YUNUS Emre Enstitüsü tarafından ‘Cumhuriyet’in Kültürel Yüzü’ adlı uluslararası yaz okulu programı düzenleniyor. 14 gün sürecek olan bu programda ‘Litera-Türk’, ‘Kamera Arkası’, ‘Türk Sofrası’ ve ‘Türk Arkeolojisi’ temaları işlenecek. 18-29 Ağustos 2024 tarihleri arasında İstanbul başta olmak üzere Türkiye‘nin çeşitli şehirlerinde gerçekleştirilecek bu programlar, Türkiye‘nin 1923-2023 yılları arasında yaşadığı kültürel değişim ve dönüşümün uluslararası katılımcılara aktarılmasını hedefliyor.
İstanbul’da düzenlenecek olan Litera-Türk yaz okulu programı, Türk edebiyatının modern ve klasik eserlerini, yazarlarını ve bu eserlerin mekansal yansımalarını uluslararası katılımcılara tanıtmayı amaçlıyor. Yazar söyleşileri, şiir günleri, edebi ve kültürel mekan gezileri, yayınevi ve editör ziyaretleri gibi etkinliklerle, edebiyat yoluyla Türkiye ile yeni bağlar kurulması hedefleniyor. Kamera Arkası yaz okulu program ise Türk sinemasının tarihini tanıtmayı ve uluslararası katılımcıları Türk film ve dizi sektörünün önde gelen yönetmen ve senaristleriyle buluşturmayı amaçlıyor. İstanbul’da gerçekleştirilecek olan programda yönetmenler, oyuncular, senaristler ve yapımcılar tarafından verilecek seminerler, atölyeler, film gösterimleri ve set ziyaretleri yer alacak. Bu sayede sinema aracılığıyla Türkiye ve Türk kültürü ile etkileşim kurulması hedefleniyor.
Türk Sofrası programında, Türkiye’nin zengin mutfağını ve binlerce yıllık yemek kültürünü dünya çapında tanıtmayı hedefliyor. İstanbul, Ankara, Afyonkarahisar ve Balıkesir gibi şehirlerde gerçekleştirilecek bu programda, profesyonel şefler tarafından teorik ve pratik dersler verilecek. Ayrıca, gastronomi alanında seçkin isimlerle düzenlenecek buluşmalar ve atölyeler ile Türkiye’nin sofra kültürü dünya ile paylaşılacak. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde düzenlenecek olan Türk Arkeolojisi program ise, katılımcılara Anadolu’nun zengin kültürel mirasını yerinde keşfetme imkanı sunacak. Troya’dan Efes’e, Gordion’dan Göbeklitepe’ye kadar birçok antik kent ve ören yerini kapsayan bu programda, katılımcılar uzman rehberler eşliğinde Türkiye’nin arkeolojik hazinelerini tanıma fırsatı bulacak.
Yaz okulu programına, 32 farklı ülkeden toplam 61 kişinin katılması bekleniyor. Programların düzenleneceği şehirler arasında İstanbul, Ankara, İzmir, Çanakkale, Balıkesir, Afyonkarahisar, Gaziantep ve Şanlıurfa gibi önemli kültürel merkezler yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Daha sonra Vali Aksoy ve beraberindekiler, Yunus Emre Külliyesi imamı eşliğinde Yunus Emre’nin 3 kabrini ziyaret etti. İmam tarafından kabirler ve değiştirilme nedenleri hakkında kısa bilgiler verilirken, Yunus Emre’ye de dua edildi. Son olarak etkinlik alanına geçen protokol üyelerinden bazıları günün anlam ve önemine dair konuşmalarını yaptı.
“Yunus Emre’nin dizeleri, her bir kalbe dokunarak, insani değerlerin ve ahlaki erdemin vurgusunu yapar”
Yunus Emre’yi anma etkinliğinde kürsüye çıkan AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, “Türk düşünürü ve mutasavvıf şair Yunus Emre’yi anmak için bir araya geldiğimiz bu özel günde, onun “Sevelim, sevilelim” düsturunun yüzyıllardır toplumlar arası hoşgörü ve anlayışın sembolü olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Yunus Emre’nin dizeleri, her bir kalbe dokunarak, insani değerlerin ve ahlaki erdemin vurgusunu yapar. O, insanı merkeze alarak, farklılıklarımızla birlikte yaşamamız gerektiğini, karşılıklı saygı ve sevginin önemini göstermiştir. Şehrimiz de Yunus Emre’nin mirasını yaşatma konusunda önemli bir role sahiptir. Bu topraklar, onun felsefesinin ve değerlerinin korunup gelecek nesillere aktarılmasında örnek olacak nesiller yetiştirecektir. Bizler, bu mirası korumak ve onu anlamak için üzerimize düşen görevi büyük bir ciddiyetle yerine getirmeliyiz. Yunus Emre’nin felsefesi, bizi insan olmanın özüne, temel erdemlere geri döndürür. Yalan, fesat, kavga, mal mülk hırsı, kin tutmak, kendini beğenmişlik ve bencillik gibi erdemlere zıt davranışlarla mücadele etmemiz gerektiğini tekrar tekrar hatırlatır” ifadelerine yer verdi.

