milyar dolar olan tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2023 yılında 31 milyar dolara yükselmiş ve 2023 yılında 6,9 milyar dolar dış ticaret fazlası verilmiştir.” bilgilerini paylaştı.
Çiftçilere bitkisel üretim desteklemeleri verildiğini aktaran Yumaklı, “Bakanlığımızca bitkisel üretimin artırılması kapsamında atıl ve boş alanların, nadas alanların tarımsal üretime kazandırılmasına yönelik faaliyetler sonucunda son iki yılda 4,7 milyon dekar alan tarımsal üretime kazandırılmış, nadas alanları 2,45 milyon dekar azaltılmış, tarla bitkileri ekiliş alanı 6,49 milyon dekar artırılmıştır.” ifadelerini kullandı.
Tarımsal destek 2024’te 91,55 milyar lira
Yumaklı, bitkisel üretimin geliştirilmesi ve mera alanlarının ıslah edilmesi amacıyla 12 ayrı proje yürütüldüğünü vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Tarım arazilerinin kullanımının etkinleştirilmesine yönelik olarak ekim programında olmayan ve nadasa ayrılan alanlar ile işlemeli tarıma uygun olmayan alanlarda uygun üretim tekniklerini kullanmak suretiyle bitkisel üretimin artırılması amacıyla azami yüzde 75’i ayni destek ile ülke genelinde projeler yürütülmektedir.”
Türkiye’de bitkisel üretimi artırmak, verim ve kaliteyi yükseltmek, sürdürülebilirliği sağlamak, kayıtlılığı artırmak ve çevreye duyarlı alternatif tarım tekniklerinin geliştirilmesine yönelik olarak çiftçilere destekleme ödemesi yapıldığını bildiren Yumaklı, bu kapsamda tarımsal desteklerin 2024 yılında 91,55 milyar lira olacağını belirtti.
Ülkenin güneyinde orman yangınlarıyla, kuzeyinde sel felaketleriyle, iç bölgelerde ise kuraklıkla mücadele ettiklerini ifade eden Yumaklı, bu nedenle toprağı, suyu, ormanları ve biyoçeşitliliği korumayı ön plana alan politikaları hayata geçirmek zorunda olduklarının altını çizdi. Yumaklı, küresel iklim değişikliğinin getireceği yıkıcı etkilere ancak bu şekilde karşı koyabileceklerine dikkati çekti.
İklim değişikliğinin, herkesi etkileyecek çok önemli bir unsur olduğuna işaret eden Yumaklı, bireysel, kurumsal ve ülkeler olarak buna hazırlıklı olmak gerektiğini ifade etti.
Yumaklı, yeşil vatanı geliştirmek için son 22 yılda gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin, “Ormanlarımızı geliştirmek için bugünün reel rakamlarıyla 179 milyar liralık yatırım yapıldı. Bu zaman zarfında, 7 milyar tohum ve fidan toprakla buluşturuldu. Ülke yüz ölçümümüzün yüzde 30’u ormanlarla kaplı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre ülkemiz ağaçlandırma çalışmalarında Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sırada. 5 yılda yayınlanan FAO verilerine göre orman alanı bakımından ülkemiz 2015 yılında 46. sıradayken 2020 yılında 27. sıraya çıkmış durumda” diye konuştu.

“29,3 milyar lira hibe ve kredi vererek yaklaşık 280 bin projeyi destekledik”
Özellikle orman köylülerinin kalkındırılması için “ORKÖY” kredilerinin son derece büyük önemi olduğuna dikkati çeken Yumaklı, şöyle devam etti:
“Son 22 yılda 29,3 milyar lira hibe ve kredi vererek yaklaşık 280 bin projeyi destekledik. ‘5 bin Köye 5 bin Gelir Getirici Orman Projesi’yle orman köylülerin gelirlerini artırmak için ceviz, badem, kestane, zeytin gibi fidanlar dikiyoruz. 796 bal ormanı tesis ettik. Bal ormanlarının tesisi bizim için önemli başlıklardan birİsi. Ülkemiz orman yangınlarına hassas bir bölgede. Geçen yıl 15 bin 520 hektar alanımız maalesef yangınlardan zarar gördü. Bizler bundan sonraki dönemde, asıl başarıyı yanan alanların azaltılması ya da yangınlarla çok başarılı mücadele etmekte değil, yangınların çıkmaması için alınacak tedbirlerin etkinliğinde ve başarısında görüyoruz.”
İbrahim Yumaklı, yangınların yüzde 90’ının insan kaynaklı olduğunu herkesin bildiğini, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarının orman yangınlarına müdahalede başarı için en önemli etken olduğunu bildirerek, bu konuda çeşitli kampanyalar gerçekleştirdiklerini belirtti.
Orman yangınlarıyla mücadelede toplumsal desteğin önemine vurgu yapan Yumaklı, 105 helikopter, 26 uçak, 14 İnsansız hava aracı (İHA), 5 bin kara aracı, 25 bin personel ve yaklaşık 120 bin gönüllüyle bu zorlu mücadeleye hazır olduklarını ifade etti.
Yangın göletlerinin hem ekosistem hem de herhangi bir yangında müdahale açısından çok büyük önemi olduğuna işaret eden Yumaklı, şöyle devam etti:
“4 bin 727 yangın göleti yapılmış durumda. Yangınlarda mücadelede çok önemli bir diğer husus ise yangın gözetleme kuleleri. 776 kulemiz var, bunlardan 184’ü akıllı kule. Yapay zekanın hayatımızın içerisine tahminimizden çok daha hızlı ve fazla girdiği bugünlerde elbette biz başta orman yangınlarıyla mücadele olmak üzere birçok konuda yapay zekayı kullanır hale geliyoruz. Yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz, Yangın Karar Destek Sisteminin, Birleşmiş Milletler tarafından ödüle layık olduğunun altını çizmek istiyorum.”
“Proje, yangınlara karşı dirençli ormanlar kurulması açısından önemli”
Dünya Bankası ile küresel iklim değişikliği konusunda birçok alanda işbirliği yaptıklarını, Dünya Bankası ile yaptıkları anlaşmalarla birlikte yürüttükleri projelerin toplam değerinin 1,5 milyar dolar olduğunu aktaran Yumaklı, “Taşkın ve kuraklık gibi iklim değişikliğinin diğer etkilerini ve deprem bölgesinde tarım sektörünün yeniden yapılandırılmasını sağlamak üzere iki proje için de 850 milyon dolar değerinde proje portföyümüzü hayata geçirmeyi planlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“Bugün Dünya Bankasının 400 milyon dolar kredi sağlayacağı ve 5 yıl sürecek olan İDOP Projesinin başlangıcını yapmış olacağız. Projenin Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Kilis, Adana ve Osmaniye gibi illerimizi de kapsaması, deprem bölgesinin yeniden ayağa kalkması açısından son derece önemli katkı yapacak. Proje, yangınlara karşı dirençli ormanlar kurulması açısından önemli alt projeler içeriyor. Orman köylülerimiz için konut geliştirme ve iyileştirme, fenni arıcılık, hayvansal ve bitkisel üretim desteği ve orman köylülerimizin çatı güneş enerjisi kurması. Pek çok başlık sayılabilir ancak Dünya Bankası ve Bakanlığımızın iklim değişikliğiyle mücadele anlamında ortak hedeflerinin, aynı yere gitmesi ve aynı sonuçları oluşturacak olması bakımından önemlidir. Yine karbon ayak izi konusu, bundan sonraki dönemde sadece toplumsal olarak değil ticari hayatı da etkileyecek en önemli unsurlardan birisi olacak. Dünya gibi Türkiye de bu konuya son derece ciddi bir şekilde hazırlanıyor. Burada en büyük sermayemiz, yutak alanları ve ormanlarımız olacak.”
“Altyapının iyileştirilmesi için anahtar olacak”
Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey de projenin ormanların iklime dirençli hale getirilmesi için yeni ağaçlandırma çalışmalarıyla, orman zararlılarının olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik çalışmaları içerdiğini söyledi.
Projenin, ormanlara teknik müdahaleleri kolaylaştıracak altyapının iyileştirilmesi için de anahtar olacağını kaydeden Karacabey, “Yürüttüğümüz çalışmaları bu projeyle daha yaygın, hızlı ve etkili bir şekilde uygulamaya geçmiş olacağız” dedi.
Karacabey, çocukların bilinçlendirilmesine yönelik “Orman Okulları Projesi”nin İDOP projesinin ana başlıklarından birisi olarak hayata geçirileceğini belirterek, “İnşallah proje tamamlandığında inanıyoruz ki 9 bölge müdürlüğümüz, 14 ilimizde yaşayan yaklaşık 7 milyon insan olmak üzere tüm ülkemizde orman yangınlarıyla ilgili iklim değişikliğinin olumsuz etkileri ile ilgili farklı bir projeksiyon sunulmuş olacak” diye konuştu.
Dünya Bankası Sürdürülebilir Kalkınma Programı Lideri Laurent Debroux da İDOP projesinin kendileri için çok önemli bir proje olduğunun altını çizerek, projenin uygulanacağı illerde yaşayan insanların refahına katkı sağlayacaklarını dile getirdi.
Dünya Bankası ile Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğinde yürütülen projelere 3 milyar dolarlık bütçe ayırdıklarını, bunlar içinde ikinci en büyük kaynağın İDOP’a verildiğini anlatan Debroux, “İDOP, iklim değişikliğinin ele alınması konusunda Türkiye’ye çok net bir yol haritası sağlayacak projelerden bir tanesi. 2053 yılı itibarıyla sıfır karbon emisyonu hedefine ulaşması noktasında da ciddi katkılarının olacağına inanıyorum” dedi.
Yumaklı, etkinliğin ikinci gününde yaptığı konuşmada, burada dünyaya yön verecek bir başlığı konuştuklarını dile getirerek, gençlerin birçok sektörde olduğu gibi tarım sektöründe de olmasını istediklerini söyledi.
Dünyada çok hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşandığına işaret eden Yumaklı, bu dönüşümde teknolojinin ve verimliliğin çok önemli bir yeri bulunduğuna dikkati çekti. Yumaklı, teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek bunları Bakanlığa ve tarımsal üretime entegre etmek istediklerini belirtti.
Doğal kaynakların sonsuz olmadığını belirten Yumaklı, “Dolayısıyla bu emaneti genç neslimize sağlıklı bir şekilde devretmenin bilinciyle çalışıyoruz. Bütün dünyada olduğu gibi bizde de kırsal kalkınmada verimlilik itici bir güç unsuru. Kıt kaynakların verimlilikle alakalı bağlantısını sadece ve sadece teknolojiyle kurabiliriz. Dolayısıyla doğru karar alma mekanizmasına doğru sonuçları ulaştırmak adına yapay zekayı mutlaka kullanmanız gerekir.” diye konuştu.

“GENÇ ARKADAŞLARIMI BURADAKİ PROGRAMLARA KATILMAYA DAVET EDİYORUM”
Yumaklı, AR-GE programlarıyla çok ciddi projelerin desteklendiğini ve desteklenmeye devam edileceğini dile getirerek, gençleri buradaki programlara katılmaya davet etti. Yumaklı, “Yaptığımız AR-GE çalışmaları, bitkisel üretimi ele alırsak, tohum geliştirmek için. Gen kaynaklarınızı koruma altında tutmalısınız. Sizin tohumlarla alakalı verimliliği en üst düzeyde sağlayacak çalışmalarınız devam etmeli. İşte bizim de bununla ilgili gerçekten dünyada örnek olarak gösterilen bir tohum gen bankamız var. Bu tohum gen bankamızla ülkemizin bitkisel üretimle ilgili geleceğini garanti altında tutuyoruz. Anadolu’nun hem bitkisel hem de hayvansal genetik zenginliğini bu bankalarda saklıyoruz.” dedi.
Sebzede, meyvede ve tarla bitkilerinde verimli, kaliteli, kuraklığa, soğuğa ve hastalıklara toleranslı üretim materyalleri geliştirdiklerini vurgulayan Yumaklı, ülkede kullanılan sertifikalı tohumların yüzde 40’ının bu merkezlerde geliştirilmeye devam edildiğini söyledi.
Yumaklı, yeni nesil ekipmanları da yakından takip ettiklerini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu kapsamda, paketlemeden ilaçlama helikopterine, buzağı besleme robotundan gübre sıyırma robotuna kadar ticarileşen birçok prototip de Bakanlığımızın kamu, üniversite, özel sektör işbirliğinde geliştirilmiş durumda. Elbette bugün geldiğimiz noktada, 2022 sonu itibarıyla 129 milyon ton olan bitkisel üretimimizi, 2023 sonunda 137 milyon tona çıkarmışsak bunda AR-GE çalışmalarının çok önemli bir yeri var. Ülkemizin tarımsal alanda rekabet gücünü artırmak da diğer önemli bir husus. Dolayısıyla yenilikçi, kapsayıcı olmalısınız, faaliyetlerinizin sürdürülebilir olması gerekir. Dolayısıyla çiftçilerimizin bazı bilgilere veya hizmetlere ulaşabilmesi için de dijitalleşmeyi ön plana aldık. Çiftçilerimizin, üretimlerimizin, üreticilerimizin bir hafta, hatta belki de daha fazla bir zaman içinde yapmış olduğu bir işi dakikalar içinde yapmasını sağlayabilecek ‘Tarım Cebimde’ uygulamasını faaliyete geçirmek bile işlerinizi kolaylaştıran, verimliliğe katkı veren bir unsur olarak bir başlangıç noktası olabiliyor.”
Yapay zeka uygulamalarının tarım sektöründe uygulama alanları ile geldiği noktayı çok yakından takip ettiklerini dile getiren Yumaklı, “Yine itiraf edeyim, bu konuda kafamızda oluşmuş net bir sonuç yok.” ifadesini kullandı.
Bakan Yumaklı, yapay zekanın tarımda kullanımı konusunda parça parça bilgiler bulunduğunu belirterek, verimlilik artışı, tarımsal faaliyetlerin daha hassas, düzenli yapılması ve kaynakları etkin kullanarak bir fonksiyon yerine getirmesi açısından yapay zekanın son derece önemli olacağını vurguladı.
Orman yangınlarıyla mücadelede yapay zeka temelli yazılım ve uygulamaların kullanılmaya başlandığına dikkati çeken Yumaklı, özellikle akıllı kuleler olmak üzere yangın karar destek sistemlerine veri temin eden, bunları bir arada yürüten sistemlerin, orman yangınlarıyla daha etkin bir mücadele yapmalarına yardımcı olduğunu söyledi. Yumaklı, “776’ya yakın kulemiz var, 184’ü akıllı kule. Yani herhangi bir şekilde bir yangın ya da yangın emaresi gördüğünde, o sensörler vasıtasıyla karar destek sistemlerine hızlıca bu bilgileri iletiyor. İşte bu sayede Türkiye’de yangınlara müdahale etme süresi 40 dakikadan 11 dakikalara inmiş durumda.” dedi.
Bakanlık açısından yapay zekanın alanına girecek konulara değinen Yumaklı, şunları kaydetti:
“Tarımsal üretim planlaması, çok uzun yıllar konuşulan bir husustu. 2023’te bunun yasal altyapısı tamamlandı ve devrim niteliğinde birtakım kararlar aldık. Ülke olarak karar verdik ki biz artık tarımsal üretimimizi planlayacağız. Dolayısıyla yapay zekanın belki de girdiği zaman kendisine sonsuz alan bulabileceği tarımsal üretim planlamasının ben buradan altını çizmek istiyorum. Kaynaklarınız kıt, bir de buna iklim değişikliği ve diğer etkenler geldiği zaman gıdanızı garanti altına almanız, arz güvenliğini sağlamanız gerekir. Özellikle insan unsurunun yetemeyeceği ama bizim çok hızlı karar almamız gereken noktalarda da yapay zekayı kullanacağız.”
Yumaklı, ülkede çok genç bir nüfus olduğunu, kreatif düşünen, çok kabiliyetli, iyi yetişmiş gençlerin bulunduğunu dile getirerek, “Bütün bunların Bakanlığım ile ilgili ulaşması gereken sonuç, Türkiye’nin ikinci yüzyılının, Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılının, ‘üretimin ve üreticinin yüzyılı’ olmasıdır.” diye konuştu.
“EN ÖNEMLİ GÜVENCEMİZ GENÇLERİMİZ”
Bu dönemde oluşturulan tarım politikalarının dünya ile rekabet etmesi için bilim ve teknolojiyle desteklendiğini belirten Bakan Yumaklı, “Bu çalışmaları yaparken en önemli güvencemiz dinamizmiyle gençlerimiz. Ankara Üniversitesi’nin düzenlediği Uluslararası Tarım Teknolojileri Festivalini önemsiyorum. Hem sektörümüz hem de akademik camiamız için hayırlı uğurlu olur” ifadesini kullandı.

“YILLIK 69,2 MİLYAR DOLARLIK HASILAYLA AVRUPA’DA BİRİNCİ OLDUK”
Tarımsal üretimin geliştirmesi için atılan adımları dile getiren Bakan Yumaklı “Bitkisel üretimden hayvansal üretime, su ürünleri üretiminden tarımsal Ar-Ge’ye, kırsal kalkınma yatırımlarından, su ve sulama yatırımlarına, birçok alanda üreticilerimizi destekledik ve desteklemeye de devam edeceğiz. Yıllık 69,2 milyar dolarlık hasılayla Avrupa’da birinci, dünyada ilk 10 ülke arasındayız” diye konuştu.
“31 MİLYAR DOLAR İHRACATI SAĞLAYABİLİR NOKTADAYIZ”
Tarımsal hasıla ile tüm vatandaşların ve Türkiye’ye gelen turistlerin gıda ihtiyacının sorunsuz karşılandığını aktaran Yumaklı, şunları kaydetti:
“31 milyar dolar ihracatı sağlayabilir noktadayız. Hem ihtiyacımız olan gıdayı üretiyoruz hem de ürettiğimizin fazlasını ihraç ediyoruz. Ancak bu bizde rehavet oluşturmamalı. Son 10 yıl içinde içerisinde içinde bulunduğumuz coğrafyada değişimleri takip ediyoruz. Savaşlar, pandemi, iklim değişikliği ve birçok etken bizim şuandaki birçok avantajımızı gelecekte farklı noktaya evirebilir.”
“2050 YILINDA TÜRKİYE NÜFUSU 105 MİLYON OLMASI BEKLENİYOR”
Yumaklı sıraladığı risk faktörlerini “yeni normal” şeklinde tanımladıklarını kaydederek, “Uzun değil, 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar, Türkiye nüfusu da 105 milyona ulaşması bekleniyor. Bu konuda bir takım tahminler yapılıyor. Gıdaya ihtiyacı konusunda yüzde 70 gıdaya daha fazla ihtiyaç oluşacağı sonucunu getiriyor” şeklinde konuştu.

“6 BİN 500 ARKADAŞIMIZ GECE VE GÜNDÜZ ÇALIŞMAKTA”
Tarım ve Orman Bakanlığının politikalarında Ar-Ge ve inovasyona önem verildiğini vurgulayan Yumaklı, “Tarımsal Ar-Ge anlamında; 49 Araştırma Enstitümüz, 300 laboratuvarımız, 2 binden fazlası akademik seviyede olmak üzere 6 bin 500 arkadaşımız ile Türkiye’nin ihtiyacı olan tarımsal üretiminin gelişmesi için gece ve gündüz çalışmakta” diye konuştu.
“318 BİN GENETİK MATERYAL, GEN BANKALARIMIZDA KORUMA ALTINDA”
Gerçekleştirilen Ar-Ge çalışmaları ile üreticiden verimli ve kaliteli ürünler alındığını söyleyen Yumaklı, şu ifadelere yer verdi:
“Tarla bitkilerinde bin 4, bahçe bitkilerinde bin 41 yerli ve milli tohumluk çeşidi geliştirildi. Ata Tohumu kapsamında, 37 yerel çeşit sertifikalandı ve koruma altına alındı. Tarımsal üretimin teminatı olan 318 bin genetik materyal, gen bankalarımızda koruma altında. Küresel iklim değişikliğinin her geçen gün etkisini daha fazla hissettiğimiz bir dönemde kuraklığa ve iklim değişikliğine dayanıklı tohum çeşitleri geliştirmek üzere arkadaşlarımız yoğun bir çaba sarf ediyor.”
“KIRSAL KALKINMADA PROJE LİMİTLERİNİ YÜZDE 100 ARTTIRDIK”
Bu yıl gençlere verilen hibeler noktasında yenilikler kazandırdıklarının altını çizen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programında, hibe desteğine esas kırsal kalkınmada proje limitlerini yüzde 100 arttırdık. 7 Milyon TL’den 14 Milyon TL’ye yükselttik. Yeni hayvancılık yol haritamızı açıkladık. Hayvansal üretimin arttırılması konusunda mevcut potansiyelimizi kullanma noktasında bu pozitif ayrımcılıkların yer aldığını söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin, bal üretiminde dünyada ikinci sırada bulunduğuna işaret eden Yumaklı, dünyadaki çam balı üretiminin yüzde 90’ının da Türkiye’de gerçekleştiğini belirtti.
Yumaklı, son 22 yılda arıcılığın geliştirilmesi ve bal üretiminin artırılması amacıyla çok sayıda projenin hayata geçirildiğine dikkati çekerek, bu kapsamda Bakanlığa bağlı Hayvancılık Genel Müdürlüğünün hizmete sunduğu Türkiye Arıcılık Haritası internet sitesinin üreticiler için önemli bir dijital rehber olduğunu bildirdi.
“TarımCebimde” mobil uygulamasından da ulaşılabilen Türkiye Arıcılık Haritası’nda, arıcılıkla ilgili birçok veri ve bilgi bulunduğunu ifade eden Yumaklı, şöyle devam etti:
“Ülkemiz geneli ve illere göre ayrı ayrı hazırlanan haritamız, renk skalasıyla belirtilmiş üretici sayısı, kovan sayısı, bal üretimi ve kovan başı bal verimi gibi bilgiler içeriyor. Haritada ayrıca, ülkemiz genelinde üretimi yapılan bal çeşitleri ve bunların illere göre dağılımı, illerde en çok üretimi yapılan bal çeşitleri, tescil edilmiş coğrafi işaretli ballar, damızlık ana arı üreten iller ve kapasiteleri, damızlık ana arıların ırk özellikleri ve tescilleri, bombus arısı üreten iller ve kapasiteleri de yer alıyor.”
“Bal üretimi arttı”
Yumaklı, ülkenin arıcılıkla ilgili bilgilerinin yer aldığı zaman zaman yeni bilgiler eklenen Türkiye Arıcılık Haritası’nın 2023 verileriyle güncellendiğini belirterek, 2023 Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 9,2 milyon kovan varlığına sahip Türkiye’de yıllık bal üretiminin 115 bin ton, ortalama kovan başı verimin ise 12,5 kilogram düzeyinde bulunduğuna dikkati çekti.
Bal üretiminin, Bakanlığın çalışmalarıyla 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 54 artışla 115 bin tona, arılı kovan sayısının ise bir önceki yıla göre yüzde 122 artışla 9,2 milyona yükseldiğini kaydeden Yumaklı, “Muğla, Ordu, Adana, Mersin ve İzmir, en fazla kovana sahip illerimiz arasında yer alıyor. Kovan başına en fazla verim Ordu’da gerçekleştirilirken bu ilimizi Adana, Çanakkale, Sivas ve Kars takip ediyor. En fazla bal üretimi Ordu, Adana, Muğla, Sivas ve İzmir illerimizde yapılıyor. Muğla, Sivas, Antalya, İzmir ve Ordu en fazla arıcılık işletme sayısına sahip illerimiz olarak ön plana çıkıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Yumaklı, Türkiye Arıcılık Haritası’nda güncellenen verilerden birinin de bal ormanı sayısı olduğuna işaret ederek, 2022’de 750 olan bal ormanı sayısının, 2023’te 796’ya ulaştığını, ülke genelinde 1 milyon 6 bin 183 kovan kapasitesine sahip 95 bin 283 hektarlık 796 bal ormanı bulunduğunu dile getirdi.
Haritada yer alan diğer güncellemelere ilişkin de bilgi veren Yumaklı, şunları kaydetti:
“Yapılan güncellemeyle Türkiye Arıcılık Haritası’na yeni coğrafi işaret alan ballar ile damızlık ana arı üreten iller de eklendi. Ülkemizde coğrafi işaret alan 29 tescilli bal çeşidi bulunurken 27 bal da başvuru aşamasında tescil almayı bekliyor. Ardahan, Ankara, Çorum, Artvin, Muğla, Ordu, Ankara, İzmir, Mersin ve Düzce illerimizde de damızlık ana arı üretimi yapılıyor. Tüm bu çalışmaları, arıcılıkla uğraşan üreticilerin ülkenin sahip olduğu kapasiteyi daha yakından tanıyarak bilgi sahibi olması amacıyla yürütüyoruz. Bal ve diğer arı ürünlerinin üretiminde verimliliğimizi daha da ileriye taşımaya yönelik projeler geliştirmeye, desteklerimizi artırmaya devam edeceğiz. 2023’te 80 bin 479 arıcımıza 473 milyon 22 bin lira destekleme ödemesinde bulunduk. Bu minvalde, güncellenen Türkiye Arıcılık Haritamızın üreticilerimiz için her yönden yol gösterici olmasını ve üretimlerine güç katmasını temenni ediyorum.”
]]>Bakanlığa bağlı Orman Genel Müdürlüğü, orman yangınlarını önlemek için orman yolları, yangın önleme şeritleri, orman bakımı, enerji nakil hattı altları yakınında yanıcı etmenlerin temizliği gibi birçok çalışma yürütüyor.
Ormanların büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda bu alanı çöp ve atıklardan arındırmak, temiz tutmak, korumak, toplumun da sorumlulukları arasında yer alıyor.
Orman yangınlarının yüzde 90’ının insan kaynaklı olduğu dikkate alındığında ormana atılan atıkların orman yangınlarının çıkması ve ilerlemesinde önemli role sahip olduğu görülüyor. Ayrıca, doğaya atılan cam, plastik, kağıt gibi atıklar da yangına sebep olabiliyor.
Bakanlıkça, orman yangınlarıyla mücadelede yürütülen çalışmalarda yangın öncesi alınması gereken önleyici tedbirler temel strateji olarak belirlendi.
Bu kapsamda orman yangınlarının önlenmesi, olası yangın sayılarının ve şiddetinin düşürülerek çevreye olan zararların en aza indirilmesi, vatandaşlarda orman yangınlarının çıkmasını önleme bilincinin oluşturulması amacıyla bütün illerde uygulanacak “Orman Benim” kampanyası başlatıldı.
KAMPANYAYI BAKAN YUMAKLI BAŞLATTI
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın Muğla’da düzenlenen törenle başlattığı kampanya ile orman içi ve bitişiğindeki yol kenarları, tarım arazileri, yerleşim yerleri ile tesislerin yanı başındaki yanıcı maddelerin azaltılması (çalı, diri örtü temizliği ve alt dal budaması) ve çöplerin temizlenmesiyle orman yangınlarının olumsuz etkilerinin azaltılması hedefleniyor.
Törende konuşan Yumaklı, ormanların mutlak suretle korunması gereken en nadide doğal kaynaklar arasında bulunduğuna dikkati çekti. Yaz aylarının gelmesiyle ormanların yangın tehdidi altında olduğunu belirten Yumaklı, “Bu hadise hepimizin yüreklerini dağlasa da orman yangınlarının ülkemizin doğal gerçeklerinden biri olduğunun altını çizmek isterim. Ancak, alınacak önlemlerle ihmaller sonucu meydana gelen orman yangınlarını en aza indirebiliriz” ifadelerini kullandı.
“ORMANLARIN TEMİZ TUTULMASI HAYATİ ÖNEMDE”
Bakan Yumaklı, orman varlığını vatandaşlarla artırdıklarını vurgulayarak, şimdi de vatandaşlarla korumak için “Orman Benim” kampanyasını başlattıklarını dile getirdi. Orman yangınlarıyla mücadelede önceliklerinin yangını çıkmadan önlemek olduğunu bildiren Yumaklı, şunları söyledi:
“Bunun için mücadelemizde yangını önleme faaliyetleri ayrı bir öneme sahip. Toplumun her kesimini bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri ile başlayan mücadele sürecimiz, yürüttüğümüz bir takım teknik çalışmalar ve bakım faaliyetleriyle devam ediyor. Orman yangınları ile mücadele için ayrıca ekosistemimizi yangına dayanıklı hale getirme çalışmaları yürütüyoruz.
Bu kapsamda ağaçlandırma faaliyetlerimizde; keçiboynuzu, servi ve yalancıakasya gibi yangına dayanıklı yapraklı türler ile yaban hayatı için besin sağlayacak meyveli ağaçlara daha çok yer veriyoruz. Ancak, 10 yangından 9’u insan kaynaklı sebeplerden meydana geliyor. Ormana atılan atıklar maalesef yangınların çıkması ve ilerlemesine sebep oluyor. Bunun için ormanlarımızın temiz tutulması hayati önem taşıyor.”
“7’DEN 70’E TÜM VATANDAŞLARIN SORMLULUĞUNDA”
Türkiye’nin yüzölçümünün yüzde 30’unun orman olduğuna işaret eden Yumaklı, bu alanları çöp ve atıklardan arınmış hale getirmek, temiz tutmak, korumak sadece bir kurumun değil, her ferdin görevi ve sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Yumaklı, doğaya atılan cam, plastik, kâğıt gibi atıkların orman yangınına sebep olmaları dolayısıyla son derece tehlike arz ettiğinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Havayı ve suyu temizleyen ormanlarımızı atıklardan temizlemek için artık hep birlikte harekete geçme zamanı. Artık bu mücadeleyi yalnızca orman teşkilatımızla değil, 7’den 70’e tüm vatandaşlarımızla, adeta milli mücadele ruhuyla gerçekleştirme zamanı.
Orman yangınlarında cesaretini yakından tanıdığımız, fidan dikiminde gönlünün bolluğunu çok iyi bildiğimiz Aziz Milletimizin; ormanların temiz tutulmasına da teveccüh göstereceğinden eminiz. ‘ORMAN BENİM’ kampanyası ile yürüttüğümüz çalışmalar, bizlerin geleceğini de şekillendirecek. Biliyoruz ki, bu hassasiyeti göstermezsek yakın bir gelecekte bunun faturasını toplum olarak ödemeye mecbur kalacağız. Gelecek neslimizin bu acı faturayı ödememesi için üzerimize düşen sorumlulukları bireysel, toplumsal ve kurumsal manada yerine getirmek zorundayız.”
Kampanyanın başarılı olacağından şüphesinin bulunmadığını kaydeden Bakan Yumaklı, destek veren sivil toplum kuruluşları, paydaşlara ve vatandaşlara teşekkür etti.
]]>Bakan Yumaklı, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Merkez ve Taşra Teşkilatı Eğitim, Koordinasyon ve Değerlendirme Toplantısına katılarak bir konuşma yaptı.
TMO’nun zor zamanların kadim kurumu olduğuna dikkati çeken Yumaklı, hububat sektörünün ekonomi ve gıda güvenliği açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı.
“Çiftçilerimizin toprağa verdiği emeğin alın terinin karşılığını alacağı hasat sezonu yaklaşıyor. Bakanlık olarak hububat ve diğer ürünlerin üretim sürecinden alımına kadar her aşamasını titizlikle takip ediyoruz” diyen Yumaklı, hasat sezonu başlamadan önce TMO tarafından gerçekleştirilen ve 3 gün süren toplantıda kurumun alım, depolama ve diğer faaliyetlerinin değerlendirildiğini bildirdi.