“YUNUS’A GÖRE, İNSANIN DÜNYAYA GELIŞ GAYESİNİ BİLMESİ İÇİN SEVMESİ VE DÜŞÜNMESİ GEREKİR”
Son olarak kürsüye çıkan ve Yunus Emre’den övgüyle bahseden Vali Aksoy şöyle konuştu;
“Yunus Emre, kavganın değil, barışın; kötülüğün değil, iyiliğin; ayrımcılığın değil, birliğin; hasedin değil hoşgörünün kaynağını insanın özünde bulur. Yunus’un insanlığa bakışı, eşref-i mahlûk olan insanla başlar. Yunus’ta insan, kendi içinde bir âlemdir. Onda, hiçbir varlıkta olmayan bir ruh vardır. Kâinatın sırrı ve dört kitabın manası, insanoğlunun içindedir. Yunus, şiirleriyle bu gerçeği ortaya koymuştur. Yunus Emre’yi yücelten, gönüllerimize taht kurmasını sağlayan ve unutulmazlar arasına koyan, O’ndaki insan sevgisidir. Yunus’a göre, insanın dünyaya geliş gayesini bilmesi için sevmesi ve düşünmesi gerekir. İnsan, nefsini terbiye etmeli ve yaratılmışı Yaradan’dan ötürü sevmelidir. Yaradan’a ulaşmanın yolu, “Benim bir karıncaya ulu nazarım vardır” bilinciyle cümle yaratılmışlara sevgi ve saygı duymaktan geçer. Bu çerçevede, dünyaya dava için değil, mana için, kavga için değil, sevgi için geldiğini, dostun evinin gönüller olduğunu ve gönül yapmak gerektiğini söylemektedir. Tanımak, tanışmak, sevmek, sevilmek ve işi kolay kılmak gerektiğini, dünyanın geçici olduğunu belirtir. Yunus, gönül insanı ve sevgi aşığıdır. Gönül yıkmayı büyük günah sayar. Gönül gözüyle görür, sevgi diliyle söyler, sevgi işitir. İnsanı insan yapan öz, yaratılışındaki sevgi cevheridir. Ona göre sevgi, var olmanın yegâne sebebidir. Sevgi ve birlik, insanın kazanabileceği en güzel ve en üstün vasıflardır. Bu bir anda olacak iş değildir. Zaman ve emek ister. Sevgi ve birlik, gönül terbiyesinden geçenlerin makamıdır. Yunus, bu özellikleri kazanabilmek için Tapduk Emre’nin dergâhında kırk senesini vermiştir. Yunus Emre, eserleri, sanatı ve hayatıyla Azerbaycan’dan Balkanlara, yüzyıllardan beri halkın dilinde olmuş, şöhret ve tesiri bugüne kadar ulaşmıştır. Orta Asya’da Ahmet Yesevi ve dervişlerinin hikmetleriyle başlayan dönemi, şiirleri ve ilahileriyle Anadolu’da devam ettirmiştir. Yunus Emre, 700 yıldır gönlümüzün tercümanı, sevgi medeniyetimizin dilidir. “İşitin Ey Yarenler” diye bizi sevgiye, bilgiye ve hakikate davet etmektedir.”

Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapılırken Eskişehir İl Müftüsü Bekir Gerek tarafından dua edildi. Programda son olarak Antakya Medeniyetler Korosu sahne aldı. Anma etkinliği halka Yunus Aşı dağıtılmasıyla sona erdi.
Programa Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Eskişehir İl Emniyet Müdürü Yaman Ağırlar, Eskişehir İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Erhan Demir, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve çok sayıda protokol üyesi ile vatandaşlar katıldı.
Türk İslam halk düşüncesinin en önemli yapı taşlarından Yunus Emre’nin 1307-1308’de yazdığı “Risaletü’n-Nushiyye” ile vefatının ardından sevenlerinin derlediği şiirlerinden oluşan “Divan” isimli iki önemli eseri bulunuyor.