“DEVRİM NİTELİĞİNDE DEĞİŞİKLİKLER”
Geçen yıl Tarım Kanunu’ndaki değişiklikle ülkemiz tarımında çok uzun yıllar söylenen, ancak sadece teoride kalan birtakım hususları hayata geçirdiklerini hatırlatan Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Devrim niteliğinde oldu bu değişiklikler. Özellikle bitkisel ve hayvansal üretim için stratejik öneme sahip ürünlerde inşallah bu yılın ekim döneminden itibaren planlı üretime geçmiş olacağız. Peki bu devrim niteliğindeki düzenlemeler nelerdi? Özellikle işlenmeyen arazilerin üretime kazandırılması konusu odak noktamız oldu. Tarımsal üretim yapılan tüm alanların kayıt altına alınması bunun başlıklarından bir tanesi. Stratejik ürünlerde planlı üretime geçilmesi yine en önemli başlığımız. Suya göre tarım yapılması ve sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması. Aslında bunlar bilinmeyen şeyler değil. Sadece bu konuda geliştirilen politikaların altlıklarının oluşturulması anından itibaren irade ve kararlılık gerekiyordu. Biz de bunu gösterdik. Bu sayede ne istiyoruz biz? Yeni normale karşı bu ülkenin dayanıklı olmasını, daha fazla tarımsal ürün üretmesini ve ilerleyen yıllarda hem ihtiyacımızın karşılanması hem de çok önemli bir gelir kaynağı olan tarımsal üretim, tarımsal ürün ihracatımızı da her geçen gün artırmak.”
“ALIMDA REKOR KIRILDI”
Bakan Yumaklı, 2022 yılı sonunda bitkisel üretimin 129 milyon ton iken, 2023’te asrın felaketinin yaşanmasına rağmen bu ülkenin üreticilerinin 137 milyon ton bitkisel üretimi gerçekleştirdiğini belirterek, şunları söyledi:
“Deprem zamanında Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bulunduğu deprem bölgelerindeki ajansları, baş müdürlükleri, merkezden oraya giden arkadaşlarımız ortaya çıkan hasarların tespiti ya da yönlendirmesi başta olmak üzere, yaraların sarılmasında çok önemli görevler icra ettiler. Bu açıdan da TMO ailesinin bu yaklaşımını, çabuk aksiyon alması ve etki etmesi açısından tebrik ediyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz yıl bütün bunlar yaşanırken, daha olayın akut hali devam ederken, hububat fiyatlarının açıklamasını gerçekleştirdi. O andan itibaren Toprak Mahsulleri Ofisi bu görevi üstlendi ve 13,1 milyon tonluk bir alım gerçekleştirdi. Bu bütün zamanların rekoru oldu. Bu başarının arkasında kadim bir kurum olmasının yanı sıra 4,5 ayı aşan bir sürede hafta sonu, bayram seyran dinlemeden, ailelerinin yüzünü görmeden çalışan bütün arkadaşlarımızın çok değerli emekleri vardı. 614 noktada günlük ortalama 200 bin tona ulaşan alımı yapan bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum.”
TARIMDA TEKNOLOJİ
Tarımda teknolojinin kullanımının önemine dikkati çeken Yumaklı, şöyle konuştu:
“Tahılı kontrol etmek, piyasa ihtiyacına göre pazara sürmek, arz-talep dengesini korumak, lisanslı depoculuk çalışmaları, bütün bunların hepsi teknolojinin bir şekilde bu süreçlere etki etmesiyle ya da bu süreçlerde yer almasıyla mümkün. Geçtiğimiz yıl, başta randevu sistemi olmak üzere, oradaki teknolojiye adaptasyon olmasaydı, herhalde bugün bu rakamları konuşmuyor olurduk.
Bu alanda istikrar özellikle özel sektörün de bu alana girmesiyle beraber sağlanmış durumda. İnşallah bundan sonraki dönemde de ülkemizin ihtiyacı olan depolama kapasitesini son takip edilen ve uygulanan teknolojik yeniliklerle birlikte ülkemize kazandırmış olacağız.
“YAĞIŞLAR REKOLTENİN GİDİŞİNİ BELİRLEYECEK”
Arpa ekim alanlarında geçen seneye göre yüzde 4’lük, buğday ekim alanlarında ise yüzde 7’lik artışın söz konusu olduğunun altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, “Mısırda 2023 yılında herkesin beklentisinin aksine Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunu kırdık. Bu sene de benzer bir rakamın geleceğini düşünüyoruz. Buğday ve arpa üretimiyle alakalı malumunuz yağışların önemi var. Mayısın 15’ine kadarki yağışlar rekoltenin gidişatını ve ürün kalitesini belirlemiş olacak. Makrodan baktığımız zaman Ekim 2023- Nisan 2024 arası uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 1,6, geçen seneye göre yüzde 25’in üzerinde yağışlarda fazlalık var” şeklinde konuştu.
“YENİ SEZONA HAZIRIZ”
Bakan Yumaklı, yeni hasat sezonunun başarılı geçmesi için bütün hazırlıkların tamamlandığını ve yeni sezona hazır olduklarını vurgulayarak “Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da üreticimizin yanında olarak, üretimin sürdürülebilirliğini sağlayacak her türlü adımı atacağız. 2024 hasat döneminde de randevu sistemi ve planlanan alım ve depolama programlarımızla tüm tedbirleri almış durumdayız. TMO, her dönemde olduğu gibi bu sezon da üretimin sürdürülebilirliği ve piyasa istikrarı için başta üreticilerimiz olmak üzere tüm kesimlere hizmet vermeye devam edecek.” diye konuştu.
Toplantının yeni üretim sezonunda karşılaşılacak sorunların ele alınması, mevcutların çözülmesi ve bundan sonra yinelenmemesi açısından önemli olduğunu kaydederek TMO çalışanlarına yeni sezonda kolaylıklar dileyen Yumaklı “Çiftçilerimize de hayırlı ve bereketli bir sezon diliyorum.” ifadelerini kullandı.
STRATEJİK BİR SEKTÖR
Tohumdan çatala kadar olan yolculuktaki en önemli duraklardan birinin yem sektörü olduğunu belirten Bakan İbrahim Yumaklı, bitkisel üretim olmadan hayvansal üretimin olmayacağını, et, süt, yumurta ve diğer hayvansal ürünlerin temel girdisi olan yemin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de stratejik bir sektör olduğunu kaydetti. Yumaklı, bakanlık olarak, bitkisel ve hayvansal üretimi geliştirmek ve rekabet gücünü artırmak için plan ve politikalar geliştirdiklerini, yol haritaları belirlediklerini ve uyguladıklarını dile getirdi.
RİSK FAKTÖRLERİ ‘YENİ NORMAL’
Özellikle Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada gündemlerin çok hızlı değiştiğini aktaran, farklı risk faktörlerinin etkisine değinen Bakan Yumaklı, “Bu da başta tarım olmak üzere tüm sektörleri etkiliyor. Son 10 yıl içinde ülkemizde ve ülkemizin bulunduğu coğrafyada önemli değişimleri hep birlikte izliyoruz. Savaşlar, depremler, pandemiler, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı kuraklık, sel felaketleri ve orman yangınları. Bu sıraladığım bütün risk faktörleri, başta tarım sektörümüz olmak üzere, tüm alanları etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. İşte biz bu risk faktörlerini ‘Yeni Normal’ olarak tanımlıyoruz” dedi.
DÜNYA NÜFUSU 10 MİLYARA, TÜRKİYE 105 MİLYONA ÇIKACAK
Yeni normale karşı da tarım ve orman sektörünün dayanıklılığını artırmak için var güçleriyle çalıştıklarını ifade eden Yumaklı, “Çünkü önümüzde dünya ve ülke nüfus artışına bağlı olarak gıdaya talebin artacağına yönelik bir gerçek var. Uzun değil, 26 yıl sonra, dünya nüfusu 10 milyar, Türkiye nüfusu da 105 milyona yaklaşacak. Bu durum gıdaya talebin yüzde 65-70 daha fazla olacağını gösteriyor. Ülkemiz gıda üretiminde büyük potansiyele ve üretim kabiliyetine sahip. Gıda israfı noktasında gerekli tedbirlerimizi alarak, tarımsal üretimde yapacak çalışmalarımız çok, hedeflerimiz büyük” diye konuştu.
DÜNYADA YEDİNCİ, AVRUPA’DA BİRİNCİ
Hayvansal üretimin ana ham maddesinin yem olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ülkemiz yem sektörü, son dönemde yaptığı atılımlarla önemli başarılara imza attı. Dünyayla boy ölçüşecek kapasiteye gelmesi gurur verici. 2023 yılı sonu itibarıyla ülkemizdeki karma yem üretimi işletme sayısı 1624’e yükseldi. Üretim kapasitesi de yıllık 34,3 milyon tona çıktı. Ülke olarak bu kapasitemizin yüzde 81’ini kullanıyoruz. Yıllık 28 milyon karma yem üretimiyle dünyada yedinci, Avrupa’da da en fazla üretim yapan birinci ülkeyiz. Yem sektörümüz, hayvan besleme bilimi ışığında, gelişen teknolojilere hızla uyum sağlıyor. Bakanlık olarak bu alandaki Ar-Ge faaliyetlerini kamu-üniversite-özel sektör iş birliği ile destekliyoruz. Regülasyon faaliyetlerimizle üretimin aksamaması için belli zamanlarda TMO’yu devreye alıyoruz” ifadelerini kullandı.
BEŞ ADIMDA BEŞ ÖNEMLİ DÜZENLEME
Türkiye’nin bir gerçeği olarak yem ham maddesine ihtiyaca da dikkati çeken Yumaklı, bu ihtiyacı ithalat ile karşılamaya çalıştıklarını belirterek, yeterliliğin tam olmadığı yem ham maddeleri için, geçen yıl nisan ayında devrim niteliğindeki düzenlemeleri hayata geçirdiklerini söyledi. Bitkisel ve hayvansal üretim için stratejik öneme sahip ürünlerin planlı ekilmesini sağlayacaklarını ifade eden Yumaklı, “Şimdi bu düzenlemeleri sahaya aktarmak için önemli mesai harcıyoruz. Bu düzenlemeler işlenmeyen arazilerin üretime kazandırılması, tarımsal üretim yapılan tüm alanların kayıt altına alınması, planlı tarımsal üretime geçilmesi, suya göre tarımın yapılması ve sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması. Bu sayede tarımsal üretimde yeni normale karşı dayanıklılığımızı 5 adımda hayata geçirmiş olacağız. Bunlar ise sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve sektöre yatırım” dedi.
YENİ DESTEKLEME MODELİNE GEÇİLİYOR
2024-2028 yılları Hayvancılık Yol Haritası ile verimli, kaliteli ve sağlıklı üretimi artırmayı amaçladıklarını belirten Bakan Yumaklı, “Ayrıca sözleşmeli üretim modelini yaygınlaştırarak, çiftçimizi ve üreticimizi güvence altına alıyoruz. Bunun yanı sıra üreticilerimizin rekabet gücünü artıracak, yönlendirme mekanizmalarını devreye sokacak, kalite ve verimlilik odaklı yeni bir destekleme modeline geçeceğiz. Bu modeli temel, yönlendirici ve verime dayalı destekleme olmak üzere 3 bölüm altında uygulayacağız. Temel desteğe ilaveten verime ve yönlendirmeye dayalı destekler ile üretilen ürünlerde verimlilik ve kalitenin artırılmasını sağlayacağız. Ek olarak aile çiftçiliğine, gençlere ve kadınlara da pozitif ayrımcılık yaparak destekleme miktarlarını yükselteceğiz. Önceliğimiz hayvansal ürün ihtiyaçlarını azami düzeyde karşılamak ve dış pazarda ihracata yönelik üretimi artırmak” ifadelerini kullandı.
BUĞDAY VE ARPA ÜRETİMİNDE KRİTİK EŞİK
Yeni bir üretim sezonunun başında olunduğunu söyleyerek, yem sektörü için önem arz eden bazı bitkisel ürünlere yönelik bilgiler veren Bakan Yumaklı, şöyle konuştu:
“Arpa ekim alanlarında geçen seneye göre yüzde 4’lük artış mevcut. Buğday ekim alanlarında yine geçen seneye oranla yüzde 7’lik artış var. Dane mısır üretiminde geçen yıl üretim rekoru kırdık. İnşallah 2024’te de yeni bir rekora imza atacağız. Bu manada mısır ekimlerimiz devam ediyor. Buğday ve arpa üretimi ile ilgili yağışlar noktasında kritik bir eşikteyiz. Özellikle 15 Mayıs’a kadarki yağışları yakından takip edeceğiz. Nisan ve mayıs ayındaki yağışlar rekolte için önem arz ediyor. 1 Ekim 2023-15 Nisan 2024 tarihleri arasında yağışlarda, normaline göre yüzde 4,4, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25,5 artış gerçekleşti. Ancak bunların bölgesel olduğunu da unutmamak gerekir. Buğday ve arpada yağışlar dikkate alındığında ve ekiliş artışıyla birlikte 2024 yılındaki üretimin, geçen yılki üretim seviyeleri civarında olmasını öngörüyoruz.”
YILLIK 11 MİLYAR DOLAR CİRO
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş ise Türkiye yem sektörünün 28 milyon ton üretimle Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada olduğunu ifade ederek, yem üretimindeki birinci başlıklarının ise ‘çevre dostu’ olduğunu söyledi. Türkiye yem sektörünün 11 milyar dolar cirosu olduğunu, 360 milyar TL’ye denk gelen yabana atılmayacak bir para olduğunu dile getiren Karakuş, yem sektörü olarak Türkiye’deki çiftçilere de yıllık 70-80 milyar lira destek sağladıklarını anlattı. Son iki yıldır enflasyonun çok altında fiyat artışı yaparak, görevlerini yerine getirdiklerini de belirten Karakuş, “Et ve süt fiyatlarındaki artışın artık yem fiyatlarına bağlı olmadığı da son iki yıldaki fiyat artışıyla belli olmuştur” dedi.
Türkiye ile Azerbaycan arasında “Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Alanında İşbirliği Niyet Beyanı” imzalandı. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Azerbaycan Tarım Bakanı Mecnun Memmedov ile Bakanlık’ta görüştü.
TÜRKİYE VE KARDEŞ ÜLKE AZERBAYCAN İMZAYI ATTI
Yumaklı, yaptığı konuşmada, Türkiye-Azerbaycan 11. Dönem Tarım Yürütme Komitesi Toplantısı vesilesiyle Memmedov ve beraberindeki heyeti ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Azerbaycan’da şubat ayında gerçekleştirilen seçimler sonrası aynı göreve tekrar atanması dolayısıyla Memmedov’u tebrik eden Yumaklı, bakanlıklar arasındaki ilişkilerin her geçen gün daha da derinleşerek ilerlediğine dikkati çekti.
Yumaklı, Tarım Yürütme Komitesi Toplantısı’nın bu işbirliğinin önemli aşamalarından olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Ülkelerimiz arasında tarımsal ticaret artarak devam etmektedir. Son 10 yıl içerisindeki verilerimiz değerlendirildiğinde bu artış daha iyi görülmektedir. Tarımsal ticaret hacmimiz 2012 yılından bu yana yaklaşık yüzde 87 artış göstermiştir. Bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. Yakaladığımız bu ivmenin artarak devam edeceğini ümit ediyoruz.”
“Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Alanında İşbirliği Niyet Beyanı”nın önemine de değinen Yumaklı, “Halihazırda var olan işbirliğimizi ve eylem maddelerimizi belirli bir zaman çizelgesi içinde gerçekleştirmemize olanak sağlayacak bu beyan vesilesiyle ilişkilerimizin daha da gelişeceğine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN TARIM SİGORTALARI ALANINDAKİ TECRÜBELERİ ÇOK ÖNEMLİ”
Memmedov da Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin sağlam bir temele sahip olduğunu belirterek, her alanda olduğu gibi tarım alanında kurulan işbirliğinin her geçen gün daha da ileriye taşınmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Türkiye’ye, şap hastalığıyla mücadele başta olmak üzere, tarımsal alanda Azerbaycan’a verdiği destek için teşekkür eden Memmedov, imzalanan işbirliği niyet beyanının, ülkesinde AR-GE’ye dayalı tarımın geliştirilmesi açısından önemini vurguladı.
Memmedov, Tarım Sigortaları Havuzu’nun (TARSİM) da Türkiye’nin desteğiyle Azerbaycan’da hayata geçirildiğini, kurak geçen bir dönemde Türkiye’nin bu alandaki tecrübesinden yararlanmanın büyük faydasını gördüklerini bildirdi.
Konuşmaların ardından iki bakan, “Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Alanında İşbirliği Niyet Beyanı”nı imzaladılar.
“İSTİŞARE MEKANİZMASINI SÜREKLİ DEVREDE TUTUYORUZ”
Yumaklı, toplantı sonrası görüşmeye ilişkin Azerbaycanlı gazetecilere değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“İmzaladığımız anlaşmalardan daha da önemlisi, bundan sonra yapacaklarımızın dışında, bugüne kadar yaptıklarımızın da fikri takibinin olması açısından oluşturulan eylem planıdır. Bunun içerisinde araştırma geliştirmeden tutalım da bitkisel üretim, hayvansal üretim ve bunlara ilişkin araştırma geliştirme faaliyetlerinin karşılıklı paylaşımı, tarımsal ürün sigortaları, toplulaştırma, sulamaya kadar birçok konuda yine karşılıklı olarak bilgi ve tecrübe paylaşımını yapacağız. Elbette tarım yürütme komitelerinin, devreye alınmış olan eylem planının takibi, özellikle kurumsal takibi açısından çok büyük önemi var.”
Bakan Yumaklı, 1 Eylül 2023 tarihinde başlayıp 15 Nisan 2024 Pazartesi günü sona erecek balıkçılık sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 15 Nisan’da başlayacak denizlerdeki av yasağının, endüstriyel avcılık yapan balıkçı gemileri (gırgır ve trol) kapsayacağını vurgulayan Yumaklı, kıyı balıkçılığı yapan küçük ölçekli balıkçıların ise bu yasaktan muaf olduğunu ve avcılık yapmaya devam edebileceklerini belirtti.
Bakanlıktan izin alınarak kara suları dışındaki uluslararası sularda gırgır ve trol yöntemiyle avclık yapılabileceğini belirten Bakan Yumaklı, “Ayrıca 4,5 ayı kapsayacak bu dönemde ekonomik faaliyetlerine devam etmek isteyen balıkçılar, Bakanlıktan izin almak ve belirlenen kurallara uymak şartıyla kara suları dışındaki uluslararası sularda gırgır ve trol yöntemiyle avcılık yapabilecektir” ifadelerini kullandı.
Sezonun bereketli olduğuna dikkati çeken Bakan Yumaklı, “2023-2024 balıkçılık av sezonu başta hamsi olmak üzere birçok türün avcılığı açısından bereketli geçti. Halkımızın sofralarındaki yerini alan avcılık ürünleri, aynı zamanda ihracata da yoğun olarak konu edilmiş ve ülkemize döviz girdisi sağladı. Av yasağının uygulandığı sürede, küçük ölçekli balıkçıların yakaladıkları ve yetiştiriciliği yapılan balıklarla yaz sezonu boyunca halkın balık ihtiyacını rahatlıkla karşılayacak imkan bulunuyor” ifadelerini kullandı.
“GEÇEN YIL TOPLAM 171 BİN 219 DENETİM GERÇEKLEŞTİRİLDİ”
Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hem sürdürülebilir balıkçılığın temini hem de yasalara uygun avcılık yapmakta olan balıkçıların haklarını korumak için denizler, iç sular, karaya çıkış noktaları, nakil güzergahları, balıkçı gemileri, balık halleri, balık unu-yağı fabrikaları ve perakende satış yerlerinde 7/24 denetimlerin yapıldığına dikkati çekti.
Bu kapsamda geçen yıl toplam 171 bin 219 denetim gerçekleştirildiğinin altını çizen Yumaklı, kaçak avcılıkla elde edilen 593 ton su ürününe el konulduğu, 6 bin 527 kişi ve iş yerine 74 milyon 12 bin 121 lira idari para cezası uygulandığı ve ayrıca kurallara uygun avlanmayan 78 gemiye el konularak mülkiyetinin kamuya geçirildiği bilgilerini paylaştı.
YENİ SEZONDA YENİ KURALLAR UYGULANACAK
Bakan Yumaklı, ticari ve amatör amaçlı su ürünleri avcılığına ilişkin kuralların belirlendiği 4’er yıl sürelerle yürürlükte kalan tebliğlerin 31 Ağustos 2024 tarihi itibariyle yürürlük sürelerinin tamamlanacağını hatırlatarak şunları kaydetti: “Önümüzdeki sezon için, TBMM Balıkçılık ve Su Ürünleri Araştırma Komisyonu’ndan gelecek rapor, iklim değişikliği ve sektörel gelişmeler göz önüne alınarak tüm paydaşların görüşleriyle su ürünleri konusunda uzman bilim insanlarından oluşturulan ‘Bilimsel ve Teknik Tavsiye Kurulu’ tarafından hazırlanacak raporlar dikkate alınarak koruma kullanma dengesi içerisinde sürdürülebilirlik temelli yeni kurallar uygulamaya alınmış olacak. Ülkemizin sucul zenginliğinin bilimsel, çevresel, ekonomik ve sosyal etkenler dikkate alınarak sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilmesi için balıkların üreme ve büyüme döneminde getirilen yasaklara uyulması balık ve balıkçıların geleceği açısından önem arz etmekte.”
İncelemelerinin ardından gazetecilere açıklama yapan Yumaklı, illeri ziyaret ettiklerini, bugün de tarımsal üretim için son derece önemli illerden biri olan Elazığ’da bulunduklarını söyledi.
Elazığ’daki Keban Barajı’nın elektrik üretimi ve sulama için önemli su rezervuarlarından biri olduğunu kaydeden Yumaklı, sulama projelerinin ülkede yaygınlaştırılması için projeler geliştirmeye devam ettiklerini belirtti.
Yumaklı, şöyle konuştu:
“Sulama projeleri için özellikle şu an içinde bulunduğumuz alanı düşündüğümüzde baraj ile sulanacak olan alanların arasındaki kot sebebiyle bu sulamaların pompaj sistemiyle yani bir enerjiyle yapılması gerekiyor.
Bu da yaklaşık yüzde 40’lık bir ilave maliyet demektir. Arkadaşlarımız bununla ilgili bir AR-GE çalışması başlattı. Türkiye’de su rezervuarlarının üzerinde güneş enerjisi sistemi kurulumu daha önce bir kaç kez küçük çaplı yapılmış.
Ancak sisteme elektrik verecek hale gelmemiş. Bulunduğumuz alan AR-GE çalışması neticesinde sisteme elektrik verecek hale getirilmiş. 1 megavatlık bir elektriği sisteme vererek karadaki 2 megavatlık güneş enerjisi sisteminin de entegre olarak bu alandaki sulamanın yaklaşık yarısının enerjisini sağlar duruma gelmiştir.”

Sistemin önemli olduğunu kaydeden Yumaklı, “Su rezervuarı üzerinde yaptığımız güneş enerjisi sistemi temiz bir enerji. Karada yapılan enerji sistemlerinden yüzde 10 daha verimli. Bu rezervuarlardaki elbette belli bir planlamayla yapılacak. Yapılacak olan güneş enerji sistemleri aynı zamanda karadaki alan ihtiyacı ile ilgili baskıyı da azaltacak.” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, bunun bütün ülke çapında yaygınlaştırılmasıyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile koordineli bir çalışma yürüttüklerini bildirdi.
“Türkiye’deki bütün içme suyu hariç, su rezervuarlarının, barajların, göletlerin elbette belli bir seviyede olması gerekir. Yüzde 10’unu bile kullandığımızda Türkiye’nin yıllık elektrik ihtiyacının 4’te 1’ini karşılama potansiyeline sahip. Elbette bu konu teorik bir konu.” ifadelerini kullanan Yumaklı, pratikte de başarılı örnekten hareketle bunun geliştirilmesi için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

Yumaklı, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Özellikle Kuzova pompaj sulaması için ilave bir 3 megavatlık kurulumla birlikte enerji ihtiyacının tamamını sağlayacağız. Bundan sonraki dönem için özellikle iklim değişikliğinin etkisi yine bu sistemin suyun buharlaşmasıyla alakalı sağlayacağı ciddi katkıyı da düşünerek bu projemizi geliştirmeye devam edeceğiz.
Özellikle belli bir aşamadan sonra yaptığımız sulama sistemlerinin tamamını kapalı sulama sistemi yapıyoruz, eğer mümkünse cazibe sulamayla birlikte.
Elbette tarım için çok önemli olan suyun verimliliğe olan katkısını sağlayarak üretimimizi artırmaya çalışıyoruz. Ancak bu alanlarda olduğu gibi kot farkı sebebiyle eğer bir elektrik enerjisi ihtiyacı olmuş ise bu uygulamalarla birlikte inşallah bundan sonraki dönemde de sulama projelerine ağırlık vereceğiz.
Bu önemli projenin pilot uygulamasının yapıldığı Elazığ’a, bütün ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”
Programa, Tarım ve Orman Bakan Yardımcıları Ahmet Gümen ve Ebubekir Gizligider, Elazığ Valisi Ömer Toraman, AK Parti Elazığ milletvekilleri Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, Belediye Başkanı ve AK Parti’nin Belediye Başkanı adayı Şahin Şerifoğulları, İl Tarım ve Orman Müdürü Ali Kılıç, DSİ 9. Bölge Müdürü Sebahattin Şamcı, AK Parti İl Başkanı Şerafettin Yıldırım, kurum yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.
Tarımın gıda temini için ön önemli sektörlerden olduğunu ifade eden Yumaklı, “2050 yılında tahminler onu gösteriyor ki dünya nüfusu 10 milyar olacak, ülkemiz nüfusu da yaklaşık 100 milyon, hatta 100 milyonu aşacak. Bu nüfusu doyurmak, yetecek derecede gıdayı üretmek elbette son derece kritik, önemli. Bu sorunun üstesinden gelebilmenin tek yolunun üretimde verimliliği arttırmak ve aynı alandan daha fazla üretim yapılmasını sağlamak.” diye konuştu.
“Bizler sürdürülebilir bir tarımsal üretim yapmalıyız”
Yumaklı, tarımda verimlilik konusunun önemine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizler sürdürülebilir bir tarımsal üretim yapmalıyız. Ürettiklerimizi verimli bir şekilde üretmeliyiz. Verimli bir şekilde ürettiğimiz ürünlerin kalitesi yüksek olmalı. Geleceğe dair planlarımızı daha iyi yapabilmemiz için kayıtlılığımız yüksek seviyede olmalı ve bütün bunlardan elde edilen kazancın, gelirin tekrar sektöre yatırım olarak geri dönmesini sağlamamız gerekir. Verimlilik konusu son derece zorlu bir süreç. Tohumdan hasada kadar o zaman diliminin içerisinde bazısı bizim kontrolümüzde olan, bazısı da bizim kontrolümüzde olmayan birçok etkene, birçok önemli hususa sahip. Tohum da işte bunun en hayati, en önemli başlangıç noktası. Hastalıklara dayanıklı, bulunduğu iklime uyum sağlamış, gerçekten istenen kalitede dirençli tohumların olması tarımdaki üretimin ve verimliliğin en önemli şartı. İyi nitelikli tohumların ortalama verimi yüzde 25 oranında etkilediğini biliyoruz. Hatta bazı ürünlerde bu oran çok daha yukarılara çıkabiliyor. Bu sebeple verimlilik konusu üretimin arttırılmasında, maliyetlerin de düşürülmesinde en önemli hususlardan bir tanesi.”
“Ülkemiz dünyadaki tohumculukla alakalı ilk 10 ülkeden bir tanesi”
Bakan Yumaklı, tohumculuğun artık ülkelerin kendi yeterliliğinin, hatta özgürlüğünün anahtarı olarak görüldüğünü anlatarak, şöyle konuştu:
“Ülkemizde de bunu pek çok kereler ifade ediyoruz. Bu konudaki yanlış bilinen doğruların ya da doğru bilinen yanlışların kendi mecrasına dönene kadar biz de bunları tekrar etmeye devam edeceğiz. Ülkemiz dünyadaki tohumculukla alakalı ilk 10 ülkeden bir tanesi. Özellikle son dönemde tohumculukla ilgili araştırma geliştirme yapan hem firma sayısı arttı hem de bakanlık olarak özellikle Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğümüzün bu konudaki çalışmaları artık sadece ulusal düzeyde değil, uluslararası düzeye taşmış durumda. Bugün şunu söylüyorum; çok gönül rahatlığıyla dün Şanlıurfa’daydık, orada da aynı şeyi konuştuk. Her şey sıfırlanmış olsa biz yine sıfırdan başlayacak güce, kabiliyete yeterli sayıda ürünün gen bankalarımızdaki saklamış olduğumuz o nüvelerine, örneklerine sahibiz hamdolsun.”
Yumaklı, Türkiye’nin iklim koşulları açısından tohumculuğun geliştirilmesiyle alakalı büyük avantajlara sahip olduğunu, bu alanda son 22 yılda çok büyük bir aşama kaydedildiğini belirtti.
Özellikle yerli tohumun stratejik değerinin bilincinde olduklarını, bu konuda özel ve ciddi çalışmalar yapıldığını bildiren Yumaklı, gen bankasında 37 ata tohumunun diğer ürünlerle beraber koruma altında tutulduğunu dile getirdi.
“Her 100 kilogram tohumun 97 kilogramı Türkiye’de üretiliyor”
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün hazırladığı ve geliştirdiği ürünleri Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) uygulayıp çoğaltarak Türkiye’deki üreticilere ulaşmasını sağladığını anlatan Yumaklı, “Şunu gururla söyleyebilirim; Türkiye’de üretilen, kullanılan her 100 kilogram tohumun 97 kilogramı bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Ülke olarak elbette bunun yeterli olduğunu düşünmüyoruz. Bilimsel geliştirmelere yön vermek, bundan sonraki dönemde gelişmeye daha da açık hale getirmek bizim görevimiz.” diye konuştu.
Adana’nın önemli sertifikalı tohum üreten ve kullanan bir şehir olduğunu bildiren Yumaklı, Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi’nin bütün Türkiye’de halihazırda uygulandığını, bu proje kapsamında ziyaret ettikleri illerde tohum dağıtımı yaptıklarını anımsattı.
İşlenmeyen tarım arazilerinin etkinleştirilmesi veya kullanılması konusuna da dikkati çeken Yumaklı, “Üretimin arttırılması bizim olmazsa olmazımız. 2022 yılı sonu itibarıyla bizim bitkisel üretim rakamımız 129 milyon tondu. 2023’te bu rakam 137 milyon tona çıkmış durumda. İnşallah 2024 yılında bu rakamı çok daha ileriye taşıyacağız. Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesini uygulamaya devam edeceğiz. Bizler belli oranlarda hibelerle yüzde 50’den yüzde 75’e kadar üreticilerimizi sertifikalı tohumlarla daha verimli, kaliteli üretimler yapabilmeleri amacıyla desteklemiş olacağız.” ifadesini kullandı.
Yumaklı, Adana’da bakanlıklarının yapacağı çalışmalar hakkında da bilgi verdi.
Adana Valisi Yavuz Selim Köşger de Tarım ve Orman Bakanlığınca TAKE Projesi kapsamında soya ve ayçiçeği, nohut ve kuru fasulye için 28 milyon 925 bin lirası bakanlık destekli olmak üzere toplam 54 milyon lirayı aşan tutarda tohum dağıtımı yapacaklarını ifade etti.
Köşger, TAKE Projesi gibi projelerin devletin tarımsal üretime ve gıda güvenliğine verdiği önemi çok net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı.
Adana’nın verimli topraklarıyla gıda güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Köşger, “Bu noktada ilimizde çok önemli projelere imza atılmıştır.” dedi.
Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı ve diğer katılımcılar, çiftçilere soya tohumu verdi.
]]>Bakan Yumaklı, Çanakkale Ticaret Borsası bahçesinde Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında düzenlenen tohum ve sera örtü naylonu dağıtım töreninde bir konuşma gerçekleştirdi.
Yumaklı, açıklamasında tohum projesinin Türkiye’nin dört bir tarafında devam ettiğini, gittikleri her ilde çalışmaların sürdüğünü söyledi.
“BİZE ÖZGÜ ATA TOHUMLARIMIZ VAR”
TAKE Projesi’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bu ülkede ekilmedik bir karış yer bile kalmasın.” talimatına uygun olarak devam ettiğini anlatan Yumaklı, şöyle konuştu:
“Ancak bunun bir öncesi var. O da şu. Hep doğru bilinen yanlışlar ya da yanlış bilinen doğrular var, onları söyleyelim. Türkiye’de genelde tohumculukla ya da tohumla alakalı bilinen konuların büyük bir kısmı yanlış. Tamamen dışa bağımlı olduğumuz düşünülür ve söylenir. Kesinlikle değildir. Türkiye dünyada ilk 10 tohumcu ülkeden bir tanesidir. Türkiye’de kullanılan her 100 kilogramın 97 kilogramı bu ülke topraklarında üretilir. Bize özgü ata tohumlarımız vardır. Bunların şu halihazırda 37 çeşidi gen bankamızda kayıt altına ve koruma altına alınmıştır.”

“YURT DIŞINA BAĞIMLI OLDUĞUMUZ İDDİASI DOĞRU DEĞİLDİR”
Bakan Yumaklı, tohum firmalarının son dönemde araştırma geliştirme faaliyetlerine hız verdiğini ve bu konuda dünyanın 117 ülkesine ihracat yaptıklarını aktararak, “Herhangi bir şekilde yurt dışına bağımlı olduğumuz iddiası doğru değildir. Onu baştan söylemek istiyorum.” ifadesini kullandı.
Özellikle son yıllarda sertifikalı tohum konusuna ağırlık verdiklerine dikkati çeken Yumaklı, şöyle devam etti:
“İstiyoruz ki bu kadar emek, bu kadar gayretle üretilen ürünlerin verimli ve kaliteli olmasını sağlayalım. Bunu da ancak ne olduğunu bildiğimiz, sonuçlarından emin olduğunuz sertifikalı tohumla yapabilirsiniz. Dolayısıyla bizler aynı bugün burada olduğu gibi Anadolu’nun topraklarını sertifikalı tohumlarla buluşturmaya devam edeceğiz. Çanakkale’miz de yine sertifikalı tohumların üretildiği önemli merkezlerimizden bir tanesi. Çanakkale’de 17 firma, 1033 yetiştirici, 68 bin dekar alanda sözleşmeli üretimle tohum üretiyor. Üretilen tohumlar neler? Mısır, buğday, arpa, çeltik, tritikale, yulaf. Son 3 yılda 103 bin dekara Çanakkale’de bu proje kapsamında destek verildi. 2024 yılında da Türkiye’nin dört bir tarafında bu projeyle birlikte belli oranlarda, yüzde 50-75 arasında hibe desteğiyle bu tohumları dağıtmaya devam edeceğiz. Çünkü bizler biliyoruz ki ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır. Biz bu şuurla çalışıyoruz. Bu şuurla çiftçimizi, üreticimizi desteklemeye devam ediyoruz.”
“BU YIL ÇANAKKALE’DE 946 ÇİFTÇİ PROJEDEN FAYDALANACAK”
Bu yıl Çanakkale’de 946 çiftçinin bu projeden faydalanacağını, 31 bin dekarlık alanın proje kapsamında ekileceğini açıklayan Yumaklı, üreticilere hayırlı olmasını diledi.
Çanakkale Valisi İlhami Aktaş’ın, zirai ilaçlar kullanıldıktan sonra çevreye atıldığında oluşacak problemlerin engellenmesi adına başlattığı projeye de değinen Yumaklı, şu değerlendirmede bulundu:
“Aslında çok basit bir dokunuş ama ne kadar etkili olduğunu gördük. Yine şu görmüş olduğunuz konteynerler çok basitmiş gibi görünebilir. Ancak bu konteynerlerin içerisine toplanmış olan zirai ilaç atık ambalajları, aslında ne kadar büyük bir çevresel problemi engelliyor, bunu da çıkan sonuç bizlere gösteriyor.”

“DAHA ÇOK ÜRETECEĞİZ”
Bakan Yumaklı, Türkiye üretiminin 2022 yılı sonunda 129 milyon ton, 2023 sonunda 137 milyon ton olduğunu, 2023 sonu itibarıyla 31 milyar dolar tarımsal gıda ürünü ihraç edildiğini belirterek, “Daha çok üreteceğiz, daha fazla ihracat yapacak ürünü üreteceğiz hem en kalitelisinden hem en verimlisinden ve sürdürülebilir bir şekilde.” dedi.
“ÇANAKKALE HALKININ NEFES ALABİLECEĞİ BİR ALAN”
Bakan Yumaklı, Çanakkale’de DSİ tarafından ıslah çalışmalarının sürdüğü Sarıçay Deresi’nde de incelemelerde bulundu.
Sarıçay ile ilgili sorunun uzun yıllardır devam ettiğinin altını çizen Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“Yaklaşık 1 kilometreye yakın bölümü ıslah edilmişti, 3 kilometreye yakın olan bölümünü ıslah edeceğiz. Üzerinde 4 tane köprü var. Bu köprü dördüncüsü. Hatta çevre yolu üzerindekini de alırsak 5 tane köprü yapmış durumdayız. Çanakkale halkının, tamamlandıktan sonra etrafında rekreasyon alanlarıyla birlikte nefes alabileceği, yürüyüş yapabileceği, sosyal etkinliklerin olabileceği bir alan. Hem bu köprünün hem de Sarıçay Deresi’nin 4 kilometresinin tamamlanmasıyla Çanakkale halkının faydalanabileceği bir ortam oluşmuş olur.”
]]>
Burada kurulan stantlarda çocuklarla saksılara fidan diken Bakan Yumaklı, etkinliğe katılan çocukların isteği üzerine ormancı şapkalarını ve kolu kırılan küçük bir öğrencinin de alçısını imzaladı.

21 Mart Dünya Ormancılık Günü dolayısıyla Radar Tepesi’nde düzenlenen törene katılan Bakan Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, baharın müjdecisi Nevruz Bayramı’nı kutladı.
Yumaklı, bu anlamlı günde bu yıl ağaçlandırma için Çanakkale’yi seçtiklerini belirterek, “Çünkü geçen sene hepimiz şahit olduk. Hakikaten anlatılabilir gibi değildi. Ancak Çanakkalelilerle birlikte bakanlığımızın bütün teşkilatı, devlet kurumlarımızın tamamı hiçbirisi eksik kalmaksızın omuz omuza verdik ve o istenmeyen hadiseyi sona erdirmiş olduk. Bugün de küllerinden yeniden doğacak şekilde bu zarar görmüş alanı inşallah hep beraber yeşillendirmek için tohumlarımızı ve fidanlarımızı toprakla buluşturmuş olacağız. Her zaman yaptığımız gibi yeniden eski haline getireceğiz.” diye konuştu.