Her müminin arzuladığı ilahi aşkı anlattığı şiirlerini halk diliyle yazan, “Sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz” dizelerinin sahibi, Anadolu irfanının sembolü Yunus Emre, her yıl mayıs ayının başında Eskişehir’de Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası’nda düzenlenen etkinliklerle anılıyor.
Vefatının 703. yılı dolayısıyla Mihalıççık ilçesine bağlı eski adı Sarıköy olan kırsal Yunusemre Mahallesi’ndeki türbesinde Valilik tarafından yarın gerçekleştirilecek törenle yad edilecek büyük Türk düşünürü anısına 12 Mayıs’a kadar çeşitli etkinlikler yapılacak.
– “DİNİ DÜŞÜNCEYİ HALKIN ANLAYACAĞI TÜRKÇE İLE ANLATIYOR”
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Öğretim Üyesi ve Yunus Emre Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kamil Sarıtaş, AA muhabirine, Yunus Emre’nin tasavvufun ilkelerini insanlığa anlatan bir Türk düşünürü olduğunu söyledi.
Yunus’un yaşadığı dönemde meselelerin divan edebiyatı ve benzeri edebiyat dilleriyle anlatıldığını belirten Sarıtaş, “O dönemde belki de ilk defa Yunus Emre anlatmak istediği dini düşünceyi halkın anlayacağı Türkçe ile anlatıyor. Böylece insanlar yalın bir dille rahatlıkla okuduklarında veya dinlediklerinde İslam’ın güzelliklerini anlayıp hayatlarına uygulayabiliyorlar.” dedi.

Sarıtaş, o dönem insanların Yunus Emre’nin arı, duru anlatım tarzından çok etkilendiğini vurguladı.
Allah’ın dizelerle ancak onun yazdığı kadar güzel anlatılabileceğini ifade eden Sarıtaş, “İslam’ın ahlaki ilkelerini Risaletü’n-Nushiyye adlı eserinde çok güzel bir şekilde anlatıyor. Genel anlamda İslam’ı karşıdaki halkın anlayacağı dille en güzel şekilde anlatmış olması en büyük özelliklerinden biridir. Divan adlı eseriyle insanın gönlünü beslerken, Risaletü’n-Nushiyye ile ahlaki öğütleri anlatıyor. Diğer taraftan da insanın zihnini inşa etmeye çalışıyor.” diye konuştu.

– “YUNUS EMRE İNSANİ MERKEZE KOYUYOR”
Sarıtaş, Yunus Emre’nin herkesle barışık, iyi geçinen, ahlaklı, vatansever bir insan profili ortaya koyduğunu dile getirdi.
Moğol akınları ve Haçlı seferlerinin yaşandığı dönemde öğütleriyle Anadolu insanının umudunu diri tutan Yunus’un, din, dil, ırk, mezhep ayırt etmeden bütün insanların gönlünde ahlaki güzellikleri anlatan rol model bir insan haline geldiğini belirten Sarıtaş, şunları kaydetti:
“Bütün gönüllere sevgiyi, insanı, saygıyı, samimiyeti merkeze alarak anlatmış olması da aslında Yunus Emre’yi çok önemli bir düşünür haline getiriyor. Yunus Emre’nin, Avrupa’da veya başka yerlerde çok satan eserlerin yerini tutabilecek bir güzelliğe sahip eserleri var. Sevgiyi, saygıyı, samimiyeti, ahlaklı olmayı, Allah’ı sevmeyi, Yaradan’dan dolayı bütün yaratılmışları sevmeyi ön plana çıkarması dolayısıyla, her insan Yunus Emre’de kendini buluyor. Kendimizi bildiğimizde zaten her şey halloluyor. Mesela bugün bu kadar savaş ve benzeri sıkıntılar var. Yunus Emre’yi bildiğimizde sanki zihnimize şöyle bir şey oluyor: ‘Yunus Emre olsaydık bunların sanki çoğu olmazdı.’ Çünkü o bize daha çok paylaşmayı, bir olmayı, beraber olmayı, dünyanın faniliğini, kısalığını bir müddet sonra gelip geçeceğini anlatıyor. Yunus Emre’nin öğütlerini tuttuğumuzda aslında hepimiz birbirimizle kardeş olduğumuzu hatırlıyoruz. Buna göre daha mutlu, huzurlu, umut dolu yarınlara bakacağız. Yunus Emre insanı merkeze koyuyor.”
Prof. Dr. Sarıtaş, Yunus Emre’nin insanlığın vefa borcu hissettiği Türk düşünürlerinden biri olduğunu sözlerine ekledi.