– “AŞIRI İKLİM OLAYLARINDA REKOR ARTIŞLAR YAŞANDI”
Akdeniz kuşağında yer alan Türkiye’nin iklim değişikliğinden çok fazla etkilendiğine dikkati çeken Yumaklı, şöyle devam etti:
“Etkilenmeye de devam edecek. Son yıllarda sadece orman yangınları değil aynı zamanda sel ve taşkın felaketleri de bunun bir diğer örneği. Küresel anlamda tarihteki en sıcak 10 yıl oldu. Aşırı iklim olaylarında rekor artışlar yaşandı. Sıcak hava dalgaları, seller, yangınlar, orman yangınları, kuraklık, insan hayatını tehdit eden bir boyuta geldi. Milyarlarca dolarlık ekonomik zarara sebep oldu. Bu bütün dünyanın yaşadığı bir husus. Elbette bizim ülkemizde de ormanlara en çok zarar veren etkenlerin başında geldi. Kuru hava, az nem, şu anda içinde bulunduğumuz alanda olduğu gibi çok şiddetli rüzgar bunların tetikleyicisi oldu. Ancak sebebe geri dönmek gerekiyor. Hep söyledik yangınların sebeplerinin başı yüzde 90 insan etkenli. Onların ihmalinden ya da herhangi bir şekilde engellenebilecekken bir anlamda yapılması gerekenleri yapmamasından kaynaklı orman yangınları çıkmış ve bizim kayıtlarımıza girmiş durumda.”

– “NISAN AYINDAN İTİBAREN YENİ BİR KAMPANYA BAŞLATALIM”
Orman yangınlarının en önemli etkeninin insan faktörleri olduğunu hatırlatan Yumaklı, 139 orman şehidinin olduğunu ifade etti.
Yumaklı, Türkiye’yi, yeşil ve mavi vatanı korumak üzere canını feda eden bütün şehitleri minnetle, rahmetle andığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Orman yangınlarıyla mücadele konusunda da bunun öncesi orman yangını esnası ve sonrasını konuşuyoruz. Çok fazla şey söylenebilir elbette. Ancak bir cümleyle ifade etmem gerekiyorsa orman yangınlarındaki en büyük başarı, orman yangınının çıkmamasını sağlamaktır. Dolayısıyla bugün burada küçük kardeşlerimizden üniversite öğrencilerimize kadar çeşitli sivil toplum kuruluşlarına kadar bu konuda hassasiyeti olan bütün toplum katmanları var. Biz istiyoruz ki hep beraber yeni bir dayanışmayla nisan ayından itibaren yeni bir kampanya başlatalım. Bunun detaylarını açıklayacağız. Bizler ‘Temiz Ormanlar ve Temiz Gelecek’ başlığında bütün Türkiye çapında özellikle de yangına hassas bölgelerden başlamak üzere bir kampanya başlatacağız ki yeni dönemde etkenler ne olursa olsun, dezavantajlarımız ne olursa olsun yangın etkisini en aza indirecek, oluşmasını engelleyecek hususları hep birlikte idrak edelim, gerçekleştirelim.”

– “ORMAN YANGINLARI İÇİN KABİLİYETLERİMİZ SON DERECE GELİŞMİŞ VAZİYETTE”
Son 22 yılda toprakla buluşturulan fidan ve tohum miktarının 7 milyar olduğunu hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti:
“Daha yaşanılabilir bir dünyada sadece ağaçlandırma çalışmaları değil koruma kullanma dengesini de gözeterek orman varlığımızı arttırmaya devam ediyoruz. Avrupa’da birinci, dünyada dördüncü sıradayız. Orman yangınları için kabiliyetlerimiz son derece gelişmiş vaziyette. 104 helikopterimiz, 26 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 5 bin kara aracımız, 776 kulemiz, 25 bin orman yangınlarıyla mücadele edecek olan kardeşim ve 130 bine yakın gönüllümüzle biz hazırız. Hepimizin idrak etmesi gereken bir husus var. Ormanlardaki her bir ağacımızın gölgesi, gövdesinden çok çok daha kıymetlidir. Bizim üzerimize düşen bunu sağlamaktır. Ben bu bilinçle olan, bizlere destek veren, bizlerle her anımızda omuz omuza olan bütün kurumlarımıza, bütün vatandaşlarımıza ve her şeyden önemlisi genç kardeşlerime bu bilinçte oldukları için teşekkür ediyorum.”

Bakan Yumaklı, konuşmasının ardından Dünya Ormancılık Günü dolayısıyla düzenlenen resim ve şiir yarışmasında dereceye girenlere ödüllerini verdi.
Yumaklı, daha sonra Radar Tepesi’ndeki alanda çocuklarla fidan dikerek fotoğraf çektirdi.
Törene, Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, Çanakkale Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, İYİ Parti Milletvekili Rıdvan Uz, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Cumhur İttifakı Çanakkale Belediye Başkan adayı Jülide İskenderoğlu, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ile AK Parti İl Başkanı Naim Makas da katıldı.



Yumaklı, yaptığı yazılı açıklamada, IPARD III Programı 2024 yılı çağrı takviminin yayımlandığını bildirdi.
Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği (AB) tarafından ortaklaşa finanse edilen ve 2011’den itibaren Bakanlık tarafından uygulanan IPARD I ve II Kırsal Kalkınma programları kapsamında, 25 bin 243 projeye 44,7 milyar lira hibe verildiğini hatırlatan Yumaklı, hibeler sayesinde hayvansal üretimden tarım ve su ürünlerinin işlenmesine, kırsal turizm ve arıcılıktan yenilenebilir enerjiye kadar geniş bir yelpazede ülkenin kırsal alanlarına 95 milyar liralık yatırım kazandırıldığını, yaklaşık 100 bin kişiye de istihdam imkanı sağlandığını belirtti.
Yumaklı, yeni bir uygulamaya giderek Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunca (TKDK) 2024 yılında çıkılacak çağrılara ilişkin takvimi ilk kez yıllık olarak açıkladıklarına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:
“Başvuru sahiplerimiz projelerinin ön hazırlıklarını böylece rahatça yapabileceklerdir. Sonrasında da başvuru inceleme süreçleri hızlandırılarak, daha etkin olabilecektir. 2024 yılından itibaren uygulanacak IPARD III Programı ile de 7 yıl içinde 785 milyon avro tutarında hibe desteği kullandıracağız. Yeni program döneminin en büyük yeniliği ise bugüne kadar 42 ilimizde uyguladığımız IPARD Programı’nın uygulama alanını ülke geneline yaygınlaştıracak olmamızdır. Bu sayede ülkemizin 81 ilindeki girişimcilerimiz, tarım-gıda ve kırsal kalkınma alanında yapacakları yatırımlar için artık IPARD kaynaklarını kullanabilecekler ve ülkemizin her yerindeki yatırımcılarımız ile çiftçilerimiz hibe desteklerimizden faydalanabileceklerdir.”
– Bu yıl 248 milyon avro hibe verilecek
Yumaklı, AB ile yapılan müzakereler sonucunda, IPARD III Programı’nın finansman kaynağının 555 milyon avrodan 785 milyon avroya çıkarıldığına işaret etti.
Bakan Yumaklı, bu yıl yayınlanması planlanan başvuru çağrı ilanları kapsamında desteklenecek projelerle tarım, gıda ve kırsal kalkınma alanındaki yatırımlar için 248 milyon avro hibe sağlanmasının öngörüldüğünü ifade etti.
TKDK tarafından 2024’te çıkılacak çağrılarına ilişkin takvimi paylaştıklarını belirten Yumaklı, 21 Mart’ta 66 milyon avro bütçeli “tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlara” ilişkin IPARD III 1. başvuru çağrı ilanını yayınlayacaklarını bildirdi.
Yumaklı, faydalanıcıların yapacakları katkı da dikkate alındığında, IPARD III Programı’nın sadece 2024 yılında çıkılacak çağrı dönemlerinde, kırsal alanlarda toplam 450 milyon avro tutarında yatırım gerçekleştirilmesini ve ülke ekonomisine 20 bin yeni istihdam alanı kazandırılmasını hedeflediklerini belirtti.
Yumaklı, önceki program dönemlerinde olduğu gibi yeni program döneminde de IPARD fonlarının tarım ve gıda sektörlerine yatırım yapmak isteyen girişimciler için önemli bir finansman kaynağı olmaya devam edeceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Ayrıca kırsal alt yapı yatırımları ve danışmanlık hizmetlerinin desteklenmesi gibi programa yeni dahil edilen sektörler ile yumurta işleme, yem bitkileri yetiştiriciliği, solucan gübresi üretimi ve tuzlu suda kültür balıkçılığı gibi yeni destek alanları da girişimcilerimize farklı konularda yatırım yapma imkanı sağlayacaktır. IPARD III Programı’na yeni dahil ettiğimiz sektörlerle kırsalı kalkındırmaya devam ediyoruz.”
– Çağrı ve başvuru dönemleri
Takvime göre 66 milyon avro bütçeli “tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlar” için 21 Mart’ta, 80 milyon avro bütçeli “çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve iş geliştirme” için haziran ayında, 90 milyon avro bütçeli “tarımsal işletmelerin fiziki varlıklarına yönelik yatırımlar” için temmuz ayında ve 12 milyon avro bütçeli “çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve iş geliştirme (açık alanda bitkisel üretim projelerine yönelik makine ekipman destekleri)” için ağustos ayında çağrıya çıkılacak.
Başvurular ise mayıs, temmuz, ağustos ve eylül aylarında gerçekleştirilecek.
]]>Bakan Yumaklı, konuya ilişkin yazılı açıklamasında, kararın detaylarını ve izledikleri stratejiyi anlattı.
İklim değişikliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak Kızıldeniz’den gelerek Akdeniz’e yerleşen balon balıklarının, Ege ve Marmara’dan sonra yayılım alanlarını genişletip Karadeniz’e kadar ulaşmasının öngörüldüğünü belirten Yumaklı, buna karşı avcılığın teşviki için 2020’de pilot çalışma başlatıldığını anımsattı.
Yumaklı, bunun başarılı olması, toplum ve balıkçılar nezdinde ilgi uyandırması ve desteklemenin devamı için duyulan gereklilik üzerine Cumhurbaşkanı Kararı ile 2024, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan “Balon Balığı Avcılığının Desteklenme Kararı”nın yürürlüğe girdiğini bildirdi.
İstilacı olan bu balığın stoka katılım oranını düşürmek ve üzerindeki av baskısının devam etmesi için söz konusu dönemde balon balığı avlayan balıkçılara, kuyruk adedi başına doğrudan desteklemede bulunacakları bilgisini veren Yumaklı, “Daha büyük tehlike arz eden ve daha sık rastlanan benekli balon balığında (lagocephalus sceleratus) destekleme fiyatı yüzde 100 artırılarak 12,5 liradan 25 liraya, diğer balon balığı türlerinde de yüzde 400 artırılarak 2,5 liradan 10 liraya çıkarıldı.” değerlendirmesinde bulundu.
“YAKALANAN BALON BALIKLARI GİRİŞİMCİLERE ÜCRETSİZ VERİLDİ”
Desteklemenin başladığı tarihten itibaren toplam 183 bin 974 balon balığının yakalandığını aktaran Yumaklı, avlanan balon balıkları sayesinde yaklaşık 14 milyon yeni balon balığının ekosisteme girişinin engellendiğinin altını çizdi.
Yumaklı, Balon Balığı Avcılığının Desteklenmesine İlişkin Tebliğ ile ayrıca balon balıklarının ilaç, deri, tekstil gibi sanayi kollarında değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması yönünde düzenlemeler yapıldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Bu kapsamda, yakalanan balon balıklarının girişimcilere ücretsiz verilmesi sağlandı. Ayrıca, AR-GE çalışmaları için balon balığı derisinin çanta, ayakkabı ve cüzdan olarak işlenmesi talebi kabul edilerek, yaklaşık 12 ton balık bu sektörde ekonomiye kazandırıldı. Toksin düzeylerinin belirlenmesi ve ilaç sanayisinde bilimsel çalışmalarda kullanılmak üzere de bir firmanın Türkiye’deki temsilcisi aracılığıyla toplam 1600 kilogram balon balığı alımı gerçekleştirildi. Akdeniz Bölgesi’nde emsal teşkil eden desteklememize ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nın ardından ivedilikle tebliğini de yayımlayarak balon balığı alımlarına başlayacağız. Sucul biyoçeşitliliğimizin ve su ürünleri kaynaklarımızın korunması amacıyla istilacı türlere karşı mücadelemiz kararlılıkla devam edecek.”
BALON BALIĞI NEDİR?
Balon balıkları ailesi ya da bilimsel adlarıyla Tetraodontidae familyası, üst sınıf olarak Tetraodontiformes takımına ait bir ailedir. Genellikle gümüş yanaklı kurbağa balığı olarak da bilinen Lagocephalus sceleratus, Tetraodontidae familyasındaki son derece zehirli bir balıktır. Ülkemiz denizlerindeki varlığı 2000’li yılların başında tespit edilmiştir.
Bu türler pasif zehirli balıklar olarak da bilinir. Dikenlerinde zehir bulunmaz. Balon balıkları kendilerini tehlikede hissettikleri zaman av olmamak için karın kısımlarını kurbağa gibi şişirirler ve normal büyüklüklerinin birkaç katına ulaşırlar. Tetrodotoksin (TTX) kimyasalı, balon balıkları ailesinin neredeyse tüm üyelerinde bulunur ve karaciğerlerinde depolanır.
Siyanürden 1200 kat etkili zehre sahip balon balon balığının tüketilmesi bir tarafa dokunmak dahi ölümle sonuçlanabiliyor. Zehirli etlerinden dolayı ticari değerleri yoktur. Tetrodotoksin maddesi üretebilen bu balıklar, kas felci yaparak nefes darlığına yol açabilir ve dolaşım yetmezliğine bağlı ölümle sonuçlanabilen zehirlenmeye neden olabilir.
İstanbul’un Silivri’nin avantajlarından yeteri kadar faydalanamadığını ifade eden Yumaklı, bu anlamda bakanlık olarak üzerine düşen her ne varsa Silivri Belediyesi ile omuz omuza yapacaklarını belirtti.
Kent tarımı kavramına önemine verdiklerini vurgulayan Yumaklı, İstanbul’un parçası Silivri’nin bu yönüyle öne çıktığını bildirdi. Yumaklı, pazarlara yakınlığıyla Silivri’deki tarım ürünlerinin daha ucuz, daha kaliteli ve yüzde 20 fire vermemiş haliyle tüketicilerle buluşabileceğine dikkati çekti.
Yumaklı, “Silivri önemli avantajlara sahip bir ilçemiz. Bu zamana kadar Silivri’de önemli adımlar atıldı. Şunun sözünü ben sözlerimin başında vermek istiyorum; Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, Silivri’yle ilgili size ne söz veriyorsa, bakanlığımın uhdesinde olan şeylerin aynısı da benim sözümdür.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin hemen hemen her ilinde tarım ve hayvancılık sektörünün temsilcileriyle buluştuklarını, istişareye önem verdiklerini belirten Yumaklı, şunları kaydetti:
“Türkiye’de sürdürülebilir bir tarım üretimi istiyoruz. Sadece söylemekle olmuyor bu işler. Volkan başkanım da söyledi, tarım arazileri imarlı arazilerde değerli olacak. Çünkü bir santimetrekarelik toprak minimum beş yüz yılda oluşuyor. Bunun kıymetini, buna sahip olmayan ülkelerin çırpınışlarından görebilirsiniz. Böyle bir ülkede biz, gerçekten tarım arazilerinin olması gerektiği gibi kullanmamız gerekir, bir santimetrekaresini boş bırakmamamız gerekir.”
Gelecek seçimleri değil, gelecek nesilleri düşündüklerini vurgulayan Yumaklı, iklim değişikliğinden tutun da dünyadaki konjonktür değişikliklerine kadar olmaz denilen ne varsa olduğunu, bütün bu gelişimlerin ve değişimlerin tarımın önemli daha da ortaya çıkardığını anlattı.
“KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİ’NE ÜRETİCİLERİMİZ İLGİ GÖSTERMELİ”
İbrahim Yumaklı, tarımın savunma sanayisi kadar önemli olduğunu ve bu anlamda adımlar atılması gerektiğini belirterek, “Silivri’yi bir tarım üssü, Türkiye’nin göz bebeği yapabiliriz. Dediğim gibi en başta ben, bize düşen her ne varsa, Silivri’nin en yakın destekçisi olarak buradayım.” dedi.
İstanbul’a bu kadar yakın, avantajları yüksek olan bir ilçenin çok daha fazla bu işten gelir elde etmesi gerektiğini ifade eden Yumaklı, “İlla böyle devasa yapılar olmadan, göz alabildiğine tarım arazilerinde üretim yapılmasını ben açıkçası tercih ederim. Sürdürülebilir bir üretim istiyoruz. Bu üretimin de verimli yapılmasını istiyoruz, ayrıca üretimin kaliteli ve kayıtlı olmasını istiyoruz. Çünkü ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz. Son olarak sektöre yatırım yapılmasını istiyoruz.” diye konuştu.
2024 yılı Avrupa Birliği (AB) Katkılı Kırsal Kalkınma Destekleri (IPARD) Programı’nın üçüncüsünün yakında açıklanacağını bildiren Yumaklı, şöyle devam etti:
“Burada 786 milyon avroluk bir fon var. Türkiye Cumhuriyeti bunun yarısını karşıladı. Avrupa Birliği’yle birlikte tamamen konusu tarımsal üretimin daha ileriye nasıl götürebilirliğiyle ilgili yapılacak olan yatırımlar. Öncelikle buna üreticilerimizin ilgi göstermesini istirham ediyorum. Özellikle kırsal kalkınma desteklerimizden kadınların ve gençlerin ilave bir pozitif ayrımcılığının olacağını da buradan belirtmek istiyorum. Bu iş, anneler ve babaların yapıp ondan sonrasının kesilmemesi gerekir. Gelecek nesillerin bu sürecin devam etmesi gerekir. Yapanların keyif alması gerekir, para kazanması gerekir. Dolayısıyla, biz bunu gözeterek özellikle kırsal kalkınma desteklerinde ilave pozitif ayrımcılıklarımız var.”
Yumaklı, manda yetiştiriciliğine yönelik özel destekleri olduğunu belirterek, mera ıslahları ve sertifikalı tohumlara yönelik çalışmalarına devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Toplantıya, Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz ve AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Yedek Üyesi Mehmet Umur ile muhtarlar, çiftçiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Bartın’da çiftçilere tohum ve sera örtüsü dağıtım programına katıldı.
Bakan Yumaklı, gen bankasında koruma altında 37 çeşit tohum bulunduğunu belirterek, ata tohumlarının 117 ülkeye ihraç edildiğini söyledi.

ATA TOHUMU KULLANIMININ YASAKLANDIĞI İDDİALARINA YANIT
Yumaklı, ata tohumu kullanımın yasaklandığı iddialarına cevap verdi.
Sertifikalı tohum kullanımı konusundaki ısrarlı tutumun yanlış anlaşıldığını belirten Bakan Yumaklı, şöyle konuştu:
“TÜRKİYE, DÜNYADA İLK 10 ÜLKE ARASINDA”
Birçok konuda olduğu gibi gıda arz güvenliğini sağlamak da birinci önceliğimiz olmak durumunda. Çünkü eğer tohumunuz yoksa siz üretimi başlatamazsınız. Savunma sanayiinde, teknolojide ya da diğer sektörlerde olduğu gibi tohumda da istikbalinize dönük taahhütlerinizi yerine getirmek istiyorsanız bağımsız olmak durumundasınız. Türkiye, bu konuda dünyada ilk 10 ülke arasında. Genelde doğru bilinen yanlışlar vardır.
Bu da onlardan bir tanesi. Türkiye’de üretilen yerli ve milli tohumlarımız var. Kullanılan tohumların yani 100 birimlik tohumun 97 birimi bu ülkenin topraklarında üretiliyor. Tohumlarla alakalı çok araştırma geliştirme yapan kurumlarımız var. Ama aynı zamanda son dönemde özel sektörün de ciddi bir başarısı var.
Tohumlarla ilgili söyleyebileceğimiz diğer önemli şeylerden bir tanesi de bunların sertifikalı tohum olması. Bu konudaki ısrarımız zaman zaman yanlış anlaşılıyor ve ata tohumlarının yasaklandığıyla ilgili zaman zaman tezviratlarda bulunuluyor. Bu doğru değil arkadaşlar.
“37 ÇEŞİT TOHUM KORUMA ALTINDA”
Bakan Yumaklı, 37 çeşit tohumun koruma altında bulunduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
Bizler 37 çeşit ata tohumumuzu gen bankamızda koruma altına aldık. Bunlar sertifikalı tohumlar. Sertifikalı demek, siz hangi ürün olduğunu bilirsiniz. Herhangi bir hastalık taşıyıp taşımadığını bilirsiniz. Ne kadar verim vereceğini bilirsiniz. Dolayısıyla bizim tarımsal üretimimizi garanti altına almanın yollarından bir tanesi de kullanacağımız tohumların sertifikalı olması.

“ATA TOHUMLARI 117 ÜLKEYE İHRAÇ EDİLİYOR”
Ata tohumlarının 117 ülkeye ihraç edildiğini ifade eden Bakan Yumaklı, şu değerlendirmeyi yaptı:
Türkiye’deki kullanılan sertifikalı tohumların yaklaşık yüzde 40’ı Tarımsal Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğümüzün üretmiş olduğu tohumlardan oluşuyor. Yaklaşık 117 ülkeye de hem bunlar hem de özel sektörümüzün üretmiş olduğu tohumlar ihraç ediliyor. Anadolu kadını değerli kardeşlerim. Tohumdan çatala bu üretimin her tarafında.
“ATA TOHUMLARIMIZI SERTIFIKALANDIRIP, TOPRAKLARIMIZLA BULUŞTURUYORUZ”
Yani kimi zaman hepimiz biliriz, böyle bezlere koyup sandıklarda saklanan tohumlar vardı. O dönemin şartlarına göre bizim şimdi gen bankasında yaptığımız o saklamayı, onlar o dönemlerde bu şekilde yaparlardı. Ama şimdi artık bunlar ülkenin kullanımına birer birer çıkmış oluyor. Biz de bunları destekliyoruz bütün ülke çapında. Ata tohumlarımızı sertifikalandırıp, topraklarımızla buluşturuyoruz.
“TÜRKİYE’NİN BİTKİ FLORASINA iKi YENİ BİTKİ KATILDI”
Yumaklı, Türkiye’nin zengin biyoçeşitliliğine Bartın’da yetişen iki yeni bitki türünün de eklendiğini ifade ederek şöyle konuştu:
Türkiye’nin zengin biyoçeşitliliğine sahip bir ülke olduğunu biliyoruz. Ulusal biyolojik çeşitlilik, envanter ve izleme projemiz var. Bu kapsamda 12 bin 140 türü kayıt altına almış durumdayız. Avrupa’daki toplam bütün ülkelerin biyoçeşitliliği, bitki çeşitliliği rakamları 12 binler civarında. Sadece bizim ülkemizde ise 12 bin 141 adet. Bu da bizim zenginliğimizi gösteriyor. Buradan Türkiye florasına iki yeni bitki katıldığının da müjdesini vermek istiyorum. Çünkü Bartın gibi yeşilin, doğanın, her türlü zenginliğin olduğu bir yerde biyoçeşitlilik zenginliğinin olmaması düşünülemezdi.
Doğa Koruma Milli Parklardaki arkadaşlarımızın izleme çalışması ile ‘büsür otu’ ve ‘boynu altınasa’ bitkilerini biyoçeşitlilik listemize dahil etmiş olduk. Böylece 12 bin 141 adedi 12 bin 143’e çıkarmış olduk. Bartın’dan da bunun müjdesini bütün Türkiye’ye vermiş olalım. Bu çok basit bir konuymuş gibi düşünülebilir. Ancak devam etmesi gereken bir biyoçeşitlilik zenginliğinin ikisinin de Bartın’da olmuş olması en azından bizler açısından son derece mutluluk verici.
Burada Vali Mustafa Fırat Taşolar tarafından karşılanan Yumaklı, daha sonra Kızılırmak AK Parti Seçim Ofisi’nde partililerle bir araya geldi.
Bakan Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, mayıs ayındaki seçimlerden sonra Türkiye’nin çok önemli bir virajı aştığını söyledi.
Milletin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Türkiye Yüzyılı inşası için icazet verdiğini belirten Yumaklı, “Sayın Cumhurbaşkanımızın o akşamki balkon konuşmasını hatırlayanlar bilir. Orada belki ikinci ya da üçüncü dakikadan sonra 31 Mart’ı söylemişti. Neden söyledi bunu? Çünkü Türkiye Yüzyılı’nın inşası için güçlü olmakla alakalı bir tahayyülümüz var. Ne demek istiyorum? İlçelerde güçlü olacağız, illerde güçlü olacağız, hükümet olarak güçlü olacağız, hep beraber Türkiye Yüzyılı’nı hem ülke genelinde hem de onların özelinde şehirlerde inşallah inşa edeceğiz, inşa etmeye de devam edeceğiz.” diye konuştu.
Tarım ve Orman Bakanlığı uhdesindeki konularda yoğun çalışmalar yaptıklarını, devrim niteliğinde kanun değişiklikleri ve uygulamalarda değişiklikler yaptıklarını dile getiren Yumaklı, şöyle devam etti:
“Mesela Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıt olmakla alakalı problemler vardı, bir bölümü itibarıyla çözdük. Ya da kullanılmayan arazilerle alakalı birtakım şeyler vardı onları da yine hayata geçirdik. Peyderpey ve en önemlisi de üretim planlamasını Allah nasip ederse eylülden itibaren uygulamaya başlayacağız. Buradaki amacımız Türkiye’de hangi ürün nerede daha iyi üretilebilir ve bütün toplamda hem üretici için hem de tüketici için faydalı ortam oluşmuş olur. Aynı zamanda hem kendi halkımızın, vatandaşımızın gıda ihtiyacını karşılarken öbür taraftan da ihracatımızı artıralım, ülkemize bu çiftçimiz sadece kendi ihtiyacımız için değil ihracat yoluyla ülkemize döviz kazandırma yolunda da şu ana kadarki performansı üst seviyeye taşısın. 2023 senesinde gıda ihracatı 31 milyar dolardı biz bunu 35 milyar dolarlara, 40 milyar dolarlara çıkaracağız.”
Yapılan çalışmaları belediyelerle birlikte ister ilçede ister ilde el ele, kol kola yapabileceklerinin altını çizen Yumaklı, “Sizler de biliyorsunuz ki yapıyormuş gibi yapan, verdiği sözlerin hiçbir gerçekliği olmayan bir anlayışla, söz verdiğini yapan bunun için uğraşan, didinen, gayret sarf eden iki anlayışın aslında karşılaştırması bu. Burada bizim vatandaşımız hiçbir zaman için kendini tavlamaya dönük konulara prim vermedi. Bundan sonra da vermeyecek. Çünkü hakikaten vatandaşı hafife alan, önü başı nasıl bir hesaplamaya dahil olduğu belli olmayan konular gündeme getirilmesi iyi niyetli değildir, bizim milletimiz de bunları bu şekliyle görmüş oldu.” ifadesini kullandı.
Geçen sene rekoltenin iyi olduğuna dikkati çeken Yumaklı, “Geçtiğimiz sene Toprak Mahsulleri Ofisi bütün Türkiye’de yaklaşık 13 milyon tona yakın ürün aldı.” bilgisini paylaştı.
Kızılırmak ilçesine özel IMI grubu çeltik projesiyle ilgili destekleme yapıldığını aktaran Yumaklı, ekim döneminden önce çeltik tohumu dağıtımı yapacaklarını, kıraç alanlarda kullanılmak üzere yağlık ayçiçeği, nohut ve mercimek tohumu dağıtımı yapacaklarını belirtti.
Yumaklı, Kızılırmak sahil sulama sahası içerisinde kanal yenileme projesiyle ilgili de projenin bitirilerek yatırım planına alındığını sözlerine ekledi.
Bakan Yumaklı, yerel seçimlerde AK Parti Kızılırmak Belediye Başkan adayı Mehmet Bulut’un üst sıralarda yer alması için partililerden çok çalışmalarını istedi.
Programa, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve AK Parti İl Başkanı Koray Erdoğan ile partililer katıldı.
“Dünyadaki 8 ana gen merkezinden biri olan Anadolu toprakları çok sayıda yabani bitki türüne de ev sahipliği yapıyor. Önemli coğrafi konumu dolayısıyla ülkemiz kuş göç yolları konusunda da kilit pozisyona sahip. Bu da ülkemizin biyolojik çeşitlilik açısından önemini bir kat daha artırıyor. Biz de bu zenginliğimizi ve yaban hayatımızı korumak için canla başla çalışıyoruz. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz gerekli çalışmaları aralıksız yürütüyor.”
Yaban hayatı geliştirme sahalarının DKMP Genel Müdürlüğünün en önemli faaliyet alanlarından biri olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde 154 memeli, 490 kuş, 140 sürüngen türünün yaşadığını biliyoruz. Ayrıca 19 bine yakın omurgasız hayvan ile 11 bine yakın bitki türünün de yaşadığını tespit ettik. Yaban hayatı geliştirme sahaları ile bu türlerin korunup geliştirilmesini sağlıyoruz. Bu bağlamda, ülkemizde 1 milyon 165 bin 447 hektar alana sahip 85 yaban hayatı geliştirme sahası bulunuyor. Farklı türler için ilan edilen bu sahalarda yaban keçisi, Anadolu yaban koyunu, geyik, karaca, alageyik, kelaynak, karaakbaba ve ceylan gibi türlerimiz koruma altına alınmış durumda” ifadelerini kullandı.
Nesli tehlike altındaki türlerin korunup geleceğe taşınması için tür koruma eylem planlarının hazırlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini bildiren Yumaklı, “Ülkemizde doğal ortamlarında korunan alanlar veya tür eylem planları aracılığıyla korunmakta olan yaban hayvanlarını desteklemek amacıyla bazı türler için yaban hayvanı üretme istasyonları kuruyoruz. Bu alanlarda kızıl geyik, alageyik, ceylan, Anadolu yaban koyunu, Hatay dağ ceylanı, kelaynak gibi türlerin üretimini yapıyoruz. Halihazırda toplam 12 memeli yaban hayvanı, 9 kanatlı yaban hayvanı, 3 adet de alabalık üretme istasyonumuzda bu çalışmalarımız sürüyor” ifadelerine yer verdi.
42 MİLYON ALABALIK, 1,4 MİLYON KEKLİK VE SÜLÜN DOĞAYA BIRAKILDI
Bakan Yumaklı, 2023 sonu itibarıyla Bakanlığın üretme istasyonlarında 185 alageyik, 690 yaban koyunu, 142 kızıl geyik, 298 ceylan ve 301 de kelaynak bulunduğunu belirtti. Bu istasyonlarda üretilip doğaya salınan yaban hayvanları ile ilgili de bilgi veren Yumaklı, 2002-2023 yıllarında 4 bin 477 memeli yaban hayvanı üretildiğini bunların 2 bin 41’inin doğaya bırakıldığını söyledi.
Aynı çalışmalar kapsamında, 2002- 2023 yıllarında 42 milyon alabalık ile 1,4 milyon keklik ve sülünün doğal ortamlarına salındığını aktaran Yumaklı, “Yaban hayvanlarını izleme çalışmaları çerçevesinde yaban hayvanı türlerinin ve popülasyon büyüklüklerinin tespit edilmesi amacıyla 54 yaban hayatı geliştirme sahasında her yılın eylül-şubat ayları arasında envanter çalışmaları yürütüyoruz” ifadesini kullandı.
Sulak alanların korunmasına yönelik de kış ortası su kuşu sayımları yaptıklarını hatırlatan Yumaklı, 2023’te 145 alanda, 110 kuş türünden 2 milyon 66 bin 758 su kuşu sayıldığını aktardı.
3 BİNDEN FAZLA FOTOKAPAN İLE İZLENİYOR
Bakan Yumaklı, doğadaki büyük memeli hayvanların takibinin ise fotokapanlar ile yapıldığına işaret ederek DKMP Genel Müdürlüğünce ülke genelinde 3 binden fazla fotokapanla izleme yapıldığını dile getirdi.
“11 BİN 284 YABAN HAYVANINI TEDAVİ EDİP DOĞAL YAŞAM ALANLARINA BIRAKTIK”
Çeşitli nedenlerle yaralanan yaban hayvanlarının DKMP Genel Müdürlüğüne ait Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezlerimizde tedavi ve rehabilite edilerek tekrar doğal yaşam alanlarına bırakıldığını hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti:
“2023’te çeşitli nedenlerle yaralanan 11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip tekrar doğal yaşam alanlarına bıraktık. İlki 2010 yılında tesis edilen Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi sayımızın artırılması için var gücümüzle çalışıyoruz. Unutmayalım ki güzel ülkemizin yaban hayatının ve zengin biyoçeşitliliğinin korunması; havamızın, suyumuzun, toprağımızın korunması ve tarımsal üretimimizin devamı için büyük önem taşıyor. Tüm vatandaşlarımızdan biyoçeşitliliğimizin korunması ve geliştirilmesi yönünde gece gündüz demeden çalışan tüm görevlilerimize destek olmalarını rica ediyorum.”
]]>Tarım Bakanı Yumaklı, “Rekabet Kurumu dün açıkladı. Sektör paydaşları açıkladı. Bunların herhangi bir maliyet artışıyla ya da üretimin azlığı ya da çokluğuyla açıklanabilir bir yönü yok. Bunun adı fırsatçılıktır. Ramazan öncesi fırsatçılığıdır” dedi.
Fırsatçıların tüketicilerden, bu ülke halkının cebinden hiç hak etmedikleri bir geliri elde etmeleri anlamına geldiğini kaydeden Yumaklı, “Biz mücadelemize devam edeceğiz. Biz üreteceğiz, daha fazla üreteceğiz. Hayvancılık yol haritamız açıklandığı andan itibaren sektörden de gerçekten çok güzel dönüşler ve bununla ilgili cesaretlendiklerini söyleyen üreticilerin olduğunu bilmek bizi de ziyadesiyle memnun etti” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırşehir TİGEM Malya İşletmesi’nde yaptığı açıklamada, “Biz büyükbaş hayvancılıkla alakalı verimi artıracağız. Küçükbaş hayvancılıkta da hem verimi hem kaliteyi artıracağız. Özellikle hayvan hastalıklarıyla alakalı hususta çok ciddi bir mücadele planımız ve programımız var. Burada küçükbaş hayvanlar için yapılacak olan hem çiçek aşısı, hem de koyun oğlak vebası ile alakalı aşıları Bakanlık olarak bizler karşılayacağız” dedi.
İLK DEFA AİLE İŞLETMELERİNE İLAVE DESTEK
Aile işletmelerini destekleyeceklerini kaydeden Yumaklı, aile işletmelerine ilk defa verilecek birçok destek programı belirlediklerinin altını çizerek, çok kısa bir süre içerisinde de detayların açıklanacağını söyledi.
Yumaklı, “Özellikle gençlerimizin ve kadın girişimcilerimizin, tarımsal üretimin içerisinde hem bitkisel üretim hem de hayvansal üretim yönüyle olmalarını istiyoruz. Onlara da yine bu üretimi yapmaları ve Türkiye’nin üretimine katkıda bulunmaları sebebiyle desteklerimiz olacak. Türkiye’nin hem büyükbaş hayvancılıkta hem de küçükbaş hayvancılıkta damızlık ihtiyacını Et Süt Kurumu ve TİGEM iş birliğiyle çok daha bir üst kademeye taşımak ve üreticilerimizin, besicilerimizin o damızlık ihtiyacını, üstün nitelikli damızlık ihtiyacını karşılayacak bir yapıya kavuşmalarını hedefliyoruz” diye konuştu.
Bunların zaten yapıldığını ancak kendilerinin bunu bir üst seviyeye taşıyarak üreticilerin ellerindeki halihazırda yapmış oldukları hem besi açısından hem de süt açısından büyükbaş ve küçükbaş hayvanların daha iyileri ile değiştirilerek onların sürülerinin kabiliyetini, kapasitesini ve verimliliğini artırmak istediklerini ifade eden Yumaklı, “Bizim ülkemizin tarımsal üretim açısından gıda arz güvenliğini etkileyecek herhangi bir problemi yoktur. Ben bunu söylemekten imtina etmeyeceğim, hep söyleyeceğim. Hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde bizim gerekli üretimimiz mevcut” dedi.
ET FİYATLARIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA
Et fiyatlarıyla ilgili tartışma neden çıkıyor? sorusunu yönelten ve açıklamada bulunan Yumaklı, bu tartışmayla ilgili olarak Rekabet Kurumunun dünkü açıklamaları ile sektör paydaşlarının ifadelerini işaret etti.
Yumaklı, “Bunların herhangi bir maliyet artışıyla ya da üretimin azlığı ya da çokluğuyla açıklanabilir bir yönü yok. Bunun adı fırsatçılıktır. Ramazan öncesi fırsatçılığıdır. Açıkçası bunu da anlamakta güçlük çekiyoruz. Biz Ticaret Bakanlığımızla birlikte bu fırsatçılara göz açtırmayacağız. Türkiye’nin hem hayvansal üretimi hem de bitkisel üretimi ihtiyaçlarını karşılar niteliktedir. Şöyle bir algı var: Türkiye’de tüketilen etin hepsi yurt dışından geliyor. Öyle bir şey yok. Bizim hayvan sayılarımıza baktığımız zaman şu anda piyasa regülasyonu için yapılan ithalatın çok küçük bir oran olduğunu görürüz. Fırsatçıların tüketicilerden, bu ülke halkının cebinden, tabiri caizse hiç hak etmedikleri bir geliri elde etmeleri anlamına gelir. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Biz üreteceğiz, daha fazla üreteceğiz” dedi.
]]>Yumaklı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Sosyal Tesisleri’nde düzenliği basın toplantısında, 2024-2028 yıllarında uygulanacak 10 maddelik Hayvancılık Yol Haritası’nı açıkladı.
Bakanlık olarak görevlerinin 85 milyon vatandaşın ve 57 milyondan fazla turistin gıda ihtiyacını güvenilir şekilde karşılamak olduğuna işaret eden Yumaklı, yol haritası hazırlanırken verimli, kaliteli ve sağlıklı üretimi artırmayı amaçladıklarını söyledi.
Yumaklı, yol haritasının ilk başlığının “Hayvansal Üretimin Planlanması” olduğunu aktararak, “Yeni sistemde, üretimin, maliyet, kapasite ve pazarlama imkanları doğrultusunda planlamasını ve ürünlerin bölgesel bazlı nerede, ne kadar üretileceğine dair üretim modelini oluşturduk. Stratejik öneme sahip kırmızı et, beyaz et, süt ve yumurtanın, kaliteli, yeterli ve sağlıklı üretiminin devamlılığı için, suyu merkeze alan ve doğal kaynakların korunduğu bir sistemle üretimi planlıyoruz. Bunu da hayvansal üretimin en temel girdisi kaliteli kaba yem üretim kapasitesini, mera varlığımızı ve yapılarını, pazarlama imkanlarını dikkate alarak gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, sözleşmeli üretim modelini de yaygınlaştırıyoruz.” diye konuştu.
AŞILANAN KUZU VE OĞLAĞA DESTEK VERİLECEK
Hayvancılık işletmelerinin ekonomik açıdan güçlü, dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlamak amacıyla etkin bir destekleme modeline geçtiklerine dikkati çeken Yumaklı, “Burada da desteklemelerimizi ‘temel’, ‘yönlendirici’ ve ‘verimlilik’ odaklı başlıkları altında üçe ayırdık. Mevcut modelde aşısı ve kaydı olan her buzağıya destek veriyorduk. Yeni modelde buzağının yanı sıra aşısı ve kaydı yapılan her kuzu ve oğlak için de destek veriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yumaklı, mevcut desteklemelerde işletme büyüklüğüne göre belirli sınırlandırmalar olduğunu anımsatarak, yeni desteklemelerde bu sınırlandırmaları kaldırıp, üreten herkese, ürettiği kadar destek verileceğini dile getirdi. Yumaklı, “Aile işletmelerine tüm hayvancılık desteklemelerinde ilk defa ilave destek veriyoruz. Bu sayede aile işletmeleri temel destekle aynı oranda ilave destek alarak, en az iki kat destek almış olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Kırsalda kadınlara ve gençlere pozitif ayrımcılık yaptıklarını vurgulayan Yumaklı, ilk defa genç ve kadın üreticilere yüzde 70 ilave destek verdiklerini söyledi. Yumaklı, suni tohumlama, yerli sperma, soy kütüğü, ari işletme gibi verimliliği artırıcı destekleri çoğaltarak devam edeceklerini bildirdi.
KADINLARA DESTEK DÖRT KAT ARTTI
Yumaklı, yeni destekleme modeline ilişkin bir örnek vererek, şunları kaydetti:
“Mesela sahibi kadın olan bir aile işletmesi düşünelim. Tüm şartları yerine getirdiğinde, buzağı başına mevcut modelde 2 bin 68 lira destek alırken yeni sistemde, ilave verdiğimiz aile işletmesi, kadın desteği ve diğer verimlilik destekleriyle 5 bin 200 lira alacak. Yani 2,5 kat fazla destek alacak. Eğer bu işletme, ari işletme olursa ilave destek vereceğiz ve bu rakam buzağı başına 7 bin 900 liraya kadar çıkabilecek. Böylece desteği yaklaşık 4 kat artmış olacak. Diğer taraftan besici aile işletmesi, besilik olarak 20 buzağısını kesime kadar beslerse ve bu verimlilik kriterlerine uygun bir süreç olması durumunda, kesim anında dana başına ilave olarak 4 bin 500 liraya kadar destek alabilecek.”
IPARD desteklerini 42 ilden 81 ile yaygınlaştırdıklarını ve faydalanıcı sayısını artırdıklarını hatırlatan Yumaklı, krediler konusunda Ziraat Bankası ile ortak bir adım attıklarını ve sübvansiyonlu kredilerde, kadınlara, gençlere ve planlı üretim bölgelerine ilave indirim oranları uyguladıklarını anlattı. Yumaklı, hayvancılıkta işletme başına 40 milyon lira olarak verilen kredi üst limitini 60 milyon liraya, ari işletmelerde 80 milyon liraya çıkardıkları bilgisini verdi.
Yumaklı, hayvancılıkta üzerine eğildikleri bir diğer önemli konunun ise hastalıklar olduğunu belirterek, “Bu konuda da desteklemelerimizi yönlendirici bir enstrüman olarak kullanacağız. Hastalıklardan ari işletme sayısının artması hayvancılığımız için büyük önem arz ediyor. Bunun temel iki sebebi, ekonomik kayıpları engellemek ve sürünün büyümesini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek. Bu kapsamda hastalıktan ari işletmelere ilave destek vereceğimizi söylemiştim. Ayrıca, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) desteklemelerinde ari işletmeleri önceliklendiriyoruz. Hastalıktan ari işletmelerden, ülkenin ihtiyacı olan genetik kapasitesi yüksek anaç hayvan üretimini sağlamış olacağız.” dedi.
Bulaşıcı hastalıklardan koruyucu aşı uygulamasını da yaygınlaştırdıklarına işaret eden Yumaklı, şunları söyledi:
“Aile işletmelerinde buzağı, kuzu ve oğlak sağlığını koruyucu tedbirlere ağırlık vererek gerekli aşı desteğini Bakanlık olarak biz sağlayacağız. Buzağı kayıplarını azaltmak için, ilk etapta 200 bin gebe sığırı aşılayacağız. Kuzu kayıplarını azaltmak amacıyla ülke genelindeki tüm küçükbaş hayvanlara bu yıl içinde koyun-keçi çiçek aşısı, yeni doğan tüm küçükbaş hayvanlara ise koyun-keçi vebası aşısı yapılacak. Bahsettiğim tüm bu aşıların ücretlerini Bakanlık olarak biz karşılayacağız.”
VETERİNER DENETİM İSTASYONLARI AÇILACAK
Yumaklı, hayvan hareketliliğinin kontrolü amacıyla Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonları açacaklarını ifade ederek, “Buradaki amacımız, hastalıklı hayvanın başka bir bölgeye giderek hastalığın yayılmasını engellemek. Ayrıca bu istasyonlarda yapılan kontrollerle hastalığa yerinde ve erken müdahale etmek. 7 gün 24 saat görev yapacak bu istasyonlardan ilkini Erzurum’da açtık. Önümüzdeki günlerde ikincisini Elazığ’da açıyoruz. Yıl sonunda bu sayıyı 7’ye çıkartacağız.” diye konuştu.
Bakanlığa ait Pendik Veteriner Kontrol Enstitü Müdürlüğünde yeni bir ulusal aşı üretim tesisi kurduklarını aktaran Yumaklı, şöyle devam etti:
“Burada daha modern ve teknolojik imkanlarla yüksek kapasiteli aşı üretimleri gerçekleştireceğiz. Ayrıca Veteriner Tıbbi Ürün Kontrol Merkezini de oluşturuyoruz. Burada da her türlü ilaç, aşı ve tıbbi malzemenin testlerini yapacağız. Buzağı ve kuzu kayıplarını azaltmak amacıyla her ilçede eğitimler düzenliyoruz. Bu yıl ve gelecek yıl içinde 100 bin yetiştiriciye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları yapacağız. Ayrıca hayvan hastalıklarından korunmak amacıyla kullanılan aşıların ve ilaçların üretimden uygulama aşamasına kadar geçen süreçte, soğuk zincir izleme sistemini bu yılın ilk yarısında kuruyoruz.”
DİŞİ BUZAĞILARA İLAVE DESTEK
Yumaklı, yol haritalarının önemli başlıklarından birinin de anaç hayvan üretiminin artırılması olduğuna dikkati çekerek, yetiştiricilerin ihtiyaç duyduğu anaç hayvanları kendi işletmelerinden karşılayacak şekilde planlama yaptıklarını bildirdi.
Bu kapsamda, hastalıktan ari işletmelerde cinsiyeti belirli sperma kullanımını teşvik ettiklerine işaret eden Yumaklı, “Anaç hayvan sayısının artırılması amacıyla dişi buzağılara ilave destek veriyoruz.” ifadesini kullandı.
Yumaklı, diğer önemli adımlarının TİGEM ve Et Süt Kurumu işbirliğinde hayata geçirecekleri yeni bir proje olduğuna değinerek, şöyle konuştu:
”Yerli üreticimizi güçlendirmek parolasıyla yola çıktığımız bu projede, TİGEM Damızlık Merkezleri olacak. Et Süt Kurumunun da desteğiyle sayıları artacak damızlıklar aile işletmelerine uygun maliyetle dağıtılacak. Böylece yerli üreticimizin damızlık ihtiyacını kamu güvencesiyle karşılamış olacağız.”
En yaygın sütçü ırk olan “siyah alaca” ırkında yaklaşık 22 bin hayvanı verimlilik durumlarını genetik olarak ortaya koyarak referans popülasyonu oluşturduklarını belirten Bakan Yumaklı, “Bu sayıyı her geçen yıl artırıyoruz. 2024 yılında artık bu ırktan doğan buzağılarda genetik yapısına bakarak, damızlık değerini belirlemeye başladık. Bu testi yaptıran yetiştiricilerimizin test maliyetini bakanlık olarak biz karşılıyoruz.” dedi.
Yumaklı, bu yıl Türkiye’de sayısı en fazla ikinci ırk olan “simental”de de genetik testlerle damızlık değerini belirlemeye başlayacakları bilgisini vererek, “Her iki ırk için bu hizmeti yetiştiricimizin hizmetine sunuyoruz. Bu testin yaygınlaşması amacıyla Genomik Test Merkezini haziran ayında Ankara’da açmış olacağız. Genomik seleksiyon ve embriyo transferi yöntemiyle yüksek genetik kapasiteli üretim boğalarını Ocak 2025’te üretmeye başlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kümes hayvanları, arıcılık ve diğer bazı alanlarda üzerinde çalıştıkları yeni uygulamaları da zaman içinde paylaşacaklarını vurgulayan Yumaklı, birçoğuna başladıkları, kalanının da yakın bir zamanda hayata geçeceği bu ve diğer projelerle hayvancılığın daha ileri noktaya ulaşmasını sağlayacaklarını sözlerine ekledi.
]]>Yumaklı, bu depolarda hem havalandırma hem de diğer hususlar için herhangi bir enerji harcamaya gerek kalmadan başta patates olmak üzere farklı ürünlerin depolanabildiğini belirtti.
Türkiye’de 5,7 milyon tonluk patates üretimi olduğunu aktaran Yumaklı, “Nevşehir, patates üretiminde Türkiye’de sekizinci sırada. Patates üretiminde kullanılan tohumların tamamı sertifikalı tohum. Bu, verimlilik açısından son derece önemli. Dünyadaki örneklerinden verimlilik açısından yaklaşık yüzde 80’e yakın daha fazla verim alınması söz konusu.” diye konuştu.
Türkiye’nin tohumculukta dünyada söz sahibi ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:
“Türkiye, ilk 10 ülke arasındadır. Türkiye’de üretimde kullanmış olduğumuz tohumların yüzde 97’si bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Bizim tohum açısından ya da bitkisel üretim açısından herhangi bir problemimiz yok. Ancak bazı ürünler var ki bunların tohumlarıyla alakalı henüz istediğimiz seviyede değiliz. Bunlardan bir tanesi de patates tohumu. Ancak bu konuda gerçekten işletmelerimiz, firmalarımız Ar-Ge yaparak patatesteki tohum üretiminde şu anda yaklaşık yüzde 10-15’ler civarındayız. Yüzde 50-60’lara çıkarmakla ilgili ciddi bir çaba var. İçinde bulunduğumuz bu alan, yaklaşık 100 bin tonluk patatesin depolanması için gerekli potansiyele sahip.”
“NEVŞEHİR’DE 660 BİN TONLUK PATATES STOKU VAR”
Bazı ürünler sembolleştirilerek bunların üzerinden siyaset yapıldığını vurgulayan Yumaklı, şöyle devam etti:
“Her zaman söylediğim gibi gıda ile alakalı konular, siyaset malzemesi yapılmamalı. Çünkü bu üreticiye de haksızlık, bu oluşan ortamdan olumsuz etkilenen tüketiciye de haksızlık. Geçtiğimiz yıllarda soğan ve patates konusunda maalesef bizim ülkemizde hakikaten çok kısa bir dönemi belki de 3-5 günlük ya da bir haftalık bir dönemi sanki o üretim yılının tamamında varmış gibi lanse etmekle alakalı maalesef gündemimiz oldu. Bu konunun tekrar altını çizmek istiyorum, sadece Nevşehir’de şu anda ki sezonun yeni ürünlerinin çıkmasına doğru gidiyoruz, sezonun toplamında şu anda Nevşehir’de 660 bin tonluk patates stoku var. Bunun 100 bin ton civarındaki kısmını eğer tohum olarak düşünürsek 500 bin tonluk sadece Nevşehir’de bir stok söz konusu.”
Diğer illerin depolarında da yeteri kadar ürün olduğunu belirten Yumaklı, “Türkiye, bazı ürünlerin üretimi konusunda kendi ihtiyaçları için ve ülkeye gelen turistlerin ihtiyacını karşılama anlamında yeterli. Yeterli olamadığımız kısımlar için de bunları yüzde 100’e tamamlamak için çok yoğun bir çaba var. O yüzden ben buradan başta patates üreticileri olmak üzere bu ülkenin gıda arz güvenliğine katkıda bulunan bütün üreticilere teşekkür ediyorum. Bu dönemde artık hepimiz de biliyoruz ki ne patatesle alakalı ne de soğanla alakalı aldığımız tedbirler neticesinde herhangi bir spekülasyon söz konusu değil, olmayacaktır da, olmaması için biz hükümet olarak her şeyi yapacağız.” diye konuştu.
Hem üretici hem de tüketici için haksızlık olan bu duruma hiçbir şekilde göz yummayacaklarını kaydeden Yumaklı, tüm ürünlerde haksız ortam oluşmasını engelleyeceklerini, bu konuda Ticaret Bakanlığıyla koordineli çalıştıklarını aktardı.
Türkiye’nin gıda arz güvenliğiyle alakalı bir sorununun olmadığını dile getiren Yumaklı, “Fiyat hareketlerini gıda arz güvenliği üzerinden tanımlamak mümkün değildir. Dolayısıyla bunun dışındaki hususlara da yani tüketicinin zararına olacak eylemlere de hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda hem bizler Tarım ve Orman Bakanlığı hem de Ticaret Bakanlığı son derece kararlıyız.” dedi.
Açıklamasının ardından depodaki yetkililerden bilgi alan Yumaklı, burada çalışan işçilerle sohbet etti ve patates ayıkladı.
]]>Bakan Yumaklı, yaptığı yazılı açıklamada, 11 ili etkileyen 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde felakette hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara geçmiş olsun temennisinde bulundu. Geride derin acılar bırakan felaket sonrası ülkenin tek vücut halinde yaraları sarmak için seferber olduğunu hatırlatan Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı Bakanlığı olarak da depremin ilk anından itibaren AFAD ile koordinasyon içerisinde çalıştıklarını vurguladı.
”DEPREMZEDE ÜRETİCİLERİMİZİN HER DAİM YANINDA OLDUK”
Yumaklı, dünyada bile ‘asrın felaketi’ olarak adlandırılan büyük yıkıma rağmen bölge insanının zor şartlar altında bile üretime devam ettiğini vurgulayarak, “Bizler de Bakanlık olarak üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için gerekli her türlü desteği vererek çiftçilerimizin yanında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz” dedi.
Bu çalışmalar kapsamında 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerde üreticilerin mağdur olmaması adına tarımsal desteklemeler başta olmak üzere birçok konuda uygulama ve düzenlemeyi hayata geçirdiklerini hatırlatan Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle 2023 üretim yılı için ürün değişikliği başvuru süresi uzatılarak deprem bölgesindeki çiftçilerin tarımsal desteklerden faydalanmaları konusunda oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçildi. Afet bölgesi ilan edilen illerimizde ve diğer illerimizde üreticilerin zamanında müracaat yapamayacağı, gecikmeler olabileceği öngörülerek birçok projede destekleme ve hibe başvuru süreleri uzatıldı. Yine deprem afetinden etkilenen illerimizde mazot gübre desteği kapsamında ayni olarak yapılması gereken ödemenin nakdi olarak yapılması suretiyle çiftçilerimizin ihtiyaçlarına yönelik harcama kolaylığı sağlandı. Bu kapsamda, deprem bölgesindeki çiftçilerimize toplam 2 milyar 900 milyon TL mazot gübre destekleme ödemesi yapıldı.”
”BEDELSİZ HAYVAN DAĞITIMI YAPTIK”
Yumaklı, depremden etkilenen 11 ilde hayvanları telef olan ve tarım sigortası yaptıran üreticilere, devlet destekli Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kapsamında 37 milyon TL hasar tazminatı ödendiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Depremden etkilenen illerimizdeki üreticilerimizin üretime devam etmeleri amacıyla, başta yağlı tohumlu bitkiler, baklagiller ve hububat ile sebze üretiminin artırılmasına yönelik olarak Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi kapsamında, 127 milyon TL kaynak tahsis edilerek ekim-dikimlerle ilgili faaliyetler yürütüldü. Deprem bölgesinde bitkisel üretimin kesintisiz devam etmesi adına Bakanlığımızca gübre üretici firmalar ile irtibata geçilerek, yapılacak gübre sevkiyatlarında önceliğin deprem bölgesine verilmesi ve bölgeden gelebilecek ilave gübre taleplerinin ivedilikle karşılanması amacıyla koordinasyon süreci yürütüldü. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘depremde hayvanları telef olan vatandaşlarımızın bütün kayıpları birebir karşılanacak’ talimatları doğrultusunda, depremden etkilenen illerimizde, büyükbaş, küçükbaş, kanatlı hayvan ve arılı kovan gibi hayvanları telef olan yetiştiricilerimize bu kayıplarının yerine bedelsiz hayvan dağıtımını tamamladık. Bu kapsamda, toplam 909 milyon TL maliyetli; 5 bin 804 büyükbaş, 43 bin 317 küçükbaş, 549 bin kanatlı hayvan ve 26 bin 318 arılı kovanı bedelsiz olarak yetiştiricilerimize teslim ettik. Ayrıca deprem bölgesindeki 10 bin 328 arıcımıza 5 bin 358 ton besleme şekerini bedelsiz dağıttık. Yine hayvancılık kapsamında, depremden etkilenen illerimizde yetiştiricilerimize 1 milyar 372 milyon TL yem desteği ödendi.”
DEPREM BÖLGESİNDE 10 MİLYON DOZ ÜCRETSİZ ŞAP AŞISI
Deprem bölgesinde hayvan sağlığının korunmasına yönelik de gerekli tedbirleri aldıklarını bildiren Yumaklı, “Genel hayata etkili afet bölgesi ilan edilen bu illerimizde yaklaşık 60 milyon TL bedelli 5 milyon doz büyükbaş şap aşısını ücretsiz yaptık. 2024 yılında da bu uygulamaya devam edilecek. Böylelikle 2 yılda 145 milyon lira bedelli yaklaşık 10 milyon doz aşı Bakanlığımızca ücretsiz yapılmış olacak” vurgusu yaptı. Yumaklı, bunun yanında, merada hayvancılık yapan çiftçilerin çoban ve hayvan çadırları ile yemlik, sıvat ve çoban çantası ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Çayır Mera Islah ve Amenajman Projeleri kapsamında da toplam 50 milyon TL bütçeli çalışma yürütüldüğünü belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bakanlığımız koordinasyonunda, deprem bölgelerindeki yetiştiricilerimizin pazarlama imkanı olmayan çiğ sütleri; üretici örgütleri ve özel sektöre yönlendirildi. Bu şekilde bugüne kadar, bölgedeki süt işletmelerinin ve yetiştiricilerin ürettiği 431 bin ton sütün toplanarak üretime dönüştürülmesi konusunda koordinasyon sağlandı. Yine Bakanlığımız koordinasyonunda depremde barınakları zarar gören hayvanlar için 20 bin 351 adet hayvan çadırı/branda bölgeye gönderilerek dağıtımı yapıldı. Bununla birlikte afet bölgesine 16 bin ton da hayvan yemi gönderildi. Ayrıca, depremden etkilenen sokak hayvanlarının bakım ve beslenmeleri için Bakanlığımız koordinasyonunda Türk Veteriner Hekimler Birliği ve AFAD aracılığı ile yaklaşık 55 ton mamanın dağıtımı sağlandı.”
BALIKÇILIK SEKTÖRÜ DESTEKLERİ
Depremden etkilenen illerde ülkenin önemli tarımsal üretim kalemlerinden su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığının da yapıldığına işaret eden Yumaklı, bu üreticilerin mağduriyetinin önlenmesi için de çalışmalar yürüttüklerine dikkati çekti. Yumaklı, “Deprem bölgesindeki deniz ve iç sularda faaliyet gösteren toplam 1021 gemi sahibine, yoksun kaldıkları avcılık faaliyetinden dolayı oluşan gelir kayıplarının karşılanması ve avcılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini temini amacıyla bir defaya mahsus olmak üzere toplam 11 milyon 300 bin TL destekleme ödemesi yapıldı” dedi.
Depremde üretim tesisleri zarar gören 26 su ürünleri yetiştiriciliği işletmesine de toplam 44 milyon 700 bin TL destekleme ödemesi yapıldığını aktaran Yumaklı, böylelikle depremden etkilenen balıkçılık sektörüne toplam 56 milyon TL destekleme ödemesinde bulunulduğunu bildirdi.
KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİ
Bakanlık tarafından yürütülen ve kabul edilen proje tutarının yüzde 50’sinin ödendiği Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı’nın (KKYDP) afet bölgesindeki illerde de uygulandığına işaret eden Yumaklı, 2023 yılında KKYDP kapsamında söz konusu illerde 1928 proje tamamlandığını ve bunlar için 131,8 milyon TL hibe desteği ödendiğini aktardı. Yumaklı, proje başına 250 bin TL’ye kadar yüzde 100 hibe verilen Kırsalda Uzman Eller Projesi kapsamında da depremden etkilenen illerde 233 adet projeye 57,3 milyon TL hibe desteği ödemesi yapıldığının altını çizerek, “Gerçekleştirilen tüm bu faaliyetler çerçevesinde, depremin meydana geldiği 6 Şubat tarihinden bugüne kadar, afet bölgesindeki çiftçilerimize toplam 14 milyar 150 milyon TL tarımsal destekleme ödemesi yapıldı. Tarımsal üretimde ülkemizin can damarı olan bu illerimize üretimin aksamadan devamı için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her türlü desteği vermeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Ayrıca Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu projelerinin bulunduğu Kahramanmaraş, Hatay, Malatya illerindeki IPARD projelerinin hibe tutarlarında fiyat farkı uygulamasına gidildiğini belirten Yumaklı, “Böylelikle 207 projenin hibe tutarı 490 milyon TL’den 710 milyon TL’ye yükseltilerek toplam 220 milyon TL’lik ilave destek sağlandı” dedi.
ORMANCILIK VE ORMAN KÖYLÜSÜ
Afet bölgesi ilan edilen illerde 3 bin orman köylüsü ile Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin 6 Şubat- 31 Temmuz 2023 tarihleri arasına tekabül eden 11,3 milyon TL ORKÖY kredi borçlarını faizsiz olarak 31 Aralık 2023 tarihine kadar ertelediklerini hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti: “Depremden etkilenen illerimizdeki orman köylerinde kullanılmak üzere tahsis edilen 345,3 milyon TL ek deprem ödeneğiyle birlikte depremden etkilenen illerdeki toplam ORKÖY bütçesi 458,4 milyon TL’ye yükseltildi. Böylelikle afet bölgesinde bulunan orman köylerimizdeki 4 bin 312 orman köylüsü ailemize 2023 yılında yüzde 20’si hibe olmak üzere faizsiz ORKÖY desteği sağlanmış oldu.”
TARIMSAL SULAMA VE İÇME-KULLANMA SUYU İLE TAŞKIN KORUMA ÇALIŞMALARI
Yumaklı, Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremler nedeniyle afet bölgesi içerisinde kalan barajların Bakanlığa bağlı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü teknik ekiplerince detaylı olarak incelendiğini, bu çerçevede 110 baraj ve 30 göletin kontrol edildiğini bildirdi. İçme suyu sondajı ve sulama altyapısı onarım ile ilgili de faaliyetler yürütüldüğünün altını çizen Yumaklı, şunları belirtti:
“DSİ Genel Müdürlüğümüzce deprem bölgesindeki Malatya, Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Osmaniye illerimizde toplam 143 kuyuda sondaj çalışmaları tamamlanarak saniyede 2 bin 926 litre içme ve kullanma suyu elde edildi. Yine Bakanlığımıza bağlı DSİ Genel Müdürlüğümüzce 6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonrası başlatılan sulama altyapı projelerinin bakım ve onarımı çalışmalarının büyük bölümünü tamamlayarak tarım topraklarını tekrar suyla buluşturduk. Bölgede, toplam 56 kilometre uzunluğundaki kanaletlerde bakım ve onarım çalışması yürüttük. 16,7 kilometrelik sulama kanalı inşa ederek, işletme bakım yollarının da onarımını tamamladık. Ayrıca Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Elazığ ve Diyarbakır’da toplam 515 kooperatif kuyusu kontrol edildi. Böylelikle deprem bölgesinde vatandaşlarımızın acil içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanması ile tarımsal sulamanın aksamaması amacıyla DSİ Genel Müdürlüğünün rutin faaliyetlerine ilaveten yaklaşık 1,2 milyar TL bedelli çalışma gerçekleştirildi.”
”PLANLAMALARIMIZI TİTİZLİKLE YÜRÜTÜYORUZ”
Tarımsal desteklemelerin haricinde Bakanlığa bağlı kuruluşlarca da deprem bölgesi için yaklaşık 6 milyar TL tutarında ödenek kullanıldığını aktaran Yumaklı, “Depremden etkilenen yetiştiricilerimizin talep etmeleri halinde sahipsiz kalmış veya bakım imkanı olmayan hayvanları, Et ve Süt Kurumu tarafından mahallinden teslim alındı. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından afet bölgesinde hububat ve baklagil için kota ve cins ayrımı yapmadan alım gerçekleştirildiğini de özellikle vurgulamak istiyorum” dedi.
Verimli toprak yapısı ve iklim koşulları ile ülkenin gıda arz güvenliği açısından stratejik bir öneme sahip bölgedeki tarımsal üretimin eskisinden daha iyi hale getirilmesine yönelik bütün destek ve planlama çalışmalarını titizlikle yürüttüklerini bildiren Yumaklı, şunları kaydetti:
“6 Şubat depremlerinden sonra da devlet millet el ele vererek birlik olduk, yaralarımızı birlikte sardık. Tarımsal üretimin kesintiye uğramaması için var gücümüzle çalıştık. Bakanlığımızın planlı üretim ve sözleşmeli üretim gibi yeni uygulamalarını inşallah bu illerimizde de hayata geçirerek bölgenin tarımsal üretimini daha da geliştirip ileriye taşıyacağız. Bu süreçte bölgemizin çiftçisi, üreticisi ve işletme sahipleriyle birlikte hareket edip birlikte yol alacağız. Rabb’imiz bizleri ve ülkemizi bu tür afetlerden her daim muhafaza etsin, bir daha böyle acı günler göstermesin.”
]]>Bu yıl tarımın geleceğini planlama adına çok önemli adımlar attıklarına işaret eden Yumaklı, yapılan düzenlemelerin iklim değişikliği başta olmak üzere dünyada tarımı etkileyen konulara yönelik yapılması gerekenler olduğunu söyledi.
Yumaklı, bu yılın en önemli konularından birinin üretim planlaması olduğuna dikkati çekerek, “Suyu merkeze alan ve birçok etkenin üretim planlaması altında değerlendirildiği bir süreç geçirdik. Kanun değişikliğiyle ‘yeni normaller’ dediğimiz hususları da dikkate alarak, bundan sonraki dönemde üretim planlaması yapacağımız süreci başlattık. Üretim planlamasının ana başlıklarından olan sözleşmeli tarımla alakalı da düzenlememizi yaptık” diye konuştu.
Çiftçi Kayıt Sistemi’ne ilişkin değişikliklere gidildiğini anımsatan Yumaklı, böylece yapılan üretimin sisteme kaydedilebileceğini bildirdi.
Yumaklı, tarım sayımı için süreci başlattıklarını ve 2026 sonuna kadar çalışmaların tamamlanmasını planladıklarını dile getirdi.
Bu yıl Ulusal Su Kurulu oluşturulduğunu hatırlatan Yumaklı, suyla ilgili ulusal bazda bir yönetim biçimi ortaya koyacaklarını kaydetti.
DEPREM BÖLGESİNDE HUMMALI ÇALIŞMA
Yumaklı, tarımsal desteklerin yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmaların da sonuna gelindiğini belirterek, “Bu yıl sonu itibarıyla yaklaşık 64 milyar liralık desteği çiftçilerimize vermiş olacağız” ifadesini kullandı.
Orman yangınlarına müdahale konusunda bu yılın başarılı geçtiğini vurgulayan Yumaklı, orman yangınlarıyla ilgili gelecek yıl yapılacak çalışmalara ilişkin sektörden bütün uzmanların katıldığı bir çalıştay düzenlediğini anlattı.
Yumaklı, 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden hemen sonra üreticilerinin ihtiyacını gidermek için çalışmaya başladıklarını anımsatarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Yaklaşık 16 bin ton yem bölgedeki üreticilerimize temin edildi. Hayvanların bakımı için çadırlar sağlandı. Mazot ve gübre destekleri deprem bölgesindeki üreticilerin hesaplarına nakit olarak yatırıldı. Bölgede hayvanlarını kaybedenlere 43 binin üzerinde küçükbaş hayvan, 550 bine yakın kanatlı hayvan ve 26 bine yakın arılı kovan teslim edildi. 5 bin 800’e yakın büyükbaş hayvan da verilmiş olacak. Bitkisel üretimde de il ve ilçe müdürlüklerimiz çalışmalara devam ediyorlar.”
“TARIMSAL DESTEKLERİN YÖNLENDİRİCİ OLMASI GEREKİYOR”
Yumaklı, tarım sektöründe gelecek yıl atmayı planladıkları adımlara dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“Bu yıl altyapısını oluşturmaya başladığımız üretim planlamasını 2024’te hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu konuda çok yoğun eğitim süreci devam ediyor. Geniş bir üretim yelpazesine sahip ülkede bu süreci başlatmak zor. Üretim planlamasında hububat ve yağlı tohumlar grubu bizim ana unsurlarımız olacak. Toplum için tüketim açısından çok özel öneme sahip olan ürünleri de üretim planlamasının içine katmayı düşünüyoruz.”
Yumaklı, desteklerin üretim planlamasının ayrılmaz parçası olduğunu belirterek, “Tarımsal desteklerin yönlendirici olması gerekiyor. Özellikle su ürünleri ve hayvansal üretimde desteklerle ilgili çalışmalar tamamlanmış durumda, bitkisel üretimde de sona gelindi. Yapılan düzenlemelerin uygulanmasıyla hem üreticiler hem de tüketiciler için faydalı bir süreç başlayacak. Gelecek yıl üreticilere yaklaşık 91 milyar liralık destek sağlanacak” dedi.
Bakan Yumaklı, orman yangınlarıyla mücadelenin aynı etkinlikte süreceğini ve yangınların çıkmamasını sağlamaya odaklanacaklarını bildirdi.
HAYVANSAL ÜRETİMDE “VERİMLİLİK VE KALİTE” VURGUSU
Yumaklı, Kent Tarımı Projesi’ni uygulamaya alacakları bilgisini vererek, organize tarım bölgeleri oluşturma konusunda ciddi çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Yapılan çalışmaların ülkenin ihracat için avantajlı konuma gelmesine yardımcı olacağını belirten Yumaklı, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve yatırımın olmazsa olmaz olduğunu söyledi. Yumaklı, hayvansal üretimde bu unsurları gözeten bir üretim yapısı oluşturmaya çalıştıklarına dikkati çekerek, “Hayvansal üretimde verimlilik ve kaliteye çok dikkat etmemiz gerekir, önümüzdeki dönemde bizim politikamız da bu yönde şekillenmiş olacak” ifadesini kullandı.
Türkiye’de hayvancılıkta verimlilik ve kaliteye şap hastalığının getirdiği zararlar olduğuna işaret eden Yumaklı, bu konuda aşılamaların devam ettiğini vurguladı.
Yumaklı, hayvan hareketleriyle hastalıkların taşınmaması için Hayvan Hareketleri Kontrol Merkezi kurduklarını belirterek, bu merkezlerin sayısının artıracaklarını dile getirdi.
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanda küpe uygulamasına yönelik yaptıkları çalışmalara dikkati çeken Yumaklı, “Yakında farklı bir uygulamayla küpeden kaynaklı hem kayıtlılıkla hem de hayvanların hareketleriyle ilgili sorunları da gidermiş olacağız” diye konuştu.
]]>